13 Yorum

Cincüce’nin Gebelik Günlüğü, 36. hafta

Cincüce Banu’nun bu hafta morali yerinde! 

Banu’nun hafta hafta hamilelik yazılarının tümünü buradan okuyabilirsiniz.

***

Herkese merhaba!

Artık iyiden iyiye geri sayım başladı. Ne zaman ne olacağı belli değil. Belki bebek tam zamanına kadar bekleyecek; belki ben bu satırları yazarken usul usul gelmeye karar verecek. Bu belirsizlik heyecan verici. Hakkında pek çok şey okuduğum halde hiçbir fikrim olmayan bir deneyimi yaşamaya hazırlanıyorum. Çok merak ediyorum doğum sürecini, doğum anını. En önemlisi o sürecin sonunda yaşamımıza katılacak eşsiz armağanı görmeyi… O kadar sabırsızlanıyoruz ki!

Geçen hafta Yıldıray’la, aile bireyleriyle, arkadaşlarımla uzun uzun konuştum. Sonuçta karmaşık ruh halimden eser kalmadığını, kafa karışıklığımı tam anlamıyla geride bıraktığımı söyleyebilirim. Gelen yorumlarınızın da bunda payı var. Son günlerde en sık söylediğim şey “Ne olacaksa olsun!” (Umarım ilerleyen günlerde yine yan çizmem! 🙂 )

Geçen sene, rahmimdeki problem yüzünden öyle olumsuz şeyler işittim ki, o denilenlere kalsaydı hamile kalmam mümkün değildi. Diyelim ki hamile kaldım, düşükle sonlanacak; düşük olmazsa erken doğum riski olacak; o da olmazsa böbreğim mutlaka bir arıza çıkaracak; hamileliğimi böbrek kaybını önlemek için böbrekte bir kateterle geçirmek zorunda kalabilecektim. Ne oldu? Hiçbir şey. Çok rahat, çok güzel, keyifli anlarla dolu, hep gülümseyerek anımsayacağım bir hamilelik geçirdim. Her şey olabilecek en iyi şekliyle geçti. Bundan büyük avuntu olabilir mi? Şu saatten sonra bir şeyleri dert etmenin ne anlamı var? Dert edilecek bir şey mi var? Ne olacaksa olsun!

Bu haftaki kontrolümüzde şu meşhur kordon yerli yerinde duruyordu. Oysa geçen hafta bebek o kadar kımıldandı ki, açıkçası kordonu birkaç tur daha dolanmış bulmayı bekliyordum. Bu haftanın yeni haberi amniyon sıvısında azalmanın olması. “Amniyon sıvı indeksi” denilen bir ölçüme göre sıvının ultrasonda 5-8 cm. arasında ölçülmesi, sıvının azaldığına işaret ediyormuş. Bu birim5 cm’nin altına inerse tehlike başlarmış. Bende5 cm’in biraz üzerinde çıktı. Sıvı daha da azalabilirmiş ya da yeniden normal düzeye çıkabilirmiş. Doktor bu hafta bol bol su içmemi tembihledi. Her gün içtiğim suya fazladan bir litre daha eklendi böylece. Gözlemeye devam edecekmişiz. Bakalım normal düzeye çıkacak mı?

Okuduklarıma göre amniyon sıvısının azalması gebeliğin ilk yarısında çok büyük riskleri de beraberinde getiriyormuş. Fakat benimki gibi gebeliğin sonlarında ortaya çıkarsa, bebeğin artık kaybedeceği bir şey olmadığı düşünülerek, gerekirse doğum başlatılabiliyormuş. Bu duruma neden olan şeylerin başında plasenta yetersizliği geliyormuş. Benim durumumda sebeplerden biri uterusun (rahmin) küçük oluşu olabilirmiş. Ve su azlığının sonuçlarından biri de kordonun sıkışması olabiliyormuş. (Daha ayrıntılı bilgi almak isterseniz aşağıdaki bağlantılara göz atabilirsiniz.)

Peki ben bunları duyunca ne yaptım? Bunları duymanın bendeki etkisi ne oldu? Açıkçası hiçbir şey. Başta da dedim ya, ne olacaksa olsun, diye. Yüzdüm yüzdüm kuyruğuna geldim. Endişe edecek hiçbir şey kalmadı. Bebeğim sağlıklı. Kalp atışları düzgün. Stres altında olduğuna dair bir işaret yok. Hareketleri maşallah kungfucuları aratmayacak kıvamda… Eee öyleyse? Haydi gelsin artık!

Herkese güzel bir hafta diliyorum.

 

13 yorum

  1. Sonunda “ne olacaksa olsun” kıvamına gelmişsin :))

    budan sonraki zamanlarda işinize en çok yarayacak şey sabır..bundan sonrasını bebeğe bırakıp, gelme isteğini beklemek..

    sevgiler, pinar..

  2. İnşallah hayırlısı ile bebeğini kucağına alırsın. Senin için ben heyecanladım 🙂 Benim oğlum 6 aylık oldu. 3 hafta erken geldi ve normal istememe rağmen sezeryanla oldu. Gerçekten hiçbirşeyi aklına takma, planlamak, endişelenmek işe yaramıyor. Bu blogta hamileyken okurdum annelerin tecrübelerini… Hamilelik, doğum, bebeğini kucağına vermeleri, o bit kadar boyu düğme kadar ağzıyla seni emmeye çalışması çok çok güzel… Şimdi yazarken bile duygularım yoğunlaşıyor, burnumun direği sızlıyor, duyduğum sevgiden gözlerim yaşarıyor… Sağlıkla, kolaylıkla, rahat bir şekilde doğurmanı diliyorum…

  3. Sevgili Banu,
    Bence bebeğiniz hangi yöntemle dünyaya merhaba derse desin çok şanslı bir bebek olacak, onu tüm pozitif duygularıyla sarmalayacak bir annesi var. Olumsuz düşüncelerden sıyrılmanıza sevindim. Benim doğumum suyumun azalması nedeni ile suni sancı ile başlatıldı. İnanın hamileliğimin başında suni sancı da benim en korktuğum ve hiç istemediğim bir yöntemdi ama ogün doktor bunu yapmasının artık zorunlu olduğunu söylediğinde hiç umursamadım, çünkü bebeğime kavuşacaktım. Nitekim korktuğum gibi de olmadı, son derece rahat ilerledi doğumum.

  4. Ben 41 hafta bekledim inat ettim plesanta curumeye basladi dedi doktor ne inadim kaldi ne bisi dedim bosver ha normal ha sezaryen nitekim bebegim kalcama yerlesmis donememis ve ayaklari bildigin mavi mor dogdu son gun 6 dakikada bir sancim vardi ama hic bi ibare yoktu gene hamile kalsam beklerim normal olsun diye allah kavustursun saglikla kucaginiza alin ins.

  5. Bir avazda doğurursun inşallah 🙂

  6. Oh, aman aman!! Senin bu bakış açın zaten herrrrşeyi yoluna sokan ve sokacak olan. Gör bak, bebeğin onun ve senin için en doğru zamanda ve en doğru şekilde gelecek. Hiç bir terslik de çıkmayacak. Yan çizmek yok; aynen böyle devam! 😉
    Sevgiyle,
    Derya

  7. yasemin kocabas

    saglikla gelsin insallah boz de bekliyoruz:)))

  8. sevgili Banu, moralinin yerinde olmasına çok sevindim, zira bu ara en önemli şey bu 🙂 bebek de sen de sağlıklı olun da gerisi teferruat…bebeğini sağlıkla kucağına alman dileğiyle…

  9. biraz daha moral verelim zaten rahatlamış olan annemize (: maşallah sadece karnınız büyümüş (: ne popo, ne basen hiçbir şey yok.

  10. Günaydın , 35. Haftama girerken rüyalarımda en büyük korkumu yaşamaya başladım. Bir türlü doğuramamak. Banu senin zamana bırakışın bana da gelecek mi acaba, yoksa son ana kadar bu korkuyla mı devam edeceğim. Herkes nasıl doğurduysa sende doğurursun fikrini içermeyen bir tavsiyeye çok ihtiyacım var. Tabii doğumun yaşamın en büyük mucizesine aracılık eden acı değil olgunlaştırıcı bir süreç olduğunu ifade eden okumaların da işe yaramadığını belirtmem gerek. Fikir olarak tamamen katılıyorum ama o anı düşündüğümde panik olmaktan kurtulamıyorum. Lütfen yardım eder misiniz? Sanki bu korku sadece benim başımda gibi hissediyorum. Herkes o kadar olumlu ve mutlu ki sadece ben mi korkuyorum…

    • Merhaba Nedret,
      Bence korkuyor olman kadar doğal bir şey olamaz. O olumlu düşünenler, hep pozitif olanlar ve yazdığına benzer tavsiyeler verenler de korkuyordur, korkmuştur eminim. Buna ben de dahilim. başkaları ne hissediyor bilmiyorum ama ben korku hissettiğimde “Neden korkuyorum? beni korkutan sebep ne?” diye soruyorum kendime. belirsizlik, hiç bilmediğim bir şeyle karşılaşacak olma, sürece müdahale edemeyecek olmak, canımın yanması… Bir sürü neden sıralanıyor zihnimde. Bazen biri, bazen hepsi birden… Sonra bırakıyorum, akıp gitsinler. Onların orda olmalarının bana bir faydasının olmayacağını söylüyorum kendime. gerçekten de böyle düşününce çekip gidiyorlar.
      Bir de doğum anını hayal ediyorum. O an, o süreç nasıl yaşansa hoşuma giderdi? Gözümün önüne bunu getiriyorum. Bir türlü doğuramamaktan mı korkuyorsun? Panik mi? Önce onu sav başından. Panik bütün kötülüklerin anasıdır. Eninde sonunda doğuracaksın. Bebeğinin usulcacık bedeninden çıkıverdiğini hayal et. Korkuları kovaladığını, bütün o gerilimin üzerinden gittiğini ve bebeğinin de kolaycacık sana kavuştuğunu hayal et. canının yanması mı? evet, belki yanacak. Belki çok, belki az. Ama sonunda o can acısı kalmayacak. Geçip gidecek.
      ben böyle düşünüyorum, düşünmeye çalışıyorum. Umarım yardımcı olabilmişimdir. Bekleyip göreceğiz ikimiz de. Her ne olursa olsun, o deneyimin tadını çıkar. Sonunda çok güzel bir armağanın geleceğini unutma.
      Sevgiler.

      • Banu, tavsiyen için teşekkürler. Nirvana’ya ulaşamamış bile olsam ham doğum korkumun bilinçaltına inmeme yardım etti doğrusu. Fiziksel deneyime yoğunlaşıp hayatımın kontrolümden çıkacağı gerçeğini kabullenemememle ilgili fikirlerimi göz ardı edebiliyordum. Ama kaçış nereye kadar?! Hayatım boyunca kişisel lüksleriminden vazgeçmek zorunda hiç ama hiç kalmadım. En zor sınav günümde bile 12-6 arası uyudum( sağlığımdan önemli değildi ya! ) okuduğum kitabı iki günden fazla elimde hiç tutmadım. İstediğim saatte sahilde yürümeme kimse birşey demedi . Çok beğendiysem dizinin tüm sezonunu bir günde izlemem yemek yapmayı unutmuş olsamda sorun olmadı. Birini bitirmeden ikinci üniversiteye girmeme karşı çıkan yoktu. İstediğim sürece gitmediğim kurs, hobi, yeni dil ne ailem ne de eşim destek olmaktan başka birşey yapmadılar. Ama şimdi bencilliğimin son kırıntıları diyor ki onca insanın yapamadığını üç kiloluk bir yumurcak tek bir laf etmeden başaracak. Ve işin kötü olan tarafı başladığı her işte başarı yakalayan ben ilk defa başarısız olmaktan korkuyorum. Ve daha da kötüsü benim başarısızlığım en sevdiğimi etkileyecek. En sağlıklı, mutlu ve en en herşeyinde en iyi olsun istediğim kişiyi…şimdi beş haftam var bu korkuları yenmek için. O geldiğinde ilk güveneceği kişiye hep güvensin diye!

        • Eh şimdiye kadar her şeyi hep istediğin gibi, olduğu gibi, içinden geldiği gibi yaşamışsın.
          Bırak bu sefer de öyle olsun.
          Bebek sağlıklı ve mutlu olacak. Sen istesen de istemesen de sana zaten gözü kapalı güvenecek. Hiç merak etme. Kalan beş haftanın tadını çıkar.

          Sevgiler.