48 Yorum

Anne Olduktan Sonra Çok Güzel Bir Şey Oldum

Beş Yıldızlı Söyleşiler’in bu haftaki konuğu Ordu’dan. 

Elvan’la bu söyleşiler ilk başladığında yazışmaya başladık. “Ordu’ya gelsen de bu söyleşiyi yüz yüze yapsak ne güzel olur” dediğinde “Keşke” dedim, Karadeniz’e hiç gitmedim!”

Bu haftaki çekiliş Elvan’a çıkınca “Ben gelemiyorum ama sanal söyleşiye var mısın?” dedim. “Varım” dedi. Elvan’la Ordu’da, güzel bir hafta sonunda sabah kahvesine buluşmuş gibi yaptık ve Ordu’dan, derelerinden, annelikten, sayıların sihrinden konuştuk. Biz çok keyif aldık, umarım okurken siz de alırsınız. 

Not: Bana gönderilen yazılardaki yazım hatalarını genellikle düzeltiyorum. Ancak Elvan’ın söyleşisindeki “çoçuk” kelimesini çok sempatik bulduğumdan bıraktım. Neden olduğunu okuduğunuzda anlayacaksınız. 

***

Bize kendini anlatır mısın? Anne olmadan önceki Elvan’ı?
Büyük keyifle anlatırım tabii ki… 1982 Almanya doğumluyum. Çoçukluğum Almanya’da geçti diyebiliriz. Uzun yıllar orada yaşadıktan sonra üniversiteye tam kayıt yaptırıp hayatıma devam edecekken Türkiye’ye dönüş yaptık ailecek. Ve sonra başladı benim için zor günler. Öncelikle dili öğrenmem gerekiyordu; kendi dilini bilmeyen bir çocuktum. Özel dersler ve deli gibi kitap okumanın sonunda nihayet iyi halli bir Türkçeye kavuştuk. Ama hala ‘’C’’ ve ‘’Ç’’ ayrımı yapamam! Onun sebebi sesi bir türlü ayırt edemem…

Neyse, sonra hayalim olan İngilizce Öğretmenliğini kazanıp üniversiteye başladım, bitirdim ve atanamadım! Nedeni ise malum şeyler KPSS, ben ki Türkçeyi ve tarihi sonradan öğrenen biri olarak hayatta kazanamam zaten. Amannn zaten protesto ediyorum sistemi, çok da önemli değil. Eeee işsiz kalmamam gerek tabi, dedim ki öncelikle hevesim olan İngilizce Öğretmenliğini özel dersler vererek başladım sonrada ücretli öğretmenlik yaptım bir köyde… Ohhh mis gibi hevesimi aldım, sonra dedim yurtdışı ile ilgili bir iş yapmam gerek ne olabilir, eee bölgenin mahsulü fındık olunca fındık satalım bari dedim yurtdışına ve bir şirkette başladım çalışmaya…

Sonra başladık hayat, tekrar doğduğum yerlere gittim geldim bu iş sayesinde ve hala da gidiyorum. Şu anda bir şirkette İhracat Müdürlüğü yapmaktayım. Veee bir gün aşık oldum aklımda hiç yokken, ilk defa gittiğim bir yerde, ilk defa gördüğüm siyah gömlekli, heyecanlı, koşa koşa iş yapan bir adama aşık oldum işte… Sanki yıllardır beraberdik biz, vakit kayıp etmeden hemen evlenelim dedik ve evlendik. Bir de üstüne hemen çocuk yapalım dedik, yaptık ve işte orda o şimdiye kadar yazdıklarım var yaaa… onların hepsini unutun çünkü ben o Elvan değilim artık!

Kimsin peki?
En çok takıldığım noktayla başlayacağım, ağlayan bütün çocuklara inanılmaz bir hassasiyetim var. Bazen garip bir şekilde bu duygumu aşırı buluyorum ama yok denedim sokakta ağlıyor mu bir çocuk ona gidip sarılasım geliyor. Anne olduktan sonra, ben çok güzel bir şey oldum!.. Bütün bakış açılarım değişti hayata dair. Zeynep’le beraber herşey çok daha farklılaştı: Gezmeler değişti, ortamlar değişti, zevk aldığım insanlar bile değişti desem yalan olmaz. Ben şunu anladım: anne olduktan sonra çok daha üretken oluyor insan, çocuğa dair olan eksiklikler çok net görünmeye başlıyor artık.

Kısacası Zeynep hayatıma iyi ki geldi, iyi ki bu hareketli bir çocuk ki annesini hemen eski kilosuna kavuşturdu. Şaka bir yana ama Zeynep’i gördüğüm andaki yüzümü çok seviyorum.

O halde sen “anne olmak” istediğini hep bildin. Hani öyle biyolojik saat falan olmadı yani?..
Evet, hep bildim. Beni tanıyan herkes çok iyi biilir ki evlenir evlenmez çoçuk yapıcam derdim, ki öylede oldu. Ama gördüm ki beni bu kadar ciddiye almamış arkadaşlarım, ki herkes şok oldu hemen hamile olduğumu duyunca! Annem hariç tabi, o şimdi bile ikinciye geç kaldığımı söyleyen biri…

Sayıların sihrine inanırım demiştin. Nasıl?
Hımmmm evet böyle garip inanışlarım vardır. Mesela şöyle anlatayım, şimdi Zeynep 29 Ocak doğumlu ve ben 29 yaşımda anne oldum gibi. Onun dışında ben 14 Mart doğumluyum; eşim Mehmet 15 Kasım, 14 + 15 = 29.

Yok yahu?
Yaa… Bunlar benim sonradan öyle düşünürken bulduğum şeyler. Bir de şunu paylaşmak isterim. Zeynep’in ismini eşimle beraber verdik, ikimizin de çok sevdiği bir isimdi. Neyseee tabii bu isimden önce kendi ismimizden yeni isimler türetmeye çalıştık ama bir şey çıkmadı.

Bu isim türetme işini başarıyla uygulayanlar çıkıyor ama çok zorlama olunca da gerçekten garip şeyler olabiliyor.
Evet. Bizim durumumuzda şu çıktı ortaya, ki bunu da babam buldu (kendisi dedektif gibidir): ZEYNEP isminden yola çıkalım Z= Zübeyda (Annem) E= Emrah (Kardeşim) Y= Yaşar (Babam) NEP şuan boşta onlarda geri kalan çocuklar dermişim! Ya da hala çözemediğim Zeynep’in hayatına dair bir şeylerdir.

Vay anasını diyorum, o kadar da ısrarlısın yani ismin harflerini tamamlamaya! Neyse, biraz Ordu’yu anlatsana bize… Derelerini… Yeşilini… Ordu’da anne olmayı…
Ben Orduya aşık biriyim o yüzden anlatırken çok objektif olamazsam kusuruma bakmayın lütfen. Ordu Karadeniz’in en güzel şehirlerinden bir tanesi. Şirin küçük bir şehir burası, esnaf ve insanlar birbirlerini tanırlar. Çok iyi tanımasalar bile isim olarak herkes herkesi bilir.

Şehir olarak misafiri çok severiz, gezdireli yedirelim içirelim oohhh bayılırız. Boztepe’miz var ki her gelen mutlaka oraya çıkmadan Ordu’yu terk etmez. Turistik gezilesi müzeler, kiliseler, plajlarımız var efendim. Yason burnu diye deniz kenarında güzel bir bölgemiz var ki görülmeye değer gün batımında, soba başında sıcacık cay içmek orda ayrı bir keyif tabi. Hem çocuklar hem de büyükler için çok güzel bir sahilimiz var. Yarım saat yürümek bile insana çok iyi geliyor orda.

Ordu’da anne olmak dediğinde aklına ne geliyor peki?
Aklıma direkt Zeynep’le beraber ne yapabiliyorum geldi ki, o konuda maalesef ki eksiklerimiz çok var. Ordu’da annelik yazın dışarıda, sahilde, denizde geçiyor; kışın ise evde ve arkadaşlarla ev gezmelerinde diyelim çünkü onun dışında çocuklarla yapabileceğiniz şey çok sınırlı.

Ve sen bu konuda bir şeyler yapmak istiyorsun?
Evet, ben ‘’Küçük Şehrin Çoçukları’’ diye kendimce hayal bir proje yaptım. Ama tamamen hayal, bakmayın paylaştığıma şimdi. Nedir diye merak eden olursa eğer şöyle diyebiliriz: mesela büyük şehirlerde olan bu oyun evleri, oyun grupları, kapalı oyun parkları, tiyatrolar, aktiviteler ve bir sürü şey. Ben de istiyorum ki bütün çocuklar aynı haklara sahip olsun, bizde bir okuma günü yapabilelim, bizde de anneler toplansın ve beraberce vakit geçirilsin. Baktım gördüm ben Atölyeyi açamıyorum o zaman dedim evi Atölye yapayım ve nitekim de denedim geçen hafta. Çok keyifli bir gün geçirdik, 7 çoçuk 7 anne, Açık büfe annelere hazırladım… Zaten buluşma sebebi Yeni yıl partisi idi miniklere, onlara minik hediyeler yaptım, herkes gönlünce oynadı eğlendi. Ben de inanılmaz bir keyif aldım. Ordu’da annelere ve çoçuklara değişik bir gün oldu.

Ordu’da çok fazla akıl hocası var mı? Yoksa karışanın edenin yok mu?
Her yerde olduğu gibi burada da herkes uzman her konuda. Valla ben dinlerim mantıklı gelenleri kendi çapımda araştırırım, sonra ikna olduysam uygularım ve sonuca bakarım. Ama genel anlamda içimin sesini ve Zeynep’in aslında anlatmak istediğini dinlemeye çalışıyorum.

Hangisi doğru? Çocuk olduktan sonra (a) Tam bir aile olduk (b) Eşime bakışım değişti mi? (c) Onun bana bakışı değişti (d) Hepsi (e) Hiçbiri
D hepsi.

Çocuk yetiştirmenin en sevdiğin tarafı ne?
Zeynep’in günden güne gelişimini izlemeye bayılıyorum. Yani her gün bir adım öteye nasıl gider, ne öğrenir, nerden ne öğrenmiş ve ben nasıl fark ediyorum. Ben şaşırtan davranışları çok seviyorum, hiç beklemediğim anda beklemediğim tutumlar bazen sizi uzun uzun düşünmeye itiyor. Somut olarak bakarsak olaya oyun oynamaya bayılıyorum ben! Bize ver aktiviteyi ohhh rahatız.

Ne güzel! Bense mıncır mıncır oynamayı sevemeyen annelerdenim. Biz mümkünse parka, bahçeye falan gidelim. Ya da kitap okuyalım. Puzzle de olabilir… Belki biraz lego… Neyse işte, anladın sen onu… Peki, annelikte en çok zorlandığın taraf nedir?
Beni en çok zorlayan tarafı ya yanlış yaparsam duygusu özelliklede psikolojik acıdan zarar görürse ve sonraki hayatına kötü bir etki bırakırsam diye inanılmaz korkuyorum. Kısacası ikilemde kalmak bazı konularda beni zaman zaman yoruyor.

Çocuksuz hayatına dair en çok neyi özlüyorsun?
Kafama esen şeyi istediğim zaman hiç bir şey düşünmeden yapabilmeyi çok özlüyorum.

Anne olarak sence neyi gerçekten iyi yapıyorsun?
Gerçekten iyi yapıyorum demek bayağı iddialı olacak; ben onu değiştireyim şöyle diyeyim: Gerçekten iyi yaptığıma İNANIYORUM diyelim. Çoçuk bu belli olmuyor ki, iyi yapıyorum her şey çok güzel diyorsunuz pat diye değişiyor! Ben Zeynep’i özgür bıraktığıma inanıyorum, ev kirlenirmiş, düzen bozuldu, o neden burda değil de orda duruyor gibi lafları hayatımdan çıkardım bir kere. Duvar çizilmiş, koltuk delinmiş, saldım, bıraktım çünkü gördüm ki sonu yok DUR demenin. Tehlikeye karşı da dur demekten ziyade o tehlikeye karşı alınması gereken önlemleri öğretmeye çalışıyorum çünkü Zeynep erkek gibi her yere tırmanmak istiyor, küçük bir asker var evde! Onu dinlemeyi, anlamayı ve özgür bırakmayı iyi yaptığıma İNANIYORUM.

Neyi daha iyi yapmak isterdin?
Dışarıda da daha rahat bir anne olmak isterdim. Sokakta ve başkalarının evinde geriliyorum çünkü. O yüzden ev halimin dışında beni görenler çok kuralcı bir anne sanıyor.

Başkalarının evinde ben de çok geriliyorum, hele de iki erkek çocukla. Sırf bu yüzden ev gezmesi diye bir şey neredeyse yok hayatımda; ancak çok yakın ve çocuklu arkadaşlarıma… 

Peki, boşluğu dolduralım: Şimdiki aklım olsa…
Bununla ilgili çok sevdiğim bir söz var onu yazmak geldi içimden. ‘’Şimdiki aklım olsa öyle yapmazdım, öyle yapmasaydım da şimdiki aklım olmazdı.’’

Harika! Peki…. “Asla yapmam” deyip de yaptığın şeyler?
Hımmm olmaz mı var tabii!… Şöyle düşünürdüm Zeynep’ten önce: “bırakması gereken şeyleri baştan hiç öğrenmesin.” Ama olmadı. Emziği örnek verebilirim, bayağı inat etmiştim ama sonunda şuna ikna oldum: emmek istiyor bebek, yapacak bir şey yok.

Bir de şu sıralar çok canımı sıkan şey TV. Belli bir süre gerçekten sabırla TV’den uzak durdu, TV hatta bozuldu ve ben bile bile yaptırmadım ama bunlara rağmen TV’ ye maruz kalıyor ve alışıyor.

Çalışmıyor olmayı tercih eder miydin?
Çalışmıyor olmayı tercih etmezdim ama şunu isterdim, ilk üç yılımı çocuğumla geçirip sonra tekrar iş hayatına dönmek. Bir de tabii ki çalışma saati esnek olan bir işi çok isterdim. İlgili makamlara duyrulur hahahahaha! Şaka bir yana, tabii bütün anneler hem üretmek istiyorlar hem de yavruları ile vakit geçirmek.

Bir günün nasıl geçiyor?
Zeynep hanım 7:30-8:00 gibi kalkıyor. Biraz yatak keyfi yapıyoruz beraber, sonra Emine ablamız,evimizin direği geliyor. O gelince ben hazırlanmaya başlıyorum, Zeynep de kahvaltı yapmaya hazırlanıyor. 9:00’da iş başı ve Zeynep’i özleme zamanı başlıyor 17:30’a kadar. Eve gelir gelmez bağırış çığırış birbirimize nazlar yapıyoruz, öpüşüyoruz koklaşıyoruz ve sonra oyun vakti! Yatana kadar oyun oynuyoruz.

Ne güzel!
Bazı günler gelir gelmez Zeynep’i alıp bir yürüyüşe çıkıyoruz ki güzel güzel uyuyalım diye. Ya da dede ziyaretleri yapıyoruz ki,Dedelerimiz çok seviyoruz hatta aşığız… 20:30 gibi süt içip yatıyoruz. Ninni söyletmez, sus der, halbuki o kadar güzel sesim var! Gerçek hikayeler dinlemek ister, yani bildiği karakterler ilgili hikaye uyduracaksın ona bayılır ve uyur.

Bak bu beni çok zorlayan bir şey işte…
Genelde Zeynep çekmecede, koltuk aralıklarında, bebek arabasında falan uyuyakalır. Ben de yorgunluktan bayıldığım için Mehmet’in gelmesini beklemeyi her gece çok isterim fakat sızar kalırım… Ama eğer ki uykum yoksa birazcık kitap okurum, günlük bir şeyler yazarım, çizerim ve uyurum. Ertesi gün aynı maraton devam.

En son ne zaman kuaföre gittin? Sinemaya? Kocanla baş başa yemeğe? Ya da Ordu’da nereye gidilirse işte…
Bu konuya ciddi şekilde dikkat etmeye çalışıyoruz, Mehmet çok yoğun çalışan bir eş dolayısıyla onunla vakit geçirme konusunu planlıyoruz. Çözümü onda bulduk yoksa görüşemiyoruz. Dolayısıyla en son Cuma günü tiyatroya gittik baş başa. Yemeğe evde yedik baş başa hafta boyu  Kuaförü ihmal ettim itiraf ediyorum 1 ay oldu… Biz tabii şanslı bir çiftiz ikimizin ailesi de yanımızda o yüzden bir plan yaptığımızda Zeynep dedeleri ile vakit geçirmeye bağlıyor.

İkinci çocuğu düşünüyor musun?
Evet düşünüyorum. 4 yaş fark olsun istiyorum Allah kısmet ederse. Zeynep de o esnada kreşte olacağı için, evde bir ikinci çocuğa daha kaliteli bir vakit kalır diye düşünüyorum. Bir insanın kardeşinin olması kadar güzel bir şey yok bu dünyada.

Hepimiz “anne olmadan önce mükemmel bir anne”ydik. Sen anne olduktan sonra nasılsın?
Aynen öyle, anne olmadan önce mükemmeliz çünkü sadece okuyoruz ve uygulamayı bekliyoruz ama iş icraata gelince öyle olmuyor tabi. Ben zaten mükemmel olmak istemiyorum, mükemmel olmaya çalıştıkça strese giriyorsunuz ve aslında vermek istediğiniz sevgiyi veremiyorsunuz çünkü her şey kural kural kural oluyor. Ben içimden nasıl geliyorsa öyle bir anneyim.

Tek cümleyle: sence kime ANNE denir?
Tek cümleyle özetlemek o kadar zor ki bu işi en iyi sen yapıyorsun. O yüzden ben senin “Anne denir’’ ile biten bütün cümlelerine yürekten katılıyorum. Ama benden de bir şey olsun dersek “Anneye Anne denir’’ diyorum.

Prima

Bu söyleşi Prima’nın desteğiyle yayınlanmıştır ancak yazdıklarım kendi fikirlerimdir. Prima’yla Beş Yıldızlı Söyleşiler’in tamamını buradan okuyabilirsiniz.

48 yorum

  1. cocugu okula baslayip o yogun tempoyu yasayan annelerle de roportajiniz olacak mi ? ben cok isterim mesela :))))

  2. GÖKÇE GÖZTEPE

    Çok keyifli samimi ve içten bir röportaj olmuş tek kelimeyle bayıldım.. Henüz anne degılım hatta aday bile değilim ama annelikle ilgili herşeyi en ufak detaylara kadar öyle güzel aktarmışsınız ki sayenizde bende bir tecrübe kazanmış oldum :)) Sanırım Anne olmayı sabırsızlıkla bekliyorumm 🙂 Bu güzel sohbet için ikinizide çok teşekkür ediyorum emeğinize yüreğinize sağlık ..

    • Keyf aldıysan ne mutlu bana,bize :)) bende daha çok mutlu oldum bütün yorumları okudukca, çok teşekkürler 🙂

      • Elvan hanım bende ordudan bir anneyim yazınızın yayınlanacağını blogcu annenin face sayfasındaki ordunun dereleri türküsü ile duyduğumda çok heyecanlandım ve aynı heyecanla bir solukta okudum.. Özellikle orduda çocuklarımız için olan eksiklere değinmeniz benimde yaralarıma parmak bastı. Dilerim hayalleriniz gerçekleşir ve bı konuda bende elimden geldiği kadar destek vermek isterim… sevgilerimle pelin

  3. Keyiflimi keyifli heyecan verici bir röportaj olmuşşş:))) ikinizinde yüreğine sağlık.
    Ben nişanlı bir bayanım. Evlenir evlenmez çocuk olsun istemiyordum ama Elvan Hanım o kadar güzel, tatlı vee içtenlikle anlatmışki korktuğum şey benim için bir masal perisi bebeğe dönüştü :)) Çok teşekkür ederim Çileğin annesine…… Bebekkk=Hayat=Yaşamm:))))))))))))
    Tüm güzellikler sizinle olsun…

  4. 🙂 cok ilginc benim dogum gunum 26 esimin 12 ; toplam 38 ediyor ve 3+8 =11 ediyor . Benim tospam 11 haziran dogumlu :):) bizde de tuttu :=)

    • Benimki 27 esiminki 18, 27+ 18=45.
      4+5 = 9 kızım 9 Ocak doğumlu 🙂 biraz zorlama da olsa tutuyor galiba 😉

    • Valla ben bu konuda daha detaylı çalışmalara başlayayım o zaman ,baya tutuyor bu :)))))

  5. röportaj inanılmaz keyifli zevk aldım doğrusu… kendi hayatınının matematiğini çözmen de ayrı bir güzellik katmış bende bi hesap yapıcam şimdi 🙂 hhmm eşim 14 ben 21 doğumlu sanırım işin bu kısmından bişe çıkmıcak 🙂 14+21 anlamsız oldu :))) burdan tutmadı 😀 zaten ortada bi bebekte yok olsaydı bide kız evlat adı zeynep olacaktı çocukluk hayali işte! BU sevdiğim isim canım dostumun kızına nasip oldu. Sevgimden sustum bi çocukluk hayalimi içimden hediye ettim ona 🙂 Bİr gün anne olursam ben de duygularımı paylaşmak isterim değişik bir vakayım çünkü 😀

    • ben seninkini cözdüm merak etme, hesabı yarım bırakmışsın :)) Zeynep ismi bir çok insan için çok özel senin içinde çok anlamlı olduğunu biliyorum…Allah izin verirse inşallah değişik vaka olan senide dinlicez 🙂

  6. Küçük şehirlerdeki aktivite ve paylaşım sıkıntısı için düşündüğü projeyi çok beğendim. Hayat geçirebilmek için elimden gelen desteği vermek isterim.

    • Çok teşekkür ederim desteğiniz için çok mutlu oldum ilginize. Keşke bu dediğim Türkiyenin her yerinde olsada benimde hayal gerçek olsa…

  7. röportaj inanılmaz keyifli zevk aldım doğrusu… kendi hayatınının matematiğini çözmen de ayrı bir güzellik katmış bende bi hesap yapıcam şimdi hhmm eşim 14 ben 21 doğumlu sanırım işin bu kısmından bişe çıkmıcak 14+21 anlamsız oldu )) burdan tutmadı zaten ortada bi bebekte yok olsaydı bide kız evlat adı zeynep olacaktı çocukluk hayali işte! BU sevdiğim isim canım dostumun kızına nasip oldu. Sevgimden sustum bi çocukluk hayalimi içimden hediye ettim ona Bİr gün anne olursam ben de duygularımı paylaşmak isterim değişik bir vakayım çünkü

  8. ben 7 haziranda doğmuşum sevgili kişisi 25 aralıkta bizim büyük haspa 25 haziranda, küçük haspa ise evlilik yıldönümümüzde doğdu.
    küçük şehir sıkıntısını bende çok yaşıyorum doğrusu, etkinlik az ama uğraşınca bulunuyor:)

    • Çok teşekkürler tuba hanım yorumun için, sizdede tutmuş bir yerler sayılarda :)) Konu etkinlik bulmak değil,etkinlik istemediğiniz kadar bulabilirsiniz ama onu yapacak yer,ortam,malzemeler ciddi bir iş bu…ben evde yapıyorum şuan ama gerçekten maddi manevi ciddi emek istiyor bütün ayrıntıları düşünürseniz…neyse şimdilik öyle ev Atölyesinde bizde takılıyoruz:))))

      • evet bunlar gerçekten çok zor oluyor, en basiti çocuklara kitap alabileceğim çocuk kitapları satan bir kitapçı bile yok yaşadığımız kentte. internetten alıyorum tüm kitapları, bazen hoşuma gitmiyor ama başka çarem kalmıyor
        bende sizin gibi çocuklu arkadaşları evde topluyorum sonra tüm anneler kargaşa-gürültüden diken diken saçlarla eve dönüyor:)

        • aynen bizdede yok ama olacak yakında falan diyormuşum :)) Şaka, ama çok doğru,elimden gelenleri yapıcam artık gerisini bilemiyorum…saçları diken diken etmememk için kalma vaktini kısa ve ciddi bir aktivite yapıyoruz ki herkes huzura ersin birde anne ile çoçuk beraber birşey yapsın diye cabalıyorum :)) Siz nerdesiniz bu arada merak ettim 🙂

  9. Söyleşi çok eğlenceli ve guzel olmuş, zevkle okudum ve 7 anne 7 cocuk acik büfe fikrini de çok sevdim kizim büyürse aklımda olsun ins. 🙂

  10. ben Elvan Hanım’a nacizane bir tavsiyede bulunmak isterim. Aralarındaki yaş farkı 4 olsun ve büyük kreşe giderken küçükle vakit geçirebileyim demiş. Ama bunu birçok pedagog yanlış buluyor.Katılıyorum onlara. Gerekçe şu ki: Eve yeni bir birey geldiğinde çocuk ona alışmalı,birlikte aynı evin içinde vakit geçirmeli, dışlanmış, yeni bir bebeğin eve gelmesiyle evden gönderilmiş gibi hissetmemeli. Annenin evde onunla vakit geçirdiğini, kendisinin ise oo anda bir kreşe gönderildiğini düşünürse yıpranabilir. Benim oğlum kardeşi doğduğunda uyku saatlerinde bile bebekle daha çok vakit geçiriliyorsa eğer(yani o uyurken bebek uyanıksa) sorun çıkarırdı. Fiili olarak bir şey yapmazdı ama biz onun bakışlarından cümlelerinden ve bir türlü uykuya dalamamasından anlardık nasıl huzursuz olduğunu.

    • Bizde de plan biraz bu dusunce uzerinde. 118 aylik itibariyle yaklasik 1 yildan fazladir da tam zamanli (8-16) krese giden cocugumu kardesi gelince 10 saat kadar azaltip, sabahlari birer saat gec birakip ogleden sonralari ise 1 er saat erken almayi ve hatta birgun “free” yapmayi planliyorum. Cunku zaten bebisle evde olucagim icin (9-10 ay evde izinli olcam, sonra da esim) . Iki kardesin oyun zamanlarinda beraber vakit gecirmelerini istiyorum. Serbest oyun grubuna vs, beraber gitmeyi planliyorum. Bu arada bilenler hatirlayabilir yurtdisindayiz, ve aile-akraba-bakici-yardimci vs. destegi olmadan kendi yagimizla kavruluyoruz. Ama Turkiye’ye gelip buyukannenin destegini de özlemiyor degiliz. Herkese iyi yillar, simdiden…

      • pardon ya 118 aylik olur mu 18 aylik bebek demek istedim…

        • Yasemince hanım teşekkürler yorumunuz için…doğru anladıysam eğer yaş farkı 2 civarı mı olucak?? Güzel plan yapmışsınız eğer her acıdan hazırsanız herşeyi tekrar baştan yaşamaya,tabiki olur neden olmasın:)) Allah gönlünüze göre versin inşallah…

          • Elvan hanim, kardesi geldiginde oglum 2,5 yasini biraz daha gecmis olcak. Evde tekbasina 2. bebekle tek olmak her ne kadar daha kolay olsada eve cok gec saatte gelip, ne bizi ne de kardesi ile tam vakit geciremeden uyku vakti gelmis olan 2. cocugu ne kendimizden ne de kardesinden mahrum edip, dislanmis hissetmesin diye dusundugumuz bir cozum. Oyuzden ikinci bebek gelmeden krese ya da bir iki gun baska biriyle vakit gecirmesini saglayin sonra bunu zamanla artirirsiniz. Ama bebek gelir gelmez onu krese gondermek belki kiziniz icin dislandim mi diye kendini kotu hissetmesine sebep olabilir mi diye dusunebilir. Ama inanin ki cocuklar kar tanesi gibi birbirlerine cok benzerler ama herbiride cok farklidir. Evinizin ortami, cocugunuzun sizden baska genis aile iliskileri, sosyal iliskileri vs. vs. cok ta etken olabilir. Etrafimda 1,5 yastan 9 yas farkina kadar cocugu olan arkadaslarim var, herbirinin yasadigi zorluklar kolayliklar cok farkli ve biri oburunden daha iyi daha dogru diye birsey yok. Icinizden gelen sesi ve bunyenizin kuvvetine bakin. En dogrusunu onlar soyler. Kimimiz aman buyuk bezden kurtulsun der, kimisi aman evde bez-belek varken 2. side aradan ciksin der. Yani neye, kime nasil yeteceksiniz siz karar verin.

            Benim bir arkasimin cocuklari arasinda 3,5 yas fark var. 2. bebegin özel ihtiyaclarindan dolayi abisi krese tam zamanli gidiyor. Ama 1. si cok bagimsiz, oyuzden bu sorun olmamis. 1,5 yas farkinda olanlar ise ikiz gibi buyuyup gidiyorlar. Ayni seyi yiyip iciyorlar, ayni oyuncaklari var…5-6 yas yakindan bildigim bir aile yok. 10 yas farki olanlar ise, 1. si resmen minik anne rolunde. Bebegi koy pusete, ver biberonu ablasi bakiyor resmen ufakliga.
            Yani kismet ve kader. hamilelik ve bebeklerin gelmesi pekte planlanamiyor. (dogum kontrolu var ama dogurma zamaninin kontrolu yok:-)

            • Kesinlikle söylediklerinize katılıyorum…bende zaten şunu kast etmedim…Zeynebi kreşe vercem sonrada ikinciyi doğurcam bu değil tabi ki amaç…çok ince detayları var tabi bu meselenin ama sizinde dediğiniz gibi his olarak hazır olursam işte o zaman daha detaylı düşünmeye başlarım…yoksa ben önceden plan yapıp harfiyen uygulayan biri zaten hiç değilim :)) Birde dediğiniz gibi herkesin bakış acısı ve gücü bu konuya farklı o yüzden herkes kendindeki potansiyele göre hareket etmeli…teşekkürler tekrar 🙂 güle güle büyütün çoçuklarınızı inşallah

    • Teşekkür ediyorum tavsiyeniz için, göz önünde bulunduracağım…fakat madem konu acıldı o zaman doğru zaman hangi zaman onu merak ediyorum,ben bulamadım çünkü pedagoglara göre :))) Aslında 4 yaş derken, kardeşim ve kendimi baz aldım ben,bizim aramızda hiçbir kavga ,gürültü, anlaşmazlık olmadı hayat boyu ,tabi ki biz istisnai bir durum olabiliriz :))) Bu konu çok derin bana göre, tmm doğru zaman farklılığı olucak iki çoçuk arasında birde annenin fiziksel ve piskolojik olarak hazır olması gerekiyor yaaa,bunların hepsinin düzgün planlı tarihte tutması biraz zor :)))

      • benim çocuklarım arasında 29 ay var, bence ideal:) tabi her evde durumlar farklı olur. Her çocuk farklıdır çünkü.çok yakında bununla ilgili bir yazı yazmayı planlıyordum ben.çok soruldu iki çocuktan sonra yaş farkı konusu:) blogumu takibe alın, yazıyı kaçırmayın 🙂

  11. Harika olmuş keyifle okudum veee Elvan şekerim seni burada da buldum arkadaşım belgine sefaya selamlar ne tesadüf ya inanamadım tekrar tekrar okudum İngiliz öğretmenliğini okudum okudum ok dedim mutlu seneleriniz olsun

    • yaaaa fazi var yaaaa nerden çıktın alemsin :))))) iletirim selamını canım…sanada mutlu seneler canım benim,güzel bir tesadüf olmuş :)))Mutlu oldum :))

  12. Canim arkadasim guzel insan iyiki hayatimdasin yaaa 🙂 Tertemiz yuregindekileri nede guzel paylasmissin… cook samimi cok sicak super akıcı bir sohbet olmus bizi bu guzel ve gerceekten ozel sohbetten mahrum birakmadiginiz icin cok tesekkurler…

    • Bu arada {cicegi burnunda :)}
      yenı anne olmus birinin soylesiyi (tam anlamıyla) okuyup yorum yapabilmesi de ancak bu saatte olabiliyormus 🙂

      • Dondiiiii bu yorumu daha yeni gördüm ben 🙂 Çok teşekkürler taze anne 🙂 Sensin o güzel insan canımın içi…çoooook teşekkürler

  13. keyifli bir röportaj okumak iyi geldi..ben anne adayıyım henüz sonrasında çok isterim dahil olmayı 🙂

    • çok teşekkürler 🙂 Sağlıklı sıhhatli bebeğini kucağına almanı diliyorum :))

  14. Canım arkadaşım,bu sohbet beni çokkk ama çokk etkiledi…Tahmin edersinki…İnan o kadar güzel ve içten ifade etmişsin ki,işte elvanım(yavrim) dedim:))yine patlaşmış..! İnşallah bu güzel duyguları yaşamak en kısa zamanda bize de nasip olur…Fazicim canım bu nasıl bir tesedüf yaa??Sende bu blogları takip etmeye başladıysan kesin bişeyler var???:))kocaman öpüyorum.
    Ellerinize sağlık süper olmuş tekrar TEBRİKLER… :))

    • Canım benim ne hissettiğini çok iyi tahmin edebiliyorum…çok teşekkürler :)) İnşallah en kısa zamanda Allahım sanada yaşatsın bu duyguları, canımsınnnn 🙂

  15. güzel keyifli bi röportaj olmuş.
    okuduğun diğer röportajlarlada da çalışan annelerin akşam 5:30 evde olmalarını
    ve çoçukların 9 da uyanlara çok kıskandım 🙂

  16. güzel keyifli bi röportaj olmuş.
    okuduğun diğer röportajlarda da çalışan annelerin akşam 5:30 evde olmalarını
    ve çoçukların 9 da uyumalarını çok kıskandım 🙂

    • Çok teşekkürler 🙂 Evet bu konuda şanslıyım kesinliklee, darısı inşallah sizin başınıza 🙂

  17. Her yonuyle cok keyifli, okumak bana da iyi geldi. Saglikli, mutlu,guzel senelere…
    İskocya’dan sevgilerle..

    • Teşekkürler :)) Sizede mutlu yıllar diliyorum, Türkiyedende size kocaman sevgiler 🙂

  18. hemşehrimmm benim annem de ünyeli:)) ah karadeniz 🙂

    • :))) ünyede ayrı güzel, valla karadenizin her yerinde ayrı bir sihir var :)) bekleriz efendim orduya :))

  19. Ben de bir Ordu’lu ve Ordu aşığı bir anneyim. Keyifle okudum röportajınızı ve çok özendim. 6 yaşında bir kızım ve 9 aylık bir oğlum var ve çalışan anneyim. Ben ve eşim çocuklarımızı Ordu’da büyütmek istemişizdir hep, ama maalesef iş şartları İstanbul’da yaşamak zorundayız. Bu nedenle özendim size.:)))
    Kızınızı sağlıkla büyütün inşallah.