21 Yorum

Her çocuk kendi hikayesini kendi yazar

Kazasız belasız birkaç gün geçmesini bekliyordum bu yazıyı yazmak için. Bu olduğuna göre, sanırım artık Derin için bezi bıraktı, tuvalet eğitimini tamamladı (bu ifadeden çok haz etmiyorum aslında, köpek değil ki bu çocuk?..), daha amiyane tabirle çişini kakasını tuvalete yapıyor diyebiliriz.

Her şey geçtiğimiz yaz başında Derin’in, “Tuvaletim geldi!” demesiyle başladı. Ve hemen bitti. Nitekim Derin hazırmış gibi yapmış ancak hazır olmadığını açık ve net bir şekilde belli etmişti. Ne de olsa zorla tuvalet eğitimi olmazdı.

Geçtiğimiz hafta başında, Derin’in birkaç haftadır süren “Bu bedler bitinde ben tülot diydem” şeklindeki beyanlarını ciddiye almaya karar verdim. Hakikaten de bezlerin bittiği gün -ki geçen haftaki kar tatilinin başına denk gelir- Derin’e bir daha bez almadım. Aslında aldım da, ona söylemedim. O da almadığımı zannetti.

O gün, uyandığında külot giyeceğini söyleyerek öğle uykusuna yattı. Israrla bezlerin bittiğini söylememe rağmen kalktığında biraz şaşırdı. Endişeli bir şaşkınlıktı bu. “E sen demedin mi bez bitince külot giyicem diyen, al sana külot” dediğimde istemeye istemeye giydi külodunu. “Migros’tan alsaydın keşke” demeye getirdi. Ve gün boyunca tuvalet dışında her yere işemeye devam etti.

O gün olur muydu, olmaz mıydı, hazır mıydı, değil miydi diye sorgulamakla geçti. Evet, bu ikinci tuvalet eğitimi tecrübemdi, ancak her çocuk farklı olduğu gibi her süreç de farklıydı. Deniz’de yazdı, salmıştık bayıra. Kaldı ki Deniz çok daha uyumlu, yumuşak bir çocuktu. Derin ise dediğim dedik, öttürdüğüm düdük bir tipti. Kendisi istemediği sürece bir şeyi yaptırmak mümkün olmadığı gibi istekli olup olmadığı da belli değildi.

Hemen Alo Pınar Mermer acil danışma hattını (!) aradım (İnsanın uzman psikolog bir arkadaşının olması ne güzel…). Dedim ki “Pınar, imdat. Bu çocuk hazır mı, değil mi, emin olamıyorum.” Pınar emin olmamı sağladı. “Sence?” dedi. Düşündüm: Bence değildi. Hazırmış gibi yapıyordu, belki bizi mutlu etmek için, belki ona “bezi bıraktığı zaman Abi olacağı” söylendiği için. “Konuş onunla” dedi Pınar. “Tamam” dedim. Telefonu kapattım. Kararımı vermiştim: Ona “Derin’ciğim, sanırım sen hazır değilsin; istersen bezi geri takabiliriz, sen hazır olduğunda yine deneriz” diyecektim.

Ve Derin’i kucağıma aldım. İsterse bez giyebileceğini söyledim. Yanıtı “TÜLOT!” oldu. Haydaaaaa! Buna hiç hazır değildim. Ancak sanırım, öğlenden bu yana geçen süreçte o beni geçmiş, benden daha fazla hazır olmuş ve külot giymeye karar vermişti.

Peki dedik. Günün geri kalanını kah tuvalete yetişmeye çalışarak, kah halıları sulayarak geçirdik. O gece “uyku bezi” adı altında bezini takıp öyle yatırdık. Sabaha kuru kalkacağını hiç düşünmeden…

Nitekim öyle oldu. Ertesi sabah bezi kupkuruydu. Hal böyle olunca olaya biraz daha sistematik yaklaşmaya karar verdim. Ve çıkartmaları devreye soktum, nı nı nı nıııııın:

Bunlar, evdeki çeşitli çıkarma kitaplarından aşırttığım çıkartmalardı. Arabalı olmasının dışında hiçbir özelliği yoktu. Aslında Derin bunları biliyor ve tanıyordu. Ama işte şimdi kitaptan çıkarıp duvara yapıştırınca daha cazip olmuşlardı. Derin’e “çişini her tuvalete yaptığında bir çıkartma alacağını” söyledim.

Aksi gibi o gün kar fırtınası oldu. Önümüzdeki iki gün boyunca kar tatili olacak, Deniz de evde tepemde olacak, yetmedi, babaları hasta yatacak ve ben hepsiyle uğraşmak zorunda kalacaktım. Ancak bütün bunların bu süreçte avantaj olacağını düşünememiştim.

Ve Derin çişini tuvalete yaptı. Ve bir çıkartma aldı. Her nasıl olduysa o sırada Deniz de bir yerlerden çıkartma bulmuş; bir tane de o verdi. Derin’in pek hoşuna gitti; her tuvalet ziyaretinde bir tane benden, bir tane abisinden çıkartma alıyordu. İyiydi valla, kısa günün karıydı.

O gün öyle geçti. Gün sonunda evin çeşitli odalarındaki kalorifer peteklerinde şöyle bir manzara vardı:

İkinci günün sonunda, akşam yatarken Derin bez istemedi. İşte buna hiç hazır değildim. Deniz’de belli bir müddet (birkaç ay) gece bez kullanmaya devam etmiştik. Ne bileyim, aksini düşünenemiştim, uykuma kıyamamıştım. Yine kıymayacaktım ama Derin istemedi. Çok net bir şekilde bez istemediğini, “tülot” istediğini söyledi. Boynum bükük, kabul ettim. O gece ilk kez bezsiz yattı.

Gece bir kere kaldırdım. Yine de sabah üstü hafif ıslak uyandı.

Bu süreçte bir başka sorun başgösterdi: Derin üç gündür kaka yapmıyordu! Naa niii naaa niii, KIRMIZI ALARM! İşte bundan çok korkuyordum. Tuvalet eğitimi sürecinde kakasını tutan, sonrasında da kabız olan, acıyacağı için kaka yapmayan, yapmadığı için acımaya devam eden ve korkunç bir kısırdöngüye giren çocukları duymuştum. İmdat’tı.

Facebook’tan birçok öneri geldi:

  • Zeytinyağı içir!
  • Kuru kayısı yedir!
  • Kayısı hoşafı içir!
  • Duphalac ver!
  • Sakın üstüne gitme, inada biner!
  • Oyuna çevir, oyuncaklarına kaka yaptır!
  • Balı ılık suda erit, içir!
  • Sabah kalkınca ılık su ver!
  • İstiyorsa bezini tak!
  • Bezini takma, geri adım atma!
  • Küvete sıcak su doldurup içine oturt!
  • Güle Güle Kakalar’ı oku!

Bir kısımını denemiştik; bir kısmını daha denedik. Sonuç: kaka yapmada başarılı oldu, ancak isabetsiz.

Efendime söyleyeyim, rahatlamıştık. En azından beze yapma değil, “tuvalete yapmama” sorunuyla karşı karşıyaydık, ki onun da üstesinden gelirdik evelallah. Geldik de… Bir Pazar sabahı derken, vakit çok erken, kahvaltıdan sonra Derin’in suratı değişmeye başladı. Hop! oturttuk tuvalete (adaptörle). Ve… Ta taaaa! Bir kutlama, bir şenlik! Derin’eeee, abisindeeeen 10 çıkartmaaaa! Annesindeeeeen 20 çıkartmaaaaa! Yatak çıkartmalardan geçilmez oldu.

Geriye bir tek okul sorunu kalmıştı. Nitekim Derin Efendi öyle her önüne gelene altını değiştirtmediğinden okuldaki öğretmenlerini bugüne kadar bir kere bile bezinin yanına yaklaştırmış değildi. Haliyle ilk gün tuvalete götürmelerine de karşı çıkınca okulda ufak bir kaza yaşanmış, üstü kapanmıştı.

Bir sonraki okul gününde öğretmeni Derin’i tuvalete benim götürmemi söyledi. Öyle yaptık. Sonrasında ihtiyacı olduğunda öğretmenlerinin ona yardımcı olacağını söyledim. Bir tanesine lütfedip izin verdi, diğerine vermedi (o öğretmeni bir gün elini yıkarken elindeki çıkartma çıktığı için onunla aralarında -Derin taraflı- bir husumet var).  Neyse, o günden beri okulda çiş yapma olayıyla da barıştı.

Gel zaman git zaman, bugün itibarıyla 10 günü devirmiş bulunuyoruz. Ufak tefek kazalar olsa da, gece iki kere kalkarak, gündüz genelde hedefi tutturak hayata devam ediyoruz.

Derin bu işi çok sevdi. Kendine bir haller oldu, uzun zamandır görmeyenler “Havalara girmiş bu” diyor. Hakikaten kendini pek bir büyümüş hissediyor, büyüdü de. Yemeğini kendi yemeye çalışıyor, her şeyi “Ben kendim yapıcam” diyor, daha bir söz dinliyor.

İnsanlık için küçük, Derin için büyük, benim içinse hüzünlü bir adım oldu bu. Ve geride kaldı.

Anladım ki:

  • Çocuğun hazır olması çok önemli. Hatta ilk ve tek kriter.
  • Bu süreçte onunla konuşmak, hiçbir şekilde zorlamamak çok önemli.
  • Yazın olması? Evet, avantaj ama emir büyük yerden (çocuk) gelirse yaz maz dinlemiyor
  • Geri adım? Bence atılabilir. Derin atmamı isteseydi atacaktım.
  • Ödül kesinlikle işe yarıyor. Ne olacağı çocuktan çocuğa değişir; ancak bu çıkartma işi bizde iki seferdir test edilip onaylandı.
  • Daha önce tecrübelenmiş olmak çok da işe yaramıyor, nitekim:
  • Her çocuğun (tuvalet eğitimi) hikayesi farklı…

Bizim hikayemiz böyle… Bu süreçte bizi yalnız bırakmayan, yorum ve önerileriyle destekleyen, kaka, çiş, pırt, zırt muhabbetlerine göğüs geren herkese teşekkür eder, benzer yollardan geçecek olanlara kolaylıklar dileriz.

21 yorum

  1. güneş’imizin bez bırakma hikayesini de bu yazıyı okur gibi kolayca bitirsek çok sevineceğim:)

  2. Elif, lazimliga hic oturtmadiniz mi? Eger oyleyse neden lazimlik kullanmadiniz? Hemen ilk etapta tuvalete oturtmak daha mi iyi?

    Sevgiler

    • Zeynep, bizde My Carry Potty var, ancak şu aşamada Derin’e biraz küçük geliyor. Adaptörle tuvalete oturttuk. Adaptörsüz kesinlikle kabul etmedi, kıyameti kopardı hatta.

      Bir de Fisher Price’in (müzikli) lazımlığı vardı, ve fakat kime verdiğimi hatırlamadığımdan kayıplara karıştı. Onun boyutu oldukça güzeldi, eğlenceli bir lazımlıktı. Şu süreçte o olsa Derin için daha da kolay olabilirdi belki.

  3. Haydi bakalım nicelerinin başına,hadi bakalım Derin Efendi bir çıkartma da benden sana:))sevgilerimle.

  4. insanın tuvalet eğitimi ile ilgili bir yazı okurken gözleri dolar mı ? valla doldu. “çiş-kaka hikayesi okurken ağlayabilen kişiye anne denir” :)) sevgiler elif..

  5. Darısı başımıza, 31 aylık oldu ama dah aağzından çiş-kaka duymadık. Kaka yaptığında bile söylemiyor. Bu konuda çok söyleniyoruz acaba o yuzden mi tumden rafa kaldırdı bu tuvalet olayını bilmiyorum 🙁

  6. Tebrik ederim. Çıkartma fikrine bayıldım. Bizde yavaştan yavaştan başladık ,darısı başımıza…

  7. hayırlı olsun…Biz de yaz ortası niyetlenmiş pek yol kat edemeyince ertelemiştik.Kızım bugün tam 28.ayını dolduruyor,ara ara lazımlığa çişini yapıyor(kakasını hiç yapmadı),çok nadir de olsa bez bağlatmak istemiyor vs ama genel olarak bakınca sanırım henüz hazır değil.Açıkçası ben de değilim galiba…doğru zamanda,hayırlı bir şekilde darısı başımıza…

  8. Haydi gözünüz aydın, bir devir daha kapandı 🙂

  9. Benim oğlum da çıkartmalara bayılıyor. 29 aylık oldu. lazımlığa keyifle yapıyor ama tuvalete daha denemedim. ananesi bakıyor ve ona hiç söylemiyor. Kendi evimizse baksa söyler belki ama bilemedim. Onun hazır olmadığını ben düşündüğüm için henüz başlamadık tam anlamıyla. Derini tebrik ediyorum..

  10. Haydi hayirli ugurlu olsun. 🙂 Elif, tez zamanda bu konuda yazacagim. Senin bu deneyimin, universitede bir donem aldigim pedagoji derslerimizde hocamin anlattiklariyla oyle ozdeslesiyor ki. Soyleyecegim cok sey var, dolayisiyla burayi isgal etmek istemiyorum. Sergiledigin anlayisli tutum kesinlikle cok cok onemli. Ayrica cikartma odulu supermis! Tebrikler!

    Sevgiler…

  11. önceki yazilarinizin birinde biraktigim yorumda oglumun da gecen ay bezi biraktigindan bahsetmistim, sükür hersey yolunda,yalniz külota gecisimizle birlikte yeni bir durumla karsi karsiyayim,oglum pipisini kesfediyor, 32 aylik kendisi,iki gündür alt tarafini hepten soyup pipisiyle oynarken yakaliyorum, asiri tepki vermiyorum,gülüp dalgaya da almiyorum tabi,ilgisini baska yöne cekmeye calisiyorum ama yalniz kalinca tekrar basliyor,üstüne gitmeyip bekliyorum bakalim nolcak.ama ister istemez bir endise hasiloldu. ya hep devam ederse, acaba neden yapiyor, kesfettigi besbelli bez varken hic farkinda degildi. cisini yaparken bakmak istiyor. bakarken de hep disina tasiriyor:) merak ediyorum sizlerden de böyle bir durumla karsilasan oldu mu? ne yaptiniz,nasil atlattiniz? ayri bir yazi konusu aslinda bu da, tavsiye edebileceginiz linkler varsa sevinirim..
    saglicakla kalin..

    • Oğlu Bezi Bırakınca Pipisini Ellemeye Başlayan Analar Kulübüne hoş geldiniz 🙂 Ben pedagojik bir yorum yapamam ancak bunun (1) normal olduğunu biliyorum, (2) tecrübe ettim. Şöyle düşünün: Tuvalet eğitiminden çok önce bile altını değiştirirken elleri bacak aralarına gidiyor bebelerin (kız ya da erkek). Ne de olsa bu duygu onlara haz veriyor, vücutlarını tanıyorlar. Bunun çok normal olduğunu, tepki göstermemek, ve kesinlikle utandırmamak gerektiğini biliyorum. Siz kitap okurken pipisiyle oynayan bir çocuğa tepki vermemek zor; ancak bir yaştan sonra bunların özel bölgeler olduğunu, dokunmak istiyorsa kendi özelinde yapması gerektiğini, ortalıkla yapmaması gerektiğini anlatmaya çalıştım ben.

      Ha, bu arada, bunun bir de birbirlerine gösterme süreci var, o daha da keyifli (!): http://blogcuanne.com/2011/05/11/herkesin-pipisi-kendine/

      • 🙂 hosbulduk. normal oldugunu biliyor insan ama ilk defa yasamak farkli bir sey, 5 yasinda kizim var onda bu kadarini gözlemlememistim. linkini vermis oldugunuz yazinizi okumustum önceden,daha neler görcez:)zaten kizim gecenlerde kardesine gösteriyordu,bak ben cisimi burdan yapiyorum diye, farkli boyut ve ortamlara tasimazlar umarim.. 🙂
        cevabiniz icin tesekkürler..

  12. 1 senedir çişini kakasını tutabilmesine ve de 36.ayını doldurmasına rağmen ısrarla bezinden başka yere tuvaletini yapmayan bir oğlum var.

    Bez takmadığımızda saatlerce tutuyor ve altına kaçırana kadar tuvalete, oturağa yapmıyor.

    Neler dedik, ne çıkartmalar, arabalar verdik bana mısın demedi.

    Okula başlayacak 1 ay sonra, acaba orda öğretmenleri becerebilir mi, ne dersiniz.?

  13. Epey zorlu bir süreç, hem çocuklara hem de anne-babalara kolay gelsin! Bizim oğlan da 18 aylık, kaka demeye başlayınca oturttuk tuvalete. Henüz çok küçük olduğundan çişini söylemiyor ya da farkedemiyor. Kaka olayında da haftada birkaç kez denk getiremediğimiz oluyor. Bezi tamamen bırakmadık yani. En zorlu kısım dışarda olduğumuz saatler olacak sanırım.

  14. Tebrikler. Derin’ e kocaman aferin. Arda da tuvalete geçiş kararını kendi verdi. 2012 Haziran ayında tatile gittiğimiz otelde bez takmadık ve otel kuralı olduğunu söyledik Arda’ ya. Oteli çok sevdiğinden uydu. Ama kakada zorlandık. Akşamdan akşama yapıyordu. Eve dönünce kaka için bez bağladık gene. sonra eylül ayında kreş seçimi için bir iki kreşe götürdük Arda’ yı. Üstün Dökmen’ in Küçük Şeyler Anaokulunu çok sevdi. Bu kez kreşe bezli çocuk almıyorlar, kakayı da tuvalete yapman lazım deyince kolayca kakayı da tuvalete yapmaya razı oldu. Böylelikle hem kreşe uyum sağlayacak mı endişemizin hem de kakayı ne zaman tuvalete yapacak endişemizin çözümünü bizzat oğlum buldu. Bu çocuklar gerçekten her şeyi kendi hazır olduklarında yapıyorlar.