43 Yorum

Deniz M.’nin Gebelik Günlüğü

Eş zamanlı gebelik günlüklerine Deniz’le devam ediyoruz. 

Daha önce de bir Deniz gebemiz olduğundan, bu Deniz’in yazılarını (ikinci ismi Münevver’i de şereflendirmek adına) Deniz M.’nin Gebelik Günlüğü olarak takip edebilirsiniz. 

***

 

Merhaba,

Ben Deniz. Adana’da doğdum, büyüdüm. İstanbul’da yaşıyorum. Tek çocuğum. Hayatımı akıl satarak kazanıyorum  (Danışmanlık da denilebilir.) Amerikan koleji, üzerine Fransız üniversitesi, arada Amerika’da lise, ardına Belçika’da master ve yine Belçika’da tamamlayamadığım bir doktora, aralarda İtalya ve İspanya’da kısa dönem yaşam ve iş deneyimleri, memlekete temelli dönünce de önce bi Alman firmasında, şu anda da Danimarkalılarla, hala ve hep yabancılarla muhatabım. Özetle farklı dünyaları tanırım, bilirim ve severim hatta.

İşim gereği çok sık seyahat ediyorum, hem yurtiçi hem yurtdışı. Topuklu ayakkabıları ayaklarımın doğal bir uzantısı olarak görür, en ince topuklusuyla bile spor ayakkabımla olduğu kadar rahat koşarım. Zaten fena halde düz taban olduğum için (yıllarca kalıp kullanmama rağmen) yüksek topuklu ayakkabılarımla, (kimseleri inandıramasam da) parmak arası terliklerimden bile daha rahat ederim. Gardırobumda her renk ve model dar elbise mevcut. Bir de ceketler. Kadın dediğin elbise ve topuklu ayakkabı giyer, makyajını eksik etmez, korku bilmeden de her ortama girer diye bilirim.

Yemek seçmem, ne bulsam yer içerim. Annem sağ olsun hatırlayabildiğim ennn eski hatıralarımda (yaş 2-3 civarı) bana sevmediğim yemekleri kusmak pahasına yedirdiği ve yeşermeye yeni başlayan inadımı henüz filizken kırdığı için “sevmediğim yemek” diye bir kavram hayatıma giremedi. Daha fazla sevdiğim yemekler oldu, ama lezzeti veya görüntüsü yüzünden yemediğim yemek olmadı hiç. Zaten dediğim gibi Adanalıyım, beyine limon sıkar, kelleyi elle didikler, mumbarı kızartır, şırdanı kimyonlar da yerim.

11 seneyi aşkın hayatımda olan sevgilimle beraber yaşıyorum. Üniversite son sınıftayken başlayan ilişkimiz (o çoktaaan işine gücüne başlamıştı o zamanlar), ben uzak diyarlarda ilim irfan peşinde koşarken de devam etti. Arada pek hayırlı bir ayrılık yaşadık, taa 8 sene önce. Hayırlı diyorum zira birbirimizin kıymetini bilip yeniden bir araya gelmemiz için vesile oldu o 3 ay. O zamandan beri de aynı evin içindeyiz. İyi günde, kötü günde.

Ama evli değiliz. Israrla. Ben öyle tercih ettiğim için. Kendimi bu toplumda cesur bir kahraman gibi hissetmeyi sevdiğim için. “Evlilik” kavramına bizim kadar takık olmayan yabancıların arasında uzun zaman geçiriyor olmamdan, onlardan güç almış olabilirim tabii. Ailem de hiç şikayet etmedi. Zaten ailemle aramızdaki ilişki ve bana olan yaklaşımları “delidir, ne yapsa yeridir” diye özetlenebilir. Hakikaten de inkar etmenin anlamı yok, sevenim var şükür, ama bazen nalet şirret hatunun tekiyim! Gevezeyim, sabırsızım ve de evet deliyim. Hele kan şekerim düşmüşse çekilmezin tekiyim. Ve hatta anlayanınız varsa fena halde başak burcuyum. Düzeni severim, kontrol ettiğim sürece mutlu olurum.

Bir seneye yakın bir suredir Blogcu Anne’yi keyifle takip ediyordum. Ben de uzun suredir bir blog açsam mı, bir yerlere bir siler yazıp kaydetsem mi diye kafamda evirip çeviriyordum. Daha doğrusu arkadaşlarımdan yoğun baskı vardı “Şu anlattıklarını yazsan roman olur, biz de keyifle okuruz, n’olur üşenme yaz” diye! Ama nerden başlasam nasıl anlatsam bilemediğim için pek cesaret edemedim. Geçen gün Blogcu Anne’nin “taze hamile aranıyor” ilanını görünce, “Acaba” dedim! Aradığım/beklediğim mesaj bu muydu? Üstelik blog nasıl açılır öğrenmeme gerek kalmadan.

Akacak mecra arayışlarına girmemin şüphesiz ki en önemli sebebi, hayatımın 180 derece değişmekte olması, hem de ışık hızıyla. 9 haftalık hamileyim ve resmen bir uzaylıya dönüşmekteyim, hem de göz göre göre! İncecik belim birden bire yok oldu! Şimdiden hiçbir elbisemin içine sığamaz oldum! (Tartım henüz kilo almadığımı söylüyor ama ayna tipimin nasıl bu kadar değiştiğini açıklayamıyor!) Topuklu ayakkabı giymeye korkar oldum! En sevdiğim, rüyalarıma giren yemekler bile midemi bulandırır oldu. Grissini/kraker ve limonla yaşıyorum desem yeridir. “Merhaba “diyene ağlar, “Nasılsın” diyene küser oldum! Tamam, hep bi naletlik vardı ama fena halde abarttım! Her şey kontrolümden çıktı! May-day may-day, resmen ele geçirildim!!!

Deniz9hafta

Bir de, uzun zamandır aradığı fırsatı “Bebek geliyor, yeter artık abartma” diyerek yakalayan sevgilim, nikah başvuru belgelerini hazırlayıp karşıma çıktı. Sözüm vardı, tamam dedim. Memleket evlenmeye yanaşmayanın ben olduğuma inanmıyordu zaten, adamcağızın bunca yıldır yemediği laf kalmamıştı ailesinden ve tüm çevresinden (zavallı kızı heba ettin, almadın gitti (!) diye), sonunda onu da rahatlatmak için gün aldık. Nisan ayı sonunda, 12. yıldönümümüzde, ben nerdeyse 6 aylık hamileyken evleniyoruz. Önce İstanbul’da bir nikah/düğün, bir hafta sonrasında da Adana’da bir düğün daha. Adana için bunun bir ilk olduğunu söylemeye bile gerek yok sanırım.

Annem ve babam hamile olduğum haberini (bizzat Adana’ya gidip yüz yüze söyledim) sevinçten ağlayarak karşıladılar. Babam yıllardır “35 yaşına kadar nerede kiminle ne yaparsan yap hiç karışmayacağım, ama 35 yaşında hala hamile değilsen bu eve girmene izin vermeyeceğim” der dururdu. Kendisi unutmuş olabilir bu sözünü (gerçi daha geçen sene verdiği muhtırada hatırlatmıştı) ama evren hatırlamış ki, 35 yaşına girdiğim eylül ayından sonra ailemle ilk görüşmem ve Adana’ya ilk gidişime denk gelen Aralık ayında artık hamileydim!

Benden her şeyi beklemelerine rağmen acaba evlenmeden hamile kalmış olmam nihayetinde Adana’da yaşayan bir anne babayı mahcup eder mi diye tedirgin olurken, daha haberi alır almaz nerdeyse davul zurnayla sokaklara dökülüp (nerdeyse) “Anane dede oluyoruz, kızımız hamile” diye sevinç sarhoşluğu yaşadılar! Hatta olayı abartıp tümmmm arkadaşlarına email atıp dünyanın bilumum yerlerine haberi “Müjde” başlığı ile yaydılar! Ardından da bana dönüp (özellikle babam) “Kızım evlenmek zorunda değilsin, bizim derdimiz senin evlenmen değildi, bir çocuğunun olmasıydı, farklı olucam diye abartır çocuk yapmazsın diye çok korkuyorduk” dediler. Halbuki ben uzun zamandır istiyordum bir bebek, ama evrenin bana nice tatsız sürprizi olmuştu son üç senede. Ve de sıkı bir ders verdi bana, neyin benim kontrolümde olup, neyin benim kontrolümde olmadığına dair.

Sevgilimi evlenmeden çocuk yapmaya razı etmem hiç kolay olmadı. Nerdeyse iki sene sürdü bu konudaki didişmemiz. Sonunda üç sene önce doğum gününde, pek de romantik ve duygu dolu bir anda bana dönüp “Artık bir bebeğimiz olsun n’olur, nasıl ve ne pahasına olursa olsun ben razıyım” dedi. Pek acıklı bir andı. Benden daha hazır olduğunu fark ettim. Bir erkek için bu etrafımda pek alışkın olduğum bir durum değildi.

Bir heves gittiğimiz kadın doğum doktoru (kendisi bir ahbabımız olur) beni muayene etti ve “Her şey yolunda, korunmayın, eğlenmeye çalışın, bir de folik acid başla” diyerek gönderdi. İlk ay 11 gün günüm geçti, ve tabii ki hamile değildim. Ben bedenime “hamile kal” emrini vermiştim, hamileliği programıma almış, pek tabii ki hemen olmasını bekliyordum. Bu takıntıyla tabii ki ne adet olabildim ne de hamile. Bu durumun benim kontrolümde ol(a)mayacağını öğrenmem epey zaman aldı. Ama 8 ay geçip, ben hala (ömrüm boyunca kurulu saat gibi 28. Gün sabah 9’da adet görürken) saçma sapan gün ve şiddette kanamaya devam edip hamile kalamayınca yeniden doktorun kapısına dayandım. Sperm tahlilleri sevgilimi aklayıp bütün gözleri bana dikince, “Acaba tüplerin mi tıkalı” diyerek benden “ilaçlı rahim içi filmi” istedi. Detayına girmeyeyim, rezil bir işlem. Pek ağrılı olduğu söylenemez ama psikolojik olarak zorlandığımı söyleyeyim. Sonuçta, tüplerimin çift şerit otoban gibi açık olduğu, ama rahimimin içinde tüp girişlerime yakın yerlerde iki adet nur topu gibi miyomlarım olduğu ortaya çıktı.

Yine özetle, evren beni henüz hamile bile kalamadan, kürtaj olmaya gönderdi. Miyomlarım içimden kazındı. Aileme haber vermedim. Kimselere haber vermedim. Çok ama çok utanmıştım ve kendimi çok aciz hissettim. İlk defa narkoz aldım. Ağlayarak ve tekmeler savurarak ayıldığımı söylersem kimse şaşırmayacaktır herhalde. Yetti mi? Maalesef hayır. Sonrasında geçen bir sene boyunca düzensiz ve şiddetli kanamalarım beni birkaç kez acile götürdü, stresten zonaya yakın bir cilt rahatsızlığı yaşadım, bi süre kortizon kullandım ve yine stresten olsa gerek biraz kilo aldım. Ve sonunda doktor değiştirmeye karar verdim.

Tavsiye üzerine gittiğim ve pek meşhur (!) bir doktor bana vajinal ultrasound muayenesi yaparak “şeker hastası” olduğumu, ömür boyu ilaç kullanmam gerektiğini ve doğal yollardan hamile kalmamın çok zor olduğunu, bir an önce “tüp bebek” denememi söyledi! Özetle, onu ciddiye almadığım gibi, tüm doktorlara olan güvenim de sarsıldı ve hiçbir yardım almamaya karar verdim. Ama aradan geçen sürede şikâyetlerim artınca (düzensiz şiddetli kanama, düzensiz adet) inadım kırıldı ve bir başka tanıdığımın tavsiyesi ile bir başka doktora gittim. Kendisi bir Prof olduğu ve hala bir devlet üniversitesinde (hem de bölüm başkanı olarak) ders verdiği için bana “Kendine yolacak hasta/müşteri arayan tüccar/doktor yerine saygıdeğer bilim adamı” izlenimi vermişti. İlk görüşme sonrası benden 14, sevgilimden 8 tüp kan aldırarak sonuçları sayfalar tutan tahliller istedi. Ve de ayrıntılı inceleme ile nur topu gibi miyomlarımın hala çoğalarak rahimimi işgal ettiklerini müjdeledi (!). Sonuç, tüm test sonuçları olumluydu, görünen tek problem miyomlarımdı.

Mayıs 2012’de yeniden kadın doğum servisine yattım, hamile kalmadan ikinci kez kürtaj olmak için. Bu sefer laproskopik bir ameliyat oldum, içim kazınmadı, ama yine ciddi bir travmaydı. Yine aileme bahsetmedim. Hiçbir arkadaşımı da yanımda istemedim. O acizliğimi kimse görmesin istedim. Sadece sevgilim vardı yanımda. Bu sefer, aradan geçen sürede bir çok şeyi kabullendiğim için narkozdan çok sakin uyandım. Hatta hemşirelere gülümsediğimi bile hatırlıyorum.

Hem eski hem de yeni doktorumuzun tavsiyesi bol bol seyahat etmemizdi. Biz de sözüne uyduk. Bol bol gezdik. İyi de ettik. Çok iyi geldi. Ve de hayatımı ve bedenimi değiştiremediğim için, hırsımı evden aldım ve evimizi baştan aşağı yeniledik (yeni mutfak, yeni banyo, yeni mobilyalar ve hatta yeni araba!). Son olarak ekim ayında 12 günlüğüne Toscana’da kiraladığımız bir arabayla köy köy gezip her bulduğumuz şarabı içip, her bulduğumuz yemeği yedik! Sonuçta, aradan geçen üç senede sabretmeyi ve kabullenmeyi öğrenmeye başladığımdan mıdır, yoksa 35 yaşına girdiğim için babamın dualarının kabul olmasından mıdır, doktorumun son ameliyatımı gayet başarıyla tamamlamış olması ve düzenli takiplerle miyomlarımı kontrol altına almış olmasından mıdır, yoksa Toskana’da içtiğim şarapların ve leziz yemeklerin etkisinden midir bilinmez, tatil dönüşü, kasım ayında hamile kaldım! Sonunda…

Şimdi farklı bir kabulleniş ve sabır deneyimi yaşıyorum. Sabretmeyi ve vücudumu kontrol  edemediğim gerçeğini anladığımı sanıyordum. Ama belimin birden bire kalınlaşması, göğüslerimin enginlere sığmayıp taşması, midemin durmak bilmeyen bulantısı, ağzımın içinden gitmeyen acıbadem tadı, sindirim sistemimin isyanları oynaması, kafamın içinde bir türlü patla(ya)mayan afyon durumu, beni şimdiden benden aldı. Nankörlük etmeyeyim, ne kadar mutlu olduğumu tarif bile edemem. O kadar uzun zamandır bunun hayalini kuruyordum ki…

Ama can çıkar huy çıkmazmış. Hala yadırgıyorum yaşadığım değişiklikleri ve hala kızıyorum kendime yadırgadığım için. Hala biraz aciz hissediyorum kendimi. Ve hatta arkadaşlarıma hamile olduğum haberini verirken bile garipsiyorum. Gözle görünür, bir şekilde hissedilir bir durum olmadığından mıdır bilemiyorum ama bebeğimle henüz bir bağlantı kurabildiğimi söyleyemeyeceğim. Henüz tanışamadık kendisiyle. Gerçi ekranda kesesini gördüm/k ve hatta gözyaşları içinde kalp atışlarını dinledim/k. Ama “baby center”in tavsiye ettiği gibi her gün birkaç dakika kendisiyle konuşmak bir garip geliyor bana. Elbet bir ara içimden gelir böyle şeyler, di mi? “Sever mi ki acaba beni” gibi şeyler geçiyor aklımdan. Sevgilim kızıyor söyleyince, “Memen var, sever tabii” diyor! Ya emmezse, yine de sever mi? Ben ne zaman başladım annemi sevmeye? Annem ne zaman başladı beni sevmeye? Ben de onun kadar çok sever miyim kendi bebeğimi?

Yorum yap

Girilmesi gerekli alanlar işaretlidir. *

43 yorum

  1. ağlıyorummmmm!
    Memen var tabi sever:))) Sevgilini de, seni de, daha minicik ama çok akıllı yavrunu, babanı da çok seviyorum an itibari ile.
    Umarım şahane bir hamilelik geçirirsin, çok eğlenceğine eminim.
    Ve evet duygularım kabarıp taştı bu yazıyı okuyunca çünkü ben de 27. haftasında hormonlarının kendini çoktan ele geçirdiği bir hamileyim:)
    Yani yazıları heyecanla beklicem.
    Ben neler yaşıyorum sen de okuma istersen bu da benim blogum:)
    http://anneoluncaanlarsin.blogspot.com/

  2. sevgili deniz,yazını büyük bir zevkle okudum.o kadar akıcı yazmışsın ki,sanki birebir yaşıyor insan yaşadıklarını ,yazdıklarını okuyunca .umarım hayırlısıyla kucağına alırsın bebişini.
    kendine iyi bak.
    sevgiyle kal:)

  3. Harika bir hikayeniz var. Benzer insanlariz. Daha once evlenmediginiz iyi olmus. Simdi evleniyor olmaniz da guzel bir macera olacak. Hamilelik cok
    Keyifli, ozel bir Donem. Tadiniz cikarin. Uzayliya donustuguzu dusunmek icin cok erken. 24-25. Haftada ilk hareketleri hissettiginizde, 38-40.haftalarda mizrak cuvala sigmamaya basladiginda ve emzirirken, memeniz kamusal alana donustugunde bunu dusunmek icin cok firsatiniz olacak. Ama hersey normale donecek, ve cok egleneceksiniz. Tebrikler, Allah tamamina erdirsin.

  4. Pasaklı Kız

    Merhabalar;

    Allah hayırlı uğurlu etsin, inşallah bu süreci rahat ve huzurlu bir şekilde tamamlarsınız. Bende 19 haftalık hamileyim ama dediğiniz tanışma sürecini bende hala yaşayamadım. Hareketlerini hissedincemi yaşıcam bunu yoksa karnım iyice büyüdükçe mi hala bilemiyorum.

    Bulantılarınız için mümkün olduğunca aç kalmamaya çalışın. Benim aşırı bulantılarım olmadı ama açlığımı gözardı edip yemediğim zamanlar midem de beni gözardı ediyordu. Özellikle kahvaltıyı aksatmamanızı tavsiye ederim. Onu atladığım zaman durum daha da vahimleşiyordu. Çubuk kraker en büyük kurtarıcım, bir de muz. Muz yiyince gerçekten çok rahatlıyorum, tavsiye ederim 🙂

  5. Çok güzel, çok içten yazmışın. benim 20 aylık bir oğlum var. Çok net hatırlıyorum hamileliğimin ilk haftalarında neresi güzelmiş demiştim bebek sahibi olmayı çok istememe rağmen. Ama 12. haftayı doldurunca herşey o kadar eğlenceli bir hal alıyorki anlatamam. Oğlum dünyaya gelince de neden bu kadar geç kalmışım anne olmak için dedim. Kesinlikle çok güzel ve de çok özel bir duygu annelik. Her anı başka keyifli eee zorlukları da var tabi:)
    Yeni yazılarını sabırsızlıkla bekliyorum.

  6. Harika bir yazı yazmışsınız Deniz hanım,bayılarak okudum ve sizi kendime benzettim,ben de deliyimdir 😀 ve anneler her daim çocukları tarafından sevilir,gelecekte de ağlamalar,mızmızlanmalar,kavgalar sizi şaşırtmasın 🙂

  7. harika yazınızı keyifle okudum ve “daha dur daha dur” demek istedim size… 🙂
    hamilelik öyle acayip bir serüven ki ve sonrasında annelik bitmez tükenmez bir heyecan panik atak hali…dilerim her aşaması harika geçen bir hamilelik yaşar ve bebişinizi sağlıkla kucağınıza alırsınız…sevgiler…

  8. İlk 3 ay ve son 3 ay zorlu geçse de, orta ki 3 ay hamileliğin saltanat dönemi diyorlar 🙂 Henüz tecrübe etmedim ama edenlerin yalancısıyım 🙂 Bebeği bile istersen; “hayırlı zamanda, hayırlı bir evlat versin Allah” diye dua etmek lazım. Sizin için de en hayırlı zaman şimdiymiş demek ki. Ben sizin gibi çok gezmiş, görmüş, azimli ve hayat dolu bir insanın kucağına alacağı bebeğini de en iyi şekilde yetiştireceğine inanıyorum. Hayırlı uğurlu olsun, sağlıklı sıhhatli olsun.

    Bizde evleneli 3 yıl oldu her sene bir sonraki seneye erteliyoruz. Bakalım bizim için çanlar ne zaman çalacak 🙂

  9. Sanırım en keyifli hamilelik güncesi olacak. Her haftayı sabırsızla bekleyeceğiz. Umarım herşey yolunda ve mükemmel geçer. Sizin gibi deli dolu bir annesi olacağı için miniğiniz çok şanslı

  10. Gözlerim doldu okurken..Tebrik ederim

  11. emirin annesi

    Merhaba ve hayirli olsun.
    Yazini cok uzun ama yormuyor bunaltmuyor kendini cok guzel anlatmissin. Bende suanda 5 aylik olan oglumu kucagima almadan once kaygilarim vardi şimdi birbirimize aşigiz. Allah saglikla kucagina almayi nasip etsin.q

  12. Deniz hanım, hamilelik günceniz muhteşem 🙂 ben de gözlerim dolarak okudum. tüm süreci sağlıkla tamamlayıp bebeğinizi kucağınıza almanızı dilerim 🙂 ilk 3 ayda sıkça görülen mide sorunlarını ben yaşamadım ancak etrafımdan duyduğum ekmek ayvasının iyi geldiği idi.
    ben ikiz kızlarıma gebeliğimin 17. haftasındayım ve kendi güncelerimi kendi blog’umda yayınlıyorum:
    http://keyfimizvebiz.wordpress.com
    yazılarınızı keyifle takip edeceğim 🙂
    DubleAnne

  13. D.D. NİN ANNESİ

    Evet memen var sever tabi ama memen olmasada sever emin ol o minnacık elleriyle yanaklarını okşamaya başladığı anlarda dünyalar senin olur gözlerini kapatınca kendini dünyadaki en güzel en ıssız yerde hissedersin o pamuk eller yumuşacık bir meltem gibi gelir.

    tebrikler

  14. Hoş geldin Deniz M. :))

    Göz pınarlarımdan yaşlar süzülerek yazıyorum..bizim de son zamanlarda toocamla konuşurken düşündüğümüz konuydu, bebek sahibi olmak istediğimizde ya olamazsak bu psikolojiyi kaldırabilir miyiz acaba diye..
    ama okudum ve her cümleni gözümün önünde canlandırdım..bebek sahibi olma isteği bir kere bulaşınca kana ele geçirince zihni, sabrı da , çareyi de , süprizleri de beraberinde getiriyor..

    Bebeğiniz annesini memesi olmasından dolayı, babasını olmamasına rağmen sever..:))

    Vücudunun yeni alışmaya çalıştığı hormonlarla kaynaşmasına bir şans ver, bunlar 12-14 haftalarda sakinleşirken büyüyen göbeğini okşarken, bebeğin ile en güzel diyologlarda kendini bulabilirsin..ilerleyen haftalarda da hareketleri ve durumlar karşınında tepkiler ile ailenizin bir parçası olduğunu hatırlatacaktır..

    sevgiler, pinar..

  15. Denizzzz, çookkk mutlu oldummm, sürecin bir kısmından haberdar olarak, zaman zaman gözlerim dolarak okudum yazdıklarını…Ne güzel yazmış, ne güzel ifade etmişsin kendini, bence keramet 35 yaşta, bizim dönemin erkencilerini geçersek son dönemdeki hamileler ve annelerin hepsi 35 yaş dönemecinde doğurmaya karar vermedi mi :)? 78li olarak bu yıl sıra banada geliyor mu acaba ;)? Hayırlısıyla bebeğini kucağına alana kadar ve sonrasında takipteyim. Çok çok tebrikler 🙂

  16. toscana şarabından mıdır bilmem ama benimde hamileliğim toscana şarabından sonra olmustu 🙂 normalde alkol kullanmıyorum bir arkadaşım hediye getirmişti bende bi deneyim dedim ve bir şişeyi tek başıma içmiştim:) 3 hafta sonra da hamile olduğumu öğrendiğimde toscana çocuğu bu demiştim:D:D:D şuanda 3 yaşında 1 saniye bile yerinde durmayan ”hareketli” bir oğlum var. hamileliğin keyfini çıkarın.

  17. Sağlıkla kucağınıza alırsınız inşallah.

  18. Bu hamilelik ve de minik sana daha coook sey ogretecek 😀

  19. Ben bayıldım bu yazıya. Sana bayıldım Deniz. Bir başak kadınını okumak çok eğlenceli olacak :))
    Ben de bir başak kadınıyım ve kontrol, program hastasıyım. Bu yüzden şu iki cümlen beynime ok gibi saplandı 🙂
    “Ve de sıkı bir ders verdi bana, neyin benim kontrolümde olup, neyin benim kontrolümde olmadığına dair.”
    “Bu durumun benim kontrolümde ol(a)mayacağını öğrenmem epey zaman aldı.”
    Hamile kalmaya hazırlandığın şu günlerde o kadar programlı gidiyorum ki, yazını okuyunca abarttığımın bir kez daha farkına vardım. Eğer sende olduğu gibi hayat bu başak kadınına da ders vermeye karar verdiyse senin taktiğini uygulayacağım, bunun için teşekkürler. 🙂
    Yazılarını her hafta heyecanla bekleyeceğim.

    Sana iyi şanslar. Umarım istediğin gibi bir hamilelik ve son yaşarsın.

    Sevgiler…

  20. 8 aylık bir oğlum var ve artık beni sadece memelerim için sevmediğini göstermeye başladı bana, sizin de tadını çıkara çıkara bu günlere gelmenizi dilerim 🙂

  21. içindeki o minik canavar kesinlikle tatilden;gezmeden eğlenmeden dağıtmaktan; ve de kesinlikle o keyifli şaraplardan benceee 🙂 biz de 18. haftamızdayız yaramaz canavarımla 🙂 çok eğlendik seni okurken çoook hem de 🙂

  22. Çok keyifli ve çok içten bir yazı olmuş ,ben çok rahat ,çok sorunsuz bir hamilelik yaşamıştım, ne mide bulantılarım oldu ne başka bir sıkıntım, utanmasam doğum anına kadar çalışabilirdim yani 🙂 Dilerim senin hamilelikle ilgili yaşadığın ufak tefek sıkıntıların da bir an önce geçer ve doğumdan sonra benim gibi keyifle hatırlarsın o günleri .. Perşembe yazılarında buluşmak üzere , sevgiler 🙂

  23. Bayıldım sana:))) eminim hamileliğin de harika geçecek ve o minik şimdiden seni çooook seviyor !

  24. öncelikle bebeğiniz hayırlı uğurlu olsun.. inşallah sağlıkla kucağınıza alırsınız.. anlatım tarzınıza, yazıdaki akıcılığa bayıldım.. keyifle takipteyim bilginize.. sizi kendime çok yakın buldum ve içten… elif sizi de tebrik ederim harika bir seçim olmuş…

  25. Yaşasın, harika bir günlük bu!
    Hamile kalmak isteyip de kalamam, sonra saçma sapan kürtaj deneyimi, o iğrenç rahim filmi… Benim için o kadar tanıdık ki. Sonra moraller anca yerine otururken, hiç beklemiyorken bir bebeğin içine yerleşivermiş olması da öyle.
    Ben yolun sonuna gelmek üzereyim. Emin olun, şu mide bulantılarını falan atlatınca müthiş keyif alacaksınız. Hamilelik süper eğlenceli bir şey. Birinci elden belgesel film çekimi gibi. Yolunuz açık olsun.
    (Hamiş: Bence mutlaka bir blog da açmalısınız tez vakitte.)

  26. memen var sever tabii 😀 olmasa da sever, kokun için sever, varlığın için sever 😉 evreni bilmem ama içindeki minik canavarların anne babalarına verecek epey dersleri oluyor. yaşadığın tatsızlıkların ardından mutlu son için ilk adımı atmışsınız, buna çok sevindim. bebekle bağ kurma fikri ilk hamileliğimde bana çok tuhaf gelmişti, tabi ilerleyen haftalarda daha iyi oluyor, yine de ikincide bu konuda daha iyiydim 😀 bir de mide bulantıları var, uzun zaman domates peynir yemiiştim. ama hepsi geçiyor. umarım bundan sonra daha rahat ve sorunsuz bir hamilelik geçirir, tadını doyasıya çıkarırsın. bebeğine sağlıkla kavuşman dileğiyle…

  27. Deniz süper bir yazıydı gerçekten.

  28. Hepinize cok ama cok tesekkur ederim. Dun gece heyecandan yerimde duramadim! 🙂 Ilk basta bu fikre itiraz eden sevgilim bile pek bi heyecanlandı! Butun onerilerinizi ciddiye aliyorum, dun ilk defa (kabız olma korkuma ragmen) ayva yedim ve gercekten ise yaradı! 🙂 Bahsettiginiz tum surecleri hep beraber yasamak cok ama cok keyifli olacak! Saolsun Elif, meger bana ne buyuk bir iyilik etmis! 🙂 Uzuun uzuuun gevezelik edesim var ama hepsini haftaya sakliyorum! 😉 Hepinize ve bebelerinize sevgiler…

  29. Evlenmeden hamile kalmanın topluma meydan okuyan cesurca bir davranış olarak gösterilmesi bana oldukça gereksiz geldiği için ve belli ki günlük bunun üzerine kurulu olduğu için benim merakla takip edeceğim bir günlük olmayacak

    • Aynen katılıyorum size! Benden başka katılan da yok sanırım. Cesaret ve medeni olma şekli değişmiş anlaşılan. Bu abartılı destek ve şakşakçılık da bunun göstergesi. Şimdi bu durumda siz ve ben geri kafalı yobazlar oluyoruz galiba 🙂 bunu bir erkek yapsa şimdi tüm kadınlar topa tutardı. ancak evlenmeye yanaşmayan kadın olunca pek bir hoşuna gitti herkesin. Ne büyük cesaret! Nasıl da modern bir davranış biçimi! İşte bizim modernlik anlayışımız bu… Eskiden nikahsız yaşayanlara “cahil” denirdi. Şimdi Aferin deniyor 🙂

      • Var pervin hanım sizden başka katılan da var! Günlüğü ve zeynep hanımın yorumundan önceki yorumları okuduğum süre boyunca aklımdan geçen tek şeydi: acaba bir tek ben miyim böyle düşünen?
        Kimin nasıl yaşadığını yargılamak haddimiz değildir; ancak ben ve benim gibi bırak hamile kalmayı aynı evde yaşamanın bile evlilikle mümkün olduğunu düşünen birçok insan geri kafalı, yobaz, basit, sıradan insanlarmış gibi nitelendirilmeye çalışılıyorsa yazma ihtiyacı duyarım. Cesaret dediğiniz şey “topluma inat” sevgilimden hamileyim imajı… Bu toplumun ne zararını ya da “evliliğe takık olmayan” toplumların ne faydasını gördünüz de böyle bir inat içindesiniz anlayabilmiş değilim. Ayrıca bu mesajı verme çabası da nedendir..ayrı bir konu. Evlilik -alt tarafı bir imza- aşkı yaşamaya, flört etmeye engel bir olay değildir. Nikah yapınca anlarsınız umarım..
        Saygılarımla…
        Bu arada belirteyim: Bir başak kadınıyım ve evliyim…

  30. Çok hoş bir hamilelik günlüğü başlangıcı olmuş, eline sağlık Deniz M. Bana da yol gösteren, aaa bak neler yaşamış, sonunda halime kalmış, gör bak dedirten güzel bir yazı. Zor şeyler yaşamışsın, ama hepsinden üstesinden de çok iyi gelmişsin. helal valla:) Azıcık senden de feyz alayım da ben de kendimi sürece bırakayım. Ayrıca helal olsun diyorum cesaretine ve istediğin gibi yaşama anlayışına..
    Bir başak kadını daha işte:) Takipçinim artık..
    Çok güzel bir hamilelik geçirmeni diliyorum..Her anı özellikle sana, sonra sevgiline eşsiz anlar yaşatır umarım..
    Darısı da olmayanlara ve elbette bana..
    Sevgiler

  31. Deniz’ciiiim, muthis haber!!! benim de buutn bu olan biteni burdan ogrenmem biraz utandirdi, demek ne zamandir soyle dogru durust yazisamamisiz diye 🙁 ama bu harika haberlerle keyfim yerine geldi…seni takibe basliyorum o zaman 🙂 bu arada bizim bidikla, hatta simdi 34 haftaligim, ikinci bidikla olan maceralarimiz icin de benim bloga bakabilirsin arada: http://www.babyakca.blogspot.com insan birbirinden cok sey ogreniyor, ben de 2 sene once bu anne bloglari ortamina girdigimde hic tahmin etmezdim ama simdi tam bir blogger muptelasiyim 🙂

    Bu arada beni tanimayanlar icin, ben Deniz’in o ilk yurda donup ise girdigi Alman firmasindan arkadasiyim, yukardaki kendi tarifine 100% katiliyorum… ve arttiriyorum, cok harbi kizdir, erkektir yani biraz! bu yazi serisinde hep gercekleri, en eglenceli durust halleriyle okuyacagiz 🙂

  32. Öncelikle tebrikler, çok keyifli bir yazı olmuş devamını merakla bekliyorum..

  33. Sevgili Deniz, yanında tuzlu kraker bulundur bulantılara karşı, folik asit haplarını ihmal etme, bol bol gül.

  34. Deniz yazini zevkle okudum! Ne kadar icten ifade etmissin kendini! Saglikla kucagina almani dilerim bebegini.

  35. sağlıkla kucağınıza alın miniğinizi..takipçiniz olduk :))

    ben de hem bir başak kadını hem de 5 aylık ikiz kızlarım karnımda evlendim.babam geç öğrendiğine kızdı,sevgilimin ailesi çocukların nasıl olup da 4 aylık doğduğuna :))). üstelik 5 haftalık hamile olduğumu öğrendiğim günün ertesi sevgilimle motosikletimizi hazırlamış İtalya ya gidiyor olacaktık ki gittik !!
    tek hamile giden ben 9 haftalık italya da zar zor bulduğumuz bir ultrasonda İkiz keselerini gördüm ki yine dr un şaşkın suratı ve sevgilimin zafer işaretini hiç unutamam.. şimdi 32 aylık kızlarımın makarnaya bayıldıklarını söylememe gerek yok sanırım. 4 aylık olana kadar italya da kalıp sadece makarna ve margarita pizza yediğimdendir diye düşünüyorum…
    çok keyifli bir hamilelik geçirmenizi dilerim..
    sevgiler

  36. Ait olduğum toplumun değerlerine ve inandığım dinin gerkelerine ters düşen bir yaşam sitiliniz var (mış)….Sağlıkla bebeğinize kavuşmanız dileğiyle. Yabancılardan çok da etkilenmeyin zira yabancılaşıverirsiniz TR’ye 🙂

  37. Benim hayatımı yargılamadan önce, Benim ayakkabılarımı giy ve Benim geçtiğim yollardan, sokaklardan, dağ ve ovalardan geç.
    Hüznü, acıyı ve neşeyi tat. Benim geçtiğim senelerden geç, benim takıldığım taşlara takıl. Yeniden ayağa kalk ve Aynı yolu tekrar git, benim gittiğim gibi. Ancak ondan sonra, beni yargılayabilirsin.. Geçer dediklerimi geçirdim, biter dediklerimi bitirdim. Nefret ettiklerimi sildim, Artık yeter dedim. Geride bıraktıklarım hesap sormaya kalkmasın o yüzden bana. Farkında olduğum için var oldunuz, Vazgeçtiğim için bugün yoksunuz..”

    -HZ.MEVLANA-

    arkadaşlar,kimsenin hayatı bir başkasını ilgilendirmez.hoşlanmıyorsak kendi yolumuzda gideriz.kimseyi rencide etmeye gerek yok.Hz.Mevlana ne güzel söylemiş.
    sevgiyle kalın:)

  38. deniz seni takip edicem,çok güzel yazmışsın yüreğine sağlık…bende 9 haftalık hamileyim,aynı şeyleri bende yaşıyorum,öteki hamileliklerimde hiç böle olmamıştım,sedace çubuk kraker ve elma yiyebiliyorum,daha tek bi bardak süt yoğurt çerez hiçbişey yemedim,üzülüyorum içimdeki gülen yüze yaa…ama inşallah 2-3 hafta sonra geçer diye ümitleniyorum…sevgiler…

  39. Evlilik dışı çocuğunuzu çok matah bir iş yapmış gibi burada yayınlamanız, ayrıca sitenin sahibinin buna izin vermesi çok ilginç ve üzücü geldi bana. İnsanlara ne kadarda güzel örnek bir yazı olmuş hayret doğrusu…

    • Yaşadığımız çağda kimsenin kimseye örnek olmasına ihtiyacı olmamalı artık, değil mi? Herkes kendi kararlarını kendi verebilecek yetkinlik ve donanıma sahip. Öyle olmalı en azından… Kimseyi yargılamak kimsenin haddine değil.

    • Çarşamba Gebesi Pelin

      Hâlâ birbirimizin yaşamına karışma hakkını ne güzel de görüyoruz kendimizde değil mi? Demokrasi deniyor, hatta “ileri demokrasi” filan deniyor, demokrasi, cumhuriyet, özgürlük, insanların sadece sizin yaşama bakış açınıza göre yaşaması demek değildir. Siz evlendikten sonra gebe kalmayı tercih edersiniz, başkası etmez. Buna karışma hakkı hiçbirimizde yok. Kimsenin hayatında neler yaşadığını, başına neler geldiğini, ne koşullara sahip olduğunu bilemeyiz. Hiçbir şey göründüğü gibi olmayabilir. Kimseyi bu kadar kolay yargılamayalım lütfen.