13 Yorum

Şimdiki Aklım Olsa Daha Önce Çocuk Yapardım

Beş Yıldızlı Söyleşiler’in bu haftaki konuğu İstanbul’dan Fulden Ayhan.

Fulden, evden çalışan ve bebeğine tek başına bakan bir anne. Dublaj çevirmenliği yapıyor, örneğin Law & Order, Parenthood gibi dizilerde Fulden’in eserlerini izleyebiliyormuşuz. Kendisi online olarak da oldukça aktif: fuldeninbebegi.blogspot.com adresinde bir blogu ve hareketli bir Twitter hesabı var. 

Fulden geçtiğimiz haftaki buluşmamıza kızı Begül’le geleceğini söyleyince hiç itiraz etmedim. Fotoğraflardan da göreceğiniz gibi Begül’ü bayağı bir kokladım, sıkıştırdım. Pek lezizdi, doyamadım. 

***

Anne olmadan önceki Fulden’i tanıyalım?
Çok sert, umursamaz, günü gününe yaşayan bir insan. Günü kurtaran, yarını umursamayan bir insan. Sık şehir değiştirirdim, sık iş değiştirirdim. Bir açıdan şimdiye kıyasla çok yalnız, mutsuz, tuhaf biriydim.

Anne olduktan sonraki Fulden? 
Gerçekten çevremdeki herkes, özellikle de eşim bunu merak ediyordu, acaba anne olduktan sonra ne olacaktım, nasıl olacaktım? Hamileliğin son trimesterında pamuk şeker gibi olmuştum, neredeyse çocuklaşmıştım ve eşim bana “sen herhalde bundan sonra hiçbir şeye sinirlenmezsin, böyle kalırsın” falan diyordu. Anne oldum ve açıkçası ilk iki ayı hemen hemen hiç hatırlamıyorum. Lohusa sıkıntıları, emzirmeye alışma dönemi derken, ilk günler cidden kötü geçti ve silikleşti. Anne olmak öyle zannedildiği ya da kabul edildiği gibi, “Tebrikler, hamilesiniz!” denildiğinde veya çocuğu kucağa alır almaz gerçekleşen bir şey değil bence. Kızım bir hafta sonra 1 yaşına basacak ve ben daha yeni anne olduğumu hissedebiliyorum. Kontrol daha yeni yeni bana geçmeye başladı. Haliyle ben de yeni yeni ne olduğumu, olmaya başladığımı anlıyorum. Anne olduktan sonraki Fulden daha çalışkan, daha tahammüllü, daha paranoyak, dünya adına daha umutsuz ama kendi adına artık yalnız hissetmeyen ve mutluluğu kolay kolay elinden alınamayacak biri diyebilirim.

Hamile olduğunu nasıl öğrendin? Eşine nasıl söyledin? Filmlerdeki gibi oldu mu?
Filmler… Bilmem, belki film gibi sayılabilir ama bir Notting Hill romantizmi söz konusu değildi. Hamile olduğumu, 3 hafta süren bir ağlama krizinden sonra şüphelenerek test yaptığımda öğrendim. O kadar acayip durumdaydım ki, bir gün işyerinden sevgilimi arayıp beni en yakın kliniğe götürmesini, bana diazemli serum taktırmasını söyledim ağlaya ağlaya. Gittik, serumu yedikten bir saat sonra hala ağlıyordum ve hiçbir sebep yoktu. Doktor bile şaşırdı. Ben dedim ya kafayı yedim, ya da hamileyim. Hamileymişim. Çok mutlu oldum çünkü 30 yaşından sonra bende otomatik bir çocuk yapma hissi başgöstermişti zaten. Sevgilime söyledim. Korktuğum başıma gelmedi, çok sevindi. Ben 6 aylık hamileyken evlendik.

İşte burası tam da film gibi olmuş, daha ne olsun? Peki, çocuk olduktan sonra eşinle ilişkiniz nasıl etkilendi? Bir de evlilik girince araya?
Başta neye uğradığımızı şaşırdık, itiraf edeyim. O ilk iki ayda o da ben de şaşkındık. Sonra ben kontrolü hızla elime alınca, eşim de çok rahatladı. Bazen “bilsem bu kadar iyi anne olacağını, 4 sene önce evlenirdik” diyor, kafasına bir şey indiresim geliyor!

Şimdi gayet komik, bebeğimizle beraber her şeye gülen eğlenen, her fırsatta dışarı fırlayıp bir şeyler yapan birileri olduk. Ben hamileyken, AVM’lerde falan gezerken yeni doğum yapmış anneleri ve eşlerini görüp, “neden bu kadar suratsızlar, neden mutsuzlar” diye cidden düşünür, merak ederdik. İlk iki ay neden öyle olduklarını anladık ve hemen o hatadan döndük. Şimdi her şey çocuktan önceki zamanların on katı daha iyi cidden.

Anne olmak sende neleri değiştirdi?
Mutfak ve yemek alışkanlıklarım tamamen değişti. Daha titiz oldum. (Ama evin halini gel de bir gör) Mutfağa daha bir bağlandım, sürekli kızım yesin diye bir şeyler yapıyorum. Daha çalışkan oldum. Eskiden işimi çok savsaklardım cidden, şimdi daha çok çalışmak için kendimi paralıyorum. Çevreye karşı git gide daha didaktik oluyorum. İlk zamanlar çok alttan alıyordum insanları, şimdi bıraktım o huyumu. Kızıma müdahale edildiğinde kıyameti koparıyorum açıkçası. Hiç hoşuma gitmiyor bana ahkâm kesilmesi. Ben de kimseye ahkâm kesmiyorum bu vesileyle.

Daha çok yenisin canım! Hele biraz eski, müdahale etmesen bile müdahale etmemek için dilini ısırdığın günler gelecek, bak gör 😉 
Ya şimdi de öyle… Bazen asla yapılmaması gereken bir şey gördüğümde delirecek gibi oluyorum ama kesinlikle bir şey söylemiyorum. İnsanlara ders verir gibi bir şeyler izah etmek istemiyorum, alınmalarını istemem. Bir nevi sana yapılmasını istemediğini başkasına yapma durumu.

Çocuğunu sevip sevmediğini sormama gerek yok. Annelik yapmayı seviyor musun? 
Ya, bayılıyorum. O kadar zevkli ki. Her ne kadar hızla büyümesi içimi sızlatsa da, her yeni gün bir şeyler öğrenmesi, her gelişimi bana inanılmaz bir haz veriyor. Ne zamandır bu konuda bir yazı yazacaktım ben aslında, annelik yapmakla ilgili ama konuya farklı bir yerden yaklaşacaktım, kısmet konuyu sana açmakmış! Ben 2004 senesinden beri köpek eğitmenliği yaptım. Bu vesile ile çok da fazla köpek baktım. Bir seferinde, elime 21 günlük, gözleri açılalı 1 hafta olmuş bir yavru geçti. Gerçekten çok aciz durumdaydı, ufak tefek, zavallı bir yavru. Bu zavallı yavruyu 1,5 ay boyunca, geceli gündüzlü, 2 saatte bir, biberonla beslemek zorunda kaldım. Dakiktim, 2 saatte bir uyanıp besliyordum, ağlamaları falan zerre rahatsız etmiyordu beni. Sonradan, kendi arama kurtarma köpeğim için, 3 sene boyunca, her sabah saat 7’de uyandım, onunla günde 4 saate yakın, antrenman yaptım, düzenli bir hayat kurdum, yediğine içtiğine aşırı dikkat ettim, çünkü bir iş köpeği eğitiyordum. İşte o zamanlar hep şunu düşünüyordum. Bir köpek için bile bu kadar azim, sebat gösteren ben, bir çocuğum olsa nasıl olurum? Buradaki kıyas kesinlikle çocuk/köpek kıyası değil. Bu, benim nasıl bir insan olduğumla alakalı aslında. Neticede bir özveri söz konusu. İşte ben bunun cevabını aldığımı düşünüyorum kendimce. Annelik yapmayı da çok seviyorum, çünkü ben ortaya bir şeyler çıkarmayı çok seviyorum. Doğamda, yapımda bir şeyleri yontmak ve şekillendirmek var. Bu yüzden, anneliğin bana yakıştığını da düşünüyorum.

İşten devam edelim… Freelance çalışmak ve annelik nasıl gidiyor? Gidiyor mu?
Sadece 2 aydır çalışıyorum. Öncesinde iki kez girişimim oldu ama aldığım işleri geri gönderdim. Yetişemedim. Şimdilerde, gidiyor ama çok zorlanıyorum ve çok yoruluyorum. Yine de şikâyetçi değilim. Evden çalışmayı da çok seviyorum. Maddi anlamda çöktük biz benim çalışmadığım aylarda, o yüzden çok fazla seçeneğim de yok aslında. Gitmek zorunda şimdilik.

Kendine nasıl vakit ayırıyorsun? En son ne zaman kuaföre gittin? Sinemaya? Kocanla baş başa yemeğe?
Kuaföre gideli 2 ay oldu. Saçlarımı kestirmeye gittim. Saçla başla uğraşacak zamanım kalmadı pek çünkü. Sinema alışkanlığımız pek yok. Ama olsaydı da gidemezdik, ben bir senedir Begül’den hiç ayrılmadım. Bir senedir yaptığımız en değişik, sosyal aktivite, evlilik yıldönümümüzde kızımı akşam uyuttuktan sonra, eşimle beraber eve 100 metew ötedeki Lavazza’ya gidip bir kahve içmek oldu. Biz baş başa yemeğin falan da pek heveslisi değiliz, her şeyi elimizden geldiğince çocuğumuzla beraber yapmak istiyoruz. Mesela ben –kimse kırılmasın ama- yılbaşında çocuğunu bırakıp dışarı çıkan insanları biraz garipsiyorum. İnsan neden yanında çocuğu olmadan eğlenir ki?

Bu soruyu sana birkaç sene sonra tekrar sorarım, o zaman farklı bir yanıt verebilirsin! Gelelim bununla ilintili bir konuya: Suçluluk duygusuna yenik düştüğün oluyor mu? Hangi konularda?
Çalıştığım zamanlarda özellikle, ben bilgisayar başında iş yaparken, Begül saatlerce tek başında takılıyor.

Yardımcı/bakıcı var mı evde? Yoksa cidden seni saatlerce yalnız bırakan bir çocuğun mu var?
Maalesef yardımcım yok. İstediğim kriterlere sahip bakıcı/yardımcıyı maddi anlamda tutma şansım da şu an için yok. Ama bakıcı tutma isteğim zaten çocuğu tamamen devralması amaçlı değil. Neticede ben hep evde olacağım. Ama daha rahat çalışabileceğim. Çünkü yaptığım iş saatlerce aralıksız çalışmayı ve kafa dinginliğini gerektiriyor. Oysa şu anda 10-15 dakika aralıklarla bilgisayar başından kalktığım çok oluyor. Bu yüzden bazen gerçekten çok üzülüyorum. Bir de uyku eğitimi vermedik biz, nedense konunun önemini kavrayamamışız başta, bu konuda bu ara o kadar sıkıntı çektik ki ben günlerce ağladım çocuğa düzen kuramadım diye. Çok suçluluk hissettim.

Şimdi kurdun mu?
Yok valla, çocuğun 1 haftalık düzenini kağıda döksem, bilinçli anneler beni katrana bulayıp üzerime tüy döker sokakta gezdirir herhalde! Ama ailece üzerinde çalışıyoruz.

Kızına vermek istediğin değerler neler? İleride sana nasıl biri olursa/ne dese “Tamam, ben bu –annelik mertebesinin- hakkını vermişim” dersin?
Akrabalarını sevsin. Bazı insanlar var, yani kendi ailelerinde kuzenlerini, yeğenlerini sevmiyorlar, çocukları kendi kuzenleriyle yarıştırıyorlar. Öz kardeşiyle kavga gürültü, kendi amcasına teyzesine düşman tipler. Bunu çok garipsiyorum ben. Bizim ailemiz çok bağlıdır, Begül’de de bunu yaşatabilmek isterim. Böyle bir insan olmaması için uğraşacağım. Doğayı, hayvanları, bitkileri, insanları sevsin. En çok da kendini sevsin. Kimseyi parası için sevmesin. Ve parayı haddinden fazla sevmesin. Çalışmaktan kaçmasın. En önemli değer ise iyi bir Beşiktaşlı olsun. Fanatiğiz!

Çocuktan önceki hayatına göre en büyük değişiklik ne oldu? En çok neyi özlüyorsun?
Maça gitmeyi özlüyorum. En son gittiğimde 6 aylık hamileydim, tribünün merdivenlerini zar zor çıktım, eşim yanımdaydı ve ilk yarıdan sonra ne kadar yorulduğumu görüp maça gitmeyi yasakladı! Şimdi kızım biraz daha büyüse de beraber gidebilsek diye bekliyorum. Gece çok dışarı çıkardım bir de eskiden, bu da bir değişiklik sayılır tabii ki, şimdi evdeyiz çok şükür, gündüz çıkabilsek göbek atıyoruz ama açıkçası gece çıkmayı, ortamları falan hiç mi hiç özlemiyorum, eksikliğini de çekmiyorum.

Bence bu sadece çocukla alakalı değil, yaşla da alakalı. Benim yaşımda, hatta benden 5-6 yaş daha genç arkadaşlarım/kardeşim/kuzenlerim bile eskisi gibi “alemlere akmaktan” haz etmiyorlar artık. Yaşlandık!

Peki, çocuk yetiştirmenin seni en çok zorlayan tarafı ne?
Önceleri ne yedirip ne içireceğim bu çocuğu zehirlemeden derdindeydim, şimdilerde işin disiplin kısmı devreye girdi. O kadar çok yaklaşım ve ekol var ki, insan kime itimat edeceğini şaşırıyor. Asker gibi bir çocuk yetiştirmek istemiyorum ama bir yandan sözümü de dinlesin istiyorum. Neyse ki etrafımda hatırı sayılır güzellikte çocuk yetiştirmiş 1-2 anne var, onlar sağ olsun sorularımı yanıtsız bırakmıyor.

Çok şanslısın. Tecrübeli anne arkadaş candır.
Bir anne olarak kendinle gurur duyduğun anlar/alanlar neler? Sence neyi gerçekten iyi yapıyorsun?
Gurur duymak demeyim de, meyvesini aldığım, beni memnun eden yaklaşımlarım var tabii ki. Birçok gelişimi erken oldu Begül’ün, erkenden emekledi, yürüdü mesela, düşer ağlar diye kısıtlamadık. Saldık gitti. Çocuk da şimdi canı gerçekten yanmadığı durumlarda mızıl mızıl ağlamıyor mesela. Çocuklar gerçekten tepkilerle şekilleniyor. Biz de eşimle o tepkileri yerinde kullandığımızı düşünüyoruz ki ben bu konuda sadece annemin bana ve kardeşime olan yaklaşımlarını taklit ediyorum. Gene yemek konusunda Begül’ü hiçbir şeye zorlamıyoruz, sen de okumuşsun, Carlos Gonzales’in kitabı doğrultusunda bir “yerse yer, yemezse illa bir gün yer” taktiğini uyguluyoruz, gayet iştahlı, verdiğin her şeyi deneyip tadına bakan, nadiren bir şeyi beğenmeyen bir çocuk kendisi. Üşür diye yaz sıcağında kat kat giydirmedik, doğduğundan beri çıplak gezer Begül, hala hasta olmadı hiç. Geçenlerde bir gün nezle oldu, süper panik olduk, meğer senin meşhur diş nezlesiymiş. Kendimden utandım aslında, kızımı tanıyamamışım diye düşündüm. Çünkü kızım kolay kolay hasta olmaz, bunu bilmeliydim.O kitap benim de her annenin (ve hatta çocukla iletişimde bulunacak olan herkesin) okuması gereken kitaplar listesinde ilk sıralarda yer alıyor. Kesinlikle okunmalı, tercihen bebek doğmadan.

Neyi daha iyi yapmak isterdin peki?
Kendime daha fazla bakabilmeyi isterdim. Şu anda cidden paçoz kategorisindeyim maalesef.

Bir günün nasıl geçiyor?
Sabah 8-9 civarı uyanıyoruz. Begül’ün kahvaltısını hazırlıyorum. Yedirip işin başına oturuyorum. Begül zaten 1 saat içinde uykuya geri yatmak istiyor. Uyutuyorum ve çalışmaya devam ediyorum. O arada öğle yemeğini hazırlıyorum. O uyanıyor. Yemek yiyor. Dışarı çıkmayacaksak bahçeye iniyoruz. Biraz gezip geri geliyoruz. Ben gene çalışmaya devam ediyorum. Saat 17 gibi ikinci uykuyu istiyor Begül ama uyursa, gece kesinlikle uyumadığından işi gücü bırakıp onu oyalıyorum. Eşim gelince çocuğu kendisine postalayıp işe geri dönüyorum ve nihayet Begül uyuduktan sonra huzurla çalışabiliyorum. Gerçekten bir gün eğer evdeysek istisnasız böyle geçiyor. Aralara elma, muz, mandalina falan gelecek çünkü çocuğum meyve arsızı!

Sanırım işinin çoğunu akşam yapıyorsun bu durumda? Seni Twitter’dan da takip ediyorum, gece kuşu durumdasın sürekli! 
Sabaha dek çalıştığım oluyor sıklıkla, zaten düzenimizin bozukluğunun sebebi de bu, açıkçası sabah 7’de ben yatmak zorundayken kızımı kaldıracak gücü bulamıyorum.

Senin gibi bir annen olmasını ister miydin? Bir başka deyişle, çocuğunun yerinde olmak ister miydin?
Ben isterdim ama o ister miydi bunu ancak 15-20 sene sonra öğrenebiliriz sanırım.

Cümleyi tamamlayalım: Şimdiki aklım olsa… 
Daha önce çocuk yapardım.

Boşluğu dolduralım: Anne olmadan önce … zannederdim/derdim/düşünürdüm./
Hayatın bir anlamı olmadığını.

İkinci çocuğu düşünüyor musun?
Üç çocuk düşünüyorum aslında, bakalım, kısmet.

Tek cümleyle: sence kime ANNE denir?
Kendi çocuğuyla ilgili bir hayal kurup sanki platonik aşkını düşünüyormuş gibi midesinde kelebekler uçuştuğunu fark eden ve şaşıran kişiye anne denir.

Prima

Bu söyleşi Prima’nın desteğiyle yayınlanmıştır ancak yazdıklarım kendi fikirlerimdir. Prima’yla Beş Yıldızlı Söyleşiler’in tamamını buradan okuyabilirsiniz.

13 yorum

  1. Kesinlikle muh-te-şem bir röportaj olmuş! Bazı söylediklerini kendime çok benzettim. İçten içe anne olmak için sabırsızlanıyorum.
    Ve 6 aylık göbekle maça gitmen çok hoşuma gitti; ilâhi! :))
    Bu güzel söyleşi için teşekkürler Elif. ^_^

  2. Gunaydin!
    Giristeki bir cumle benim biraz kafami karistirdi: “bebeğine tek başına bakan bir anne”…Ben bunu -esi, partneri, bebegin babasi olmadan bakmak olarak” algilamistim. (Yazinin ilk gidisati da kafamda birden oyle olusturdu.)

    Ben bebegin babasi varsa ve aile beraber yasiyorsa bunu tek basina bakan annelik olarak göremiyorum. (Yani single mom-evlenmemis, bosanmis, ayrilmis, baba/es destegi olmayan bir cocuk/anne vs. durumlari yoksa kastettigim.). Cunku ben de yardimcisiz, bakicisiz, temizlikcisi vs. olmadan ailelerimizden de km.lerce uzakta cekirdek aile sekliden cocuk buyutuyoruz…..ve tekbasima-single- anneyim demek gercektende yanliz -essiz babasiz annelere haksizlik gibi geliyor….–Sizler ne dersiniz????

    Misafirin “ilk annelik ilk ask zamanlariyla” ilgili sozlerini ise samimi buldum…:-) herkesie belki 10 dakka, 1-2 saat, belki 40 gun belki 6 ay ugrayan dogum cinleri olsa gerek…en onemlisi savmak onlari..

    • Bu yazidan sonra gazete de su haber denk geldi…1- Onun da isigi altinda cok ÖZEL degilse ilk 6-ay Turkiye sartlarinda “bekar hamileydiniz” bu konuda aileden, cevreden, hatta gittiginiz dr.dan (ki sanirim özeldir, SSK da vs. tepkiyi dusunebiliyorum) herhangi bir elestiri -merakli bakislar, acaba evlenecek misiniz gibi sorular, ya da aman cocuk gelmeden biran önce evlenin tarzinda saliklar duydunuz mu?
      2-Sartlar baska olsaydi evlenmeden cocuk yapar miydiniz?
      3- ya da cocugunuzu evlenmeden dogurmayi dusunmediniz mi hic?
      4-Bekarim/evlenemeyiz/evlenmek istemiyorum(z) diye Kurtaji siz ya da -sevgiliniz o gunlerde hic dusunudunuz mu?

      ps: evlenmeden-bekar hamile kaldigi icin ve bunu da dile getirdigi icin de misafiri -sizi takdir ediyorum. Evlilik oncesi iliskiler haram, ama resmi nikahla evliyken 3-4 hanimla imam nikahi kiymak helal bu memlekette…
      Universite son sinifta hamile kalip, kurtaj sirasinda yapamayacagina karar verip, 22 yasinda 3 aylik hamileyken evlenen, 17 agustos depreminde evleri yikilan ve depremden 3-4 gun sonra dogum yapan ve suan 13,5 yasinda bir cocugu olan arkadasim var ki galiba o bebek ve esi basina gelen en guzel sey diyorum… evlenmeden bebegini1999 yilinda doguramayacakti…ve hatta ne bizlere ne de kendi ailesine bunu son aylara kadar da soyleyemisti….12 yil sonra siz, meslek sahibi ve 30 yaslarinda 6 ayda olsa bekar hamile bir kadin olmus olarak ne dersiniz bugun gelinen noktaya?

      Hastanelerde yasalarda yer almamasına karşın kürtaj yaptırmak isteyen kadınlara evlilik cüzdanı soruluyor, tecavüz sonrası kürtajda 20 hafta sınırı bulunmasına karşın sorun çıkarılarak uygulanmıyor, 8 haftayı geçen gebeliklerde “teçhizat yok” denilip anestezi uygulanmıyor, bekâr hamile kadınlar aşağılanıyor. http://cumhuriyet.com.tr/?hn=392736&kn=7&ka=4&kb=7

      • sevgili yasemin, 1. hayir, kimseden aman acil evlenin yaklasimi gormedim, bunun birincil sebebi, kimsenin bana bu sekilde yaklasamayacak olmasi, cunku cok kizarim. ikincisi, etrafimda o tarz bir kafaya sahip kimse yok, eger varsa da bana hic belli etmemisler, aferin onlara. 21 yasindan beri (99’dan beri) ailemden ayri yasiyorum, her kararima saygi duyar kendileri, burada aileden kastim, 70li yaslarindaki bircok buyuk teyze, amca, hala ve dayiyi da kapsayan, oldukca genis bir aile. ve hamile oldugumu ilk andan duyurdugumda, inanir misin bir kisi bile evlilikle ilgili dusuncemi sormadi. esimle 3 senedir zaten beraber yasiyorduk. peki neden evlendik? 2. sorunun cevabini vereyim o zaman, sartlar baska olmasaydi da evlenmezdim. esim evlenmek istedi, ben de cok mutlu oldum ve olur dedim. yazida bahsettigim korku, evlenmemesi degil, cocugu istememesiydi. evlendim, cunku evlenmeden cocuga karsi olmadigim gibi, evlilige de karsi degilim. gelinlik melinlik, bunlar guzel seyler. 3. sorunun cevabini 2.’de vermis bulundum. 4. hayir, daha onceden dusuk, ve kurtajim oldugu icin, kurtaji dusunmedim, cunku yasim ilerledi, o riski almak istemedim. esimle tanistigim andan itibaren kafamdaki tek sey cocuk yapmakti zaten, 4 senedir aklimi yiyordum cocuk cocuk diye, firsati tabii ki kacirmadim. ama evet, maddi acidan, plansizdi. plansiz ama istenmeyen degil, yanlis anlasilmayim.
        su anda da, hamile kaldiktan sonra evlenen ve bunu cevrelerinden ya da kendi degerleri yuzunden gizleyen insanlar var, evlenmeden once hic ses etmeyen kisiler, evlendikten bir hafta sonra hamileligini acik edebiliyor, bu onlarin bilecegi sey, beni ilgilendirmiyor gercekten. saygi duyuyorum. 12 sene sonra turkiye’de degisen en ufak bir sey bile yok. ve degismeyecek de. yani bugun bir noktaya gelmis degiliz, turk insani muhafazakar. en modernim, kemalistim, cagdasim diyeni de oyle, kocasi izin vermeden istedigini giyemeyen, bir arkadasiyla 3 gunluk tatile gidemeyen kadinlar ulkesi burasi. cunku ozu muhafazakar.
        kendi acimdan, evlenmeden hamile kaldigimi belirttigim icin takdir edilmek, sizi kirmak istemeyerek acikca soylemeliyim ki, hic hosuma gitmiyor. cunku bunun takdir edilecek bir yani yok. bunu takdir etmeyi birakin, surada uzerine konustugumuz icin bile cok rahatsizim. bunu dile getirmek zorunda kaldigimiz, sanki bir alternatifmis gibi uzun uzun yazistigimiz icin cok rahatsizim. bu, toplumsal bir mesele oldugu icin cok rahatsizim. bizi bu hale getirenler utansin diyecegim ama iste, kimse getirmiyor, biz boyle yapiyoruz.
        ilginize cok tesekkurler. sevgiler 🙂

        • Hosunuza gitmesese de Vakit ayirip bana cvp verdiginiz icin ben yine tesekkur etmek isterim. Ben kirilmadim. Amacim ne sizi ne de benzeri yasamlari yargilamak degil. Tam tersine belki konustukca konu uzerinde önyargili olan–dedigim gibi imam nikahli 3-4 esi olup ama tek esiyle nikahsiz yasamak ondan cocuk sahbi olmak isteyen insanlara hak taninmamasina, onlari ahlaksiz gibi gören kafa yapilari degisir diye…Zaten ben bu bloga da genel de yazarken farkliliklar yaratalim alternativ olalim amaciyla yazmiyorum. Aslinda zaten bircok farkliliklar –baskalarinca aykiri, alternatif ama bir baskasi icinse en dogali ve normali yasamlar ve secimler var. Önemli olan o tip oykuleri duyup, onlara saygi duymayi ögreniriz diye dusunuyorum. “bizi bu hale getirenler utansin diyecegim ama iste, kimse getirmiyor, biz boyle yapiyoruz.” Ama siz yapmamissiniz, ve herseye ragmen bu bir adim degil midir, Herkes icin…. Röportajda bunlari siz kendinizi “cok alternatifim, cool karakterim vs. diye ön plana cikartmamak icin anlatmadiginizi da anliyorum”.

          • Merhabalar Yasemin, Fuldenle aranizda gecen konusmayi takip ettim. Ilginc bir konu aslinda, benimde bir kac gundur uzerinde dusundugum bir konu. Bu konunun beni bu kadar dusdundermisinin sebebi su anda Amerikada yasiyor olmam ve cevremde bir suru bekar anne gormem. Ayda iki dafa katildigim 16 kisilik bir anne gurubunun 3 uyesi liseli 15 yasinda kiz ogrenciler. Birisi 8 aylik hamile diger ikisinin 8-9 aylik bebekleri var. Aileleriyle yasiyorlar ve erkek arkadaslariyla evlenme gibi bir planlari yok. Bu cocuk yastaki annelere ve daha buna benzer bir suru orneklere baktigimda icim ciz ediyor. Bu annelerin daha kendileri cocuk, nasil cocuk buyutecekler onu bir kenera birakin nasil yalnz cocuk buyutecekler diye surekli dusunuyorum. Bu bebek ler normal aile duzeni icinde buyumeyecek ve size daha inanin boyle normal aile duzeninde buyumeyen bir suru yuzlerce ornek verebilirim. Sebebini dusunuyorum niye bu ulke bu kadar rahat hersey nasil bu kadar normallesmis diye, tam bir cevap bulamsamda cedvabin bir kismi sosyal baskinin neredeyse hic olmamasi. Burda her aile her birey kendi deger yargilarina sahip ve onu uyguluyor. Bazi konularda toplumsal deger yargilar kendini tamamen tuketmis. Dolayisiyla bunu goren bilincisiz gencler iyice rehavete dusmus evlilik disi genc annelik bile oyle cokta anormal karsilanan bir durum hic degil. Dolayisiyla saglikli aile yapisinda yetismeyen sagliksiz bir nesil yetisiyor burda.

            Ha butun bu gozlemlerden sonra Turkiye harika bir ortamda bu muhafzakar dusuncelere devam edilmeli felan HIC demiyorum. Gecenlerde Diyarbakirda kuzenleri tarafindan tecavuz ediltikten sonra hamile kaldigi icin amcasi tarafindan oldurulen 15 yasindaki kizi 3 gun aklimdan cikaramadim. Boyle carpik bir sosyal yapi nasil olusmus bunun cozumu nedir diye gunlerce de onu dusundum. Toplum veya aile basikisi yuzunden evlilik disi hamilelikerine kurtajla son vermek zorunda olan insanlar her zaman icimi ciz etmistir.
            Cokta varmak istedigim bir nokta yok aslinda sadece bu aralar benim cok dusundugum bir konu oldugu icin oyleseine dusuncelerimi paylasmak istedim:)

            • merhaba.
              ben reality cevirileri yaptigimdan, cbs icin bircok belgesel cevirmistim. o belgesellerde gercek olaylar konu ediliyor ve simdiye dek cevirdiklerim arasinda, konunun oznesi olan ailelerden bircogu, evlenmeden beraber yasayan insanlar ve cocuklarindan ibaretti. bu benim de hep ilgimi cekmistir. 15 yasinda doguranina denk gelmesem de, 18-19 yasinda doguran bircok genc kiza rastladim. beraber yasamak iyiydi de, cocuk yasta daha lisedeyken uremek, o pek iyi degil iste, haklisiniz.
              ama kultur farki, sadece bu konuda degil, tum aile yasantisinda kendini gosteriyor. ben her hafta kayinvalidemi ziyaret etmezsem ayip oluyor, orada anneanneler, babaanneler dedeler torunlarini senede iki kez gorunce family reunion deniliyor. bu acidan, aslinda orayla kiyaslanacak herhangi bir durum da soz konusu degil gibime geliyor.
              sevgiler 🙂

              • Merhaba Fulden,

                Kiyaslamak soyle yalnis olmaz, eskiden burda da toplum baskisi ve toplum degerleri cok farkliymis. Insanlar bu konularda bu kadar rahat degilmis. Mesela daha bugun konustugum bir arkadasim Babasinin ilk esinin yillar once babasindan ayrilarak cevrelerinden baska evli bir adamla girdigi bir iliski yuzunden bosandigini ve diger adamla evlendigini anlatti. (Diger adam da evliymis) o zaman lar cok ama cok aykiri bir durummus. Yasadiklari kasaba da o kadar tepki almislarki adam isine devam edememis ve baska yere tasinmislar. Bugunlerde ise boyle bir durum cok tutucu cervreler tarafindan yine de anormal karsilansada artik yavas yavas normallesmeye yakin bir hale almis . Okullarda her 3 ogrenciden 2 sinin Annesi babasi beraber degil. Soylemeye ve dusunmeye calistigim sey bazi sosyal konularda gelen liberalist dusunceyle beraber sosyal yapiyi ayakta tutan cekirdek aile kavrami da yavas yavas eriyor. Bu farkli konu digebilirsin ama bizim konustugumuz konuda da bu eskiden boyle degilmis yani eski nesil icin, (esimin babaannesi ve anne annesi ) icin birlikte yasama kavrami kabullenemez biseymis ve o neslin cok aykiri buldugu bir seymis. Yani eskiden sosyal anlamda bu konularda aramizda cok ta buyuk farkliliklar yokmus.

              • Biraz onceki yazimin formati icn kusura bakmayin okunmasi epeyi zor bir sekil olmus niye oyle oldugunu anlayamadim.

  3. Fulden’e twitter dan beşiktaş hakkında yazdıgında görmüştüm. İlginç gelmişti ve taki petmeye başladım ve tabi ki blogu öğrendim. Begül’ün gelişimini 6-7 ayır takip ediyorum neredeyse 🙂 Bugünde doğum günü sanırım mutlu yıllar diliyorum onlara.

    3 yaşında çocuğum var ve Fulden’in geçirdiği evreleri çok iyi anlıyorum. 3 çocuk konusundaki cesaretinden dolayı tebrik etmek istedim.

    İyi günler herkese

  4. Kesinlikle cok icten bir soylesi olmus. Bayildim! 🙂

  5. ben de parmakları üzerinde yükselen o prensese bayıldım 🙂
    içimi gıdıkladı tek kelimeyle…

  6. Bu fıstığı ct günü gördüm ve sevdim 🙂 Oğlum Kubilayla dolanıp durdular buyaka avmde 🙂
    İnternet anneleri buluşmasında…
    Maaşallah diyorum..