29 Yorum

Hatt-ı müdafaa yoktur

Sath-ı müdafaa vardır.

Ve o satıh, bütün evdir.

Böyle bir şey yok şekerim. Biri bitmeden biri başlıyor.

Diş çıkardık, kolik olduk, önce anaokuluna, şimdi ilkokula başladık falan derken… Çocuk sayısının ikilenmesiyle aynı anda mücadele etmem gereken konular sayısı da ikiye değil, adeta beşe katlandı.

Şimdi mesela ödev… Deniz okuma yazmayı büyük ölçüde söktü. Fakat ödev yapmayı sevmiyor (kim sever?). İşte tombala kartlarıyla falan eğlenceli hale getirmeye çalışıyoruz bu işi de… Her zaman da tombala yapılmaz ki, öğretmenin verdiği, yapması gereken şeyler de var sonuçta. Sorumluluk sahibi değil diyemem ama gelir gelmez ödevine oturan bir çocuk da değil kendisi. Eh, öyle olunca günlük diyaloglarımızda “Bugün ödevin var mı?”, “Ödevini ne zaman yapacaksın”, “Ödevini yanına al(m)ıyor musun?” türünden imalı tonda söylenen gıcık sözler ne yazık ki yer alıyor.

Hemen bir parantez açıp bu konuda almış olduğum bazı notlara yer vereceğim: Uzm. Psikolog Tansu Oskay’ın Ödev Savaşları konulu eğitimine katılmıştım bir müddet önce. Yaptırımsız, tehditsiz, ödülsüz/cezasız ödev yaptırmanın mümkün olduğunu anlattığı seminerinde demişti ki:

  • Ödevle ilgili topu çocuğunuza atın, ama siz de yanında durun (birinci sınıfta)
  • Zaman konusunda esnek olun. Akşam bitirmesi konusunda çok ısrarcı olmayın; sabah erken kalkan bir çocuk pekala ödevini sabaha bırakabilir.
  • “Zaman bütçesi” yapın. Okuldaki ders/teneffüs yapısını göz önünde bulundurarak örneğin 20 dakika ders, 10 dakika mola verin. 20 dakikada yapması gereken şeyi 15 dakika da mı yaptı? 5 dakikayı molaya ekleyin.
  • Birinci sınıflardan 20 dakikadan fazla oturmalarını beklemek gerçekçi değil.
  • Otorite siz olmayın, topu üçüncü şahıslara atın. Ödev konusunda hayal kırıklığı yaşıyorsa “Bilimadamları dedi ki, dikkat çocuklarda otomatik değil. Zamanla daha dikkatli olmaya başlayacaksın.”
  • Çocuğunuzun halihazırda çok şey başardığını unutmayın. Okula gidiyor, ders dinliyor, çantasını topluyor, servisle geliyor. Bırakın ödevinde de biraz sorun yaşasın.
  • Ödevini kötü yaptığı zaman sildirmeyin. Orada emek var.

Peki dedik. Uygulamaya çalışıyoruz. Yüzde yüz başarılı olamasak da en azından ödevin benim değil onun sorumluluğu olduğu fikrini oturtuyoruz gibi görünüyor. Parantezi kapatalım.

Ödev konusu hanemizdeki tek sorun değil. Derin’in bir ağzında lokma tutma sorunsalı var ki evlere şenlik! Ne zaman çıktı, nasıl çıktı bu sorun bilmiyorum; çeksin gitsin istiyorum sadece… Büyük mü konuştum, n’aptım bilmem ki… Kuzenim yapardı bunu… Saatlerce ağzında tutardı lokmayı. Öyle uyur uyanırdı. Yengem saçını başını yolardı; amcam parmağıyla bir o yanağına, bir bu yanağına ittirirdi de sonunda cinnet getirirdi. Derin’inki bu boyutta olmasa da oldukça can sıkıcı. Yuttu zannettiği bir lokmayı 15 dakika sonra hala ağzında tuttuğunu fark ediyoruz. Bu alanda kendimi nasıl müdafaa edeceğimi bilemiyorum.

Bir de bez mevzuu var tabii ki. İki ay sonra 3 yaşına basacak olan Derin kardeşimiz henüz bezi bırakmış değil. Ama olayın gayet farkında kendisi. Diyelim yemek yiyoruz, “Ben kaka yapıcam” deyip kalkıyor, sanki tuvalete gidecekmiş gibi. Zort, işini görüyor, ve yemeğine kaldığı yerden -ayakta olarak- devam ediyor. Artık bu kadar da yüzgöz olmak hoş değil yani, mutfağın ortasında kaka yapan ve bunu beyan etmekten hiç çekinmeyen bir çocuk… Allah’ım, ben nerde yanlış yaptım?

Söylediğine göre “bezler bitince” artık külot giyecekmiş. Kendi dedi bunu. İnanabilir miyim? N’apayım, yeni bez almayayım mı cidden? Alayım da saklayayım mı? Şaşırdım, kaldım. Bezler bitmek üzere, beş tane falan kaldı. N’apıcam ben, anneeeeee!!!

Bir başka oldukça mücadele gerektiren konumuz da bağırma meselesi. Şimdi, çocuklu evlerde ortalama desibelin çocuksuz bir eve göre çok daha yüksek olduğu malumumuz. Ve fakat bizimkiler erkek diye midir, nedir, bir bağırtı, bir böğürtü; duyan evde vahşi hayvan besliyoruz zanneder (aslında çok da farklı değil, ileride bunların da tüyleri falan dökülecek mesela). Güzel konuştum, olmadı; ceza verdim; durmadı. Seslerini bastırmanın tek yolu onlardan daha fazla bağırmak, ki ben komşumuzun yerinde olsam polis çağırırdım.

Kısacası geleneksel kardeş savaşları, bitmeyen kıskançlık krizleri, anne-onu-benden-daha-fazla-öptün, anne-ben-seni-hiç-kızdırmıyorum-di-mi yarışmaları farklı satıhlarda devam ediyor sayın seyirciler.

Ve ben kendimi hangi satıhta, nasıl müdafaa edeceğimi şaşıyorum.

Keşke sath-ı müdafaa olmasaydı; hatt-ı müdafaa olsaydı, biri bitip biri başlasaydı.

Kolay olurdu o zaman.

29 yorum

  1. Allah kolaylık versin. Ben bir tane oğlanla zor başediyorum. İkinciyi ne zaman istesem, zorlukları aklıma geliyor, hele bu bir büyüsün deyip, yerime oturuyorum. Hatta eşim ikinci lafını kalkınma planı gibi görüyor. Yani hedefinde var ama kimbilir ne zaman.Ödev konusunda ben de çocukken öyleydim sizi rahatlatır mı bilmem. Üstelik sınıfımın en iyilerindendim.Deniz’ e önce ödevimizi yapalım ki daha çok oynayalım derseniz belki işe yarar. Zira ben daha çok oyun oynama fikri nedeniyle ödevimi biran önce yapıp kurtulmak isterdim. Ama üzülerek söyleyeyim, çoğu zaman pazar akşamları kavga dövüş ödev yaptırırlardı bana, çünkü mutlaka bir ödevimi yapmayı bilerek bırakmış olurdum pazara. Üniversitede de finallere dek kitabın kapağını açmazdım. Ama sevindirici bişi söyleyeyim mezun oldum. :)))

  2. Günaydın Elif, alınma ama cidden sırıtarak okudum. Çok lâtifeli anlatmışsın. Vallahi neşe getirdin uykulu gözlerime 🙂
    Ödev konusunda; annem bana günlük zaman planı yaptırırdı. Kendi yapmazdı; benimle konuşur “Abla oldun artık, kendi planını kendin yapman gerekir.” derdi. Ben de büyüdüğüme ikna olup onun dediğini yapardım. Birşeyleri kendin yapmak ve sorumluluğunu kendin almak, küçük bir çocuksan hele, çok büyük duygular verebilir insana.
    O ders çalışma ve teneffüs planını da belki Deniz’le konuşup onun insiyatifine bıraksan? Belki işe yarar.
    Bir de ben, ilkokuldan üniversiteye kadar hep çalışkan bir öğrenci oldum. Ama ödevlerimi okuldan gelir gelmez yapmazdım. İnsanın biraz dinlenmeye, kafasını dağıtmaya ihtiyacı oluyor. Sabah erken kalkıp yaptığım da çok olmuştur. Sanırım önemli olan o ödevin sorumluluk duygusunu bir şekilde aşılamak. illâ ne zaman yapıldığı değil de okula gitmeden önce mutlaka yapılmış olması önemli….olabilir yani. Nacizane.

  3. çok hoş:)

  4. Ah bu ağzında yemek tutma konusu 5 yaşına girdi hala tutuyor ben her türlü şeyi denedim güzellikle konuşarak yada ceza sonunda aile kavgasına dönüşüyor eşimle bildiğin birbirimize giriyoruz ama değişen bişey yok birde bağırma bağırarak konuşma oynama oda büyük bir sorun bizde büyük bağırdıkça küçük (9aylık) o daha çok bağırıyor kafa yemek üzereyim çok az kaldı en kötüsü çocuk yüzünden eşle olan kavgalar hangisi daha çok yıpratıyor belli değil.

  5. benim oğlan tam 3 yaşında şu an ve bu bez konusu bizim evde de sinirleri geriyor malesef 🙁 geçtiğimiz yaz içinde biri gevşek biri epey sıkı olacak şekilde iki denememiz oldu. ikisinde de malesef umduğumuz sonuca ulaşamadık. beyefendi çok isteksiz ve hevessiz. lazımlıklar, klozet adaptörleri hatta alaturka tuvalette suyla oynama numaraları… hepsi süratle reddedildi. hiç biriyle gönlünü yapmadık. bazen acaba ben mi fazla umursamadım, daha mı fazla üstüne düşmeliydim diyorum ama değil yahu… lazımlığı gördüğü anda ağlama krizlerine giren, güç bela oturduğunda ben çeşitli hikaye kitaplarıyla oyunlarla o vaziyette tutmaya çalışırken ağlamaya başlayan çocuğu nasıl zorlardım ki? hatta klozete bir kez bile oturtmaya ikna edemedim. o denli yani… iki gün altını bağlamadım bezini açtım, bir kez halıyı ıslattı da nasıl ağladığını görseniz çocuğa bir şey oldu sanırdınız. nitekim yine prima kazandı 🙂 doktorumuza danıştığımda da “zorlama, psikolojisini bozma, kışı da atlatsın” deyince güçlendim, bırakıverdim. ama kakası geldiğinde söyleyip kanepenin arkasına gidip işini halletmesi ve gelip bana temizletmesi sahiden sinir bozucu. resmen biliyor ama tuvalete gitmek yerine kanepenin arkasını tercih ediyor. “ayyy çok geç kalmış, benim kız 1,5 yaşında temizlenmişti”ci teyzelerle annesini muhattap olmak zorunda bırakıyor. neyse kışı atlatıcaz artık, şu soğukta nasıl açayım poposunu… hem de taşınma telaşımız varken…

    şükür ki henüz ödev yapma(ma), kardeş kavgası gibi sorunlarımız yok… onları da tadacağız günü geldikçe… allah sağlık versin yeter ki…

    size de bol bol sabır diliyorum…

  6. hımmm…. bir de şu bağırma durumları… ne sinir bozucu di mi? malesef ben de sesini yüksek tonda kullanan annelerden biriyim. isterdim ki ben de bir “caillou’nun annesi” gibi olayım… ama yok işte, ne yapayım?

  7. Elif selam! Bez konusunda seni o kadar iyi anliyorum ki, oglum haftaya 3 yasina giriyor ve benimkinin kendine koydugu tarih cok korkutucu : “baba kadar olunca” kakasini tuvalete yapacakmis! Isin kotusu bana cektigi icin baba kadar olacagini hic sanmiyor doktoru:))) “Bezler az kaldi bitince napicaz?” masali bizde ters tepki yaratti. Azicik kalmis bez yiginini gosterip bu kadar bezin var dedigim gun tam 24 saat altindaki bezi cikarttirmadi ( akli sira tasarruf yapiyor) tuvalete yada lazimliga daha poposunu degiremedik…kakali bezi degistirtmeme huyu vardi onu da ” bocekler gelir kakalara” diye korkutup vazgecirdik, artik yapar yapmaz degistirtiyor. Iyi mi yaptim bocek konusunda bilmiyorum, seytan diyor git oyuncakciya su saka malzemelerinden bir avuc bocek al caktirmadan temiz bezine de at ve “aaaa artik temize de geliyorlar takmayalim bu bezleri artik” de….su yazdiklarimi bir psikolog okusa dover beni heralde:))))))). Odev konusuna gelince; annem ben okuldan gelmeden masamin uzerine yeni acilmis kalemler, silgi hazirlar, yanina da bir seker, cikolata, vb bisiyler koyar, bir bardak da meyve suyu hazirlardi. Ben kapidan girince hersey odulumle beraber hazir beni bekliyor olurdu yani…itiraz edemezdim..bir dene istersen, herseyi ortami falan hazir bulunca belki fikri degisir. Kolay gelsin hepimize…

  8. sevgili elif, yazılarına bayılıyorum. kendi sorunlarını anlatırken hislerime öyle tercüman oluyorsun ki sanki beni benden iyi anlatıyorsun. benim de iki kızım var ama saatte 7-8 kavga edebildikleri için senin oğlanlarla yarışırlar. ben ne yaptıysam baş edemedim senin çözüm önerilerin oldukça lütfen bizimle paylaş. sana ve iki çocuklu herkese kolay gelsin…

  9. Bu aralar Robert J. Mackenzie’nin “Çocuğunuza Sınır Koyma” isimli kitabını okuyorum. (Kitabın isminde bir anlatım bozukluğu var galiba “koyma” yerine “koymak” olmalıydı ) Ben de tıkanmış durumdayım çünkü. Yapacağı her iş için peşinden dolanıp defalarca söylemem gerekiyor. 6 yaşında artık bazı şeyleri kendi yapsın istiyorum. Şu an anaokulunda ama okula başlayınca başının çaresine bakması gerekecek. Kızmak, ses yükseltmek, tehdit, saç baş yolma fasıllarından geçtim artık. Problemi fazlalaştırmaktan başka bir işe yaramıyor. Bir de yüz göz oluyorsunuz ki en fenası bu. Otorite, karizma yerle bir. Kitaba yeni başladım. Hepsi bildiğimiz şeyler. Ama okuyunca farkettim ki biliyorum ama uygulamıyorum. Mesela tıkalı burnunu temizletmiyor, burnuna serum ya da lavaboda su çekip temizleme işini sevmiyor. Her sabah bu yüzden cebelleşiyorduk kendisiyle. Bu sabah sakin ve kararlı bir ses tonuyla “burnuna serum mu yapayım, yoksa su mu çekersin” dedim. Kısa bir düşünme ve “su çekelim anne” cevabı şaşırttı beni. Ona da seçme şansı verdim. Ama kaçacak bir yeri de kalmadı. Bu küçük basit bir örnek ama gün içerisinde buna benzer ne çok savaş yaşıyoruz çocuklarla ve bence anneleri asıl yoran şeyler de bu savaşlar. Yemekti, bulaşıktı, ütüydü bunlar yeri geliyor terapi gibi geliyor insana. Kitap yeni değil ama ben yeni tanıştım. İşe yarayacak gibi bir his var içimde.
    Benim de iki oğlum var ve evet iki erkek çocuk; biraz daha sabır, biraz daha fiziksel güç, biraz daha feragat, biraz daha ilgi, biraz daha oyun, biraz daha yardım, biraz daha yaratıcılık, biraz daha…istiyor.
    İki kızım olsaydı en çok evcilik oynardık beraber ki, bu benim bildiğim bir şey ,hiç zorlanmazdım. Resim yapalım, puzzle yapalım bunlarda sıkıntı yok. Ama hayvanları dök, bir orman yap kuzuları kurtlara yedir. Aslanlarla kaplanları birbirine kırdır. Onları tokuştururken elini kolunu sağlam kurtarabilirsen ne ala. Üstelik bir de ona göre dialog geliştir. Legolardan robot yap. Arabaları yarıştır derken saç baş diken diken günün sonunda. Bir de hoplamalı, zıplamalı, atlamalı vurmalı boğuşmalar var ki evlere şenlik. İki kardeşin birbirini itiş kakışından hiç bahsetmiyorum bile. Herhalde kız çocuklarında bu kadarı yoktur diye düşünüyorum. Ama bir de kız çocukları olan annelere sormak lazım tabi.

    • Bu son paragrafı ben de yazmış olabilirdim, o kadar benim için de geçerli bu durum.

      Ve bu kitabı çok duydum. Sanırım bir ara okumalıyım.

    • bahsettiginiz kitap güzel, ben de okudum.. kitaplar cok güzel fikir veriyor,zenginlestiriyor insani, ama yasadiklariniz,kendi kisiliginiz,evladiniz, hepsini bir sentez yapip sunmak ayri bir annelik sanati, her annenin sanati da baska..
      biz de tuvalet egitimini yeni tamamladik, ilk bir kac gün mahvolduk, ne lazimlik ne wc hic birine denk getiremedik ve oturmak da istemiyordu zaten, ama ben kararliydim ve geri dönmek istemedim, cocuklar annedeki bu hissi cok iyi anliyorlar emin olun, o yapti külotuna ben temizledim anlattim,esim pes etti hadi baglayalim dedi,yok dedim bir hafta süre verdim hepimize, bir damla bile lazimliga denk gelse büyük basaridir dedim devam etcem dedim, nitekim 3.gün denk geldi ve cok sevindik,abarttik:) tuhaftir ki cisinin rengine mestoldu,sari cis:) bir de kakasini bezetmeleri var ki evlere senlik:) eger cocugunuzla iletisiminiz iyi ise,yani siz cocugunuzu iyi anliyorsaniz,o da sizi anliyorsa kararliliginizi hissedecektir, bir kere basladiniz mi geri adim atmayin, böyle hazir degilseniz hic baslamayin,kendinizi buna hazirlayin önce.
      3 cocuk annesiyim büyük kizim 5 yasinda, digeri mayisin sonunda 3 olcak iste,oglum, bir yasinda bir de kizim var. hepsinin karakteri birbirinden farkli, hepsine göre ayri sanat gelistiriyorum:)
      hepimizin evlerinde ayni seyler oluyor, ne güzel yalniz degiliz! insan rahatliyor, kendine göre pay cikariyor..
      kolayliklar diliyorum hepimize..

  10. “Evimizin Halleri” ancak bu kadar güzel anlatılır.

  11. sizden ve blogunuzdan bir televizyon proğramı sayesinde haberdar olmuştum iyiki olmuşum o günden beri çok şey öğreniyorum,benzer şeyler yaşadıkça ve siz bunları yazdıkça yalnız olmadığımı hissediyorum suçluluk duyduğum şeyler yapıyorum bazen (bağırmak vb gibi) sayenizde normal olduğumu bir canavar anne olmadığımı hissetmem daha kolay oluyor .Size çok teşekkür ederim iyiki varsınız . hiç tanışmasakta benim en yakınlarımdan biri gibisiniz …

  12. Yeni güne, haftasonu tek başıma oğlumla uykusuzluk, diş çıkarma süreci ve 2 yaş sendromu, sinir konu başlıklarıyla tanımlayabileceğim bitmeyen 2 gün geçirerek başlamıştım ve öğlen işte yemekhaneye kadar gidebilecek gücü bile bulamazken senin satırlarını okumak içime su serpti Elif, elbette başkalarının sıkıntılarına sevindiğim için değil yazdıklarınla kendimi yalnız hissetmediğim için, çünkü insan bazen o kadar çaresiz kalıyor ki acaba çocuğumda bir problem var da ben mi anlayamıyorum diye günü hıçkırıklarla kapatırken, yazdıkların bana destek oldu, ama geçicek dimi hepsi geçicek..

  13. Elifcim İkizlerim var ve 2.5 yaşında bezden kurtulduk.. Hiç istekli değillerdi.. Bende o akşam şöyle birkonuşma yaptım.. ‘ Bana Bakın bez bitti.. Görüyormusunuz..!Marketede uzun bir müddet gelmeyecekmiş.. Ona göre bu gece altınızı ıslatırsanız bende fark etmezsem ıslak uyursunuz..’ ‘ Hakikaten bez bitmişti.. Bence evde bez olması annenin bu işe başlamasını geciktiriyor… Beze güveniyoruz ve bi türlü başlayamıyoruz.. O gece ikiside kuru kalktı ve hep tuvalete gittiler.. Bir iki kaçırma dışında pek vukuatımızda olmadı..

    Bence sende bezleri Derine saydırabilirsin her sarışında oda nekadar zamanı kaldığını anlar.. Kendini hazırlar bu duruma…

  14. bez konusunu hallettik ama agizda lokma bekletme yuzunden ben de sac-bas yoluyorum. 2ay sonra 3 yasina girecek ama her ogunumuz iskence. haftasonu 1 adet kofteyi 1 saatte yedirebildim. Esimle her ogun bu sebeple birbirimize giriyoruz. ac birakayim nasilsa acikir diyemiyorum cunku acikmiyor ekmekten baska sey yemiyor. nerde yanlis yaptim acaba? bu arada kiz cocugu ama evcilikten sonra favori oyunlarimiz legoyla hayvanat bahcesi yapmak, hayvanlari konusturmak, yastiklarla atcilik oynamak. iki dk otur bir durmadin kizim dedim aldigim cevap “ama popom durmuyor” Gulsem mi aglasam mi bilemedim.

    • Evet, geçecek. Sonra başka şeyler başlayacak. Diğer türlü çok sıkıcı olmaz mıydı? 😉

  15. Benim buyuk kizim da 3 yasinda tuvaletini soyledi.Oyun grubuna gonderdigimizde ordakiler bezi cikarip her cis yapisinda tuvalete kosturuyorlardu.Boyle bir yontem hic aklima gelmemisti, 2. gun cisini soylemeye basladi. Belki oyun grubunda diger cocuklarin tuvalete gidiyor olmasi da onu olumlu etkilemis olabilir. Sevgiler 🙂

  16. bende bez bitince bi daha almamıştım, 2-3 gün banyonun önüne filan yaptı yetiştiremeyip o arada alıştı, 3 yaşını doldurmasına 1.5 ay vardı

  17. Kız çocuk erkek çocuk ayrımlarına pek katılmıyorum. 6 yaşında ikiz kızlar, evde acayip bir gürültü “şen çocuk sesleri vallahi değil” ve gürültü içinde sesini duyurmak için ses tonu gittikçe cırtlaklaşan anne. Üstüne de 3 yaşına yaklaşmış erkek çocuk. Aynen tuvalete gitmeyi reddediyor ve ödül mekanizmasını geçtim ne rüşvetler denedim, olmuyor. Ben de yaza bıraktım. “3.5 yaşına kadar yolu var” deyip “altında bezle gezen ilkokul öğrencisi olmadığına göre” diyerek kendimi rahatlatıyorum. Ödev desen kızlardan biri yazmaktan nefret ediyor, bir gün “yaratıcı, sabırlı anne ” rolünü oynayabilsem bendeki zorlama sabır sonra aşırı gerginlik olarak elimize patlıyor. Sonuçta tek diyebildiğim “Şu annelik de iyi şeyler de kötü şeyler de çok çabuk geçiyor. Hatta keşke bu kadar çabuk geçmese diyoruz ya kasmamak lazım”. Kolay gelsin:-)

  18. Valla Elif bugünkü yazın ve bazı arkadaşların yorumları ikinci çocuk düşünenler için doğal korunma yöntemi işlevi görebilir 🙂 çok güldüm yine….bence ödev konusunda anormal bir durum yok…bu kadar ciddiye almak için çok erken olduğunu düşünüyorum. Neden ödev yapması gerektiğini anlayacağı bir dille tekrar açıklamalı ve sonra da sorumluluğu ona bırakmalısın. Çocuk için kendi deneyimleri bizim söylediklerimizden daha kalıcı olmaz mı her zaman.Sınıfta gerekirse bir kez mahçup olabilir. Bu da öğrenmesi ve başa çıkması gereken kıymetli bir duygulanım bence. Muhtemelen senin asıl kaygın bu değil, sanıyorum sadece ödev alışkanlığının oluşama ihtimalinden endişe ediyorsun belki ama o zaman da biraz daha sabır bence okula başlayalı sadece 4 ay oldu. Daha öncesinde oyun çocuğuydu.-ve aslında hala öyle- Bir de ödevin zevk verebilmesi için anlamlı olması ve bunu da çocuğun hissedebilmesi önemli. Tekrar tekrar at, tut , yayla, leyla,…vs. yazmayı anlamlı hale getirebilmek gerekli belki de….yani tombala ve türevi aktivitelere devam 🙂

  19. miniğin annesi

    anneeee diye bağırdığın an koptum 🙂 ben de bez bitti diye başlamıştım külot giydirmeye. işe yaramıştı

  20. Okurken daraldım benimde kızım seneye okula başlıyor üstelik tam o sıralarda 6-7 aylık bir kardeşi olacak kısa süre sonrada işe başlamam gerekecek falan bissürü şey üst üste yani … Benim fikrim Deniz’de herşey yolunda bence daha geçiş sürecinde çocukcağız hatta gayet iyi adaptasyonu.derinin ağzında lokma tutma olayı bence asıl sorun benim kızımdada vardı 1,5-2 yaş civarında sonra bitti çünkü ben hayatımın en önemli gündem maddesi yapmıştım bunu farkına varmadan yedi yemedi kaç kaşık yedi yine yutmadı kaç dakika oldu vs. bunu bırakınca porsiyonları da azaltıp bitirmenin keyfine varınca kendiliğinden geçti önce siz bunu aşıcaksınız yani küçük lokmalar verip üstünde durmayarak bez mevzusundada eminim benden çok şey biliyorsunuzdur ama ben bol bol su içirip eline çok sevdiği uzun süre konsantre olabileceği birşey verip lazımlığında oturtarak çiş yapmasını beklemiş yapıncada çok büyük sevinç gösterileri yapmıştım 3 günde bitmişti derin kadardı tamda ….

  21. yaşamnotlarım

    Sakın darılma ama neticede “onun kakası onun kararı” 🙂

  22. “ağzında lokma tutma” bu ve “parmağıyla bir o yanağına, bir bu yanağına ittirirdi ” bu bende de var ve ben de ne zaman başladı bilmiyorum ama çok vahim değil 5-10 dk sonra yutuyor ŞİMDİLİK. bir şeyi yapmasını istiyorsan 1 kere söyleyip, çekilmek gerektiğini istiyorsa ya da yapması gerektiğini anladığı zaman zaten yapacağını bilsem de ben de ANNEYİM ve sabredemediğim oluyor.
    Teoride biliyorum ama pratikte uygulayamyorum bazen.
    Tecrübeyle de sabit, bir gün yemek konusunda hiç ısrar etmedim, kendi yedi…

  23. Benim kızım da 2,5 yaşındaydı bezi bıraktığımızda. İkiz çocuk annesi bir arkadaşın gaz vermesiyle eve gidip tarihi(!) konuşmamı yaptım. Artık külot giyeceğini, çişini kakasını tuvalete yapacağını söyledim. Kendisi de kabul etti. Öyle bir anda bezi bıraktık. Başlangıçta çişini söylüyordu, kakası gelince ayakta yapmaya başlıyordu, ben kucağıma alıp yetiştiriyordum tuvalete. Şimdi herşey yolunda. Gece de bezlemedim kafası karışmasın diye. Yatağına koruyucu serdim sadece. İnan bana bezliyken daha çok çişi çıkıyordu. 1-2 kez gece çişe götürdüm ama daha sonra bunun gerekli olmadığını, yapacaksa engellemediğini okudum bir yerde ve vazgeçtim. Lokma tutma olayına da şöyle bir çözüm buldum demeyi isterdim ama maalesef eskisi kadar olmasa da arada tutuyor yine. Sanırım bir dönem pik yapıp kendiliğinden geçiyor. 14 aylık oğlum bile tutuyor. Bunların genlerine mi kodlanmış nedir.