31 Yorum

Hayatın Anne Hali

Genelde böyle yazılar sene sonlarında yazılır, bir nevi kapanış niteliğinde.

Ben başlangıç yapmak istedim:

Ben yazı yazmayı sevmezdim.

Daha doğrusu, sevdiğimi bilmezdim. Blog yazmaya başlayana kadar…

Üç buçuk sene önce bir gün bir arkadaşımın önerisiyle kafamda ampul yandığından beri, şimdiye kadar yaptığım hiçbir şeyde olmadığım kadar tutkuluyum. Bir nevi bağımlılık bile denebilir aslında. 

Kitap yazmakta olduğumu duyan bir takipçi/arkadaşım (kendisiyle yüz yüze tanışmamış olsak da sanal paylaşımlarımız arkadaşlık boyutunda) beni tebrik eden bir e-mail göndermiş ve “Ben de hep bir şeyler yazmak istedim. Ama ‘ne özelliğim var ki, insanlar neden okusun ki?’ diye düşündüğümden belki, cesaret edemedim” demiş.

Blog yazmaya başladığım zaman ben de bir özelliğim olduğunu düşünmüyordum. Hatta açık açık da söylemiştim:

Ben sıra dışı yetenekleri olan bir insan değilim. Süper yemek yapmam, bir sürü kurabiye tarifi bilmem. Tığı küçükken kardeşimin gözüne sokmak için belki elime almışımdır. Yani bu blog’da ‘günün pastası’ ya da ‘ayın tığ işi’ olmayacak. Müzik kulağım iyidir ama piyano derslerimi voleybol sevdasına bıraktım. Kariyer hırsım hiç olmadı; başkalarına yardımım dokunsun diye hep vakıflarda çalıştım. Şu anda yaptığım tek ve en iyi şey anne olmak. Bilinçli, medeni, sevgi dolu, mutlu bir insan yetiştirmeye çalışmak. Bunu yaparken de yaşadıklarımı, yaşamak istediklerimi başka annelerle, sesimi duymak isteyenlerle paylaşmak istiyorum.

Hala da “özellikli” bir insan olduğumu düşünmüyorum. Ailem ve arkadaşlarım için “özel” bir insanım -şükür- ama dışarıdan baktığın zaman iki oğlu, bir blogu olan bir kadınım sonuçta…

Ama sanırım işte bu “sıradanlık” aslında insanların ilgisini çeken… “Yalnız değilim” hissiyatı “işte bu!” dedirten. İster üst düzey bir yönetici ol, ister iki çocuktan sonra işi bırakmış bir anne, hepimiz kaka temizliyoruz, uykuyu özlüyoruz ve belki de en temel ortak noktamız dışarıda atan kocaman kalplerimiz.

Blog yazmak isteyenlere not: Hiçbir şey tutmasın sizi. Söyleyecek şeyleriniz varsa, okuyacak birileri mutlaka vardır.

Benim blogumun adı Blogcu Anne. Çünkü paylaşımlarım annelik üzerine. Her ne kadar bu dünyada anne olmaktan başka sorumluluk ve meziyetlerim varsa da burası benim hayatımın anne halini paylaştığım bir yer. 

Annelik öyle bir şey ki… Yemek yapmayı da kapsıyor, alışverişi de. Kitap oku(t)mayı da, eğitimi de…

Bazı paylaşımlarımı gereksiz ya da sivri bulanlar oluyor.

Bazı paylaşımlarımı “fazla annece” bulduğunu söyleyenler, “anneliğin bu kadar özel bir şey olmadığını” belirtenler çıkıyor.

İkisi de olabilir. Bazen yazdıklarım, hiç istemediğim, daha doğrusu niyet etmediğim ve haberimin bile olmadığı bir şekilde birilerinin kalbini kırıyor ya da onun doğrularına ters düşüyor olabilir. Tıpkı birilerinin kırıklarını onardığı ya da ona cesaret verdiği gibi.

“Söylemek istediğin mi, karşıdakinin anladığı mı önemli”yi sorguluyorum bazen. Yanıtını bulamıyorum.

Ancak şu var ki: Anne olduktan sonra büyüdüm ben. Birçok konuda bakışım, fikirlerim değişti.

Bir o kadar değişikliği de blog yazmaya başladıktan sonra yaşadım.

Üç buçuk senedir yazdığım her yazımın arkasında duruyorum diyemem. Nitekim değişen fikirlerim, görüşlerim var.

Ve böyle olmasını da çok seviyorum. Çok doğal geliyor, hayatın kendisi gibi…

Blog yazmak hayatımda başıma gelen en iyi şeylerden biri oldu. Bir sürü insan tanıdım, bir sürü fikir öğrendim, bilmediğim sorunlardan haberdar oldum. Empati yeteneğim gelişti. Kusursuz olmadı belki ama oldukça genişledi.

Burası benim hayatımın anne hali.

Bu halimi okuyan; yazdıklarıyla, yorumlarıyla, mesajlarıyla, dostluklarıyla büyümeme katkı sağlayan herkese çok teşekkür ederim.

2013’te de birlikte büyümeye devam etmek dileğiyle…

31 yorum

  1. Canım benim, çok duygulandırdın yine. Benim hayatımda da seninle tanışmamla birlikte yeni bir sayfa açıldı ve bundan dolayı çok mutluyum.

    Ayrıca Mevlâna; “Söylediklerin, karşındakinin anlayabildiği kadardır.” demiş. O yüzden bırak; kim, neyi nasıl istiyorsa öyle algılasın, sen yine içinden geldiği gibi yazmaya devam et.

    Sevgiyle,
    Derya

  2. Ben yazmaya vakit ve emek harcayanları takdir ediyorum.Nitekim ben aklımdan ve yüreğimden geçenleri hep içinde tutan biri olarak bunları kaleme almayı çok isterdim.Eksikliğini duyuyorum ama hayat geçiremiyorum.

  3. iyi ya da kötü eleştiriliyorsanız takip ediliyorsunuz demektir… siz içten “kendiniz” gibi olduktan sonra gerisini bırakın “onlar” düşünsün. iyi seneler… hep birlikte…

  4. elifcim, cok iyi yazmissin, dusuncemiz degismezse seneler sonra vay halimize…yasamiyoruz demektir…2013 te daha cok kadina annelik yolunda yardim edeceginden eminim, elinin bildigi dilinin dondugu kadar yazmaya devam, okuyanin bol olsun…

  5. Güzel ve yalın yazmışsınız. İnsanlar da , düşünceleri de zamanla değişir, gelişir. Zaten demezler mi hep değişmeyen tek şey değişimin kendisidir. Daha iyiye, güzele doğru değişelim hep. Sizi, yaptıklarınızı, anneliği irdeleyişinizi, daha iyi nasıl olabilir diye sorgulayışınızı bilmem önemi var mı ama takdir ediyorum. Çünkü kafanızı kuma gömmüyor, zaman alacağını hatta acımasız eleştiriler geleceğini bile bile pek çok konuda elinizi taşın altına sokuyorsunuz. Bilin ki farkındalık yaratıyorsunuz.. İyi ki varsınız.

    • Önemi olmaz olur mu, hem de nasıl önemi var. Çok teşekkür ederim. Siz de iyi ki varsınız, eksik olmayın.

  6. Sevgili blogcuanne,
    Daha nice guzel yazilarini okumak dilegiyle. Samimi yazilarini severek okuyorum. 2013 hepimiz icin guzel bir yil olsun 🙂

  7. Blogcu anne:) seni okumaya başladıktan sonra annelikle ilgili yüm fikirlerim değişti, senin sayande başka başka kişileri de okumaya onları da tanımaya başladım. Seninle birlikte bir sürü yeni kitap okudum, şimdi de momoyu okuyorum;) seni tanıdıktan 1 yıl sonra anne oldum, iyiki de seni tanımışım. Sen tanımadığın halde bir başkasının bakış açısını değiştirdin. 2013 güzel geçsin senin ve ailen için:)

  8. biz de sana çok teşekkür ederiz elifcim iyi ki yazıyorsun iyi ki paylaşıyorsun 😉

  9. Bu yazıyı okuyunca, iyi ki blog tutmaya başlamışsınız diyerek size teşekkür etmek istiyorum öncelikle.
    Çünkü ben bu blogtan o kadar çok şey öğrendim ki, farklı bir dünyanın kapısını açtı diyebilirim.

    Geçenlerde bir arkadaşımın arkadaşı hamileliğinin 9. ayında hala sezaryen mi normal doğum mu karar verebilmiş değilken, ona okuması için bazı yazılar göndereceğimi söyledim ve normal doğumda karar kılmasını umdum. Ona güzel bir mail hazırlayıp istediğim yazıların linklerini eklediğimde gördüm ki bu yazılarının hepsi size ait, ya da konuk yazarlarınıza. O anda sizin gibi biri hayatımda olduğu için şanslı olduğumu düşündüm.

    Daha öncede söylediğim gibi, bence yazmak konusunda siz çok kabiliyetlisiniz ve yazmaya hep devam etmelisiniz, bu şekilde bir çok kişinin hem rehberi, hem sesi, hem yol arkadaşı oluyorsunuz.

    Sevgilerimle…

  10. doğal ve samimi olduğunuz için takip ediliyorsunuz elif hanım…bence devam…iyi seneler.

  11. Kızım yıl sonu doğumlu, araştırma yaparken blogunuzu keşfettim .Şimdi Deniz gibi 1. sınıf öğrencisi, sanırım tek farkı 81 aylık başladı.Yani sınıfın en büyüğü olarak.Severek , beğenerek takip ediyorum sizi .Bende blog yazıyorum . güzel yemekler , kurabiyeler yapmaya, her şeyin doğalı olsun diye uğraşıyorum.Bir yandan da çalışan anneyim.Ne yalan söyleyeyim .Bir çok kez çalışmama kararı aldım .Bende kızımın her gün beslenme çantasına notlar bırakmak, onu okuldan almak ve bol bol kitap okuyup uyku saatini ayarlamak istiyorum dedim ama nasip değilmiş.Elif hanım başarılarınızın devamını dilerim .Yazın bol bol yazın severek takip ediyorum sizi.

  12. Elinize, yüreğinize, emeğinize sağlık ….

  13. Seviyorum seni, her halinle 🙂 İyi ki blogcuanne olmuşsun!

  14. Hem doğru tespit yapmışsınız hem de kendinize haksızlık.
    Sıradan olmanız, birçok annenin kendisinden birşeyler bulmasını ve daha çok okurla tanışmanızı sağlıyor bu doğru. Ancak hiç de sıradan değilsiniz kendinize haksızlık etmeyin. Gayet sıradışısınız. Kaç tane sıradan blogcu anne var. Benim bildiğim yok. İnsan önce “aa ne güzel sıradan bir anne, sıradan ve çocuklu bir hayat” diye okumaya başlıyor. Ama sonra sıradan olmadığınızı farkedince okumaya devam ediyor. Emin olun. Sıradan olmanız sizi daha fazla okurla tanıştırmasına rağmen okurlarınızın sabah haberlerinden önce ya da hemen sonra sizi okumasını sağlayan şey tam da sıradışı olmanızdır. Ben kendi adıma söyleyim, aksi olsaydı iki-üç gün sonra sıkılır takip etmeyi bırakırdım. Yolunuz açık olsun.

  15. Yazılarınızı gösterişli, çabalarınızı abartılı bulanlar, “anneliğin o kadar özel filan olmadığını” söyleyip sizi “fazla annece” olmakla eleştirenler, bence hiç okumasınlar. Dimi ama? Burası bir blog, kimse kimseyi okumak için zorlamıyor, onu bırakın gazetelerdeki köşe yazarlarını bile istemiyorsa kimse okumaz. Ben şahsen okuduğum (gazete, sosyal medya, kitap yazarı vs) kişilerden abartılı ve bunaltıcı bulduklarımı bir daha okumuyorum, oluyor bitiyor. Yani diyeceğim, siz üstünüze alınmayın, aynen yazmaya devam edin. Beğenmeyen zaten okumaz. Biz okuyanlar yazılarınızı samimi buluyor ve seviyoruz.

    Benim sizinle tanışmam henüz 1 yılını doldurmadı ama her günüm sizinle başlıyor. Sizi okumaya başladığımda evli bile değildim, şimdi evlendim ve hamileyim. Sizin sayenizde güzel kitaplar okudum. Anneliğe heyecanım arttı. Daha ne olsun? Siz hergün yazmaya devam edin, sevgiler 🙂

  16. Merhaba Elif hanım;
    Ben ne evliyim, ne anneyim nede etrafımda küçük çocuk bebk yeğen kuzen hiç biri yok 🙂 ama her gün büyük bir merakla sizi takip ediyorum acaba derin naptı yada deniz bugün okulda nasıldı vs 🙂 yazılarınız hem çok gerçekci hemde çok eğlenceli:) gerçekler de eğlenceli olabiliyormuş 🙂 elinizi kaleminize yüreğinize sağlık 🙂

  17. Nihat2ın Annesi

    Blogcu Anne’yi tanıdığımda 8 aylık hamileydim. şu anda 35 aylık oldu oğlum. Ve inan seninle okadar çok şeyi paylaştım ki annelik adına….. İyiki blog yazıyorsun ve ben seninle tanışma fırsatnı buldum. Nice Nice senelere…. 🙂

  18. Çok çok teşekkür ederim tüm güzel sözleriniz için…

  19. duruşunuz çok güzel… her haliyle içten ve gerçek, mükemmel olduğunu ispat etmeye çalışan insanlarla dolu etrafımız, oysa sizinle ,hatalarımızla ,sakarlıklarımızla , eksikliklerimizle sevgi dolu anne olmayı önceliyoruz… terapi gibi blog . seviyorum siziiii

  20. Hep ama hep yaz, iyi ki varsin:)

  21. Blogun takipçilerinden olmama rağmen anne adayı değilim,önümüzdeki 20 yıl içerisinde de olacağımı sanmam.Ama iyi yazan insanları(özellikle de insanın gelişimi gibi hassas bir konu konusunda) okumak çok hoşuma gidiyor.Bir sürü anne-çocuk blogu var ama her alanda olduğu gibi bu alanda da öne çıkan,farklı olanlar.Siz bence bunlardan birisiniz Elif hanım.
    Ülkemizde başarı ve para(doğal olarak hayatını devam ettirmek) soru çözmeye odaklı olduğu için yazmak gibi yeteneklere pek dikkat edilmiyor,benim zamanımda bu değiştirilmeye çalışılsa da (96’lıyım),çok iyi hatırlıyorum,orta sondayken Türkçe hocamız her sınavda bize bir konu verir,bu konuda yazmamızı ister ve bütün sınıf o sorularda tıkanır kalırdı.Amacımız SBS’de 400 küsür yapmaktı,yazıya kimin ihtiyacı vardı? Bu yüzden genellikle ”yazabilen” insanlar,bunu belirli bir yaşa kadar göremez.Ben de sizin böyle bir insan olduğunuzu düşünüyorum,sıradan olduğunuzu da sanmıyorum.Belki başka bir konuda yazsanız bu kadar iyi olmazdı ama hayatın ”anne” halini en iyi anlatan blog yazarlarından birisiniz.

    • Bu yoruma, daha doğrusu yorumu bırakan kişinin profilini öğrendiğime ne kadar mutlu olduğumu anlatamam. Eminim siz yaşıtlarınıza göre daha farklı, daha farkındasınız. Daha önceki yorumlarınızdan da olaylara dahil, günceli takip eden bir insan olduğunuz anlıyordum zaten. Ancak ne yalan söyleyeyim, benden 20 yaş küçük birine hitap edebiliyor olmak beni çok mutlu etti. Çok teşekkür ederim.

  22. 2012 Seni tanıdığım yıl olarak kayıtlara geçti.. Bu kadar güzel anlatılamazdı..

  23. Elif Hn,
    Daha anne olmadan çook önce başladım blogunuzu okumaya, sizi izlemeye.
    Çok içten, bizden yazıyosunuz. Bu yazı 4 yılın özeti ve en güzel yazısı olmuş bence.
    Bana göre siz blog dünyasının Ayşe Arman’ısınız.