23 Yorum

Cincüce’nin Gebelik Günlüğü, 29. hafta

Banu’nun gündeminde bu hafta “babanın doğuma girmesi” var. Ama değişik bir bakış açısıyla…

Banu’nun hafta hafta hamilelik yazılarının tümünü buradan okuyabilirsiniz.

***

Merhaba Sevgili Blogcu Anne okurları,

Öncelikle geçen hafta yaptığınız öneriler ve verdiğiniz fikirler için çok teşekkür ederim. O yazıyı yazdıktan sonra bebeği eşyalarını derleyip toparlamıştım zaten. Sonra sizden gelen öneriler doğrultusunda hastane çantası listesini derleyip topladım. Şimdi sadece son birkaç eksiği almak ve her şeyi bir çantaya tıkmak kaldı. Ama bunun için yine de çok beklememekte fayda var. En azından ben kendime bunu hatırlatıp duruyorum. Ne zaman ne olacağı belli olmaz ne de olsa.

Birkaç gündür içimde ufak ufak bir panik duygusu filizlenmeye başladı sanki. Hani yabani otları yolarsınız da ısrarla bir yerlerden çıkmaya devam ederler ya. Onun gibi. Elimden geldiğinde onlara engel olmaya çalışıyorum. Ya da bırakacağım, tüm bahçeyi kaplayacaklar ve ben onları umursamadan yaşamaya devam edeceğim.

Doğumla ilgili bir panik değil bu. Zaman darlığından kaynaklanan bir panik. İnsanlardan genelde hamilelik süreleriyle ilgili “Of ne uzun sürmüştü, geçmek bilmemişti, adeta günleri saydım…vs” diye söz ediyorlar. Bendeyse durum tam tersi. Hızlı geçiyor. Hem de çok hızlı! Şunun şurasında on bir hafta kaldı işte. On bir hafta ne ki. Şıp diye geçiverecek. Buna karşılık yapmam, yetiştirmem gereken o kadar çok iş var ki. Üstelik bundan birkaç ay önce planlamaya konmuş ve hâlâ bitiremediğim işler. Nasıl yetişeceğim? Nasıl bitirip tamamlayacağım? Ya yarım kalırlarsa. “Aman canım, yarım kalsın, sonra vakit buldukça yaparım,” diyebileceğim türden şeyler de değiller. Nasıl olacak?

Geçen hafta doktor ziyaretimiz vardı. Bizim Dolap Çekmecesi iyi beslenmişmiş, beklenilenden daha önce de doğabilirmiş. Doktor öyle dedi. Umduğumuz tarihten bir hafta öncesine çekildi şimdi doğum tarihi. Ben paniklemeyeyim de kim paniklesin?

Doktor ziyaretinde canımı sıkan asıl şey bu değildi ama. Bu hafta doktorumuza doğum mevzusunu açtık. Kendisinin rahat ve doğal gidişattan yana bir tavrı olduğunu az çok kestiriyorduk; ama yine de bu konuyu doğruca konuşmanın zamanı gelmişti. Biz de ona doğum yaklaşımını sorduk. Ona normal doğum yapmak istediğimi net bir biçimde söyledim. O da kendisinin de, hastanenin de doğal süreci mümkün olduğunca desteklediğini anlattı. Ancak benim rahmimin şekli ve böbrek konumum yüzünden yine de durumu gözlemlemek gerektiğini söyledi. Şimdilik ne rahmimde, ne böbreğimde bir sorun yaşamadım çok şükür. Bundan sonrasında da yaşamayacağımı umuyorum. Fakat ummaktan başka (bir de zihinsel telkin dışında) bir şey elimden gelmiyor. Yine de ister istemez kötü düşünceler geçiyor aklımdan.

Bebeğin başı aşağı dönmüş; ama şu an tam dik pozisyonda değilmiş. Başı saat beş konumundaymış diyelim. Kalan sürede tam dönmesini beklemek gerekiyormuş. Bu sürede doğru konuma gelmesini ummaktan (ve bu konuda da zihinsel telkin yapmaktan) başka elimden yine bir şey gelmiyor. Son olarak leğen kemiğinin ne durumda olduğuna bakılacakmış. Tüm bunların hepsinden olumlu yanıt alıyorsak, doğal doğum için bir sıkıntı da kalmıyormuş. Of ne çok ayrıntı var!

Doktor ziyaretinde canımı sıkan asıl şey bu da değildi ama. Asıl mesele Yıldıray da doğuma girmek istediğini söyleyince patlak verdi. Doktorun yanıtı netti: Hayır. Sonra gerekçelerini açıkladı. Daha önce babaları doğuma aldıkları durumlar olmuş ve istenmeyen şeyler yaşanmış. Bayılanlar mı dersiniz, “Sen benim eşimi nasıl bağırttırırsın?” diye olay çıkaranlar mı dersiniz; doktora, hemşireye müdahale etmeye çalışanlar mı istersiniz. Doktorun sıradan ve sakin karşıladığı bir durum, doğumhaneye ilk kez giren biri için katlanılamaz, korkunç bir şey olarak algılanabiliyormuş ve o sırada yapacağı herhangi bir şey, doğum ekibinin bütün konsantrasyonunu (bu arada doğum yapan kadınınkini de) darmadağın ediyormuş. Doktor kendince haklı ve mantıklı. Aynı şeyi bana yapsalar ben de o kişiyi doğumhaneden attırırım açıkçası. “Ama canım doktor, cicim doktor,” dedik, “biz böyle yapmayız, söz,” dedik, “garanti veririz, gerçekten hiç karışmayız, bir köşede sessiz sessiz (ki bu en azından benim için mümkün olmayacak muhtemelen) dururuz,” dedik. Doktor Nuh dedi, peygamber demedi. Biz de o an için ısrar etmenin gereksiz olduğuna karar verdik ve lafı uzatmadık. Ama bitti sanmasın. Son ana kadar mücadele etmeye devam.

Yine de o odada, yabancı insanlarla bir başına kalma ve yanımda elini tutabileceğim bir Yıldıray’ın olmaması olasılığı canımı çok ama çok sıkıyor.

Son olarak, geçen ay boyunca mideye afiyetle indirdiğim şahane yemeklerin bana 3,5 kilo olarak geri döndüğünü de not düşerek sizlere veda etmek istiyorum. Bırakın bir ayı, ömrüm boyunca bir yılda bile 3,5 kilo almamış biri olarak, kantarda tamı tamına 60 (yazıyla altmış) kilogram olmanın haklı gururunu yaşıyorum. Önümüzdeki iki buçuk ayda da kiloma kilo katacağımı vaat ederek, hepinizi selamlıyorum.

23 yorum

  1. Sana ve bebeğinize afiyet şifa olsun Banucum 🙂

    Bizim doktorumuz da bu tavırda iken, doğum öncesi son ikna turlarıyla eşimin içeri girmesine müsaade etmişti. Umarım ikna olur sizinki de.

  2. Sevgili Cincüce – ilk doğumumdan önce eşimle katıldığımız doğuma hazırlık dersinde bize ilk öğrettikleri şey doğum sırasında partnerinin desteğinin ne kadar önemli olduğuydu. Partner mutlaka eş demek değil; anne, kardeş, dula vs de olabilir ama o desteği almanın önemi aynı. Eşim iki doğumuma da girdi (ki ikisi de normal doğumdu) ve onun desteği olmadan doğumlarımın aynı seviyede huzurlu olmalarına imkan yoktu. Ayrıca bir çift olarak çocuğunuzun ilk doğduğu anı paylaşmak kadar olağanüstü birşey yok bence. Ben seninle benzer durumda olsaydım doktoruma eşimin doğuma girmesi için ısrar eder ama kabul ettiremezsem doktorumu değiştirirdim. İyi doktor çok ama eş bir tane.

  3. Merhabalar,

    Ben de 25 haftalık hamileyim. Aynı şekilde ben de eşimin doğuma katılıp bu süreçte yanımda olmasını istiyordum ama benim doktorum da bu durumu kesin bir dille reddetti. Doktorum çok tecrübeli bir doktor, yukarıda sizin saydığınız nedenlere ek olarak da babanın o sürece tanık olduktan sonra çiftler arasında yaşanabilecek olumsuzlukları gösterdi. Bu konuda bir fikri olan var mı? Benim de aklım karışık doğal olarak 🙁

    • Merhaba Gamze,

      Esin doguma girememesi bana garip geldi. Babanin o surece tanik olduktan sonra ciftler arasinda bir olumsuzluk yasanmasina gelince; esiniz dogum esnasinda sizin basucunuzda duracak, elinizi ve basinizi tutup itme esnasinda size yardimci olacak, dr’un ya da ebenin durdugu yerde durmayacak. Dolayisi ile esiniz kendisini daha sonra rahatsiz edebilecek bir durumla karsilasmayacak. Sevgiler

    • Merhaba gamze aynı haftalardayız bende 25 haftalık gebeyim ve bu benim ikinci gebeliğim ilk doğumuma eşim girmişti doktorum bu konuda son derece sakindi konuşmadık bile olağan gelişti girmesini istedim hatta eşim dr.a değil bana sordu istemezsen girmem ama bu ana tanık olmak istiyorum diye bebeğimizi ilk görende oydu hala o anın güzelliğini anlatır durur çiftler arasındaki olumsuzluk bana göre doğuma girmeden de olabilicek birşey ama bir süreliğine tabiki uzarsa yardım almakta fayda var.Yepyeni bir hayat nihayetinde artık sadece eş değil annelik vasfında var emzirmen gerekiyor uykusuzluk falan filan bu süreç biraz insanı şaşkın yapıyor bence doğuma girmekle ilgisi olduğunu sanmıyorum ben.En azından bizde bir süre sonra yoluna girmişti eşimin ikinci doğumudada yanımda olmasını istiyorum hatta sezeryan olmam gerekirse (ki umarım gerekmez) bile girmesini elimi tutmasını isterim dr. muzun buna karşı çıkacağını hiç sanmıyorum bence bundan onları mahrum bırakmayın eğer şartlar uygunsa tabii…

    • Benim esim doğumda yanımdaydi hem de ebeler ne gördüyse o da gördü hatta benim doğumum çok uzun sürdüğü icin farklı zorluklarıma da tanık oldu ama 2 hafta sonra her şey normal seyrindeydi. Bence baba o ana tanık olabilmeli o an anlamıyor bunu insan ama şimdi o ani çok net hatırlıyoruz ikimizde bence esinizde girmeli bir sorun olacağını düşünmüyorum.

  4. Selamlar, kalmış 11 haftanız… şu an çok hızlı geçiyor görünse de son haftalar bir türlü geçmeyecek… Ben eyvah hiç bir şey yetişmeyecek derken son 4 hafta “haydi zaman aksıııııın” diye bağırıyordum. Bekleme heyecanı apayrı güzel bir duygu. Sizinki su gibi, sağlıkla, hemencecik geçsin. Bebeğinizi sağlıkla, tastamam, vaktinde kucağınıza alın.
    Eş meselesine gelince…İnanılmaz sabırlı ve sakin bir eşi olan ben! (benim için büyük nimet, zira ben aşırı tezcanlıyımdır) doktorumun izin vermemesi yüzünden ameliyathanenin kapısında kaldı! o yüzden şimdiden netleştirin konuyu ve gerekçelerinizi üstüne basa basa net ve kararlı bir şekilde anlatın. hatta başka türlü doğurmam 😉 deyin :)))
    Harika bir ekibim olmasına rağmen; eşimin doğumda yokluğu beni çok üzmüştü. İnşallah siz eşinizle birlikte girin. Dediğim gibi benim gibi hayır denince hımmm deyip pes etmeyin, kararlı olun.
    Sevgiler,İnci

    • merhabalar Banu, inşallah kalan kısacık zamanı da sağlıklı biçimde tamamlar bebişini kucağına alırsın. eşin ve sen gerekli donanıma sahip olduktan ve bunu istedikten sonra geriye doktorunuzu ikna etmek kalıyor (niyeyse?!). bu konuda kararlı olun ve bunu gerçekleştirin. ancak bu durum beni başka birşey düşünmeye itti: Türkiye’mizde doktorların doğuma yaklaşımları yurtdışındaki meslektaşlarından ne kadar da farklı! oralarda doğumlar nasıl gerçekleşiyor burada nasıl gerçekleşiyor diye kendi kendime hayıflandım. umarım gün geçtikçe herkeste gerekli bilinç oluşur doğumlara eşlerin girmesi de bu kadar sorun haline gelmez.

      bebeğini sağlıkla kucağına alman dileğiyle, sevgiler.

  5. sevgili cincüce,
    36. haftadayım, henüz bir doğum çantam bile yok:) panik olmalıyım sanırım:)
    bizim bu hafta sonu çatı kontrolümüz vardı. yani demek istediğimşu ki henüz senin için normail mi sezeryan mı kararı için çok erken diye düşünüyorum ama tabi ki doktor bir şeyler görüyor yada düşünüyor ki seninle paylaşıyor.
    ben şu ana kadar epidural normal doğum yapmayı isteyen, sezeryandan da korkan bir anne adayıydım. hala öyleyim ama kontrol sonucu sezeryan kararı çıktı. ilk an çöktüm, ağladım bile. insanın sezeryandan korkması garip geliyor kulağa ama ben cidden normalde epidurale kadar geçen süredeki acıyı çekmeye razıyım da kesilmekden korkuyorum ama sonra düşününce aslında yeni yeni oturuyor , insan şunu fark ediyorum bebeğin sağlığı en önemlisi, riske atılamayacak kadar önemli o yüzden kesilmek hiç problem değl:)
    biz hiç konuşmadık ama sanırım sezeryan olacağı için sanırım eşimin girişine doktor bir şey demez diye umuyorum, sırf eşim değil fotografçıda var doğuma girecek.
    bunlar küçük sıkıntılar ve öyle kalsınlar. Allah beterinden korusun ve bebelerimiz sağlıkla doğsun:)
    son 5 haftam ve ben çok merak ediyorum yiğit i:)

  6. Her ne kadar doktorun gerekçeleri haklıysa da, sen de haklısın ve umarım onu bir şekilde ikna edebilisiniz. Yanında eşini istemen en doğal hakkın. Hadi bakalım, bol şans 🙂

  7. Sevgili Banu,
    Ben de 32. haftami yarin dolduruyorum ve benim cantam da hazir degil. Hafif bir panik hali bende de bas gosterdi.
    Hollanda’da dogum yapacagim. Buradaki saglik sistemi Turkiye’den cok farkli cunku ebelik sistemi var. Ancak ve ancak ebe anne ve bebegin sagligini etkileyebilecek ciddi bir durum tespit ederse, jinekologa gidilebiliyor. Bunun bircok avantaj ve dezavantaji var. Ornegin sezeryani sadece cok ciddi durumlarda uyguluyorlar, epidural asla teklif edilmiyor, teklif edilmedigi gibi anne epidural isterse yalvar yakar veriliyor. Neredeyse tum anne adaylari evde (!) ve normal dogum yapiyor, ki bence evde dogum cok riskli. Esler de neredeyse her zaman anne adaylari ile beraber doguma giriyor.
    Endiseni cok iyi anliyorum, cunku bende esimsiz bir dogumu asla dusunemiyorum. O olmazsa zaten tum o hypnobirthing kursunda ogrendiklerimiz bosa gider 🙂
    Sevgiler,
    Week32

  8. ilk doğumuma eşim katılmıştı ve süper geçti doğum sürecimiz.Herkese de tavsiye ederim.doktorumuza ilk babanın doğuma girme meselesini açınca tabiki ,biz zaten tercih ediyoruz babanın doğuma girmesini dedi.Sorun yaşamadık.Şimdi 36 haftalık hamileyim,ikincisinde de eşimi yanımda istiyorum.

  9. Doktorlarin bu gerekcelerine ben inanmakta gucluk cekiyorum, benim esim kan aldirirken bile fenalasir, ust duzeyde hastane fobisi var ama benimle birlikte doguma girdi, bunu kendi istedi ki bence bu ne doktorun ne de benim mudahale edebilecegimiz bir mevzu degildi. Doktorumuzu esimin problemi konusunda bilgilendirdik, anlayisla karsiladi ve onu tesvik etti. Dogum esnasinda hic sorun yasamadik elimi tuttu, sanci aralarinda doktorla sohbet bile ettiklerini hatirliyorum, fenalik gecirmedi, kan tutmadi zaten dogum odalari oyle ameliyathaneler gibi olmuyor…bence esiniz sizin yaninizda olmak istiyorsa doktorunuz buna saygi gostermek zorunda, bu dogal dogum hakkiniz kadar tabi bir hak

  10. Bu tutumlar doguma yaklasim konusunda Turkiye’de alinacak daha coook yol oldugunu gosteriyor bence. Biz Amerika’da yasiyoruz, esimle beraber doguma hazirlik kursuna gittik ve orda baslayarak dogumu bir cift olarak gormeye basladik. Esimin doguma girip girmeyecegi sorusu gundeme bile gelmedi. Tabii ki yanimda olacakti.
    Bir de su “cati muayenesi” olayini hic anlamiyorum. Burda oyle bir sey yok. Turkiye’deki doktorlarin planli sezeryan icin en buyuk bahanesi de o. Nasil oluyor bu is?

  11. Normal doğum ile ilgili Ekolojik Anne çok güzel bir yazı yazmış. Belki işine yarayabilir 🙂
    http://dogalbebek.org/?tag=normal-dogum

  12. Babaların doğuma girmesine müsaade edilmemesini çok ama pek çok saçma buluyorum! Doktorun bahsettiği türden olaylar ne sıklıkta yaşanıyor acaba? Biraz abarttığını düşünüyorum. Benim eşim girdi doğuma ve iyi ki de girdi. Kendimi daha iyi hissettim, daha rahat… Bir oda dolusu yabancının içerisinde acı çekiyorsunuz, hassassınız, endişelisiniz… böyle bir durumda insanın eşinin yanında olması müthiş bir yük kaldırıyor omuzlardan.

    Son olarak eşin doğuma girip girmemesinin kararını neden doktor veriyor ona çok anlam veremiyorum…

    Eren

  13. Doğumu doğumhanede değil de kaldığınız odada yapabildiğiniz hastaneler var. Girdiğiniz odadan doğumdan sonra çıkıp eve gidebiliyorsunuz. Böyle bir ortam yemyeşil ameliyathaneden çok daha iyidir mutlaka. Doktorunuzla konuşup öyle bir hastane ayarlamasını isteseniz? Ya da siz bulsanız? Açıkçası doktorunuz için normal doğum taraftaeı diyemeyeceğim. Size gereksiz nedenler öne sürmüş daha şimdiden ve bilinçaltınıza kötü mesajlar göndermeye başlamış. Zaten hep böyle başlıyor, ondan sonra da ameliyat masasında doğumlar oluyor. Ben de ilk iki doktorumdan “Çatınız dar, normal doğum olmayabilir” dedikleri için vazgeçmiş, başka doktor bulmuştum. Üstelik bulduğum doktor çatının dar olmasına hiç takılmamış, doğum yaklaşırken yaşadığım bir stresten dolayı da erken doğum riski ortaya çıkınca “Bir gün bile daha fazla dursa kardır” diyerek yaklaşmıştır. Kendisine selam ve sevgilerimi gönderiyorum buradan da 🙂

  14. Bir de girdiğini odada doğum yaparsanız eşiniz de yanınızda oluyor ve herkes kendini daha rahat hissediyor. Bunu söylemeyi unutmuşum 🙂 Eşiniz mutlaka yanınızd olmalı. Doğum anı bir annenin olduğu kadar bir babanın da hayatındaki en unutulmaz anlardan ve deneyimlerden bir tanesi, belki de en önemlisi. Ben galiba doktorunuza çok gıcık oldum 😛

  15. Çatı darlığı bahanesiyle sezeryana yönlendirilen arkadaşlarım olduğundan, doktorumdan 25. haftamda çatı muayenesiyle ilgili beni bilgilendirmesini istemiştim . Doktorum çatı muayenesinin sağlıklı bir sonuç vermediğine inandığını, çatı darlığının ancak doğum esnasında anlaşılabilecek bir durum olduğunu belirtmişti. 40. haftanın sonunda çok rahat geçen bir doğumla oğlumu kucağıma aldım. Eşim yanımdaydı ve onsuz bu kadar rahat bir doğum olamazdı. Normal doğumu destekleyen bir doktorun, eşin doğuma girmesine olumsuz bakacağını düşünmüyorum..

  16. Merhabalar Elif Hanım,
    Ben Meliha 34 yaşındayım ve 2 çocuğum var.Bloğunuzu çok uzun zamandır takip ediyorum.Bilgisayar programcısıyım ve işlerim çok yoğun sizin bloğunuzla tanışana kadar çoçuklarımla pek ilgilenemediğimi anladım ve işimden ayrıldım şimdi artık daha mutluyum onlarla daha çok vakit geçirebiliyorum.Tavsiyeleriniz ve değerli yazılarınız için çok teşekkür ederim 🙂

  17. Merhaba,
    Ben de şuan 28. haftadayım, fakat ikinci hamileliğim. Leyla normal ve epiduralsiz dünyaya geldi ve doktoruma da bu isteğimi en başımdan beri iletmiştim. Kendi karısını da sezeryanla doğurduğundan, gönlünden geçenin bu olmadığını biliyordum ama benim kararlarıma saygı duyacağına emin olacak kadar da iyi tanıdığıma inanıyordum. Bana bir kere bile aleyhinde birşey söylemedi ve imalarda bulunmadı. Rahimin durumu, böbreğin durumu, çatı kontolü, çocuk ters döndü, düz döndü, kordon dolandı, çocuk kilolu gibi ifadelerin (hele ki bu erken haftalarda) bilinçli olarak normal doğumdan soğutmak için kullanıldığını düşünüyorum. Doktorunuza güvenip güvenmediğinizi iyi düşünmenizi tavsiye ederim, çünkü normal doğum bir anne için çok olağanüstü güzel bir tecrübe, tabii ki mümkünse.
    Benim doktorumla ilk doğumda konuşamadığım, çok da üzerinde duramadığım bir konu oldu, o da doğduktan sonra hemen bana verilmesi, kontrollerinin ise sonradan yapılması. Doğduğunda onu alıp, yana koymaları ve anlamadığım şeyler yapmaları kadar beni korkutan birşey daha olmadı. Mesela bu ikinci doğumumda mutlaka değiştirmek istediğim birşey. Demek istediğim doğsun da sonra unutulur zaten olmuyor, o pişmanlık insanın içinde kalıyor. O yüzden gerçekten normal doğum ve eşinizi de yanınızda istiyorsanız, bunun için şuan savaşmanız gerekir.
    Ve doktorunuzu tartabilirsiniz, güvendiğiniz bir doktor doğum esnasında herşeyden önemli.

  18. fisun&eylul&ela

    Banu merhaba, benim 22.haftam. Ilk dogumum suni sanciya dayanamamam, ebenin saate bakip yaklasik 7 saat sonra doguracagimi soylemesi sonucu, doktorum vazgecirmeye calissa da sezaryen oldu. Bu hamilelikte 3.doktorum, ilki sezaryenden sonra normal dogum cok riskli dikusler patlayabilir dedi. Ikincisi o kafar kesin konysmadi. Simdiki dr.umla daha konusmadim. Doktora guvendikten sonra bu konuya cok takilmamayi dusunuyorum. Hele dun geceden beri Blogcuanne’nin facebook da vajinal dogum demesinden sonra gelen yorumlari okuduktan sonra. Gordugum kadariyla herkes bilgi sahibi olmadan fikir veriyor ve annelerin kafasi karisiyor. Oysaki bence her beden farkli, her bebek farkli. Doktora guvenildikten sonra o an gelisen olaylar belirliyor dogumu