16 Yorum

Hayır’lar Evet’e dönüşebilir

Çocukluğumda anneme dair hatırladığım en belirgin cümlelerden biridir: “HAYIR dediysem HAYIR”

Şimdi ben de çocuklarıma diyorum aynısını: “HAYIR dediysem HAYIR.”

Niye? Bilmem… Ben öyle dedim diye… Nasıl bir korku varsa içimde… Sanki bir kere HAYIR’ı EVET’e dönüştürürsem, bundan sonraki hiçbir HAYIR’a tutunamazmışım gibi geliyor–DU.

Ama HAYIR’lar EVET’e dönüşebilir aslında. HAYIR dediğim bir şeye EVET demem beni tutarsız bir ebeveyn yapmaz korktuğum gibi. Belki de ben HAYIR dediğimde çocuğum haklıdır, bunu hiç düşündüm mü? Hım?

Geçtiğimiz Cumartesi günü İstinye Park Hillside’da gerçekleşen Daha Mutlu Ebeveyn-Çocuk İlişkisi için Sınır Koyma, Kuralları Belirleme seminerinden edindiğim en önemli kazanımlardan biriydi bu.

Psikoloji İstanbul’dan Psikolog Tolga Erdoğan’ın konuşmacı olarak katıldığı seminer Anneysen.com tarafından düzenlendi. 50’ye yakın fazla annenin (ve sanırım 1 -yazıyla BİR- babanın) katıldığı seminerde Tolga Erdoğan’dan sonra ben de birkaç söz söylemek için davetliydim.

Yazı yazmakla konuşmak çok farklı şeyler. Binlerce kişinin okuduğu bir yazıyı YAZMAK, sana çipil çipil bakan 50 çift gözün önünde KONUŞMAKTAN daha kolay. Hal böyle olunca Tolga Erdoğan sunumunu yaparken ben bir yandan dinlemeye çalışıyor, bir yandan da “Allaam Allaaam birazdan orada ben konuşuyor olucam” diye küt küt atan kalbimi susturmakla uğraşıyordum.

Rica ederim aşağıdaki notlarımı bu heyecanımı göz önünde bulundurarak okuyunuz.

AnneysenEgitim

Tolga Erdoğan konuşmasına eskiden, yani “bizim zamanımızda” kadar eskiden çocukların (ve ebeveynlerin) daha şanslı olduklarını söyleyerek başladı. “O zamanlar çocuklar bütün gün sokaklarda oynardı, annem beni evden bir gönderirdi, yemeğe kadar birbirimizi görmezdik görmezdi” dedi. Şimdiki çocukların enerjilerini dört duvar arasında (evde ya da okulda) harcamak zorunda kaldıklarını, dolayısıyla sürekli yetişkinlerle karşı karşıya gelme halinde olduklarını söyledi.

Ve devam etti:

Zor bir şehirde/memlekette yaşıyoruz. Sürekli bir şeylerle mücadele ediyoruz: işe giderken, işte, eve dönerken… 

Kötü haberler duyuyor, sürekli üçüncü sayfa haberleriyle irkiliyoruz.

Sürekli gerginiz. Ani bir hareket yapabilmek üzere tetikteyiz. 

Kurallarla çocuklarımızı kontrol altında tutmaya çalışıyoruz.

Ancak bu kuralların ne kadarı gerçekten işimize yarıyor? Ne kadarı kendi kaygılarımızdan besleniyor?

Bu kuralların ne kadarı olmasa da olur? 

Kurallar önemli. Ve olmalı. Kural olmayan bir evde, yatma saatinin düzenlenmediği, çocuğun düzeninin olmadığı bir evde anne-babanın hayatı olmuyor. 

Ancak kural koyacağım derken ayarını kaçırmamak da önemli. Çok fazla kural çocuğa “Sen kendi hayatını kontrol edemezsin” mesajı veriyor. “BEN (annen/baban) edebilirim.” 

Bir kuralı uygulatmaya çalışan ebeveynin beden dili çok önemli. Ebeveynin kelimeleriyle beden dili çelişiyorsa çocuk buradaki tutarsızlığı hissediyor ve kurala uymuyor. Bu yüzden çocuklar, güvenlikle ilgili kurallara kolaylıkla ikna oluyorlar, çünkü anne-babalar bunu yeterince ciddi bir şekilde dile getiriyorlar. 

Çocuğumuza bağırmak, onunla yüksek sesle konuşmak o sırada kontrolde olmadığımız mesajını veriyor. Çocuk bu, kontrolü kaybetmeye başladığımızı seziyor elbet, ve kuralı esnetmeye başlıyor o da. Oysa karşısında sakin bir şekilde durduğumuzu görse “Bu kadın bu konuda bayağı ciddi. Pek de vazgeçecek gibi görünmüyor” deyip o vazgeçiyor sündürmekten. 

Bu noktada katılımcılardan sorular gelmeye başladı. 2 yaş sendromundan çokça dem vuruldu. Tolga Erdoğan da kendisinin 3,5 yaşında bir kızı olduğunu, 2 yaş sendromunu henüz geride bıraktıklarını, yaklaşık bir sene sürdüğünü söyleyince katılımcılardan haklı homurdanmalar duyuldu.

Çocuğunuzun nasıl sakinleştirebildiğinizi tespit etmek için web sitelerine, uzmanlara, yazılara değil, çocuğunuzla aranızdaki ilişkiye, sezgilerinize güvenin. Her çocuk, her anne, her ilişki farklıdır. Her çocuk farklı öğrenir, hepsinin farklı sakinleşme yolları vardır. Kimi bir leğen suyla oynayarak sakinleşir, kimi televizyon seyrederek. Ancak bu, herhangi bir yöntemin her zaman işe yarayacağı anlamına gelmez. Bazen de çocuğunuzun hayal kırıklıklarıyla yüzleşmesine izin vermeniz gerekir; hayat hayal kırıklıklarıyla doludur zaten.  

Çocuğumuz güvenliğini tehdit eden bir durumla karşı karşıya kalmakta ısrarcıysa, örneğin tüm uyarılarımıza rağmen koltuk tepelerinden inmiyor, kaldırımın kenarında yürümekte ısrarcı oluyorsa beyni gelişimsel bir süreçten geçiyor, çocuk bir şeyi öğrenmeye çalışıyor olabilir. Böyle bir durumda ona engel olmak yerine yapmaya çalıştığı şeyden zarar görmemesini sağlamaya çalışmak en doğrusu (örneğin koltuğun etrafına minder koymak) 

AnneysenEgitim2

Ödül ve ceza konusu da benim bu seminerden aldığım bir başka önemli mesaj oldu. Şöyle dedi Tolga Erdoğan:

Ödül ve ceza, çocuğa “iyi şeyler yaptığında iyi şeyler hak edersin. Kötü şeyler yaptığında kötü şeyler hak edersin. Neyin iyi, neyin kötü olduğunu da ben tanımlarım” mesajı veriyor. Çocuğunuza “sadece benim belirlediğim çizgilerin içinde kalırsan seni onaylarım” demiş oluyorsunuz. 

Ödül varsa ceza da var. Siz çocuğunuza ceza vermeyip, onu ödüllendirmeye koşullarsanız, ödülü her vermediğinizde onu cezalandırmış olursunuz. 

Dediğim gibi, aslında burada yazdığımdan biraz daha fazla detaya girdi Tolga Erdoğan, ancak ben o sırada kendi heyecanımı bastırmakla meşguldüm! Katılımcılardan Annemden Hikayeler blogununun yazarı Ceyda da kendi notlarına yer vermiş, o da fikir verebilir.

Tolga Erdoğan’dan sonra sıra bana geldi. Daha önce de topluluk önünde konuşmuştum, ama ne bileyim, en az bir kişi vardı yanımda. Bu sefer tek başımaydım, ayakta durmak zorundaydım (oturmak daha kolay), üstüne üstlük bir de kendimi iyi hissetmememeye başlamıştım (nitekim iki gündür kulak ağrısı ve şiş boğazla yatıyorum, umarım kimseyi enfekte etmemişimdir orada!) Ancak çok keyifliydi. Benim konuşmam daha çok kendi tecrübelerim (ya da tecrübesizliklerim) üzerineydi. Yer yer karşılıklı sohbete de dönüştü ve ben çok keyif aldım.

Anneysen.com‘a bu eğitime beni de davet ettikleri için çok teşekkür ederim. Bildiğim kadarıyla bu ücretsiz seminerlere devam edecekler; Nisan’da bir tane daha olacağını söylediler, takip edilmeli. (Bir de AnneMarket‘i açmışlar bu yakında. Kapıda ödeme imkanı ve tüm ürünlerde 12 taksit fırsatı sunuyorlarmış)

Sevgili Tolga Erdoğan’a görüşlerini paylaştığı için teşekkür ederim. Psikoloji İstanbul‘un çizgisi bir kere daha kendini hissettirdi; katılımcılar önemli kazanımlarla ayrıldılar demek sanırım yanlış olmaz.

Katılımcılara vakit ayırıp beni de dinledikleri için ayrıca teşekkür ederim. Çok keyifli bir tecrübeydi.

Şimdi bu ödül-ceza işini biraz sindirme zamanı. Nitekim, “ödül-ceza”nın iyi bir uygulama olmadığını düşündürtmekle birlikte vakit darlığından onsuz nasıl yapılacağını anlatmaya fırsat bulamadı Tolga Erdoğan.

Belki Anneysen.com bu konuda da bir seminer düzenlemek ister? 😉

O zamana kadar şu kitabı biraz daha dikkatli okumalı sanırım.

OdulCeza

 

16 yorum

  1. Kuradan çıkmamama çok üzüldüm ne çok faydalı bilgiler varmış. Elif Hanım, yanloz Ödül varsa ceza da var konusunu hiç anlayamadım ben 🙁

  2. Elif gerçekten çok güzel bir etkinlikti bende tam bugün yazımı hazırlayacaktım ama o kadar güzel özetlemişsin ki alıntı yapsam yeridir.
    Benimde bu eğitimden aldığım en önemli kazanımdı Hayır’larımızın kaç tanesi gerçekten Hayır…
    Ve iyi bir şey yaptığında ödüllendirmenin ne kadar sakıncalı olduğu..

    Ayrıca şunu da söylemek istiyorum heyecanın gerçekten belliydi ama o kadar güzel idare ettin ki anlatamam tüm doğallığınla ve tüm içtenliğinle,hele arada bizde arada ……’e gidiyoruz çocukları dışarı çıkarınca dedin ya…İşte dedim,doğal bir insan neyse onu söylüyor,yapmacık değil,olduğu gibi ve bu yüzden çok seviliyor…

    Sevgiler

  3. Desenize en heyecanlı-en muamma yerinde bitmiş. Ben ilk kayıt yaptıranlardan biriydim sanıyorum. Ama sonrasında yer değişikliği ve dolayısıyla çocuklarla ilgilenilecek mekan imkanı kalkınca gelemedim. Bir iki kendimce mühim sorum/sorunum vardı. Artı, sizi yüz yüze dinleme fırsatını da kaçırdım. Dilerim yapılacak diğer seminerlerde bunu dikkate alma şansları olur.

    • Aynı dertten muzdaripmişiz.Ben de çok istedim bu semineri ama olmadı aynı sorun yüzünden:(

      • Bu gruba katılmak için defalarca e-mail gönderdim sonunda katılımcı olarak seçildim ama kızımı bırakabilecek bir yer ve kişi bulamadığımdan gidemedim:(( çok üzgünüm inş. Nisan’ da yapılacak etkinlikde olacağım..:)

      • Sormayın.. Ben bir de oğlumun kreşinden anneleri de toparladım beraber gidelim diye. Renkli Ada iptal olunca hepimiz kalakaldık 🙁 Ama zaten özetleri okudukça asıl(!) ihtiyacım olan kısmın açık kaldığı hissine kapılıyorum. Mesele, çocuklarda iç disiplini ödülsüz cezasız nasıl geliştirebileceğimizde; kitaplar çok teorik kalıyor benim dünyamda. Kim bilir, bir sonraki seminer bu konuya yönelik olur ve aradığımız şartlar mümkün olabilir bu sefer 🙂

  4. Elif Hanim, size ödül – ceza ile ilgili bir mail atmıştım. Okuyabildiniz mi acaba?

  5. Bu yazıyı son anda orada olamayan biri olarak okudum. seminer’in mekanı değişince benim de programım alt üst oldu ve gidemedim.Notlar güzel ama orada olmak farklı olurdu eminim. İnşallah başka sefere. Bu arada annemarket’in linki açılmıyor.

  6. Seminere katılan biri olarak gercekten cok faydalı olduğunu düşünüyorum. Elif oğlum disarida beni istedigi için ( babasi bakiyordu ) saat 14:00 e kadar dinleyebildim. Gercekten benim olamayacağım kadar doğal halini o kadar cok beğendim ve takdir ettim ki anlatamam. Eminim seni taniyipta sevmeyen insan yoktur. İyi ki seninle tanıştım. Ayrica iyi de bir konuşmacısın, yazıların zaten harika.. İyi ki varsın. Sevgiler…

  7. Merhaba Elif Hanıım harika paylaşım. Gerek kreslerde verdiğim seminerlerde gerek danısanlarıımla olan görusmelerde çok sık değğindiğğim bir konu Ödül ve ceza. Ne yazııkki yııllar önce batııdan gelen bu ekol halen Türkiyede gündemde ve bir çok ailenin halen basvurduğğu bir numaralıı yöntemler arasıında. Siz ve sizin gibi bilinçli anneler sayesinde bu ekolun negatif izlerinden kurtulacağğıımııza inanııyorum. Görüşşmek üzere blogda yeniyim ancak görüşşlerinzi beklerim

    http://psikologaysegulantalya.blogspot.com/

  8. gamze cihan gokyıldız

    bence de cok yararlı,pratık bılgılerle dolu havada kalmayan bır sunumla gerceklesen guzel bır semınerdı.Odulsuz ve cezasız dısıplınle ılgılı ne yazıkkı zamandan oturu cok fazla konusulamadı,bunun uzerıne tek bır semıner duzenlense super olur:)) Daha once hic erkek ve BABA bir psikilog dinlememiştim, bu da ayrı bır deneyım ve kazanım oldu benım ıcın. Senin sunumunda cok etkılı ve ıctendı, yuzumde tebessumle ızledım dıyebılırım, Ayrıca seninle de tanısma fırsatına shıp oldum, baska etkınlıklerde ınsallah tekrar gorusuruz Blogcu Anne :))

  9. Ben de seminerdeydim muhteşem özetlemişssiniz bence. Heyecanınız da çok sevimliydi anlattıklarınız da. Gerçekten keyifli bir gün oldu! Ben de kendimce özetimi paylaştım aşağıdaki linkte.
    http://minikailem.com/2013/02/16/anneysen-com-sinir-koyma-kurallari-belirleme-egitimi/

  10. benim çevremde böyle seminerlere giden hiç yok malesef, bu sebepten SİZİ çok sıkı takip ediyorum( mutlaka vakit ayırmaya çalışıyorum) edindiğim bilgileri yeri ve zmanı geldiğinde dilimin döndüğünce aktardığımda ise tuhaf bakışlara maruz kalıyorum, bilinçli olmanın kime ne zrarı olabilir ki özellikle link veriyorum yada elinizn altında sosyal paylaşım ağlarından takip edin diyorum ; yok yok yokk
    toplum olarak öğrenmeye o kadar kapalıyız ki paylaşmayı bile kabul etmiyoruz.. Mmm neyse ben devam edicem seminere gidemedim bununla beraber aktardıklarınız gayet güzel evet-hayır ile ödül-ceza bunlar üzerinde durulması gereken önemli kavramlar ve benim için bu terimleri kullanma zamanı geliyor, biraz da bebeğim tarafında düşünmem gerektiğini biliyorum iki kere düşünüp öyle uygulamak gerek ,paylaşımınız için teşekkürler Elif Hanım..