14 Yorum

Rekabetsiz bir okul sistemi olabilir mi?

Aşağıdaki yazı Blogcu Anne okurlarından ve OnlineAnne.com yazarı Pınar tarafından kaleme alındı.

Pınar’ın diğer yazılarını onlineanne.com‘dan takip edebilirsiniz.

***

Rekabetsiz bir okul sistemi olabilir mi?

Bir karın ağrısı ilkokul ödül töreninden sonra daralmış durumdayım. Tam da “çocuklarınıza ödül vermeyin” muhabbetlerinin ortasındayken ben bir veli olarak gerçekten “ya lütfen okullarda da ödül vermeyin, hatta not vermeyin” demek istiyorum. Çocukların sadece kendi potansiyellerini gerçekleştirmeleri için teşvik edilmesi, birbirleriyle rekabete zorlanmamaları çok mu imkansız dersiniz?

Benim ikizler Amerika’da bir devlet okulunda 1. sınıf öğrencisi. Daha pek çok yerde okullar yeni açılmışken biz 2. döneme başladık. Kızlarımın okulu, standart testler konusunda ortalama olmasına rağmen, 20 kişilik sınıfları, ebeveynlerle diyaloga açık öğretmenleri,duyarlılık, saygı, sorumluluk ve azim konularını ilke edinmiş bir okul politikası gütmesi ve -benim için en önemlisi- çocuklarımın öğrenme isteğini canlı tutabilmeleri nedeni ile memnun olduğum bir okul.

1. dönem 1. sınıf ödül töreninde 100 kitap okuma ödülü, matematik ödülü, kelime ödülü, duyarlılık ödülü, sorumluluk ödülü, azim ödülü ve saygı ödülü olmak üzere bizim 1. sınıf öğrencilerine 7 konuda ödül verildi. Bizimkiler bu ödüllerden bir kısmını aldı, bir kısmını alamadı. Önemli olan neyi alıp neyi alamadıkları değil, ödül töreni sonunda alamadıkları ödüller için nasıl bozum olduklarıydı. Benim için daha beteri, biri diğerinden daha çok ödül topladı. “Önemli olan elinizden geleni yapmış olmak, aynen böyle devam edin, sizinle gurur duyuyorum” türevi konuşmalarla ilgilendiklerini hiç sanmıyorum. Konu “O aldı, ben niye alamadım, ben de çalışıyorum”da kilitlenip kalıyor. Ödülü önemsemeyen süreci öven bir laf etsen, ödül alan kendi başarısı küçümsendiği için mutsuz oluyor.

Ben bu ödül konusu ile ikizlerimin küçüklüğünden beri boğuşuyorum. İki tane oldukları için otomatik birine bir şey için “aferin” desen öteki “ya ben” diye ortaya çıkıyor. Ama konu kardeş kıskançlığı, ikiz çocuk meselesi değil aslında, yaşıt çocukların ödül için rekabeti. İkizi olmasa sıra arkadaşı ile rekabet edecek bu sistemde. Daha iki yaşındalarken “çişimizi yapıyoruz, aferin al sana sticker” gibi durumlar bizde zaten çişini yapamayan tarafından ceza olarak algılandığı için hiç işleme konamadı. Çiş bu, gelirse yaparsın, gelmezse çişim yok diye ağlanır mı? Ucunda ödül olursa ağlanır tabii. Hele etrafta rekabet ettiğin başka bir çocuk varsa daha beter ağlanır.

Geçen sene anaokulundan beri başlayan ilkokul maceramızda beni bu ödüller gerçekten öldürecek. Kendimi ödül törelerinde “Allahım, ne olur ikisi de alsın ya da ikisi de alamasın” diye dua ederken buluyorum. Her isim okunuşu ben de kalp çarpıntısı yapıyor. Bir de bencilliğime bakın, hadi benimkiler yırttı, var yine birkaç ödülleri; orada kös kös oturup hiçbirşey almayan çocuk ne yapsın? “Hadi çok uğraştınız, sonuç değil süreç önemli, size de ödül verelim” yaklaşımını da çocuklar anlıyorlar tabii ki.

Duyarlılık ödülü diye birşey nasıl olabilir? Bu ödülü almak için öğretmenin gözü önündeyse “düşen arkadaşıma yardım edeyim” ama öğretmen bunu görmeyecekse “tınmasak da olur” anlamına gelmiyor mu biraz da? Bütün sınıf matematikte çok iyi diyelim ki ama hepsi matematik ödülünü alınca kıymeti olur mu? Öğrenmede normal diye bir nokta tanımlıyoruz, normalin üstündeki çocuklara bayılıyoruz, normalin altındakilere ve hatta normallere bile kabuslar yaşatıyoruz. Bu arada normalin de çıtasını gitgide yükseltiyoruz. Öğrenmek dediğin bir süreç oysa, bugün matematik ödülünü alamayan üç gün sonra alacak kıvama gelecek zaten ama geçti artık zamanında alamadı işte. Artık beynine kazındı çocuğun “ben matematik ödülünü alamadım, ben matematikte iyi değilim”. Bugün okumayı sökemeyen de yarın sökecek zaten, her çocuğun gelişim seviyesi farklıydı hani? Niye gelişim seviyesi ilerde olanları ödüllendirmemiz gerekiyor?

Bunun çaresi var mı ben bilmiyorum. Bir anne olarak “böyle ödüller olmasın” demekten başka aklıma tek gelen kollektif ödül verilmesi. Bizimkilerden birinin sınıfında bir kavanoz var, çocuklardan biri iyi bir şey yaparsa kavanoza bir bilye atıyor öğretmen. Kavanoz bilyeyle dolduğunda bu sınıfın başarısı oluyor haliyle. Ödül olarak ya parti yapıyorlar, ya sınıfa o gün hepsi pijama ile geliyor, hepsine ayakkabasını sınıfta çıkarıp kitap okuma izni veriyorlar vs. Biz büyüklere saçma gelen böyle ayrıcalıklara bayılıyor çocuklar. Birinin başarısı hepsinin başarısı oluyor. Öbürünün sınıfında da var benzer yöntemler. Bunun türevlerine biraz kafa yorulsa çıkar bir sürü öneri. Evde tam yürürlüğe koyamadım ama “siz bir takımsınız” yaklaşımının teker teker ödül vermekten çok daha etkili olabildiğini gördüm. Ben de şimdi birinin kazandığı diğerinin kaybettiği oyunlar değil her ikisinin de takım olarak kazandığı oyunların peşindeyim.

Rekabet üzerine kurulu bir düzeni işbirliği düzenine çevirmek bir hayal mi sizce? Benim içim daralıyor bu kadar hırstan, rekabetten; sizi de daralttım mı?

***

Sizin de söyleyecek sözünüz varsa Blogcu Anne’de konuk yazar olabilirsiniz. Konuk yazarlık hakkında buradan bilgi alabilir, diğer konuk yazar yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

Yorum yap

Girilmesi gerekli alanlar işaretlidir. *

14 yorum

  1. Çok haklısın Pınar , sana çok çok katılıyorum .Aynı şeyleri düşünüyorum ve artık dayanamıyorum gidip bugün öğretmeniyle görüşücem.Yeter artık yahu. Notmuş , ödülmüş , ödevmiş . Çocukları mutsuz etmeyi nede güzel başarıyoruz..

  2. Şule Seda AY

    Montessori Metodunu okuyup, çocuklarınızı bu okullara gönderebilirsiniz. Amerika’da çok yaygın olduğunu biliyorum. Bizim ülkemizde henüz sadece Anaokulu seviyesinde var. ancak bu method çocukların sadece kendilerinin içinden gelen bir motivasyonla öğrendiği, bireysel bir eğitim metodudur. Çocuklar çok keyifli öğrenir, rekabet etmezler..

  3. Ben de bu rekabet sistemine karşıyım. Çocukların ve de büyüklerin kendi potansiyellerini gerçekleştirmesine önemli zararlar verebildiğini düşünüyorum. İnsanı, çalışmalarının sonuçlarıyla motive olmasını öğrenmekten soğutup ödül için çalışır hale getiriyor.

  4. Kızımın ana okulunda bu sistem uygulanıyor. Mesela törenler yoktur.Yılbaşı partılerini kendi aralarında kutlarlar.aileler katılmazlar. Sahne gösterileri asla yok.Sahibi pedagog hanımı bu davranışından dolayı hep takdır ediyorum. Kendisinin söylediği ve benim dogru buldugum sey sahnede başarısız olursa ömür boyu travma yaşayabilir biz çocuklarımıza bunu yaşatmayız.Onlar kendi içlerinde eğleniyolar der.
    Başkalarının çocuklarının törenlerine çok katılmışımdır ama kızımın henüz bir tören günü olmadı.Bu da iyi bir şey bence.

  5. Odul, odev rekabet dusundugumuz gibi kotu degil. Psikolog Jean Twenge’in Generation Me kitabini tavsiye ederim, baska bir bakis acisi getirebilir. Kuzey Amerika basta olmak uzere dunyaya yayilan cocuklarda “oz guven gelistirme” takintisinin narsist, mutsuz, ve sorumluluk almasini bilmeyen bir nesil yetistirdigini ve onemli olanim “self-esteem” degil “self discipline” oldugunu savunan bir kitap. Her anne baba okumali.

  6. Merhaba,
    Ödül bir taraftan ceza aslında. Ödül alamayan ceza almış hissdiyor kendini. Ya da ceza almış biri eğer bir ödülü beraberinde getiriyorsa cezanın etkisi ortadan kalkıyor. En fenası da ödülün bir süre sonra yetersiz kalması. Yani çocuk büyüdükçe ödül önemsizleşiyor. Bu ara çokça kafaya taktığım bir konuydu tam üzerine yazmışsın Pınar:) müsaadenle Thomas Gordon “çocukta dış disiplin mi iç disiplin mi” kitabı hakkında yazdıklarımı paylaşayım. Özellikle ödül cezanın zararını uzun uzun anlatıyor ve bana faydası oldu.
    http://gununcorbasi.blogspot.com/2013/01/cocukta-ds-disiplin-mi-ic-disiplin-mi.html?m=1

  7. Aslında bu ödül konusuna takışım “aman çocuklarımı mutsuz ediyor, kendilerini hep iyi hissetsinler” derdi kesinlikle değil. Tam tersine ödülün onları daha “hırslı” ve de daha “ben merkezci” olmalarına sebep olduğunu düşünmem. Okul ortamında ödül konusununda ise ödül alamayanlar için özgüvenlerini kötü etkiliyor”dan çok “öğrenme heveslerini kırıyor olabilir” kaygım var. Sanki ödül alanlarda da “ben ondan iyiyim” sahte yanılgısı yerleşiyor gibi geliyor bana. Ama ödül vermeyelim de ne yapalım’ın cevabını hala düşünüyorum. Öyle “self discipline” falan kulağa hoş geliyor ama pratikteki sorunlarımı benim pek çözmüyor.

  8. Sedef Kürüm

    rekabetsiz okul sistemi, başka pekçok insani sistemi kurmuş ve başarıyla yürütmekte olan isveç’te mevcuttur. uzun zamandır isveç, akademik dünya tarafından eğitim sistemi en iyi ülke olarak gösterilmektedir.

  9. Bu tür ödül gecelerinin ve öğretmenlerle velilerin egosunu tatmin etmeye yarayan müsamerelerin kalkması taraftarıyım ben de.Müsamere olacaksa bile basit bir şey olmalı ve her çocuk öne çıkmalı.Ben bu tür uygulamaların sınıfta gruplaşmalara yol açtığını ve çocuklara “hepimiz bu sınıfın değerli bir üyesiyiz” düşüncesini vermediğini düşünüyorum.Bu da küçük çocuklar için bir travma sebebi tabii.

  10. Bayıldım yazınıza, değindiğiniz noktalara, cümlelerinizden akıp gelen benimkileri de ayağa kaldıran isyanınıza, üzüntünüze, endişenize… İkiz değil benimkiler ama aynı soru bizde de var ‘ ya ben?’ Dördüncü sınıfa giden ağabeyimize öğretmeninin artan sınıf parasıyla aldığı sene sonu hediyeleri sebebiyle dört yaş küçüğümün ama niye bana da alınmadı diye hüngür hüngür ağlamasını durduramamış bir anne olarak karışığım. Elif doğum günlerinde sadece doğum günü çocuğuna hediye kuralını uygulayabilmiş. Ben böyle bir hedef koymadım ama yine yaranamadım. Bu konuda neler yapılabilir ya da bunu okulda dile getirdiniz mi? Merak ediyorum ve izninizle paylaşıyorum. Sevgiyle…

    • merhaba Figen, “ya ben” konularında ben biraz katıyım sanırım, umarım bu katılık ilerde bana sorun olarak dönmez. Birinin çabalayarak elde ettiği kazanımlarda “sen de yeterince çalışırsan senin de olur”, hediye konularında “herkes elindeki ile yetinmeyi bilecek” gibi gıcık anne sertliklerim var. Bu konuda pek acımam da yok, isterse ağlayabilirler çünkü hayat o anlamda zaten adil bir yer değil. Ama okulda ödül konusu özellikle de küçük sınıflarda eğitime özendirme ya da eğitimden soğutma potansiyeli olduğu için, bireyselliklere çok vurgu yapıldığı için canımı sıkıyor. Yazıda saydığım ödüllerin pek çoğunun da çalışmayla alakalı olduğuna inanmıyorum ki bu işin çoğunun gelişme farklılıkları ile de alakası var. Okulda öğretmene dile getirdim, rastladığım velilerle de konuştum ama pek kimsenin önemsediği bir konu değil açıkçası. Bir şey değiştirebildiğimi söyleyemem ama canımı dişime takarak da uğraşmadım açıkçası. Genel olarak bunlar “teşvik etme” kategorisinde görülüyor. zaten Amerika gibi bir toplumun temelinde de “rekabet” olduğunu düşünüyorum o ayrı. Türkiyeyi ise zaten küçük bir Amerika olma yolunda görüyorum. Yanılıyor olabilirim tabii.
      Sevgilerimle…

      • Özendirmek, rekabet… Bazıları şu ya da bu sebepten daha güvenli hissederken, gerçekten hak edenleri de bir kenara koyarak, büyük bir çoğunluğun mahzun bırakılıyor olmasını doğru bulmuyorum. Hep beraber bir şeyler başarmış olmalarına imkan verilecek bir düzenleme için kafa patlatmak lazım. Sınıf başarısının hedefte olması gibi… Güzelliklerle büyüsünler istiyor gönlüm. Teşekkürler geri dönüş için Pınar… Sevgiyle…