22 Yorum

Cincüce’nin Gebelik Günlüğü, 31. hafta

Cincüce Banu’nun bu hafta yine soruları var. 

Banu’nun hafta hafta hamilelik yazılarının tümünü buradan okuyabilirsiniz.

***

Artık kendi çapında koca bir göbeği olan ve yürüken bir ördeğe benzemeye başlayan Cincüce’den hepinize merhaba!

Bu uzun giriş cümlesi, size durumumu yeterince özetliyordur sanırım. Bana günün birinde biri gelip “Hamilelik nasıl bir şeydi? Zor muydu, kolay mıydı? Hiç sıkıntı çektin mi?” diye soracak olursa, ona ne diyeceğimi sanırım biliyorum: Asıl hamilelik 30. haftadan sonra başlıyor. Ondan öncesi bir şekilde, eskisi benden azıcık farklı olarak geçti bitti. Ama gerçek değişim galiba 30. haftadan sonra kendini hissettiriyor. En azından ben böyle hissettim. 7 ay geride kaldı. Sürecin sonundaki iki kısa (!) ay, öncesindeki yedi aya bedel olacak sanırım.

Bu hafta fiziksel olarak çok yorulduğumu hissettim:

  • Atölyede doğru dürüst iş yapamadığım halde, arkadaşlarım beni el üstünde tuttuğu halde çok yoruldum bu hafta. Yol yürüken ner’deee o eski koşturarak yürüyen Banu? Kolaysa yürü bakalım. Ağır ağır ve artık hafifçe yalpalayarak yürüyorum. (Sonra dışarıdan kendime bakıp çok eğleniyorum!) Artık çok çabuk güçten düşüyorum.
  • Çok sık tuvalete gitme ihtiyacı duyuyorum. Tuvalete kısa süre önce gitmiş de olsam, sanki hep mesanem doluymuş hissi yaşamaya başladım. Bebek iyice aşağıya baskı yapmaya başladı sanırım.
  • Rahim kasılmalarım epeydir kendini hissettiriyordu. Fakat bu hafta fazlaca şiddetli olmaya başladı. Bebek içeriden baskı yapıyor da karnımı esnetiyor gibi değil ama. İkisi ayırt edebilmeye başladım. Karnım resmen taş kesiyor. Hatta bazen göbeğim çarpılıyor; bir bakıyorum, karnım (rahmim) bir tarafından amorf bir çıkıntı yapmış.
  • Uzun süre oturursam, oturmak karnımı çok sıkıştırıyor. En rahat ettiğim poz, ayaklarımı uzatarak uzun oturmak.
  • Tuhaf bir biçimde geceleri uykum fazlaca bölünmüyor. Tuvalete kalkmıyorum mesela. Ama sırt ağrılarını kanıksamış durumdayım. Hep varlar.
  • Kendi zevkine göre içeride bazen flamenko yapan, bazen halay çeken bebiş, bu hafta Meksika Dalgası yapmaya karar verdi. Soldan başlayıp sağda, sağdan başlayıp solda biten dalgalanmalar oluyor içimde. Çok eğlenceli.

***

Geçtiğimiz hafta bizim evin gündemindeki asıl konu ise bebek bezi idi. Bebek bezi meselesi benim için yeni bir konu değil. Hamileliğimden önce de bu konuya çok takılırdım. Hazır bezlerden hiç hoşlanmıyordum. Hazır bezlerin çevreye ve bebeklere etkilerinden yani. Düşünsenize, bir bebek bezi doğada yüzlerce yılda çözülüyor ve bir bebek tuvalet eğitimi alana kadar birkaç bin bez tüketiyor. O bezin içindeki ağartıcılar, kanserojen jeller, plastikler..vs bilumum kimyasal maddenin bebeğin cildine etkileri de cabası…

Yıldıray’la daha bebeğin b’si ortada yokken, bez konusunda net biçimde uzlaşmıştık. Günün birinde bir çocuğumuz olursa hazır bez değil, yıkanabilir bez kullanacaktık. Bebek kapıya dayanınca araştırmaya başladık. Etrafımızda kimse yıkanabilir bez kullanmadığı gibi, böyle bir şey yapacağımızı söyleyince çevremizdeki birkaç kişi dışında, çoğu kişi “Aaa, olur mu öyle şey, nasıl uğraşacaksınız?”dan tutun “Iyyyyy!”a kadar çeşitli şeyler söyledi. Biz kararımızı verdik ama. Piyasada neler var, yurtdışında neler var, epey araştırdım:

Türkiye’de şu an ikisi yerli üretim üç marka varmış: BabyNeo, BabyNap ve Kushies. Bunların her biri için hem olumlu, hem olumsuz yorumlar; hem avantaj hem de dezavantaj olan durumlar var. İlk ikisi yerli olduğu için daha kolay bulunuyor; daha ucuz. Sonuncusu ithal olduğu için biraz daha pahalı; ama uzun yıllardır üretilen, eski bir marka. Bir ara Fuzzy Buns diye bir marka gelmiş Türkiye’ye. Açıkçası bana en cazip görüneni o oldu; çünkü bezler tek beden ve bebek büyüdükçe bezin çıtçıt ayarlarını değiştirebiliyorsunuz. Ne yazık ki ithalatçısının dediğine göre şu an Türkiye’de satışı yapılmıyormuş. Sonuç olarak, ben kampanyada bulup bir miktar Kushies siparişi verdim. İyi mi, kötü mü, deneyip göreceğiz.

Torunu için yıkanabilir bez kullandıklarını söyleyen bir tanıdığım, ilk kırk gün kağıt bez kullandıklarını söyledi. (Bebeğin kakası ilk zamanlar daha sıvı oluyor diye galiba.) Yıkanır beze ondan sonra geçmişler. Ben de hastanede ve hastane sonrasındaki adaptasyon sürecinde henüz bez temizliğiyle ilgilenemeyeceğimizi tahmin edip, Wiona adlı organik bezden sipariş verdim. Bu bez doğada %100 çözülebiliyormuş. Ne yazık ki Türkiye’de muadili yok ve stoklarda bulmak zor.

Bir de kitap var. Ne zamandır alıp okumak isterken, bugün güzel bir sürprizle elime ulaştı: “Bezsiz Bebek / Christine Gross-Loh”. Kitap, “Tuvalet İletişimi (Tİ)” olarak adlandırılan bir yöntemden söz ediyor ve bebekliğin farklı dönemlerinde bu yöntemin nasıl uygulanabileceğini anlatıyor. Kitabın Türkçe editörü Özlem Gölcü’nün önsöz metninden bir kısım, bu metoda dair bir fikir veriyor:

Bebeklerin fıtratında doğdukları andan itibaren temiz olmak vardır. Bu yüzden küçük ve büyük tuvaletlerini beze yapmaya koşullanmamışlardır. Ama hazır bezler bağlana bağlana bebekler ve çocuklar bir süre sonra tuvalet ihtiyacının beze yapıldığını öğrenirler. Bu durumda ebeveynlerin karşısına iki süreç çıkar. Önce bebek, tuvaletini beze yapmaya alışır, daha sonra ise ondan bu alışkanlığı terk etmesi istenir. (…)

Tuvalet ihtiyacı, tıpkı yeme, içme ve uyuma gibi doğuştan gelir. Bebekler veya çocuklar konuşamasalar da ihtiyaçlarını belli ederler. Yemek, uyku, ilgi gibi taleplerini nasıl belli ediyorlarsa tuvalet ihtiyaçları için de bazı işaretler verirler. Önemli olan bu ihtiyaçları ve işaretleri anlayabilmektir.

Bakalım… Teorik derslerime şimdilik çalışıyorum. Asıl sınav bundan iki ay sonra başlayacak.

22 yorum

  1. Banu, o bahsettiğin karnının “taş gibi olması” “braxton hicks kasılmaları” denilen hazırlıklar: http://blogcuanne.com/2009/11/22/18-hafta-braxton-hicks-kasilmalari/ Deriiiin nefes al bunlar geldiğinde, seni doğuma hazırlıyorlar!

    • Evet, nefesle rahatlatıp karnımı ovunca geçiyor. Canımı çok yakmıyor. Ve her seferinde tuhaf bir zevk alıyorum bu kasılmalardan. Bana zamanın yaklaştığını hatırlatıyorlar, heyecanlanıyorum. :)

  2. Bebek bezi konusunda benim de uzun süredir kafama takılan düşüncelere tercüman olmuşsunuz. Çocuğum henüz yok ancak bez dağları kafamı meşgul ederdi ve bunun doğaya yükü tabii ki. Sizi kutluyorum bu düşüncenizden ötürü. Söylediklerinizden biri ben olsam hiç “ıyyy” filan demezdim buna emin olabilirsiniz. Sağlıklı bir gebelik dileğimle.

  3. artık bezlerin yıkanması için gerekli olacak olan su da eskiye göre oldukça kıt ve değerli.. ve bezleri hijyen için çok ciddi yıkayıp temizlemek gerekiyor. ben bu konuda kararsız kalanlardanım acaba hangisi kullanılmalı diye.. keşke hepsi doğada tamamen çözünse, umarım en kısa zamanda bu imkan sağlanır.

    • Hazir bezlerin üretimi icin harcanan su ve enerji, inanın kumas bezleri elde yikarken harcayacağınız suyun kat be kat daha fazlasidir.

      Pakete giren her şey doğaya fazladan zarar, fazladan su ve enerji tüketimi demektir.

    • Hazır bezlerin üretimi sırasında harcana su ve enerj, inanın kumaş bezin yıkanması sırasında harcanan su ve enerjinin misli misli fazlasıdır.

      O kumaş bezleri üretmek için bir fabrika çalıştırmaları gerekiyor düşünün ki… Hatta içlerindeki kimyasalları, kenarlarındaki cırt cırt bantları, şekilli lastik bantları ve bezin hammaddesini ayrı ayrı fabrikalarda üretiyorlarsa, 1 hazır bez için 4-5 fabrika çalışıyor demektir. O fabrikaların çalışması için gerekli olan enerji sudan elde edildiği gibi, fabrikanın atıkları da suya karışıyor. Yani hem üretiminde su harcanıyor hem de üretim sonrasında su kirleniyor.

      Günümüz modern dünyasının yanılgısı bu: Elimizdeki ürünün nasıl elde edildiğini algılayamıyoruz.

      Eğer kumaş bez konusunda aklınızda karıştıran tek husus fazladan çamaşır yıkanması, yani temiz su kaynaklarını tüketmek ise, bir de bu açıdan düşünün…

  4. Banu merhaba, yıkanabilir bebek bezi kullanan nadir insanlardanım, ancak bunu çoğu kişiye söylemiyorum bile çünkü tepkileriyle uğraşacak vaktim ve gücüm yok:(
    Yıkanabilir bezler için ekstra su ve enerji harcıyorsunuz diyenler var, evet öyle ama su ve elektrik enerjisi bir şekilde yenilebilir kaynaklar iken, hazır bezler yenilemediği/dönüştürülemediği gibi doğada da yok olmuyor. 500 yıl gibi bir dönüşüm süresinden bahsediliyor ki, benim için bu süre 50 yıl bile olsa hazır bez kullanırken bir kere daha düşünmeme sebep olur.
    Bu konuyu bir gün blogumda ayrıntılı olarak yazacağım, şimdilik hamile iken yazdığım yazı var, http://yenibiranne.blogspot.com/search/label/bebek%20bezi adresinden yeni yazacaklarımla birlikte takip edilebilir.
    Özet bilgi: FuzziBunz kullanıyorum. Artık ülkemizde satılmadığına üzüldüm. Aslında 2-3 hafta önce kampanya ile internetten 9 tane almıştım, şans olmuş. Kushies de kullandım ama onda beden ayarı yok ve tam pamuklu olduğu için kuruması zaman alıyor. FuzziBunz ise bedeni ayarlanabilir ve dokumasının farklılığı(microfleece deniliyormuş) nedeniyle geceden yıkayıp odada kurutmalığa astığımda sabaha kurumuş oluyor. Annem çıtçıtlarının sert olduğunu söylüyor hatta bileğini incitmiş bu yüzden:( Çalışıyor olmam sebebiyle onun kadar sık kullanmadığım için bilek sorunu yaşamadım belki. Başkalarına da sormak lazım.
    Uzun süredir kampanyalı olarak satılan fuzzibunz bulamadığım ve önceden satın aldığım bir hizmet nedeniyle elimizde hazır bezler olduğu için kullanımına 6. aydan sonra geçtim. Şimdilik memnunum. Detaylı kullanım bilgisi ve karşılaştırmalarımı blogda en kısa sürede yazıp, sana da haber vereceğim;)
    Hamileliğin kalanının da keyifli geçmesi dileğiyle, küçük çekmeceyle sağlıcakla kalın!

    • Bezsiz Bebek kitabını da aldım bu arada ama hala tam ikna olamadım bunu bebeğin kontrol edebileceğine dair, bir de tabii o iş sabir ve zaman istiyor ki şu anda bizim için mümkün değil. Yine de okumakta fayda var.

      • Demek ki ara ara bakmak lazım; umarım yine bir kampanya olur da alıp denerim. Hakkında çok olumlu yorumlar yazılmış bu marka ile ilgili. Şu tek beden özelliği kulağa çok pratik ve ekonomik geliyor.
        Yazınızı okudum. Devamını da (deneyim kısmını) merakla bekliyorum.

        “Bezsiz bebek”i okumaya devam ediyorum. Bir yandan annemle konuşuyorum. Annem yıllar önce, böyle kitaplar mitaplar bile yokken, bu kitaptaki çoğu yöntemi uygulamışz bizde. Çok da işe yaradığını söyledi. 1 yaşımızdan sonra ablam da ben de tuvaletini kendi başına yapabilen çocuklar olmuşuz. Abimde bu iş biraz daha uzun sürmüş. belki kız çocuk-erkek çocuk arasında fark oluyordur.
        YavruSu blogunun yazarı Evren de kızında (2,5 aylık) bu yöntemi uyguladığını ve işe yaradığını söyledi.

        • Evet gerçekten işe yaradı. Bebiş yaklaşık bir aydır, çişini ve kakasını tuvalete yapıyor. Ben şu anda inanamıyorum, nasıl böyle bir bilgi yaygınlaştırılmaz, nasıl saklanır! 7-8 saatlik uykularından bile kuru kalktığı için çok şaşırıyordum. Ama öğrendim ki bu gayet normal bir şeymiş. Çünkü uyku sırasında kendimizi kirletmemiz için bir hormon salgılanıyormuş. Keza bebekler kendi başlarınayken de (araba koltuğunda veya başka bir yerde) altlarını kirletmiyorlar. Ancak güvendikleri bir insanın kucağındayken yapıyorlar. Çünkü o zaman inanıyorlar ki o insan bu ihtiyaçlarının karşılanması konusunda kendilerine yardım edecek.

          Tuvalet gerçekten onların temel bir ihtiyacı. Diğer hayvan yavruları gibi içgüdüsel olarak kendilerini kirletmek istemiyorlar. Ama sağolsun sistem sayesinde (‘modern’ yaşamlar, bez firmaları) biz onların bu içgüdülerini görmezden gelmeye şartlanıyoruz ve onlar da bir süre sonra çaresizce kabullenip bezlerine yapıyorlar. Onlara bezlerine yapmayı öğretiyoruz ve aynen Banu’nun yazdığı gibi sonrasında da bezlerine yapmamayı. Oysa yemek, uyumak gibi doğal bir ihtiyaçları tuvalet. Ve dikkat edince, bakınca, dinleyince çok net anlaşılıyor. Benim 2 haftamı aldı sinyallerini öğrenmek. Şimdi hiç uğraştırmıyor. Zaten sinyallerini veriyor, götürüyorum ve yapıyor. Poposuna yapışan kakaları temizlemek inanın çok daha zor ve daha fazla vakit alıyor. Günde 1, en fazla 2 bez gidiyor, o da büyük kardeş eve geldikten sonra oyuna dalmışsak ya da başka bir telaşımız varsa oluyor.

          Yalnız bunu tuvalet eğitimiyle karıştırmamak gerekiyor. Bu cidden sadece iletişim, tuvalet iletişimi. Nasıl acıktığında ya da uykusu geldiğinde belli sinyaller veriyor ve siz o ihtiyaçlarını karşılıyorsunuz, tuvalet de aynen böyle. Tuvaleti geldiğinde götürüyorsunuz squat pozisyonunda tutuyorsunuz ve böylece çok rahat bir şekilde yapıyor.

          Kitabın güzelliği de, bunun her yaşta, her şekilde (tam zamanlı, yarı zamanlı, arada bir) uygulanabilecek olduğunu göstermesi.

          Kumaş bez konusunda da ikinizi de takdir ediyorum. Ben de şimdi bumGenius kullanmaya başladım. Ama bu tuvalet iletişimini kurduktan sonra alıştırma kilodu kullanmayı düşünmeye bile başladım ve fakat minik popolar için o kadar küçük kilotlar yok maalesef. Sistem sağolsun!

        • Sonunda bir parça yazı yazabildim. (http://yenibiranne.blogspot.com/2012/12/hazr-bez-mi-ykanabilir-bebek-bezi-mi.html)
          Konu bu yazıyla kapanmadı maalesef, yazarken dallandım budaklandım durdum bir noktada kesmem gerekti, başka yazılarla devam edeceğim ama.
          Bezsiz Bebekte bahsedilen tuvalet iletişimini kurmaya vaktim olmadı, biraz da kitabı geç okudum, keşke hamileyken okusaymışım dedim, daha hazırlıklı olup erkenden belki bu iletişimi kıvırabilirdim. İleri dönemler için deneme yapacağım ama.

  5. Bebeğin tuvaletini kontrol etmesi değil de, işaretlerin takip edilmesi mümkün . Yeğenim ilk aylarında annesinin ilgisiyle büyük tuvaletini klozete yapıyordu. Annesi işaretlerini okuyordu ve bebek de buna alışmıştı. Annesi sonra ilgisini kaybetti ve üstünde durmayı bıraktı ama yeğenim hala (1 buçuk yaşında artık ) tuvaleti geldiğinde klozet pozisyonu alıyor ve ardından hemen uyarı da bulunuyor. Annenin ilgisiyle olacak bir şey. Ama kolay mı bence hayır! Ben yapabilir miyim? kendime o kadar güvenmiyorum doğrusu:(

  6. Ben fuzzibunz kullanıyorum. Artık satılmadığına üzüldüm. Çünkü çok kullanışlı. Yenidoğan için 24 beziniz olursa sizi 2 gün idare eder. Ben 6. aydan sonra geçtim. Şu anda yarı zamanlı kullanıyorum. Geceleri ve dışarıda uzun süre kalacağımızda hazır bez kullanıyorum. Geceleri alt açmadığım için, dışarıda da taşıma sorunundan ötürü. Eğer yurtdışından alabilirseniz fuzzibunzı tavsiye ederim. İyi bir sistem kurulduğunda zor değil. Biz ıslak saklama yapıyoruz. Yani bu iş için edindiğimiz bir kilitli kovaya su dolduruyoruz, içine karbonat da atıyoruz, kirli bezleri bunda depoluyoruz. Hiç koku olmuyor. Hazır bezler daha feci kokar zaten.

  7. bahsettiğiniz kasılmalar benim de çok hoşuma giderdi. hatta ilk yaşadığımda bebeğin kafası zannetmiştim o sertliği de sonra araştırınca anlamıştım kasılmalardan dolayı böyle sertleştiğini rahmin. tadını çıkarın bu kasılmaların, bebeğin kıpırtılarının. oğlum şimdi 3 yaşında ve ben karnımdayken hissettiğim hareketlerini deliler gibi özlüyorum. galiba ikinci bebeği yapmaya kalkışırsam bu özlemin etkisi büyük olacak :)

    yıkanabilir bez hakkında fazla bir şey bilmiyorum malesef. ama kulağa kullanımı zormuş gibi geliyor sanki. yine de kullanmadan bilinemez pek tabii… annelerimiz nasıl büyütmüş bizleri? otomatik çamaşır makineleri bile yokmuş. o kadar da zor olmasa gerek kullanımı, alıştıktan ve istekli olduktan sonra.

    tuvalet eğitimi konusunda sıkıntı yaşayan annelerden biriyim ben. 3 yaşındaki oğlum geçtiğimiz yaz aylarında yaptığımız iki deneme sonucunda başarı kaydetmedi malesef ve hala bez bağlıyoruz. fiziksel olarak hazır gibi görünse de ruhsal olarak değil gibi. şahsen ben bebeğin çok erken aylarda klozete tutulmasına karşıyım. bilemiyorum… başarabilirseniz ileride tuvalet eğitimi konusunu hissetmeden atlatmış olacaksınız, süper :)

  8. merhaba Banu, yıkanabilir bebek bezi kullanımı bana çok güzel ama zor bir fikir gibi görünüyor. kullananları tüm kalbimle takdir ediyorum. bir de babyneo’nun ve avent’in yıkanabilir göğüs pedi olduğunu görmüştüm, almadım ama hala almayı planlıyorum 😀 6 adet olarak satılıyor. ilk zamanlar süt sızıntıları epey fazla oluyor, sayıyı fazla tutmak gerekebilir belki.

    tuvalet eğitimine gelince, 6 yaşındaki oğlumda çoook rahat oldu, ben onu hiç zorlamadım, zamanı gelince (2,5 yaş civarında) oldu. bundaki en büyük etkenin bizi tuvalette görmesi diye düşünüyorum. düşününce tuhaf geliyor önce ama, zaten küçücük çocuk, herşeyi öğrenmeye ve keşfetmeye çalışıyor, tuvalet yapmayı da diğer davranışlarını bizi gözlemleyerek öğrendiği gibi öğrenmesi gayet normal bu sebeple. tuvalet esnasında biz kapıyı kapatıp çocuğu dışarda bırakmadık yani özetle. ancak annemlerin dediğine göre onlar bizlere daha birkaç aylıkken başlamışlar eğitime. o nedenle de bahsettiğin kitap da annelerimizn yaptıklarına paralel şeylerden bahsediyor olabilir.

    bebeğine sağlıkla kavuşman dileğiyle.

  9. bebek geldikten sonra bırak bez yıkamayı tuvalete gidecek zaman bile bulamayacaksın… başına gelmeyen bilmez!

  10. Bu kasilmalar sen yoruldukca artabilir. Bazen uzun sure gecmeyip sana rahatsizlik yasatabilir. Bu yuzden mumkun oldugunca cok mola vermeye, bacaklarini uzatmaya calis. Susuz kalmaman cok onemli. Eger kasilmalarda artis varsa muhakkak o gun ne kadar su ictigini gozden gecir. Son olarak, stresten uzak durmaya calismani tavsiye ederim.
    Son vakte kadar calismis ve biraz erken dogurmus biri olarak kendini yipratmamani, nasilsa vaktim var deyip doguma kendini hazirlamak icin gecikmemeni ve dogum sonrasiyla da ilgili hazirliklar (kac saatte bir emzirilir, bebegi kac saatte bir uyutmaliyim, nasil giysilerle rahat edilir, bebekle ayni odada/ yatakta, nasil kalinacak vb.) uzerine dusunmeye baslamani tavsiye ediyorum. Kendi adima en hazirliksiz yakalandigim bolum dogum sonrasi oldu.

  11. Banu ben de fuzzibunz aldım ve kullandım ama şunu söylemek gerekir ki dış kısmı poliüretan kaplı polyester kumaş, içi de tamamen polyester. O kadar araştırmama rağmen bu kısmı atladığım için çok üzülmüştüm. Aldığım zaman TR’de satılmıyordu, kargosu vergisi bir sürü de para vermiştim. Lekeleri kolay çıkmasa da kolay kurumasa da bebeğimin tenine pamuğun değmesini tercih ederdim.

  12. Konudan uzak ama okurken aklima takildi, bebek bezleri dogada bu kadar zor cozunuyorsa/ cozunmuyorsa ayni sey pedler icin de gecerli degil mi?

  13. Oğluna sadece kumaş çocuk bezi kullanmış olan ve üstelik de çalışan bir anne olan bir blogır var: http://tanyasecil.blogspot.com/2010/11/yine-kumas-bez-taa-buralardan.html

    Ben de kızımı 9 aylık tuvalete oturtmaya başladım. 1 yaşından sonra kakasını asla altına yapmadı.

    Hani 2-3 yaşında kendi kendine tuvalet eğitimi aldı, çok kolay oldu, uğraşmaya değmez filan diyorlar ya? Bebek ek gıdya başladıktan sonra kakası, bildiğimiz insan kakası gibi oluyor. Bonfile, biftek, lahana, karnıbahar yiyen çocuğun kakasını poposundan temizlemek, hele ki yürümeye başlamış bir çocukta hiç de keyifli ve kolay olmuyor.