51 Yorum

Öğretmek, ama nasıl?

Deniz’le verdiğim bir ödev savaşından daha yenik çıktığım dün akşam düşünüyordum:

Nasıl, nasıl, nasıl öğretmeliyim bu çocuğa sorumluluk hissini? Daha doğrusu, sorumluluk hissi elbet bir gün gelecek (mi? Arkadaşımın Deniz’den bir yaş büyük kızı okuldan eve dönüşte, henüz arabadayken bitiriyor ödevini. ARABADA).

Asıl şunu nasıl anlatabilirim: Bir ödevi bir oturuşta, 10 dakikada bitirmek, gidip gelip iki buçuk saatte yapmaktan daha kolay.

Belki tatil yeni bittiği için, belki okula henüz alışamadığı(mız) için, çok zor bir ödev akşamı geçirdik dün. 4 buçukta oturulan masadan kah bi komşuya gidip gelmek, kah yemek yemek için kalktığında saatler 8’i gösteriyordu. Toplamda 5 sayfa ödev vardı, kitap sayfası. I’ları çiz, cümleleri yaz, birkaç bir şey oku, anlat, anladığını çiz. Üç saatten fazla sürdü.

Hep böyle olmuyor aslında. Dedim ya, ayarlayamadık ikimiz de, ayarlar bozulmuş belli ki… Fabrika ayarlarına dönmüşüz, okul ayarları lazım oysa ki…

Bu o kadar sorun değil belki, düzeni kuracağız elbette ama,… Deniz ödevini yaparken bir başka şey düşündüm ben: Anladığından, öğrendiğinden nasıl emin olabilirim?

OkuOgren

“Oku” deyince okur, “öğren” deyince öğrenir mi?

Örneğin “Anne konut kirala” yazıyor bir cümlede. Okuması, sonra da yazması lazım. Okuyor ama anlamıyor aslında. Sormadı da bana “konut ne?” diye. Sorar genelde, yorulmuştu belki de artık. Ben açıkladım: Konut ev demek, kiralamak işte bıdı bıdı falan. He he dedi, geçti? Öğrendi mi? Hayır. Kimin sorunu? Bilmem? Benim mi???

Derken şu yazı çıktı karşıma Facebook’ta: The Quote That Changed How I Parent

Yazı İngilizce, ama özetle diyor ki:

Çocuklarımıza bilgi verebiliriz; önlerine gerçekleri, gözlemleri, hikayeleri, tecrübelerimizi yığabiliriz ama bütün bunları onların adına sindiremeyiz. Onların adına anlayamayız. Onlar, büyülü bir şekilde önlerine sunulanları alıp kendi kendilerine anlam yükleyecekler. Ya da yüklemeyecekler. İşte bu “ya da yüklemeyecekler” kısmı beni geceleri ayakta tutuyor…

Aynısı beni de ayakta tutuyor. Haydi abartmayayım, bu yüzden uykularım **henüz** kaçmıyor belki ama düşünüyorum: Ona vermek istediklerimin ne kadarını alıyor ki? Ne kadarını anlıyor? Anlamak istiyor? Hem, bunun sorumluluğu kimde?

Keşke bende olsaydı ama değil. Anne olarak benim (baba olarak eşimin) yapabileceğim(iz) şey elim(iz)den gelenin en iyisini sunmak. Sonrası on(lar)a kalmış.

Bu bilinmezlik hem tedirgin ediyor (çocuğum ne/nasıl biri olacak) hem de heyecanlandırıyor (acaba ortaya nasıl bir şey çıkacak?) insanı.

Freud’a Ne Yaptık da Çocuklarımız Böyle Oldu kitabında da geçen, Freud’a atfedilen bir sözün orijinalini aradım. Hani kendinden tavsiye isteyen bir anneye söylediği “Ne isterseniz yapın, nasıl olsa kötü olacak” sözünün orijinalini. Onu bulamadım, ama başka bir söz çıktı karşıma:

It is not what you do for your children but what you have taught them to do for themselves that will make them successful human beings. – Ann Landers

Yani

Çocuklarınız için yaptıklarınız değil, onlara kendileri için yapmayı öğrettiklerinizdir onları başarılı insanlar kılacak olan…

Kendileri için yapmayı öğretmek?.. Her gün yeni bir şey öğretiyorum: Tuvalete gitmek (ve klozetin kapağını indirmek!), elini ağzını yıkamak, yatağını toplamak… Ayrıca… İyi olmak, dürüst olmak, merhametli olmak, bunları da anlatıyor, dahası, örnek olmaya çalışıyorum. İleride –sanırım, umarım– ödevlerini, işlerini yapmak, sorumluluklarını yerine getirmek… Deniz’e dediğim gibi, ödevi “benim için değil, kendi için yapmak”… Bunları da öğrenecekler bir noktada. Bir yere kadar da olsa.

Ama düşünmek? Sorgulamak? Araştırmak? Ezberin dışına çıkmak? Önüne konulanla yetinmemek? Bunları yapan insanlar olacaklar mı?

Ben olabildim mi ki?

Sistem izin verdi mi?

Yoksa hala çırpınıyor muyum “kutunun dışına” çıkabilmek için?

51 yorum

  1. Her birine yorum bırakmasam da yazılarınızı okuyorum.
    Bizim neredeyse çeyrek yüzyıl çocuklarımızla onlar minikken uğraşlarımızın başındasınız. Şimdi onları yazdıklarınız, onlara ergenlik çağının başlangıcından hemen önce çok ilginç gelecektir.. Genç kız ve delikanlı olduklarında yazdıklarınızı çok da ilginç bulmayacaklar. Ama anne ve baba olduklarında tekrar, tekrar okuyacaklar her cümlenizde yeni bir anlam, kavram keşfetmeye çalışacaklar..
    Çocuklarımız mini mini iken onları kucağımıza alıp sevip okşayabiliyoruz. Şimdi dilediğinizce tadını, keyfini çıkartın..
    Kolay gelsin.. Bıkmadan usanmadan yazmaya devamınıza tebrikler.
    Çapar Kanat

  2. Cocuğun ödevleriniz bu kadar ilgilenmek dogru mü? Benim annem benimne ödevim oldugunu bilmezdi bile, ben kendi kızıma da boyle yaparım diye düşünüyorum. Gercekten bilmediğim icin soruyorum, pek çok sey değiştiği gibi bu da mı değişti, ödevler anne destekli mı yapılıyor artık?

    • Ben de bu sorunun cevabını merak ediyorum. Oğlum henüz1,5 yaşında ve biz o konuya henüz gelmedik. Geldiğimiz zaman detaylı araştırmayı düşünüyorum ancak şimdiki fikrim şu: “Ödev onun sorumluluğudur. Yapmadığı taktirde sonuçları da onundur.”Gün gelince uygulayabilir miyim bilmiyorum tabi 🙂

    • Ödevi baştan sona birlikte yapmıyoruz, ancak soruları oluyor, anlamadıkları oluyor. Birinci sınıf oluşuna veriyorum bunları.

      • Yine de anlamadıklarını boş bıraksa ve ertesi gün öğretmene sorsa daha mantıklı değil mi?

        • Bilmem, öyle belki de… Ben de bu işi (veli olmayı) ilk kez yapıyorum, inanın birçok şeyden emin değilim. Ama sanırım benim asıl sorunum daha derin, sistemle derdim var, ödevle değil.

  3. Ben de asla ne öğretmen olan annemden ne de babamdan 1 tek kere bile yardım almadan ödevlerimi yapardım. Ama şimdiki nesil gerçekten çok farklı. Sorumluluk almak istemiyorlar. Bence mutlaka Deniz anlıyordur derslerini, anlamakla ilgili bir problemleri olduğunu düşünmüyorum ben. Ama o sorumluluğu almak istemiyorlar. Ödevlerini kendileri yapabilecek olduklarında dahi anne-babayı yanlarında, aynı masada oturmuş görmeyi istiyorlar. Biz bir ödevimiz es kaza eksik kalsa, okulda öğretmene sınıfa mahcup olur, o gün başımızı yerden kaldıramazdık. Bu çocukların umurunda bile değil, tahtaya eksik ödevi var diye çıkarılmak, rencide edilmek. Gülüp geçiyorlar. (Bilmiyorum gerçi hangisi daha iyi). Anne-babalar daha çok umursuyor ödevin eksik kalmamasını. Bunu biraz da bizler mi bu hale getirdik bilmiyorum. Yoksa bebekliklerinden beri bizden farklı bir TV bir de bilgisayar var yetişmelerinde, ondan mı böyle oldular…..

  4. bu konuda uzman değilim ama ödev yapma işini bu kadar çok sorun etmeyin. yani tamam elinizden geldiğince destek olun bunun için hiçbir zaman ne uykularınız kaçsın, ne sinirleriniz gerilsin, ne de mutsuz olun.

    çünkü okulda başarı hayatta başarı demek değil malesef. ne okullar masterlar, doktoralar bitirip bir yerlere gelen insanlar karşılarına çıkan ufacık sorunlarla başedemeyebiliyor, mutsuz evlilik vs hayat sürdürüyorlar. onlarca makale yazan ya da büyük makam mevki sahibi insan kendi karısıyla çocuğuyla konuşmayı beceremiyor veya başkalarının haklarını yiyor, iyiden değil kötüden yana oluyor.

    sorumluluk sahibi olduğunu ödevini hemen yaparak gösteremeyebilir ama belki bir hayvana bakarak ya da her gün saatlerce yılmadan antreman yaparak ne biliyim başka bir şekilde gösterebilir. başarılı bir öğrenci, ödevlerini düzenli yapan bir öğrenciden ziyade önce “iyi bir insan ” olması çok daha önemli bence.

  5. Annem calistigi icin pansiyonlu ilkokula gittim ben. Pazartesi sirt cantamizi goturur, cuma aksami geri getirirdik. Hic odev verilmezdi bize. Ne oldu? 35 yasindayim, hala okuyorum, doktorami bitirdim. Yani calisma sorumlulugu edindim demek ki…

    Kizimin ilk odevini 3,5 yasinda, yuvada verdiler. Yaptirmiyorum. Bundan sonrakileri de, ilkokuldakileri de yaptirtmamayi dusunuyorum. Sisteme nereye kadar direnebiliriz bilmiyorum ama ben odevin sacma oldugunu dusunuyorum.

    • Bana da annem bir kere bile odev yap demedi. Ben de bazen yaptim bazen yapmadim. Sonucta ben de doktora bitirdim ve akademisyen olarak calisiyorum. Ogrencilerime asla odev vermiyorum 🙂 ben de odev ile sorumluluk bilinci gelismeyecegini dusunenlerdenim..

    • Evet, sorun çocuklarda değil bizde. Onlara ödev verilmesini engellemeliyiz. Arkadaşım 1. sınıftaki oğluyla sömestir tatilinde günde 2 saat ödev yaptığını söyleyince “aaa yazııık” deyivermişim. oğlumun bir kaç sene sonra okula başlayınca ödev yapmasını istemiyorum. ben de ödevleri hiç sevmezdim. eziyet gibi gelirdi. ama sadece derste dinleyip anlardım ve tekrara ihtiyaç duymazdım. belki sözel dersler için gerekiyordur bilmiyorum. ama hiç ödevin olmadığı eğitim sistemleri de varmış. bence öğretmenlerden bunu talep etmeliyiz. belki müfredat izin vermiyordur ama hiç değilse az ödev verirler. ama bazı anne babalar çocularının ileride diğer çocuklarla yapacağı yarışta başarılı olmasını istedikleri için verilen ödevlerden memnun oluyor da olabilirler.

  6. benimde 1.sınıfa giden oğlum var,sabah 8de benimle birlikte evden çıkıyo akşam 16:00a kadar,çalıştığım için çok fazla ilgilenemiyorum oğlumla,üstüne çok fazla düşmüyorum,sürekli başında ödev yap oğlum diyen bi anne modunda olmak istemiyorum,ikimizde akşam eve kendimizi zor atıyoruz öyle yorgun oluyoruzki,ama yinede maşallah sınıfında en başarılı çocuk,kız çocuklarıyla erkek çocukları aynı olmuyo dert etmeyin,deniz size yapıyo yapacağını 🙂 oğlumun öğretmeni bana oğlumu bir anlatıyorki öğretmene siz benim oğlumdanmı bahsediyorsunuz diyorum,veli toplantılarında koltukaltlarım kabarıyo valla,ama gerçekten hiç üstüne düşmeyin çünkü kendinizi yıpratırsınız,benim 3 yaşında bir oğlum daha var ve üstelik şu an 3 aylık hamileyim, ben kendimle ilgilenmekten başka kimseyle ilgilenemiyorum sorunlu bir hamilelik geçiriyorum ve üstelik kamu kuruluşunda çalıştığım için izin problemimde oluyo,kısaca tüm bunlara rağmen oğlum birey olduğunun farkında ve herşeyini kendi kendine yapıyo,bence sizde denizi rahat bırakın herşeyini kendi halletsin,gerçekten başında oturup ödevini bitirmesini beklemeyin,öteki odada ödevini bitirmesini bekleyin ve sadece kontrol aşamasında siz olun diğer aşamaları ona bırakın…dediklerim sadece tavsiye beni yanlış anlamayın sizden yaşçada küçüğüm,önerilerimi dikkate alırsanız deniz konusunda kendinizi çok yıpratmamış olursunuz…kalın sağlıcakla…

    • Rica ederim, neden yanlış anlayayım? Çok teşekkür ederim vakit ayırıp yazdığınız için

  7. Dr Haim G. Ginott’un Anne Baba ve çocuk arasında kitabını şiddetle tavsiye ederim. Sadece bu konu için değil genel olarak çok güzel bir kitap.
    Bunun dışında söyleyebilecek pek bir şeyim yok çünkü henüz 25,5 aylığız:)

  8. Elif yine tercüman omuşsun. Tebrik ederim.

  9. Kutunun çok içinden bir yaklaşım sergileyeyim mi? Herşey olacağına varır. Ama bir de örnek vereyim. Ben babama bir soru sorardım cevabı hep aynıydı. Bak Meydan Laoursse orada orada bulamazsan, diğer ansiklopedilere bak yine bulamazsan bulabileceğin bir kitap vb alayım sana. N’oldu? Çok sinir olurdum gidip bakmazdım bile sen söyle işte derdim; hayır sen git araştır ve bul derdi. Bu dönemde olsa aç ipadi gir goggle derdi belki bilemiyorum. Velhasıl gelmek istediğim nokta şu; ben bugün herşeyi araştıran ay o kaynağa da bakayım bu kaynağa da bakayım diyen biri oldum. Senin bu yazını okuyunca birden bir şimsek çaktı kafamda. Babam doğrusunu yapıyordu ben tepkide göstersem o dönemde gidip ansiklopedinin kapağını da açmasam demek ki içime işlemiş. Biz doğrusunu (doğru da neyse artk) veya bildiğimizi içimize sineni yapalım da gerisi olacağına varır işte 🙂

    • :))))) ben ve babami gordum, ayni sahneler… Nasil da kizardim, icimden tabii “Biliyorsun iste, soylesen olmaz mi? Bakmayacagim iste, sirf inadimdan” derdim. Ama demek icime islemis :))

  10. Offf Elif Hanım ki ne offf dürüst olmak gerekirse bende arkadaşlarıma çocuklarına ödevleri için yapmayın yardım etmeyin ödevini bitirmeden okula gitsin kendi sorumluğunu öğretmeni ile çözsün derdimmmmm. Takii iş başa gelene kadar oğlum 3,5 yaşında 15 tatilde boyama ve kesme ödevlerinin sadece boyamalarını yaptı. Kesmeler kaldı hiç zorlamadım dün gece uyurken bana söylediği. “Anne ödevlerimi okula götürmem gerek bugün öğretmenim öyle dedi ” dedi çantama koymayı unutma sakın dedi” ödevler yarım tabii sabahta arabada anne çantama koydun mu ödevlerimi diyor ( Burda yazarken algılıyorum sorumluluğu bana yüklenmeye başladı bile ödevlerimi çantama koydun mu cümlesinden) ben kazanmalıyım diyor ne yi kazanacaksın dedim gülen yüz verecek öğretmenim diyor. Ödevlerin yarım biliyorsun dimi dedim evet öğretmenimi gösterecem akşam gelip tamamlayacam dedi. Dedi demesine de evde tahmin edebiliyorum akşamki tabloyu ben çok yorgunum yardım et anne sıkıldım anneee… Bilmiyorum bende ne yapacağımı ödev yapmanın sorumluluğunun onda olması gerektiğini nasıl oğluma aktarabileceğimi bilmiyorum.

    • Valla yazdiklariniza inanamadim, yuvada ödevmi veriyorlar? Ben uzun süredir Türkiyede yasamiyorum, kizim burada yuvaya gidiyor, öyle bir uygulama olmadigi icin cok cok sasirdim. Bence bu ilkokulda ödev yapmak istemeyn cocuklardan daha vahim bir durum!!

      • Aynen Lale Hanım dün akşam ve bu sabah yaşadıklarımı bire bir yazdım hiçbir abartı olmadan 15 tatilde 15 tane kedi köpek resimleri olan a4 kağıdı dağıttılar bunlar teker teker boyanacak ve kesilecek ince motor gelişimi için miş!!!!!

    • ben de çok şaşırdım… henüz 3,5 yaşında olan çocuğa tatilde ödev vermek… ne saçma bir uygulama. ben sizin yerinizde olsam çocuğumu oraya göndermezdim herhalde. bu aralar ufaktan ufaktan kreş araştırıyorum oğluma aklım şaşıyor. neymiş yarım gün gönderemezmişim, çocuğun eğitimi yarım kalırmış. yahu diyorum ben çocuğum yaşıtlarıyla tanışsın, kaynaşsın, oynayıp zıplasın diye yollamak istiyorum… yok efendim, eğitimi yarım kalırmış…

    • Bu yuvada ödev verme olayını ben de daha önce duymuş ve inanamamıştım. Biz de birkaç “proje”yle karşılaşmıştık Deniz okuldayken. Okulun bakış açısı: Anne-baba çocuğa hafta arası vakit ayıramıyor (çalışıyorlarsa), hafta sonu birlikte bir şeyler yaparak vakit geçirsinler. Ancak ben bu “vakit geçirmeyi” birlikte boş oturarak, gezerek, parka giderek yapmayı tercih ederim şahsen.

      Bu bahsettiğim 5 yaş grubundaydı bu arada. 3,5 yaşında kesme-boyama ödevi biraz fazla olmuş.

      • 1.Yarı yıl dönemi için 2 defa oldu bu hergün olmuyor tabiki. Ama sizinde söylediğiniz gibi amaç çalışan anne babalar olarak oturup beraber vakit geçirmek . Kaldı ki evde olduğumuz dönemlerde çok daha güzel vakit geçirebiliyorum ben oğlumla 3,5 yaş grubu odandan odaya koşup birbirimizi yakalayarak evin içinde saklambaç oynamaktan keyif alıyoruz. Öğretmenlerin anladığı vakit geçirmede !!!! her iki tarafta da bu yaşta geriliniyor bunun farkıda değiller …

      • Birde size geçen hafta yaşadığım bir olayı anlatayım. Oğlumun sınıf arkadaşını annesi ile bize davet ettim. Konuştuk sohbet muhabbet derken çocuğuna yazmaları öğretiyor harfleri yazabiliyor kendisi ödeve veriyormuş mesela işte şuraya 10 kere A yap ondan sonra şunu yapabilirsin gibi. Bilmiyorum doğrumu yapıyorum ama dedi. Bende dedim uzmanlar yapılmaması gerektiğini okulda öğrenmesi gerektiği söylüyor ama dedim. Bense nasıl olsa tüm gün okulda yeterince yoruluyor diye akşamları sadece oyun oynuyoruz ve sonra uyku saati. Dedim ben eğitim işini okula bırakıyorum evde genelde eğleniyoruz dedim. Sonra içten içe Sevgi yaa yanlış mı yapıyorsun evde bişiler mi yapmak lazım tekrar mı etmeliyiz diye içten içe konuşmaya başlarken buldum kendimi…

    • Sevgi Hanım,
      Ben de inanamadım yazdıklarınıza. Benim oğlum da 3,5 yaşında, kreşe gidiyor ve şimdiye kadar hiç ödev verildiğini duymadım ne bizim yaş grubunda, ne diğerlerinde. Takdir sizin elbette ama ben yarıyılda, temsili bir karne şeklinde, gelişimiyle ilgili konularda yıldız verilmesine bile sinirlenmiş bir anne olduğumdan sanırım ödev verilse hiç yaptırmazdım. Okul öncesi dönemdeki çocukların ne notlanmasını doğru buluyorum ne de ödev gibi bir mevhumun veya kaç yıldız aldığının, gülen yüz alıp almadığının vs. hayatlarına sokulmasını…
      Kreşin becerileri, gelişimi ve karakteriyle ilgili bize geri bildirimde bulunması çok önemli tabi ama bunun yöntemi asla bunlar olmamalı -diye düşünmekteyim naçizane…

      • İnanamadım derken yanlış anlamayım lütfen. Çok şaşırdım anlamında kullandım :)) Sevgiler…

        • Buraya yazmadan önce kendi kendime ben mi çok abartıyorum olması gereken bu mu acaba diyordum ( daha önce çevremde bu konuda tecrübesi olan arkadaşım pek olmadığı için) ama yazdıklarınızdan abartanın ben olmadığımı anlamaya başladım teşekkürler hepinize… Hemen öğretmeni ile bir toplantı talebinde bulunacağım.

        • :)Tabikide yanlış anlamadım. Bende de sevgiler…

  11. benim kızım tam 71 aylık ve bu yılda anasınıfına devam ediyor…sadece rakamları yazmaya çalışıyorlar ve el kasları için bilumum garip şekiller çiziyorlar, daireler vs…dün akşam 2 satır (toplamda 10 adet) 5 yazması gerekiyordu…o süreci anlatsam buralara sığmaz 🙂 bir de okula başlasaydı ne olurdu düşünemiyorum…bazen algısı çok mu düşük bu çocuğun diye geçirdiğim oluyor aklımdan ama devam ettiğimiz psikoloğu tam tersi normalin üzerinde bir zekası olduğunu ve okula başlamadan uygulanacak testlerle özel bir eğitime tabi tutulabileceğini söylüyor…ki ben de zaman zaman böyle de düşünebiliyorum…bu arada ben de bir branş öğretmeniyim ve malesef öğretmenliğim kızım da hiiiiiiiiiiiiiiç bir işe yaramıyor 🙂 bıraksam kendi haline neredeyse okuyacak ama ben biraz durduruyorum bu durumu ama iş yazıya geldi mi aman allahım kabus!!! ve seneye ne olacak orası da bir muamma :/

  12. Merhaba Elif,
    “Çocuklarınız için yaptıklarınız değil, onlara kendileri için yapmayı öğrettiklerinizdir onları başarılı insanlar kılacak olan…” işte bu öyle güzel açıklıyor ki durumu, bütün mesele bu zaten. Çocuklarımız için kendimizi parçalıyoruz ve bunun için de onları sorumlu tutuyoruz çoğu zaman … Senin için onca fedakarlık yapıyorum , saçımı süpürge ediyorum gibi klasik laflar ediyoruz. Bunları dile getirmesek bile içten içe kemiriyor bu düşünceler. Ama asıl sorunda burada başlıyor sanırım. Çünkü çocuklar çoğu zaman ebeveynlerinin kendileri için çırpınışlarını farkedemiyorlar . Bu da onların şuçu değil zaten .
    Önemli olan çocuklara şu düşünceyi aşılamak sanırım;
    Bu hayat senin çocuğum.
    * Yaşamın boyunca sağlıklı yaşamak istiyorsan bedenini sevmeli ve onu korumalı, sağlıklı ve dengeli beslenmelisin. Çünkü bu beden senin ve sen ona ne kadar iyi bakarsan o da seni o kadar mutlu eder , sorun çıkartmaz.
    * Eğer hayatta başarılı olmak, kaliteli yaşamak … istiyorsan iyi bir eğitim alman gerekiyor.sevdiğin işi yapman çok önemli. Mesleğini doğru şeçersen mutlu olursun. Bunun için de planlı ve düzenli çalışman gerekiyor. Emek vermen gerekiyor. Çünkü emek vermeden hiçbirşeye sahip olamazsın.
    * Eğer çevren tarafından sevilen ve saygı duyulan bir insan olmak istiyorsan ; önce sen tüm canlıları şevmeli, değer vermeli , dürüst olmalısın…
    Bu örnekler böyle uzar gider .
    Elif , senin gibi bilinçli bir anne bütün bunları zaten biliyor ve de uyguluyordur. Ödev konusuna gelince unutma ki Deniz henüz çok küçük! İnan bana bırak yaşı aylar bile o kadar farkediyor ki bu dönemde. Bir de her çocuğun yapısı farklı oluyor. Mesela benim kız kardeşimin kızı da 1. Sınıfta 26 Ekim 2006 ‘lı. Maşallah çocukta ödev sorumluluk konuları almış basını gidiyor. Biz bile şaşırırıyoruz durumuna yani! Ama onun karakteristik özelliği . Bebekken aşırı takıntılıyken bir çocuktu. Çoğu zaman bizi çok sıkıntıya sokardı. Ama bu takıntıntılık hâli onu aşırı kuralcı, düzenli bir yapıya soktu. Bu yaşta sorumluluk sahibi, düzenli, kuralcı bir çocuk olup çıktı. Aslında o artık yetişkin bir birey oldu:) diyeceğim şu ki ; önce çocuklarımızı çok iyi tanımalı , karekterlerini iyi analiz etmeliyiz. Ve gerçekleri kabullenmeli ona göre hareket etmeliyiz.
    Son olarak şunu da belirtmek istiyorum ki ; bu yaşadığın sıkıntıları çoğu anne ilk çocuğunda yaşıyordur. Ben de yaşadım. Ama İnan Derin ‘de çok daha rahat edeceksin :))
    Sonun da sonu olarak :)) şunu da söylemek istiyorum ki; bu kadar dert etmeyelim herşeyi kendimize yaa!
    Biz bilinçli annelerin ve elimizden gelenin fazlasını yapmaya çalışıyoruz, araştırıyoruz , öğreniyoruz, uyguluyoruz. Kimse mükemmel değil ki biz mükemmel olalım.
    Şahsım adına benim içim çok rahat , vicdanım rahat! Evet mükemmel değilim ama iyi bir anneyim.
    Benim elimden gelen bu!
    Not: çoook uzun bir yorum oldu biliyorum. Anladım ki bu konuda anlatılacak çok şey var:) bir blog yazısı da ben yazmalıyım bu konuda . İçimi bol bol dökmeliyim :)))
    http://www.okulluoldum.blogspot.com ‘Da görüşmek üzere…:)

  13. Merhaba ben okul hayatım boyunca ağabeylerimden hiç destek görmedim,annemin ve babamında bilgisi az kalırdı ama yinede içinden çıkamadığım zaman bana destek olurlardı.Ödev konusunda hep ders aralarında yapan,evde ödev yapmayı sevmeyen,dersleri de pek parlak olan bir öğrenci değildim.

    Ne zaman dershaneye başladım,hocalarım farklı bir eğitim sistemi ile bizi eğittiler,ne zaman eve gelip ödev yapmak yerine dershanede etüt odamızda hocalarımızla-yapmadığımızda içinden,çıkamadığımız da sorarak öğrenerek- ödev yapmaya başladım;eşit ağırlık öğrencisi olmama rağmen Kimya,Fizik,Biyoloji derslerinde yüksek başarı göstermeye dershane ortalamasında ilk 5’e girmeye başladım.

    Demem oku sistem kökten yanlış,eve verilen ödevlerin çoğu ağır ve gereksiz.Görümcemin ilköğretim 4. sınıfa giden kızına sayfalarca fotokopi veriyorlar evde yapsın diye.Anlamsız proje ödemleri var,dersin atomu parçalayacaklar.

    Bu durumda ne oluyor bir süre sonra kendi yetisine fazla gelen şeyleri çocuk yapmak istemiyor.Ama çocukların algılarına göre bir müfredat olsa belki her şey daha farklı olacak.

    Bir dersi bir ödevi sevdiren onu yapma isteği uyandıran bir kurum,bir eğitimci ile başlar teşvik eden ama kendi yapmayan bir aile ile devam eder.

    Ona ödevini yapma zamanını tanıyın hiç uyarmayın bakalım neler olacak..?

  14. Hırslı veliler ve hırslı öğretmenler bu duruma getirdi. Bunların yüzünden de aman çocuğumuz geri kalmasın olduk.Öğretmenimizle konuştum, aslında müfredat çok hafifmiş boş zamanları bile kalıyormuş.Ancaaak A sınıfının öğretmeni 5 sayfa ders vermiş siz niye 1 sayfa verdiniz? (demek iyi öğretmen değil acaba ötekinemi götürseydik bak o çok ödev veriyo) …
    Hımmm B sınıfı öğretmeni yeni konuya geçmiş bile, bak nasılda çabucak öğretmiş de yeniye geçmiş.
    Bu baskılarla zaten önceden damarlarında hırs ve kıskançlık olan öğretmenlerimizde başlıyorlar aralarında yarışa .
    Eee hırslı veli boş dururmu , çocuğunun dersini yapıyor, sınıfta en iyi olsun diye , iyi not alsın diye .Çocuğuna bastırıyorda bastırıyor.Bir yandan öğretmene bir yandan çocuğuna .Benim gibi başka değerler peşinde olan veliler, çocuğu ödev yapsın istemeyen, daha çok oyun oynasın diyenler, çocuğuna ödev yaptırmıyor başka şeylere öncelik veriyor.Sonra ne oluyor biliyormusunuz , çocuğunuz sınıfta geri kalıyor, derslerini ödevleriyle pekiştirmediği için .Ve derse ilgisini kaybediyor arkadaşlarıyla iletişimi bozuluyor (çünkü çocuklar aralarında sadece ders ve kopya çekme derdindeler ) .
    Şimdi ne yapmaya karar verdim tüm öfkemle , düzen buysa en başarılı benim çocuğum olacak çalışmasına başlamaya.

    • Velilik geçmişim çok değil ama genel anlamda hırslı bir insan olmadığımdan veli olarak öyle olacağımı da sanmıyorum. Kesinlikle “çocuğum en iyi olsun” diye bir derdim yok, öğrenmesinin ve asıl önemlisi sorumluluk almasının peşindeyim.

  15. Aaa bu arada okula başlamadan önceki kızımı anlatayım size .5 yaşındayken bir hikaye uydurdu. Anne yaz dedi, bana anlattı ben yazdım.Yazdırmadığı birçok hikayeden sadece biriydi bu.Kitaplara bayılırdı şimdi kitap okumaktan nefret ediyor .Resim yapmayı çok severdi, ona bir yer masası ayarlamıştım hep ortada duran.Kağıtlar, renkli renkli kalemler, makas.Sürekli birşeyler çizer boyar anne bak icat yaptım derdi .Araştırırdı meraklıydı denemeler yapardı malzemelerle.Şimdi resim ödevi demeyin ona nefret ediyor savruk savruk yapıp kenara atıyor.Okula gitmek istemiyor ,nefret ediyor.Karnesinde Türkçe 3 ,Matematik 4 diğerleri 5 geldi bana göre süpper daha ne olsunki 2. sınıf öğrencisi.Ama gelin görünki çocuğum okulda mutsuz .

  16. Siz istediğiniz kadar ödevlerden vs. den uzak durmaya çalışın duramıyorsunuz. Çünkü sistem sizi ilgilenmeye mecbur bırakıyor. Birinci sınıf ödevleri çok önemli değil , ypmasına yardım da etmeyebilirsiniz. Bırakın sonuçlarıyla yüzleşsin. Asıl sorun performans ödevleri verilmeye başlayınca oluşuyor. Çünkü ebeveynlerden biriyle birlikte yapması bekleniyor. Çünkü çocuğun tek başına yapabileceği şeyler değil, mesela bauhaus vs gibi bir yapı marketten alınması gereken şeyler var o ödevin hazırlanabilmesi için. Bir sefer oğlumun öğretmenine ben çocukla ödev yapmak istemiyorum ya tek başına yapabileceği ya da malzemeyi getirip okulda yapabileceği şeyler verilmesi gerektiğini düşündüğümü ifade ettim. Aldığım cevap çocuklarla iletişimimizin artacağı!!!! oldu. İyi de ben çocuğumla bu şekilde iletişmek istemiyorum ki. Bu iletişim sonunda tartışım şeklinde bana dönüyor. Kaldı ki çocuğumla nasıl iletişeceğim beni ilgilendiren birşey. Ama maalesef eğitim sistemi bu. Hazıra ve ezberciliğe dayalı ve sistemi zorladığınızda da sivri anne sivri çocuk olarak göze batıyorsunuz. Yeldeğirmenleriyle savaşmak gibi adeta…

    • Çok güzel yazmışsın Yeşim, anlatmak istediklerim ancak bu kadar güzel ifade edilebilir. Ancak onlar gibi ”Pedagojik formasyon” eğitimi almalıyız ki çocuğumuzla çatışmaya girmeden ödev konusunu halledebilelim.O eğitimi alırsamda okula ne diye göndereyim ki ben evde okuturum zaten.

    • Performans ödevleriyle henüz tanışmadık. Onun dışında yazdıklarınız benim hissettiklerimi bire bir yansıtıyor.

  17. Ödev sorumlulukları geliştirmekten çok kaygı bıkkınlık ve ardından gelen başarısızlık hissini geliştirir.Okulun ilk yıllarında bütün etkinlik ve tekrarlar okulda yapılmalı ve eve dinlenme , oyun ve aileyle geçirilecek vakit hayalleriyle dönülmeli. Arkadaşlarıyla oynayacakları oyunlarda kurallara uyma ve ev işlerinde aile içi yardımlaşmalar sorumluluk duygusunu oluşturmada çocuklar için etkili olacaktır. Gel gelelim bizde eğitim sisitemimizin çatlakları durumu değiştiriyor, alışıla gelmiş” Ödev veren öğretmen= iyi öğretmen, çok ödev= çok başarı” kalıpları baskı yapıyor. Zaten öğretmenlerde kalabalık sınıflarda müfredatı yetiştirme çabasıyla ancak ödev yardımıyla alıştırmaları yaptırabiliyor. Yurtdışında bazı ülkelerde çarpım tablosu ilk yıllarda hiç yok, bizde bi önce yapma telaşı, erken yükleme baskısı var… Halbuki gerekli olanı öğrenmeleri için çok uzun yıllar var.. Biraz sosyalleşme alanı tanısak çocuklarımıza , kültürel etkinliklere ve spora gerçekten yer versek eğitimimizde .İstediğimiz sorumluluk sahibi mutlu ve başarılı bireyleri daha kolay yetiştiririz… Sevmiyorum ödevleri…

  18. elif hanım, inanın benim içim sıkıldı sizin satırlarınızı okurken , kim bilir nasıl doldunuz da yazdınız bunları… bu kadar takmasanız keşke diyeceğim ama tabii ki yaşamadan bilinmiyor bu tür şeyler. davulun sesi uzaktan hep hoş geliyor ve bekara karı boşamak da pek kolay oluyor. ama yine de ben bu ödev konusuna bu kadar takılmamak kanaatindeyim. ha yarın benim oğlum da okula başlar, daha fazla baskı bile yaparım kendime, bilemiyorum. ama azıcık rahat bırakmaya çalışın hem kendinizi hem de deniz’i… azıcık büyüsün taşlar yerli yerine oturacaktır mutlaka. ödev yapmaktan hoşlanmıyor diye sorumsuz bir insan olmayacak, merak etmeyin. ferah tutun içinizi. ben asıl 3-4 yaşında ödevle tanışan, sürekli devam ettirildiği psikologları olan yavrulara üzüldüm 🙁

  19. Küçücük çocuklara “anne konut kirala” cümlesini yazdırmayı ödev sananda aslında sorun.. Bu cümleyi gerçek hayatta kaç defa kullanacak oluşunu geçtim, tamamen ezbere şekilciliğe yönelik bir eğitim sisteminde, oyun çocuğuna 5 sayfa ödev vermekten de geçtim, sizin çocuğunuzda olduğu gibi “merak etmeyi” engelliyor bu sistem… oysa herşey merak etmekle başlar… Valla sabır diliyorum, Allah yardımcınız olsun.

  20. Bugün öğle arası evde bir programa denk geldim. TRT 1′ de iyi fikir programında Öğrenme Psikolojisi Uzmanı Dr. Faruk Öndağ bir olay anlattı. Çocuk eve gelmiş. Sonra anne ben ders oynayacağım demiş. Bunun bir oyun olduğunu söylemesine aile de şaşırmış. Ama bunu böyle anlatan ve buna çocuğu inandıran öğretmenmiş. Öğretmenin, ailenin isimlerini de söyleyerek anlattı ama unuttum şimdi. Tekrarı bulunup izlenebilir. Bu hikaye Faruk beyin kitabında da yazıyormuş. Programın devamını izleyemedim ama DERS OYNAMAK deyimi çok hoşuma gitti. Keşke bütün çocuklar için ders bu kadar keyifli olsa, keşke bütün öğretmenler (bu öğretmenlerin sorumluluğu diye demiyorum Faruk bey öğretmenin başarısı olarak söylediğinden diyorum ) dersi bu kadar sevdirebilse…

  21. Elifcigim zor konu. Tek bildigim, sen “nag” ettikce senin cocukla iliskin bosuna bozulacak. Birak yapmasin, naparsa yapsin. Ogretmeni birsey derse, belki sonra kendi yapmak ister. Simdi Deniz’in ustune dusuyorsun, belki de Derin’in zamaninda hic takmayacaksin. Bilmiyorum bir dusun bakalim kendi yapabilecek mi? Hayat boyu odevden nefret ettim ben de. Annemin odevini yaptin mi demesinden de. Hayat boyu sen takip edemezsin. Kucukken daha minik bedeller oderse (ornegin simdi ogretmeni neden yapmadin dese vs) ileride (dersler agirlasinca, ortaokul lise vs) daha rahat etmez mi? Belki ogretmen kizacak. Kizmassa daha da iyi, belki de “optional” birsey, yapmayana birsey olmuyorsa da senin dert ettigine degmez.. Bazi cocuklar cok merakli, aktivite olarak oyun olarak “odev” yapmayi seviyor ama her cocuk farkli, her cocuktan ayni performansi beklememek lazim… Bilmem ne dersin. Bu da tipki Deniz’e yemek yedirmek gibi. Surekli yemek ye demek bosuna seni yoracak ve fayda saglamayacak.. Bu minikler senin birsey yapmasini istedigini anlayinca inada da bindirebiliyor. Salla gitsin 🙂 Eminim demesi yapmasindan kolay…

  22. Yorumlarin hepsini okuyamadim ama yuvalar odev vermeye baslamis godum. Benim oglum tami tamina 2 yasinda ve haftada 3 yarim gun yuvaya basladi vee nurtopu gibi odev dustu kucagimiza. Hala emen ve konusarak kendini ifade etmeye baslamamis bir cocuga odev 🙂 yapmayacagim/z tabii. Her seyin zamani var..

  23. Ödevi, okuldaki konuların tekrarı olarak anlıyorum. Bunun için vazgeçilmez olduğunu düşünüyorum.

  24. BEN HALA O KUTUNUN İÇİNDEN ÇIKAMADIM NE KADAR ÇOK İSTESEM DEE