24 Yorum

Cincüce’nin Gebelik Günlüğü, 37. hafta

Kıdemli gebemiz Cincüce Banu’yla birlikte heyecanla geriye sayıyoruz.

Yeni gebelerden Çiğdem’in yazısını da buradan okuyabilir, Banu’nun tüm yazılarını buradan takip edebilirsiniz.

***

Bu hafta çok şenim, çok şakrağım sevgili okurlar.

Geçen hafta amniyon sıvısının alt sınıra indiği haberini almıştık ya. Bu hafta yavruyu epey sulamış olmalıyım ki o problem ortadan kalktı çok şükür. Doktor kontrolümüzde her şey yerli yerinde çıktı. Hiçbir problem yok. Su artmış. Kordon aynı yerde duruyor; ama şimdilik riskli görünen bir dolanma yok. Bebeğin kalp atışları gayet güzel. Ufaklık 3 kilo olmuş da geçmiş bile.

Beni sorarsanız, hâlâ hamile olduğumu unutup saçma sapan hareketler yapabiliyorum. Giden otobüsü koşarak kovalamak, merdivenlerden sekerek inmek, farkına varmadan hızlı hızlı yürümek, daha neler neler… Hamile olduğumu sadece geceleri anlıyorum. Göbeği yana devirip de yatmak ne zormuş allahım. Ara ara ayaklarım şişmeye başladı bir de. Uzun süre ayakta kalırsam oluyor. Neyse ki biraz uzatınca geçiyor. Az kaldı az…

Artık asla eski Banu olamayacağım günlere çok değil, sadece birkaç hafta kaldı. Ne ben eski Banu olacağım, ne de Yıldıray eski Yıldıray…

Yaşamımız bir dönüşüm geçirecek. Hani çaya şeker atıp karıştırırsınız ve o şeker eridiğinde artık çaydan ayrıştırmanız mümkün olmaz ya. Çay asla bardağa konan o ilk çay gibi değildir. Yine çaydır ama artık yeni bir tadı vardır. Bizimki de o hesap…

cincuce 37. hafta

Banu ve Yıldıray olarak eskisi gibi uçarı olabilecek miyiz? Canımızın istediği gibi kendimizi sokağa atabilecek miyiz? Sahile gidip birer bira içelim diyebilecek miyiz? Geceyarılarına kadar üst üste birkaç bölüm birden dizi izleyebilecek miyiz? Bisikletle dolaşalım, oraya gidelim, buraya gidelim diye doğaçlama yapabilecek miyiz? Çok sıkıldım, bir yürüyüş yapmaya çıkayım diyebilecek miyiz?

Muhtemelen bunları artık eskisi gibi, alıştığımız biçimde yapamayacağız. Fakat çocuk sahibi olmuş bazı insanların takındığı o tuhaf karamsar yaklaşıma da bürüneceğimizi sanmıyorum: “Özgür günlerinizin tadını çıkarın. Yakında bitecek!” Bazen öyle şeyler işitiyoruz ki şaşırıyoruz. Çocuklu hayat özgür yaşamın sonuymuş gibi felaket tellallığına soyunuyorlar.

“Uyuyamayacaksınız!”

“Baş başa kalamayacaksınız!”

“Hep yorgun olacaksınız!”

vs.vs.

Evet. Bunu biliyoruz. Çocuk sahibi olmayı istemek, bunları göze almak değil mi zaten? Çocuklu yaşamdan önce ve sonra meselesi aramızda çok konuştuğumuz bir konu.

Bize göre hayat aynen, aynı isteklerle, aynı alışkanlıklarla devam etmeli. Sadece bebek de bunların içine uyarlanmalı. Yıldıray bebekten sonrasını “Bir çaresizlik, zorunlu bir dönüşüm olarak görmüyorum,” dedi bir defasında. Zorunlu bir dönüşüm değil ama uzlaşmacı bir dönüşüm yaşayacağız. Bebek daha gelmedi. Hâlâ bizi nasıl bir yaşamın beklediğini bilmiyoruz ve hâlâ buradan konuşması kolay, biliyorum, farkındayım.

Sadece şunu diyebilirim: İki insan ortak bir yaşam sürmeye karar verdiğinde nasıl ki birbirinin alanına saygı göstererek, uzlaşarak ve orta yol bularak aynı mekanı paylaşmaya başlıyorsa, onların arasına katılacak bebekle kurulacak ilişki biçimi de bu olmalı. Ne anne baba bebeği bu yaşantıya uymaya zorlamalı, ne de bebek/çocuk egemen bir yaşantı kurulmalı. Her şeyin anahtarı uzlaşmada yatıyor.

Çay içmeyi bırakmayacağız biz; şekerli çayın tadına alışacağız. Bir sürü şeyi bir de bebekle yapmayı öğreneceğiz. Yapmayı bilmediğimiz şeyleri de öğreneceğiz. Eski Banu ve Yıldıray olmayacağız; yeni Banu ile Yıldıray’ın öğreneceği ise çok şey var. İşin bu sürprizli kısmı çok ama çok heyecan verici.

Siz bu süreci nasıl yaşamıştınız? Sizin hayatınızda neler değişti? Nasıl uzlaştınız?  “Çocuk sahibi olursam mutlaka şunu yaparım/yapmam” dediğiniz neler var?

Hepinize göbek dolusu sevgiler. Bakalım haftaya yine burada olacak mıyım? 🙂

24 yorum

  1. ya aslında o soylenenlerin hemen hepsi dogru. gerçekten yorgunluktan bayılacak gibi oluyor insan. ama ebeveynlik , tibette yogayla falan bulamayacağın bir ermişlik mertebesine ulaşmanı, hayata bambaşka şekilde bakmanı sağlayan inanılmaz bir fırsat. çocuk sahibi olmadan onceki senle sonraki sen arasında inanılmaz bir gelişim olacak. tarifi zor biraz.
    demem o ki soylenenler dogru ama bu kotu bir şey değil. neticede no pain, no gain.
    bitirirken de naçizane bu konuda yazdıgım bir blog postunu yapıştırırım.
    şimdiden sağlıklı bir dogum diliyorum
    http://hulyanintunasi.blogspot.com/2012/05/cocuk-buyutmek-cocukla-buyumek-cocukla.html

    • Harika bir yazı. Heyecanlıydım, şimdi daha da heyecanlandım. Sanırım içimdeki de öyle. Zıp zıp zıplıyor ve bana “Az kaldı, geliyorum yakında!” diye sesleniyor. 🙂

  2. İlk kızımda hayatımda çok değişiklik olmadı. Her yere gittik. yağmurda yağsa çıktım evden karda yağsa. Arabamızda yoktu. Ana kucağı sağ olsun (gerçi sonradan slingoyu keşfettim nasıl rahat anlatamam aklında olsun) Belki de çok değişime uğramamın sebebi zaten geceleri dışarı çıkan biri olmamamdan kaynaklandı.
    Ama kızım geldikten sonra o şeker o kadar tat verdi ki hayatıma. Hiç eksikliğini hissetmedim çocuksuzluğun.
    sevgiyle kalın.

  3. Herkesin yaşadığı zorluklar hemen hemen aynı,ama bebeğin kokusunu,agularını,tükürüklerini,sana muhtaçlığını,doğar doğmaz seni ve meme arayışını,yırtınırcasına ağlarken sen kucağına alır almaz sakinleşmesini,parmak aralarında ki o bitmeyen pamucukları almaya çalışırken ellerini tek tek öpüşünü ve onların sana dolanmasını,gazını çıkarıp rahatladığı andaki gülücüklerini görünce bütün yorgunluklarının bitişini göreceksin .Bebiş büyüdükçe sana neler öğretecek bir bilsen kendini ve Yıldıray’ı daha iyi tanıyacak birey olarak kendi çoğalmanızı görüp nasıl da şaşıracaksın,anneni nasıl da daha iyi anlayacaksın.öpüyorum seni

  4. Göbekte herşeyin yolunda olmasına sevindim. Düşüncelerin çok güzel. Benim çocuktan sonraki yaşama ait düşüncelerim de benzer. Tabii o günlere kadar daha bin fırın ekmek yemem gerek! :))
    Her gelişmeyi heyecanla bekliyorum.
    Sevgiler.

  5. Henüz 8 aylık anne babayız biz. İleride ne olur bilemiyorum ama şu ana kadar bebeğimizle her yere gittik, her ortama girdik. Özellikle yazın eve girmedik diyebilirim. Bazı şeyler tabi ki değişiyor, aklımıza estiğinde dışarı çıkamıyoruz çünkü bebeğimizin bir düzeni var, eğer uyumuşsa çıkamıyoruz örneğin. Ama bu bizi engelleyen bir şey değil, sadece hayatımız daha planlı oldu ve bu bizi rahatsız etmiyor, aksine hoşumuza gidiyor.
    Olumsuz konuşan, insanı korkutmaya çalışan insanlara çok kızıyorum ben.Şunu söylemeliyim ki ilk aylar anne için her bakımdan yorucu oluyor, ilk etapta eşlerin ilişkisi değişiyor çünkü açıkçası siz pek kendinizde olmuyorsunuz, kafanız başka şeylerle meşgul oluyor, aynı zamanda bir şeylerin eskisi gibi kalmasına gayret ediyorsunuz bu da yorucu oluyor ama bir süre sonra her şey yoluna giriyor, eskisinden de güzel oluyor hatta. Biz Kaan 4 aylıkken tatile gittik, yolculuk, hava değişimi, bebeğimizle tatile gitmeyi başarmış olmak ve tatilde hiç bir şeyden geri kalmamak o kadar iyi geldi ki bize. Henüz erken belki bunları düşünmek için ama size de bebeğiniz ele avuca geldiğinde, -ki yazın öyle olacak- tatile gitmenizi tavsiye ederim, nasıl bir tatilden hoşlanıyorsanız.

    • Olumsuz konuşanlar hep var, hep de olacak. Onlara kulaklarımı tıkamayı öğrendim artık.
      Yaz tatilinin hayali bile çok güzel geldi. Umarım bu yaz böyle bir şeyi başarabiliriz.

  6. Merhaba Banu.. 38. haftamı bitirmek üzereyim.. Başından beri takip ediyorum seni. Özellikle bugünkü yazından çok etkilendim, hemen hemen aynı şeyleri düşünüyor ve hissediyoruz sanırım.. Eşimle hep çocuklu hayat nasıl olur diye konuşurduk ama şimdi haftalar içinde bunun gerçekleşeceği fikri inanılmaz heyecan verici, biraz korkutucu ve biraz da garip.. Tüm duyguları bir arada yaşıyor gibiyim, bu bir süre daha böyle olacak sanırım.. Şekerli çay benzetmene bayıldım.. Evet çaylar artık şekerli olacak ve sanırım bu vazgeçemeyeceğimiz bir tat olacak:) Umarım sağlıkla bebeklerimize kavuşur, bu yeni tatlarla hayatımıza mutlulukla devam ederiz.. Sevgiler..

  7. Bana da hamileliğim de senin gibi felaket tellallığı yapnalar olmuştu aslında felaket tellallığı demeyelim de kötümser bakış açıları diyelim. Bol bol uyuyun, bol bol gezin falan filan… Sanki uyku ile gezme depolabilirmiş gibi 🙂 Hiç birine kulak asmadım, gayet keyifliydim, sadece çocuğumu iyi yetiştirmek, doyasıya sevmek, büyütmekle ilgili şeyler düşündüm. Şu anda oğlum 6 aylık oldu ve tepki vermeye başladığı için herşey daha zevkli.
    Genel anlamda hayatın değiştiği doğru zaten değişmese bir gariplik o zaman olurdu. Nasıl ki lise bittiğinde, evlendiğinde, kayıpların olduğunda, yeni bir işe veya okula başladığında birtakım şeyler değişmişti ve sen hayatı yeniden yapılandırmıştın, çocuk sahibi olak da öyle bir farkı yok ki. Bir can büyütüyorsun tabi, onun bilincindeyiz 🙂 Değişim iyidir, yeni beceriler kazanırsın, monotonluk bozulur… Malum kafayı yeni problemlerin çözümüne, yeni şeyler öğrenmeye yormazsak Alzheimer oluruz maazallah 🙂 Beyni çalıştır hatta zorla 🙂 Ben böyle bakıyorum olaya ve mutluyum…
    Ben gezme tozma konusunda çok aktif değilim şimdilik ama o benim yapımla ilgili bir durum. Zaten çalıştığım için evde olduğum zamanları çocuğumla geçirmek istiyorum. Anneanne-babananne kombinasyonu oğluma bakıyor dolayısıyla onları bir de haftasonları yormak istemiyorum, bu nedenle gezme tozma, bakım, aktif spor olaylarını yardımcı almaya karar verdiğim zaman yapacağım. Haa bu hiç gezmiyorum değil tabi. Hatta arabanın arkasına koyuyorum küçüğü gidiyoruz oraya buraya. Boğazda güzel bir yürüyüş beni mutlu ediyor. Emzirebilirsen ilk zamanlar hava almak için çıkmak daha kolay çünkü mama yanında 🙂 Şimdi biz ek gıdalara başladık, yeniden sistem değiştirip oğlumun düzenini bozmadan bu yeni düzene en pratik nasıl adapte olurum o bulmaya çalışıyorum. Evet çokkk yoruluyorum, 11-12 gibi yatıyorum, evet gece iki kere kalkıyor emziriyorum, tekrar 6:30 da kalkıp, hazırlanıp işe gidiyorum ama olsun varsın ben onu çokkkkk seviyorum!
    Son olarak diyeceğim şey “Çocuk sahibi olursam mutlaka şunu yaparım/yapmam” diye bişey yoktur bence 🙂 O an ne gerekiyorsa onu anne olarak yaparsın ya da yapmazsın zaten… Herkesin çocuğu, şartları,eşinin tutumu farklıdır…
    Sevgiler…

    • Bu kötümser bakış açısı toplum olarak sevdiğimiz bir şey sanırım. Kötü niyetle söylenmediklerine eminim, ama söylemeden de edemezler. 🙂
      Yazdıklarınız çok eğlenceli. Çocuk büyütmek bulmaca çözmek gibi aslında. ya da bir labirentte ilerlemek. Her ipucunu çözdüğünüzde karşınıza yeni bir bilmece, dönülecek yeni bir dönemeç çıkıyor. her birinin arkasında bir sürpriz saklı. 🙂

  8. Sevgili Banu;
    Anne olmak zordur, emek ister,sorumluluk ister. Ben şu anda 2. bebeğine 39+3 hamile olan tecrübeli bir anne olarak sana başıma neler geldiğini ve nelere dikkat etmen gerektiğini yazacağım.Umarım hoşuna gider.
    1.anne olmadan önce çocuk sevgisini yanlış tanıdığını anlıcaksın,kendi evladın gibi olamıyor sevgisi hiç bir çocuğun. :))
    2.uykusuz yaşamanın nasıl olduğunu anlıyacaksın, ama yüzünde kocaman bir gülümseme olan bir zombi gibi gezince ne değişik hallere soktu bu evlatcık beni diyeceksin.
    3.emzir -alt değiştir-gaz çıkar 3 lüsü 4-5 ay devam edecek,sonrasında ek gıdalara geçişle hayatın daha da bir renklenecek.
    4. eşinin sana her şeyde yardım etmesi üzerinden yük alması bu dönemde gerçekten önemli. bir de yanında aile büyüklerinden biri ya da bir kardeş,abla yardımcı olması senin için çok iyi olacaktır.
    5.sinemaydı,özgürce gezmelere gitmelerdi, kafana eseni yapmak falan filan bunlar artık pek mümkün olmayacak. belki güvenebileceğin biri olurda yavrunu emanet edebilirsen neden olmasın.
    6.eşlerin birbirlerine bakışları da değişir genelde. Oğlumun anası veya kızımın anası gözüyle bakar uzunca bir sürer. Aşk, romantizm biraz asıkıya alınır:))
    7.çok planlı ve düzgün tıkır tıkır bir saat gibi bir hayatın olacak.Zamanın farkında olacaksın. bebeğin mama saati, uyku saati, en son ne zaman uyuduydu hesapları falan filan hesaplayıp duracaksın :))
    8.düzenli yemek pişecek evinde :)) önceden evde ne bulursak yeriz,yoksada dışardan yeriz,amaaan işten geldim birde yemekle mi uğraşayım dönemi bitecek, başlarda sütün bol olsun diye bol bol tenecere yemeği pişecek evinde sonrada bebişin için karışık sebze çorbaları pişirirken evde hep bir yemek ve yemek kokusu olacakki-bu bence bir evi ev yapan önemli şeylerden.
    9.Hayatınızın odak noktası bebek gibi gelecek ilk başlarda zamanla alıştıkça onunla yaşamaya, özgürlükleriniz de geri gelmeye başlayacak, yeterki siz karı koca olarak bunu isteyin.Bırakmayın akışına herşeyi:)
    10. ve son madde.bebeğinin kıymetini bil. Çocuk sahibi olamayanlar var. Eşinin kıymetini bil, hiç bir kişi seninki gibi bilemez neler yaşadığınızı ve bebeğinizin kıymetini.İşte bu yüzden bebeğin her tür kaprisini sadece ve öncelikle siz çekeceksiniz.

    Yeni anne ve baba, tadını çıkarın ne diyim:))

  9. düşüncelerinin hepsi çok güzel. ben de aynı şekilde düşünüyorum. Açıkçası “Uyuyamayacaksınız!”, “Baş başa kalamayacaksınız!”, “Hep yorgun olacaksınız!” diyenler abartıyorlar diyemem. Gerçekten de böyle olacak ama biraz da bu sayede bir sabah 8’de uyandığında “ne kadar uyudum ya!” diye mutlu uyanabileceksin 🙂 veya başbaşa kaldığınız anlar daha değerli olacak. En azından bizim için durum böyle. Ama bir yandan 2 yaşındaki kızına bakıp bir yandan doktora yapan birisi olarak söyleyebilirim ki çocuklu hayat hiçbir şeyin sonu değil. Bazen yapacak işlerim için zaman bulamadığımda kendime sadece şunu söylüyorum: “daha sonraya ertelenebilecek birşeyse önemi yok (ki kızımdan ve kocamdan başka herşey ertelenebilir görünüyor), kızımla yaşadığım her an sadece bir kez yaşanacak”. Tabii şunu da söylemeliyim ki bu 2 yılda ancak gelebildiğim bir mertebe. Öncesinde biraz fazla stresliydim – galiba kızıma odaklandığım için kocamı ihmal ettim, o yüzden biraz da uzaklaşmıştık hatta ama herşeyi zamana bırakmak en güzeli. Kadınların doğumdan sonra manen toparlanması bedenen toparlanmasından uzun sürüyor bazen 🙂 ama yine de hiçbir şeyle değişilecek bir tecrübe değil. hatta 2 yaşına gelince bir kardeşi olsa ne güzel olur diye düşünmeye başlıyorsun 🙂

  10. ben de 1 cocuk annesi olmama rağmen ikinci bebeğimi beklerken bu endişeleri yaşıyorum.. hadi bir çocuğu hallettik ama iki çocukla da aynı özgür yaşamı sürdürebilecek miyim?

  11. ilk yıllarda aklına ne sinema gelcek ne bisikletle gezmek evladını mutlu görmek onunla güzel vakit geçirmek inan bana sana en iyi izlediğin filmden daha güzel gelecek he aklına geldi de bi sinema yapsak dedin,evladını en güvendiğin birine teslim etsen de ondan ayrı kaldığın bütün zaman boyunca aklın hep bebeğinde kalacak ve eve koşup onu doya doya öpüp koklamak isteyeceksin yorulmayacak mısın evet yorulmakta var uykusuzlukta ama bunların hepsi geçici şeyler artık bebeğin büyüyüp kendi kendine yemek yiyebildiği tuvalete gidebildiği kendi kendine uyuyabildiği yaşa geldiğinde daha rahat olacaksın ve benim gibi bol bol yavruna sarılıp iyi ki varsın canım kızım/oğlum diyebileceksin:)))

  12. Aynen dediğin gibi. Üstelik annen de yanınızda olacak, duble şekerli çay yani. Tadından yenilmez 😛

  13. Cok guzel yorumlar yazilmis, ben de katiliyorum… Sadece ufak ama onemli bir nokta var: Hepsi geciyor… Zaman zaman cok zorlanacaksin, belki de cildirdigin anlar olacak (ama mutluluktan cildirdigin anlar da olacak). Ama bebegin bir daha o ayda, o yasta olmayacak, o yuzden her anin tadini cikarmaya bakmak lazim. Sonunda bir de donup arkaya bakiyorsun ki o gunler gelmis gecmis…
    Demem odur ki arada bir bunun hep boyle surmeyecegini, gecici oldugunu dusunmek cok ise yariyor 🙂

    (Hayir, buyudukce dertleri buyumuyor, degisiyor. Ama anne/babaya olan yuk kesinlikle gittikce azaliyor…)

  14. Ya aslinda pek cok sey bebekle de yapilabilir, yuruyuse cikarken bebegi pusete koyup cikabilirsiniz mesela.. Ancak ben o kadar ama o kadar yorgunum ki kendimi zorlayip yapsam bile keyif alamiyorum eskisi gibi, bir de en basit sey bile cocukla daha yorucu hale geliyor, bebegi oto koltuguna oturt, puseti katla, aman usumesin, aman mama saati geldi mi.. Bence ozellikle ilk bir sene hayatin pek parlak olmayacagi gercegini kabullenmek gerek..

  15. Nurgül Kurşunlu

    biri 27 aylık erkek biri 4 aylık kız çocuğu annesi olarak diyebilirim ki sen formülü zaten bulmuşsun sadece bebeğini doğduğunda ne yaşarsan yaşa bu formülü uygulamaya kalmış iş. Çünkü çocuklu hayat hele de iki çocuklu hayat çocuksuz hayata hiç benzemiyor ama bence artıları çok daha fazla ve anneler hayatı harika bir şekilde organize etme konusunda üstün yeteneklere sahip. eminimki sende hayatınızı hem kendinize hem de çocuğunuzun ritmine uygun bir şekilde harika şekilde organize edeceksin ve hepiniz çok mutlu olacaksınız. Biz iki çocukla Pazar Brunchlarımıza da gidiyoruz bazen evden çıkmayıp dolu dizgin bir aile saadeti yaşıyoruz her şey biz ve çocukların istekleri doğrultusunda şekilleniyor biz rahatız dolayısıyla çocuklarda rahat. Ve gerçekten çok çabuk büyüyorlar ve ben zamanları oflayarak değil sindire sindire yaşamak istiyorum.

  16. ela tanrıverdi

    yukarıda saydıklarının hepsini ama hepsini yapmanıza müsade edecek sakinlikte ve huzurda bir bebek olmasını diliyorum çekmecenin 🙂
    Benim oğlum öyle bir bebekti. Öyle de bir çocuk oldu. Geldiği ortama ayak uyduracaktır o da 🙂
    Evden çıkmak birkaç dakika daha uzun sürüyor ve dizi izlerken “durdur” düğmesine daha sık basılıyor. Sadece bu kadar 🙂
    Sevgiyle, sağlıkla, huzurla gelsin…
    Hoş gelsin, sefalar getirsin :)))

  17. Banu merhaba;

    Her seyin iyi gidiyor olmasina cok sevindim, boyle de tamamlayacaksin insallah. Olumsuz konusan insanlar olacak tabii, her zaman oldugu gibi, ama herkesin ozgurluk, mutluluk vb. algisi farkli. Tabiiki hicbir sey eskisi gibi olmayacak, hatta belki ilk 5-6 aylik donemde anlamayacaksin ama sonrasinda yeni SIZ’i cok seveceksin. Cok az kaldi, haydi hayirlisiyla, saglikla kavus bebegine insallah! 🙂

    Sevgiler…

  18. Şu an 34 haftalığım biz de eşimle oğlumuzu heyecanla bekliyoruz.ama imsanlar o kadar olumsuz şeyler söylüyor ki bu zaman zaman bizi çok tedirgin ediyor.çünkü. Biz nirnirimize çol aşığız ve hrp öyle kalmak istiyoruz bebeğimizle.Bir tek beni teselli eden nokta evlenirken de neler neler demişlerdi 6 yıllık evlilikte hiç onlardan olmadık.bu süpriz bebekle de daha da mutlu günler hayal ediyoruz hep…

  19. Merhaba Banu, ben 4.5 aylık taze bir anneyim ve doğum sonrası anılarım hala çok taze. Öncelikle, kocanla bebek yaparak birbirini seven iki insanın birlikte yapabileceği en mükemmel işi yaptığınızdan dolayı tebrik ederim sizi 😀 (belki ufaklık gelmiştir bile). Mutluluğunuza mutluluk, aşkınıza aşk, eğlencenize eğlence katacak bir insan girdi hayatınıza. Bisiklet turuna 3., gece kaçamaklarına anlam, yan odaya ses-nefes, burnuna mis koku olmaya geldi o. Yorgunluk tabii ki oluyor ama, bu yorgunluk seni sadece Sevim’in dediği gibi “yüzünde kocaman bir gülümseme olan bir zombi” yapıyor 🙂
    Benim sana naçizane tek bir konuda uyarım olabilir dikkate alırsan, o da kontrolünü elinde bulunduramayacağın tek şey olan ve benim “hormon saçmalaması” adını verdiğim doğum sonrası depresyonla ilgili tedbir almandır. Bununla ilgili çok şey okuduğuna eminim ama önemli olan senin değil “çevrenin” o yazılanları okumuş ve anlamış olması. İmkanın varsa bu konudaki en kısa,öz ve net olan yazıları bul ve “sen kurtadama dönüşmeden önce” gerekli kişileri bilgilendir. Ki, kapıyı açtığında bebek nasıl demeden önce “sana” nasılsın desinler, sana yardım etmek istediklerinde “ufaklığı senden almayı değil, ev işlerine ve senin bakımına yardım etmeyi” teklif etsinler, emzirmek için cebelleşirken “bizde de aynılarından var çekinme yanımızda” demeyip özel alanına saygı göstersinler,kendi çocuklarının kendi hayatlarını nasıl zorlaştırdığını defalarca anlatmasınlar, senin için zor olan her anın ardından ” bu daha hiçbir şey değil esas… ” diye başlayan cümleleri kendilerine saklasınlar, seni ziyaret ettiklerinde senin zaten bütün gün düşünmekten bunalmış olduğun “süt, gaz,uyku” vs gibi konuları tekrar tekrar konuşmak yerine seninle havadan sudan sohbet etsinler, sana kendini (daha da) yetersiz hissettirecek cümlelerden kaçınsınlar ve en önemlisi çocuğunun annesi olarak senin görevini devralmana ve bu sırada acemilik yapmana izin versinler.

    Ben kendim okumakla yetinmiştim, o yüzden ilk iki ay çevremdekilerle sıkıntı yaşadım ve çok zorlandım (üstelik benimki hafif bir vakaydı).Bir de o kadar bilmeme rağmen “bana olmaz” diye düşündüğümden kendime de konduramamıştım. Ne zamanki bir sabah uayndım ve bir önceki gün düşündüklerimi/alınganlıklarımı aşırı buldum o zaman farkına vardım durumun. Ben ettim sen etme diye yazayım dedim.:)
    Umarım sen ciddi bir depresyondan muzdarip olmazsın ama olursan da hiç üzülme bir sabah uyandığında geldiği gibi geçmiş olacak. Sevgiler ve tekrar tebrikler.