56 Yorum

Postpartum depresyona yenilmeyin!

Postpartum depresyonla ilk yakından tanışıklığım Elif Şafak’ın Siyah Süt‘ünü okumama denk gelir. Bir yandan Elif Şafak’ın yaşadıkları altında ezilirken, bir yandan da bayılmıştım anlatımına…

Bu blogda post-partum depresyon üzerine çok fazla yazı olmadığını fark eden bir takipçim yazdı geçenlerde. Dedi ki:

Doğum yaptıktan sonra “bir şeylerin yolunda gitmediğini” anladığım zaman araştırmaya başladım postpartum depresyonu. Gerçi bu durumu kabullenmek ve kendine yakıştırabilmek bile insanın birkaç ayını alıyor maalesef. Yani “postpartum depresyon”un ne olduğunu öğrendiğimde çoktan bu illetin gölgesi altına girmiş olduğumu farkettim.

Ben kendimi bildim bileli (daha doğrusu kadınlığımı hissettiğim anlardan itibaren diyelim) anne olmayı istedim hep. Anne-çocuk arasındaki bağın ne muhteşem bir şey olduğunu düşündüm ve babasız çocuk yapma ihtimalim olsaydı eminim ki yıllar yıllar önce yaşardım bu tecrübeyi. Yani anlatmak istediğim, geçmiş yılları bırakın hamilelikte bile insan bu tür şeylerle karşılaşabileceğini bilemiyor. Konduramıyor kendine.

Sanıyordum ki, doğuracağım, pembe yanaklı bir oğlum olacak, onu çok seveceğim, o da uslu uslu koynumda uyuyacak, memeyi her verdiğimde alacak, ben kolayca iyileşeceğim filan fıstık… değilmiş. Yani benimki öyle olmadı. Yaşadığım rahatsızlığın da (fazla süt salgılama) depresyonumda fazlasıyla etkili olduğunu düşünüyorum. Nitekim uzatmayayım… Oldu işte… Bildiğin “bebeğim = depresyonum” oldu. Evliliğim bitmediyse eşimin hoşgörüsü ve aklı başındalığındandır inanın. Ben ki köprüleri yakardım düşünmeden belki de.

Bu durumu yaşamış, maalesef ki bu acı tecrübeyi edinmiş sandığımdan da fazla anne olduğunu öğrendim ben şaşkınlıkla. Eşiyle arası bozulan, en iyi arkadaşlarını kaybeden, annesine düşman olan, boşanan, bebeğinden nefret eden, intihar eden ya da yavrusunun canına kıyan annelerin varlığını bile farkettim acıyla. Demem o ki, irdelensin bu konu, konuşulsun, paylaşılsın. Yalnız olmadıklarını anlasınlar.

Psikolojik destek derseniz de… Onu da denedim ama hiç faydası olmadı. Kendi kendine, sevenlerin desteğiyle, sabırla ve duayla geçen bir şey.

Öyle işte…

Bu satırların sahibi olan Saime’nin oğlu bugün 3 yaşını geçmiş. Ama Saime yaşadıklarını unutmuyor:

Ben bu illetten 1,5 hatta 2 yıla yakın fazlasıyla sıkıntı çekmiş bir anneyim. Bugünlerimi düşündükçe şükretmekten başka bir şey gelmiyor elimden ve dua ediyorum depresyonun bu türlüsünü tecrübe ediyor olan anneler için… Taze depresyonluyken yazdığım bir yazıyı gönderiyorum size. Belki kullanırsınız. Eminim ki bu durumda olan anneler var aramızda ve onlara umut verelim, yalnız olmadıklarını hissettirelim istiyorum…

diyor. Ve anlatıyor:

Birazdan anlatmaya çalışacaklarım, bu illetin kendimce sebep ve sonuçlarını içerecek muhtemelen.

Belki de anlatılamayacak kadar zor. O denli zor belki de doğru kelimeleri bulup doğru cümlelerin içinde kullanmak.

1 yaşında bir oğlum var. Uğruna gözümü kırpmadan dünyayı yakabileceğim… 1 yıllık bir anneyim yani… Hamileliği de sayarsak -ki saymamız lazım kesinlikle- 1 yıl 9 aylık bir annelik geçmişim var. İsteyerek dünyaya getirdim bebeğimi. Kazara ya da tesadüf eseri filan olmadı. Bile isteye doğurdum onu. Korunmayı bıraktığım ay hamile kaldım hem de. Hiç bekletmedi, hiç ‘acaba bu ay mı?’ sorularını sordurmadı bana. Telefondaki hemşirenin ‘testinizin sonucu pozitif’ dediği günü ömrüm boyu unutabileceğimi sanmıyorum. O gün değişti her şey. Ne mezuniyet ne iş hayatı ne de evlilik… Hiçbiri değiştirmemiş demek benim hayatımı. O gün, anne olacağımı ve içimde bir canlının yaşamaya başladığını öğrendiğim o gün, bambaşka bir insan oldum. Yolum değişti. Kendime bakışım değişti. Dünyayı sorgulayışım değişti.

Sorunsuz geçen bir hamilelikti benimkisi. Yarısından çoğunu uykuda geçirdiğimden belki de hemen geçti sanki 9 ay. Yanlış doktor seçimi yaptığımın farkına vardığımda artık çok geçti. Belirlenmiş bir tarihte sezaryenle bebeğimi doğurmak için o iğrenç hastaneye girdiğimde sezmiştim sanki önümde çok zor günlerin beni beklediğini. Dönmemişti işte bir türlü. Doğum şeklini almamıştı son 15 güne dek. Yeterince de büyümüştü. Artık zordu pozisyon değiştirmesi. Normal doğuma, ağrılara, sancılara kendini hazırlayan ben korkuyordum sezaryenden. Vebeğimi ilk ben görmek istiyor ama deli gibi kaçıyordum spinal anesteziden. Gözyaşları eşliğinde girdiğim ameliyathaneden gözyaşları eşliğinde çıkmışım yine. Ayılırken bünyemin verdiği tepkiyi gören bir hasta bakıcı, ‘daha önce senin gibisini hiç görmemiştim, çok korkuttun beni’ diyebilmişti bana. Yarı ayık vaziyette bebeğimi ısrarla kucağıma vermelerini istediğimde çekilen fotoğraflarıma baktıkça ağlıyorum hala. O nasıl sımsıkı sarılıştır öyle… (Öyle ki korkmuşlar bebeği fazla sıkı sarmamdan.) O nasıl ağlayıştır… O zaman mı koptu ki her şey bende?

Hastanede geçirdiğim bir günün ardından apar topar evime dönmek isteyişim tamamen doktorumun ilgisizliğinden ve ısrarcı olduğu hastanesinin iğrençliğinden dolayıydı. Depresyonumda onun da büyük payı olduğunu biliyorum ve asla affetmiyorum ben o doktor kişisini.

Evdeki ilk günleri hatırlıyorum… Ağrılar, uykusuzluk, dinlenememe… Memeyi bir türlü almak istemeyen inatçı ve huysuz bir bebek… Vücudun saçmalaması ve haddinden fazla süt salgılaması… Kafamdan bile büyük hale gelmiş taş gibi sertleşmiş iki göğüs… Muhteşem ağrı ve sızılar… Gözyaşları… Doktorlar, hastaneler… Süt sağma pompaları… Hemşireler, masajlar… Süt sağma pompaları… Memeyi emmemek için inat eden bir bebek… Derin dondurucuyu kaplayan şişelerce anne sütü…Süt sağma pompaları… Ağrılar… Huysuz bir bebek… Kabızlık… Yorgunluk… Ağrılar…

Tam 3 ay bu şekilde geçti. Tam 3 ay yanımda hep birileri oldu. Annem, kayınvalidem… Tam 3 ay evde bebeğimle yalnız kalmaktan korktum. Tam 3 ay ‘artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak’ diye ağladım.

Anlatılır gibi değil bu depresyon. Üstünden 1 yıl geçti. Hala bırakmadı yakamı. Fiziksel bir sorunum kalmadı şükür. Bebeğim 6-7 aya kadar hep çok huysuzdu. 3 aylıkken bıraktı anne sütünü. Uykusu, yemeği vs. her şeyiyle çok zor bir bebekti ve sürüyor bu zorlukları. Ben bir türlü düzelemedim. Bir türlü toparlayamadım kendimi.

En kötüsü sürekli kendimi suçluyor olmam. Zaman zaman yetersiz, kötü bir anne olduğumu hissetmem… Çalışmanın verdiği vicdan azabı… Evde bir türlü yetişmeyen ev işleri… İlgi bekleyen ama asla bunu belli etmeyen, her türlü kötü halimi sırtlayabilen bir eş… hepsi baskı unsuru…

Aabır versin diye dua ettim hep Allah’a. Ama sınırlı davrandı bana bu konuda. Yemeğini yemek istemediğinde, gecenin bi vakti uyanıp da saatlerce öylece baktığı gecelerde kızdığım oluyor bebeğime. Sesimi yükseltiyorum ve kendimden soğuyorum bu anlarda. Ödüm kopuyor bebeğim beni sevmeyecek diye. Nasıl bir duygu bu anlayamıyorum. İçinden çıkılacak gibi değil. Benim için neredeyse uykusuz geçen zor gecelerin ardında gözünün içine bakıyorum acaba geceki kızmalarımdan sonra bana küsmüş mü diye. Küçücük bir gülümseyişi, güneşimi doğuruyor. Ama ben yıpranıyorum. Çok yoruluyorum. Yaşlanıyorum. Ben ne yapacağımı bilemiyorum.

Neredeyse her gün ağlama krizleri… Bir türlü bitmeyen yorgunluk hali. İnsanın içini en çok acıtan ‘doğurmasa mıydım acaba’ sorusu… Ama yine de pişman olmamak anne olmaktan. Ama bunalmak, boğulmak… Off… Çok zor anlatmak. ”

——————————————

2 yıl öncesine ait bir yazı bu… O zamanlarda içinde bulunduğum ruh haliyle yazılmış, yaşadığım zorluklar kelimelere sinmiş. Bugün tekrar okurken bile gözlerimden süzülen damlalara engel olamıyorum ve şükrediyorum Allah’a kurtulduğum için o hallerden. Ve dua ediyorum aynı duyguları yaşayan diğer anneler için.

Eğer ki yukarıdaki cümlelerde kendinden bir şeyler bulan bir anne iseniz, merak etmeyin, geçiyor. Kendinizi sevmekten vazgeçmeyin, lütfen yalnız kalmayın. İçinde bulunduğunuz durumu kabullenin, görmezden gelmeyin. Korkmayın ve onunla başa çıkmanın yollarını arayın. Yardım isteyin sevdiklerinizden. Çekinmeyin yardım istemekten. Emin olun geçiyor. Her şey güzelleşiyor bebeğinizle birlikte siz de büyürken. Biraz zaman, biraz sabır… Bolca destekle…

Ben bugün 3 yaşına yaklaşmış koca bir adamın annesiyim. Yenemedin beni postpartum depresyon!!! Siz de yenilmeyin!

***

Sizin de söyleyecek sözünüz varsa Blogcu Anne’de konuk yazar olabilirsiniz. Konuk yazarlık hakkında buradan bilgi alabilir, diğer konuk yazar yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

56 yorum

  1. Gözyaşlarımla okudum……. ne diyeyim şu an bilemedim..
    Oğlum 1 yaşına girdi…ve bin şükür ben sanırım yavaş yavaş atlatıyorum.
    Zor çok zor… ama hakkımız yok ki depresyona girmeye bile… çünkü o masumun o dünya güzelinin mutlu bir anneye ihtiyacı var. Onun için ayakta , mutlu, sağlıklı kalmalıyım diye diye bugünlere gelebildim.
    Canım eşim olmasa, onun sabrı iyi kalbi olmasa… annemin sevdiklerimin sabrı anlayışı desteği olmasa kesin kafayı yemiştim zaten…
    Çok şükür ki neşeli, pozitif bir yavrum var. Dİlerim de hep böyle kalır.
    Çok şükür ki hala emziriyorum. Hep bu şükür olunacaklara odaklanmaya çabaladım.
    Hep yazılar okudum, bilgilenmeye çalıştım..dua ettim..olumlamalar yaptım.. hep dedim bugün dün olucak bugünü iyi geçirmeye uğraş deidm kendime…
    neyse ne yazacağımı şaşırdım çok etkilendim…..

    • Canım benim en azından annen, ailen yanındaymış, benim yanımda eşim dışında kimse yoktu! Sabah çıkıyordu akşam geliyordu ama psikolojik olarak çok destek oldu bana. Aynı şehirde oturduğum annem haftada bir telefon açardı bana nasıl gidiyor diye. Herkez (tüm aile) düşman kesildiler bana, babam bile tavrını değiştirdi bana karşı! Neyseki eşimin çabaları ve 4-5 defa acillik olmam sonucunda inandılar rahatsız olduğuma. Düşünüyorumda ne cesaret diyorum, o halde birinin yanında tek başına el kadar bebek, iyiki bir zarar vermemişim!! 24 saat ağlardı bebeğim, çok kötü olduğumda yatağına öylece bırakır balkona çıkardım:( Bunlar çok ciddi sorunlar, Amerika’da Andrea Yates adında bir kadın 5 çocuğunu birden öldürdükten sonra devlet ücret almadan, doğum sonrasında psikolojik destek vermeye başlıyor anne ve babalara. Burda da mutlaka bu girişimler yapılmalı. Şimdi 2. bebeğimi dünyaya getirdim. Annem, babam ve eşim hep yanımdaydı. Birde yatılı bakıcı aldık hamileliğimin 9. ayında, canım sıkıldığı an dışarıya çıktım. Kuzenime gidiyordum bir kahve içip dönüyordum. Şimdi 5 ayımızı doldurduk. Çok şükür birşey olmadı.. Ama ilk bebeğimdeki özellikle ilk 6 ayı anlatamam. Annem bizde doğurduk ne var bunda diyordu, genel düşünce yapısıda bu zaten. Ama şunu anlatamıyorsun, belki onlarda geçirdiler ama farkında değillerdi, yada biz çok özgür bir hayattan birden bire kısıtlayıcı bir hayata girdik ve bu bizi çok etkiledi yada bende bebeği emzirecem uyuyacak sanıyordum ama hiç öyle olmadı, hayatımda bebek bakmamıştım ki ben!!

  2. Ben de yaşadım 3,5 aylıktı bebeğim,.Doğumdan 4 gün sonunda yalnızdım bebekle, eşim de işinde gücündeydi. Ben güçlüydüm ya, herşeyi yapabilirdim tek başıma. Ama 3,5 ay sürdü sadece. Sonunda aklımı kaybettim!. İlaçlar terapiler 1 yılı geçti normale dönmem, çocuğuma tekrar annelik yapabiliecek hale dönmem. Hala gözlerim dolar, yüreğim sızlar o günleri hatırladıkça, gerçi en ağır dönemi hatırlayamıyorum bile o derece ağırdı durumum. Nerede taze bir anne bir görsem, içten içee acırım haline yaşadıklarımdan dolayı…

  3. Yeni evlenmiş, arada bir bebek düşünen ama sonra hemen vazgeçen biri olarak bu satırları okurken tüylerim diken diken oldu. Az çok biliyordum postpartum depresyonu ama şimdi sanki çok yakınımda, dokunuverecekmişim gibi.

    Saime Hanım’ın şimdi iyi olmasına çok sevindim. Ne diyeceğimi bilemiyorum başka.

  4. Nihat2ın Annesi

    Nasıl güzel anlatmışsınız. Ben sizin yaşadıklarınızı çok süt olanı değil tam tersi az süt olanını yaşadım. ama diğer herşey bire bir aynı… bağırma sonra pişmanlık, ağlama krizleri, ve hep aynı soru doğurmasamıydım acaba ları..eşime karşı ilgisizlik, yani sıfır ilgi, bazen diyorum başka adam olsaydı şu anda yalnızdım… şu anda 34 aylık olan oğlum aynen sizin bebeğiniz gibi zorladı beni ve hala zor bir çocuk. Evet geçiyor, bu kesin. Zaman herşeyin üzerine bir çizgi çekiyor. Ama bu neye sebep oluyor ikinci bebek korkusuna ve o bebeği kardeşsiz bırakma düşüncesine. Hani şarkıda diyor ya “birdaha o yolları aynı hevesle yürümüyüm” tam özeti bu… ve sadece şükürlere sığınmak. Bu çok zor bir süreç herkez size delimişsiniz diye bakıyor. Anlamıyorlar, anlayamazlarda, çünkü yaşayan sensin ve kimse kendini senin yerine koymyor ve tam ifade edemeseler dahi seni suçluyor. bunu öğrenmek ve öğretmek gerekiyor.

  5. Benim çocuğum premature doğdu ve ben eşim (iş çıkışı evde olduğu zamanlar) hariç tek başıma büyüttüm yavrumu, herkesin hikayesi farklı ama o anki çaresizlik duygusu “şimdi ben ne yapacağım” sorusu kaçıp gitmek isteyip de hiçbiryere gidemeyeceğini bilmek, sizden farklı olarak bir de yalnızlık duygusu o kadar acıydı ki.. ama hepsini o masum yavrumun sevgisiyle yendim onun bir suçu kabahati yoktu çünkü olanlardan .O depresyon geçiyor mu geçmiyor mu azalıyor da etkisi hep mi sürüyor bilmiyorum, tek bildiğim çok şükür çok güleç mutlu bir bebeğim oldu ona bu süreci elimden geldği kadar hissettirmedim ama hep içime attım hep ağladım bu arada kendini insan çok ihmal ediyor yani o dönemki depresyon geçti ama daimi bir hüzün kaldı mı acaba bünyemde onu tam bilemiyorum..

  6. açıkçası ben de kendimden korkmuştum ilk 1.5 yıl. bu depresyonun aşırı süt üretiminden olabileceğini şuan okuyorum ve doktorlar ne işe yarar demek istiyorum. çünkü hiç biri bu konuda beni uyarmadı. oğlum severek çok meme emdi, bir o kadarını da sağıp attım. aşırı süt vardı hep.mastit bile oldum. emzirmeyi bıraktıktan sonra 1.5 yıl geçti hala sütüm geliyor. ilaç falan da kesmedi. ilk 1.5 yıl yaşadığım duygusal bozukluğun bu yüzden değil de anne olma sorumluluğunun ağır gelmesinden ötürü olduğu sandım hep. anneliğin zor olduğuna ve herkesin böyle şeyler hissettiğini sandım. yavaş yavaş azaldı, şimdi daha iyiyim, Karan da 2.5 yaşında şimdi. ikinci çocuğumda böyle olmazmışım gibi geliyor, daha kolay göğüslerim zorlukları gibi hissediyorum. umarım yine süt olsun da yeterli olsun o kadar bol olmasa da olur 🙂

    • çalıştığımız şartları değerlendirmeden doktorları suçlamanın kolaya kaçmak olduğunu düşünüyorum.günde 100 kişiye postpartum depresyon anlatılabilirmi? anlatılsa da o kişinin anladığı şey gerçekten postpartum depresyon mudur?

      • sizin koşullarınızı bilemem,benin görüştüğüm doktorlar için yorum yapabilirim, bu da sizi hiç ilgilendirmez. buraya kendi koşullarınızla ilgili şikayetlerinizi yazarak blog sahibinin canını sıkmaya da hakkınız olmadığını düşünüyorum. Günde kaç kişiye anlatmanız gerekirse anlatmalısınız zaten, bu sizin işinizin parçası.

        • Bu siteyi hem bir çocuk doktoru hem de iki çocuk sahibi bir anne olarak sık sık takip
          ediyorum. Ama ilk kez bir yoruma cevap yazma ihtiyacı hissettim bugün.
          Çünkü üzülerek söylemeliyim ki bugüne kadar yukarıdaki yorum
          kadar incitici olanına hiç rastlamamıştım. O nasıl kaba bir üsluptur öyle…
          Yorum sahibinin bu öfkesini doğrusu anlayamadım ama şaşırdım da
          denemez. Çünkü ne de olsa insanların yaşadıkları her sorunda doktorlarını
          suçlamak adet oldu günümüzde. Karan’ın annesine cevaben; benim de (tüm diğer
          anneler gibi) her iki doğumumdan sonra sıkıntılı dönemlerim oldu,
          hatta bazı zamanlarda kendi doktorluğum da sökmedi. Ama bu zorluklarımdan beni
          doğurtan kadım doğum uzmanını ya da çocuklarımı izleyen pediatrist arkadaşımı
          sorumlu tutmayı düşünmedim. Belki bir psikiyatriste başvursam ve o derdimi
          anlamasaydı (ki böyle bir psikiyatrist de var mıdır) o sorumlu olabilirdi. Sonuçta siz
          anlamasanız da bu şekilde yaklaşımlar demin de dediğim gibi bizi gerçekten
          incitiyor. Bu işinizin bir parçası demek de çok kolaycılık , (hele kapınızın önünde
          sizin gibi doktoru suçlamaya ve saldırmaya hazır 100 kişi varsa). Herşeye
          rağmen mesleğimi ve anneliğimi sevgiyle yapmaya devam edeceğimi bilmenizi
          isterim.

        • ben de bir annenin böyle bir uslupla cevap verişini anlamiyorum.blog sahibinin caninin sıkılacağı varsayimindan yola çikarak aslinda ince bir düşünceymiş gibi -ki değil-kaba bir biçimde karşi tarafi incitmek anlaşilir gibi değil.
          o zaman ayni mantikla sizin yaşadiğiniz o bir buçuk yillik süreçte canini sıkar blog sahibinin,kime ne?
          kendi çocuguna karşi sesinin yükselmesini istemeyenlerin başkalarina karşi kullandiklari yüksek sesi de değiştirmemişse annelik ,alinacak çok yol var demektir.

        • inanın sizin doktorunuz ile olan ilişkiniz beni hiç ama hiç ilgilendirmiyor.beni ilgilendiren kısmı doktorlar ne işe yarar demek istiyorum cümlesiydiki bu cümle çok incitici, nankör vede yanlıştı.ama cevabınızı okuduktan sonra daha iyi anlıyorum ki esas yanlış: sizin gibi bir insanı muhatab almakmış…

      • evet anlatilabilir. nasil hamilelikte 100 kisiye kalsiyum almasi anlatiliyorsa, kahve icmemesi saglikli beslenmesi gerektigi anlatiliyorsa bu da anlatilabilir. niye anlatilamasin?? hastanelerde gebelik diyabetinden tutun detayli ultrasona kadar pek cok konuda bilgilendirici brosurler var, ama depresyon konusunda yok. bunu sadece zamansizlikla aciklamak bana kolaya kacmak gibi geliyor..

  7. Ocak ayında bı kızım daha gelicek dünyaya ilk kızım su an 39aylik su ana kafamda belirledim düzeni ama bazı geceler kabus gibi üstüme çöküyor sorular ya tasarladığım gibi olmazsa ilk bebeğimde sezeryandi ama doğumum başlamıştı herseyim çok rahat gecti bir hafta icinde araba bile kullanmaya başlamıştım yani dünyaya çok çabuk adapte oldum sagolsun annem yanimdaydi her bunaldigimda attım kendimi dışarı tek dileğim kolay bı sezeryan uslu bir bebek yılbaşı doğumunu mümkünse bütün özel gün dileklerimi bu yolda kullanmaya hazırım :)))

  8. Keşke bu yazılarla can kızım doğduğunda karşılaşsaydım.İnsanlarla bunları konuşmaya çalıştığımda yooo bende böle hisler olmadı aaa ben asla yaşamadım çocuğumu çok seviyorum(sanki ben sevmiyorum) anne olan böyle şeyler düşünürmüymüş,aaa asla yavrumu hırpalamadım vs.vs…… gibi tepkiler alınca kendimi canavar falan hissetmiştim.Baktım olacak gibi değil soluğu psikolokta buldum. Konuşunca bir çok insanın benimkiyle aynı hisleri taşıyıp koltuklarına oturduklarını fakat bunları kendilerine bile itiraf edemediklerini bir bir anlattı . Tabi önce dr. ya beni ikna etmek için bunları söylüyor diye düşündüm fakat şimdi o günlerden ve düşüncelerimden sıyrıldım kim mükemmel ki ?Annesi erken yaşta ölmüş bir insan olarak yavrularımızın başında olalım çamurdan baldan olalım hiç fark etmez çocuklarımız onlara her ne yaparsak yapalım bizi tolere ediyorlar unutmayalım ki bizde insanız hayatta herşeyin aynı kalması mümkünmü hayır mutluluk bile devamlı değil mutlu anlar var kimse kendisini baskı altında hissetmesin mutlu anne olmaya baksın mutlu anne mutlu çocuk sevgilerimle

  9. Maalesef dünyada ve Türkiye’de ilk hamileliğini yaşayan anneleri doğum sonrası potansiyel sıkıntılara iyi hazırlamiyor uzmanlar. Doğum sonrası duvara toslamış gibi oluyor birçok anne ve bebeğinin, anneliğin tadını çıkaramıyor uzun bir süre. Suçluluk duygusu da işin başka boyutu.
    Halbuki “Love and smile” o kadar yazmış ki ” O masumun o dünya güzelinin mutlu bir anneye ihtiyacı var”. Ne güzel bir farkındalık.

  10. benim depresyonumun temel nedeni de sütümün az oluşu ve beni içine sürüklediği yetersizlik duygusuydu… onu bi başkası da uyutabilir, altını temizleyebilirdi belki ama emzirmek sadece benim yapabileceğim birşeyken bunu yapamıyo olmak çok üzücüydü ve ben üzüldükçe o süt hiç yetmedi… yine de depresyonun altında emzirme sorunlarından çok daha fazlasının olduğunu düşünüyorum… zor iş vesselam…

  11. ben şu anda 35 haftalık hamileyim ve utanarak söylüyorum ki ben bu kötü duyguların hepsini yaşıyorum şimdiden. neden yaptım, neden istedim, neden oldu, ben ne yapacağım, hayatım yarıda kaldı. ben nasıl gezeceğim. bebeğe alışveriş yapmak o kadar zor geliyor ki bana anlatamam. arada bir kaç parça bir şeyle ısınıyorum sonra geçiyor o duygu. çalışma odamı bebek odasına dönüştürmek, hayatımı ona göre şekillendirmek hepsi hepsi bana son bir kaç aydır işkence. bebekten sonra hiç gezemeyecekmişim gibi, bebekten sonra yazılarıma dönemeyecekmişim gibi geliyor. ve bu yüzden belki de onu sevemeyecekmişim gibi geliyor. daha burada anlatamadığım daha bir sürü şey…eşime yemin ettiriyorum, en çok beni seveceksin diye, daha neler neler…

    doğumdan sonra nasıl olurum bilemiyorum ve bu beni oldukça korkutuyor, çünkü eşim de dahil kimse şimdiden bu yaşadıklarımı anlamaya çalışsalar da biliyorum anlayamayacaklar, kimse destek olamayacak, yalnız kalacağım iyice. maalesef.

    • Yalnız değilsiniz inanın bu duyguları her insan hissedebilir çünkü bilemediğiniz bir yolculuğua çıkıyorsunuz ve bu da sizi kaygılandırıyor ama emin olun onun sevgisiyle herşey çok daha güzel gelecek amann varsın yapmayayım bazı şeyleri de diyeceksiniz tabi ki hiçbirşey sadece pozitif yanlarıyla var değil buna anne olmak da dahil ama emin olun bu kafa kurcalayıcı fikirler yerini sevgiye bırakacak bu hisleriniz sadece hormonlarınızdan bile olabilir ben şimdi düşünüyorum da bilemediğimiz bin tane fiziksel değişim yaşıyoruz ve bunların yan etkielri bile olabilir bize bunu sürükleyen o yüzden kötü hislerde kendinize yüklenmeyin belki de sadece fiziksel değişimlerin ürünüdür hisleriniz.
      Sevgiler.

    • Ah Emilianata bunları düşünüyorum diye kendini sakın suçlu hissetme kendi adıma arkandayım istediğin zaman bana yazabilirsin hatta aynı şehirdeysek gezmek istediğinde bebişini bana bırakabilirsin:))bebek kokusunu özledik doğrusu bunları düşünmeye sevk eden hormonların sakın unutma ve bu süreç geçecek ama hemen de geçmeyecek bunu da unutma sen hele onu kucağına al vahşi kedi olacaksın elinden alacaklar diye korkacaksın bu duyguların çok normal bunu unutma ah bu hormonlar ah

    • şimdiden sakın bu düşüncelere kapılmayın hormonlar öylesine hızlı değişiyor ki zor geçiyor ama geçiyor destek olabilecek bir anneniz varsa ne mutlu …
      Rabbim kolay doğumlar versin..Sağlıkla güzellikle…

  12. Çevrende de bunu kabullenen ve sana destek olan insanlar olduğu sürece atlatılabilen sıkıntılar bunlar. Her zaman söylerim doğumdan sonra o ilk 3 ayda anne bebeğiyle ilgilenip onunla zaman geçirirken anneye de başka birileri bakmalı ilgilenmeli. Ben şanslıydım . Annem hep yanımdaydı ilk 15 gün gece bile kızımın altını o temizledi. İlk 2 hafta çok uyuması emememesi sonraki haftalarda da emmek istememesi dertti. Eşim annem kayın validem sayesinde kolay atlattım. Ama ya yalnız olsaydım! Hiç bilmediğin bir deneyimle baş başa kalmak korkunç olurdu. Kızım 1 yaşındayken annemi burada bırakıp 1 seneliğine yurt dışına gittiğimizde anladım bunun ne demek olduğunu.

    Anneye birden inen o yoğun sorumluluk yükü azaltılmadıkça karanlıklara sürüklenmek çok normal. Allah kimseyi yalnız bırakmasın.

  13. iyi de taş gibi memeler, uykusuzluk, ağrı çocuk doğurup da bunları yaşamayan var mı, hiçbir şeye yetişememek duygusu herkes bunları yaşıyor ama sanırım herkesin stresle başetme şekli savunma mekanizmaları farklı işliyor, bazı insanların daha çok desteğe ihtiyacı var bazı bebekler de diğerlerinden daha zor ve annenin de duygu ve tepkileriyle her şey bir kısır döngü içine giriyor, Allahtan ki çocuklar sürekli büyüyen ve değişen varlıklar ve onlarla birlikte değişim kaçınılmaz…

  14. Tüm bu deneyimleri doğum yapmadan önce okumak çok iyi gerçekten. Çok teşekkürler herkese…

  15. Merhaba
    maalesef bende büyük oğlumun doğumundan sonra çok ağır bir depresyon geçirdim hatta ilaç tedavisi bile gördüm. Oğluma tüp bebek sonucu hamile kalmış ve yüksek tansiyon sebebi ile zor bir hamilelik sonucunda kavuşmuştum sanırımda bu sebeplerden oğlumu kaybetme duygusu ve kimseyle paylaşamama duygusu çok fazlaydı durmadan herkesle kavga ediyordum eşimle annemle kardeşlerimle herkes sanki onu benden alıcak kötülük yapıcakmış gibi geliyordu ve bu sorunu nasıl çözdüm derseniz oğlum 1 yaşındayken 3 aylık hamile olduğumu öğrendim ve sürpriz bebek 2.oğlum hem bana hemde ailemize iyi geldi yavaş yavaş sorunlarım düzeldi şimdi biri 8 biride 6,5 yaşındalar.

  16. ben de yaşadım bu durumu. hamile olduğumu öğrendiğim andan itibaren oğlumu kucağıma alacağım günü bekledim. Çok güzel bir hamilelik, çok iyi bir doktorum vardı. Son 3 haftaya kadar çalıştım. Normal doğum yapacaktım ama son anda olan bir aksilik yüzünden sezeryanla doğum yaptım. Kendimi buna hiç hazırlamamıştım ama bunun da üstesinden gelebilirdim.
    Doğum yaptığımda hiç unutmayacağım bir his bebeğimin sıcacık yanğıdır. düşündükçe yanağımı tutarım ve o sıcaklığı hissederim.
    Herşey yolundaydı. Bbeğim çok sağlıklı ben çok iyiydim hastahaneden eve gidene kadar. Eve gidince ben nasıl bakacağım bebeğime diye ağlamaya başladım. Oysaki yanımda eşim annem ve tüm sevdiklerim vardı. Olsun nasıl bakacaktım. İlk gün gelmeyen süt ertesi günlerde sürekli akmaya başladı. günde 3 kere banyo yapar oldum. Her yerim süt kokuyordu. Budurumdan rahatsız oldum. Sonra birgün eşimin bana doğum günü olarak aldığı tabloy gözümün ilişmesiyle başladı. Ardından ağlamaya başladım. artık yalnız kalamayacağımı düşünerek. Ağlamaktan gözlerim şişti. Kendimi kötü bir anne olarak hissetmeye başladım. İşte bende kesinlikle olmaz dediğim doğum sonrası depresyoana girmiştim. Çevremdekiler çok destek oldu bana. eşim ailem arkadaşlarım…
    Kendimi kötü hissettiğim için ve daha fazl mutlu olmam gerektiğini düşünerek daha da mutsuz ettim kendimi.
    Bu seferde neden yeteri kadar zayıflayamadım diye hayıflnmaya başladım. Oğlum çok usluydu. Uyku ve yeme problemi yoktu ama bende ki mükemmel anne olacağım kaygısı kendimi yormama neden oluyordu.
    Depresyondan naıl çıktım derseniz. Önce bu durumu kabullendim. Olabilir dedim, kendimi suçlamaktan vazgeçtim. Yalnız kalmamaya çalıştım. kilo konusuna gelince de (toplamda 18 kilo almıştım) diyetisyene gitmeye karar verdim. Diyetisyene de gittim ve eski halimden daha zayıfım 🙂 ve sadece benim bu durumu yaşamış olmadığımı bilmek, arkadaşlarımlar paylaşmak beni çok rahatlattı. Bir de ne kadar erken olağan hayatınıza dönerseniz çabuk çıkıyorsunuz bu durumdan. Arada bir eşinizle yalnız kalmak da iyi geliyor. klasik olacak ama yavrunuzla daha kaliteli zaman geçiriyorsunuz böyle bir değişikikten sonra.
    Hepimizin yaşayabileceği bu süreci en kısa zamanda atlatmanız dileğiyle.

  17. merhabalar, ben de mastitle sık sık karşılaşmış bir anneyim. şuan 6 yaşını bitiren oğlumun doğurur doğurmaz tanıştım mastitle. ilk 10-12 ay günde 1,5 lt bazen daha da fazla sütün oldu. ölçüsünü biliyorum çünkü oğlum hiç emmedi. akşam doğum yaptım, uykucu bi hemşireye denk geldim . sabaha kadar bi kere bile gelip bebeğimi emzirtmeye çalışmadı. annem yanımdaydı ama o da ne yapacağını bilemiyordu (biz de emmemişiz) bu ilgisiz ortamda daha fazla kalmayıp doğum yaptığımdan 12 saat sonra. sabahın köründe eve döndüm. çocuğum hala hiç emmemişti. göğsüm patlamak üzereydi. abimin eşi pompasını getirdi. başlayış o başlayış. tam 25 ay süt sağdım. dolaplar dolusu sütün oldu. ilk 5 ayda 5 kere mastit geçirdim. ama bunu depresyona çevirmedim. evet hayatım kötüydü, katlanılmaz bi acıydı. ama bunun oğlumla alakası yoktu. bu benim vucudumdu benim sütümdü. oğlumun ne suçu olabilirdi?
    hamileliğimin hemen başında bi yakınım ”bugunlerin tadını çıkar, bir daha içinde o kıpırtıyı hissetmeyeceksin, harika günler aslında bu günler” demişti. haklıydı. o gün hamile ve anne olarak geçirdiğim günlerin tadını çıkarmaya başladım. 6 yaşında bi oğlum,2,5 yaşında bi kızım var, ikisini de hiç emziremedim, toplamda 37 ay süt sağdım, cep telefonumu alarak gittiğim heryere pompamı da götürdüm, ikisi de reflüydü, sürekli çıkardılar, sürekli temizledim, evde hiç yardımcım olmadı, çalıştım, çocuklarımı anneme bıraktım, 6 yıldır yorgunum, uykusuzum, ama 6 yıldır çok mutluyum, onları ben istedim, allahım da verdi, 33 yaşındayım . hala bekar çocuksuz birsürü arkadaşım var, her akşam bi avm deler, her akşam yemekte sinemadalar, özenmiyorum, imrenmiyorum, kendimi daha şanslı hissediyorum. çocuklarımın her akşam yatarlarken verdikleri iyi geceler öpücüğü o günün bütün yorgunluğunu alıyo…bu pencereden bakınca hiç yorgun değilim

  18. Merhaba,
    Yazıyı okuyunca o günlerim aklıma geldi. Çok kötü oldum. Kendimi hep normal doğuma hazırlamıştım, apar topar hastaneye gittiğimizde bir şeylerin yolunda gitmediğini anladığımda dünyam başıma yıkılmıştı. Hazır değildim ama süreç başlamıştı. Hazır olmadığım bi durumla ben nasıl baş edecektim. Aman Allahım hatırlıyorum da çok korkmuştum. İşte o an benim depresyonum başlamıştı. Hastaneye giren kişi ile çıkan kişi bambaşkaydı. Çocugum sağlıklı doğmuştu çok şükür ama ben sağlık olmuştum. Bu kötü günlerimde kimseden destek alamadım. Herkese yalvardım eşime bile ama kimse yardım etmedi. Eşim de dahil. Eşimi hastane odasında bana yardım etsin bana destek olsun diye kalsın istedim. O ne yaptığı doğum yaptığım ilk gece sanki doğum yorgunu o imiş gibi fosur fosur uyudu. Lütfen uyan çok korkuyorum dediğimde uykusuzum rahat bırak diye avaz avaz bağırdı. Hala o günleri hatırladıkça bağıra bağıra ağlamak geliyor içimden. Sonra aileler ne depresyonmuş be bi türlü bitmedi dediler. Hep o günlerde gemileri yaktım tüm yakınlarımla, o günlerimde beni daha da strese sokanlara kapıyı gösterdim. Evet depresyon bitiyor ama çok yaralıyor . Hep dua etmiştim o günlerde, başka odalarda bağırıp çağırıyordum ama ne ruh halidir ki çocugumun yanına geldiğimde tamamiyle sakinleşiyordum. Kendime inanamıyordum. 2 dakika önceki halimden eser yoktu. çocuk uyanıkken farklıydım.Sakindim. Çocuk uyurken ise sinirli. Çocuklayken mutlu halimi görenler de çok şaşırıyorladı. Bunun huysuzluğu bize kasıtlı yapıyor, bizde çocuk yaptık bu ne diyerek daha da yükleniyorlardı. En kötüsü eşimde inanıyordu. Zaten hiç destek olmamıştı bu hallerimi görünce o da aynı şeyleri düşünmüştü. O günler çok kötüydü bir daha yaşatmasın Allahım,Şimdi çocuğum 3 yaşında, herşey geride kaldı ve çok mutluyuz.

    • öncelikle geçmiş olsun diyorum,atlattığınıza çok sevindim..bende beklemediğim bi an doğum yaptm. bilmediğim başka bir şehirde..prematüre bebeğim oldu.bebek bakımı konusunda annnem ve kayınvalidem çok yardımcı oldu ama beni daha çok bunaloma soktular desem yeridir.sütüm az geliyordu,daha ilk günden sütün yetmiyo diye yaygara kopardılar,sanki elimdeymiş gibi..aylarca kendi sorunlarım yetmemiş gibi her yardım edenden fırça yedim.bebeğimi haketmediğimi söyleyen ler de cabası,oysa ben ona çok iyi bakıyordum gelişimi gayet iyiydi..senin depresyonunu kim dinler nelr çektim geçer diye diye bebeğim 10 aylık oldu tam herşey düzeldi gibi aa nerdee..bebek kucağımdan inmek istemez benim suçum olur..iştahsız olur benim suçum… ilgilenirim bebek iyiyse bu sefer ev işlerini ihmal etmişimdir diye suç benim olur…sonunda artık boşanalım dediğimde tüm lanetler üstüme yağdırılır…n umudum var şimdi ne sabrım…bebeğim le ben ne yapacağımı bilmiyorum.sinir krizleri geçirdim kendimi tanıyamıyorum oysaki lakabım polyana idi bir zamanlar ppeh…bebeğim benim yüzümden mi bilinmez kimseyi görmek istemez babası ve ben dışında..hep kucağımızda olmak istiyor almadığım zaman sesi kısılana kadar bağırıyor saçını çekiyor cadı.her şey gri bu aralar…geçer mi tüm bunlar bilmiyorum ölmek için dua ediyorum..ailem başka şehirde ama buna üzülmüyorum.eşimin ailesi beni de bebeğimi de istemiyor artık.eşim de bir gün onlardan bir gün benden yana…bebeğim keşke hiç doğmasaydı diyenler varya aaah ah hiç doğru değil ama keşke taş olaydım ben olmayaydım diyorum.bana da bir umut var mıdır arkadaşlar acaba.. varmıdır acaba…evde dört duvar arasındayım hiç kimse yok yanımda.kim yardım için elini uzatsa mutlaka kalbimizi kırıyor.ne aile ne arkadaş.nede koşup gelen ecel..kimse yokmuuu….

      • Bir an önce bir uzmandan destek almanızı öneriyorum. Yalnız değilsiniz, yaşadıklarınızı yaşayan baskaları da var mutlaka ve sorun sizde degil. Ancak bunları isin uzmanından duymanız ve çözümlemeniz sizin icin en iyisi olacaktır. Lütfen vakit kaybetmeden bir klinik psikologa danışın.

  19. Öncelikle çok geçmiş olsun diyorum size, yavrunuzla uzun sağlıklı bir ömür diliyorum; ve iyi ki paylaşmışsınız yaşadıklarınızı, yalnız olmadığını bilmek çok rahatlatıcı olacaktır benzer durumdaki taze anneler için, ellerinize sağlık. 🙂

  20. Benim de sütüm bir türlü gelmek bilmemişti. Eşim çocuğunu çok sevip sütü gelen bir babadan bahsedip sözde bana moral verecekken ben ise o kadar yetersiz bir anneyim ki erkeklerin bile sütü gelmiş benimki gelmedi diye sızlanıp dururdum. İşte depresyon böyle birşey herşeyde kendini suçlamak ve karamsar olmak. Çok şükür kurtuldum…

  21. ah elif ah… ağlayarak okudum, içim sıkıştı, sanki yeniden o günleri yaşadım (her hatırladığımda aynı duyguları tekrar tekrar yaşıyorum orası ayrı)… o kadar tanıdık ki bu hikaye bana, altına imzamı atarım şu yazılanların “Sanıyordum ki, doğuracağım, pembe yanaklı bir oğlum olacak, onu çok seveceğim, o da uslu uslu koynumda uyuyacak, memeyi her verdiğimde alacak, ben kolayca iyileşeceğim filan fıstık… değilmiş. Yani benimki öyle olmadı. Yaşadığım rahatsızlığın da (fazla süt salgılama) depresyonumda fazlasıyla etkili olduğunu düşünüyorum…” …”Evliliğim bitmediyse eşimin hoşgörüsü ve aklı başındalığındandır inanın. Ben ki köprüleri yakardım düşünmeden belki de.” Tek bir farkla bende süt az salgılandı ve benim ruh halimden git gide azaldı benimde kızım 3 aylıktı emmeyi bıraktı ve bu bana hayatımın travmasını yaşattı… Bu arkadaş sonunu mutlu ve umutlu bitirmiş “yendim yenebilirsiniz” demiş ben o kadar umutlu olamıyorum ve şöyle diyorum “bin kere daha hamile kalabilirim o süreci seve seve yaşayabilirim ama bir kere daha lohusalığa tahammülüm yok !!!!! ” ve inan bana şimdiden ikinci çocuğum olurda ben bunları tekrar yaşar mıyım diye ödüm kopuyor ! 10 ay sürdü benim postpartumum, kızım 10 aylıktı ilk defa tek başıma markete ekmek almaya gittim ve işte o gün bişeylerin düzelmeye başladığını hissettim… anlatsam roman olur derler ya öyle işte, keşke postpartumla ilgili bi bölümün olsa ve biz yaşadıklarımızı yazsak birilerine ışık olsak…

  22. benim de gözlerim doldu, evde olsam ağlardım sesli sesli.. ben de malesef sözkonusu depresyonu en ağır şekilde yaşadım, ben malesef hem uzak olan ailemin desteğini göremedim hem de eşimin ve ailesinin yüzünden çok sıkıntı yaşadım.. yaşadıklarımı satırlara dökmek istemiyorum ama doğumdan tam bir hafta sonra eşimden çok ciddi hakaretler aldım daha sonrasında rüyalarıma bile girdi.. annesini de Allaha havale ettim ve bana muhtaç olmaması için dua ediyorum hep.. kıskançlık mı desem nefret mi desem, neydi, 1 haftalık sezeryan doğum yapmış üstüne de 5.gününde sınava girmek zorunda kalmış bir lohusanın bunları yaşamasına sebep ne olabilirdi bilemiyorum, kalkıp kahvaltısını dahi benim hazırlamamı bekleyen eşşek kadar bir kadın ve 29 yaşında kızkurusu görümce.. kahvaltınız hazır buyrun derken sert söylemişim, o kahvaltı boğazlarında nasıl kalmadı bilmiyorum, ama hiçbirzaman affetmicem, hakkımı helal etmicem, cennete gideceği yol benden geçse o yolda durup hakkımı alıcam. öyle canımı acıttı o kadın Allah da onun canını acıtsın.. psikolojik destek alıyorum oldukça faydasını gördüm, benim moralimi bozan, beni bunalıma sokan bi zihniyet engelli insanlarla ömür boyu bir şekilde, ayda yılda bir bile olsa muhatap olmak.. Elif’e o günlerde attığım bir mail bile var..keşke okumasaydım bu postu, çok kötü oldum şuanda.. unutmak için çaba sarfediyorum sürekli..

  23. 3 ay önce doğum yapmış br anne olarak yazılanları üzülerek okudum. Herkes birbirine çok yakın şeyler yaşıyor malesef. Her ne kadar anne adayı hamilelikte herşeye hazır gibi görünsede malesef hazır olamaıyor. Mutlaka bir yerden sorun yaşıyor. Anne için dünyaya alışmaya çalışıp, sadece annesinin ilgisine muhtaç bir bebekle uğraşmak yeterince zor zaten.Ama o kadar çok sorun çıkıyorki sanki sorun bebekmiş gibi oluyor.Ya ilgisiz alakasız doktorların neden olduğu travma, aniden karar verilip değiştirilen doğum şekli, çok önemli olmasına rağmen basit birşeymiş gibi önemsenmeyen LOHUSA VE YENİ DOĞAN BAKIMI, danışmak isteseniz bile net kaynak ve yardımcı bulmakta zorlanacağınız EMZİRME EĞİTİMİ, hala doktor, hemşire, arkadaş v.s. tarafından önemi anlatılmayan LANOLİN ESASLI KREMLERin doğum öncesinden kullanılması gerektiği gerçeği, şuan konusu geçen depresyon hakkında bilgi, ne olduğunu bile anlamadan yakalanılan mastit, tek doğuran senmisin diye lohusaya eziyet eden sözde aile fertleri, bitmek bilmeyen misafir akını, anneye fırsat vermeden mama vermeye çalışanlar yada mamaya ihtiyaç olduğunda zehir vermişsin gibi vicdan sızlattıranlar, bugünlerin iyi günler diye gözünü korkutanlar, daha yaraların iyileşmeden arkası boş kalmasın diyenler v.s…
    Şimdi bu kadar sorunun bebekle alakası ne? Bebeğin derdi süt, uyku, gaz hadi birde kolik. Asıl sorunu çıkaranlar çevremizdeki insanlar.
    Çok zor bir hamilelik geçirdim, kan pıhtılaşması,tansiyon ve şekerle mücadele ettim, tam 30 kilo aldım, mecburi sezeryan oldum, bakacak kimsem yok diye ameliyattan kısa süre sonra ayaklandım, doğumdan 3 gün sonra evde bebeğimle başbaşaydım,inmeyen süt ve emzirme sıkıntısı, bebekteki gaz sıkıntısı, uykusuzluk üstüne de kayınvalideden laf söz yedim. Şimdi de 2,5 aylık bebeğimi bırakıp işe başladım. Hayat anneler için çok zor, ama ben en büyük desteği BLOGCUANNE’den aldım. Birçok şeyi burdan okuyup bilgilendim. Böyle paylaşımlar olmasaydı daha büyük sıkıntılar yaşayabilirdim.
    Bu bilgileri daha da artırmamız gerektiğini düşünüyorum, nasıl pozitif doğum hikayeleri varsa ve bizleri motive ettiyse bu konularda da motive edilecek çok anne var…

  24. çok zormuş anne olmak. yorarmış insanı.. bilemezdim ki. hayatım farklı bir boyuta kayarmış.. buna alışmak gerçekten zor. ve sanırım hep de böyle olacak.. ama evladım çok başka bir aşk..

  25. Koca bir şehirde tek başıma dünyaya getirdim oğlumu. Yanımda bir eşim vardı. 3 sene baş başa geçirilen eğlenceli bir dönem, neşeli bir hamilelik ve ardından kucağında bir bebekle eve gelmek.

    İlk 1 sene hep ağladım bir daha eskisi gibi eğlenemeyeceğiz , hayatımız bir daha eskisi gibi olmayacak diye. Eşim her defasında ”biz beraber büyüteceğiz” dedi ama ben yine de ağladım. Tüm bu üzüntünün yanında çok uslu bir bebeğim vardı. Kendisi uyur, kendisi oynar, ek gıda döneminde iştahla kendisi beslenirdi. Ama hala sabah kalktığımda hiçbirşeyin eskisi gibi olmayacağını düşünür yer yer hüzünlenirim.

    Bu duygu hamileliğini neşeli ve kolay geçirenlerde, eşiyle uzun zaman yalnız takılanlarda daha çok baş gösteriyor sanırım. Bu da benim görüşüm 🙂

    Evet şimdi hayat eskisi gibi değil ama üzgün olduğum zamanlarda beni sebepsiz neşelendiren küçük neşeli ayağın varlığı da bambaşka bir mutluluk. Bu mutluluğu yaşamadan eski hayatıma devam etmek bir yere kadar eğlence bir yerden sonra anne olamamanın ızdırabı olabilirdi.

    • “Bu duygu hamileliğini neşeli ve kolay geçirenlerde, eşiyle uzun zaman yalnız takılanlarda daha çok baş gösteriyor sanırım.” Yukarıdaki görüşünüz benim durumama çok yakın gerçekten. 8 sene ev arkadaşlığı gibi çok sorun yaşamadığım bir evlilik. Sonrasında ise, daha da mutlu ve huzurlu olacağımı düşündüm hep bebek sonrası…
      Öye olmadığını çok sert bir duvara toslayarak anlamış bulunuyorum. İşin enterasanı en yakınım elim bile durumu fark ettiğinde iş işten geçmişti.
      Bu durumdaki en yakınların da daha bilinçli olması gerekiyor. Eşim eski konforlu hayatına devam etti, ama ben tam anlamıyla saçımı süpürge etmiş, göğsümü parçalamış, beynim darmadağın etmiştim.
      O günleri hatırladığımda kendimden çok hala kızım için üzülürüm…

  26. Annelerin doğum sonrası sorumlulukları ( bebeği emzirme,uykusuzluk, ev işleri, eskisinden çoğu zaman daha fazla ilgi bekleyen babalar, ardından iş hayatı, bakıcı ya da anneanne babaanne sorunları vs: derken bu liste uzar) o kadar fazlalaşıyor ki kendilerini çaresiz ve yetersiz hissediyorlar diye düşünüyorum. Çünkü ben de bu durumdaydım genel olarak. Bunların üstüne kişinin kendi zevklerine isteklerine bazen vücut bakımına yeteri kadar özen gösterecek vaktinin kalmaması çok mutsuz ediyor. Şimdi diyorum ki keşke doğum sonrası hemen bir yatılı bakıcı bulsaymışım, kendime daha çok vakit ayırsaydım ben daha çok mutlu olduğumda kızım da eşim de benimle birlikte daha mutlu olacaktı.

  27. Yorumların hepsini okuyamadım malesef ama genelde çoğu kişi bu sıkıntıyı yaşadığından bahsetmiş ve çözüm olarak zamanı önermiş. Zaman her şeyin ilacı elbet ama psikolojik destek alarak veya kendi kendimize zihinsel telkinlerle daha önceden kurtulunabileceğine inanıyorum.

    Bir de doğum sonrası depresyon ve evlilikteki bozulmaları çevresinde duyan bebek sahibi olmayan bir çok kişiyi korkutuyor. Yakın zamanda ben de internet arkadaşlarımdan biriyle bu hususta mailleştim. Çevresinde o kadar kötü örnek varmış ki benim pozitif yaklaşımımın iyi geldiğini söyledi. Ben depresyon yaşamadım. Oysa o kadar çok sebebim vardı ki. Dilini bilmediğim bir ülkede, ingilizce bilmeyen personelli bir hastanede 5 gün hiç bir ziyaretçi refakatçi olmadan, bebeğim yanımda olmadan kaldım. Eve geldiğimde kocamdan başka kimse yoktu yanımda, çoğu zaman yemek yapmaya ve yemeye fırsat bulamadım. Bebeğim ilk iki gün emdi sonra sertleşen göğüsler yüzünden uçları kaybolan memeyi alamadı, bir aya yakın biberon- silikon uçlar-emzirme çabaları çemberinde emzirmeye yeniden alıştırmakla geçti. Pasaport işleri öyle uzun sürdü ki bir türlü Türkiye’ye gidemedik, üstelik yakınlarımızın hadi ne zaman geliyorsunuz artık şeklinde hiç de yardımcı olmayan taleplerine karşı güçlü kalmaya çalışıyordum. Tüm bu süre boyunca bir kere hıçkıra hıçkıra olmak üzere, birkaç kere de hafif şekilde ağladım o kadar. Geçti bitti. Kolay değildi ama kendimi salmamaya çalıştım. Özellikle eşim moralimi yüksek tutmamı telkin ediyordu ve bunun bebeği etkileyeceğini söylüyordu. Hani hep derler huzurlu hamilelik huzurlu bebek diye, doğumdan sonra da öyle. Genelde depresyona girmiş kişilerin bebeklerinin huysuz olduğu dikkatimi çekiyor. Bebek huysuz diye mi anne depresyonda yoksa anne depresyonda diye mi bebek huysuz tam olarak bilemeyiz ama bebeğin tüm uyaranlardan etkilendiği kesin. Buna evin huzuru da dahil. Evde çok dengesiz, herkesin karıştığı, huzursuz bir ortam varsa bebek de etkilenecektir.

    Bazen insanın duygularını kntrol etmesi zor oluyor, fakat bunların vücudumuzdaki hormonların sebep olduğunu düşünmek bana şu fikri veriyor. Vücuduma söz geçiremeyecek kadar zayıf mıyım ben diyorum. Bebeğiniz sağlıklı ise tüm ayrıntılar boş ve hiç bir meseleye üzülmeye değmez.

    • Depresyon geçiren anneler ”vücutlarına söz geçiremeyecek kadar zayıf” olduklarından geçirmiyorlar bu depresyonu. Belki vücutları sizin bünyeniz kadar ekarte edemiyor lohusalık hormonlarını.

      Her birimiz birbirinden farklı bebeklerle, birbirinden farklı hamilelik, doğum ve annelik yaşıyoruz. Kimisinin ailesinin yanında olması, eşinin çok ilgili olması yada tam tersi onun depresyona girme hakkı olup olmadığını belirlemiyor.

      Sandığınız gibi bu depresyonu geçiren annelerin bebekleri huysuz değil 🙁

      • Yorumum negatif anlaşılmış gibi görünüyor, vücuduma söz geçirmeyi kendim için söylemiştim. Benim dayanağım bu olmuştu güçlü olmak için. Herkes öyle olsun öyle yapsın diye değil fikir versin diye söyledim. Bazen insan kendine bir fikir arıyor dayanmak için. Benim ki de buydu.

        Bebeklerin huysuzluğuna gelince bunun çift yönlü bir ilişki olabileceğini ayırmanın mümkün olmayacağını düşündüğümü belirttim. Elbette ki depresyon için çok sebep olabilir ama depresyona girmiş bir annenin bebeğinin de etkilenmemesi kaçınılmaz. Onlar her şeyi hissediyor.

  28. Aklıma geldi de pozitif doğum hikayelerin gibi pozitif lohusa hikayeleri de yazsana blogcu anne, doğum hikayelerin ben de dahil bir çok kişiyi olumlu etkiledi eminim, lohusa hikayeleri de bebek sahibi olmaya korkanlara ışık tutacaktır.

  29. Keşke bu yazıları 6 yıl önce ikizlerim doğmadan önce okumuş olabilseydim. Keşke böyle bir depresyon geçirebileceğimi, bunun normal olduğunu bilebilseydim. İlk hamileliğimdi. Ve ikiz oldular. Doğumdan önceki son 1 ay dışında, evlendiğimden beri yoğun bir iş ve sosyal hayatım vardı. Değil ev işi, makarna, tavuk dışında yemek yapmışlığımda yoktu. Ve bir de doğumdan 20 gün önce beklenmeyen bi şekilde kayınpederim vefat etti. Yani ikizlerim doğduklarında babamız da dağılmış durumdaydı. Uzun süre toparlanamadı.
    Doğumdan sonra bir baktım; ne iyi giden bir evlilik, ne iş, ne arkadaş, ne sosyal hayat, ne kendine güven hiçbirşeyim kalmamış.. Her gece ölmemi sağlaması için Allaha dua ettiğimi hatırlıyorum. Bir de bebeklerime bişey olmaması için.. Tanrım o nasıl çaresiz günlerdi öyle; kimse öyle hissetmesin kendini …

  30. Yazıyı okurken akmaya başlayan gözyaşlarım bu satırları yazarken süzülmeye devam ediyor. Adeta beni anlatıyor dedim okurken. Birileri varmış benim gibi hisseden, yalnız değilmişim dedim. Sevinsem mi bilemedim… Çünkü ben şu an aynı ruh hali içindeyim. Ruhen öyle çökmüş hissediyorum ki kendimi, hayat artık sıkıcı, rutin ve çok yorucu benim için. Kurtulamıyorum bu duygudan. Ruh halim değişsin diye eşimin zorlamasıyla çıktığım gezilerde bile ürkek yavru kediler gibi tedirgin geziyorum, koşarak evime gitmek istiyorum.
    Henüz 2,5 aylık anneyim. Keyifle geçirdiğim hamileliğimin ardından normal doğumla dünyaya getirdim bebeğimi. Eve geldikten sonra annem, kız kardeşim ve en önemlisi eşimin desteğiyle anlamadım işin zorluğunu. Ama annem ve kız kardeşim gidip eşim de işe başladıktan sonra gerçekler tokat gibi çarptı yüzüme. Hiç böyle hayal etmemiştim oysaki… Sütüm az ama buna rağmen sürekli emmek isteyen ve kucağımdan inmeyen bir bebeğim var. Sürekli memede kaldığı için gazı oluyor. Ardından gazını çıkartamadığı için ağlama krizlerine giriyor. Gündüzleri kucağım hariç hiçbir yerde uyumuyor. Yapışık ikizler gibi yaşıyoruz. Ve bu durum beni hem fiziken hem de ruhen çok yoruyor, çok sıkıyor. Tuvalete bile gidemiyorum bazen. Bıraktığımda morarma derecesinde ağlıyor. O ağladıkça ve ben susturamadıkça iş daha da korkunç bir hal alıyor ve bu kez ben de ağlamaya başlıyorum. Yalnızım diye ağlıyorum, sütüm az diye ağlıyorum, herkesin annesi yanında ben niye tek başıma büyütüyorum diye ağlıyorum, ağladıkça çöküyorum. Allaha dua ediyorum. Bebeğim bir an önce kendi kendine oynamaya, uyumaya, takılmaya alışsın diye. Bazen o iç yakan soruyu ben de soruyorum kendi kendime, “acaba doğurmasa mıydım “ diye. Sonrası pişmanlık, vicdan azabı ve yine gözyaşı… Herkes doğurdu, büyütüyor, sen de yapacaksın diye kendimi telkin ediyorum ama bazen de çıkamıyorum işin içinden. Herkes daha işin çok başında olduğumu, sabretmem gerektiğini söylüyor. Sabrediyorum, dua ediyorum ve bir an önce çıkayım istiyorum bu ruh halinden.
    Eşimin desteğini ve hakkını ne yapsam ödeyemem. Zaten onun bana verdiği güçle ayakta kalıyorum sanırım. Bir de bebeğimin attığı gülücüklerle. Her şeye rağmen şükrediyorum Allah’a. Onu bize bağışlasın, sağlıklı, mutlu, huzurlu bir bebek olsun, birlikte nice güzellikler tadalım diye… Beni ve benim gibi bu sıkıntının pençesinde kıvranan herkesi, bütün anneleri kurtarsın diye…

    • Canım benim bir düzen oluşturmaya çalış. Bebek istedikçe emzir zaten önerilende bu, sütün artar. Ama senin dinlenmende çok önemli. Mesela 1-2 saatte bir emzirmeye çalış (Naçizane önerim). Uyuduğu an (10 dk bile olsa) kapat gözünü. Bir bakıcı ayarlamaya çalış en azından ağladığında biraz senin kucağından alır. Senin nefes alacak vaktin olur. Durumunuz yoksa mutlaka birini çağır yanına! Hiç çekinme ara anneni ben kötüyüm yanıma gel de! Komşudan destek iste kötü olduğun zaman. Ama birinden yardım iste. Bu çok önemli. Evi, işi, yemeği boşver!! Bebek uyuduğu zaman mutlaka kapat gözünü ve bol bol su iç (Sütünü uyku ve su arttırır). Çok çok kötü olduğun zaman (bebeğe zarar verme ihtimaline karşı) bebeği güvenilir bir yere koy (yatağına mesela) ve balkona çık derin derin nefes al. Ve desteğe ihtiyacın olduğu zaman yaz bize. İnan zamanla herşey rayına oturuyor. Öpüyorum seni çok ve yanında olduğumu unutma diyorum!!

    • allah sabır ve güç versin size… çünkü diyecek başka bir şey yok. şu an kendinizi ne kadar çaresiz ve güçsüz hissettiğinizi tahmin edebiliyorum. geçecek inanın, sadece biraz zaman gerekli biraz da sabır… mutlaka dinlenin, uyuyun. bebek yarım saat uyusa bile mutlaka siz de uzanın. uyumasanız bile müzik dinleyin, kitap okuyun, kesinlikle kendinizi dinlendirin. çamaşırmış, ütüymüş, yemekmiş… şu aralar bunları o kadar da takmayın kafanıza. hem kocanız da anlayışlı biriymiş, hiç bu tür şeyler yüzünden sıkmayın kendinizi. ve eğer maddi durumunuz elveriyorsa bir yardımcı tutun. bebek için olmazsa bile ev işleri için. inanın çok faydasını görür, asla pişman olmazsınız. anneniz başka bir şehirde galiba. eğer çok önemli bir başka işi yoksa çağırın onu çekinmeden. kötü hissettiğinizi, yardıma ihtiyaç duyduğunuzu söyleyin. gelsin destek olsun biraz daha… kolaylıklar diliyorum size… sevgiler…

  31. Blogcu Anne sana da çok teşekkür ederim. Yalnız olmadığımı hissettirdiğin ve ruhumun taa derinlerinden gelen şu satırları yazıp rahatlamamı sağladığın için…

  32. Tek başıma olduğumu düşünmüştüm… Ancak benim gibi bu korkunç kabusu yaşayan bir sürü anne varmış… Oysa yakın çevremden tek bir kişi bile ‘geçecek’ dememişti bana garip garip bakıyorlardı sadece. Sanırım bir çok kadın anneliğin kutsallığına leke sürdürmemek adına bu kabusu içinde yaşıyor. Kadınlar birbirine bile dürüst değil. Sütleri lakır lakır geliyor, bebekleri mışıl mışıl uyuyor, doğum sonrası taş gibi ayağa kalkıyorlar.. Peaaaah!

  33. Ne yazik ki ben yenildim. Bir de yaninizada aileniz ve herhangi bir yardimciniz da olmayinca daha zor geciyor hersey. En cok guclu olmaniz gereken zamanda, anne oldugunuzda, en zayif, gucsuz anlarinizi yasiyorsunuz. Toparladim yavas yavas. Ama anneligin zevkine bile varamadim ilk zamanlar. Blogcuanne Elif’in yazilari en yakin arkadasim oldu o donemler.. Gercekten cok zor bir donem.

  34. Merhaba arkadaşlar… Ben üniversite son sınıf öğrencisiyim.Sizi rahatsız edecek bir konu olabileceğinin farkındayım.Öyle ise tavrınızı anlayacağımı şimdiden bilmenizi isterim.Ancak benim konum lohusalık sonrası al basması ve al karısı olaylarını araştırmak.Yaşadıysanız ya da çevrenizde birileri varsa lütfen benimle iletişime geçin..