22 Yorum

Mükemmel değil ama yeterince iyi

Geçen bahar aylarıydı sanırım… Çocuklar odalarında, akşam uyumadan önce son bıdı bıdılarını yapıyorlardı.

Deniz, Derin’e sordu: “Derin, baba çok eğlenceli, di mi?”

Derin’den yanıt gelmedi; o zaman onun için biraz fazla karışık bir kelimeydi “eğlenceli”.

Deniz devam etti: “Yani… Baba bizimle hep oyun oynuyor. Çok eğleniyoruz. Sen babayı seviyor musun?”

Derin buna yanıt verdi: “Debiyodum.”

Deniz onayladı “Ben de.”

Deniz devam etti: “Ama anne hiç eğlenceli değil. Anne sıkıcı. Hep iş yapıyor, bizimle hiç oynamıyor.”

Derin yine sessiz kaldı. Onun yanıtlayabilmesi için biraz fazla uzun bir cümleydi o zaman bu…

Deniz yine sordu: “Anneyi seviyor musun?”

Derin yanıtladı: “Debiyodum.”

Deniz bunu da onayladı: “Ben de.”

***

Ben çok oyuncu bir anne değilim. Çok becerikli bir anne değilim. Çok sabırlı bir anne hiç değilim.

Ama düşündüğüm zaman sanırım “yeterince iyi” bir anneyim.

Hatalarımın, eksikliklerimin farkında olarak ve onlara rağmen elimden geleni yapıyorum.

***

“Yeterli anne-babalık” kavramını ilk olarak Uzman Psikolog Pınar Mermer‘in aynı başlıklı seminerinde duydum. Duyduğum anda kendime bir güven geldi, sanki içimde bir yerlerde taşlar yerine oturdu. Okuduğum kitaplardan, konuştuğum uzmanlardan, hatta diğer annelerden hep duymak istediğim -ama bunun farkında olmadığım- şeyi sonunda birisi söylemişti: “Mükemmel değil, yeterince iyi anne-babalık.”

“Budur” dedim o zaman. “Mükemmel insanlar olmadığımıza göre, mükemmel ebeveynler hiç olamayız. Yeterince iyi olmamız kafi.”

Ama işte her zaman kolay olmuyor bunu hatırlamak. Etrafta mükemmelmiş gibi davranan ya da olmaya çalışan onca insan, seni mükemmel olman gerektiğine inandırmaya çalışan onca uyaran varken yeterli olmanın aslında yeterince iyi olduğunun farkında kalmak zor oluyor.  Yine de kendime sık sık hatırlatıyorum. Sadece kendime mi, etrafımdaki birçok insana bunu söylerken buluyorum kendimi. Hepsi onaylayarak başlarını sallıyorlar. Hepsi “hakikaten öyle” diyorlar.

Kendini birçok kavram, kitap, uzman, akım, trend… arasında sıkışmış bulan anne-babaların çıkış yolu bence bu: Mükemmel değil, yeterince iyi anne babalık.

Sevgili Pınar Mermer‘e mükemmel olmasam da yeterli olmamın yeterince iyi olduğunu fark ettirdiği için teşekkür ederim.

Öte yandan, laf aramızda aslında ben zaten mükemmelim… Çocuklarımın gözünde yani…

En azından ergenlik dönemine kadar…

22 yorum

  1. merhaba üç üniversiteli kocaman insanın birde bebeğin annesi olarak yani yeterince tecrübeli vede yeterince iyi anne olarak size diyebilirim ki ikibuçuk yaşı neşeli sorunsuz atlatınca ergenliktede sevilen anne oluyorsunuz hiç korkmayın kolay gelsin

  2. biz günümüz anneleri öyle kasıyoruz ki kendimizi her şey mükemmel olsun, her şey en güzel şekilde olsun diye… sonra ufak bir sorun çıktığında yıkılıyoruz, kendimize yakıştıramıyoruz. ya da tam tersi birbirimize destek olacağımız yerde çeşitli eleştiri ve yermelerle üzerimizde gereksiz baskılar kuruyor ve mutsuzluğa sürükleniyoruz. hem de yavrularımızla birlikte… sahiden… eskiden annelik de, kadınlık da her şey daha kolaymış sanki.
    benim oğlum 3 yaşında. ilk bebeklik günlerimizi düşününce büyüdükçe kolaylaşıyor onunla iletişim kurmak, ilgilenmek. sahiden çok zor bir bebekti. “duurr bugünler iyi günlerin daha” diyerek beni korkutanları sıkça anıyorum bugünlerde. çünkü hiç de zorlaşmadı korktuğum gibi. bizim ilişkimiz daha da güzelleşti geçen zamanla birlikte, daha da kolaylaştı her şey.
    ilk başlarda “mükemmel anne” olmak isteği beni de ele geçirmişti de neyseki çabuk kurtuldum o hissiyattan. anladım ki herkese göre “mükemmellik” değişiyor çünkü. yavruma göre “mükemmel” olayım yeter.
    misal tuvalet eğitimimizi hala oturtamadık. iki kez denedik, başarılı olamadık. ben de koyverdim gitti. araya da kış girdi. umursamadım. doktorumuz da destek verince takmadım söylenilenleri. “aayyy geç kalmışınız yahu, benim kız 1,5 yaşında temizlenmişti” diyen öyle çok insan var ki… herkesin çocuğu öyle akıllı öyle temiz ki…
    beslenme mevzusu var bir de… “aaaa olur mu öyle hep pilavla, makarnayla… sebze yedir sebze” diyenler var mesela… küçümser gibi konuşup ezdiklerini sanıyorlar bakışlarıyla. “kolaysa gel sen yedir” diyorum içimden. takmıyorum artık.
    bir de “kaliteli vakit” mevzusu pek popüler bu aralar. neymiş her akşam bilmem kaç puzzle yapılıyor, hikaye kitapları okunup üzerine sohbetler ediliyor, oyun hamurlarıyla herkesin çocuğu harikalar yaratıyor.
    yani birbirimize ve tabii ki kendimize baskı yapıyoruz bu “mükemmel annelik” konusunda. babalık demiyorum çünkü onlar çok daha rahatlar bize oranla ve tabii ki bu yüzden daha eğlenceliler!
    salıverdim gitti ben. mıy mıy oyun oynamayı sevmiyorum, sıkılıyorum, sıkılınca oğlan da sıkılıyor zaten, sen git diyor kendi oynuyor. onun yerine tepişip yerlerde yuvarlanıyoruz. buna bayılıyor. al sana kaliteli vakit!
    yani kasmayalım bence fazla… daha rahat olsak biz de daha eğlenceli olacağız eminim… her konuda…

    • Sevgili Mabellam… Öyle güzel ve gerçek tespitleriniz var ki keşke bunları yorumla kısıtlı tutmasanız, bir blogunuz olsa da biz de okusak dedirtiyorsunuz 😉

      • teşekkür ederim güzel dilekleriniz için 🙂 her an şımarabilirim 🙂 ama çalışan bir anne olarak malesef blogum olsa sizin kadar ilgilenip özen gösteremezdim. o yüzden yorum yapabildiğim yetiyor bana 🙂

    • Hah işte aradığım anne,yazdığınız ve farkında olduğunuz tespitlerden o kadar çok muzdaripim ki ben .Toplum beni boğuyor,keşke bende siz gibi sıyırabilsem kendimi beni kötü hissettiren bu duygulardan.Birgün komşum kızın çok ağlıyor,sen de çok bağarıyorsun dedi bana nasıl tepem attı anlatamam günün yarısından fazlasında da kıkır gülüp lambur lumbur yuvarlanıyoruz ,oynuyoruz onu da duyuverdin mi ?diye soruverdim kendisine aslında lafa laf veren biri değilimdir,isterim söylenmeyi de tutmayı tercih ederim kendimi. Fakaaat iş çocuğumla benim aramda ki diyaloğa gelince kopuyorum insanlar olayların hep kötü tarafını görür iyi görüp onurlandırmak nedense hiç yok karakterlerimiz de şişmanlarsın aaa ne çok kilo almışsın der ama zayıflarsın fıstık gibi olursun kıskançlıktan aaa ne çok
      zayıflamışsın sana çık yakışmış nasıl kiloyu verdin büyük başarı diyen olmaz.Herkese sevgilerimi iletirken duyarlı bir toplumda yaşamayı istediğimi belitmek istiyorum.

  3. Onların muhabbetini dinlemek ne keyiflidir 🙂
    Her zaman mükemmeli sevmeyiz ki…. sevmek için mükemmelliğe ihtiyaç yok

  4. Cok guzel bir paylasim olmus sevgili elif. Bu arada dilek hanimin hikayesini cok merak ettim 🙂

  5. merhaba Ben konuyla lakasiz olacak ama Denize ait oldugunu düsündügüm resmini yorumlamak istiyorum …
    Deniz bu resmi okuldayken yada okullu aninda yapmis cünkü aileye uzaktan mutlu bakiyor bunu cizdigi kalple anliyorum ve sizi uzakta dahi olsa sevdigini bilmekte bunu cok az mutlu cocuk böyle resmeder bu bile sizin ne denli mutlu bir cocuk yetistirdiginizi götermekte…
    sevgi rengini ve sizi ayni yapmasi biraz sizden uzakta kaldigindan dolayi bu renk (kirmizi ilginin sefkatin ve ben burdayimin adidir cocuk dilinde)…
    ama genel olarak sorunsuz ,ilgili vede mutlu bir aile resmidir bu, ve gün icinde ev siz yokken hatta deniz yokken bile mutlu bunu kalbin hemen altindaki evden ve bacasi tüten simgelerden anliyorum…
    son olarak o yerdeki uzam ve mekan ayrimi denizin yasina göre hayli yetenekli ve basarili oldugunu göstermekte artik oglunuz soyut dönemin sancili anlarina girmis hadi bakalim bu cizgi cok seye haberci Annesi cok daha güzel resimler gelicek Denizden….
    saygilarimla…

  6. malum bende anneyim ve 32 aylik kizimin sabah hareketliliginden birseyi unuttum bence önemli, eviniz Deniz’ e göre mutlu bunu aagizlari kocaman ve gülen smile ile resmetmesinden anliyorum….

  7. Annelik, karakter yapısı ne olursa olsun her kadının içindeki mükemmeliyetçi tarafı ortaya çıkarıyor gerçekten. Hayatta mükemmel olmayı bu ölçüde istetecek ve kişinin kendisine acımasızca muamele etmesini sağlayacak ne olabilir? bu kötü değil, ama önemli olan aynen söylediğiniz gibi, istesek de istemesek de hatalarla dolacak olan bu yolculukta koşulsuz sevgi varoldukça çocuklarımızın gözünde dünyanın en mükemmel kucağı olacağımızı unutmamak 🙂 kesinlikle bayılacakları bir anne olacaksınız küçük beylerin ergenliklerinin en çekilmez zamanında bile 😉

  8. Yeterince iyi anne-babalık deyince ilk neler gelir aklınıza?

  9. Ben de onları uzaktan da olsa çok ‘debiyorum’!!!!

  10. Günümüzde toplum ve medyanın dayatması bu mükemmel annelik. Tıpkı mükemmel kadınlık gibi… Herşeyimizin olduğu gibi illaki anneliğimizin de altını çizmek zorundayız sanki Tıpkı büyük ev, büyük araba, büyük televizyon son sitem telefonlar gibi anneliğimiz de büyük, son sistem olmak zorunda. Çocuklarımız Tracy-Farber-Kim West ile uyutmak, ağladığında Anetha yöntemiyle yaklaşmak zorunda olduğumuz gibi…

  11. Ben de oyuncu değilim, sabırlı değilim, öyle çok acayip ilgili falan değilim. O kendi kendine oynasın ben çayımı içeyim istiyorum. Uyusun da kitabımı okuyayım diye bakarım. 15 dakikadan fazla oyun oynasak bana soldan soldan gelmey başlarlar:))) sıkılıyorum naaapayım? Ama dışarıda gezmeyi, onunla beraber sahilde taş toplamayı, yaprakları incelemeyi, karıncaları dürtüklemeyi falan çok severim. Hava şartları el verdiği sürece dışardayız kızımla:))) Böyle bir çözüm buldum kendimce…Yoksa darallar geliyor….
    Mükemmel diye birşey yok ki. Bir tarafa çok eğilince diğer taraf eksik kalıyor. Bunları düşününce de insan kendi kendini yıpratıyor. En iyisi bırak dağınık kalsın:))))

  12. Elif hanım bu ” sıkıcı anne ” modeli tek siz değilsiniz elbette. Bizim evde de bir adet mevcut. 🙂
    Ev işleri , ödevler, beslemek ve uyutmak derken oyun hep babaya kalıyor. Bizde baba demek oyun demek.
    Baba işten gelir, yemek yer, daha ayaklarını uzatamadan oyun seçenekleri babaya sunulur ve bu yatana kadar böyle devam eder.

  13. ANNELIGIN ONUNE SIFAT GEREKMEZ, ANNELIGIN DOGASINDADIR SAFLIK, OZLUK, BIRLIK, VE KOSKOCAMAN YUREGI DISARDA ATAN BIR KALP…

    Yine kanayan bir yaraya basmissiniz, yazacak cok sey var ama bugun firsatim yok.:-(
    Aklimda olanlari, gorup biktiklarimi carcabuk siralamak isterim yine de.

    OLAYIN OZU BENCE Mahalle baskisi: Komsu anne-komsu cocuk (arkadas cevremiz) ne yapti, ne yedi, ne icti, nerde nasil bir SOSYAL Aktivitede bulundular….Bunun sebebide milletin cocuklarina DAHA “idialı, gösterişçi (pretentious, showy) SEYLER yapmaya calismasiyla basliyor. Bu GOSTERI isi ” bebek daha dogmadan gunluk tutmadan, en garip en duyulmadik isim bulmaktan tutun da sosyal etkinlik, okul secimi, organik yiyecek-icecek secimine, en komik anektodu yazip Facebook ta paylasmaya, ya da blogunuda show yapmaya kadar gidiyor. Biz anne olabildigimize, cocuklarimiz da onlari herseye ragmen -naparlarsa yapsinlar- cok sevecek, asla birakip gitmeyecek bir anneleri oldugunu bilip sukretseler yeter.

    Komsular, sevgili cok bilen arkadaslarimiz –sizleri seviyoruz–ama bizi bazen boguyorsunuz. Alican ve Nazlican ‘in basarilariyla övunup onlara ne mukemmel firsatlar yarattiginiz icin daha cok sevilen ana-baba olunmaz….

    Daha onceki abartili annelik-babalik ve cocuk erkil konularinda cok yazmistim. Birgun bunlari derlesem toplasam iyi olur. Yoksa kendimi tekrar ediyor olcam surekli…

  14. mükemmel ve yeterince tanimlarini kendime ben veriyorsam ikisi arasinda çok fark yok bence.Ama başkasi bu tanimlari benim için yaptiğinda (okudugum bir kitap ya da bir uzaman)yeterince iyi olmadiğim konulari söylediğinde gösterdiğim tepkiler pek çok şeyin işaretidir. (ayrica başkalarinin kendi çocuklari ve bize dair cümleleri bizi neden bu kadar rahatsiz ediyor onlari suçlamadan dönüp içimize bakmak gerekmez mi?)
    senin içinde,diğer anneler içinde- mükemmel ve yeterince tanimlarinin çok mekanik kaldiğina inaniyorum ben.Bence Elif/blogcuanne İYİ bir insan-İyibir anne(iyiliğe sinir koymak çokinsani gelmedi bana):) İşte tamda bu sebeple kendine rağmenlerini-sabirsiz-oyun oynamayan- zamanla sebeplerini bulmaya çalişacaktir. yoksa diğer türlüsü bir tür kendini savunma olur
    çocuguyla oyun oynamayi beceremeyen bir anne olarak ben de bunun sebeplerine yoğunlaşmiş durumdayim. yani yine de çocukluğa inmekte orda arizayi tespit etmekte ve yola öyle devam etmekte bir sakinca yok:)

  15. Yazinin sonundaki resim dikkatimi çekti, cocuk resimlerinde çizilen ev resminin bacasinin üstünde duman tütmesi cocuğun o evde mutlu ve huzurlu olduğunun göstergesidir. Ne mutlu…mükemmel olmadan sadece yeterli ebeveyn olarakda o bacayı tutturmek mümkün bu resimde bu görüşün en önemli kanıtı…sevgiler

  16. Yüreklendirdin yine beni (:

  17. Bence de bizler fazla kasıyoruz. Eskiden çocuk yetiştirmek daha basitmiş. Anne baba çocuğu dövermiş de severmiş de, komşuda iki çift laf etme derdine bazen çimdik de atarmış çocuğuna, sokağa kış kışlarmış da. O zamanın annelerinin hiç de bizler kadar suçluluk hissttiğini ,ayy psikolojisi bozulacak bunun diye üzülüp durduklarını hiç sanmıyorum. Bizler biraz takıntılıyız galiba. Sanırım bunun nedeni o dönemlerde çocuk diğer çocuklarla birlikte sokakta oynaya oynaya öğreniyordu herşeyi, şimdi ise kent kültürü içinde apartman dairlerei ve sitelere hapsedilmiş hayatları var ve bunun suçluluk duygusunu çeken biz ann babalar onların psikolojilerine kuyumcu terazisi muamelesi yapıyoruz. Bence biz kendimizi doktorların deyimidir çook dinliyoruz. Yani ıcığını cıcığını çok kurcalıyoruz, yapmazsak da içimiz rahat etmiyor zaten. Ama ben de öyleyim. Gık dese koşturuyorum, guk dese yanında bitiyorum oğlumun. Geçen gün öğretmeninin yanında çişini kaçırdığını söyledim, sonrada gün boyu işyerinde üzüldüm, çocuğumun özelini öğretmenine anlattım, ya şimdi bana güvenmez ve psikolojisi bozulursa diye.Eşim ise gene dalga geçti benimle, çocuk değil de sen kendi psikolojini bozacaksın diye.