79 Yorum

Serbest kıyafetmiş, formaymış

Yepyeni bir gündemle, bomba gibi, zıpkın gibi karşınızdayız sayın seyirciler!

Türkiye, dünden beri okullarda kıyafetin serbest bırakılmasını konuşuyor. Sosyal medya, #SerbestKiyafet hashtag’i altında atılan tweet’lerle sallanıyor!

(Nasıl? Yeterince sansasyonel bir giriş oldu mu? Cüneyt Özdemir’in tahtına oynayabilir miyim?)

Neyse… Konumuza gelelim. Nasıl bir sabah uyandık ve bir de baktık ki -yine bir sabah uyanıp bir de baktığımızda 8 yıllık kesintisiz eğitim olmuş olan- Türk eğitim sistemi 4+4+4’e dönüştürülmüştü ise, işte dün sabah da bir uyandık ki bir de ne görelim? Okullarda tek tip kıyafetler kalkmış. Serbest kıyafet getirilmiş. Artık isteyen istediğini giyecekmiş. Ya da onun gibi bir şey.

Gazeteler bu haberi “Okullarda serbest kıyafet! Artık türban serbest!” diye duyurdu. Ne yalan söyleyeyim, her ne kadar memlekette birçok şeyin din ekseninde yürütülmesini endişe verici bulsam da, “serbest kıyafet”i duyunca ilk aklıma gelen türban olmadı. Hayır, “diz üstünde etek giyilmeyecek, tayt yasak” kelimeleri de beni bazılarını endişelendirdiği kadar endişelendirmedi. Serbest kıyafetin kalktığını duyduğumda aklıma ilk gelen, okulların açıldığı hafta Deniz’e forma alırken karşılaştığım bir kadın oldu.

Ben bu alışverişi yaparken (ki verdiğim paraya da oldukça şaşırdığımı söylemeden geçemeyeceğim; devlet okuluna giden bir çocuğun pantolununa 30 TL vermek zorunda olmak bana ilginç gelmişti) bir kadın vardı yanımda. Oğluyla beraber. Onun da oğlu birinci sınıfa başlıyormuş. Sohbet ediyorduk alışveriş sırasında. Gündelikçiymiş bu kadın. Temizliğe gidiyormuş bu civardaki evlere. Hatta “Varsa temizlikçi arayan arkadaşın, bana da haber verir misin?” dediydi. Patronu Marmaris’te tatildeymiş o sıralar, boş durmak istemiyormuş. Neyse, ben tezgahtara ikişer pantolon ve tişört alacağımı söyledim. Bu kadıncağız, ben hiçbir şey sormamış olmama rağmen, özür diler bir tavırla “Ben bir tane alacağım şimdi… Ay sonunda maaşımı alınca alırım yedeğini. Aslında bizim bey gelse, bana sormadan kaç tane alır ya, neyse…” dedi.

Rahatsız oldum ben. Benim çocuğumla aynı yaşta, aynı okulda okuyacak olan bir başka çocuğun annesi o formayı almakta zorlanırken ben iki tane alıyor, alabiliyor olmaktan rahatsız oldum. Ama yapabileceğim bir şey yoktu.

Şimdi, olayı forma tartışmasına bağlayacak olursak: Burada forma denilen şeyin bu kadar pahalı olması eleştirilmeli. Ancak bu noktada forma, çocukları eşitleyen bir işlev görüyor — bence. Benim çocuğum da, onun çocuğu da, bir başkasının çocuğu da kendi standartlarını geride bırakarak, okulun kalıplarına giriyorlar.

Bu iyi bir şey mi? Siyah önlükle başladığı, gri formayla ve sonra da ekose etekle devam ettiği eğitim hayatı boyunca forma uygulamasından nefret eden, fakat anne olunca fikir değiştiren biri olarak iki farklı uzmana sordum. Şöyle dediler:

Uzm. Psikolog Pınar Mermer:

Tabii ki çocukların tek tip giyinmelerindense kendilerini ifade edebilecekleri,özellikle rahat edebilecekleri kıyafetler giymeleri sağlıklı gelişim açısından önemli.

Ancak biz o kadar gelişmiş bir ülke değiliz. Birçok insan haftada bir gün yıkanabiliyor elektrik ve su parasını zor ödedikleri için.

Şimdi her gün yeni kıyafet giydirmek gerekecek çünkü çocuklar koşup oynuyor terliyor. Bunun yıkaması var bir de. Okul kıyafetini abiden kardeşe geçirenler var. Çocukların ayakkabısı montu olmayan fakir bir ülkeyiz. Eğer bir çocuğun yıllık kıyafet masrafını devlet karşılayacaksa neden olmasın.

Bir de diğer uç var. Çocuklar da velileri gibi kendi aralarında müthiş bir yarışa girmiş durumdalar. Kim en pahalı en markalı giyinecek diye.

Özellikle ergenler bence zor durumdalar. Bence okullarda bir ders olmalı. “Nasıl cool olunur ?” gibi! Başkasına saygı duyarak, onu görünüşüyle değerlendirmeyerek, ne giydiğindense ne düşündüğünü, neler başardığını umursayarak” gibi değerler hem evde hem okulda öğretilmeli.

Uzman Pedagog Mehmet Teber:

Okullarda tek tip kıyafet askeri eğitim tarzının aslında okula yansıması, tek tip asker-vatandaş yetiştirme niyetinin bir sonucu. Bu nedenle 19 yy’da okullar birer kışla gibi hizmet etmeye başladı. Öncesinde kıyafetler serbestti. Rahat-hazır ol komutları, tek sıra kol uzatma düzeni, okul andı, tek tip kıyafet, okul traşı, okul bandosu, beden dersinde verilen kıt’a dur, sola dön, sağa dön çalışmaları hep askeri eğitim sisteminin yansıması. Bu eğitim tarzı ile devletin hedeflediği, aynı düşünen, farklı düşünmeyen, radikal davranmayan, sisteme karşı çıkmayan ve dahası itaat eden bireyler yetiştirmek. Bir sabah bir okul bahçesine ve aynı anda askeri bir birliğe giderseniz o kadar çok benzerlik görürsünüz ki? Bu nedenle ben tek tip kıyafete şiddetle karşıyım.

Kıyafeti değiştirmesi tek tip düşüncenin önüne geçmek için yeterli değildir ancak gereklidir. Askere gittiğimde asker traşı (okul traşı) olup üniforma (okul forması) giydiğimde ben artık Mehmet Teber değil askerdim. Komutan bu kıyafetler içinde bana bağırabilirdi. Herkesle aynıydım. Sanki kendime yabancılaşmıştım. Komutanın da beni ezmesi kolaylaşmıştı. Aynı durum okulda geçerli.

Hem ben bir babayım, devlet benim çocuğumun saçının nasıl olması gerektiğine neden kendisi karar veriyor? Ben değil miyim babası? Ben neden karar veremiyorum? Bu devletin çocuğu sahiplenmesi demektir. Aileler kendi çocukları üzerinde bile tasarrufta bulunamıyor. Bırakın çocukları, devlet, memurları, öğretmenleri bile hizaya sokmaya çalışıyor. Koca yetişkinlere nasıl giyineceğini dikte ediyor. Farklılıkların yansıması kime zarar verir ki?

dediler uzmanlar.

Serbest kıyafet tartışması ortaya çıktığından beri (son 24 saatte) herkes artısını, eksisini tartışıyor. Mehmet Teber onları böyle özetlemiş:

Karşıt Argümanlar

1) Tek tip kıyafet kalkarsa, o zaman fakir çocuklar ne olacak? Kıyafet varken de insanların statüsü bir şekilde belli oluyor. Ayakkabı, kalem, silgi, harçlık, beslenme, etiket, kalemtraş öğrencinin statüsünü belli ediyor zaten. Bir öğrenci her gün kantine gidip 5-10 lira harcıyor diğeri ise haftada 1 lira. Birinin 3 ayakkabısı var diğerinin 1. Sahip olunan telefon gibi aletlere ise hiç değinmiyorum. Dolayısı ile kıyafetle durumu kurtarmak mümkün değil. O nedenle bu savı gereksiz buluyorum. Çocuklar kendileri arasındaki bu farkı sorun yapmazlar diye düşünüyorum. Kendinin bisikleti yoktur, arkadaşınınkini ödünç alır bir tur atar ama eziklik yaşamaz. Top oynamak için topu olan arkadaşını bekler ama ona olumsuz duygular beslemez. Çocuklar bizler gibi kıyafetlere takılmazlar. Kıyafetin değeri önemsizdir çocuk için. İçinde rahat edemediği kıyafet tonlarca para olsa kime ne? Oyun varsa, arkadaş varsa gerisi teferruattır. Sünnet elbisesi ile bile çamurlara yatılır.

2) Tamam fakir çocuklar, diğer aksesuarlarla görünüyor ama kıyafet serbestliği ile daha görünür olacak. Olsun. Neden onu gizleyelim ki? Doğal olan bu değil mi? Sokakta fakir de olur, zengin de. Kiminin arabası vardır kiminin yok. Kıyafetle sahte bir eşitlik yapmanın faydası ne olabilir. Çocuk babasını zorlar, arkadaşlarınınkinden isteyebilirmiş. İstesin. Doğal olan bu. Babası açıklamasını yapar, çocuk da ya dinler ya dinlemez. Farklı statüleri bir araya getirmekten kaçınmamak gerek. Kaynaşmak için bu gerekli bence. Şimdi büyükşehirler herkes kendi statüsüne göre bir konut bölgesine geçiyor. Herkes gelirine göre farklı bölgelerde yaşıyor. Bu tehlikeli işte. Kıyafetle farkı kapatmaya çalışmak doğru olmaz diye düşünüyorum.

3) Kıyafet serbest olunca marka tutkusu tavan yapar. Yapabilir. Yapsın ve biz de bu durum için önlem alalım. Kıyafetle bunu engellemeye çalışmak sorunu çözmek değil üstünü örtmektir. Bu sorun zaten var ve gizlemeye gerek yok. Belki iyice ortaya çıkınca bu konu üzerine daha çok düşünürüz.

4) Fakir çocukların sadece forması var, tek temiz kıyafet olarak. İyi o zaman pahalı okul forması yerine, çocuğun iki tane normal kıyafeti olur. Onları giyer temiz temiz.

Burada bence kaygı yaşayacak bir kesim anneler. Çocuk için ne giydiği önemli değil. Umursamaz çocuk. Ancak annelerin “Bugün ne giydirsem” kaygısı yoğun olabilir. Anneler bu konuda rahat olursa çocuklar da olur. Aynı zamanda yetişkin bakış açısı ve duyguları ile çocuklara bakıyoruz. Merhametimiz, yetişkin bakış açımızla çocuğun eziklik yaşayacağını düşünüyoruz. Ancak kısa bir gözlem, kendi çocukluğumuzu düşünmek, bu tarz sosyal farkları çocukların sorun yapmadığını gösterecektir.

Ergenler kıyafet konusunu sorun yapabilir. Ancak onlar artık cezai ehliyete sahip. Bırakalım da sorun yapsın, sorumluluk alsın.

Bu konuda en fazla es geçilen konu ise, çocuklara danışmak. Devlet yine ben en iyiyi bilirim havasında. Çocuklar hakkında karar alıyor. Onlara sormuyor. Çocuklara soralım bakalım onlar ne istiyor?
Ergenlere de sorup bir anket yapalım isterseniz. “Ama onlar küçük kendileri için neyin iyi neyin kötü olduğunu bilemezler” diyorsak, o zaman yolun başındayız demektir bence…

Ben çocuklara sordum aslında. Yani, bizim evdeki bu konunun muhattabı olan çocuğa. Dün akşam, “Forma giymeyi seviyor musun?” diye sordum Deniz’e. “Evet” dedi. “Kendi kıyafetinle gitmek ister miydin?” diye sordum, ona da “evet” dedi. Kısacası, kendi hanemizde pek bir yere varamadık biz. Ama demokratik bir yoklama oldu mu? Oldu. Ben yaptım, oldu. Tıpkı memleketin ileri gelenlerinin yaptığı gibi.

Dediğim gibi, bütün bu serbest kıyafet-forma tartışması beni en çok gelir dağılımındaki eşitsizliği düşünmeye zorladı. Yakın zamanda yaşadığım bir olayla bunu anlatmaya çalışacağım. Bir başka yazıda…

79 yorum

  1. Yine yazınızla fark yarattınız. Tebrik ederim. Çocukların marka tutkunu olacağı söylenmiş ya ben bunun aileden kaynaklandığını düşünüyorum. Sonuçta çocuklar marka bilinciyle doğmuyorlar. Ebeveynlerin davranışları çocuğunun tutum ve davranışlarının gelişiminde büyük rol oynuyor. Şimdiden her gün nasıl farklı kıyafet giydireceğim diye düşünen yine biz ebeveynleriz. sanki forma varken her gün gün giyebileceğimiz bel formamız vardı.
    …ve burdan öğretmenlere özellikle okul öncesi öğretmenlere sesleniyorum . Lütfen sabah çocukları karşılarken lütfen onun kıyafetini beğendiğinizi ,çok yakıştığını söyleyerek karşılamayın. Özellikle kız çocuklarında daha 3-4 yaşında değişik kıyafet giyme , kendini beğendirme sorunu başlıyor. Ben bunu bir yıl boyunca çok iyi gözlemledim. Maalesef ülkemizde kıyafet sorunu ilk okuldan değil daha doğduğu andan başlıyor.

  2. Ben forma düzenine devam edilmesini doğru buluyorum.Hatta formaların ücretlerinin de devlet tarafından karşılanmasını istiyorum.Çalışıyorum vergimi şırakks diye ödüyorum.Beklentilerimin de karşılanmasını istemek bu devletin vatandaşı olarak en büyük hakkımız

  3. Annelerin ne giydiricem derdini unutmayan Mehmet Bey güzel yazmış, ufkumu açtı, sağol Elif’cim.

    Benimkinin ilkokuluna daha çok var, o zamana bu sistem kaç kere değişir belki. Gerçi daha 3 yaşına bile varmamış bıdılığımın kıyafet seçimi bezdirebiliyor. Kreşi geçtim haspam gece yatacağı pijamayı bile beğenmeyebiliyor.)

    Paylaşıyorum bu yazını, tekrar teşekkürler.

  4. ben çocuk giydiğini umursamaz anne rahat olursa çocukta olur… fikrine katılmıyorum.şimdiki çocuklar ne giyeceklerine kendileri kara veriyolar.eskidenmiş o anne alırsa çocuk onu giyer.2 yaşındaki oğlum bile sabah kreşe giderken ayakkabı seçiyor. çok anne biliyorum kız çocuklarını giydirirken ben onu giymem bunu giymem pembe elbisemi giycem (örneğin) lafı ile karşılaşıyor.ben şahsen rahat olamam çocuğum kimseye özenmesin diye çalışıyorum ama yetiştiremiyorum.onuda alıyım bunuda alıyım nereye kadar.fakir zengin ayrımı azalsın diye o önlük o forma.pahalı olabilir doğrudur oda çıkarcı insanlar yüzünden ama o kyafeti 1 yıl giyiyor.mümkün değil asgari ücretle ev gecindirmeye çalışan baba çocuğunu bu sisteme göre okutamaz zaten o çocukta okula gitmek istememeye başlar.olan ailelere oluyor.

  5. Değindiğiniz konuların herbiri birbirinden önemli ancak ben özellikle marka takıntısı ile ilgili bişey paylaşmak istedim.Marka takıntısının öncelikle ailede başladığını düşüyorum ben de.Oğlum 4 yaşında kreşe gidiyor ve kıyafetlerinin hiçbirisinin markasını bilmez.sadece renkleri onu ilgilendirir.bir de rahat olup omadığı.Ancak okul başladığında katıldığım bir veli toplantısında velilerden birisinin söylediği sözler beni dehşete düşürdü.Çocuğunun eve gidince annesine ilk anlattığı şey arkadaşlarının o gün hangi marka ayakkabı ya da tişört giydiğini markalarıyla söylemek oluyormuş.Anne de büyük bi gururla anlatıyordu bunu marifetmiş gibi.Böyle yetiştirilen bir çocuk ilerde nasıl olur tahmin edersiniz.Çocuklarımıza önceliklerini öğretmeyi başarırsak kıyafet serbestliğinin artılarının çok daha fazla olduğuna inanıyorum.

  6. Ben sayın Teber’e katılmıyorum,şu sebeple; “Çocuklar bizler gibi kıyafetlere takılmazlar” demiş ya…Bu noktada kesinlikle katılmıyorum.

    Şu anımı anlatırsam fikirlerimi açıkça ifade etmiş olacağım:İlk okulda çok konuşan bir öğrenci olduğum için dönem boyunca hep Halime adlı arkadaşımın yanında otururdum.Halime bizim civarlarda bir apartmanda,apartman görevlisi olan bir ailenin kızıydı,sessiz sakin,içe dönük ama gerektiğinde kendini güzel ifade eden bir kızdı.Yalnız “gerektiğinde”.Bu sebepten derste benim gibi gereksiz yere konuşmadığından benimle oturmaya mahkum olmuştu.Bende onun cevap vermemesinden usanarak derste susan bir öğrendi olmuştum.

    Hiçbir zaman eşyalarımı,tokalarımı vs. annem seçmedi hep kendim beğenirdim,istediğimi alan bir ailede yetiştim ama yeri gelince “Hayır bunu alamayız,paramız yok yada gereksiz olur almak.” gibi bir çok defans cümelesi neticesinde isteklerimin geri çevrildiğide oldu.Yani markalı giyindiysem yada pazardan giyindiysemde, annem seçmedi ,süslemedi ,gösteriş için bir şey yapılmadı.Yine sayın Teber’in dediği gibi değilde ben ne giydiğimi önemserdim ve bunu ailemin seçimine bırakmazdım ,onlarda bana saygı duyardı.

    Bir gün Halime arkadaşım öğretmenimize gidip “Öğretmenim Merve çok güzel kalemler kullanıyor,ayakkabıları benim istediğimden,hep değişik çantalar takıyor,çantalı pastel boyası var,bunları benim ailem alamıyor söylesenizde onları kullanmasa ben çok üzülüyorum.” demiş.

    Demem o ki sevgili Elif,bir çocuk bence ne giydiğine dikkat eder,belki sosyoekonomik kültürü düzeyinde kimi 5 t lik bluz giyer kimi 500 tl lik ama neticede bir çocuk ne giydiğine dikkat eder,bir başkasına gıpta eder,içerler,imrenir vs vs..

    Hatta beslenmesinde gördüğü bir şeyi bile canı çekebilir ve belki alamıyordur.Bence forma gereklidir.Çünkü detaylarda belki çocuk fazla etkilenmez ama giyeceği düzgün bir bluzu yoksa kotu yırtıksa vs sırf bundan utandığı için okula gitmek istemeyebilir yada derse adapte olamayabilir..

    Bence forma olmalı,düzen için ve eşitlik için olmalı.Okul değildir insanların statülerininin farklılıklarını kabul edilmesi gereken yer.

    Orda herkes en genel anlamda eşit olmalı ve sadece eğitime kanalize olmalı..

    Sevgiler

    • ben de hiç katılmıyorum Mehmet Bey’e..
      öyle sanıyorum ki; Mehmet Bey, 5-6 yaş çocuklarını düşünerek yazmış yazısını ama durum ergen çocuklar için çok ürkütücü bence..
      kendim 15 yaşında dershaneye gittiğimde öğrendim markanın ne demek olduğunu ve zengin arkadaşlarım tarafından dışlanmak istendim.

      kesinlikle forma olmalı, Türkiye şartlarında ŞART!

    • cok haklısınız ben herşeyim tam olmasına rağmen arkadaşlarımın beslenme çantalarına sadece benimkinden farklı diye özenirdim, komşunun tavuğunu kaz görme olayı çocukken hat safhada oluyor bence..

  7. kesinlikle annenin yönlendirmesiyle olmuyor maalesef:( onlar gözünü dopduğunda acıyor kanımca:) 2 senedir anaokuluna giden kızıma eşortman giymesi için savaş verirken , kendisi en süslüsünden en renklisinden kıyafetleri kendisi kombinliyor.kaldı ki topuklu ayakkabı düğün dernekte giyen kot-gömlek takılan bir anne olmama rağmen onların algıları cok kuvvetli..içsel yaşadıkları keyif ve karakter de bütünleşince eğitim öğretimden çok kılık kıyafet eğitimine döner bizde ilkokul.Atatürk ten uzak displinden uzak nasıl bir eğitim öğretim bu???? lalleyli lalulalda lamburleyli laplup….olma yolunda gidiyoruz hadi hayırlısı!!!!!!!!!
    BEN KARŞIYIM SERBEST KIYAFETE

  8. Ben forma taraftarıyım ve sebeblerim çok bence!
    Ayrıca dün bütün gün bu konuyla meşgul olurken hep çocuklarımın fikrlerini merak ettim.Okuldan gelmelerini sabırsızlıkla bekledim ve ikisine de ayrı ayrı söyledim k,i birbirlerinden etkilenmesinler diye.Neler mi dediler , çok şaşırdım doğrusu. Yorumlarını blogda yayınladım .

  9. Mehmet Teber’in görüşlerinin çoğuna malesef katılmıyorum, çocuklarda ne giydiğini önemseme nasıl yokmuş acaba, 16 aylık oğlum kıyafetini giyip aynanın karşısına geçip şööyle bir süzüyor kendini baştan sona inceliyor, bikaç ay sonra beğendim beğenmedim konuları başlayacak, eminim.. insanların giyebileceği çocuklarına giydirebileceği 2.kıyafetleri yok, marka takıntısına kadar bile baya bi yol var yani.. ben 2 tl dergi parası veremeyen çocuklar biliyorum.. sıcak koltuklarımızda kahvelerimizi yudumlarken yaptığımız yorumlar biraz rehavete kapılıyor zannımca…

  10. ne yazık ki daha okul öncesi dönemde bile giysiler kişiye bir statü kazandırıyor. Özellikle markacılığın iyice şişirildiği,gelir uçurumun pik yaptığı bu dönemde ,bırakın fakir aileleri, orta gelir düzeyine sahip ailelerin çocukları bile ezilecek.İçten içe bir yarışa girecekler. Nedensiz ve anlamsız yere bunalıma bile girebilecekler. Formalı dönemde bile kemer,ayakkabı,toka vb. aksesuarlarla birbirlerine fark atmaya çalışan çocuklar, ne yazık ki gelen bu yeni düzenle daha da yıpranacaklar. Fikrim bu ve forma olmalı diyorum.
    İsmi lazım değil; özel bir kreşte aileler çocuklarına oyuncak günü için Iphone’lar,IPad ler verirken,kıyafet serbestliğinde neler olur kimbilir?

  11. Mehmet Teber’in soyledikleri beni biraz rahatsiz etti.”Çocuk babasını zorlar, arkadaşlarınınkinden isteyebilirmiş. İstesin. Doğal olan bu. Babası açıklamasını yapar, çocuk da ya dinler ya dinlemez” demis. Olay bu kadar basit degil.Evet kiyafet olcut olmamali, evet bunu cocuklarimiza da soylemeliyiz. Ama cocuklarin ev disinda olcut aldigi bir cok sosyal ortam var. Zaten belli bir yastan sonra anne ve babanin degil arkadaslarinin yada disarida ornek aldigi begendigi abi ve ablalarin sozleri davranislarini benimsiyorlar. Nasil Elif Hanim kucukken formaya karsiymis ama anne olunca fikri degismisse cocuklara sormaninda cok dogru olacagini dusunmuyorum.bu konuda yine uzman gorusune katilmiyorum.Ayrica Elif Hanimi takip ettigim kadar Esra Sert’i de takip etmeye calisiyorum.Esra hanim kizi Ladin in kokoslugundan bahseder hep.Ben boyle degilim kime cekti acaba dedigini kac kere okudum bilmem.Yanlis soylemek istemedigimden yasini tam veremeyecegim ama daha cok kucuk. Demem o ki anne babanin elinde olmadan cocuklar ya okulda ya kreste yada parkta goruyorlar duyuyorlar ve ogreniyorlar. Bu cocuklari ozgur kilmaz, siddetin fiziksel olanina neden olur mu bilmiyorum ama psikolojik siddet yaratacagi kesin. Ozellikle orta gelirli ailelerde.Bu arada evli degilim ve cocugum yok ama bazi seyleri anlamak icin yasamak tecrube etmek yeterli diye dusunuyorum.

    • ayrıca dinlemediğinde çocukla aile arasında yaşanacak gerilimi kim çözecek

      • Demek istedigim sudur ki aile icinde kilik kiyafetin onemsiz oldugu ogretilsin demek anne ve babalara haksizlik bence. Tabi ki anne babalar bunun bilincini vermeye calisir ama kacimizin cocugu istedigimiz herseyi sunger gibi emip uyguluyor sorarim size. Aileler ne olursa olsun evlatlarinin yanindadir, onlara en iyiyi en dogruyu ogretmeye calisirlar.Yani yine anne-baba ve cocuk cozer gerilimi ama bu herseyin dort dortluk cozulebilecegi anlamina gelmiyor.

        • aynı şeyi söylemek istiyoruz sanırım, elbette bizler çocuklarımıza öğretmeye çalışıyoruz markanın önemsizliğini ama ne kadar başarabiliyoruz, ayrıca ergenlerin en önemli öğrenme aracı arkadaşlarıdır, anne-babadan çok arkadaşın fikri önemlidri, ve arkadaşı marka giyince marka giymek ister, alamayınca çocuk üzülür anne-baba üzülür ve evde gerilim olur. peki bu gerilimi kim çözecek bunu soruyorum. beş yaşındaki kızım bu ayakkabı kıyafetlerimle uymuyor bana yeni ayakkabı almıyorsunuz diye ağladı sabah, ki ayakkabısı yeni.

          • evet sanki anne baba disinda etkilendikleri sosyal bir cevre yok gibi algilaniyor.5 yasindaki kiziniz acaba sizden mi gordu de sabah agladi yada sizin her kiyafetinize ayri ayakkabiniz mi varda sizi ornek aliyor! evlatlari icin en iyisini isteyen, evlatlari icin ugrasan anne babayi nasil hissettirir bu aglamalar, kendilerini yetersiz hissetmezler mi? 25 yasinda bekar ve cocuksuz biri olarak bunu gormenin zor olmadigini sizlere soyleyebilirim.

    • ama psikolojik siddet yaratacagi kesin……….

      PSIKOLOJISI BOZULMUS COCUKLAR VE VELILER YARATIP KENDINE IS, MUSTERI YARATACAK BIR UYANIK ESNAF GOZUYLE BAKIYORUM. ALLAH BILIR COCUK GIYIMI UZERINE, TEKSTILCI BIR YAKINI FALAN DA VARDIR.

  12. Cok etrafli ve aydinlatici bir yazi olmus. Tesekkur ederim.

  13. Arca geçen yıl daha 3 yaşında iken kankası salopet giyiyor diye salopet giymek isterdi. Yani bence takılıyorlar kıyafete:)
    Bunu geçelim…Açıkçası kendim için bir endişem yok, aileden verilen bir eğitimdir, herkes çocuğunu bilinçlendirsin. Özgürlük keşke üzerimize giydiğimizle bitseydi.
    Formaların altındaki ayakkabı markalarıyla baş edemiyorsun sonuçta, özel okulda da okusan her ailenin farklı gelir düzeyleri var. Ben işin maddiyat kısmında da değilim.
    Benim derdim büyük resim! “Ben yaptım oldu”culuk! Kimseye sormadan yapılanlardan rahatsızım, bu ülkenin sivil toplum örgütleri ana babaları çok affedersin armut mu topluyor? taytmış, içini gösteren bilmem neymiş, etek boyuymuş… Madem evlatlarımız kendilerini özgür ifade edecek totosunda etekle ifade etsin, olma mı? ay dur ben çok gerilmişim burayı germeyeyim gideyim kendi çöpllüğümde öteyim.
    gündeme bastığın parmağına sağlık:)
    sevgiler

  14. Mehmet Bey’in yaklaşımlarını pek doğru bulmadım ben. fazla sert ve duygusuz açıklamalar yapmış sanki. erkek olmasının da etkisi var mı acaba? diye de sormadım değil kendi kendime. Pınar Hanım’ın açıklamaları daha bir içime sindi sanki.
    tamam forma hoş bir şey değil. kimse herkesle aynı tip giyinmek istemez. hele hele bazı okullarımızda(genelleme yapmayalım) forma olarak giydirilen kıyafetlerdeki renklerin uyumsuzluğu, modellerin basitliği insanın hiç hoşuna gitmiyor. ama adı üstünde “okul forması” yani. okula giderken giyecekler, her çocuk giysi bakımından birbirinin aynı seviyede olacak. askerlikle ne alakası var bunun anlamadım. hazır ol’da beklemek, kıt’a dur vs. askerlikle ilgili bulunabilir ama forma mevzusu farklı biraz bence.
    “çocuklar bunları kafaya takmaz, biz kendimiz büyütüyoruz” yorumuna da katılmıyorum. öyle içli, öyle duygulu çocuklar var ki arkadaşının bir bakışından, bir cümlesinden koskocaman mutsuzluklar yaratabilir. kendimden biliyorum başkaca bir örneğe de ihtiyaç duymuyorum. çok yoksul bir ailede büyümediğim halde, tek bir gün delik bir çorapla okula gitmiştim de aksi gibi ayakkabımı çıkartmam gerekmişti o gün, nasıl utandığımı yerin dibine girdiğimi hala hatırlarım dün gibi. halbuki ne var utanacak, şimdi çorabım kaçsa utanıyor muyum sanki?
    kısacası ben sevmedim bu gelişmeyi de… henüz hazır değiliz biz buna. yazık olmasın yavrularımıza…

  15. Ben kesinlikle Mehmet Teber’e katılıyorum. Çocuklar fakirliğin utanılacak, zenginliğin övünülecek bir şey olmadığını ailede öğrenmesi gerekiyor. Anneler endişelerini çocuklarına yansıtmaktan vazgeçmeli sorun çocukların gelir eşitsizliği yüzünden kendini kötü hissetmesinde değil annelerin kötü hissetmesinde bence. Şimdi benim oğlum 2 senedir anaokuluna gidiyor aynı durum orda başlıyor serbest kıyafetle gidiyor asla sorun yaşamıyor çünkü onun için kıyafet önemli değil arkadaşları önemli oynadığı oyunlar önemli. Benim etrafımda bir sürü “ay benim kızım bir giydiğini bir giymek istemiyor sabahları saatlerce kıyafet seçiyor

  16. Cok güzel bir yazi olmus Elif, iki taraftan görmeye calismissin durumu her zamanki gibi. Mehmet Beye bazi noktalarda katilmiyorum. Temiz bir formanin, ailesinin ekonomik durumu iyi olmayan cocukla iyi olani esitleyen bir kurtariciligi var, ve cocugun hisleri icin bu önemli. Sacti, formanin üstüne giydigi seylerdi vs., o konularda askeri bir düzen olmasina gerek yok, ifade özgürlügü olsun cocugun. Bazi anilarim depresti. Ortaokulda bazen serbest kiyafet günleri olurdu, ve orta gelirli bir aileden gelip, özel okulda okuyan, ve hic bir marka tutkusuyla büyütülmemis, bir ögretmen cocugu olarak ben stres olurdum o günlerde (aslinda ayni okula gittik seninle, ben lisede ayrildim). Sonucta cogunluk zengin tabakandandi ve benim icin yemin ederim iskenceydi o günler. Düsününce ben tiki-miki, kilik kiyafete gercekten cok da önem vermeyen bir cocuktum, buna ragmen kasardi beni bu durum.

  17. 28 Kasım 2012, 11:05

    Ben kesinlikle Mehmet Teber’e katılıyorum. Çocuklar fakirliğin utanılacak, zenginliğin övünülecek bir şey olmadığını ailede öğrenmesi gerekiyor. Anneler endişelerini çocuklarına yansıtmaktan vazgeçmeli sorun çocukların gelir eşitsizliği yüzünden kendini kötü hissetmesinde değil annelerin kötü hissetmesinde bence. Şimdi benim oğlum 2 senedir anaokuluna gidiyor aynı durum orda başlıyor serbest kıyafetle gidiyor asla sorun yaşamıyor çünkü onun için kıyafet önemli değil arkadaşları önemli oynadığı oyunlar önemli. Benim etrafımda bir sürü “ay benim kızım bir giydiğini bir giymek istemiyor sabahları saatlerce kıyafet seçiyor diye aslında şikayet edermiş gibi görünüp övünen anne var. Çünkü o çocuk daha 1 yaşındayken kıyafet konusunda takıntısını çocuğa aşılıyor onunla bu giyilmez ay prenses gibi giyin ay kraliçe gibi oldun gibi sözlerle o çocuğun içine sindiriyor sonra önünü alabilene aşkolsun!!! Bizim yazlığı olan arkadaşlarımız var haftasonları gidip havuzlarında yüzdüğümüz keyifli vakit geçirdiğimiz oglum neden bizim havuzumuz yok? Dediğinde ona anlatıyorum ve çok da iyi anlıyor. Bizim maddi gelirimizin ve imkanlarımızın başka birisinden düşük olmasınından asla rahatsız olmamayı bunun normal olduğunu anlatıyoruz, aynı apartman görevlisi arkadaşıyla oynarken sorduğu soruları anlattığımız gibi. Velhasıl çocuk yaşadığı hayattan başka birisi olmaya çalışmaya ya da onu gizlemeye örtmeye teşvik edildiğinde daha çok yara alır fikrindeyim.

    • Aslında ben de bu duruma karşıydım ve sorulmadan yoklanmadan birden bire böyle bir değişikliğe gidilmesine kızmıştım ama gerçekten, acaba bu çocuklara gerçekte kim olduklarını ve neye sahip olduklarını okul formasının arkasına gizlenmeden yansıtabilmeleri açısından faydalı olabilir mi? “Böylece yukarda da yorumlandığı gibi başka birisi olmaya çalışmaya ya da onu gizlemeye örtmeye teşvik edilmemiş” olabilirler mi?
      Çocugumuz genelde bizim ona yön verdiğimiz şekilde yetişse de unutmayalım ki bunu tam olarak başaramayabiliriz. Ben orta gelirli bir ailenin çocuguydum annemin süsle makyajla ve giyinmeyle en ufak alakası yoksa da ben ileri derecede meraklıydım ve hiç bir zaman istediğim kadar şeye sahip olmadığımı düşünerek büyüdüm.
      Yukarıdaki yorumlara katılıyorum ve anne babalar olarak üstümüze çok şey düştüğünü tekrar vurgulamak istiorum. Ama herşeyin elimizde olmadığını da ekleyeyim. Biz uğraşalaım. %100 düzeltemesekte %50 düzeltsek kendimizi çocuklarımızı daha ne?

    • siz öğrettiniz, ayşe öğrendi, Fatma öğrendi, Mehmet öğrenemedi? o zaman ne olacak? Eşitliği sağlayamadığınız anda biter bu mevzu. Aman benim çocuğum doğru bilsin gerisi önemli değil diyebileceğimiz bir mecra değil ki okul dediğimiz yer… Herkesin aile terbiyesi, davranış biçimleri ve yetiştirilişi farklı. Herkese aynı doğruyu nasıl öğretebilirsiniz?

      • öğrenemeyenler öğrenenlerden etkilenecek zamanla dönüşüm sağlanacak bilinçlenme başka türlü nasıl yapılabilir ki ? İyi örnekler olacak diğerleri zamanla etkilenecek yoksa hiç bir zaman saf bir eşitlik sağlanamaz ki. Sonuçta yukarıdaki uzman görüşlerinden ikisi de serbest kıyafetin çocuğun gelişimi için daha doğru olduğunu dile getiriyor Pınar hanım ülke şartlarını dahil ediyor. Araştırmadım bilmiyorum kaç ülkede üniformalı eğitim var bunlara bir bakmak lazım. ayrıca yukarda yorumlarda çok güzel yazılar var kimisi dershaneye gidince özenmiş kimisi belki iş hayatına girince eğer bu işi temelden özümsetebilirsek ve. Daha anaokulunda ya da 5,5 yaşında bunu normal görerek büyümeleri daha sağlıklı geliyor bana. Tabi ki kendi görüşüm ve herkese sonsuz saygım var, sevgiler,

    • yanlış anlaşılmak istemem, çok ama çok haklısınız fakat ben çocuklarının kıyafetiyle hava atan ve bu haberi duyduğunda oh be dolap doldurabilirim gönlümce diyen veliler gördüğüm için, bu güzel öğreti eninde sonunda yine bizim doğruyu öğrettiğimiz çocuklarımıza zarar verir diye düşünüyorum. yoksa genel anlamda size sonuna kadar katılıyorum. benim de oğlum 6 yaşında ve ne elektronik alet, ne kalem defter vs gibi konularda marka-statü olayından haberdar olmayan bir çocuk. ama yaşıtı olup da aa sende psp yok mu gerçekteeeen diyen gıcık arkadaşları da var. elin çocuğuna nasıl engel olacağız bir noktada?

  18. Öncelikle yazınız için teşekkkür ederim. Mehmet Teber’in yorumları sanırım çoğunluk tarafından kabul görememiş. Ben de böyle düşünenlerdenim. Serbest kıyafete çoğu anne babanın karşı çıktığını düşünüyorum. Kıyafet serbest olunca marka tutkusu tavan yapar fikrini yadsımak ne kadar mantıklı sorgulamak lazım. Tamam zaten belli başlı eşyalarla çocuklar birbirinden ayrılıyor ama şu an örneğin sadece (yakınlarımdan biliyorum) okul hırkasını ille de marka alacağım diye çırpınan çocuk (lacivert US POLO mesela) şimdi bunu bütün kıyafetleriyle yapmaya çalışacak. “Özenti” toplumumuzun en büyük hastalığı haline gelmiş durumda. Köylerdeki çocukların önlük dışında hiçbir düzgün kıyafeti olmadığını, günlük köy işlerine yardım ettiklerinden kıyafetlerinin hiç iyi durumda olmadığını şahsen çok iyi biliyorum.,O zaman 2 tane kıyafeti olsun hergün onları giysin mi diyorsunuz, formadan ne farkı olacak o çocuk için o zaman, diğerlerinden direkt ayrılacak. Herkesin tek tip giymesi en iyisidir. Kendimizi kıyafetlerimizle değil düşüncelerimizle ve tavırlarımızla ifade edelim. Şu an yaşadığımız sorum hep bu değil mi?

  19. yorumları okumadım ama şunu söylemek isterim anasınıfına giden kızım iki senedir pantolon giymiyor arkadaşlarıyla öyle karar verdikleri için, beş yaşında daha. acaba ergenlikte bu kıyafet problemi nasıl aşılır ya da ilkokulda, hergün çocukla kıyafet kavgasına devam,

  20. Serbest kıyafet uygulamasının da formanın da avantaj ve dezavantajları var. Formanın herkesi eşitlediği yadsınamaz bir gerçek. Somut öğrenme düzeyindeki çocuklar için “her insan eşittir” fikrinin kavranmasını kolaylaştıran bir uygulamadır forma. Serbest kıyafet ise bireyselliği, kişinin kendine özgü’lüğünü destekler. Her ikisi de gereklidir sağlıklı bireyler yetiştirmek için. Benim, değişen kıyafet yönetmeliğine tepki duyma sebebim, diz üstü etek, tayt, kısa pantolon, kolsuz gömlek ve bluz giyilemez maddelerinin oluşundandır. Diz üstü etek makul bir boydur. Diz üstü mini demek değildir. İnce askılı ve göbeği açık giyemez denilebilir belki ancak kolsuz gömlek giyemez denmesini anlayamıyorum. Okul çağındaki her yaş grubu için tek bir yönetmelik olması büyük bir problemdir. Çocukların fiziki gelişimleri, yaptıkları aktiviteler gözönünde bulundurularak her eğitim kademesi için farklı kıyafet şartnamesi getirilmelidir. küçük yaşta forma ile başlayan okul kıyafeti yaş büyüdükçe aşama aşama serbestleştirilmelidir. Okul ortamında “uygun” kaçmayacak kıyafetlerin giymesine bir sınırlama getirilebilir bunların hepsini anlarım. Maalesef şu anda bu yönetmelik çocuklarımızın gelişimi/iyiliği düşünülerek hazırlanmamıştır bana göre. Bundan dolayı serbest kıyafet mi olmalı forma mı olmalı diye tartışmak havanda su dövmek gibidir. Yeni kıyafet yönetmeliği başını örtmek isteyen öğrencilere serbestlik getirirken, diz üstü etek, şort ya da tayt giymek isteyen öğrencinin serbestliğini kısıtlamaktadır ve asıl tartışılması gereken nokta budur…

  21. İlk okulda siyah önlük giydim fakat o zamanlar soğuk havalarda altına giydiğimiz kilotlu çorap, bazen tayt bile beni etkilerdi. Bazı arkadaşlarımın fırfırlı süslü çorapları, güzel renkteki taytları, ya da üzerine giydiği hırkaları olurdu. Sonuçta tek tip forma da olsa eşitsizlik bir şekilde ortaya çıkıyor. Kalem kutusundaki kalemlerden saça takılan tokaya kadar. Kıyafet giyilmesinin bu açıdan fark yaratacağını düşünmüyorum ama imrenilecek daha çok detay çıkacak çocuklar için malesef.

  22. Ülkemizin en büyük sorunu gelir dağılımı ile vergi toplamada yapılan adaletsizliktir. Eğitim ve öğretim de tüm fertler tarafından eşit ve kaliteli olarak alınmalı… Ama ne yazık ki, ne eğitim ve öğretimde ne de gelir dağılımında ülkemizde bir adalet yok. Olmadığı için kılık –kıyafet serbestliği gibi bir demokratik olgu ülkemiz için sorun teşkil edebiliyor.
    Özel okullar, özel hastaneler, özel üniversiteler , özel dersaneler ve buna benzer paralı kurumlara da, henüz ülkemizin bahsettiğim adaleti sağlayamadığı ve bireyler arasında fırsat eşitsizliğine neden olduğu için karşıyım. Devlet önce bu adaleti sağlayacak ki demokratik adımlar daha kolay atılsın ve herkesin içine sinsin. Devlet önce kendine çeki düzen vermeli.
    Merve Selim’ e katılıyorum. Sınırsızca tüketmeye teşvik edilen, marka müptelasına dönüştürülmeye çalışılan bir sistemde büyüyor çocuklarımız. 7 yaşındaki kızımda artık kendi giyeceklerini kendisi seçiyor. Arkadaşlarının kalemine, silgisine dikkat ediyor. Benimle alay ederler diye beresinin ponponlarını saklıyor. Kıyafet serbest olunca durumu iyi olmayan veliler biraz daha üzülmek zorunda kalacaklar.
    Önce ADALET diyorum ben. Bu nedenle kılık kıyafet için daha erken diyorum…

  23. Dünden beri aklım fikrim bu konuda 7 yasındaki oglum evde marka tutkusu kimsede olmamasına ragmen anaokulundan 3 yasında marka isimlerini ogrendi.yıllardır kıyafet sorunu yasıyoruz saat bası kıyafet degistiriyor.simdi ilkokula gidiyor ve ben iste oldugum icin cantasına yedek kıyafet sıkıstırıp gidiyor tum gun aynı kıyafetle okulda durulmaz diye.Carsamba gunleri okulda serbest gun ve en buyuk kabusumuz ogun oluyor oglenede kadar ben işyerinde aglıyorum o evde aglıyor.ayakkabısı ona uymazmıs montu buna uymazmıs diye simdi dusunuyorum hergun serbest olursa naparız biz?Heleki ergenlik doneminde daha ciddi sorunlar yasanacaktır.Keske kılık kıyafetle ugrasacaklarına ilk once su egitim sistemini bi duzene oturtsalar demedende gecemeyecegim..sevgiler..

  24. Bizim dönemimizde siyah önlükle geçti Ama bizi zengin, fakir diye ayıran ilkokul öğretmenimiz vardı.Tamamen bilinçle alakalı.Evladımıza bu değerleri verirsek, öğretmenlerde bu konuda desteklerse sanırım bu sorun olmaktan çıkacaktır.

  25. benimde ilkin aklıma bu uygulamayı şak diye cıkarmaları geldi. Tamam seneye uygulanacakmıs ama durumu olmayıp zar zor bir forma alan, hatta seneye ve sonraki senede rahat etsin bununla okulu bitirsin diyerek bir kaç beden büyük forma alan anne-babalara yazık değil mi? Birde mehmet bey cocukların kıyafeti cok sorun etmeyecegini söylemiş, genel itibarı ile erkek cocukları düşünmüş oalcak ki kız cocukları biliyorsunuzki artık 3-4 yasındna sonra kıyafet begenipte zaman zaman giymez, kendi giyecegini bile secmeye baslar. Kaldıki durumu olmayan bir kız cocugunun süslü püslü giyimli diger bir kız cocuguna bakısını düşünüyorum içim acıyor. Bu cocuk kafasını derse mi verecek? Forma yanlısı deiglim serbest olsun, rahat olur yıkaması temiz olması ama bu cıkacak sorunlara çözüm bulunmalı. Ne bileyim kıyafet destek bursları ödenebilir belirli ögrencilere ve ailelere. Olan zavallı fakir fukaraya oluyor ne değişirse bu ülkede

  26. Ben bir eğitimci olarak serbest kıyafet uygulamasınu hiç doğru bulmuyorum. Mehmet Teber’in açıklamalarını da hayretler içerisinde okudum. Biz yetişkinler bile çoğu zaman hayatın bazı gerçeklerini, eşitsizlikleri kabullenmekte zorlanırken nasıl olur da bir pedagog çocuklardan ve ergenlerden bu olgunluğu bekleyebilir anlamış değilim. Kaldı ki ergenlik dönemindeki hiçbir çocuk anne ve babasının sözüne itibar etmez zira bu dönemin özelliği kendi akran grubunda kabul görmek olduğu gerçeğini bilmeyen bir kişinin konu hakkında yorum yapmamasını tercih ederdim. Ergenler için hayattan en önemli şey akran grubu içerisinde kabul görmektir. Henüz kimliği ve kişiliği oturmamış, kendine dair keşfini tamamlamamış olan çocuklardan bu tür bir olgunluk beklemek hayalperestlikten başka bir şey değildir. Bizler ideal olanı değil gerçekte var olanı göz önünde bulundurmalıyız ve buna göre hareket etmeliyiz. Hepimiz olgun olsak, farklılıklara saygı duysak, zengin fakir el ele, kola kola yaşasak, hatta paylaşımcı olsaj ve fakirlik kalmasa falan filan… Ama işte öyle deyince öyle olmuyor.

  27. çocuktur, alışır, anlamaz cümlesini çok yanlış buluyorum ben. anaokulundaki küçücük çocukların arasında bile bu tarz şeyler yaşanıyor. En basit bir oyuncak, mickey’li bir kalemtraş, dinozorlu bir tişört bile söz konusu olabiliyor.

    iyi ve güzel giyinmek çocuğun dışlanmasına bile sebebiyet verebiliyor ki ilkokul çağındaki çocukların çok acımasız olduğunu gayet iyi biliyorum. kıyafet serbestisini de asla doğru bulmuyorum.

    iki seçenek var benim için.. ya oğlum okula başladığında her gün aynı kıyafeti giydireceğim (gri-lacivert pantolon-gömlek-süveter-hırka) ya da velileri organize etmeye çalışıp tek tip kıyafet alacağız. almaya parası olmayanlara da alabilecek olanlar alacak, çocuklarımızın psikolojisi için bunu yapmalıyız çünkü.

    bu zihniyetin her türlü içine tükürmek istiyorum, kabalaşmadan eleştiremiyorum artık!! biz küçükken ilkokulda durumu iyi olmayan aileler belirlenir çocuklara kıyafet yardımı yapılırdı ve biz o çocukların kimler olduğunu asla bilemezdik. şimdi bu kararı veren hükümet bunu yapabilecek mi? biz bile karı koca çalışan 2 çocuklu bir aile olmamıza rağmen çok zorlanıyorken, zamlar belimizi delice bükmüşken, doğalgazı açıp ev her ısındığında fatura rüyalarımıza giriyorken, asgari ücretle 5-6 boğaz bakan ve evlat okutan insanları nasıl olur da düşünmezler!! Allah kahretsin başka bir şey demiyorum!!!

  28. Bundan iki sene önce devlet öğrencilere bir anket düzenlemişti. Okul kiyafeti olsun mu yoksa serbest mi olsun diye. Öğretmenim ve çocuklara duyurmustuk oradan hatirliyorum. Sonucu bize aciklanmamisti.

  29. Elif, Pınar da iyi görüş bildirmiş, Merhmet Teber de. Kıyafetle ilgili annelerin ya da ebeveynlerin kaygıları ortadan kalkarsa, bence çocuk da o kaygıyı üstlenmeyecektir.
    …ve evet, formalar varken ayakkabı, beslenme ve daha nicesi ile de zaten çok net fark ediliyordu statü farkı.

    Deniz’e sormuşsun, iki fikre de olur vermiş. Buradan da, onun için aslında çok önemli olmadığı gayet açık. Mühim değil ne giydiği, ne kadar eğlendiği, o günden ne kadar keyif aldığı mühim. Heeee, tamam bunlar mühim diye çocuk bu ezikliği yaşamaz mı? Eğer öyle yetiştirilmişse yaşar tabi. Maddeye fazlasıyla önem verilen bir ailede, muhtemelen yaşar. Aile bunu isteyerek, bilerek yapmaz muhtemelen ama örneğin “Bütçemiz bu kadar” demek yerine, “Parasızlığı” çok fazla çocukların yanında dile getirmek, bunu dile getirirken, onun yoksunluğunu mahcupça dışa vurmak, bir sürü güzel kıyafeti olan çocuğu da etkileyebilir.

    “Yokmuş” gibi davranmasına yol açar çocuğun ki, bu hayatının tüm aşamasında yokluk çekmesini bile sağlayabilir. Mutluluk yoksunu bile olabilir çocuk. Konu diyalektiğe fazlasıyla dökülebilecek bir konu.
    Ben, yazarak düşündüğümü belirtmek isterim.

    Salt “doğru”nun ne olduğunu bilemeyiz ama orta yolu yaşayarak göreceğiz.

  30. ben de hiç katılmıyorum Mehmet Teber’e..
    öyle sanıyorum ki; Mehmet Bey, 5-6 yaş çocuklarını düşünerek yazmış yazısını ama durum ergen çocuklar için çok ürkütücü bence..
    kendim 15 yaşında dershaneye gittiğimde öğrendim markanın ne demek olduğunu ve zengin arkadaşlarım tarafından dışlanmak istendim.

    kesinlikle forma olmalı, Türkiye şartlarında ŞART!

  31. Elif’ciğim, yazmadan edemedim. Uzmanların görüşlerine, uzmanlıklarını edinene kadar geçen süredeki tecrü,belerine ve gözlemlerine saygım sonsuz. Ancak şundan yanayım bundan yana değilim diye fikrimi belirtmeden önce 2 tane soru sordum kendime :

    1- Bu ülkenin sosyal ve ekonomik dağılımı her ilde, her bölgede eşit mi ?
    2- Forma giymesin , tek tip robot yetiştirmesi olmasın , zaten formalar da az buz değil, onları da üç/beş misli pahaya satıyorlar doğru. Formayı giyen de altına burlington çorap, üstüne Lacoste hırka giydi mi nerede kaldı bunun zengin /fakir eşitliği ? Bu da doğru. Ama herkes böyle mi ?

    Her 2 sorunun da cevabı bende Hayır. Benim öğretmen annem, devlet okullarında , devletin dağıttığı defter, kitap, kalem parasıyla çocuklarını okutan annem; kendince bir açıklama yaptı dün : ” Bir sınıfın eğitim seviyesi, öğretmenin müfredatı işleme hızı bile sınıfın en uç 2 noktasının ortalaması alınarak belirlenir. Yani sınıftaki en parlak, verdiğini anında kapan, dersleri başarılı öğrenci ile nispeten daha yavaş ilerleme kaydeden öğrencilerin algısı ortada buluşturulur. Eğitim öğretim her 2 ucun da sıkılmayacağı, birinin alt seviyeye yaklaşacağı, diğerinin de kapasitesini arttırabileceği bir noktada durulur. Aksi halde hem öğretmen çok zorlanır, hem çocukların her 2 side negatif etkilenir” dedi. Ben forma konusunda da böyle bir orta yol bulunmuş gibi düşünüyorum.

    Elimizde ipad- iphone, blackberry – laptop- varken, çocuklarımıza doğru değerleri öğretiriz biz, sınıf ayrımı da neymiş, tek tip yetişmesine engel olur serbest kıyafet yaşasın ! derken, bunu demenin kolay olduğunu düşünüyorum. Hele hele ben yurtdışında yaşadım, orda herşey serbestti hiç sorun çıkmazdı diyenleri duyuyorum. Tamam da teyzecim burası orası mı ? daha kaç fırın ekmek yememiz lazım. Memleketimizde asgari ücret 1000 TL ‘nin altında, 2-3 çocuğu aynı parayla okutan bir çoğunlukla yaşıyoruz bu coğrafyada biz. Bu memlekette gerçekten ama gerçekten senede 1-2 defadan fazla çocuğuna kıyafet/ ayakkabı/ dış giyim vs. alamayan aileler de olduğunu, onların da bizimle aynı okullarda okuyacak zeka ve şansa sahip olduğunu anımsamak lazım. Doğru değerleri öğretebilen anne babalar candır, ona bir sözüm yok. ama bizler de uzman psikolog değiliz, her kurduğumuz cümlenin, çocuk gözüyle dünyanın, onların duygularının, çocukların birbirlerine karşı acımasızlığının üstesinden geliriz diye bir özgüven yanıltıcı olabilir. Elimizden geleni yaparız, çok doğru öğretiler veririz, ama toplumun büyük kısmı böyle değil. Forma kaldırılıp serbest kıyafete geçince, gelir dağılımının adaletsizliğini bir çırpıda kapacağına inanılıyor mu çocuk gözüyle ? Yani bu kadar kolay ve basit öyle mi ? Görecek, anlayacak, tatlı tatlı huşu içinde büyüyecekler yani …?

    Hiç inandırıcı gelmiyor bana. Ben formayla okudum, formadan hiç hazzetmedim ama beni asosyal, tek tip düşünen, sorgulamaktan uzak, artı ve eksileri birlikte düşünebilen bir insan olmaktan alıkoymadı.
    Bu kadar kötü yani olduğuna inanmıyorum. Sadece forma değil yani çocuklarımızı beğenmediğimiz şekilde etkileyen…Aile eğer doğru bildiği değerleri aşılayabiliyorsa forma varken de aşılar.

  32. kusura bakmayın ama siz yapıyorsunuz bunu çocuklarınıza, tamam bazı şeyler kimsenin elinde değil ama bu marka konusunda herşey elinizde siz buna müdahale etmiyorsunuz yada etmesini bilmiyorsunuz ,çocuğa hayır demeyi öğrenememişsiniz, ben hiç kuralcı değilimdir (hatta bu yüzden eleştiri aldığım oluyor )fakat birşey hayır sa hayırdır.çocuğa bunu öğretebilmek lazım 2 yaşındaki çocuk tutturmuş olmayacak birşey istiyorsa hayır diyebilmeliyiz. yada 3 4 yaşındaki bir çocuk kışın tutturmuş yazlık bi elbise giycem diyorsa orta yolu bulmak lazım.hemen pes etmekle çocuğunuza eziyet ediyorsunuz .bu çocuğa ilerde kimse sizin yaptığınız gibi tamam o kıyafet buna uymuyorsa hemen gidelim alalım yenisini demeyecek.biraz sertoldu ama şu yazılanlara çok üzüldüm.bence forma-serbest kıyafet hiç farketmez ama yani lütfen çocuğa beğendiremiyoruz o yüzden zorlanıcaz demeyin.

  33. Tesekkurler Elif.. Her acidan cevaplari veren bir yazi olmus..

  34. Öncelikle belirteyim çok güzel bir yazı olmuş. Sonra kendi deneyimlerime geçeyim. Sıkıyönetim döneminde Türkiye’nin en iyi liselerinden birinde sadece forma giyerek okudum. Evet o formayı giyerken farklılığımızı ortaya koymaya çalıştık. Kimi zaman kravat taktık, kimi zaman boynumuza birşeyler doladık ve kuralları yıkmaya çalıştık. bu kendimizi ifade etme yöntemimizdi. Bir şekilde okulun bize aşıladığı kendin olma düşüncesini biz bu şekilde gösterdik. Demek istediğim, forma ile askeri kampa girmezsiniz. Aksine size kısıtlamalar getirildiğinde (ki günümüzde bu kısıtlamalar adım adım artıyor) bunları aşmak için bir yol olarak kullanabilirsiniz bunu. Ergenliğin asilik döneminde bir bakıma kontrollü bir ortamda, aşırıya kaçmadan kendinizi nasıl ifade edebileceğinizi öğrenirsiniz. Forma giymek beyninizi de formlara sokmak anlamına gelmez. bunu size aile verebilir, öğretmenler verebilir, arkadaşlarınız verebilir.
    Şimdi gelelim günümüze, 9 yaşında bir oğlum var. Hiç bir zaman o giyilmiş, bu çıkarılmış dert etmedi. Rahat olması yeterli idi onun için. Ama ya bundan sonra? Yavaş yavaş arkadaş ortamının kuralları baskın olmaya başladığı bu yaşlarda ona ne kadar doğru olanı anlatsam da etkim, yetkim ne kadar olacak. Dönüp kendi ergenliğimize bakalım. Hemen hepimiz o ayakkabıyı bu çantayı isterim diye ailemizi daraltmadık mı? Hepimizin ailesi markacı mıydı? Hepimize mi üzerindekilerle övünmek öğretildi. Aksine en azından 30 yaş ve üstü için konuşayım, marka=sosyal statü ilişkisinin daha kurulmadığı bir dönemdeydik ama yine de en ufak bir şey için bile ailelerimizi üzmedik, kırmadık mı?
    Kısaca ben anne olarak oğluma öğretebilirim ve öğrettim de biliyorum. Ama bir yaş gelecek ki öğrettiklerim değil, gördükleri, arkadaşlarının yorumları etkin olacak ve maalesef bu bir insanın hayatındaki en çok olumlamaya ihtiyaç duyduğu yaşlarda olacak.
    Ben formaya devam diyorum. Bizi at gözlüklü yapmadı, çocuklarımızı da yapmaması elimizde.
    son not: formayla fikir özgürlüğünü elde etmeye çalışana kadar ele alınacak o kadar çoooook şey var ki. Açalım çocuklarımıza dağıtılan kitaplara da bakalım.

  35. Ben ilkokuldayken ne giydiğimin bile farkında değildim (ki siyah önlük giyiyorduk), hiç umrumda olmadı. Soğuk havalarda önlük altına pantolon giyerdim, külotlu çorap yetmezdi çünkü üşürdüm. Kimse de kimseye gülmezdi alay etmezdi. Daha doğrusu hiç kimsenin umrunda değildi. (Ama bu 25-30 yıl önceydi tabii, şimdiki çocuklar böyle değil) Ortaokul ve lisede ise çok kötü lacivert jileden bir formamız vardı ve çok rahatsız olduğu için nefret ederdik. İlkokul öğretmeni olan annem, şikayet ettiğimde “zengin-fakir ayrımını kapatır forma, tabii ki giyeceksiniz” deyip konuyu kapatmıştı. Benim ise tek derdim, “tamam yine kıyafet serbest olmasın ama içinde rahat edebileceğimiz bir şey olsun”du. O ergen yaşımda annemi anlamış ve haklı bulmuştum. Derdim, kışın pantolon giyebilmek, yazın kısa kollu giyebilmekti, “herkes mavi kot pantolon, beyaz tişört/siyah kazak giyse yine o eşitlik olacak ama biz daha rahat olacağız, ne olur sanki böyle bir düzenleme getirilse!” idi. Keşke damdan düşer gibi 1 gecede böyle bir uygulama değil de, bizim gençken düşündüğümüz gibi bir uygulama getirilseydi. Ayrıca bakanımızın dediği gibi özgürlüğü getirmez bu serbesti, sınıfta öğrenciler “bir de şu açıdan baksak öğretmenim” deyince susturulmadığında, ders kitaplarından farklı kitaplardan ödev hazırladığında 0 verilmediğinde, “neden?” diye sorulunca “böyle işte sus, otur yerine” denmediğinde, “bence…” diye başlayan cümleler kesilmediğinde, yaratıcılık, sorgulama alışkanlığı, ezberden ziyade araştırıp öğrenme alışkanlığı edinildiğinde, işte o zaman özgürlüğü öğrenir çocuklar. İş kıyafete kalsaydı, bütün düşünce suçlularına(!) turuncu forma giydirip düşünmelerini engellerdik, olurdu biterdi! Hakikaten keşke bu kadar basit olsaydı….

  36. Mehmet Teber’e hic ama hic KATILMIYORUM. Ne kadar da basitce olaylari cozuvermis. Ne kadar da ici bos, derin dusunulmeden (shallow) aciklamalar yapmis. Ben boyle dedim oyle olsun seklinde, ukalaca. Ulkemizde ki “baski tek tip rejim, dusunce yapisi, askeri baski sanki bununla degisecek.” (12 Eylul sendromunun yanindan uzagindan gecmemis, acisini yasamamis bu insanlarin okul formasini askeri uniforma gelecek diye sansasyonel bir sekilde kotuye kullanmasini-abuse etmesini- KINIYORUM.) Eger bir derdiniz varsa gidin 12 EYLUL ve sorumlulari ile halledin. Okulda ki 10 yasinda ki cocugun kafasina turban takma firsatciligina NEO-LIBERAL, hurriyetci bos laflari ile destek olmayin. Ozgur bireyler yetistirmek hic te kolay bir is degil. Iki elbise ile sorun cozulecek olsa idi, Milyarlarca lira -dolar degerinde ki gardrop sahibi First lady’lerimiz birer ozgur birey gibi davranmasini ogrenirdi. Eslerinin yaninda canta gibi dolasip, ayakkabilarinin okceleriyle ilgi cekme yerine.

    Ben okula poşuyla gelcem, Deniz Gezmis -Che Guvera, Iron Maiden tisortiyle gelecem deyince o cocuklarin egitim hayatinin bitecegi de ortada. Bununla mi 12 Eylul mantigini defedeceksiniz. Boyle dusunenlere de artik uyanin diyorum.

    Blogcu Anne lutfen “ADAMLARINIZI Mehmet Teber beye gonderin Onu Hakkari’de 5 yilligina askerlik yapmaya gondersinler, sacini tras etsinler, hergun patates soyup, WC temizlesin. Bunlari yaparken de her Turk Asker dogar diye de ant icsin. Askerlik bu degildir Mehmet bey. Adiniza yakisir bir sekilde Askerligide, askerlere de 12 Eylulculerin damgasini vurup, ben özgurlukcuyum diye kenara cekilmeyin.

    • Deniz Gezmiş, Che ve Iron Maiden tişörtleriyle gelemeyecekler okula zaten çocuklar, merak etmeyin. Herhangi siyasi düşünceyi yansıtan veya sanatçı resmi, baskısı olan ….vs diye uzayan bir yasak cümlesi de bunun için var! Yasak yani, giyemezler onları.. Amaaaan, niye bu kadar tartışıyoruz ki, sebebi belli yaptıkları şeyin, bizi de aptal sanıyorlar. Aptal değiliz ama 4+4+4 ‘de olduğu gibi elimizden birşey gelmiyor. Çocukları düşünen yok ki… Hatta konuların çocuklarla alakası bile yok aslında. Onlar “yaptılar, oldu”, maalesef…..

  37. Ulkemiz de Evrim teorisinden konusmak yasaktir… Tarih dersini Orta Asya’da kuraklik olmus biz de o cöllerden buraya Anadolu’ya gelmisiz diye baslayip, Cumhuriyetin ilani ve Ataturk’un ölumu ile sonlandirmak dogrudur. Daha ötesine gecilmez. Ögretmenim biz geldigimiz de Anadolu’da kimse yokmuydu burda yasayanlara noldu dersek cevap alamayiz. Fatih Sultan niye kardeslerini oldurtmeyi yasa yapmis ki ben kardesimi cok seviyorum derseniz. Onun kardesleri vatan haini olmuslardi diye bir cevap alirsiniz. Ogretmenim Talas Meydan Muhaberesinden sonra Turkler musluman oldu. Ondan once neydik, nasil birden kabul ettik. Allah’ta bizi hemen kabul etti mi diye sorsaniz SUS otur yerine biz zaten Muslumandik ama dinimizin adi farkliydi denirdi. Cografya dersinde haritada “Turkiye’nin komsularina bakarsiniz” 4 bir yanimiz, Her tarafimiz dusmanlarla dolu diye bir cumleyle giris yapar hocalar. Edebiyat dersinde “Karacaoglan kime asik olmus derseniz” yok evladim, o ilahi asktir. Allah askidir der hocaniz, oysa ki Karacaoglan basbayagi cesme basindaki bir kizdan bahseder. …Nazim Hikmet bir sair degil, vatan hainidir. Ve tabi ki de biz aslinda 1. Dunya Savasinda yenilmedik, Almanlar yenildi. Biz de yenilmis sayildik. Ha bu bilgileri yenileyecektir MEB o zaman ister elbise giy, ister cuvalla, istersen murebbiye formasiyla gel okula. ….

  38. yorumları okuduktan sonra işin “disiplin kısmına” birşey eklemek istiyorum, madem forma askeri düzen gibi, o zaman tek bir müfredat da askeri düzen, herkes istediği dersi alsın,işe 9da gelmek durumundayım o da askeri düzen, istediğim saatte geleyim, kimsenin saat takıntısı olmasın, herkes benim bu saatte gelmemi kabul etsin, işe gelirken takım elbise giyiyorum o da askeri düzen, ben pijamamla daha rahatım öyle geleyim.. amirime evrak sunmak istemiyorum askeri düzen vs vs buraya bizi “hizaya sokan” o kadar çok şey yazılabilir ki.. çocuklar azcık hizaya girsin, düzen öğrensin ki ilerdeki sistemde rahat etsin.. forma tek tiplik oluyor da bunlar olmuyor mu? bence öğrencilerin forma giymeden rahat etmesi amaçsa, forma bir eşofmana dönüştürülebilir, yine benzer renklerde benzer şekilde ama öğrenciyi “öğrenci” olarak bilebileceğimiz bir kıyafet olur.. çözümü ben böyle bulurdum, çocuğum okul çağında olsaydı da öyle giydirirdim…

  39. Küçük bir anı anlatmak istiyorum;
    Eşim ve ben kızımızı yetiştirirken marka, popüler kültür materyallerinden sakınmaya çalıştık. Barbi, Winks vb bunlar evimize girmedi ta ki kızım ana sınıfına başlayana kadar. Ana sınıfında çok mutsuzdu, arkadaşı da yoktu, oysa kreş hayatı çok sosyaldi. Bir gün kızları anneleri ile evime davet ettim. Çocukları izlerken bir şey fark ettim.Çocuklar kızımın barbi ve winks bilgisi olmadığından onu dışlamışlardı.Onu oyuna almıyor ve dalga geçiyorlardı. Hemen o günün ardından bir tören için tekrar okulda toplandık.Sırada çocuklar birbirlerine güzel kıyafetlerini gösteriyorlardı, kızımda koşarak arkadaşlarının yanlarına gitti ancak benimkinin kıyafetleri logolu,havalı değildi, kızlar kızıma küçümseyici nazarlarla bakıp arkalarını döndüler.
    Kızım 5 yaşında hem de 5-6 yaşındaki yaşıtlarından bizden değilsini öğrendi!
    Şimdi kimse çocuklar giyime diğerinin ne yediğine, ne giydiğine bakmaz demesin.Benim kızım 3 yaşından beri ne giyeceğine kendisi karar veriyor ve alış verişler de de 5 yaşından beri kendi kıyafetini kendisi seçiyor. Bu onun giyimle ilgili bir zevki olduğunu gösteriyor ancak forma giymekten de hoşlanıyor.Bu da onun diğerlerinin ne giydiği ile yada diğerlerinin onun ne giydiği ile ilgili olmadığı anlamına gelmiyor.
    Ben çocuğuma winks ve barbi almak zorunda kaldım ki kızım yine de oynamadı ,ama arkadaşları ile oynamak için kullandı bu bebekleri ve cd lerini. Demek ki çocuklarımız dünyadan bir haber eşitlik üstüne kurulu bambaşka bir hayatta yaşamıyorlar , onlar da bizimle yaşıyor ve bizim gibi yargılıyor,dışlıyor yada bizden diyor.
    Bunu yaparken aynen ebeveynleri gibi nerede yaşıyor? ne yiyor? ne giyiyor? ve artık dini bilgisi ne ona da bakıyorlar.
    Siz yaşamamış olabilirsiniz ancak bu ayrımın, eşitsizliğin olmadığı ve bunu da çocukların hissetmediği anlamına gelmez.Sadece sizin farketmemiş yada şanslı olduğunuz anlamına gelir.
    Mehmet Teber’e gelince daha derin, daha iyi bir açıklama beklerdim.Bu kadar yüzeysel ve basit olunca insan ister istemez trübünlere mi oynuyor diye sormadan edemiyor.

    • aynı olayı bende yaşadım, barbi winks bilmeyen 5 yaşındaki kızım arkadaşlarından winks öğrendi, kıyafetlerini sadece temiz olması husunda dikkatli giydiren bize karşın spor ayakkabının beyaz olması gerektiğini arkadaşında olan kalın tabanlı botlardan istediğini filan söylemeye başladı(ben yaz kış kot-kazak-spor ayakkabı üçgeninde kalıyorum,sürekli şık giyinecek vakte, paraya ve zayıflığa sahip değilim, marka takıntısı babasında da bende de yoktur, bizden öğrenmedi yani:). şimdi ben beş yaşındaki kızımla bu problemi yaşarken ergen çocuğu olanların yaşayacağı sıkıntıları düşünmek bile istemiyorum.

  40. Öncelikle farklı görüşleri bir araya getiren Elif Hanım’a teşekkür ederim. Tüm yorumları dikkatle okudum ve anne kaygılarını anlamaya çalıştım. Yorum yazıp ufkumu açan herkese teşekkürler.

    Bu metindeki ifadelerim tabi ki çocukları ilgilendiriyor ve eminim görüşüne, imajına önem veren ergenler bu süreçten farklı etkilenecekler. Onlar için kıyafet daha önemli çünkü. Ancak onları kıyafetleri ile toplumda zaten varlar. Çarşı da, pazarda, sokakta yolda kıyafet giyiyorlar. Bu yaptıkları işi okulda da yapmış olacaklar o kadar diye düşünüyorum. Okul hayattan ayrı bir yer değil ki, hayatın bir parçası değil mi… Hem ergenlerde tek tip kıyafeti de doğru bulmuyorum…

    Küçük çocuklar genelde kıyafeti önemsemezler. Genel doğrunun bu olduğunu düşünüyorum. Ancak kimi anneler çocukta kıyafet uyumu için çok çaba sarf ediyorlar. Doğal olarak çocuklarının güzel görünmesini istiyorlar çünkü. Ancak onların bu uyum, combine çabaları seslendirildiğinde, çocuk bu çabayı gördüğünde anneyi kopyalayabiliyor. Sonrasında baş edilmez isteklerle karşımıza çıkabiliyor. Burada anneler dikkatli olmalı diye düşünüyorum. İki kız babası olarak çocuklarımın kıyafetinde temizliği vurgulamayı yeğliyorum. Vurguyu kıyafetin işlevine çekmeye çalışıyorum. Çocukların kıyafetlerine takılmak, bazen onların varlığını ıskalamamıza sebep olabiliyor.

    Hayatta tabi ki sınırlar olmalı, ancak tek tiplik olmamalı diye düşünüyorum. Gömlek giyebilirsiniz demekle, şu renkte ve şu desende gömlek giyebilirsiniz demek arasında fark var bence… Sonuç olarak tüm bu süreçteki kaygılarımızı çocuklarımıza yansımamasını ümit ediyorum…

    Konuya getirdiğiniz farklı bakış açıları için tekrar teşekkür ederim…

    • Mehmet Bey,

      Bir konuda sizden ayrılıyorum; İşlevsellik, rol model alma konusunda çok haklısınız öncelikle ama… Ben 29 yaşında dolabında sadece 2 elbise ve 1 eteği olan bir kadınım. Onları da kaç kez giydiğimi sayabilirim. Erkek gibi giyinen bir ergendim hatta… Ama Mart’ta 3 yaşına girecek bir kızım var ve daha geçen sabah etek giymek istediği için cinnet getirtti bize. Çiçekli olsun, mor olsun, ponponlu olsun… Bu çorap olmaz desenli olsun… Bu pantolon olmaz illa da etek olsun… Etekten çok pantolonu olmasına rağmen şekillendi bu istekleri. arada sırada makyaj yaptığım için ona heveslenmesini anlıyorum ama etek olayına getirebildiğim tek açıklama okuldaki arkadaşlarından görüyor olması. Demek ki bu bir zincir. Ayşe etek giyecek, benim Defne özenecek, eve gelip bana etek giydir diyecek. Değil mi? Demek ki 1)Kıyafet olayı önemli yaş küçük de olsa… 2) Bu çocuklar birbirleriyle her halükarda yarış içinde olacaklar. Bana kalsa herkes giysin temiz bir kot tişört gitsin, temiz olsun yeter ama bu bacak kadar çocuklar için bile ne yazık ki bu kadar basit değil(miş)… Bir de sizin dediğiniz gibi olması için tüm ailelerin aynı bilinçte olması lazım ki ne yazık ki değiller. Kızıma şu markadan aşşağısını giydirmem diyen mi ararsınız, oğluma lap toplar feda olsun diyeni mi… Oğlum karne hediyen telefonun hazır havanı atarsın artık diyen mi.. Yaş ağaçları eğmek kolay da odunları ne yapacağız?? 🙁

  41. Tüm yorumları okudum.Serbest kıyafete karşı çıkanların elle tutulur ve makul gelen tek argümanları bence ekonomik durumu ortalamanın altında olan öğrencilerin zorlanacağı.Evet,gerçekten bu nokta çok üzücü.İyide sizce artık zenginle fakirin çocuğu aynı semtlerde mi yaşıyor,aynı okullarda mı gidiyor,aynı yiyecekleri mi tüketiyor?Sonuçta sosyalist değil liberal ekonominin olduğu bir ülkedeyiz ve bu farklılıkları normal karşılamak lazım bence.Benim çevremdeki ailelerin hepsi çocuklarını özel okullara gönderdi ve ilerde zannedersem bizde tercihimizi özel okuldan yana kullanacağız.
    Ve lütfen o yıllarımıza geri dönelim.Kravatı olmadığı için okula alınmayan,çorabı ince saçı açık olduğu için herkesin içinde rencide edilen,saçlarına makas atılan arkadaşlarımız vardır muhakkak…Acaba serbest kıyafete karşı olanların,öğretmenlerin bu kurallara dayanarak öğrenciler üzerinden egolarını tatmin etmelerinede iki çift lafı var mı?Eğer disiplini sağlıyorsa,öğrenmeyi kolaylaştırıyorsa o yüzden mi eğitim konusunda bu kadar başarılıyız?(!) Ben öğrencilik hayatım boyunca formadan ve saçımızla uğraşılmasından nefret ettim.Çocuğumun aynı hisleri yaşamasını istemiyorum.Bir veli olarak serbest kıyafetin olduğu bir okulu seçme opsiyonum olmalı,bu benim hakkım.
    Tek tip demişken keşke eğitim sistemimizde tek tip olmasa,seçme şansımız olsa.Amerika’da dini okullar,üniformalı kolejler,üniformasız kolejler,karma kolejler,karma olmayan kolejler vs…Alternatif o kadar çok ki..Neticede hepimiz değer yargıları farklı,özel hayatlarımız istediğimiz minvalde yetişiyor çocuklar ama okula başlayınca…Belki de tartışmaya bu noktadan başlamalı.

  42. Merhaba.Ben Amerika da yasiyorum.Biri ana sinifina,digeri ilkokula giden 2 oglum var.Ikisi de devlet okuluna gidiyor.Ikisinin okulununda da kiyafet yonetmeligi soyle: Erkekler de pantalon (yazin sort)-tisort,kizlarda pantalon-etek veya sort(diz kapaginin ustunde olmayacak sekilde) tisort.Okullarin genel forma sistemi bu sekilde.Fakat tek tip kiyafet anlayisindan cikarmak icin renk secenekleri koymuslar.Pantalon siyah,lacivert,krem tonlarinda olabilir.Tisortler mevsime gore uzun veya kisa kollu kirmizi,lacivert,beyaz,sari,pembe,yesil vs…Hal boyle olunca formayi da daha ucuza alabiliyorsunuz.Her yerde bulunabilecek seyler cunku.Bir magazaya bagimli kalip,gereksiz para vermekten kurtariyorlar insanlari. Marka bagimliligi icin de sunu soylemek istiyorum.Cocuklar ister istemez etraflarindan etkileniyorlar.Ama aileler de bu durumu minumuma indirebilmeli.Ben de cocuklarima kiyafet ve ayakkabi alirken kaliteli urunleri aliyorum (Turkiye ile kiyaslayinca markali urunler burada gercekten cok cok ucuz).Ama hicbir zaman sana bu marka ayakkabi aldim,su marka tisort aldim demiyorum.Cocuklarim marka kavrami ile ilgili hicbisey bilmiyorlar.Turkiye ye tatile gittigimizde kuzenimin oglu bizimkinin ayakkabisina bakip ” senin ayakkabin orjinal n..e mi?” diye sordu.Oglum “o ne demek, ben bilmiyorum,ayakkabi iste” dedi.Kendi adima sevindim ama diger cocuk icin uzuldum dogrusu.Elbetteki buyudukce benimkilerde de marka kavrami olusacak ve isteyecekler.Ama kucuk yaslarda baslayan marka bagimliliginin ilerde hem aile hem cocuk uzerinde olumsuz etkiler olusturacagini dusunuyorum.
    Sevgilerimle

  43. Eşitsizlik kısmına kısmen katılıyor çoğunluklada katılmıyorum, okulda eşitlik olabilir ama sokakta yine ne varsa onu giyen çocuklar var. Okulda bir askermiş gibi tek tip giydirip sıraya sokmak sadece bizim ülkemizde kaldı. Sokakda patlak ayakkabıyla top oynarken diğer arkadaşının gıcır gıcır halı sahalarıyla gelip gayet güzel havasını atabilen arkadaşlarım olduğunu biliyorum ! Hiç bir yerde hiç bir zaman tastamam eşitlik olmaz. Ergen kesim için evet yıpratıcı olabilir ama bu durumda yine ailenin çocuğuna ne kadar eğitim verdiğiyle alakalı bir durum, marka giymek bir imtiyaz değildir, sadece üstüne başına deliler gibi para akıtıp çocuğuna karakter aşılayamayan bir yığın aile var bu ülkede,

  44. Daha önce hiç bu açıdan bakmak aklıma gelmediyse de Pedagog Mehmet Bey’in görüşlerini çok beğendim.

  45. Niye hep başkalarının çocuklarının davranışlarından endişe ediyoruz ki zaten çocuklarımız o tarz, arkadaşlıkta sadece giyimi baz alan çocullarla arkadaşlık yapmasınlar . Emin olun maddi durumu yeterince iyi olduğu halde markaları hiç önemsemeyen çocuklar da var bu sadece gelir düzeyiyle ilgili değil aile içi eğitimle ilgili her ortamda böyle kaliteli çocuklar oluyor ve onlar birbirini buluyor. B iz taviz vermeyelim ki böyle çocukların sayısı artsın.

  46. Bu yazı çok hoşuma gitti.
    Formalı ya da formasız şuan çocuklar arasında zengin-fakir ayrımı var ki bizim zamanımızda bile vardı. Şimdiyse okul öncesi başlamış durumda.
    Forma da bunu engellemiyor.

  47. Marka tutkusundan daha ileri gideceğini düşünüyorum bu isin alamayan durumu olmayan cocuk hırs yapicak x marka cantayi kazağı ayakkabıyı almak için alamadığı zaman dislanicak horlanicak o cocuk birazda ailesi ilgisiz sevgisiz buyutmusse gerekirse çalacak bellimde dilimin varamadık seyleri yapicak daha sonrada bunun doğru oldugun inanacak .ilkokul cocukları içinse markanın çok farkında olmayacağını düşünüyorum ama kesinlikle bı güvenlik istismarı olucak forma bı yere aitligi gösterir kesinlikle yanlış bı karar umarım vazgeçerler ümidim yok çünkü serbest kıyafetin altında çok daha farklı düşünceler yatıyor maalesef!!!

  48. Mehmet bey cocukların zaman zaman cooook acımasız olabileceklerini unutmuş.

  49. Nazli hanima katiliyorum ne yazikki ulkemizde marka kavrami cok fazla.Bizde Amerika da yasiyoruz su an ogullarim ana sinifina gidiyor ve herne giydiricem diye dusunuyirum neyseki seneye formali bir okula gidecekler.Burda yasayanlar gercekten markadan bir haberler en rahat neyse onu giyiyorlar.zaten markalida alsak ayni parayi veriyoruz.

  50. Hayir, bu ogrenciler bilincli bireyler olsun, kendilerini ifade etsinler diye yapilmiyor. Hangi amacli oldugunu cok iyi biliyoruz. Diger yorumlarda belirtildigi gibi birakin Che’ li bluzlari, kimse Ataturk bluzu bile giyemez bu idarede. Kendime sormaktan da edemiyorum, kendimizi illa kiyafetle mi ifade etmemiz gerekiyor? Hersey yapildi da bir bu eksikti ifade ozgurlugunde.

    Maddi esitsizlige, cocuk ve ergenlerin birbirlerine kiyafete gore davranmalarinin en buyuk sebebi parasi olan ama gorgusu olmayan, mutsuz anne babalar. Onlarin cocuklari da oyle buyuyor ve arkadaslarina dunyayi iskence ediyorlar ve bu boyle yayiliyor. Anne baba doktor olan bir ailede buyudum ve marka giymedim, giyemedim de para yetismezdi yoksa gittigim ozel okula. Onceki yorumlarin birinde okudugum gibi serbest gunler, okul disi aktiviteler iskence gibi gelirdi bazen. Ki ben anne baba doktor cocuguydum, anne babasi fabrikada calisanlar ne yapsin?

    Lisede beyaz gomleklerini Lacoste, Ralph Lauren’ dan alanlar, Harley Davidson bot giyenler. Simdi gelir seviyesi yuksek, esit gelirli bir ulkede yasiyorum ve lise hayatim cok daha garip geliyor. Calistigim sirketin baskanini bile Ralph Lauren giyerken gormedim ki ulkemde bu ortaokul lise ogrencisine veliler giydiriyor. Pes ve hayret.

  51. Forma, önlük ..bence kalkmamalı.. Ben onaylamayanlardanım..

  52. Forma tartışması marka tartışmalarına odaklanmış kalmış, bu bence çok önemli değil aileler için zor ama halledilmeyecek bir sorun değil yani daha doğrusu sadece okulda yok dışarda dersanede her yerde var. Tamamen ülkenin ekonomik durumuyla ilgili, sonradan görme, özenti kültürü. Öncelikle forma kalktı özgürleşicez çok yanıltıcı bir durum, bir sürü yasak var uygulamada. Özgürleşmek istiyorsak müfredatı değiştirmeliyiz çocukaların yaratıcılığını ortaya çıkaracak dersler faliyetler yapmalıyız, bilinç altında bu kıyafet konusuna okadar takığızki, düşünmemizi engellediğini zannediyoruz, yaratıcı olan formaylada serbest kıyafetlede olur. Ülkede düşünce özgürlüğü yok ki çocuklarımız düşünsün ufku açılsın tamamen kandırmaca. Kesinlikle gerçek bir ileri demokrasiye ihtiyacımız var:) Yani bu forma serbestisitesi özgürlük değil kısıtlama getiriyor. Şu an yaşadığım yer sıcak bir bölge ve çocukların forması bayağı diz üstü şort, şortlu etek şeklinde sokaklarda görüyorum. Bu çocukların şimdiki yönetmelikle bunu giymesi yasak nerde serbestlik özgürlük. Bende serbest olmasından yanayım ama ülke pek bunu kaldıracak ne ekonomik düzeye nede düşünce yapısına sahip yönetmelikden belli. Eee ozaman forma kalsın, çünkü mevcut durumda daha faydalı. Çünkü sahiplik duygusu oluşturur okul güvenliği için önemli, disiplin açısından faydalı, pek katılmasamda marka konusunda kısmen etkili gibi. Ayrıca eğer çocuklar gerçekten hergün bugün ne giyecem kaygısı yaşıyorlarsa forma özgürlük demek ozaman, onları rahatlatan birşey, giy formayı çık bu açıdan da iyiymiş. Düşüncelerini akıllarını yaratıcılık için kullanırlar amaç o ya:) Yaa bu kiyafete takılma durumunu toplum olarak üzerimizden nezaman atarız bilemiyorum, heralde ülkenin ekonomik durumu iyi düzeylere çıkarsa biraz azalır. Gerçekten ileri demokrasinin içinin doldurulduğu gerçek bir kıyafet yönetmeliği ile karşılaşmak temennisi ile……….

  53. LUTFEN GIDIP “ADINI FERIHA KOYDUM” DENEN DIZIDEKI KARAKTERLERE BIR BAKIN. EVET SACMA SAPAN DA OLSA TV SENARYOSU DA OLSA BIR DOGRULUK YANI VARDI SANIRIM. (TUM BOLUMLERI SEYREDIN VS. DEMIYORUM KI BEN DE SEYRETMEDIM. AMA APARTMAN GÖREVLISI DIYE KENDIMIZCE KIBARLASTIRDIGIMIZ AMA GENEL GECER HERKESIN “KAPICI DIYE ADLANDIRIP -AL, VELI, GIBI ISMI BEY OLMAYAN AMA XXXX EFENDI DENILEN” ADAMIN KIZININ HIKAYESINE BIR BAKIN. YANI TUM FAKIRLER MI GETTO DA YASIYOR. HEM AYNI SEMTE OTURABILSEK BILE BIZLERIN BILE GELIR DAGILIMININ EN DENGEDE OLDUGU BIR ULKEDE BILE O KADAR FARKLILIKLAR OLABILIYOR KI. TURKIYE GIBI UCURUMLARIN OLDUGU BIR ULKEDE BIR OKUL ORTAMINI DUSUNMEK BILE ISTEMIYORUM. SONRA OZEL OKULLARDA HIC MI BURSLA DESTEKLE OKUYAN COCUK OLMAYACAK. TED KOLEJINE OGRETMEN COCUGU, DARÜSSAFAKA BURSU ILE GIRIP, 7 NESIL OSMANLILI 2. DR. COCUGU ILE AYNI SINIFTA OKUMANIN NE OLDUGUNU KIM ANLATABILIR. ANLAYABILIR. YANI BIRAZCIK INSAF DIYORUM!!! OZGURLUK NERDE SERBEST KILIK KIYAFET UYGULAMASI NERDE….

  54. Kim demiş “Çocuklar bizler gibi kıyafetlere takılmazlar” diye.. Kesinlikle doğru değil.. 4,5 yaşındaki kız yeğenim, her gün okula gitmeden önce tam 1 saat boyunca ne giyeceğine karar veriyor. Eğer okulda başka bir arkadaşıyla aynı tişörtü filan giymişse de mutsuz dönüyor eve.. Bu tarz kesinlikle anne-babanın tarzı değil.. Zamane çocukları böyle artık kabul etmek gerek..

    Ben de Türkiye şartlarında Pınar hanım gibi düşünüyorum ve onaylamıyorum…

  55. Ergenler ve aileleriyle çalışan bir klinik psikolog olarak Mehmet Bey’in sözlerine katılıyorum, sosyal değerleri çocuklarımıza en başta biz aileler veririz, çocuklara küçük yaşta sosyal farklılıkların utanılacak birşey olmadığını, toplumda herkesin elma olmasındansa bazılarının üzüm, bazılarının erik, bazılarının da portakal olabileceğini, bunun yaşama farklılık ve asıl anlamda zenginlik vereceğini anlatmak gerekir. Öte yandan, çocuğun aileden belki de çok daha fazla değer öğrendiği ortam okuldur ve özellikle ergenlikte arkadaşlık ilişkileri ailenin bile önüne geçebilmektedir. Dolayısıyla, bizim verdiğimiz değerler ile arkadaşların öne sürdüğü değerler arasında çatışma olması durumunda, çocuğumuz bizim istediğimizden çok farklı davranabilmektedir. Bu durumda aile tutarlı olmalı; imkanların ötesinde birşey için tutturan çocuğa bahane üretmektense, içinde bulunduğu ekonomik durumu, değer sistemini açıklamalı, sabırlı davranmalıdır. Aileden tutarlı bir davranış gören çocuk zaten ısrarcı olmaz, çünkü bunun kendine birşey getirmeyeceğini öğrenmiştir.
    Serbest kıyafet sistemine olumlu bakıyorum, ilk zamanlar sıkıntılar yaşanacaktır ve ergenler arasında her koşulda yaşanan “kıyaslama” ve “üstünlük kurma yarışı” nedeniyle bazı çocuklar zedelenecektir fakat bu çocuklar zaten forma giyerken de aynı sosyal baskıyı görüyorlar ve zorba davranış gösteren çocuklar forma giyerken dahi ayakkabı ya da toka gibi küçük ayrıntılara dahi takılıp bu zorbalığı gerçekleştiriyorlar. Dolayısıyla serbest kıyafette çok daha ağır bir baskı göreceklerini düşünmüyorum.
    Kaldı ki, bu farklar devlet okullarında zaten çok aşırı yaşanmıyor, çünkü zaten zengin aileler çocuklarını mümkün olduğunca özel okula göndermeye çalışıyorlar. Ben Anadolu lisesi mezunuyum ve aramızda zengin de vardı fakir de vardı, forma giysek dahi ufak ayrıntılarla insanların ekonomik durumu zaten ortadaydı. Yani o küçük yaşımızda bilirdik bunu.
    Özel okullardaki fakir (burslu) çocuklar da, zengin çocukların kırtasiye olsun, ayakkabı olsun özenti markalı kıyafetleriyle başedecek gücü zaten burslu olmanın doğal getirisi zeka ile kapatıyorlar. Ergenlikte ekonomik değerler yüzünden örselenseler bile zeki çocuklar bu durumu lehlerine çevirmeyi öğreniyorlar ve toplumda daha farklı bir yer ediniyorlar. Bu açıdan bakıldığında da, zamanla durum bir şekilde eşitleniyor diye düşünüyorum.
    Önemli olan çocuklar arasındaki zorbalığın, değerler sistemi hedef alınarak yapılan baskıların aile ve okul yönetimince hızlı fark edilmesi ve bu konuda önlem alınması bence. Bu zorbalık davranışı da forma olsun serbest kıyafet olsun çok değişmeyecektir.. Yani fakirliğin ve toplumdaki ekonomik farkların önüne geçemeyeceğimize göre, fakiri korumaya ya da fakire acımaya odaklanacağımıza, zengin zorbaların fakiri zedelemesinin önüne geçmeye çalışmalıyız. Benim fikrim budur.

  56. Sayın Mehmet Teber,
    “Bu metindeki ifadelerim tabi ki çocukları ilgilendiriyor ve eminim görüşüne, imajına önem veren ergenler bu süreçten farklı etkilenecekler. ” demişsiniz.
    Çocuk diye kast ettiğiniz yaş mesela 6 yaş olabilir mi? O halde size biraz 6 yaş çocuğundan bahsedeyim.
    6 yaş çocuğunun duygusal gelişim özellikleri:
    – Giyim, Konuşma, zevk bakımından çocuk, arkadaşlarını taklit eder.
    – Rekabete girer.
    – Sosyal yönden prestij kazanmak amacıyla güç gösterilerine girerler.
    – Eşya ve aileleriyle övündükleri görülür.
    Kaynak: http://www.turkceciler.com/rehberlik/6yas.html

  57. Saçma sapan konuşmayın arkadaşlar sırf bu okul formaları yüzünden insanların kendine özgü tarzı yok. Tarz da kendini ifade edebilmenin bir stilidir. Ben lisedeyken nefret ederdim okul üniformasından o zamanlar pantolonda serbest değildi kışın donardık yazın o çoraplar yüzünden yanardık. Okulda bir dönem ayakkabı yöntmeliği bile olmuştu bize önerdiği zorla okuldan aldırdıkları ayakkabılar ayağımı mahfetmişti. Şimdi üniverste son sınıfım hazırlıkla beraber düşünün 5 yıldır serbest giyiniyorum öyle ahım şahımda zengin değiliz memur ailesinden geliyordum ben, Ama her allahın günü farklı kombinlerle gelmiyoruz bir kere çok yorucu. İş hayatındaki insanlarda sanki ay ın 30 günü 30 farklı giysi giymiyor. Bir kere dolaplara sığmaz neyden bahsediyorsunuz. Bu arada fakir çocuklardan bahsedilmiş burda bu klişeyi ben ilkokuldaydım hala duyardım. Arkadaş o giysilere 200 tl verceğne kalk kendine 3-5 giysi al. Formayı da dışarda giyemezsin çünkü. O kadar para bayılcam dışarda giymemek için mi allaşkına. Ayrıca sosyal statü demişsiniz. Bu ülkede kaça kaça bir hal olduk sosyal statüden… Ayrıca hayatında bir gerçeği bu nereye gizlicen… Abi zaten zengin çocuk saçıyla başıyla, hiçbirşey olmazsa tipiyle, fiziğiyle, tavırlarıyla belli ediyor ne olduğunu. Ayrıca herkes kendine göre bir muhitte oturuyor o muhitteki okula gidiyor. Sabancının oğluyla, kezban yengenin oğlu nasıl karşılaşsın bu durumda. Çevreleri hep aynı olcak o yüzden sorun yok bence. Herkes kendi tarzını yaratmalı kendini bulacağı dönemde tek tipe mahkum kalmamalı, kurunun yanında yaşı da yakmayalım. Özgürlük her durumda iyidir.

  58. Ayrıca sorununuzu bu çözecek?. Hatırlarsanız, okulun ilk günü hocaların kalkıp kendinizi tanıtın diye milletin içinde annen baban ne iş yapıyor diye sorduğunu hah bunu çözün önce.

  59. OKULLARDA SERBEST KIYAFETE NEDEN KARŞIYIZ

    OKULA GİRENİN ve ÇIKANIN TAKİP EDİLMESİ ZORLAŞACAKTIR

    OKULLAR TERÖR VE UYUŞTURUCU ÖRGÜTLERİNİN İSTİSMARINA MARUZ KALACAKTIR

    ÖĞRENCİLERİN PSİKOLOJİLERİ BOZULACAKTIR

    ÖZELLİKLE FAKİR AİLELERİN ÇOCUKLARI EZİLECEKTİR

    VELİLERE EK MADDİ KÜLFET GETİRECEKTİR

    MARKALI ÜRÜNLERE YÖNELİNECEKTİR.

    FUHUŞU ve DOST HAYATINI TETİKLEYEBİLECEKTİR

    ÖĞRENCİYE YAKIŞMAYAN KIYAFETLER GİYİLEBİLECEKTİR

    AHLAK KURALLARINI ZORLAYAN KIYAFETLER GİYİLEBİLECEKTİR

    ETNİK ve DİNİ BÖLÜCÜLÜĞÜ KIŞKIRTAN KIYAFETLER GİYİLEBİLECEKTİR

    CİNSEL İSTİSMAR ve CİNSEL SUÇLAR ARTACAKTIR

    HOLİGANLIĞI ve FUTBOL TERÖRÜNÜ OKULLARA TAŞIYACAKTIR

    ÖĞRETMENLERİN KALABALIK ORTAMLARDA ÖĞRENCİLERİNİ AYIRT ETMESİ NEREDEYSE İMKANSIZ HALE GELECEKTİR

    ’80 ‘Lİ YILLARDA İNGİLTERE’DE SERBEST KIYAFET DENENMİŞ VE VAZGEÇİLMİŞTİR

    AVRUPA’DAKİ ÜLKELERDE ÖĞRENCİ ÜNİFORMASI OLMAYAN OKUL YOK GİBİDİR

    ÜLKEMİZDE OKUL TEKSTİLİ SEKTÖRÜNDEN GEÇİMİNİ TEMİN ETMEYE ÇALIŞAN YÜZBİNLERCE İNSANIMIZ İŞSİZ KALACAKTIR

    TEPKİLERİMİZİ 147 TELEFON NOLU MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI İLETİŞİM MERKEZİ VE 150 TELEFON NOLU BAŞBAKANLIK İLETİŞİM MERKEZİNE LÜTFEN BİLDİRELİM

  60. arkadaşlar serbest olsun üniforma da 1 hafta giyilmiyomu