15 Yorum

Çiğdem’in Gebelik Günlüğü, 16. hafta

İstanbul’dan Çiğdem’in Gebelik Günlüğü’ne devam ediyoruz. 

Çiğdem’in bütün yazılarını buradan takip edebilirsiniz. 

***

İyi haftalar sevgili Blogcu Anne okurları,

Geçen hafta boyunca kendimi Ayşe Arman zannederek yaşadım!  Ne de olsa sevgilimin rızası hilafına aşk hayatımızın detaylarını ortaya dökmüş, hamile olduğumu dosta düşmana duyurmuş, bir de edepsizce göbek dertlenmeleri sunmuştum sizlere.  Bu hafta geç gelen şöhretimi sindirmiş bir anne adayı olarak karşınızdayım; Üzüm bebeğimin serpilişini paylaşmaya, mevcut düzene kafa tutmaya, bizi kendi istedikleri şekilde doğurtmaya programlanmış doktorlara diklenmeye bile hazırım artık!

Cigdem

Her şeyden önce biraz Üzüm’den bahsetmek gerek öyle değil mi…16. haftamı idrak ettiğim geçtiğimiz günlerden birinde doktor kontrolüm de vardı ve hem Üzüm’ün iyi ve afiyette olduğunu tekrar duymayı, hem de nazlanmadan bacaklarını açarak bize ne çeşit bir kara Üzüm olduğunu göstermesini sabırsızlıkla bekliyorduk.  Yine sabahın ilk randevusu benimdi ve doktorum beni muayenahanesinin önünde yerinde duramaz şekilde kendisini beklerken bulunca daha bilgisayarını bile açamadan odaya almak zorunda kaldı.

Akıllı Üzüm yemiş içmiş yatmış büyümüş, baş popo uzunluğunu 10 santime taşımıştı bile! Diğer veriler de normaldi, bu Üzüm annesinden bile akıllı olacaktı, daha şimdiden belliydi zira vakti zamanında canım annem bana hamileyken ve daha ultrason bile yokken (ya da annemin gittiği hastanede öyle bir imkan yokken diyelim) doktor bebeğin ölü ya da sakat doğma riskinin yüksek olduğunu söyleyip zavallı annemi aylarca sürecek bir işkenceye sürüklemişti! Böyle doktorlar eminim hala vardır diyerek, daha tanıştığımız ilk günden sempatimi kazanan, Ali Poyrazoğlu sesli, serin duruşlu (cool!) doktorumu sevdiğimi de söylemek isterim. Yalnız önceki seferlerde doktorun yorum yapma gereği bile duymadığı tartı seansı sonrası bu kez toplam üç kilo aldığım gerçeğiyle serin duruş yerini hafiften sorgulama tonuna bırakarak “kendine çeki düzen ver” konuşmasına dönüştü! Düşük kiloyla hamile kalmak avantajdı; ancak 16 haftada üç kilo demek 40 haftada yirmi kilo demek olabilirdi ve bu da istemediğimiz bir sonuç olduğundan dikkat etmem gereği hatırlatıldı ve sevgilimin hain sırıtışları altında randevumuz sona erdi.

Hamileliğimi öğrendiğim ilk 9 hafta boyunca bulduğum her fırsatta uyumuş, işe arabayla gidip gelmek dışında fiziksel hiçbir aktivitede bulunmamış, ancak öğün atlarsam veya belirli şeyleri yemişsem hafif bir bulantı duymuş, yediklerimi neyse ki hiç çıkarmamış ve hatta bulantıları bastırmak için tuzlu galetalara yönlenmiştim.  E bu üç kiloyu “kış geldi üşümemek için yağ depoluyorum” diyenler iki üç haftada bile alıyordu da bana mı çok görülmüştü!  Aile büyüklerinden duyduğum “oh be kızım biraz yüzüne renk gelmiş” yorumlarını da duyunca suçluluk duygum bu serzenişlere karıştı ve eridi gitti diyebilirim.  Daha çok hareket ve biraz daha sorumlu yiyerek Üzüm’ün obez annesi olmadan bitirirdim ben bu 40 haftayı. Hadi gayret!

Bu arada Üzüm bacaklarını açmadı açmasına ama doktorumuz allem etti kallem etti ve bir şekilde bize cinsiyeti söyleyiverdi.  İyi de ben hiçbir şey anlamamıştım ekrandaki görüntüden, böyle mi olacaktı, onca hafta bekledikten sonra doktorun defalarca teyit etmesine rağmen Üzüm’ü görene kadar bu cinsiyet meselesinden emin olamayacağıma kanaat getirmiş olmak akıl karı mıydı? Deli miydim neydim?

Doktorum ikili tarama testi sonuçlarımın yüksek riskli görünmemesi sebebiyle üçlü tarama testini yaptırmamıza gerek duymadı, amniyosentezi de aynı sebeple yine devre dışı bıraktık.  Karar verme aşamasındayken özellikle babycenter kaynaklı aramalarımda; Amerika’da şu an rutin olarak uygulanmasa da 8. haftadan itibaren yapılabilen,  down sendromu dahil birçok kromozom anomalisi hakkında %100’e yakın doğruluk payıyla sonuç veren bir kan testi geliştirilmiş olduğunu öğrendim.  Aynı test bebekte Y kromozomu olup olmadığını da tespit ederek cinsiyet konusunda da tartışmasız sonucun çok erken bir dönemde öğrenilmesini sağlıyormuş.  Yine doktorumdan öğrendiğim kadarıyla şu an İstanbul’da bu testi uygulayan bir iki merkez varmış; ancak test oldukça pahalı ve henüz istenilen kesinlikte sonuç vermiyor!  Yine de anladım ki birkaç sene içerisinde hayatımızda daha çok kafa karıştırmaktan başka işe yaramayan ne ikili üçlü testler ne de amniyo sentez kalacak, basit bir kan testiyle bir çok soru işaretinden kurtulmak mümkün olabilecek.  30 sene öncesinin ultrason dahi olmayan hamileliklerinden bugüne geçen sürede yaşadığımız gelişmeler işin olumlu tarafı  ama gerçekten her şey iyiye mi gidiyor diye sormadan da edemiyor insan?

Gelelim aklımı ilk günden bu yana en çok meşgul eden konuya; doğum, normal doğum, sezaryen, epidural, doğal doğum, epiduralle normal veya sezaryen…gibi birçok kavram, etrafında ilk elden ilgileneceği bir hamile yoksa birçok kadın için bugün bile hala karışık kavramlar.  Benim doğuma bakışımda ilk etken merak; bu işe kafa yormaya başladığım andan beri hatta belki de daha öncesinde bile bir kadının bir çocuğu ve hatta bir dişinin bir canlıyı yoktan var etmesi yetmezmiş gibi bir de bu canlıyı bedeninden çıkarabilmesi her seferinde ağzı açık dinlenecek, detaylarıyla merak edilecek bir konuydu gözümde.

Son on senedir yakınımda hamile kalan sevdiğim kadınları elimden geldiğince son saatlerinde hep doğumhane kapısında bekledim; yalnız kalmak istemezlerse doğum anında yanlarında olmayı çok istediğimi de mutlaka dile getirdim ama haklı olarak  ya kocalarını istediler yanlarına ya da işin profesyonelleriyle yalnız kalmayı tercih ettiler.  Benim canlı canlı doğum izleme hayallerim de hep bir sonraki hamileliğe devretti, ta ki kendim hamile kalana kadar!

Hamile kaldığınızı paylaştığınız anda en çok duyduğunuz sorular; kız mı erkek mi istiyorsun ya da normal mi sezaryen mi istiyorsun?  İkisinin net bir cevabı bir hamilede yok aslında.  Nasıl olsun ki; çocuk yapmanın laboratuvarda canlı üretmekten farkı, elimizde olmadan kodladığımız bu insanın hem bize çok benzeyen hem de bizden çok farklı bir birey olması değil mi zaten?  Cinsiyet de bu bilinmezin sadece ufak bir parçası ve kız ya da erkek çocuk değil, çocuk istemenin en anlamlısı olduğuna tüm kalbimle inanıyorum. Elimden gelse iki, üç veya daha fazla aynı cinsiyetten çocuğu olan ailelere dışardan bakıp “ah yazıkkk” şeklinde düşünen zihniyete kafa tutmak istiyorum.

İkinci sorunun cevabının da kadın kadına yapılan sohbetlerde anlatılan bol çığlıklı, günlerce süren doğum sancılı hikayelerin sonucunda ortaya çıkan korkulara göre verilmesini ve günümüz doğum mekanizmalarının da bu korkuları körükler nitelikte gelişmiş olmasına hepimiz şahidiz.  Bugün artık ısrarla normal doğum istediğini söylemenin neredeyse gereksiz bir edepsizlik sayıldığını, “bilmem kimin normal doğruacağım diye çocuğunu kaybettiğini biliyor musun” şeklindeki göz dağlarını saymak bile istemiyorum.  Çevremizde ve konunun tartışıldığı internet forumlarında o kadar çok normal doğum istiyordum ama son dakikada “bebeğin kafası büyüktü, kordon dolanmıştı, kalp atışlarında sıkıntı vardı, amniyon sıvısı sınırdaydı…” gibi ne kadar kurtarma operasyonu gerektirdiği sanıyorum tıbbi açıdan da tartışmalı olan durumlar sonucu sezaryen yaptırmak zorunda kalmış kadın görüyoruz ki!

Amacım benzer durumda kalmış kadınları kötü hissetirmek, kendini veya doktorunu savunmak zorunda bırakmak da değil ama bu işte bir değil birçok yanlış var gibi geliyor bana.  Soranlara normal doğum istediğimi söylerken, gerekirse doktorumu aylarca bu fikre alıştırmam, sonlara doğru ciddiyetimi anlatmak adına şaka yollu avukat kartını oynayarak ne kadar emin olduğumu ortaya koymak, üstüne para harcayarak doğal doğumu anlatan ve nasıl panik yapmadan doğumu evde beklemem gerektiğini bana öğretecek hızlandırılmış kurslara vakit ayırmam ve her şeyden önemlisi sistemini doğal doğuma göre kurmamış bir hastanede beni rutin anlayışlarına göre doğurtmak için hazırlanmış bir ekibe son saniyeye kadar kafa tutmaya hazır olmam gerek!  En azından bugün baktığımda bana öyle görünüyor, umarım her şey düşündüğümden kolay olur…

Tecrübeli hamileler bana bu meselelere kafa yormak için erken olduğunu söyleyecektir diye tahmin ediyorum ama yine de hamileliğin günlük hayatımı iyice ele geçireceği ilerleyen aylar gelmeden zihinsel olarak net olmak ve bunu doktorumla paylaşabilmek istiyorum.  Sırf normal ve mümkün olabildiğince müdahalesiz doğum yapmak istediğim için kahraman veya gereksiz risklere atılan kadın muamelesi görmek istemiyorum.  Ben hazır olursam her şey çok daha kolay olacak. Peki ama herkes nasıl hazırlanıyor olması gerekenden uzaklaşıp meydan muharebesine döndürülmüş bu sürece?

15 yorum

  1. Incir'in Annesi

    Uzum’un annesi, daha once de soylemistim, yine tekrar edeyim. Simdiden yazdigin gibi kimseye aldirmadan doktorunla dogumunu konus. Erken derse – ki sanirim der- ben herkesin siz ve ben dahil bu fikre iyice alismasini istiyorum de. Utanma, sikilma. Hastaneyi gor, dogumunda nasil bir yol izleyeceklerini sor.
    Ben sormadim, baska onceliklerim vardi, normal doguracagim diyordum ama aslinda bunun icin bir sey yapmiyordum. Iste benim gibi bir sey yapmayani – yapamayanlari- buldular mi, yine senin dedigin gibi son anda durum kontrol edilemez olabiliyor. Sen dusunmezsin ama yorumumu okuyan diger hamileler lutfen korkmasin bu yazdiklarimdan oturu. Ogrensinler, vucutlarinda ve bebeklerine guvensinler. Onlari sevenlere sirtlarini dayasinlar, en onemlisi de bebeklerinin bu dunyaya gelmek isteyecegi bir an oldugunu bilsinler.
    Demem o ki, ozel hastaneler iyi, hos. Bu konuda yorum da, tecrube de, sebepler, sonuclar da cok. Ancak biraz bebek fabrikasi gibi isleyen bu guzel, tertemiz ve ilgili hastanelerde kontrolu ele gecirmek, biraz cazgir olmak, illa bir oda istemek, dogumu beklerken kendinizi ve bebeginizi dinlemek, bir ilik dus almanin yolunun acilmasini saglamak icin cok bilmek, cok ogrenmek gerekir. Kimse bunlari talep etmekten, kendini, gerekirse doktorunu egitmekten cekinmesin.
    Epidural sezaryenle dogum yaptim. Incir, bana 17 saat sanci yasatti (yine olsa yine onun “ben geliyorum” demesini bekler, randevulu sezaryen yaptirmam), baska bir ulkede veya sistemde olsaydim belki normal dogum icin beklerdi doktorum. Olmadi. Saglikla, komplikasyon olmadan nispeten cabuk ayaga kalktigim bir dogumdu. Buna ragmen dogal dogumu sonuna kadar destekliyorum. Anneleri boyle kararlarla basbasa birakan sistemin duzelmesini istiyor, dogaya yaklasmayi, kadinin varolusunun gucune inanmasini istiyorum.
    Tum gebeleri opuyor, saglikla dogum yapmalarini ve her ne olursa olsun bebeklerini kucaklarina aldiklarinda cok iy bir is cikardiklari icin kendilerini begenmelerini ve bebeklerine bakip baska da bir sey dusunmemelerini diliyorum:)

  2. Incir'in Annesi

    Cok ozur dileyerek, bir ekleme yapmak ve randevulu dogum yapanlari elestirmedigimi soylemek istiyorum. Elestirdigim varolan sistemdir.

  3. erken degil, simdiden odevini yaparak hazirlanabilirsin ancak. evet o kurslara git, hatta isim verelim, hakan coker, do-um, asude ebe’nin kurslari gibi. Doula da tutmayi dusunebilirsin paran varsa. Ilk dogumlarda doula varliginin sezaryen oranlarini dusurdugu bilimsel bir calisma sonucu. kolay gelsin 🙂

  4. Merhaba oncrlikle tebrik ediyorum bebeginiz icin ve guzel akici yaziniz icin.
    Ben Melbourne de yasiyorum. 2 haftalik once dogum yaptim. Tum hamileligim sure since 1 kez o da 21. Haftada bebegin saglik durumunu incelemek icin ultrasound a girdim. Sonrasinda bebegi gormek istememe ragmen dr lar ultrasound in zararli oldugunu soyleyerek izin vermediler -ki bunun icin aile dr unuzdan yazili imzali belge gerekiyor. Dogum konusunda hastanenin bir kismi, ebelik sistemiyle diger kismi da epidural sezeryan gibi mudahaleli sistemle yonetiliyor. Ben family birth center denilen bolumu secmistim ancak sancim gelmeyince mudahaleli bolume gectim. Suni sanci verildiktrn bir nuddet sonra dayanamiuorum gibi cigliklarima ragmen epidural almam am icin yalvariyolardi. Sen guclusun epidural olursa cocugun tehlikeye girer yapabilirsin gibi cumlelerle benim dayanmam konusunda ikna ediyorlardi. Inanin 5 saatlik sure in sonunda ebe ‘done’ dedi benim de tum yasadiklarim gecti gitti. O sancilar yasandi ama bitti gecti. Oyle bisey ki kalktim dus aldim. Tr deki arkadaslarim ikinci bebegi dusunuyosan orda dogurda gel diyorlar. Cunku benim suyum geldiginde hastaneyi aradim onlarda gel bebegin kalbini dinleyelim sonra eve gondeririz dediler. Hic panic yapmadilar benim aksama kadar sancim gelmeyince suni sanci dediler. Ki soylenenlere gore normal dogum sancisinin Ben fazla sini cekmisim. Nihayetinde suni bi sanci. Eger normal dogum sancisi aZsa dayanilmaz birsey degil. Allahu Teala bu vucuda dayanabilceimiZ siddette bebegine baktiginda onun icin cektigin sanciyi katlandigin acini n bu bebek icin senin bebegin oldugu icin vermis .ve ona her baktiginda merhametin sevgin bagliligin gelisiyor. Cok uzattim sevgilerimle Hersey gonlunuze gore en hayirlisi olsun

  5. Bu arada Ben hamile oldugum gunden beri pek cok dogum hikayesi okudum ama nedense kendi dogumumla ilgili hicbirsey dusunemiyrodum. Okudugum seylerin benle ilgisi yokmus gibi cok rahattim endisesizdim. Dogum olacagi gunu hayal bile edemiyordum hayalimde sadece bebegi kucagima aldigimda nasil kime benziyor gibi seyler dusunuyordum. Sanirim bi isin buyuk kismi unutmak ve dua etmek.

  6. Sevgili Çiğdem,

    Senin gibi merak içerisindeyim.
    Etrafımdaki yakınlarım için şimdiden takıntılı artık bıkkınlık getiren bir tip oldum. 🙂
    Sebebi ise doğum şeklimi birlikte yönetebileceğimiz inanabileceğimiz bir doktor bulmak istememiz.
    Doktorumuz iyi hoş ancak doğumla ilgili doğumdan 15 gün önce görüşeceğiz diyor, bende biliyorum o zaman hatta son günler belli oluyor. Ancak yine de şöyle bir doktorun varlığı ile devam etmek ne güzel olurdu diye düşünmeden edemiyorum. Düşünsene doktorumuzu seviyoruz ancak onun genel anlamda doğal mı yoksa sezeryanı mı tercih ettiğini bilemiyoruz. Doğal doğumu destekleyen olsun, müdahalesiz doğuma destek olsun… mecbur olursa sezeryana danışsın… Bulayım unutacağım doğum konusunu ta ki doğuma kadar, yeter ki güvenilir ellerde olayım diyorum.
    Çok mu şey istiyoruz Çiğdem?

    Bahsettiğin gibi o kadar çok hikaye duyuyorum ki..
    Her şey güzel sonra bir sürü komplikasyon nedense herkeste aynı şey oluyor.. Anneler doğum sonrası
    doktorlarına tüm güvenlerini kaybetmiş haldeler… kimden duysam böyle söylüyor..

    Dilerim gönlümüzü rahatlatacak bir çıkış yolu buluruz.

    • kurs diyorum, doula diyorum. 15 gun once gorusuruz diyen doktora da guven olmaz diyorum 🙂 kolay gelsin, akintiya karsi durmak durumundasiniz.

  7. Merhaba:) Yazını büyük bir keyifle okudum sevgili arkadaşım. Bence doğum sonrasında (böyle diyorum zira gündem bir türlü değişmiyor hamileyken) bu konudan bağımsız yazabileceğin başka bloglar da açmalısın.

    Ben bebeğini epiduralsiz, suni sancısız yani şehir hayatının makul sayacağı maksimum normal koşullarda doğurabilen şanslı annelerdenim. Dolu dolu 7 saat sancı çektim. Hatta bir ara sancılara dayanamayıp sezeryanı aklımdan geçirdiysem de, çoğu doktorun aksine, sevgili doktorum beni öyle iyi motive etti ki… Nihayetinde şunu söyleyebilirim , hayatımın en güzel anı onu doğurduğum andı. Bence çocuk sahibi olmak isteyen her kadın -olağanüstü koşullar dışında elbette- bu doğal ritüeli yaşamalı…

    Ayrıca doğurmak bu işin en kolay kısmı. Maharet gerçekten “iyi” bir anne olmayı becerebilmekte bence. İyi bir anne olmak da çocuğunun ruhuna dokunmaktan geçer kanaatimce. Bu konuyu hamileliğin ilerledikçe daha da açarız. Senin bebeğinle ilgili hayallerini bir dinleyelim önce…:) Küçük annenin küçücük Üzüm’üne sevgilerimle…

    Dilge

    • Çiğdem-Üzüm

      Tanıdığım en iyi annelerdensin çatlak kadın. Oh gördüm bak sonunda yorumunu:)

  8. eeee cinsiyetini yazmamışsınız:):):)

    • Çiğdem-Üzüm

      Sevgi merhaba,
      İyi ki yazmamışım o zaman cinsiyeti, cinsiyet bombası bu haftaki yazıda:)

  9. Çiğdem-Üzüm

    Sevgili Elif ve Baharb, benim anladığım kadarıyla doktorların çoğu doğuma az bir zaman kalana kadar konuşmak istemiyor doğum işini ama 15 gün de sanki çok geç gerçekten. Yakın bir arkadaşım 5 hafta erken doğurdu, o güne kadar konuşmasa doktoru her şeye rağmen normal doğurmak isteyen arkadaşıma o kdar saygılı olmayabilirdi diye düşünüyorum. Önerilen kursların hepsini duydum İstanbul için en aklı başında çözüm noktaları da bunlar sanıyorum. Hakan Çoker’de 5. ay sonrası gidilmesini öneriyorlar, vaktini bekliyorum…

    Pınnaroo; Melbourne’e ve bebişe selam ve sevgiler. Bizde bu konuya bu kadar doğal yaklaşılması için daha önümüzde bilinçlendirilmiş en az bir on sene var gibi geliyor…

  10. Sevgili Çiğdem,

    Öncelikle seni ve eşini tebrik ederim. Sağlıklı ve keyifli bir hamilelik geçirmen dileği ile 🙂

    Ben öncelikle bir anneyim ve doulayım (doğum destekçisi)
    Diğer arkadaşlar gibi öncelikle doktorun ile her şeyi açıkça konuşmanı öneririm, onun normal doğumu ne kadar desteklediğini bilmen önemli. Ama tabi nasıl sormalısın, normal doğum yaptırıyor musunuz dersen emin ol hepsi “Evet” diyor, biraz açık sorular sorman gerekebilir. Mesela gebelerinizden kaçına normal doğum yaptınız yada ne bileyim kaç gebenize epizyotomi yaptınız gibi. Doktorun ile aranda hep bir mesafe olsun ama ona her istediğini sorabilmeli, net cevabı alabilmelisin. Günümüzde bazı gebeler özellikle sadece gerektikçe sezaryen doğum yapan doktorları araştırıp, randevu alıyorlar.
    Diğer bir konu ise, evet bence de eşinle beraber bir doğum hazırlık kursuna gitmelisin. Baharb’nin tavsiye ettiği yerler gerçekten çok iyi, İstanbul Doğum Akademisi, DO-UM’un çok güzel 2 günlük kursları var çok iyiler bu konuda..

    Ve bu arada bol bol pozitif doğum hikayesi okuyabilirsin, Elif’in bloğunda yani burada harika bir bölüm var; Pozitif Doğum Hikayeleri.. Buradan başlayabilirsin, hızını alamazsan Şebnem Susam-Sarajeva’nın Doğal Doğuma Doğru 20 annenin pozitif doğum hikayesinden oluşan bir kitap var, bunu da alabilirsin.

    Ayrıca sana doula olarak Pam England İçgüdüsel Doğum kitabını şiddetle öneririm 🙂

    Danışmak istediğin bir konu olursa da bloguma beklerim 🙂
    http://www.doulannesra.wordpress.com

    Sevgilerimle,
    Esra Demiröz

  11. Sevgili Çiğdem,
    Öncelikle seni ve eşini tebrik ederim. Sağlıklı ve keyifli bir hamilelik geçirmen dileği ile
    Ben öncelikle bir anneyim ve doulayım (doğum destekçisi)
    Diğer arkadaşlar gibi öncelikle doktorun ile her şeyi açıkça konuşmanı öneririm, onun normal doğumu ne kadar desteklediğini bilmen önemli. Ama tabi nasıl sormalısın, normal doğum yaptırıyor musunuz dersen emin ol hepsi “Evet” diyor, biraz açık sorular sorman gerekebilir. Mesela gebelerinizden kaçına normal doğum yaptınız yada ne bileyim kaç gebenize epizyotomi yaptınız gibi. Doktorun ile aranda hep bir mesafe olsun ama ona her istediğini sorabilmeli, net cevabı alabilmelisin. Günümüzde bazı gebeler özellikle sadece gerektikçe sezaryen doğum yapan doktorları araştırıp, randevu alıyorlar.
    Diğer bir konu ise, evet bence de eşinle beraber bir doğum hazırlık kursuna gitmelisin. Baharb’nin tavsiye ettiği yerler gerçekten çok iyi, İstanbul Doğum Akademisi, DO-UM’un çok güzel 2 günlük kursları var çok iyiler bu konuda..
    Ve bu arada bol bol pozitif doğum hikayesi okuyabilirsin, Elif’in bloğunda yani burada harika bir bölüm var; Pozitif Doğum Hikayeleri.. Buradan başlayabilirsin, hızını alamazsan Şebnem Susam-Sarajeva’nın Doğal Doğuma Doğru 20 annenin pozitif doğum hikayesinden oluşan bir kitap var, bunu da alabilirsin.
    Ayrıca sana doula olarak Pam England İçgüdüsel Doğum kitabını şiddetle öneririm Danışmak istediğin bir konu olursa da bloguma beklerim
    http://www.doulannesra.wordpress.com
    Sevgilerimle,
    Doula Anne Esra

  12. Çiğdem-Üzüm

    Sevgili Doula anne Esra,

    Yorumunu geç de olsa okuyabildiğime çok sevindim. İnsanın doktoruyla bu konuda sınırı aşmadan konuşabilmesi gerçekten hem çok gerekli hem de çok zor. Önerdiğin sorular hep aklımdaydı ama biraz da ayıp olur endişesiyle henüz soramamıştım…Doğum hikayeleri konusunda da tavsiyene uyacağım mutlaka; bu hafta sipariş ettiğim kitaplardan biri de senin önerdiklerinden biriydi zaten. Doktordan önce kendimi hazırlamam gerek farkındayım.
    Yeni bir okuyucu edindin kendine, sen de beni takipte kal lütfen, yeni önerilerini merakla bekleyeceğim:)

    Sevgiler,
    Çiğdem