7 Yorum

Okul seçimi yaparken…

Aşağıdaki yazı, Blogcu Anne okurlarından “Plazadan Anne” tarafından kaleme alındı.

Plazada Çalışan Anne’nin diğer yazılarını blogundan takip edebilirsiniz.

***

Devlet okulu mu,  özel okul m? Ya da “entelektüel sermaye parasal sermayeye eşit mi?”

Çocuklarımız için hep en iyisini isteriz:  onlar için başarılı ve mutlu gelecek armağan etmek, onlara en güzel eğitim vermek; yeter ki bu arzularımız ve iyi niyetimiz sadece kar amacı güden eğitim kurumlarınca istismar edilmesin.  Ben de çocukları okul çağına yaklaşan anne olarak  çocuklarım adına en iyisini yapmak isteyen ve neredeyse her gün İstanbul’da özel okula mı göndersem yoksa devlet okuluna mı konusunu değerlendiren birisiyim. İki sene özel kreşe giden ve bir sene devlet okuluna giden oğul annesinin nacizane tecrübeleri ve gözlemleri neticesinde okul seçimi yaparken bizleri yanılgıya düşürebilen yada rasyonel olamayan kararlar iten üç unsuru paylaşmak istiyorum.

1. Satın alınan ürün – “Çocuğumun Başarılı Geleceği”

Özel okulların verdikleri paralı eğitimin karşılığında “başarılı gelecek” vaat ettiklerine şahit oluyorum.  Örnek olarak Nişantaşı’nda özel okullardan biri şu anda çeşitli holdinglerde “yüksek” pozisyonda çalışan mezunlarının reklamını yaptığını gördüm.  Birçok anne baba ister istemez bilinçaltında: “ha evet oğlum/kızım bu okuldan mezun olursa “Patron” olacak”- diye düşünüyor muhtemelen. Peki, o okulun o çocuğun oralara gelmesinde etkisi belki de çok küçük, belki de devlet okullarında böyle bir istatistik tutulsa ve karşılaştırma yapılsa X devlet okulunun başarı katsayısı  daha yüksek çıkacak. Sonuç olarak, zaman zaman biz ebeveynlerin tamamen “hayalleri” satın aldığımızı düşünüyorum. Tıpkı aslında 38 beden olan bayanın daha zayıf olma hayali ile 36 beden elbise satın alması gibi.

2. İfa edilen görev – “eğitim sorumluluğunu”

Üzerimizde hissettiğimi “eğitim verme sorumluluğunu”  özel okula belli para ödemesi yaptıktan sonra hafiflediğini hissettiğimizi düşünüyorum. Ben görevimi yaptım, çocuğumu “kolejlere” gönderdim duygusu, oysa eğitim verme sorumluluğunu sadece okula ya da öğretmene yüklemek ne kadar doğru? Eğitim sorumluluğunu tamamen öğretmene yükleyen anne babalar daha sonra: “Zayıf notlar neden bu kadar zayıf?” – diye öğretmene hesap sorabiliyor, peki günün sonunda çocuk bu durumdan ne kadar mutlu, başarılı ve özgüvenli oluyor tartışılır.

Özel üniversitede eğitim veren bir arkadaşım, bazı anne babaların odasına gelip:  “Siz sınıfta X konusunu anlatmamışsınız, ama sınavda o konudan sormuşsunuz? Bunu nasıl yaparsınız? Bu yüzden oğlum zayıf almış!” – gibi hesap sormalara maruz kaldığını anlatmıştı. Üniversite çağına gelmiş bir gencin en azından derslerdeki konuları takip etme sorumluluğunu bile hala almamış olması, ebeveynler için “normal”,  ama zayıf alması öğretmenin “sorumluluğu”.

3. Elveda “suçluluk” duygusu, merhaba “iyi ve özverili anne ve baba”

Bir özel hastanenin reklam panosunda güzel mavi gözlü çocuk resminin üstünde: “Onun gözleri sizin için ne kadar değerli?” – afişi ile reklamı yapılmaktaydı. O afiş beni derinden sarsmıştı, bu afişte resmen anne babaların bilinçaltına:  “Verdiğiniz para kadar çocuğunuzun gözleri değerlidir” – “doğrusu” empoze ediliyordu. Tabii o hastaneye götüremeyen ebeveynler de kendilerini “suçlu” hissedeceklerdi, çünkü onların çocuğunun gözleri o kadar “değerli” olmayacaktı.  Belki de biz ebeveynler çocuklarımızın eğitimi için belli maddi katkıda bulununca ister istemez kendimizi daha “iyi” ebeveyn olarak hissediyor, bir de en iyisini yapamadım “suçluluk” duygusundan kurtuluyoruz.

Sonuç olarak, aldığımız eğitimin hayatımız boyunca etkileme gerçeği bizleri bu konuda seçim yapılırken bayağı stres altına sokuyor. Bu önemli kararı alırken , biz anne babaların kafalarımızın rahat olması adına zaman zaman para ödeyebildiğimizi unutmamamızı istedim.

***

Sizin de söyleyecek sözünüz varsa Blogcu Anne’de konuk yazar olabilirsiniz. Konuk yazarlık hakkında buradan bilgi alabilir, diğer konuk yazar yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

7 yorum

  1. Maalesef artık iş verenler bile işe alırken “Boğaziçi mezunu” adaylar şeklinde arıyor.
    Ya da müşterilerine kendi reklamlarını yaparken çalışanlarının mezun oldukları okulları “Boğaziçi, Koç üniversitesi mezunu” diye özellikle belirtiyor. Astronomik rakamlar ödenen özel üniversitelerden mezun olan biri mütevazı bir devlet okulu mezununun hemen önüne geçebiliyor.
    Geçenlerde blog tutuna annelerden birinini kendi hakkında bilgi verirken tüm sülalesinin eğitim durumları hakkında da bilgi vermekten geri kalmamış. Dikkatimi çeken ise şuydu: Mezun oldukları bölümden ziyade mezun olunan üniversiteyi belirtmiş. Hani bakın çevrem şu şu üniversitelerden mezun olan insanlarla dolu. Artık benim kim olduğumu siz tahmin edin der gibi…
    İnsanlar artık maalsef böyle şeylere itibar ediyor ve bir yerden sonra bu gerçekleri yadsıyamıyorsunuz. O yarışın içine sizi öyle bir sürüklüyorlar ki… Üzülüyorum.

    • Bu yarışa sürüklenmemek lazım.Yoksa çocuklarımız hayatı bir yarıştan ibaret görecek ve mutsuz olacaklar.Oysa hayat yaşamaya ve mutlu olmaya değer.

    • Genel olarak ne demek istediğinizi anladım ve bir kısmına katılıyorum ancak, sanki Boğaziçi özel bir üniversiteymiş gibi yazmişsınız… Oraya giden de diğer devlet üniversitelerine gidenle aynı parayı ödüyor.

      Ayrıca özel üniversiteler açılmadan önce de bazı şirketler sadece daha yüksek puanla girilen birkaç devlet üniversitesinin mezunlarını işe alıyordu.

  2. ben devlet lisesi ustune bogazici endustri muh mezunuyum, iyi bir mevkiideyim iyi para kazanıorum, ama benden cok daha iyi mevkiilerde devlet lisesi ustune daha normal bi universite daha normal bir bolum mezunu arkadaslarım var. İs sadece iyi uni bitirmekle olmuyor. Genclerin kendilerini yetistirmeleri de onemli. Ozel okul mezunu ama hayatında bir kitap okumamıs cocukla duz lise mezunu herseyıokuayn ogrenen cocuk karsılastırılamaz bile. Insanın icinde de olmalı. Ben cocugumu ozel okula vereceğim sebebi artık devlet okullarında bizim zamanımızdaki gibi degerli hocaların olmaması, cogunun hizipci olmadı, sosyalllesmenin, okul disi egitimin devlette olmaması, cevremdeki ailelerin cocuklarının ozel okulda okuyor olmasından dolayıcocugumun ozguveninin dusuk olmamasını istemem.

  3. budur. çok güzel anlatmış arkadaş….

  4. Bir de sunu ekleyebilirim. O nakit akimi hicbir zaman + ya gecmiyor:). Bir tweet vardi ” arkadasim koc ilkokul, orta ve liseyi biyirdi. 350,000TL’ ye maal oldu. Koc holdingte1000 TL ‘ye ise girdi.”

  5. Plazada çalışan anne ;
    yazınızı değişik bir zamanda tekrar okuyacağım çünki tespitleriniz katılmama rağmen benimde bir süredir gözlemlediğim aynen sağlık sektörünün özelleştirilmesi gibi kademeli olarak eğitim sistemimizde özelleştiriliyor oluşu.Bir de Pelin Hanım’a katılmamak elde değil değerli,sabırlı mesleğini seven öğretmenlerde bir şekilde devlet okullarında yıldırılıyorlar.4+4+4 bunun en basit örneğidir.Veliysiyle, öğrencisiyle, öğretmeniyle hepimiz bunu yaşıyor ve paylaşıyoruz. Birde dershanelerin kapatılması gündeme geliyor.Kapanan dershanelerin özel okul olması bir gecede meclisten çıkacak karara bakar.
    Bu durumda reklam panolarında yüreğimizi çalacak daha çok göz olmayacak mı?