17 Yorum

“Evini Yöneten, Dünyayı Yönetir”

Beş Yıldızlı Söyleşiler’in bu haftaki bölümünde İstanbul’dan Neslihan var.

Uluslararası bir şirketin Pazar Araştırma alanında çalışan Neslihan Koçak, 4 yaşına yaklaşan Kaya’nın annesi. İşi sebebiyle oldukça sık seyahat eden Neslihan “çalışan ve sık seyahat eden anne” profilini de gözler önüne seriyor.

***

Bize kendini anlatır mısın? Bir çocuğun olmadan önce kimdin sen?

1981 İstanbul doğumluyum. Liseyi Beşiktaş Atatürk Anadolu Lisesinde, üniversiteyi Boğaziçi İşletmede okudum. Son 5 senedir de Kraft’da çalışıyorum. Kraft’ta önce yerel sonra bölgesel görevlerim oldu. Son 6 aydır da Orta Doğu ve Afrika Araştırmalarından sorumlu bölge direktörü olarak çalışıyorum.

2007 yılına kadar Neslihan Uysal’dım, 2007 yılında Neslihan Uysal Koçak oldum. 2009 Mart ayında da canım oğlum Kaya’nın annesi.

Şimdi kimsin?
Önce Neslihan, sonra da eş zamanlı İlker’in eşi ve Kaya’nın annesiyim. Ailemin biricik kızları, kardeşimin ablası ve arkadaşlarımın onlara vakit ayırma konusunda çok da iyi iş çıkaramayan dostlarıyım.

Anne olmadan önceki Neslihan ve şimdiki Neslihan’ı karşılaştırmanı istesem?
Bir çocuğum olmadan önceki halimle sonraki halim arasında çok ciddi bir değişiklik yok. Sadece kaygı ve suçluluk hislerinde biraz artma var.

Bu artışla başa çıkmak için bir şey yapıyor musun?
Spiritüal konularla hep yakından ilgili oldum. 2006 yılında Reiki ile tanıştığımdan beri her gün meditasyon yaparım. Bunun bu süreçte beni çok rahatlattığını düşünüyorum. Ayrıca temel Feng Shui eğitimleri de aldım.

İşe yarıyor mu? Mutlu musun?
Çok şükür, çok mutluyum. Hayatının sorumluluğunu eline alan ve başkalarını suçlamayan herkesin mutlu olabileceğini düşünüyorum.

 

Oh, Allah bozmasın. Çocuğuna olan sevgin nasıl başladı? İlk görüşte aşk? Zamanla derinleşen sevgi?
Açık söyleyeyim, ben öyle parkta bahçede çocuk görünce durup seven bir insan değildim. Doğumdan sonra ilk 1 ay çok derin bir bunalıma girdim.

Bunalım derken? Post partum depresyon mu? Yardım alman gerekti mi? 
Hayır. Ama çok kontrollü ve planlı bir insan olduğumdan çocuk yetiştirmenin belirsizliği beni çok korkuttu. Ardından oğlumu anlamaya ve kendimi dinlemeye başlayınca çok derin bir ilişkimiz oldu. Hala da öyleyiz.

Çocuk olduktan sonra eşine bakışın değişti mi? Onun sana bakışı?
Elbette değişti, değişmeyen var mı? İster istemez kendimizi başlarda anne babalığa fazla kaptırdık, “eş” halimizi unuttuk. İkimiz de çalıştığımızdan tüm boş vakitlerimizi oğlumuza ayırır olduk. Ama bundan şikayetçi değilim.

Çocuk yetiştirmenin seni en çok zorlayan tarafı ne?
İlk başlarda belirsizlik beni çok zorladı. Ne zaman neye ihtiyacı olduğunu bilmemek ve ağladığında ne için ağladığını kestirememek. Neyse iki Kaya 2 aylıkken çok sevgili bir arkadaşım – kendisi de yeni doğum yapmış ve Amazon’dan benim için de sipariş vermişti – bana Tracy Hogg’un “Baby Whisperer Solves All Your Problems” kitabını gönderdi. Kitabı kaç kere okuduğumu hatırlamıyorum. Bir ara tam bir başucu kitabıydı. Eşimin desteği ile EASY rutinini 2. ayda oturttuk ve sonrasında hayatımız tam anlamıyla düzene girdi.

Sonra?..
Sonrasında bakıcı konusu beni çok zorladı. Kaya’ya bakan yüz ilk 3 yıl değişmesin diye – ki 2 aylıktan 42 aylığa kadar aynı kişi baktı – hiç hoşlanmadığım bir bakıcıya katlanmak zorunda kaldım. En sonunda 2 ay önce yollarımızı ayırdık, oğlum elbette bu durumdan biraz üzüntü duydu ancak tam o zaman tam zamanlı anaokuluna başladığı için çabuk uyum sağladı diyebilirim.

Çocuksuz hayatına dair en çok neyi özlüyorsun?
Hiçbir şeyi…

Nasıl yani hiçbir şeyi? Plansız programsız dışarı çıkabilmeyi? Cuma akşamı aklına esip de sinemaya gitmeyi? Hiç mi özlediğin bir şey yok?
Ben zaten hiç plansız programsız yaşayan bir insan olmadım. Cuma akşamı sinemaya gideceğimi önceden bilirdim zaten. O yüzden bu konuda bir sıkıntı yaşamadım.

Vallahi tebrik ettim! O halde senin de “anneliği seven annelerden” olduğunu düşünmek yanlış olmaz sanırım? 
Evet anneliği çok sevdim. Annelik bence duygu paletine daha önce varolduğunu bile tasavvur edemediğin bir hissin eklenmesiymiş. Hayatta böyle de bir his varmış diyor insan. Ve bu beni bir kadın olarak çok olgunlaştırdı. Baktığım her anne baba bir çocuğun kahramanı. Ve sırf bu bile ilişkilerimin değişmesine, daha özenli davranmama neden oldu.

Bir anne olarak kendinle gurur duyduğun anlar/alanlar neler? Sence neyi gerçekten iyi yapıyorsun?
Kendime ve oğluma inanmak. Kaya’ya 2. ayda bir düzen oturtarak ona hayatın güvenli bir yer olduğunu hissettirdiğim ve istediklerini tam istediği zamanda yerine getirerek bu güveni pekiştirdiğim için kendimle gurur duyuyorum. EASY nedeni ile eve kapandığımızı, hayatımızı kendimize dar ettiğimizi söyleyen kimseye kulak asmadım. Biz böyle mutluyduk. Çocuk yetiştirmek bir sorumluluktur, gerekirse bazı şeylerden feragat edeceksiniz. Kaya artık 3.5 yasını geçti, aşırı düzen bağımlısı olmaması için ona bazı özgürlükler tanımaya ve düzeni ile ilgili ona sorular sormaya başladım. Mesela artık öğlen uyumak istemediğini söylediğinde öğlen uykularını kaldırdım. Bu tamamen onun kararıdır. Eskiden yemek listesi vardı, artık okula gidiyor, farklı yemeklerle tanıştı, her sabah okula giderken o gün ne yemek istediğini sorarım ve evimizde o pişirilir, benim ona dikte ettiğim yemek değil. Eğer 3 gün üstüste köfte seçerse, bugün sebze seçmesini söylerim o da seçer.

Neyi daha iyi yapmak isterdin peki?
Seyahatlerim nedeniyle doğal olarak kendimi suçlu hissediyorum. Daha az suçlu hissetmeyi tercih ederdim. Her ne kadar ben seyahat ettiğimde annem gelip bizde kalıyorsa da Kaya’dan ayrı geçirdiğim gecelerde huzursuzluğumu üzerimden atamıyorum.

Bana da evde olan bir anne olarak bu seyahat işi çok cazip geliyor. Seninki kadar yoğun bir tempoda olmasa bile, şöyle ayda birkaç günlüğüne evden, her şeyden uzaklaşmayı isteyebilirdim, ne yalan söyleyeyim.

Peki, devam edelim: akıl hocan var mı? Yoksa kendi iç sesini mi dinliyorsun? 
Hep iç sesimi dinledim. Meleklerden de yardım istiyorum 🙂 Elbette annemin ya da başka annelerin dediklerini dinliyorum ve iç sesim onaylıyorsa, onu yapıyorum. Her şeyin en iyisini ben bilirim gibi bir tavrım yok.

“Asla yapmam” deyip de yaptığın şeyler?
İlk 1 ay emzik vermedik. Ne saçma bir inatlaşma imiş. Kaya o kadar emme içgüdüsü yoğun bir çocuktu ki, günde 16 saate yakın benim kucağımda ve göğsümdeydi, ben de sonunda mastit oldum. Ardından emzik verdik ve maaile rahata erdik. Doktorumuzun bundan hala haberi yok, duymasın…

Ama mesela TV izlettirmem heralde dedim ve bugün bu yaşında hala bir kere bile TV ya da çizgi film izlememiştir, TV konseptini bilmiyor. Doktorumuz nasıl başardığımızı sordu, yanında TV izlemeyerek ve biz işteyken bakıcımızı da bu konuda çok ciddi uyararak dedik.

Çalışmıyor olmayı tercih eder miydin?
Kesinlikle tercih etmezdim. Bu aslında biraz da çalışmaktan ne anladığınıza bağlı. İlla kurumsal hayatta çalışmak zorunda değilsiniz ama bir şey üretmek zorundasınız. İlk 3 yıl çocuğuna kendi bakmak için iş hayatına ara veren anneleri anlarım, peki ya sonra?

İşte buna yüzde bin beş yüz katılıyorum. Ben de tam bu yüzden blog tutmaya başladım. Çalışmak ya da çalışmamak… Bütün mesele bu değil! Önemli olan kendini işe yarar, üretken hissetmek! 

“Çalışan ve seyahat eden anne” olmak nasıl bir şey peki? Nasıl başa çıkıyorsun?
Çok düzenli ve planlı olarak. Ben seyahat ettiğimde annem bize gelip kalır, ben seyahat etmesem de haftada 2 gün biz isteyken annem bakıcının yanına gelir, Kaya ile ilgilenirdi, bu nedenle Kaya annanesine çok alıştı. Her seferinde Kaya’ya ne zaman, nereye gideceğimi ve ne zaman döneceğimi söylerim, hiç bir şeyi gizlemem. Eşimle mümkünse aynı tarihlerde seyahat etmemeye de özen gösteririz ki mutlaka bir ebeveyn evde olsun. Bu konuda annemin ve eşimin hakkını – dünyaları onlara versem – ödeyemem.

[Söyleşinin bu noktasında Neslihan, ne kadar planlı ve programlı olduğu konusunda biraz daha detaya girdi ve benim ağzımı açık bıraktı. Şöyle ki şekerim, bizim Neslihan, seyahate gitmeden önce Kaya’nın yiyeceği şeylerin bir listesini çıkarır, malzemelerini, neylerini hazır eder, bugün şunu yiyecek, şu gün bunu yiyecek diye annesine not yazarmış. Ben de nasıl tam tersi olduğumdan, annem ya da kayınvalidem bize geldiğinde “gönlünüzden ne koparsa onu pişirin” dediğimden bahsettim. Ve Neslihan’ın bu tutumunun, düzene düşkün bir kişiliği olmasının yanı sıra, ev dışında yoğun çalışan bir anne olmasından kaynaklandığından bahsettik. Evde olmamanın, dışarıda çalışıyor ve çocuğunla/evinle başkalarının ilgileniyor olmasının bir anneyi daha da düzenli olmaya ittiğini konuştuk. Bir kadının anne olduktan sonra aynı-anda-farklı-şapkalar-giyebildiğinden, “anne oldu diye” kadın çalışanlarını işten çıkaran şirketlerin aslında ne büyük kayıplar verdiklerinden haberleri olmadığından bahsettik. Ve Neslihan da buna katıldığını söyleyerek, bu söyleşiye adını veren, benim de çok tuttuğum cümleyi söyledi: “Evini yöneten, dünyayı yönetir”]

Bir günün nasıl geçiyor, dinleyelim… 
Eğer İstanbul’daysam, sabah 06.30-07.00 gibi Kaya uyanır, yanımızda uyumadı ise yanımıza gelir. Evde biraz dolanır, oyuncakları ile oynar, o esnada yeni yardımcımız -kendisi bu sefer gündüzlü – eve gelir ve o kahvaltıyı hazırlarken Kaya onunla sohbet eder. Ben 07.30 gibi kalkarım, Kayayı giydirir, kahvaltısını ettirir ve okula gönderirim, ben de o esnada kahvaltı eder, işe giderim. Akşam Kaya okuldan gelmeden evde olurum, onu servisten ben karşılarım saat 5.15 gibi. Önce hamur oynarız, ardından biraz sticker, yemeğini yediririm, banyosunu yaptırırım ve 7.30 gibi yatağa yatmış olur. Ben de sonrasında sofrayı hazırlarım, eşimle yemek yer, sohbet ederiz, ardından çalışmam gerekirse işleri toparlarım, haftada 2 gün dizi günümüz, onları izleriz ya da bir film acar onu izleriz. 10.30-11.00 gibi de biraz kitap okuyup yatarım.

Hangi dizi hangi?
Yalan Dünya ve Muhteşem Yüzyıl. İkisinden de vazgeçmem!

Aaa, ayıp ettin. Ben Kuzey Güney’ciyim. Söylene söylene izliyorum ama izliyorum. 

E peki en son ne zaman kuaföre gittin? Sinemaya? Koçanla baş başa yemeğe?
En son 15 gün önce saçlarımı kestirmeye gittim. Yılda 2 kez saçımı kestiririm, manikür pedikür yaptırmam (düğün dernek yoksa), ojemi evde kendim sürerim. Saç kestirme için de kuaförüm alışveriş merkezinde olduğundan ailecek gideriz, eşim yarım saat Kaya ile gezer, ben de işimi halleder, yanlarına giderim. Daha önceden Kaya gündüz uyurken bu işlerimi o zaman hallediyordum. Sinemaya sanırım 2 yıldır gitmiyoruzdur, bununla övünmem ama utanç da duymam. [Neslihan burada çocuk-erkil aile yazıma gönderme yapıyor, anladığım kayıtlara geçsin…] Tüm filmleri satın alıp evde izliyoruz çünkü. Kocamla her akşam evde baş başa yemek yiyorum zaten, bu yemeğin illa romantik bir ortamda ve dışarıda olması gerekmiyor.

İkinci çocuğu düşünüyor musun?
İlk 3,5 sene hiç düşünmüyordum ama şimdi tekrar düşünmeye başladık. Hayırlısı.

Peki, nasıl bir anne olmak isterdin? Ve sence nasıl bir anne oldun?
Bu kadar düzenli bir anne olacağımı tahmin etmezdim, bir de çocuğumu bu kadar önceliklendireceğimi. Ama memnunum halimden.

Düzenli derken? Evine gelsek her şey yerli yerinde anlamında mı?
Yok, tabii ki her yer oyuncak kaynıyor. Ama uyku, yemek vs. açısından düzenli.

Prensipli?
Evet, prensipli daha doğru kelime sanırım.

Tek cümleyle: sence kime ANNE denir?
Dünyanın neresinde olursa olsun çocuğunun kalbi kendi yüreğinde atan kişiye ANNE denir.

Prima

Bu söyleşi Prima’nın desteğiyle yayınlanmıştır ancak yazdıklarım kendi fikirlerimdir. Prima’yla Beş Yıldızlı Söyleşiler’in tamamını buradan okuyabilirsiniz.

17 yorum

  1. Ne diyelim takdir ettim kendilerini:)

  2. Bu söyleşi bana iyi geldi, kendi tarzımda biri :)) Bizde 2.5 ay civarı tracy ile tanıştık ve tüm dış etkenlere direnerek EASY uyguladık. Şuan 26 aylık, rutinseven bir oğlum var ve devam. Bende haftalık yemek listesi hazırlar bırakırım, çocukla planlı ve prensipli olmak çok önemli. Durmak yok yola devam.. Sevgilerle:))

  3. ben hiç Neslihan gibi olamasam da o kadar planlı olmak onu mutlu ediyorsa ne güzel..

  4. Ev – iş mesafesi , trafikte kaybedilen zamanlar benim problemim. Benzeri bir programı daha sıkışık zamanlarda uygulamak zorunda kalmak , daha az uyumak , daha yorgun olmak ve sonucunda daha stresli hale gelmek herşeyi olduğundan daha zor hale getiriyor.

  5. Yine çok güzel bir söyleşi olmuş. Her annenin kendine göre bir taktiği var ((:

  6. Çok hoş bir söyleşi olmuş. Bazı insanlar böyle prensipli, düzenli ve disiplinli oluyor işte. Bana da onları uzaktan okumak düşüyor. :))

  7. sevgili elif,
    bu yazıyla ilgili değil ama işte öğlen arasında karşılaştığım haberi paylaşmak senin uslübunla olaya el atmanı veya en azından duyurmanı umarak hızlıca özetliyorum. gıda tarım hayvancılık bakanlığı taklit ve tağşiş yapan ürünler listesinde kay keçi sütünü görünce şaşkınlıktan dilimi yuttum. aylarca tanınmış marketlerde arayıp bulduğumuz inek sütü vermemek için özellikle tercih ettiğimiz kay keçi sütü inek sütlü çıktı. Hürriyet ekonomi internette bugün yazmış.

  8. merhabalar , gaziantepten fatos ben 🙂
    yazılarınızı vakit buldukca okumaktayım cokta hosuma gidiyor anneligi bir kıyafet gibi herseyiyle içine sindirmiş hayattaki en zor olan ANNELİği severek yasamk yasatmak öyle güzelki bende burada lamaze ve doguma hazırlık egitmenligi yapmaktayım bazan gebelerime buradan bişeyler okuyrm hatta onlarada öneriyrm sitenizi İYKİ VARSINIZ diyrm 🙂 SEVGİLERLE FATOS ..

  9. (((İşte buna yüzde bin beş yüz katılıyorum. Ben de tam bu yüzden blog tutmaya başladım. Çalışmak ya da çalışmamak… Bütün mesele bu değil! Önemli olan kendini işe yarar, üretken hissetmek! ))))bu sözz cok hosuma gitti tebrikler çok güzel bir söyleyişi olmusss 🙂

    BENDE BİR SÖZ SÖYLEMEK İSTYRM annelik ;hayatı yaşlanarak degilde ,yasayarak ögrenilen mükemmel bir duygu oldugunu düşünüyrm ..
    SEVGİLERLE ..FATOS TAPAN

  10. Çok Güzel Bir Söyleşi Olmuş, dilinize sağlık. Düzenli ve planlı olmak adına yapılan bazı çalışmalarınızdan dolayı sizi tebrik ediyorum Neslihan Hanım. Bende reiki almıştım ve bunu meditasyon yaparak destekliyorum. Faydasını çok gördüm ve hayatımda daha planlı, düzenli,kararlı ve huzurlu olmaya başladım.Bence bu yoğunluk arasında kendimizi böyle şeylerle desteklememiz gerekiyor. Tekrardan teşekkürler.İnşallah birgün aile kurarsam bu söyleşinizden faydalanacağım:) sevgiyle kalın.

  11. Nasıl özel sektörde yoğun iş 7.30da kalkıp kahvaltı yapıp sanırım9.00da mesaiye başlayıp 5.15 te evde olunuyorrr???

  12. gerçekten hiç olamayacagim kadar düzenli bir yaşam biçimi.herkesin birbirinden farkli yaratilmasina yine hayretle bakiyorum.muhtemelen çocuklar da bu sebeple bizim çocuklarimiz.Yani dağina göre kar durumu.Ben sadece 17.30 da buluşup 19.30 ‘a kadar geçen bir ilişkideki değil hafta sonu tüm gün birlikte geçen bir ilişkideki düzeni ve plani merak ettim doğrusu.merakima komplekslerimi de ekleyerek:)))

  13. ben de ücretsiz izin alarak 14.ayına kadar kendim baktım, uyku düzeni hariç, yemek, ev düzeni vs enteresan bi şekilde bizde de düzene girdi.. evdeyken bunları nasıl düzene sokamadığıma ben de hayret ettim.. çalışmak bize de iyi geldi yani..