12 Yorum

Bahar ve Işık’ın Hikayesi

Bahar Bilgen benim blog yazmaya başladıktan sonra tanıştığım doğal doğum “yoldaş”larımdan biri. Bahar’ın bu blogda bu konuda birçok güzel yazısı da oldu, aşağıda linklerini bulabileceksiniz. 

Aşağıdaki hikaye, Bahar’ın burada yayımlanan ikinci doğum hikayesi. İlki burada.

***

Bahar ve Işık’ın hikayesi
2 Kasım 2011, Providence, Rhode Island, ABD

Oldum olası iğneden feci korkar, ayılır bayılırım, gereksiz ilaç kullanmam, herşeyin doğalını severim. İlk kızıma hamileliğim ve doğumumdan beri bir doğal doğum müptelası oldum, tanıdık tanımadık herkese doğumun güzelliğini anlata anlata bitiremedim. Hikayemi burada paylaşmıştım. İkinci hamileliğimde hem bir çocuğum daha olacak diye, hem de yine doğuracağım diye seviniyordum. Fakat bu bebek de ilki gibi hamilelik boyunca yan yatarak bana yine sezaryen korkusunu iliklerimde hissettirdi. Birincisini nasıl döndürmeye çalıştığımı burada yazmıştım. İkincisinde biraz daha gevşek davrandım, birinci döndü, nasılsa bu da döner diye. Ama bir yandan da ya dönmezse, kesileceksek bari anne ve bebeğe saygılı olanından olsun diye doğum planıma sezaryen istek listesini dizdim ve ebemin önceden doktorlarla (jinekolog doktor, anestezist, çocuk doktoru hepsinin onay vermesi gerekiyor) konuşup bunu planlamasını sağladım. Son ana kadar bekleyecektim ve döndürmeyi deneyecektim.

Neyse ki minik kızım beni çok da bekletmeyerek 36+3’te once tamamen ters (makat), hemen ertesi gün de başaşağı dönüp bana rahat bir nefes aldırdı. Ablası 37+3’de aynı şekilde önce popoaşağı sonra da başaşağı dönmüştü, bu minik bir hafta erken dönerek bize de acaba bir hafta da erken mi gelir beklentisi yarattı. Bekledik de bekledik, her bebeğin, her doğumun farklı olduğunu bir kez daha öğrendik.

40. hafta gelip geçtiğinde kızımın keyfi yerindeydi, ne bir kasılma ne bir açılma. İlk muayenemi 40+3’de oldum, istatistikleri vereyim meraklısına: açılma 1.5 cm, rahim ağzı sert, incelme %60. 41. Haftanın dolumunda ebem burada ‘membrane sweeping’ denilen, özünde biraz agresif bir muayeneden başka birşey olmayan şeyi (keseyi rahim ağzından parmakla ayırma – suyu patlatma değil) yapmak istiyordu ama ben daha beklemek, her şeyin kendi zamanında olmasını istedim. Biraz da tabii her türlü dış müdahaleden uzak durmak istediğim için izin vermedim.

Aynı günün sabahı yavaştan kasılmalar başlamıştı, 20-30 dakikada bir gibi, ebem pek ciddiye almadı, fakat ben ilk kez farklı birşey hissetmeye başlamıştım. Muayenenin sonucu aynıydı, bir gelişme yoktu. NST’de bebek iyiydi, bekleyebilirdik. Gün boyunca devam etti, fakat araları kısalmadı. Bol yürüyüş, acılı bir Etiyopya yemeği, doğum çabuk başlasın ve kolay olsun diye akupunktur derken ertesi gün oldu, sabah uyandığımda 9-10 dakikada bir hafiften karın ağrısı geliyordu. O sabah kayroprakter randevum vardı ve artık o gün araba kullanmak istemedim, annemlerle randevuya gittik. Kayroprakter da sen hala mı buradasın diyordu. Vücudumun doğuma tamamen hazır olduğunu söyledi.

Gün boyunca 8-10 dk aralıklı kasılmalar devam etti. Ağrım bu sefer biraz daha fazla olduğu için tempolu yürüyüşte zorlandım ve kısa keserek eve döndüm. Öğleden sonra da ‘gel bebeğim doğum çok kolay olacak’ temalı hipnoz kayıtlarımı dinleyerek uyukladım. Akşam 3 yaşındaki kızım, eşim, Türkiye’den doğum için gelen annem ve kayınvalidem ile yemek yerken bu salatayı doğum sırasında kolay sindiremeyip kusabilirim diye düşündüğümü hatırlıyorum. Kayınvalidemin doğumgünü idi, akşam 9 civarı ona aldığımız pastayı keserken bugun de gecti bebiş bugün doğamaz en erken yarın herhalde diye şakalaştık. Sonra artık kasılmalar biraz daha artmış olmasına rağmen kızımı ben yatırmak istedim, ona çaktırmadan kitap okuyup uyuttum. Ben bile şaşırdım nasıl yaptığıma. Onu uyutma faslı da bitince aksam 9:30-10 oldu ve tekrar kasılmaları ölçme fırsatı bulduğumda 5 dakikada bir olmuştu.

Eşimle artık bu iş ciddi, biraz daha havaya girsek iyi olur diye hafif dalga geçtik. Doula’ma SMS attık, bana ihtiyacınız var mı, yoksa evde banyo falan deneyin dedi. Aslında ikinci doğum diye hastaneye gidebilirdik ama hastane ortamı bizim keyfimizi ve doğumun gidişatını bozmasın diye mümkün olduğu kadar geç gitmem gerektiğini biliyordum. O yüzden saat 11 gibi ılık bir banyo ile gevşeyeyim uzun bir gece öncesi mümkün olduğu kadar dinleneyim istedim. Banyoya girince kasılmalar azalırsa hastaneye gitmemem gerektiğini anlayacaktım.

Kasılmalar banyodayken iyice arttı. Yaklaşık 1 saat banyoda geçirdim eller dizler üzerinde. Artık banyodan çıkmak istemiyordum çünkü suda en rahattım. Nöbetçi ebeyi aradık iki kere çağrı merkezinden fakat hemen geri dönmedi. Ben de o geri dönmeden hastaneye gitmek istemiyordum. Yine de benim birden başka bir aleme geçtiğimi gören eşimin yardımlarıyla zar zor çıktım ve giyindim. Artık kasılmalar çok sıktı, 2-3 dakikada bir falan. Doula’ya da eve gel dedik ama hastanede buluşalım dedi olayların birden hızlandığını anlayınca. Ben salonda yerde eller dizler üzerinde kasılma atlatırken midem bulandı, kustum falan derken saat gece 1’i geçti. O sırada kızım uyandı ‘Anneaaa’ diye! Kasılma arasında yanına gitsem mi diye düşündüm. İyi ki gitmemişim yoksa evden zamanında çıkamayacaktık. Eşim gidip ona hastaneye gideceğimizi bebeğin geleceğini söyledi.

Zar zor arabaya gittik, arabada da arka koltukta birkaç kasılma atlattım eşim eşyaları toparlarken. O sırada iyice baskı hissetmeye başladım (çok güçlü bir tuvalete gitme isteğini bastıramayarak başladım yavaştan aşağı nefes vererek ıkınmaya) Eşim ise doğum topu, hastane çantası, müzik falan birsürü şeylere koşturuyor. Ben artık onların gereksiz olduğunu biliyorum ama ona anlatacak dermanım yok, kendi dünyamdayım. O sırada suyum geldi ve vücut kendiliğinden bebeği itmeye başladı ama bir şey diyemiyorum anca nefes almaya calışıyorum. Hastane 10 dakika uzaklıkta, gece hiç trafik yok ama çok zor bir yolculuktu. Doğumun en zor kısmıydı sanırım. Her frene ve gaza basışını bütün vücudumda hissediyordum: yavaş git ama kırmızı ışıkta durma! Zavallı kocacığım da bir yandan bana elindeki telefonumdan (hypnobirthing) hipnoz kayıdı dinletiyor – kayıtta bunu araç kullanırken dinlemeyin diyorlar ama bizde gevşeyecek hal kalmamış zaten – bir yandan da kendi cep telefonundan çağrı merkezinden ebeye mesaj bırakıyor geliyoruz diye. Ben de o sırada ona ‘She is pushing! de’ diye bağırdım (ıkınıyor), ebe acele etsin diye, tabii o da panik oldu, hem bebek geliyor, hem bir yandan yavaş git diyorum, söz doğurmayacağım.

Tam hastanenin önüne park ederken benim ebem aradı, nöbetçi ebeye ulaştığını yolda olduğunu söyledi. Hastanede beni girişteki acil katındaki muayene odalarına aldılar. Prosedüre göre muayeneden sonra aktif doğumda olduğuma karar verirlerse yukarıya doğum katına alacaklardı. O sırada kayıt için eşim girişte kaldı, neyse ki doulam elimden tutuyor, beraber nefes alıp veriyoruz, ben muayene masasi üzerinde eller dizler üzerindeyim. Hemşire yat da muayene edelim diyor, ben hayır diyorum, bebek geliyor, ne muayenesi. O sırada hiçbir güç beni en rahatsız pozisyon olan sırt üstüne yatıramazdı.

Aslında deneyimli bir ebe orada olsa muayeneye bile gerek olmadan gözümden anlayacak doğurmak üzere olduğumu fakat doğal doğuma alışık olmayan hemşireler bana alakasız sorular sorarak form doldurmaya çalışıyorlar. Bir tek doulam halimden anlıyor ve gözümün içine bakıyor. Elimi atıp bebeğimin başına dokununca göz göze geliyoruz ve bana gülümseyerek ‘haydi doğur bebeğini’ diyor, ben de son kez kükreyerek bebeği itiyorum ve bebişim balık gibi kayarak çıkıyor. Dizlerimin üzerindeydim, yatağın üzerine yumuşak bir iniş yaptı bebek. Neyse ki eşim de birkaç dakika önce odaya girmişti de kaçırmadı o anı. Hemşireye tam zamanında müdahale ediyor, kordonu sıkıştırmayın biz kordonu geç kesmek istiyoruz, ben sonunda oturuyorum, bebeğimi göğsüme koyuyoruz ve onunla konuşuyorum.

Bu arada kahverengi mekonyumla kaplı doğdu bebişim ama hiçbir sorun yaşamadık. Kucağımdayken ağzını burnunu aspire ettiler. Çocuk doktoru gelip yanımızda baktı. Sonra dediler ki yan odaya götürmemiz lazım, orada oksijen vereceğiz biraz. Ben ben de gelebilir miyim deyince aa peki olur deyip yatağımla beraber götürdüler beni. Doktor burada yatsın sıcakta deyince de, doulam sağ olsun, annenin teniyle temas halinde dursa olur mu diye sordu, doktor olur dedi de geri aldım bebişimi göğsüme. (Nasıl düşünemiyor insanlar hayret. En bebek anne dostu hastanede bile yanınızda bunları hatırlatacak bir doula olması ne faydalıymış anladım). Bu arada ebe de bebiş doğduktan sonra geldi, plasentaya yetişti. Bu doğumumu da da hiç yırtık kesi dikiş olmadan atlattım.

Hastaneye girdikten 9 dakika sonra doğdu bebeğim gece 1:41’de. Doğum ağırlığı da 3.5 kg idi. Güya hastanedeki ‘Alternatif Doğum Merkezi’nde jakuzide kasılmaları atlatacak, ev ortamında sessiz huzurlu doğuracaktım, beklenmedik bir şekilde televizyonu ve ışıkları sonuna kadar açık daracık bir muayene odasında doğuverdi kızım. 41+2’de geç gelen kızım geç olsun güç olmasın diyerek başta yavaş başlayıp sonunda sular seller gibi hızlı bir doğumla aramıza katıldı. Yarın 1. yaşını bitiriyor olması şerefine bu hikayeyi yazıp bitirmek istedim.

Doğum bu, planlamak mümkün değil, ama hazırlanmak gerekli. Bu hamileliğimde ve doğumumda da hypnobirthing ve hypnobabies kurslarından, akupunktur ve kayroprakter hizmetlerinden hamilelik boyunca ve doğumda cok faydalandım. Evde uzun süre kendi kendime açılmayı yaşamanın her şeyi hızlandırdığına inanıyorum. Ve kısacık da olsa doula –doğum yardımcısı- desteğinin yeri gerçekten büyük oldu. Doğumun ne kadar yoğun ve muhteşem olduğunu bir kez daha anladım. Bu deneyimi bir kez daha yaşayabildiğim için kendimi çok şanslı ve mutlu hissediyorum.

***

Pozitif doğum hikayeleri, kadının bedenine ve tercihlerine saygı duyan, doğumun doğallığını ve mahremiyetini dikkate alan, tıbbi müdahelelerin minimum kullanıldığı ya da gerekmedikçe kullanılmadığı doğumların paylaşıldığı hikayelerdir. Pozitif Doğum Hikayeleri hakkında buradan daha fazla bilgi alabilir, diğer hikayeleri buradan okuyabilir, paylaşmak istediğiniz bir hikayeniz varsa buradan bilgi alabilirsiniz.

12 yorum

  1. sahiden çok şanslısınız… malesef bu ülkede eğer ki birkaç büyük şehirden birinde de değilseniz bu tür bir doğum hikayesine sahip olmak mümkün değil 🙁

    imza: ilk ve henüz tek olan yavrusunu sezaryenle doğuran bir anne

    • mabellam oyle demeyin. artik Turkiyede de dogal dogum adina cok guzel seyler oluyor. SSVD (sezaryen sonrasi vajinal dogum) da hizla yayiliyor farkindaysaniz. Anneler, aileler talep ettikce hepsi olacak.

      • inanın bu söylediklerinize tamamen katılıyor olmayı çok isterdim ama malesef işte 🙁 ssvd hakkında az biraz bilgim var. grupları takip ediyorum, hangi şehirlerde hangi doktorların buna sıcak baktığını araştırıyorum ve manzara pek de iç açıcı sayılmaz. haa derseniz ki “buna da şükür eskiye oranla” haksız sayılmazsınız. ama ben böylesine önemli bir konuda azla yetinmek istemiyorum. şu an ikinci bir bebek yapmaya kalkışsam hamileliğim sırasında ne tür zorluklarla karşılaşacağımı biliyorum ve malesef yaşadığım şehirde(Konya) çok fazla ssvd şansım olacağını sanmıyorum. bakalım… belki bizden sonraki nesiller için umut olur şimdiki bizim gibi annelerin talepleri…

  2. Cok guzel bir dogum hikayesi. Mabellam’a da katiliyorum, maalesef Turkiye’de bu destek yok dogum yapacak bayanlara. Bircok pozitif dogum hikayesi yurtdisindan. Her ne kadar sezaryenin risk olmadan yapilmamasi taraftari olsam da Turkiye’deki bir bayanin cesaret edememesini maalesef anliyorum. Sezaryen diye tutturan doktora dogalda israr etmek bircok anneye “ya isteksiz doktor bir hatada bulunursa” endisesi veriyordur.

    • Turkiyede yok deyip gecmemek lazim. Evet hakkimiz olan sey icin savasmak sinir bozucu ama talep olmayinca olmuyor. anneler aileler isteyecek ki olsun. Ailelerden gerekli guveni alan doktorlar cok guzel dogumlar gerceklestiriyor artik Turkiye’de de bir donusum basladi.

  3. Cook güzel.. Ben de 2,5 ay önce normal doğumla oğlumu kucağıma aldım. Mukemmel bir sey. Gercekten ancak yasaninca anlaşılacak türden. Her kadının icinde bunu yapabilecek gücü var. Etrafta korkutmaya çalışan bir cok insana inat hamile oldugumu öğrendiğim andan itibaren normal doguma konsantre oldum ve cok şükür bu mucizeyi yasadım. Benim için sancı kısmı zorlayiciydi ama doğumun gerçekleşmesi için gecen son kısım zorluklarını tamamen unutturacak türden güzeldi. Doktorumun konsantremi arttırmak için bebeğin sacından bir tutamı kesip bana göstermesi hayatım boyunca unutamayacağım sahnedir. Sadece doğurur doğurmaz kucağıma alamadım ona üzülüyorum. Ne yapalım buna da şükür diyorum. Sevgiler..

  4. çok güzel bir hikaye.2. için cesaret veriyor.

  5. Bahar,
    gebeliğimin 34. haftasında bebeğimin henüz dönmemiş olduğunu öğrendiğimde internetten anahtar kelimeleri yazıp -makat gelişli bebeği döndürmek- araştırma yaparken rastladım yazına. Refere ettiğin spinningbabies.com sitesini inceledim, teknikleri uygulamaya başladım. Ama bu süreçte kötü bir şey oldu, ben çok fazla doğumun şekline odaklandığımı, sürekli bebeğimin hareketlerini acaba dönüyor mu, yaptıklarım işe yarıyor mu diye düşünerek izlediğimi fark ettim. Çok gerildim ve üzüldüm. Doğal doğuma bu kadar inanmışken, bu uğurda 33. haftamda doktorumu değiştirmişken ve üstelik doktorum da en az benim kadar doğal doğum için heyecanlıyken işlerin ters gitmesi aslında alt üst etti beni. Sonra şu düşünceyle telkin oldum: madem doğum doğal olmalı diyoruz, zorlama, ittirme olmamalı’ya inanıyoruz, ben kızımın pozisyonunu değiştirmek için neden çaba sarfediyorum? Belki onun o şekilde popo üstü oturmasının bir anlamı var, ya da istediği, hazır olduğu zaman dönüşe geçecek? Benim çabalarımla döneceğine inanmaz oldum yani. Kendisi isterse dönecektir diye düşünüyorum. Şu anda 37+5’teyiz. İki bebeğinin de geç dönmüş olması bana hala bir umut olduğunu müjdeliyor ama öte yandan zaman ilerledikçe kızım büyüyor ve dönmesi için yeterli alan kalmayacak diye endişe ediyorum. Sence uyguladığın tekniklerin bebeklerinin dönmesinde etkisi ne kadar oldu? Bu konudaki fikrin çok değerli bence.

    • Emel merhaba ben bu yorumunu simdi tesadufen gordum bir ay once yazmissin. Acaba dogurdun mu, bebegin dondu mu? Bir haber ver merak ettim.
      Sorunun cevabina gelince, bence teknikler ise yarayabilir, ve zarari olmaz. Neden dersen, belki bizim modern hayatimiz nedeniyle bebek kendi donemedi, cunku hayat tarzimiz cok normal olamayabiliyor, yeterince fiziksel aktivite, comelerek tuvalet vs yapmiyoruz mesela. O yuzden oradaki egzersizlerle donerse bu cok zorlama birsey degil diye dusunuyorum. Donmezse tabii kendi bilir 🙂
      Dedigin stres durumu konusunda da haklisin, ayni stresi ben de yasadim. Hem hersey iyi olsun diye ugrasmak, hem de herturlu sonuc karsisinda hayati akisina birakmak cok ince bir denge.

  6. Bahar tahminin doğru bebeğimiz dünyaya geldi, üstelik 3 haftalık oldu bile! 39+5’te doğdu ve ben artık dönmesi umudumu yitirmiştim. Tek istediğim hiç olmazsa doğumun kendiliğinden başlamasıydı. Sevgili doktorumun da doğal doğuma onca desteğine,dönme egzersizi önerilerine,çabalarımıza rağmen Duru hanımın bir bildiği olacak ki pozisyonunu değiştirmedi. Ama suyum geldiği ve sancıları tadabildiğim, oksitosinin tadına varabildiğim için çok mutluydum. Üstelik İzmir’deki örümcek beyinli hastane yönetimlerine kafa tutarak doktorum bebeğimin doğar doğmaz kucağıma gelmesini de sağladı. İlk dakikalardaki aşkı doyasıya yaşayabildik. Benim şartlarımda “Keşke”siz bir doğum yaşayabildiğimi söyleyebilirim rahatlıkla!

  7. inanılmaz heycanlandım 39+ 2 deyiz kızımla suan hersey normal görünüyor ama o çatala çıkmak beni korkuttugu için normal doğumdan korkuyorum işin garip yanı sezaryenden daha cok korkuyorum aç iken çekilen nts de dun bebeğin kalp atışları cok zayf cıktı doktorum hemen sezeryana alabileceğini önce serumla bi kontrol edeceğini soyledi ağlamaya başladım anladım ki çatal ürkütse de sezeryandan daha sevimliymiş:) neyse ki yaznız bana güç verdi.inşallah bende boyle güzel bi doğum yaşarım

  8. ben de 24.haftadayım..normal doğum istiyorum ama doğum fobim başladı…sezeryanı düşünüyorum bazen..ondan daha çok korkuyorum.umarım herşey güzel gelişir.