12 Yorum

Bir annenin ödevle imtihanı

Aşağıdaki yazı Blogcu Anne okurlarından Gökçen tarafından kaleme alındı. 

***

Yazmak çizmek mesleğimin önemli bir parçası olmasına rağmen ilk defa 7 ve 2 yaşında iki miniğin annesi, eşimin hayat arkadaşı, ailemin kızı, kardeşlerimin ablası, işverenimin çalışanı olarak günlük hayatımı zorlayan konuları yazma isteği hissediyorum.

Annelik bir çeşit delilik halidir

Bu varsayıma her geçen gün biraz daha yaklaşıyorum.. Gece uyuduklarında başuçlarına gidip binlerce kez şükür ettiğim minikler, hayatımda yaptığım en iyi şeyler listesinin elbette başında yer alıyorlar. Fakat onlar için en iyisi en güzeli en güvenlisini düşünmek “normal” olan hiçbir şeyle ifade edilemeyecek bir efor gerektiriyor aslında.. Buna bir de “yetmeme duygusu”, “endişe” ve “acabalar” eklendiğinde “delilik” hali tamamlanmış oluyor..

Oğlum hayatımıza katıldığında hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı, her şeyin daha güzel ve fakat zor olacağını anlamıştım. Ama küçük prensesin gelişi düzenin pek çok kez yıkılıp yeniden kurulması gerektiğinin altını bizler için bir kez daha net şekilde çizdi. Evet bin bir emekle kurduğum, sistemin işlemesi için çaba sarf ettiğim “düzen” bizler için pek çok kez yıkıldı ve yeniden kuruldu.

Var olan ve benim iyi götürdüğümü hissettiğim düzen son olarak oğlumun ilkokula başlamasıyla yine ve yeniden yerle yeksan oldu. Kreş için benimle beraber evden çıkan ve eve dönen, bu düzene zorda olsa alışan, evimizin paşası bağımsızlığını ilan ederek mini mini birler ordusuna katıldı.

Sabah daha erken kalkmak, üniformasını kendi kendisine giyinmesini sağlamak, daha önce kreşte yaptığı kahvaltısını artık sabah mesaisine dâhil etmek bir yana bizi en çok zorlayan şey “ödevler”…

Ödev konusunun ilkokul birinci sınıfın en önemli konusu olduğunu düşünüyorum.. Oğlumun ödevlerini hatırlayıp, zamanında yapmasının eğitim hayatını şekillendireceğine inanan bir anneyim. Üstelik disiplin ve sorumluluk duygularının gelişmesi için “ödev”in önemli bir araç olduğunu düşünüyorum.

Ama sistemi nasıl kurmam gerektiği konusunda hala ciddi kaygı ve soru işaretlerim var. Üzerine uzlaşılan birkaç noktanın altını çizmekte fayda var:

  • Çocuk okuldan geldikten sonra rahatlayabileceği, kafasını boşaltabileceği bir ortamda mutlakla dinlendirilmeli. – Bu bizim evimizde daha çok çizgi film seyretmek, kardeşimizi kızdırmak/ağlatmak ya da oyun konsülü ile oyuna dalmak şeklinde tezahür ediyor.
  • Ödev başlamadan önce temel ihtiyaçları karşılanmalı. Eve girer girmez üzerini değiştirmesi, ellerini ve yüzünü yıkaması gerektiği konusunda hala sistemi oturtamadık. Oğlumu bakıcımız karşıladığı için doğrudan ben müdahale edemiyorum. İlk dönemin sona ermesine çok az bir süre kaldı ama beni hiç tam olarak pijamalarını giymiş ve temizlenmiş olarak karşılamadı. ya tamamen üniformalı ya sadece pijamasının altını giymiş atletle ya da sadece üstünü giymiş donla dolaşırken buldum kendisini.
  • İlk veli toplantımızda öğretmenimiz çocuklar ödev yaparken sürekli yanlarında oturmamıza gerek olmadığını, ara arar kontrol etmenin yeterli olduğunu söylemişti.  Bu madde bizim için tam bir hayal… odasını ödev yapabileceği ders çalışabileceği şekilde düzenlemiştim. tam masanın başına geçiyoruz ve en sevdiği çizgi film başlıyor… ya da su istiyor… ya da tuvalete gitmesi gerekiyor… ya da beni çok özlediği ve sarılmak istediği aklına geliyor.. Yaklaşık 60-65 kere “hadi oğlum” komutundan sonra masanın başına geçiyor. Bu sefer de yanımda otur mızırdanması başlıyor. Bunun doğru olmadığını sakince anlattığım zaman ikna oluyor ama her 2 dakikada bir beni yanına çağırıyor. Bu arada kız kardeşinin müdahale ve tacizleri doğal olarak konsantrasyonumuzun dağılmasına neden oluyor.
  • Çocuk ödev yapmaya başladıktan sonra mümkün olduğunda masanın başından kalkmaması sağlanmalı. Dikkati dağılmamalı. – Bizim evde masa başından pek çok kez kalkılıyor. Her defasında sandalyeye oturmak daha da zorlaşıyor
  • Çocuk çantasını kendisi hazırlamalı, anne son olarak çantasını “sadece” kontrol etmeli. (Biz bu aşamaya henüz nail olamadık.. zira ödev biter bitmez masadan fırlıyoruz.. Ödevi çantasına çoğunlukla ben yerleştiriyorum.
  • Ödev çocuk- anne arasında bir gerilim konusuna dönüştürülmemeli – En çok korktuğum konu bu.. sürekli ödevini yap diyen, zorla ödev yaptıran ve çocuğunu bu yüzden mutsuz eden bir anne olmak istemiyorum.. bu yüzden kısa bir süre sonra ödevleri yalnızca hatırlatmaya karar verdim.. yapmazsa sonuçlarına katlanması gerektiğini anlaması lazım.
  • Ödev bir “angarya” olarak değil eğitimin bir parçası, eğlenceli bir süreç olarak algılanmalı ve lanse edilmeli. – Bunun için oğlumu çeşitli sevgi ve yüreklendirme cümleleri ile motive etmeye çalışıyorum. Umarım başarılı oluyorumdur
  • Ödev bir tehdit ya da ödül konusu haline getirilmemeli. – En çok zorlandığım konulardan birisi de bu.. “Oğlum ödevini yapman lazım” cümlesinin karşılığı genellikle “oyun yükleyebilir miyim, daha geç yatabilir miyim, bana şunu alır mısın” gibi cümleler oluyor.. “Ödevini yapmazsan öğretmenine söylerim” başta olmak üzere tehdit içeren cümleler kurmamak için kendimi zor tutuyorum!

Verimli, krizsiz, kavgasız bir eğitim hayatı için ödev konusunda bir sistem oturtmak şart.. Bu sistemi oluştururken çocuğun duygu ve ihtiyaçları da göz önünde bulundurulmalı ancak tavizkar bir tutum geliştirilmemeli. Arada çok ince bir çizgi var. İşte çocuğun eğitim hayatına yön veren anahtarlardan birisi o incecik çizgide gizli..

Birinci sınıfın ilk dönemi biterken başta haberdar olmadığımız ve fakat günler geçtikçe artarak devam eden yeri sorunlarımız da oldu. Örneğin sabah tertemiz, çiçek gibi giydirip, “tam” bir üniformayla okula gönderdiğim oğlum, her akşam deterjanla hiçbir şekilde çıkmayan lekelerle ve mutlaka üniformasının bir parçasını okulda ya da serviste unutarak eve geliyor. Her sabah birkaç dakikamızı kayıp parçayı bulması yönünde telkinlerle geçiriyoruz.

Asıl beni tedirgin eden kimi zamanlar öğretmenimizin verdiği ödevleri unutması. Bu durum akşam evde ufak çaplı bir krizin yaşanmasına neden oluyor ki bunun için de çözümü sonunda bulduk. Sınıfımızda anneler arasında oluşturduğumuz mail grubu sayesinde bu sorununda üstesinden gelebiliyoruz. Akıllı telefonlar sağ olsun, ödevlerin “fotoğraflama” yoluyla çaresiz annenin imdadına yetişmesine büyük katkı sağlıyor.

Mini mini birler ordusunun neferlerinden birisi olan Oğluşum bu Cuma günü ilk karnesini alacak. Tüm bu zorluklara rağmen, her gördüğünü garip sesler çıkararak okumaya çalışması, minik elleriyle her geçen gün daha güzel yazı yazması, arkadaşlarıyla belki de hayatı boyunca devam ettireceği dostluklar kurması paha biçilemez.. Umarım çıktığı bu uzun ve meşakkatli yolda ona doğru rehberlik edebiliyorumdur…

Sevgiler,

Gökçen

***

Sizin de söyleyecek sözünüz varsa Blogcu Anne’de konuk yazar olabilirsiniz. Konuk yazarlık hakkında buradan bilgi alabilir, diğer konuk yazar yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

12 yorum

  1. Masa başı tamamda o masada istemiyorsa niye zorlansın:(Okula başladığı ilk aylarda Eylül ekim gibi ödevlerini toplayıp arkadaşı ile parka indi parkta ödev yaptı yaptımı yaptı çevreden takdir aldıkça koltukları dahada kabardı:)
    Akşamda okumayı masada yaptık ama mutfak masasının üstünde kimi zaman yoga duruşu yaparak okudu kimi zaman masaya yayılarak yatarak okudu:) Uzmanların çocukların hayal güçlerini kısıtlayan illa masada dikkatini dağıtan birşey olmadan ödev yapmalı dikteleri yerine bırakıyorum çoğu zaman hayal gücünasıl istiyorsa öyle yapıyor:) Ama mutfak masasına gelene kadar bir kriz atlattık tabii önesinde yanlış okuduğunda morali yerle bir oluyor ağlama krizini aşınca geldik mutfak masasına:)

  2. “her gördüğünü garip sesler çıkararak okumaya çalışması” kısmı sadece benim burnumun kemiğini sızlatıp, gözlerimi doldurmamıştır değil mi? Delirmeye doğru son sürat 🙂

  3. sennedilersen

    anneler ve kaygılar… ben de anaokuluna giden kızımdan bir kez bile duymadım ertesi gün için ne hazırlayacağımızı. suluğunu, hırkasını, tokasını vs genellikle okulda unutan ve onların yokluğunu farketmeyen ve hatta nerde unuttuğunu da hiçbir zaman hatırlamayan bir çocuk. 5 yaşındaki bir çocuktan çok fazla beklenti içerisinde olduğumuzu düşünüyorum. sorumluluk sahibi olması gerektiğini anlatıyor, izah ediyor ya da davranışlarla destekliyor ama üzerine gitmiyorum. aylardır oturtabildiğim tek şey eve girince ellerini yıkaması gerektiği. çok şükür bunu hatırlatmaya gerek kalmadan kendi kendine yapıyor. ben kızımın bu dikkat dağınıklığının ve sorumluluklarını aksatmasının sebebini çok tv izlemesine bağlıyorum. okuldan çıkar çıkmaz eve gidince ne izleyeceğinin hayalini kuruyor. kısıtlamalar getiriyorum elbette. fakat tvyi kapatıp, bilgisayarı açıyor. onu da elinden alınca telefonlarla oyun oynama başlıyor. en sonunda telefondaki oyunları da sildim. benim en büyük sorunum ve bütün bu dalgınlık, dağınıklık ya da sorumsuzluk mu diyeyim adı her neyse sebebinin tv izlemesi olduğunu düşünüyorum. hayalim çocuğumu böyle yetiştirmek değildi elbette. dediğiniz gibi her seferinde yeni bir düzen ve sistem kuruyor, bir süre sonra da bu sistemin yerle bir oluşunu seyrediyorum.

  4. banu yeşilbek

    Merhabalar,
    Ben henüz okula başlamamış 5 yaşında kuduruk Doruk’un annesiyim. Oğlumu iyi tanıdığımı zannediyorum. Anaokulundan haftada sadece 1 defa verilen çizgi veya boyama ödevlerini bile itekleye itekleye yapan oğlumun önümüzdeki yılki performansı beni şimdiden kabuslara sürüklüyor. Maalesef. Ben aslında en başarılısı benim olsun diyen bir anne değilim sadece sorumluluklarını hatırlatmadan yerine getirsin. Yanlışta olsun ödevlerini yapsın yeter diye düşünüyorum önümüzdeki yıl için. Bu konuda kaygılarımı dile getirdiğim herkes daha neredeyse önümüzde 1 yıl olduğunu bakın nasılda değişeceğini söylüyor. İnanmıyor ama hııı diyorum. Bir yandan da haklı olmalarını diliyorum. Ancak sizin yazınızı okuyunca kaygılarımda ne kadar da haklı olduğumu bir kez daha anladım. Sevinsem mi üzülsem mi bilemedim. En azından yalnız değilim. Bir yol bulursanız bize de haber verin lütfeeeeeeeeeennnn

    • Banu hanım ben henüz tam olarak sorunu çözdüm diyemem.. Yavaş ama emin adımlarda ilerliyorum.. 🙂
      Umarım “kuduruk” Doruk 1. sınıfta annesini ödev konusunda hiç üzmez 🙂

  5. Ödev sorumluluğunu çocuğa vermek bir süreçtir. Aynı kendi kendine yemek yemesini öğrettiğiniz gibi adım adım ilerlemelisiniz. Önce tamamen siz yedirirsiniz, sonra eline bir kaşık verirsiniz, sonra bir kaşık o yer 10 kaşık siz yedirirsiniz. Bu süreç doğal olarak gelişir. Masa başında oturmayı bilmeyen ve ödev hayatına yeni giren bir çocuğu yanına oturmadan, çantasına siz el atmadan birşeyleri öğretemezsiniz. Önce siz yanında oturacaksınız. Çocuğunuzun masa başı oturma süresini (örneğin 10dk’ya çıkardıktan sonra) yanında oturma sürenizi azaltmaya başlayacaksınız. Ve bu azaltma 30 saniye ya da 1 dakika olarak başlayacak. Başlangıçta Çantasındaki 10 parça eşyadan 9’unu siz koyacaksınız, 1 tanesini onun koymasını sağlayacaksınız ve çanta hazırlanırken gidip çizgi film izlemesi değil sizinle olmasını sağlayacaksınız. Zamanla denge değişecek 9 parçayı o koyarken 1 parçayı siz koyar hale geleceksiniz. Bu 1.sınıf süresince yavaş yavaş ve sistemli olarak gelişecek. 1.sınıfa başladı diye ödev sorumluluğu, çanta düzeni ya da masa başı oturma süresi update edilmedi ki yavrucağın beyninde 🙂

  6. Okulumuzdaki tek ingilizce öğretmeni oldugum için hem ilkokulda hem de ortaokulda derse giriyorum. Maalesef görüyorum ki ilkokul müfredatı öğrencilerin kaldırabileceklerinden kat be kat kalabalık ve ağır. Bu noktada size naçizane tavsiyem; çocuğunuza yardımcı olun, ancak yükün çoğu yine de onun omuzlarında olsun. Yoksa ilerki hayatında da her zaman tabir-i caizse arkasını toplayan birine ihtiyaç duyacaktır. Örnegin ödevini çantasına siz yerlestirmeyin. Gerekirse okula ödevsiz gitsin birkac kere. Böylece sorumluluklarının ve sorumsuzlugun sonuclarının farkına kendi kendine varacaktır.

  7. Nurdan hocama katılıyorum. Eğitimci bir anne olarak her tür yöntemin çaresiz kaldığı noktaları bizzat yaşadım. İşte o noktalarda işi akışına bırakmak gerekiyor ve yapabiliyorsanız sakin olmaya çalışın. Çocuğa direk müdahale yerine dolaylı yönlendirmeyi tercih etmekte fayda var sanırım. Travma boyutuna gelmeden çocuk ufak tecrübelerle öğrenebilir sorumluluklarını. Tabi çok sıradışı durumlarda yine de veli çaresiz kalabiliyor. Mesela öğrencinin kapasitesinin dışında projeler verilip yapması bekleniyor. Siz çocuğunuz kendi yapsın diye sadece yönlendirme yapıyorsunuz. Sonuçta çok profesyonel olmayan bir ürün çıkıyor ama diğer aileler sizin gibi düşünmeyip çocuk yapamıyor ben yapayım diyince işler karışıyor. Çocuklar projeleri karşılaştırıyor, öğretmen kıyaslıyor, vs. Yakın bir arkadaşımın başına gelen bir olay vardı. Her gün proje yapmaktan sıkılınca bir gün de kendin yap demiş kızına. Çocuk da yapmış kabiliyeti yettiğince. Sonuç olarak öğretmenin tepkisi (biraz kızgın): “yavrum annen-baban yapamadı mı da sana yaptırdılar”….

  8. merhabalar,
    Düzen benim de hayattaki en önemli kelimemdir.O olmadan yaşamak zordur bana göre..Ancak oğlumun hayatımıza girmesiyle yarattığım düzene karşı duruşu beni benden almıştır.Ben de birinci sınıf annelerindenim.Sınıfına her girişimde harıl harıl yazılar yazan sınıf arkadaşlarını gördükçe içimde kabaran duyguları eminim bu sorunu yaşayan her anne tatmıştır.Ben de o çocuklardandım,Defterimin kenarlarına süsler çizen,kıvrılmasın diye ataçlar takan ve ödevini bir oturuşta yapanlardandım.Oğlumun da öyle olacağını pek de sanamadım çünkü anaokulunda kendini belli etmişti.Birinci sınıf için endişeliydim.
    Şimdi bakıyorum ve eğitim sisteminin hatalı olduğunu kabulleniyorum.Anaokulu o kadar cicili biciliyken oyun doluyken birden sınıflara, ödevlere, kurallara boğuldular.Bireysel farklılıklar gözetilmiyor.Ödevini yapmak istemeyen ,yazmak istemeyen çocuk, sınıf içinde ister istemez geride kaldığını,İyi ve yeterli olmadığını zannediyor ve sonra da deniyor ki bu yıl öğrendiği davranışları tüm öğrenim hayatını etkiler…Tabii etkiler çocuğu tüm bu yetersizlik algısyla donatınca diğer sınıflarda da ayağa kalkması zor oluyor.
    Anneler ben diyorum ki … Birinci sınıf alt tarafı okuma yazmanın öğrenildiği yıl değil mi ? Çocuklarımıza sadece bunun hedefini koyalım ve her insanın kendi hızı olduğunu ona öğretelim.Bırakalım parkta sokakta tabelalar okusun bırakalım yazılarını başka kağıtlara yazsın öğretmen de sınıfta öğreteceğini öğretsin ve çocuğu rahat bıraksın .
    Çocuğum bir kere bu yaşta olacak ve ben de ellerimle onun hayatını katletmeyeceğim..
    Düzen de huzur vermiyorsa buyursun dşarı çıksın lütfen
    hepimize mutlu huzurlu bir şubat tatili ve ikinci dönem diliyorum..

  9. Benim oğlumda eve saat üçte geliyor ve “dörde kadar öğretmenimiz dinlenin dedi anne” diyor ve çizgi film izleyerek ya da kardeşiyle oynayarak geçiriyor bu zamanı aç olmadığını da belirtiyor. Dörtte hadi ödev diyorum “karnım acıktı” diyor beşte “yemek karnını ağrıtıyor”. Altıda en sevdiği çizgi film tsubasa “lütfen anne” yedide başlıyoruz en nihayetinde. Başında oturursam hiç sorun olmuyor ödevlerimiz bitiyor. Ama sonra eve aniden gelen birisi evi dehşet içinde buluyor. İkinci oğlumuz icraatlerini yerine getirmiştir çünkü. Başında oturamadığım günler sayısız kere ödev başına demişimdir. Bilgisayarı alışkanlık haline getirdiğini anladığım zaman evden çıkardım. Şimdi sadece eşimde bilgisayar. Akşamdan akşama ödevler biterse yarım saatlik hakkı var bazen bir saat olabiliyor. Çocuk kanalları şifreli. Televizyonda alışkanlık haline geldiğini fark ettiğim zaman üç yaşlarındaydı sanırım şifre koydum. Artık tamamen bu konularda bilinçlendi diyebilirim. Yani ben istediğim zamanlar televizyon ve bilgisayar oğlumun hayatında. Ancak babaannemiz geldiğinde fazlaca ısrarcı olabiliyor televizyon konusunda. O zamanda toleranslı davranıyorum. Ben alışkanlıklardan korkan biriyim. O nedenledir ki oğullarımın bir şeye karşı bağımlı olmalarını devamlı engelleme yoluna gidiyorum. Ödev konusundaki bu süreçte bir süre sonra eminim ki kendiliğinden düzelecektir. Ama zorlu bir süreç yaşıyoruz birinci sınıf anneleri olarak. Evde ikinci bir çocukta çabası.

    Gökçen Hanım,

    Kaygılarınızı aynen bende yaşıyorum. Bana ek olarak çalışıyorsunuz. Bu daha daha dahada zor. Ben kendime çıkış yolu olarak delirme anlarımda kendime bir meşkale buluyorum. Ev ne kadar dağınık olsa da Deniz ödevini yapmasa da ben doğru mutfağa pasta yapmaya, ya da kitabımı okumaya yani kendime vakit yaratmaya çalışıyorum. Ve sorumluluğunu henüz alamamış oğlumu direk babasına havale ediyorum. Lütfen kendinize zaman yaratın.

    Sevgiler

    • Nazmiye Hanım,
      Yorumunuzu okuyunca aslında 1. sınıf annelerinin hemen hemen aynı şeyleri yaşadığına, her evde aynı diyalogların, bahanelerin ve isteklerin geçerli olduğuna bir kez daha emin oldum.. Tavsiyelerinizi mutlaka deneyeceğim.. Teşekkürler.. Sevgiler: )

  10. 1. Sınıf sadece okuma yazma öğrenme yılı olarak, hatta oyun oynayarak okuma yazmaya hazırlık yılı olarak lanse edildi. Ancak bunun maalesef sadece 4+4+4 eğitim sistemini masumlaştırmak için uydurulmus bir kılıf oldugunu düşünüyorum. Örnegin gecen gün elime bir 1. Sınıf “test” kitabı geçti. İçindeki sorulardan birini paylaşmak istiyorum: “Yaz” kelimesi aşagıdakilerdeki cümlelerin hangisinde farklı anlamda kullanılmıstır? Şu an SBS’ye öğrenci hazırlayan bir öğretmen olarak üzülerek söylüyorum ki, bu soru düzeyinde sorular SBS’de çıkıyor!