56 Yorum

Gökçe ile Ateş Bora’nın hikayesi

Blogcu Anne gebelerinden Gökçe’nin Gebelik Günlüğü, geçtiğimiz Eylül ayının 17’inde mutlu sonla noktalanmıştı. O günden bu yana gerek mail, gerek Twitter üzerinden gelen tüm “Gökçe hikayesini ne zaman anlatacak?” konulu mesajlar tarafımdan bizzat Gökçe’ye iletilmişti!

Uykusuz yeni anne Gökçe, doğum hikayesini nihayet kaleme aldı. Hikayesi dün sabah posta kutuma düştüğünde -okuduğum diğer tüm doğum hikayeleri gibi- bende göz yaşartıcı bomba etkisi yaptı.

Gökçe’ye 9 ay boyunca konuğum olduğu için teşekkür ediyor, daha fazla uzatmadan sözü ona bırakıyorum. 

***

Gökçe ile Ateş Bora’nın Hikayesi
17 Eylül 2012, Miami

Sonunda Gökçe hikayesini yazdı dediğinizi duyar gibiyim. Bu şaşkın annenin kusuruna bakmayın. Öncelikle hepinize içtenlikle çok teşekkür ederim. Sizlerden gelen tebrik mesajları, sağlık ve mutluluk dilekleriniz beni o kadar mutlu etti ki anlatamam. Daha önce hiç tanımadığım ve yazdığım gebelik günlüğü sayesinde tanıdığım sizlerin ilgisi ve sevgisi beni çok duygulandırdı. Hatta loğusalığımın ilk haftasıydı, bir sabah bu mesajları okurken hüngür hüngür ağladım. İyi ki varsınız! Bana hamileliğim boyunca blogunda yazma fırsatı verdiğin için Elif sana da çok teşekkür ederim. Bu gebelik günlüğü benim için çok değerli bir anı oldu.

Gelelim bizim hikayemize! Bebeğim, Ateş Bora 17 Eylül Pazartesi günü saat 15.43’te dünyaya geldi. 15 Eylül Cumartesi günü bebeğimin beklenen doğum tarihiydi. O gün itibariyle hafif hafif sancılarım başlamıştı. Fakat biliyordum ki o gün Ateş oğlan gelmeyecekti. Ertesi gün yani Pazar günü sabahtan sancılar aynen devam ediyordu. Sancı aralıklarını ve süresini saymaya başlamıştık. Ancak hala gereken sıklıkta değildi. O halde bile Ateş’in gezenti ana-babası akşam için yemek planı yapmaktan geri kalmadı. Pazar akşamı arkadaşlarımızla birlikte benim en sevdiğim restoranlarından birine yemeğe gittik. Restoran hastanenin olduğu bölgede, hastaneye 10 dakika mesafede bir yerdeydi. Evden çıkarken “belki akşama evimize dönmeyiz doğrudan hastaneye gideriz, nasılsa çantamız arabanın bagajında” diye şakalaştık. Hakikaten de öyle oldu.

Restorana girer girmez, restoranın müdürü beni görünce “zaman geldi galiba” diye takıldı. “Söz burada doğurmayacağım” dedim. İşin ilginci bir önceki gece benim gibi karnı burnunda bir hamile daha varmış, oracıkta sancıları tutuvermiş. Ben gayet rahat bir halde bir güzel yemeğimi yerken, bir taraftan da sancılar sıklaşmaya başladı. En sonunda nişan gelince “tamam artık doğum başlıyor” dedik. Bekar olan erkek arkadaşlarımız sayemde hiç akıllarına gelmeyen bir tecrübeyi bizzat yaşamış oldular. Bir gün çocuk sahibi olduklarında sancıların ne sıklıkta gelmesi gerektiğini ve kadının sancılarının da filmlerde gösterildiği gibi acılar içinde olmadığını görmüş oldular. Restorandan ayrılırken restoranın müdürü ve çalışanları bize şans dileyerek bizi uğurladılar. Ancak biz hastanenin yolunu hemen tutmadık, restoranın önündeki sahil yolunda yarım saat kadar yürüyüş yaptık.

Saat 10.00 sıralarında hastaneye doğum bölümünün kapısı kapalı olduğundan acil binasından girdik. Bu arada ben pek süslü püslüyüm. Boyundan bağlı sırtı açık elbisem, saç baş yapılı, pür makyaj! Bana hemen tekerlekli sandalye getirdiler. “Hayır istemiyorum ben yürürüm” dememe rağmen iki bina arasında mesafe fazla diye beni sandalyeye oturtuverdiler. Doğum katına gelince beni hemen kontrol odasına aldılar. Açılmam 1,5 santimetreymiş. Günüm geçmiş olduğu için beni geri göndermediler. Eşim hemen yatış işlemlerini yaptı. İstediğim oda şansımıza boşmuş. Bunu duyunca rahatladım. Hemen odamıza yerleştik.

Hemşiremiz gerekli kontrollerimi yapmaya başladı. Epidural isteyip istemediğimi sordu. Ben önceden kararımı vermiştim. Hiç tereddütsüz istiyorum dedim. Hemşire bana giymem için hastane önlüğünü verdi. Ben de “hayır benim önlüğüm var onu giymek istiyorum, eşim çantamızı gidip getirecek” dedim. Hemşire elinde serumla bekliyordu. Benim kocam hala hastane işlemleri ile uğraştığından ortalarda yoktu. Hemşire “şimdilik bunu giy, serumu takalım, çantan gelince çıkarırsın” dedi. Hastanenin önlüğünü giymek zorunda kaldım diye eşime kızıyordum. İnatla o önlüğü giyecektim! Üstelik de makyajımı temizlemek istiyordum. Malzemelerimin tümü çantadaydı. Sonunda eşim çanta ile geldi. Serumlar kolumda sevimsiz önlüğü çıkarıp, özene bezene aldığım mavi beyaz puantiyeli şık hastane önlüğümü giydim ve rahatladım. Hemşire herhalde doğum sırasında nazlı, inatçı, kaprisli, telaşlı birçok kadınla karşılaşıyordur ki tavrımı hiç garipsemedi.

Daha evvel bahsetmiştim. B grubu Streptokok testi sonucum pozitif çıkmıştı. Bu sebeple antibiyotik içeren serumu da bağladılar. Antibiyotiğin etkili olması için doğumdan en az 4 saat önce verilmesi gerekirmiş. Bu saatten sonra bir şey yiyip içmeme için vermediler. Sadece kırık buz parçalarına izin verdiler. Yediğim yemekten dolayı içim o kadar yanıyordu ki, Ümit ve annem durmadan bana buz parçaları yediriyorlardı.

Sancılarım bu sırada devam ediyordu fakat kendimi gayet iyi hissediyordum. Hafif hafif uyuyordum. Saat 12 civarında doktorumuz Dr. Bendayan hastaneye gelip ilk kontrollerimi yaptı. Saat gece saat 3’e kadar açılma 1,5 santimetreyi geçmeyince Dr. Bendayan açılmayı hızlandırmak için suni sancı vermeye karar verdi. Serum yoluyla pitocin denilen ilaç verildi. Pitocin verilmeden önce hemşire bana suni sancının kasılmalarımı artıracağını, bu yüzden ağrıyı daha çok hissedeceğimi, eğer istersem epidurali bu aşamada verebileceklerini söyledi. Hemşireye ilaç sebebiyle kasılmaların yaratacağı kasılmalar hakkında aklımdaki soruları sorduktan sonra epidurali almaya karar verdim. Gece saat 3 sıralarında epidurali takacak olan anestezi uzmanı geldi. Bana epidurali nasıl takacaklarını, takılırken benim nasıl durmam gerektiğini ve kıpırdamam gerektiğini açıkladı. İşte bu “kıpırdamama” konusundan epey endişeliydim. Ya iğne girerken hissedersem, istemsiz bir şekilde “kıpırdarsam” diye zaten evham yapıyordum. “Korkunun ecele faydası yok” dedim ve derin bir nefes aldım. Kendimi rahatlattım. Tamam artık hazırdım. Anestezi uzmanı epiduralin yapılacağı bölgeyi steril etti. Önce uyuşturucu iğne yapıldı. Bu sırada hemşire omuzlarımdan beni bastırıp sırtımı rahatlatan bir hareket yaptı ve öyle durmamı söyledi. Epidural iğnesinin girdiğini hiç hissetmedim bile.  Düşündüğümden kolay oldu. Kısa bir süre sonra belimden aşağısı uyuşmaya başladı. Ben de mışıl mışıl uyumaya başladım. Uyandığımda sabah 6 idi. Eşim ve annem sırayla başımda beklemişler. Dr. Bendayan gelmiş beni kontrol etmiş. Hemşiremiz sık sık sancılarımı takip etmiş.

Sabah doğumun başladığını eşimin ailesine ve benim aileme haber verdik. Herkes heyecan içinde beklemeye başladı. Tabi uzak olunca daha zor. Saat başı babam, kardeşlerim annemi arayarak bilgi alırken diğer taraftan da eşimin ailesi, kardeşi de onu arıyorlardı. Ben de bu arada “doğuruyorum” diye hemen Elif’e haber verdim. Arkadaşım Carol da hemen işini gücünü bırakıp geldi. Fotoğrafçı arkadaşım Ezgi de gelince kadro tamamlandı. Böylece doğumu hep beraber beklemeye başladık.

Sabah saat 7 itibariyle açılmam 6 santimetreydi. Epidural sebebiyle belden aşağısı tamamıyla uyuşmuş, parmağımı bile kıpırdatamayacak durumdaydım. Ancak hafif hafif kasılmaları hissediyordum. Hemşirelerin biri girip biri çıkıyordu. Biz ise doğum saat kaçta olacak diye aramızda bahise giriyorduk.

Açılma yavaş ilerliyordu ve sıkılmaya başlamıştım. Yatağa bağlanmıştım ve kıpırdayamıyordum. Öğlen saat 12 gibi açılmam 8 santimetreydi. Hemşire artık bundan sonra açılma çabuklaşır diye beni rahatlatmaya çalışıyordu. Açılma ilerledikçe kasılmaları biraz daha kuvvetli hissetmeye başladım. Ancak acı veya ağrı hissetmedim. Özellikle ıkınabilmenin kolay olması için epiduralin dozajını yükseltmiyorlarmış.

Öğlen saat 2’de hemşire açılmanın 10 cm’ye ulaştığını artık doğumun başladığını söyledi. Böylelikle hastaneye geldiğimizden tam 16 saat sonra doğum başlamış oldu. Doğum hazırlıkları başladı. Hemşire odada kimlerin kalmasını istediğimi sordu. Eşimin mutlaka yanı başımda olmasını istediğimi ve Ezgi’nin de fotoğraf çekeceğini söyledim. Annem ve Carol’in odada kalabileceklerini, zaten suit oda olduğu için ara kapının açık kalabileceğini, annem ve Carol’in isterlerse girip çıkabileceklerini söyledim. Özellikle annemin Ateş’in doğduğu anı görmesini istedim.

Saat 2.30’da Dr. Bendayan geldi. Suyum patlamadığı için suyumu müdahale ile patlattı. Hemşire de bir yandan bana nasıl ıkınmam gerektiğini anlattı. Kasılmaları hissettiğimde ıkınmam gerektiğini, monitörden kasılmaları takip ettiğini, sayacağını ve bana ıkınmam için “hadi” diyeceğini söyledi. Kasılmaları hissediyordum ancak hiç beni rahatsız eden bir ağrı hissetmiyordum. Öğlen saat 2.30 itibariyle tam bir saat on beş dakika sürecek olan doğum sürecine başladık. Bacaklarım o kadar uyuşuk bir haldeydi ki kıpırdayamıyordum. Ikınıyordum ama yeterli olmuyordu. Hemşire Ümit’e bacağımı tutmasını söyledi. Sevgili kocacım doğuma bu kadar dahil olacağını hiç tahmin etmemişti. Bir bacağımdan bir hemşire diğer bacağımdan da Ümit tuttu. Ben de kasılmaları hissettikçe ıkınmaya başladım. Kasılma geldiğinde ittiriyor, gittiğinde dinleniyordum. Ancak ilerleme belli ki yavaştı. Hemşire pozisyon değiştirelim dedi. Ümit sırtıma destek vererek beni yana doğru çevirdi. Diğer hemşire bacağımı tutmaya devam etti. O şekilde de bir süre ittirmeye devam ettim. Yok yine olmadı, bu sefer de diğer tarafa çevirdiler. Ben külçe gibiydim. Kıpırdamam imkansızdı. Hemşire “hadi bak bebeğin kanala girdi” dedi. Hemşire saydı, kasılma geldikçe ben ittirmeye devam ettim. Ne kadar zamandır ıkınıyordum bilmiyorum. Bana öyle uzun geldi ki artık moralim bozulmaya başladı. Bu arada arkadaşım Ezgi an an fotoğraflarımızı çekiyordu. Doğumun heyecanı annem ve Carol’ı da çok etkiledi ki ikisi de bizimle birlikte odada kalmışlar. Bir yandan Ezgi, bir yandan Carol bana moral vermek için “kafası göründü, hadi hadi” diye tezahürat ediyorlardı.

Yorgunluktan bitap düşmüştüm. Tezahüratların hiç biri bana etki etmiyordu. Tam tersi iyice irrite ediyordu. Kan ter içindeyim. Kimsenin bana dokunmasını istemiyordum. Sevgili eşim, canım kocacığım bir an elleriyle yüzümü okşamaya kalktı, “elleme beni” diye çıkıştığımı hatırlıyorum. Carol ve Ezgi’ye de “tamam yeter!!! tek kelime etmeyin, hiçbir işe yaramıyor” diye çıkıştım. Bu sırada zaman uzadıkça iyice moralim bozulmuştu. “Niye olmuyor? Doğuramıyorum!!!” diyordum. Neredeyse sonuna kadar gelmişken bu saatten sonra sezaryen olmaktan korkuyordum. Çok yorulmuştum başka bir operasyon beni endişelendiriyordu. Bir an kendimi toparladım. Ben bu işi yapacağım dedim. “Herkes sussun!!!” dedim. Ikınmaları kendim yönetmeye başladım. Kasılma gelince “tamam şimdi hadi” diyordum, hemşire ve Ümit bacaklarımı tutarak destek veriyorlardı. Ümit bir ara yine yüzümü okşamaya yeltendi, artık nasıl bir bakış attıysam anında “tamam tamam” diye çekildi. Eşim doğum sonrasında “ne güçlü ne cesur kadınsın! ben bu çocuğu şimdi doğuracağım diye nasıl çabaladın, herkesi susturdun, kendi kendine doğurdun” dedi.

Yine tükenmiş bir anımda Dr. Bendayan karşıdaki aynayı gösterdi. “Bak işte gör, bebeğinin kafası çıktı ha gayet” dedi. İşte o an benim için mucize bir andı. Hala gözümün önünden gitmiyor. Doğum sırasında yaşadığım şeyler zamanla silikleşebilir ancak oğlumun kafasını gördüğüm o an asla gözümün önünden gitmeyecek. Ben o anı görünce öyle bir ittirdim ki bebeğim kafası neredeyse çıkacak pozisyona geldi. Sonra derin bir nefes daha aldım ve bir kez daha ittirdim ve işte o sırada oğlum dünyaya merhaba dedi.  Ben bitmiştim. Dr. Bendayan, bir kez daha ittirerek bebeğin vücudunun çıkmasına yardım etmemi söyledi. Bir ıkınma daha ve bebeğim kollarımdaydı. Dr. Bendayan bebeğimi çıkar çıkmaz göğsüme yatırıverdi. Allahım o nasıl bir andı! Size duygularımı tarif edemiyorum. Aylarca içimde taşıdığım, merakla beklediğim, aşkla sevdiğim bebeğim göğsümdeydi. Eşim yanı başımda ikimize de sımsıkı sarıldı. İkimiz de mutluluktan ağlıyorduk.

Ben bu anları yaşarken Dr. Bendayan plasentayı çıkardı. O an müthiş bir rahatlama hissettim. Plasentayı görmeyi çok istiyordum ancak Ateş’le yaşadığım aşktan gözüm hiçbir şeyi görmüyordu!

Hemşire bebeğimi temizlemek için aldı. O sırada Dr. Bendayan dikişlerimi yapıyordu. Doğum sonrasında hemen bebek hemşireleri de geldi. Önceden Ümit’e “beni bırak, Ateş nereye giderse peşlerinden git! Ateş nerede sen orada!” diye tembih etmiştim. Ümit de öyle yaptı. Gerçi hemen o an Ateş’i odadan dışarı çıkarmadılar. Hemşire temizledikten sonra boyunu kilosunu ölçtü. 3100 gr, 49 cm doğmuştu bebeğim. Bazı değerlerini ölçtü. Ateş’i kundaklayıp tekrar göğsüme koydu. Yavrum göğsüme yatınca hemen ağzını açıverdi. Resmen göğsümü arıyordu. O kadar şaşırdım ki! Hemen emmeye başladı. Nasıl mutlu oldum o an anlatamam. Halbuki doğumdan önce “Ateş emebilecek mi? Ben becerebilecek miyim? Kolostrum hemen gelecek bebeğimi besleyecek mi” diye endişeliydim. Çok şükür hepsi tastamam olmuştu. Çok rahatlamıştım. Ateş emiyordu!

Fotoğraflar: Ezgi Çamur

Bir süre sonra Ateş’i üç saatliğine yanımdan alıp yenidoğan odasına kontrollerini yapmak için götürdüler. Tabi babası da peşinden gitti. Bu sırada başka hemşireler odamıza gelip beni kontrol etmeye başladılar. Biri gidip biri geliyordu. Bir sürü kontrol yapıyorlardı. Hastanenin personeli çok ilgili, güler yüzlü ve tecrübeliydi. Adeta kendimi onların güvenli kollarına bırakmıştım.

Hastane personeline daha evvelden çocuk doktorumuzu bildirmiştik. Onlar bebek doğar doğmaz doktorumuza haber verdiler. Hemen o akşam doktor ofisinden çok şık giyinmiş bir bayan doktor Ateş’i kontrol için geldi.  Doktor Ateş’in bezini açtıktan hemen sonra, “aman hop mop” demeye kalmadı,  Ateş bir güzel doktorun üzerine çişini yapıverdi. Doktorun güzelim ipek gömleği gitti. Ertesi gün (Salı) Dr. Bendayan Ateş’i sünnet etti. PKU testi ve Hepatit B aşısı yapıldı. O gün boyunca arkadaşlarımız ziyaretimize geldi.

Üçüncü gün (Çarşamba) Dr. Rivera benim son kontrollerimi yapıp hastaneden çıkış onayımı verdi. Birkaç saat sonra çocuk doktorumuz geldi. O da Ateş’i kontrol etti ve hastane çıkış onayını verdi. Böylece öğlen saat 2 civarında hastaneden ayrılarak evimizin yolunu tuttuk. İki kişi olarak çıktığımız evimize üç kişilik mutlu bir aile olarak geri döndük.

Ateş Bora iki buçuk aylık oldu. Uykusuz gecelere alıştım. Allah kuvvetini veriyor. İlk günlerde Ateş’i emzirirken oğluma bakıp bakıp mutluluktan ağlıyordum. Şimdi kendimi sanki Ateş hep hayatımda varmış gibi hissediyorum. Birbirimize kenetlendik. Allah hepimizin evlatlarını korusun ve evlat sahibi olmak isteyen herkese bu mutluluğu nasip etsin. Sağlıcakla kalın!

Sevgilerimle,

Gökçe

***

Gökçe’nin gebelik günlüğü yazılarını buradan okuyabilirsiniz.

56 yorum

  1. Çok büyük bir merakla bekliyordum, EN SONUNDA yazdın Gökçe. Gözlerim dolu dolu okudum. Hah, bak akıyor yine! Hoşgelmiş Ateş oğlan!

    Beklediğime değmiş, ne kadar da güzel anlatmışsın. Allah sizlere sağlık ve güç versin, hep böyle sevgiyle kenetlenip kalın birbirinize.

    Kalbim kabardı (:
    Sevgiyle öpüyorum.

  2. allah mutluluğunuzun bozulmasına izin vermesin… hep sağlıkla, huzurla, sevgiyle kalın…

  3. Tekrar gozunuz aydin, Allah saglikla buyutmeyi nasip etsin ins, Doguma son 10 gunu kalmis bir anne adayi olarak yasadiklarinizi okuyunca kendimi hayal ettim hastanede, garip bir duygu:) Sevgiler Malatyadan..

    • Pınar, cok teşekkür ederim. Doğumuna çok az kalmış hatta belki de bugun yarın doğuma gidersin 🙂 Saglıklı, kolay bir doğum ve bebeğini mutlulukla kucağına almanı dilerim. Çok güzel bir duygu. Sevgilerimle…

  4. twiterda Elif Hanım’ın mesajını görür görmez, işi gücü bir kenara bırakıp okumaya başladım bu muhteşem hikayeyi.
    ne kadar mucizevi bir olay bu doğum.

    Allah hem bebğinize hem size sağlıklı uzun ömürler nasip etsin. Bir ömür beraber bugünkü kadar mutlu olun inşallah.

    Sevgiler…

  5. Tekrar tebrikler Gökçe. Ne güzel yazmışsın. Elif Facebook postunda uyarmış ama zırlamam diyodum yine zırladım:))

  6. Tuğba Güngören

    9 ay hamileliğini zevkle okuduktan sonra sabırsızca beklediğim doğum hikayenide ağlayarak okudum allah hayırlı ve sağlıklı büyümesini nasip etsin mutluluk peşinizi hiç bırakmasın darısı benim başıma 🙂

  7. Çok güzel doğum hikayen Gökçecim. Çok duygulandım…

    Ateş’e tekrar iyi ki doğdun diyorum!

    Eren

    • Eren, gecen sene ateş ölçüyordum her gun, ha oldu ha olacak diye konuşuyorduk seninle. Hamile kaldığımı öğrenince, ne sevinmiştik :)) Şimdi doğdu bile yavru.

  8. Hamilelik serüveninizden habersizim. Şimdi tanıdım sizi bu yazınızla ama öyle gözleri dolmak falan değil bildiğin ağlayarak okudum yazınızı özellikle doğum anını.Nazar değmesin, hep böyle kalın.

  9. Hep mutlu olun:)))

  10. Ailecek saglikli ve mutlu olmayi nasip etsin Allah. Agzinizin tadi hic kacmasin.
    Umarim bu ozel olayi isteyen herkese nasip olur. Sevgiler…

  11. 2,5 aydır ben de sizden hbr bekliyordum. Yazıyı görünce o kadar sevindim ki.Hamilelik sürecimi sizinle birlikte geçirmiştim..Çok uzaklarda olmanıza rağmen bana arkadaşlık etmiştiniz.. ben de yavruma 07.09.2012 de kavuştum.Sizden de bu güzel haberleri almak mutluluğunuzu paylaşmak çok güzel.Tekrar tebrik ederim. Bebeğinizle sağlıklı ve mutlu bir ömür dilerim.

    Sevgiler,
    Elif Genç

    • Çok teşekkür ederim 🙂 Neredeyse aynı zamanlarda bebeğimize kavuşma mutluluğunu yaşamışız. Eminim sizinle şu anda benzer süreçleri de beraber yaşıyoruz 🙂 Size ve bebeğinize sağlık ve mutluluklar diliyorum. Sevgilerimle…

  12. epidural olmasaymış iyiymiş duygu hissedmi açısından ne farkı var ki şimdi bunun epidural sezaryenden…

    • Bu yorumunuz beni hayrete düşürdü.

      • elifcim benim kastım süreçten yana sonrası tabii ki karşılaştırılamaz biri ameliyat neticede ama gerçekten doğal doğuma baktığında bu da çok doğal değil hani, kasılma yok, itme duygusu yok… hissiz bi doğum…

        • Sürecin öncesi, sonrası ne fark eder? Burada doğumun nasıl gerçekleştiğini, nasıl gerçekleşmesi gerektiğini konuşup eleştirmiyoruz ki? Bir doğum hikayesidir burada paylaşılan. Bir medikal yayında olsa, burada ne farklı uygulanabilirdi, ne yapılması gerekirdi, epidural miydi, sezaryen miydi konuşulsun. Ama bu yazının konusundan da, niyetinden de çok uzak şeyler bunlar…

    • Bazen beni bu “aşırı doğalcı” yaklaşım bunaltıyor gercekten !

    • epidural sezeryan tecrübeli biri olarak çoook farkı var, mesela ben iki elim bağlı halde ameliyat masasında yattığım için bebeğim doğar doğmaz kucağıma alamadım, yaklaşık 5 dk sonra yanağıma dokunması dışında 40 dk kadar kucağıma alamadım, bebeğim ben yukarı çıkana kadar ağladı, ilk olarak anne kokusunu alsın diye ailem ve eşim de kucaklarına da almadılar, ben videoları görünce çok üzüldüm, ha benim ameliyatım çok da başarılı geçti çokşükür ona rağmen ilk gün baygınlık geçirdim kan kaybından.. daha saymayayım.. normal doğumu tatmayı çok istedim ama mücbir sebeplerden yaşayamadım, yaşayanları da çok şanslı görüyorum..

    • ne farkı mı var? biri sezaryen yahu ameliyat… diğeri normal doğum…

      • e değil işte, ikisinde de hissetmiyorsun ne yaptığını… sonrasını karşılaştırırsan evet sezaryen tabii ki ameliyat ama “gerçekten” normal doğuranlarla, bu karıştırılmasın lütfen…

  13. Dopum anlarımın hepsi film şeridi gibi geçti,Allah analı babalı büyütsün hoşgeldin Ateş Bora

  14. Merakla beklediğim hikayeni mutlu bir tebessümle okudum gökçe:) bende senden 1 ay sonra anneliği tattım. benimki daha önce geçirdiğim anevrizma sebebiyle, normal doğumu çok istediğim halde, mecburi sezeryan oldu.. her ne şekilde olursa olsun annelik müthiş bir duygu…Allah tüm isteyenlere nasip etsin. güle güle büyüt bebeğini…

  15. gökçe yazdan beri takip ettiğim günlüğünün mutlu son yazını da nihayet okudum.. Allah analı babalı büyütsünn Ateş oğlan maşallah çok tatlı.. 😉

  16. Gokcecim canim, biraz on bilgi vermistin ama ayrintilari merak ediyordum, sonunda heyecanla okudum, okurken bende yasadigim benzer seyleri hatirlayip dahada duygulandim…Bebegin ve esinle hep mutlu ve huzurlu olmanizi dilerim.. uykulu gunler 😉

  17. ben hikayenin orta yerindeki resimlerdeki yakışıklı bebeğe neden aşık olduğunuzu anladım 🙂
    Allah birbirinize bağışlasın. Tatlı oğlunuzla tatlı günler, haftalar, aylar, yıllar geçirmenizi diliyorum.

  18. hikayenin 19 haftalık bir hamile için gözyaşı bombası etkisi yarattığı kesin ama benim asıl büyülendiğim ateş bebeğin tatlılığı 🙂 annesinin kucağında gülümseyen nasıl güzel bi bebek 🙂 benim de oğlum olucak sanırım o yüzden ateş oğlana bu kadar bayıldım 😀 anne babasıyla çok mutlu büyüsün inşallah ..

  19. Sabırsızlıkla hikayenizi bekliyordum,Allah hayırlı bir ömür versin Ateş oğlan’a.Ne mutlu size!

  20. Gökceçim,
    Aylardır anne olabilme çabalarımın etkisiyle midir bilmem hıçkıra hıçkıra ağlayarak okudum hikayeni. Gözümde canlandırdım, inanılmaz geldi bana..Zaten hikayeni başından beri takip ettim, inşallah ben de bu süreci böyle yaşarım diye dua edip durdum, hala da ediyorum..İnşallah ben de senin gibi mutlu, bilinçli ve azimli (bir de süslü:)) bir anne olabilirim. Sana da binlerce kez maşallaaaah diyorum..Ateş Bora’yı da çoooook öpüyorum..Fotoğrafları da harika olmuş. Allah nazardan saklasın…
    Muhteşem kokusuyla,BİRLİKTE sağlıklı, mutlu ve güzel bir ömür diliyorum sizlere:)
    Darısı benim ve eşimin başına..En kısa zamanda..İnşallaaaaah..
    Sevgiler
    Sevtap/Eskişehir

    • sevtap inşallah sen de en kısa zamanda anneliği tadarsın..sen ve bunu isteyen tüm anne adayları..

    • Sevtap’cım güzel dileklerin beni çok mutlu etti. İnşallah Allah sana da kısa zamanda nasip etsin. Hayal ettiğin gibi olsun herşey 🙂 Güzel haberlerini bekliyorum. Sevgilerimle….

  21. merhaba gökçe;
    film gibi bi doğum hikayesi olmuş gerçekten çok duygulandım okurken. yaklaşık 4 ay sonra yaşicaklarımı okudum sanırım. bu aralar içimde büyüyen nasıl doğum yapıcam yok ben beceremicem bu işi normal doğumdan vazmı geçsem derken bu yazı ilaç gibi geldi. hayırlısıyla bende kucağıma alırım kızımı inş. sizlerede ömür boyu mutluluk ve sağlık diliyorum. sevgilerr..

  22. eee kuzucum poz vermeye başlamış bile. sen de büyümüş gözüküyorsun, kesinlikle annelik yaramış. ateş’i kucaklamayı sabırsızlıkla bekliyorum. bu arada yazıyı okuyunca “öküz gücü” geldi aklıma. afrodit ve öküz gücü bir arada:)

  23. AAAH Gokce Ablacim…benden de geldi gozyaslari ama!…hamile anneler okumasin bunu…
    dogum hikayelerinmiz cok benziyor bu arada…ben de 17 saat kaldim, suni sanci verdiler, GBS pozitifti antibiyotigi aldim, tek farki suyum kendinden patlamisti, bi de benim ikinmalarim cok daha kisa surdu…o cikis ani, aaah aaah…nasil bir duyguydu….gercekten o gunu bana tekrar yasattin…Ates parcasi dunya guzeli!Gercekten insanin yavrusuna duydugu ask bambaska…Allah ona cok guzel, saglikli bir omur versin.

  24. Damla'nın annesi Ayça

    Arkadaşım, o kadar güzel anlatmışssın ki.. Sabah sabah nasıl duygulandım anlatamam. Seni çok seviyorum. Ateş’in teyzeleriyle tanışması için gelmesini sabırsızlıkla bekliyoruz.

    • Canım arkadaşım, Damla ve senin hikayen de çok güzel bir doğum hikayesiydi 🙂 Hala yüzümde bir tebessüm oluyor hatırlayınca. Şimdi yeni kuzuyu heyecanla bekliyorum. Mutlu ve sağlıklı bir hamilelik ve kolay bir doğum olsun inşallah. Bahara geliyoruz, sizi çok özledik 🙂

  25. ateş bebeğe allah uzun ömürler versin, annesiyle babasından hiç ayırmasın. çok güzel bir doğum hikayesi ve çok güzel anlatmışsınız. gerçekten de emzirmek dünyanın en güzel duygusu:)
    ben hiç süslü olamadım hamileliğimde, hatta doğum sonrası kontrole gittiğimde (10. gün) doktor ve hemşireler şaşırmıştı, sen baya uzun boylu ve güzelmişsin diye:)

  26. Bu doğum hikayeleri gerçekten müthiş.Benim de bir hikayem var ama pek anlatılacak türden değil.Ama buna rağmen iyiki normal doğum yapmışım diyorum.Bana da epidural yapıldı fakat pek etkili olamadı .En özel ve güzel an göğsüne koydukları an zaten.Sizi tebrik ediyor ömür boyu mutluluklar diliyorum.

  27. Çok ama çok tebrik ederim. Umarım sağlıklı, mutlu ve keyifli upuzun bir ömrü olur oğlunuzun sizlerle. 19 haftalık hamileyim ve yazıyı işyerinde okurken o kadar duygulandım ki ağlamak istiyorum. Bir an kendimi sizin yerinize koydum ve nasıl inanılmaz eşi benzeri olmaz bir duygu olduğunu hissettim. Yüreğinize sağlık!

  28. gözlerim doldu yaaa:) ya Ateş’e bayıldım maşallah ne kadar güzel bir bebek! ne kadar manalı bakıyor bu yeni nesil cin cin :)) ben de epidural sezeryan oldum sebeplerden dolayı, ben de doktorun “bak annesi ne kadar güzel” diyerek bana uzattığı anı hiç unutamıyorum.. ve sarıp sarmalayıp yanıma getirdiklerinde sesimi duyunca susmasını.. hepsi çok güzeller, tüm doğumlar mucize..iyi ki anneyim iyi ki kadınım diyorum aklıma geldikçe..

  29. Hepinize güzel dilekleriniz için çok teşekkür ederim. Herkese ayrı ayrı cevap yazmak istedim ancak Ateş bana pek fırsat tanımıyor 🙂 Cevap yazamadıklarımı kusuruma bakmayın lütfen. Hepinizi çok öperim. Sevgiyle ve sağlıcakla kalın. İyi ki varsınız!

  30. Tebrikler Gokce! Gunlugunu okudum, ben de hikayeni dort gozle bekleyenlerdendim ama ilk defa yorum yapiyorum. Sana ailene ve ailenizin yeni uyesine mutluluklar diliyorum.

  31. Bence her bayan dogum sancisini kendisini cocuguna yaklastiran kutsal sanci olarak gormek zorunlulugunda degil. Bazilari icin dogum sancisi adi ustende sanci. Keske epiduralli vajinal dogum daha cok bayan tarafindan tercih edilse, doktorlar risk tasimayan bayanlara sezaryen sezaryen diye tutturmak yerine epidurali bir secenek olarak sunsa. Bir de ben daha cok sanci cektim madalyami isterim tartismasi olmasa.Keske.

  32. gokcecim, ben daha yeni okudum hikayeni, cok sevindim, vajinal dogumla bebegini kucagina aldigina, ne guzel ne gercek bi hikaye, ilk kucagina aldigin an omur boyu aklindan cikmasin, tum zor zamanlara ragmen: ki ilk uc ay benim icin kabustu, sanirim en zoru bu alisma kismi, atesin seni omrun boyunca isitsin…sevgiler…

  33. analı babalı uzun ömürler diliyorum. normal doğum yapabilmene cok sevndim.tüm hamileliğin boyunca yazılarını takip ettim benim oğlum da ateş bebekten bir gün sonra 18 eylülde dünyaya geldi maalesef tüm istek ve çabalarımıza rağmen sezaryen(oğlumun kalp atışlarında sorun oldu) oldu. çok sükür ikimiz de suan cok iyiyiz. gercekten insanın bebeği çok farklı oluyormuş… sana bebeğinle uzun huzur dolu mutlu bir yasam diliyorum….

  34. Merhaba Gökçe,
    Gözyaşları içinde okudum hikayenizi,bende 25 haftalık hamileyim ve en çok korktuğum konuya açıklık getirmiş oldun benim için.İnşallah bende normal doğum yaparım ve yani inş. bir aksilik söz konusu olmaz. Allah analı babalı büyütsün

  35. SELAM GÖKÇE BENDE 30. HAFTAMDAYIM ÖYLE SABIRSIZIM Kİ TAM DA SENİN YAPTIĞIN İGİBİ EPİDURAL NORMAL DÜŞÜNÜYORUM YAŞADIKLARINI VE DUYGULARINI PAYLAŞMAN SÜPER BİŞEY ÇOK TEŞEKKÜR EDERİZ BİR NEBZE RAHATLATTIN BENİ BAZEN KORKUYORUM AMAN DİYORUM UYU UYAN BEBEĞİN KUCAĞINDA OLSUN NE UĞRAŞIYOSUN ( TABİ BUNLAR HEP KORKUDAN OLUYTOR ) AMA SABREDİP NORMAL YOLLARLA ALCAM DENİZİMİ İNŞALLAH KUCAAĞIMA . aTEŞE ALLAH UZUN ÖMÜR VERSİN İNŞ 🙂