15 Yorum

Elif’in Gebelik Günlüğü, 10. hafta

Elif’in Gebelik Günlüğü’ne Gaziantep’ten devam ediyoruz. 

Elif’in bütün yazılarına buradan ulaşabilirsiniz

***

Bebeğimiz bu hafta bir kamkat kadarmış babycenter ‘ a göre. “Kamkat ne ola ki?” deyip araştırdım. Turunçgiller ailesinden tipi limona rengi portakala benzer bir meyve limondan biraz küçük bir meyve imiş. Sitede gezinirken iyi ki aşerme durumları yaşamıyorum diye düşündüm. Öyle güzel meyve sebze benzetmeleri var ki baby center’ da!

Geçen hafta gebeliğimi ilan etmiş bulundum. Duyan sevdiceklerim, arkadaşlarım, yakınlarım aradı, yazdı, geldi… Çoğunda gözlerim doldu, karşımdakilerin de gözleri doldu, sevinçten kahkahalarla verilen tepkiler inanılmazdı. Bir insanın beni yürekten her şeye rağmen sevdiğini ben kötü günde değil en iyi günümde ayırt edebiliyorum.  Huyum bu…  İyi günleri herkesin paylaşabildiğine pek inanmam. Gözlerinin içine bakınca anlıyorum benim için gerçekten sevinip sevinmediklerini… Velhasıl bu hafta çok güzel bir haftaydı… meğer ne güzelmiş sevmek ve sevilmek… Böyle tatlı anlarda dile dökülünce daha anlamlı oluyor.  Bebi gelecek diye herkes heyecanlandı. Heyecanımı paylaştı… İyi ki varlar…

elif_10.hafta

Gebeliğimi öğrendiğim günden bu yana her gün gebeliğimin devam edip etmediğini merak ettim. Her sabah ateşimi takip ettim. Kalp atışlarını duyacağım güne kadar sabırsızlıkla bekledim. Doktora ilk gittiğimiz günden 15 gün sonra gerçek bir gebelik olup olmadığını öğrenmek için gittik, daha sonra da sağlıklı bir gebelik mi kalp sesini dinleyelim diye bir 15 gün daha bekledik… Bu ikinci 15 günde elimde kardeşimin steteskopu ile gezindim, ne bileyim bir umut dinliyordum doktorum epey güldü duyunca…  Ultrasonda onu duyduğum gün kalp atış sesi değil de onun yaşıyor ve gerçekten olduğu düşüncesiydi beni mutlu eden. Ondan sonra 1 ay daha bekleme süresi… (hala beklemedeyiz… haftaya doktor ziyaretimiz var)

Beklemek sabrı ve erdemi öğretiyor. Ancak öyle bir şey var ki o zaman duygularınız sel olup akıyor bir an önce öğrenmek bilgi sahibi olmak istiyorsunuz. Meraklanmamak elde değildi ki… Çünkü o beklenen bir düş, sevdiğiniz ve sizden bir karma… bir canlı… dahası bir hayat anlamına geliyor. Hepsini anlamak bir anda olmuyor. Anlamak bir kenara sadece tahminlerle yetiniyoruz… Öğrenmek ne kadar sürer bilmiyorum, bitmez gibi geliyor.  Ancak anne olunca anlayacağım daha neler var kim bilir? İşte bunu çok merak ediyorum…

Gebeliğim tahminimden iyi geçiyor, yakın çevremden duyduğum bulantılı-kusmalı, bir şeyi çok yeme veya hiç yiyememe arzulu bir gebelik geçirmiyorum. -Şimdilik- Bir başka gebe bayanda okumuştum. Midesi bulanıp marketin ortasında çıkarttığına hiç bu kadar mutlu olmadığını ve bu onun için bebeğinin düpedüz var olduğunun ona bir işareti olduğunu söylüyor ve mutlu oluyordu. Bazen bir işaret beklediğim oluyor. Yine de gebe değilmişim gibi günlük işlerimin beni hiç yormuyor olması sevindirici bir şey. Gündüz yormuyor desem de gece uykularım biraz etkilenmedi değil. Çok fazla susuyorum ve çok su içiyorum sanki çölde günlerdir susuz gibi bardak bile kullanmayıp şişeleri kafama dikiyorum kana kana su içiyorum. Hal böyle olunca gece saatte bir tuvalette alıyorum soluğu!  Su içmek iyi bir şey deyip bunu da kafama hiç takmıyorum.

Bu süreçlerde müjdeyi ilk ailemize verdik. Sevincinden hiç kimse kabına sığmadı. Bir tarafın son torunu bir tarafın ilk torunu olacak bizim bebi… Herkes çok heyecanlı, hayaller kuruyor… Planlar yapıyor… Yazılmaya değer öyle şeyler var ki… Eşimin ablaları benim de ablam nicedir. Görümce demek hep garip geldi dil de alışmadı. Ablam oldu iki tane… biri bizden uzakta… ender görüşebiliyoruz…  çocuklar her gördüğümüzde biraz daha büyümüş oluyorlar, ancak yüreği bizimle biliyoruz… bizden daha heyecanlı olduğunu biliyoruz… -gerçekten öyle- yıllarca biricik kardeşlerinin  evleneceği kadını bekleyip o kadını canlarına sokup sadece ve sadece mutluluklarını görmek istemiş ve bunun için çabalamışlar… anneli babalı kardeşli… Çok şükür ki ben de onların evladı oldum, buluştuk… Bu gün küçük ablanın bize yaptıklarından bahsedeceğim size…  Fatma Abla… O bizi çook önceden düşünmeye başlamış biz bilmeden…

Fatma Abla Gaziantep için önemli Çocuk Gelişimcileri ve Aile Danışmanlarından kendi yönettiği bir çocuk klübü ve şehre ilkleri yaşatan başarılı çalışmaları var. Biraz şanslıyız bu konuda. Anne-Baba eğitim süreçlerimizde tecrübesizliklerimizi bize hissettirmeyen bizi tatlı tatlı geliştiren bir yanı var. Şimdiden eğitimdeyiz aslında. Bebeği öğrendiğinden beri ne zaman ne okuyacağımı ne yapacağımı, bebekle nasıl iletişim kuracağımı benden iyi takip ediyor. Bebinin varlığını öğrenir öğrenmez daha 5. haftada bize ilk sürprizini yaptı.  Kocaman bir kutu kuru yemiş, kuru meyveler ve bir zarfla çok özenli bir tasarımla beni buldu… Kuru yemişler bebi ve benim sağlığımız için değişimi başlatan bir sürecin başladığını hatırlatıyordu bize… – sarellenin uyuz olduğum reklamındaki gibi siz ne yerseniz çocuğunuz da onu ister-, aman ha kuru kayısı yiyin çikolata zararlı! Tasarım çalışmasının içinde de o haftada anne ve bebek olarak ne yaşayacağımızı anlatan kısa kısa yazılar vardı. Çok etkilendim…  Düşünülmek kadar güzeli yoktu ve sevilmek ne güzel bir duyguydu…

Bir sonraki hafta yeni bir süprizle karşılaşacağımı tahmin etmemiştim… Her hafta o hafta ne yaşayacağımızı açıklayan bir yazı ve o yazı tasarlanmış el emeği bir simgesinin üstünde geliyordu.- bir hafta biberon tasarımı bir hafta bebek arabası bir hafta tavuk-civciv diye diye 11. Haftaya girdik- yanlarında küçük sevimli düşündürücü bizi bebeğe alıştırıcı ince hediyeler… her hafta farklı bir yerde bizi buldu… Bekler olduk! Sanıyoruz doğuma kadar yılmadan bize mini mini sürprizler hazırlayacak. İyi ki var ve bizi bu kadar düşünüyor…

İyi başlangıç, güzel bir gebelik ve mutlu sonla bitiş hayalleri kuruyorum her gün biraz biraz. Doğuma kadar bu hayali kurmamı bir uzman önerdi.  Sadece anne- bebek konusunda değil Gaziantep’ te benim istediğim birçok kurs-etkinlikten uzak olduğumu düşünüyor çoğu zaman eksik kalmamak için iki katı efor sarf ediyordum. Kitaplar, araştırmalar, cdler, bilgiye bir kerede değil çok zaman içinde çok şeyi derleyip olayları kavrıyordum. Araştırma hep var olacak da… ancak en azından bu konuda sadece araştırma ile yetinmeyecektim. Bir gün bir ilan gördüm… Burada var olan ancak kendini yenileyen bir hastanede “Lamaze Yöntemi ile Doğum Kursları”  başlattı. Öyle şanslıydım ki… Hemen telefona sarıldım. Eğitimi veren bayanın tecrübelerini, bu eğitimi nereden aldığını,  ne zaman başlamam gerektiğini, neler öğreneceğimizi vs vs  o kadar çok soru sordum ki… Sağolsun sabırlı bir bayandı tatlı tatlı tüm sorularıma cevap verdi. Elbette ki bu kursa katılacağım.

*Sancılar 5 dakikaya inene kadar evde atlatıyor,* ardından telefonla ben sizi hastaneye gitmenizi söyleyeceğim, *direkt doğumhaneye alacaklar ve doğum gerçekleşecek. *Doğum o kadar normal bir şeydir ki bebek de anne de bunu çok iyi biliyor. *Çatlayıncaya kadar bağırmak sizi sadece yorar, enerjinizi doğum anına saklamalısınız… *Aklınızdaki bütün olumsuz doğum hikayelerini silin!

Allahım rüyada gibiyim. Düşüncesi bile ne güzel. Doğum öyle kolay bir şeymiş ki… Acı mı varsın olsun, çekerim diye düşünüp telefonu kapadım. Biliyorum bazen ki her şey bu kadar rast gitmiyor. Genel anlamda süper olsa bile ufak tefek pürüzler çıkıyor. Büyük pürüzler de çıkabiliyor. Elbette ki bin tane komplikasyon oluşmaz her şey yolunda giderse, böyle güzel bir örnek yaşayabiliriz. Bu benim hayalim, dileğim, isteğim, niyetim, ütopyam…  Acı mı varsın olsun dediğime bakmayın, bu sadece karşımdakinin beni ne kadar olumladığının bir işareti idi. Sadece gerçekten korkmuyordum. -Doktorun kapısında korkulu doğum öykülerine kulak misafiri olsam bile korkmuyorum- Eğitilebileceğime inanmış ve o sese güvenmiştim. Yaşayacağım ne varsa o gün yaşanacak dedim ve bunu bugünden düşünmek pek anlamsız geldi. Yalnızca “pozitif doğum hikayemi” hayal ediyorum o güne kadar. Kursun başlayacağı 16. Haftayı bekliyorum. Sezeryan bu hayallerin içinde hiç yer almadı. İnşallah hayati bir tehlike söz konusu olmaz da gerek de kalmaz, adı bile geçmez.

Normalde olduğumdan biraz daha duygusalım şu sıralar. Nat-Geo – Wild’ daki bütün belgeseller, şehrimizde olan iş kazası ve kayıplar, ülkenin hali, kadınlarımızın bugünü- kızlarımızın geleceği, yanı başımızda bombalanan bir kent… o kentin, ülkenin çocukları… kaynakların tükeniyor olması… ve bu karamsar dünyaya gelecek bir bebi… Bütün bunlar durduk yere gözümün dolmasına sebep oluyor… Gebe bir kadın günde yüz milyon tane düşünecek konu bulabiliyor. Kendine bin tane soru- merak konusu üretebiliyor. Bunlar sadece bazıları… Allahtan beyin çok fonksiyonlu çalışabiliyor da oradan oraya atlayabiliyor hemencecik…

Bir merakım var danışayım tecrübelilere;  Erbabiva’ dan çatlak kremi  ve yağı sipariş ettim 1 ay önce henüz kullanmaya başlamadım. Doğru zamanı merak ediyorum. Ne zaman kullanmalıyım bu ürünleri?

Bir diğer konu ise duyduğum bir vicdan azabı… Abartıyor da olabilirim. Çünkü ilk kez birinin hayatı bana emanet ona iyi bakmam gerek …

Radyasyon meselesi…

Tam olarak etkileri bilinmese de.. Kanıtlanmış zararları olmasa da “büyüyen bir risk ve belirsizlik” olarak yorumlanıyor boşlukta yayılan bu enerji.  Son 25 yılda yapılan araştırmalar hamilelik döneminde oluşabilecek ve içlerinde doğum kusurları, genetik bozukluklar, düşükler, otizm, çocukluk dönemi lösemisi ve kanser olan hastalık tehlikelerini ortaya çıkardı. Bilim adamları radyasyonun hücre bölünmesinin ve DNA kopyalanmasının olumsuz etkilendiği için hamilelik ve küçük çocukluk döneminin daha büyük riskler taşıdığını belirtiyorlar. Hayatımızda cep telefonları, cep bilgisayarları, dizüstü ve masaüstü bilgisayarlar, MP3 çalarlar, televizyonlar ve enerji nakil hatları gibi çeşitli kaynaklar bizi etkiliyor.” İşte ben bu bilinmez etkiden korkuyorum. Günde hiç olmazsa üç saatim kesintisiz bilgisayarımda geçiyor. Telefon yanımda yöremde bazen kulağımda, kulaklığımda…  Kablosuz İnternet artık her yerde, bizim evdeki kapansa bile… Bir tek gece yatarken her şeyi kapatıp uzaklaşıyorum. Bunun kaçışı yoktu bugüne kadar. Herkes koruyabildi mi? Bir yere kadar koruma.. Öyle bir ürün çıkartmışlar ki… bebeği bu zararlı enerjiden koruyor. Hem de kanıtlanmış başarısı var. Hemen almalıydım duyduğumda… Henüz almadım. O kadar mucize bir buluş olmasına rağmen bunun ikileminde kaldım. -Anne karnında korudum… Doğduktan sonra nasıl koruyacaktım ki… Nasıl böyle dersin Elif… koruyabildiğin kadar korumalısın.-

Bu ürünü duyan, tanıyan, kullanan var mı? Siz bebeğinizi bu etkilerden korudunuz mu? Koruduysanız nasıl başardınız? Benimle paylaşacağınız şeyler olabilir diye düşündüm.

Son olarak,

Yavrunuza yapmak istediklerinizle yapamadıklarınız arasında kaldığınız çok sık oluyor mu?

Yani annelik sürekli bir vicdan azabı mı?

e.

15 yorum

  1. Çok güzel bi yazı olmuş.Benim ilk haftalarda yaşadığım duygular aynı.Şimdilerde alıştım ( 28 haftalık).Doğum kursunu araştırmıştım ama bulamadım.Sadece hastane adını yazmanız yeterli…Mutluluklar hemşerim 🙂

    • Sevgili Gülnur ,

      Teşekkür ederim. 🙂 Bende size mutluluklar dilerim.
      Kursları veren Hastane Tam- Med hastanesi.. 🙂

      Sevgiyle,

  2. merhaba Elif,
    hamileliğini keyifli geçiriyor olduğuna sevindim, gerçekten seni seven insanlar var etrafında ne güzel. onlara sıkıca sarıl, varlıklarıyla mutlu ol, bebişin de mutlu olacaktır 🙂
    ben de radyasyon konusunda kafamı takmıştım senin gibi ve daha hamilelik öncesi duyduğum ürünü hemen satın almıştım. hatta daha sonra başka bir marka daha görüp onu da aldım. ve ikisini üst üste giydim. Markaları “silmaril” ve “natura silver”. gebeliğimi öğrendiğim günden beri kullanıyorum. ha bariz ve görünen bir sonuç şu an var mı dersen yok, ama bilemem. sonuçta ben elimden geleni yapayım, gerisini Allah’a bırakayım dedim. ben her gün 9-10 saat laptop karşısındayım işyerinde, önüm arkam sağım solum laptop,ikişer telefon. ne olur ne olmaz, yapabiliyorken önlem almak hiç bir şey olmasa manevi rahatlık sağlıyor.
    buarada ben kendi bloğumda hamilelik süreci yazılarımdan beslenmeyle ilgili olanını yayınladım, tavsiyelerim var, aklına yatanları uygula derim 🙂
    http://keyfimizvebiz.wordpress.com/2013/02/01/dubleanne-nin-hamilelik-guncesi-ne-yiyorum-ne-iciyorum/
    duble anne

    • Gülin merhaba,

      Önerilerin için çok teşekkür ederim, hemen incelemelye koyuldum. birini tercih edip sipariş edeceğim. 🙂 Alternatif vermen süper oldu süper…
      Blogunda o kadar faydalı bilgiler var ki.. Listelerime ekledim. İhityacım olan bir çok konudan bahsetmişsin. Takipte olacağım.

      Sevgiler,

  3. merhaba
    Ben 7 aylık hamileyim. Belly armor battaniyesini kullanıyorum, özellikle kucağımda laptopla geçirdiğim saatlerde. Battaniyeyi tercih ettim çünkü bebek doğduktan sonra da çok cep telefonlu ortamlarda kullanabilirim diye düşündüm… Alırken orada anlatılan cep telefonu testini yaptık, evet, battaniyeye sarınca gerçekten çekmedi telefon. Ama bu neyi kanıtlar, bilemiyorum aslında. Belki biraz iç rahatlatma sadece. Etkisinden emin olmak zor…

  4. Merhaba Elif hanım,
    Bende Gaziantepte yaşıyorum ve 10 haftalık hamileyim.Rica etsem “Lamaze Yöntemi ile Doğum Kursları”  nerde gerçekleşiyor numarasını banada vermeniz mümkün mü ?
    Sevgiler…

    • Müge Hanım,

      Kolaylıklar dilerim.
      Hastanenin adı Tam- Med.. telefonunu bende kayıtlı değil. İnternetten buluyorum her seferinde. 🙂
      Sevgiyle,

  5. Ayşe bağcıgil

    Sevgli elif hanım yazınızı okuyunca çok duygulandım.Doğuştan şanlı bir hanımsınız.Çok güzel bir aileye hahipsin. Ane olmak dünyanın en güzel duygusudur.doğum yapmak çok büyük bir mutluluk.allah her hanıma nasip etsin iki doğum yaptım . doyamadım anneliğe. her halde bir kardeşleri daha olurdu. imkanlarım olsaydı Doğumdan hiç korkma diş çektirmekten kolay .Aklına olumsuz şeyler getirme . Tadını çıkar dokuz ay çok çabık geçiyor sevgiler sağlıklı günler.

  6. Elifcim, icim acildi yazini okuyunca! Masallah! Dilerim hep boyle pozitif devam edersin. Sevgiler

    • Deniz,
      teşekkür ederim.

      Dilerim senin içinde güzelleşecek her şey..

      Kolaylıklar dilerim.

  7. Elif’im yine o guzel yüreğinden ve zekandan nefis bir dünya yansımış satırlara..,

  8. Merhaba, öncelikle çatlakları önlemek için kakao yağını tavsiye ederim. Body Shop’ın ürününü kullanmıştım ben, oldukça başarılı buldum ben.
    Radyasyon kemerini epey geç duydum ben belki başlarda duysam alırdım ama almadım.
    Şu dünyanın halleri ile ilgili duygusallık konusuna gelince 🙂 wellcome to hell sister 🙂
    Büyüdükçe artarak devam ediyor o korku ve endişe.. Evet dünyanın hali fena ve geleceğin belirsizliği ile ilgili duyulan kaygı hele ki bir anne için dönemsel hamilelik duygusallığından çok öte. Çocuğun inşallah hayırlısıyla doğup büyüdükçe onu, bu dünyaya, böyle bir dünyaya yalnız başına salacak olmak filan….Bunlar gerçekten bir annenin hep hissettiği ve hissedeceği kaygılar 🙁
    ne yazık ki dünya böyle bir yer ve herkes kendi kaderini yaşayacak. İyilerden olması, sağlıkla yaşaması ve güzel şeyler deneyimlemesi en büyük dileğim..Hepimizin çocukları için…

  9. Çiğdem-Üzüm

    Elif merhaba,
    Bu radyasyon olayı zaman zaman aklımı kurcalıyor ama çok fikrim olmadığı için unutmayı tercih ediyorum. Tek yaptığım telefonu kulaklıkla kullanmak oldu, onun dışında bahsettiğin ürünleri ilk kez duyuyorum ve farklı bir bilgi edinirsen paylaşmanı dört gözle bekliyorum.
    Sevgiler,
    Çiğdem