29 Yorum

Sembolik korkular

Derin’e tuvalet alışkanlığı kazandırmaya çalıştığımız süreçte Deniz de evdeydi.

(Aslında Derin’e birden fazla süreçte tuvalet alışkanlığı kazandırmaya çalıştık, onlardan birinde evdeydi diyeyim) Kar yağmıştı o hafta, birkaç gün tatil olmuştu okul. İlk başta nasıl olacak dediysem de sonrasında Deniz’in evde olması işime gelmişti, o da dahil olmuştu sürece, Derin’e çıkartma falan verdiydi filan falan.

Neyse… Bu süreci de geride bıraktık. (Derin’in kaka sorunu ufak boyutta da olsa devam ediyor ama başka bir yazının konusu) Farklı cephelerde devam ettik başka mücadelelerimize…

Bu mücadelelerden biri de Deniz’in yakın zamanda başlayan ve hızla tırmanan canavar korkusuydu. Deniz birden bire yalnız kalamamaya başladı. İçerideki odaya gitmeyi bırak, tuvalete giremiyordu. Bildiğin tuvalete giremiyor, yanında mutlaka birilerinin -tercihen benim- olmasını istiyordu.

“Oğlum, canavar diye bir şey yok!” I-ıh, ikna olmuyor. “Yavrum, bak ben hemen yan odadayım?” Yok, mümkün değil yalnız kalmıyor. Bir, üç, beş… Fenalık geldi, hem ona hem bize…

Özellikle de aynı anda evin farklı yerlerinde olmamı bekleyen iki çocukla oldukça zor birkaç hafta geçirdik. Derin yemek yerken Deniz’in çişi geliyor mesela, biri gitme diye ağlar, diğeri benimle gel diye. Ödev yapması gerek, içeri gitmiyor; oyun oynarken odasından bir şey almak istiyor, gidemiyor derken yorulduk oldukça.

Sonra bir gün Pınar‘la kahve içiyorduk. Hoş beş, çocuklar falan derken Deniz’in korkularından bahsettim. Pınar bunların ne zaman ortaya çıktığını sordu, durup düşününce Derin’in tuvalet eğitimine denk geldiğini fark ettim. Deniz’in asıl problemi de, daha doğrusu çıkış noktası da tuvalete gidememek olmuştu, sonra yayılmıştı korkusu. Ve Pınar, benim çok ilginç bulduğum bir tespitte bulunarak Deniz’in “korku”sunun, Derin’e o dönem fazla vakit ayırıyor olmamdan kaynaklanabileceğini söyledi.

O an her şey gözümün önünden bir film şeridi gibi geçti. Her şey derken, tuvalet eğitimi süreci yani: O günler boyunca ben Derin’le sürekli tuvalete gitmiş, ona normalden çok daha fazla ilgi göstermiş, bu süreci oldukça dillendirmiş, Derin şöyle büyüdü, böyle abi oldu diye ballandırmıştım (tuvalet alışkanlığına destek olma amacıyla!)

Ve anlaşılan o ki, Deniz, benim o sıralar ister istemez Derin’e kayan ilgimi içerlemiş, içinde “Ahanda annem artık benimle değil onunla ilgileniyor, yandım ben, bittim ben” şeklinde fırtınalar kopmaya başlamıştı.

Gerçekten hayrete düştüm. Hiç böyle bir çözgü beklemiyordum, çok ilginç bir tespitti.

Pınar’a Deniz’in gerçekten mi korktuğunu, yoksa korkarmış gibi mi yaptığını sordum. “Gerçekten korkuyor Elif” dedi. “Senin onunla daha az ilgileniyor olman onu korkutuyor, yalnız kalacağını düşünüyor. Derin’in yepyeni bir beceri kazanıp ona biraz daha ‘rakip çıkıyor’ olması da cabası”

Buyurun, buradan yakın! Neye niyet, neye kısmet!

Neyse, sonra biz bu süreci aştık. Ben Deniz’i karşıma aldım, ona “canavarların gerçekte olmadığını, ancak buna rağmen korkuyor olmasını anladığımı, ve bu süreçte ona yardımcı olacağımı” söyledim. Babası da benzer şekilde destek oldu (hatta benden daha anlayışlı ve sabırlıydı, her zamanki gibi). Bir süre yalnız bırakmadık onu tuvalette. Ne bileyim, içeri giderken yanında olduk biz de.

Tam bu sıralar tesadüfen Yeşil Dinozor yayınevi Bengi Semerci’nin yeni çıkan şu kitabını gönderdi bize. Hemen o gün okumak istedi Deniz. Ve ona acayip hitap etti kitap. O geceden sonra farklı, daha rahat davranmaya başladı.

Bunların üzerinden bir aydan fazla bir süre geçti. Şimdi korkuları geride kaldı. Artık tek başına tuvalete de gidiyor, odasında ödevini de yapıyor. “Yaşandı bitti korkusuzca”

Dün akşam Aletha Solter’ın Çocuğunuza Kulak Verin kitabını almış, karıştırıyordum. Korkularla ilgili bölümde “Sembolik Korkular”ı şöyle tanımlamış Solter:

Çocuk dile getiremediği tehditkar bir olay yaşadığında ortaya çıkan korkulardır. Kardeşi doğan çocuk, dolabında saklanan canavardan korkmaya başlayabilir. Aslında, çok derin bir anne-baba sevgisini kaybetme kaygısı yaşamaktadır. Bu durumu anlayamayan ya da bu ezici kaygıyla başa çıkamayan çocuk zihni, korkuyu hayal ürünü bir canavara aktarır. Böylece korkusunu dile getirebilir ve anne babasına kendisini rahatsız eden bir şeyler olduğunu iletmiş olur.

Tıpkı Pınar’ın dediği gibi. Tıpkı Deniz’e olduğu gibi.

Ama ondan da öte, asıl bir başka paragraf okudum ki, etkisini hala üzerimden atabilmiş değilim.

Canavar

“Çocuğunuza Kulak Verin”, s. 56, Aletha Solter, Doğan Kitap

Anne olarak  en beğenmediğim huylarımın başında sıkışınca sesimi yükseltmem geliyor.

O kadar okuyorum, ediyorum, seminerlere gidiyorum, psikologlarla konuşuyor/sohbet ediyorum, bugüne kadar tatmin edici bir ilerleme sağlayamadım.

SağlayamamışTIM. Bunu okuyana kadar.

Bundan sonra bizim evdeki ebeveyn-kaynaklı desibel patlaması ciddi oranda düşecek.

29 yorum

  1. geçmiş olsun ,ama farkına varmanızı, neden oldugunu anlayarak davranmanızı sağlayan Pınar Hanım şans olmuş.Bu yazı da bana ders oldu .O desibel ayarı bende de olmuyor malesef,çok üzülüyorum sonrsında ama bugunden sonra bıraz daha dıkkat,
    sevgiler

  2. Elif ben de o kadar çok bağırıyorum ki, hem de sebebin oğlum olmadığını bile bile. Ne zaman babasıyla tatsız bir an yaşasak oğlum ne derse desin ona gücüm yetiyor. Gelip sarılıyor boynuma. “Annecimm, üzülme” diyor.
    Gerçekten faydalı bir yazı olmuş, dilerim daha fazla özen gösteririm ses ayarıma.

  3. D.D. NİN ANNESİ

    Bir gün sesimi biraz yükselttim çocuklarıma karşı 3,5 yaşındaki kızım 8 aylık kardeşine “Annneeemm bize şaka yapııyooorr Denizzzz” dedi endişe dolu gözlerle beni süzerken; bende “””hayırrrrr ben sizi hammm yapacağımmmmm” diye oyuna vurdum neysekiii sonra o kadar pişman oldum ki bu tavrımdan dolayı anlatmamın imkanı yok..

  4. yazı çok üstüne geldi. oğlumun daha önce yaşadığı arı korkusu yaşadığımız tatsız bir olaydan ( genelde sabırlı bir anneyim ama çok biriktiği , deşarj olamadığım ve baba desteği kalktığı zamanlarda sinir patlaması ve bağırmalar şeklinde) sonra gece rüyasında daha önceleri de olduğu gibi büyük bir arı görüp bağırarak uyandı. ben olayla ilişkilendirmiştim. ama bu yazı daha net görmemi sağladı. daha önceleri de arı rüyasını kardeşi olduğunda ve okula yeni başladığında görüyordu 🙂 bu bana da ders olsun….

  5. Valla bu desibeli indirecek kendine hakim olma gücünü nasıl bulacaksın bana da öğret dostum,saygıyla eğilirim önünde, buna gerçekten ihtiyacım var.Geçen gün öyle bir bağardım ki evden hortum geçti sanırsın.Ayrıca önerdiğin tüm kitapları alıp okumaya çalışıyorum en son MOMO’yu bitirdim.yukarıda bahsi geçenleri de alıp okuyacağım kitap önerilerinin devamını bekliyorum.Sevgilerimle.

    • MOMO beni çok etkiledi. Bu kitabı da parça parça okuyorum ve gerçekten çok şey öğreniyorum.

  6. ebeveyn kaynaklı desibel patlaması (anne baba hatta kuzey farketmez) bazen o sırada uyuyan ve halen bebiş olan 2. çocuğu da milyon kez uyandırabiliyor.sonra uyku eğitimi vs hayal oluyor..
    haklısın Elif ben de Kuzey bize bağırarak konuşmaya başladığında bir canavarımsı yansımamı gördüm artık kendimi bu yönde çok telkin etmeye çalışıyorum… (gerçi o doğalı beri özellikle bunu yapmıycam dediğim bir şeydi bağırmak-benimkiler çok bağırırdı da)
    hatta oldukça sakin olan babayı bu patlamaların diğer kaynağı olarak farkettiğimde buda mı benden etkilendi acaba diye düşünmeden edemedim (sanırım benim 2 değil 3 çocuğum var)

  7. puff… anneliğime dair en beğenmediğim nokta tam da bu: yorgun, moralsiz ve/veya sabırsız olduğum zamanlarda(özellikle de pms etkisiyle) sesimin tonunu kontrol edememek… sürekli kendime telkinlerde bulunsam da, sürekli daha sabırlı ve kontrollü olacağıma dair kararlar alsam da çok da fazla ilerleme kaydedemedim ben de. o ses yükseliveriyor bazen benim bile beklemediğim anlarda. sonrasında üzgünlük, pişmanlık, gönül alma ritüelleri…

    ama bu yanlışı görmek ve düzeltmek için bir şeyler yapmak da iyi. değil mi yani? ya hiç farkında olmasak bu durumun?

    biz de evimize yeni taşındık. 1,5 ay oldu. ilk zamanlar daha rahattı oğlum sanki. taşındıktan 2 hafta sonra evimize hırsız girmesi, benim olayın etkisinden bir türlü kurtulamamış olmam sanırım onu da kötü etkiledi. halbuki hırsız vakasını anlamasına olanak vermedik fazla, etkilenmemesi için uğraştık ama sanırım benim ruhsal halimden etkilendi yavrum. arka odalara tek başına gidemiyor şimdi. el ele tutuşup birlikte gidiyoruz her yere. farkında olmadan annesine de destek oluyor kuzu. umarım düzelecek her şey. bu yazı çok iyi geldi bana. teşekkürler elif hanım…

  8. Elifcim teşekkürler güzel bir yazı olmuş. Benim büyük kızımda da bu tür sembolik korkular oluyor ara ara.. Sebebini anlamamı sağladığın için teşekkür…

  9. Bunu fark edebilmiş olman ne kadar güzel Elif…
    Ki ben eminim hiçbir zaman kitapta yazan kadar aşırı bir tepki vermediğine… Okuduklarımdan çıkarımlarım bunlar. Çocuklarından belli.. seni ne kadar sevdiklerinden belli bu.. Pozitif bir annesin.. Senin oğullarınla ve annelikle ilgili yazdığın her yazı benim için çok önemli. Çünkü kendime seni örnek alıyorum. Sorgulayan, araştıran, yılmayan anne kimliğin beni çok etkiliyor.
    Biz büyüklerin bu gibi normal davranışarımızın çocuklar üzerindeki etkisini birebir yaşamışsınız.
    Biz iki kişilik bir aileyiz. Bebek henüz göbek 🙂 Bazen normal halimizle bile onu yüksek sesimizle korkutmayalım istiyorum. Dr. David Chamberlain in “Bebeğinizin Olağan Üstü Zihni” adlı kitabı var şu anda elimde. Anne karnında bizi duymaya hatta hissetmeye başladığından beri aslında her şeyden etkilendiğini dehşetle öğrendim. Şimdiden sesime ayar vermek zorunda hissediyorum kendimi. 🙂
    Küçüklükte yaşadığım korkuların bunlarla alakası olabilir mi diye sorguluyorum. Hiç de fena bir yaklaşım değil…
    Emeğine sağlık.

    • Teşekkür ederim Elif.

      Ve bu kitabı da okumanı tavsiye ederim. Yolun başındayken, daha sağlam basar ayakların.

  10. seni uzun zamandır takip ediyorum elif; ve saptamaların o kadar yerindeki, bize ait sorunları ve çocuklarla ilgili sıkıntıları o kadar güzel yansıtıyorsun ki yanlız olmadığımı yorumlarıda okuyunca anlıyorum.
    benimde en büyük sıkıntım çocuklarıma (kız 4,5 , oğlan 1,5 yaşında) bağırmam ve bağırınca yüzlerindeki o korkuyu gördüğüm halde , sabretmeye çalıştığım halde olmuyor. üstelik bir sürü kitap okuduğum halde.(tavsiyelerin dahil) işin kötüsü o kitapları okuyunca da kendimi suçlu hissetmemde cabası…..
    başkasına o kadar sabırlı davranan ben , neden iş kendi aileme gelince olmuyor ……. diye kendimi acıtıyorum……. bunların hiç biri çare değil biliyorum. sabretmeye çalışıyorum.

  11. Çiğdem-Üzüm

    Çocukların küçük ama büyük dünyasına bir örnek daha. Uzun zamandır beni bu kadar şaşırtan ve düşündüren bir bilgi daha edinmemiştim herhalde.

  12. Merhaba blogcu anne anlatımınız öyle içten ki
    arkadaşlarınızla sohbetleriniz esnasında bir şeyleri farketmeniz ve bunu içten alatımınıza bayılıyorum 🙂

  13. berna yavuzdugan

    Cok etkileyici. cocuklar o kadar masum ki icimizdeki canavari bizden daha iyi gorup onu bizden ayri bir varlikmis gibi gostrebiliyorlar bize ama anlayana 🙂 belkide seni bu yuzden kendime cok yakin buluyorum Elifcim. Bende okadar okumama seminerlere girmeme psikologlarla iletisim kurmama ragmen sesimi kontrol edemiyorum zaman zaman ve bu beni artik ciddi anlamda rahatsiz ediyo bundan sonra sesimi yukselttigimde kendimi bir canavara donusuyormusum gibi hayal edeceğim 🙂

  14. Kayra Nisan da 5 yaşını dolduruyor ve son 1-2 aydır biz de aynı problemi yaşıyoruz. Bir ara geçer gibi oldu yine hortladı. Karanlıktan korktuğunu söylüyor,odasına tek başına gitmek istemiyor vs. Eve varınca sakin bir kafa ile düşüneceğim. Kız kardeşi bu aralar ki kendisi tam 2 yaşında ve en bıcır hallerinde gereğinden fazla ilginin merkezi belki de neden budur. Bu yazı çok iyi oldu benim için.

  15. Elif,
    Yazıların bana öyle faydalı oluyor ki bilemezsin. Çok teşekkür ederim.

  16. Yabancı bir blog var elif kadın 365 gününü yazmış nasıl daha az bağırdım nasıl az bağırılır diye kendisinin 3 oğlu var bu arada 🙂 Göndereyim istersen linkini sana, işe yarar mı bilmem zaten çok okuyan herşeyi bilen birisin bu konularda

  17. tuten hanım lütfen linki paylaşır mızınız?yalnız olmadığımı bilmem güzel ama bir o kadar da üzücü:(

  18. yine harika bir konu.. tam kompozisyon tadında giriş-gelişme ve sonuç.. harikasın..

  19. Benim de 5 yasindaki kizim tirnaklarini yemeye basladi bir aydir.. yapma etme demek cözüm olmuyor, kesin bir kaygisi,korkusu var ondan yapiyor, yada baslangicta öyle oldu simdi birakamiyor,keske ben de sebebini tam anlayabilsem. 2,5 yasinda kardesi dogdugunda baslamisti ilkinde bir sene sürmüstü.. o zaman sebep oydu,peki simdi ne,ah bir bulup cözebilsem su sorunu, bakiyorum cevremdeki cocuklarin bazilari da tirnak yemese eli agzinda falan.. Pinar hanim buna ne der acaba,daha cok ilgi gösterin mi der,net bir sebep yok ama genel olarak ilgi gösterilirse her ne ise korkusu üstesinden gelecektir.. beraber oyun oynamak lazim ama her zaman yapamiyorum:(
    annelik ne cok sabir istiyor, igne ile kuyu kaziyoruz, kuyuyu da seneler sonra görcez..

  20. Benim de yarama parmak basti bu konu.. Ben de 3 ve 4,5 yas iki erkek annesiyim 🙂 Kendime de cocuklara yaptigimiz odul tablosundan mi yapsam diyorum, bir hafta bagirmayinca odul versem ?

    Tuten hanim, belki bize de faydasi dokunur linki paylasirsaniz ben de sevinirim.

  21. sonuc ne oldu merak ettim. ben de hep ses ayarima dikkat edecegim diye karar veriyorum ama sonra bakiyorum ses yine yukselmis sikisinca.

    sizin ses yukseltme oraniniz dustu mu verdiginiz karardan sonra???

    • İstediğim kadar kolay olmuyor. Ama uğraşıyorum, gerçekten uğraşıyorum

  22. çağla ile çiğdem

    çok üzücü…çocukların ruh hali ne garip.. ne ara büyüyor bu çocuklar, ne ara kaybediyorlar içlerindeki bu masumiyeti, masumiyetle gelen içselliği, hayal güçlerini. ne ara büyüyoruz ve biz de bir zamanlar çocuktuk. biz de aynı şekilde düşünürdük kim bilir. bir söz vardı yanlış mı acaba bilemedim ama “hayallerini kaybetmiş çocuğa yetişkin denir” diye… ne büyük bir suçluluk duygusu yetişkin olmak…,,, ne yapmalı nasıl etmeli de mutlu ve sorunsuz çocuklar yetiştirmeli…

  23. Aylar once okumuştum bu yazıyı ama bugün okuyunca tekrar çok iyi geldi. Demek ki bizim korkularimizin jaynagi da 4 aylık kardesimiz. Cok Sağol elif, bugunden itibaren daha duyarlı olacagim korku hususunda.