11 Yorum

Çiğdem’in Gebelik Günlüğü, 23. hafta

Pazartesi gebesi Çiğdem İstanbul’dan bildirmeye devam ediyor.

Çiğdem’in Gebelik Günlüğü’nü buradan takip edebilirsiniz.

***

Geçen haftasonunu kendimizi cezalandırırcasına plan programa gömülü geçirip enerjiyi tüketince, haftaiçi ebe hemşire Pam England’ın “İçgüdüsel Doğum” isimli kitabı eşliğinde gece yarısından çok önce kapattık gözlerimizi Üzüm’le. Doğumun zihinsel bir bilinçlenmenin yanında hatta bundan daha çok içgüdüsel bir hazırlık gerektirdiği üzerine şimdilik gördüğüm kadarıyla çok tatlı bir dille adeta anne adayının kulağına fısıldar, ninni söyler gibi yazılmış bir kitap. Yazarın onca yıllık deneyimi ve hemşirelikten gelen bilgisine rağmen ilk doğumunu isteği dışında sezaryenle yapmak zorunda kalması kendisi için de bir uyanış oluyor adeta ve doğum hazırlığının beyinle değil kalp ve ruhla yapılabileceğine olan inancı da artıyor.

Cigdem23

Kitabın doğuma hazırlık sürecindeki beklenti, arzu, istek veya korkuları farklı sanat eserleriyle yansıtmayı önermesi henüz beni tam olarak tavlayabilmiş değil; öyle bir yeteneğim olduğundan da şüpheliyim ama yine de hamilelik sürecini farklı ritüeller ile zenginleştirme önerisi bana çok yeni ve samimi geldi.

Hem Pam England’ın kitabı hem de doğal doğum sürecine ilişkin okuduğum birkaç makale bana bu süreci ne kadar bebek merkezli yaşadığımızı hatırlattı. Evet bir bebeğe gebe kalıyorduk, 9 ay boyunca bir bebeği içimizden var edip zamanı geldiğinde de doğuruyorduk! Yalnız genelde unutulan bir şey vardı sanki; biz de anneliğe doğuyorduk! Anne oluyorduk. Hepimizin farklı cümlelerle de olsa aynı şeyi ifade ettiği gibi, bir kapıyı belki de tamamen kapatıp; yeni, büyük, ağır, güzel, rengarenk bir başka kapıyı açıp eski hayatımızda ne kadar korkak, ne kadar sakar, ne kadar arızalı veya ne kadar sevilmiş-sevilmemiş olursak olalım bu yeni kapıdan gönüllüce içeri giriyorduk.

İçine girdiğimiz bu yeni dünyayı önceden hayal etmek bile imkansızdı belki, geçtiğimiz hafta da bu beyhude sorgulamayı paylaşmaya çalışmıştım sizlerle ve en güzel en ilham verici yanıtları da yine siz harika annelerden aldım.
“…bir kadının başına gelebilecek en güzel şey annelik. Hangi güzel şeyin zorlukları yok ki? Hayattan keyif almayı bilen kadınlar, annelikten de keyif almayı becerirler. Oysa bunu kendine bir angarya, yapmak istenilen bazı işlerin önünde engel olarak görmek, hem kendi doğana hem de bebeğine haksızlık olurdu bence…”

Bu sorgulamaları yapmakla geçecek benim hamileliğim ve Üzüm’le belki de ilk yıllarım. Hepsine hazırım diyemesem de heyecanla beklediğimi söylemekten mutluluk duyuyorum!

İç dünyamın sorgulamalarını bırakır, elle tutulur dünyama bir göz atarsak; yine doktor kontrolüne gebe bir hafta yaşadık, saatler, takvimlerdeki hatırlatmalar hep o doktor rendevusuna kurulu. Şeker yüklemesi testi de yapılacağından doktora ben tok karınla gitmem gerektiğini zannederken sevgilim doktorun aç karınla gitmemi istediğini hatırladığını söylemesiyle bir kerecik söz dinlemeye kadar verdik ana-kız. Hadi dedik baba adayımız haklı gibi sanki…

Son dört hafta içerisinde Üzüm’ün ağırlığı artmış, boyu uzamış, madem bu kadar boylanıp poslandım havama hava katayım diyen Üzüm hanım almış kordonunu inci bir kolye gibi boynuna dolamış! Ekranda oynayıp duran ellerine kollarına bakarken bir yandan da o kordonun boynunun etrafında oluşuna kafayı taktığımızı gören doktorumuz her gün belki sekiz on kez kordonu boynuna dolayıp tekrar bırakabileceğini ve bu aşamada nefes almadığına göre hiçbir sorun olmadığını söyleyerek içimizi rahatlattı.

Hatta kordon dolanmasının doğum öncesinde yaşanması halinde bile bebeğin çoğu zaman sıkıntı yaşamadan normal doğabildiğini; ancak bebeğin beslenmesine dair ciddi bir sıkıntı göstergesi varsa kordon dolanmasının sezaryen sebebi olabileceğini belirten doktorumu neden sevdiğimi tekrar hatırlayıverdim bu yorumuyla. En azından boynuna kordon dolanmış bir bebek mutlaka sezaryenle doğar dememişti, buna da şükürdü!

Yine bu görüşmede, doktorumun daha önce sadece bir kez bahsetmiş olmama rağmen normal doğum istediğimi hatırladığını ve hatta mümkün olduğunca müdahalesiz doğum istediğimi belirtmem üzerine, bu konuda yaptığım hazırlıkların ve gideceğimiz kursun “doğal doğum” için ne kadar faydalı olacağını düşündüğünü söylemesiyle huzur buldum diyebilirim. Doğuma ister eşimle, istersem de dula veya hemşire desteğiyle girmem konusunda da doktorum oldukça açık olduğunu ortaya koyarak bir soru işaretinin daha ortadan kalkmasını sağladı.

Şeker yüklemesine gelince; baba adayımızı dinleyip aç karınla gidince hastaneye yaptıramadık testi! Meğerse 50 gr şeker yüklemesi için bir iki saat önceden hafif bir yemek yiyerek gitmek gerekiyormuş ve biz ana kız bundan sonraki hayatımızda hep haklı olacağımızın onayını almış şekilde ayrıldık doktorumuzun yanından… Haftaya şekerle imtihanımız ve sonuçlarıyla karşınızdayız.

Sevgiyle,

Çiğdem

11 yorum

  1. Çiğdem bu kız filozof yapacak seni valla! Şu yazdıklarını kitap yapsan Spinoza halt eder yanında!!! 🙂 Sen kendini deriin konulara adarken Üzüm kızımız şimdiden kokoşlukta emin adımlarla ilerlemekte demek! 🙂 Size ne şakalar yaptı o hatırla, bence kordonunu da resmi çekileceğinden dolamıştır, size şaka olsun diye! 😉 Gönlüne göre su gibi kolay bir doğum olur dilerim. Sevgiler

    • Çiğdem-Üzüm

      Valla haklısın Deniz bu kız beni feylezof yaptı:)) Şimdi artık gelsin yoga gitsin içgüsel doğum:) Birlikte kokoş kız kılıkları alışveriş günü düzenlesek yeridir, diyorum sana diğer gebe dostlarımız duymasın ama “yaşasın team pink”:)

  2. Üzüm Kıza bak sen,
    Anneciğine sürpriz yapıp duruyor. Doğuma kadar ne yaparsa canı sağ olsun orada sana destek olacağına eminim.
    Okumakta olduğun kitabı araştıracağım. Hakkında güzel şeyler okumayınca dinlediğim doğal doğum hikayeleri beni bunaltıyor. Olumlu yaklaşımlara çok ihtiyacım var.
    Annelik annelik… büyük kapalı kutu hiç bir fikrim yok. Sanırım damdan düşer gibi bir geçiş olacak. Başta biz şaşıracağız. Çünkü bu halde bebek bize uğrarsa hali nice olur düşünemiyorum.
    Babanızı ana kız size destek olmaya çalıştığı için tebrik ediyorum 🙂
    Sevgiyle kalın..

    • Çiğdem-Üzüm

      Bu kitabın birçok kaynakta önerildiğini gördüm Elif, buradan yorum yazan dula anneler de aynı şekilde övünce okumak lazım dedim. Doğuma kadar biter mi ondan bile emin diilim oldukça uzun ama yavaş yavaş takılıyoruz işte Üzüm’le:) Sen de başla okumaya konuşalım üzerine…

    • Sevgili Elif, kitabı kesinlikle tavsiye ederim. Çalıştığım her hamileye ve çevremde gördüğüm her hamileye tavsiye ediyorum. Farklı bir yumuşaklıkla yazılmış bir kitap 🙂

  3. Incir'in Annesi

    Babayi dinlemekte fayda vardir tabii ama kizlarin hakliliginin uzerine kim cikabilmis bugune kadar?:) Zavalli babacik, kafasinin dikine giden disilerle sarilacak etrafi: D ha haaa

  4. Çarşamba Gebesi Pelin

    Yaşasın antremanlı kız babaları 🙂 Zavallı babacım da ablam ve benden çekiyor bilmişlik konusunda, ve eşim de kızından çekiyor. Bakalım biz oğlan anaları ne durumda olcaz? 🙂

    • Çiğdem-Üzüm

      Oğlan anaları konusu öyle iki yorumla geçiştirilebilir gibi olmuyor genelde Pelin, üzerine kitaplar yazılıyor yine de tam bir muamma:) Ama son tahlilde bence ikisi de ayrı güzel, ayrı bela:)

  5. Çiğdem’cim kitabı okumaya başlamana çok sevindim. 🙂

    Sanat süreci ile bölüme gelince, bunun için özel bir yeteneğin olmasına gerek yok. Ben sadece çöp adam çizen bir insanım ama bitirdiğim içsel doğum doula kursunda anladım ki sanat süreci için özel bir yeteneğe gerek yok. Kağıt ve boya kalemleri önünde olunca zaten ruhun sana ne çizmen yada karalaman gerektiğini söylüyor. Çok rahatlatıcı bir çalışma, tavsiye ederim. Emin ol kitap aslında bir solukta bitiyor, babanın da okumasını önerdiğim bölümler var, çok faydalı olacağına inanıyorum. 🙂

    Sevgilerimle

    Doula Anne Esra

  6. Merhabalar;

    Benim kızım da kordonu iki kez dolamış boynuna, geçenlerde yaptırdığımız detaylı ultrasonda öyle gözüktü. Benim rahatlığımdan mıdır, bakan doktorun söyleyiş biçiminden midir, ben kafaya takmadım, ama babamız pek bir evhamlı, takıldı kaldı oraya. Doktorumuz da senin doktorun gibi söyleyince unuttum gitti, hatta ctesi günkü randevuda babamız gelemedi ama dönüşte sorduğu ilk soru kordon boynunda duruyor mu oldu. Bense çok da beynimin derinliklerine gömdüm o sorunu, sorun olarak kalmasın diye.

    Ama şeker yüklemesini bana aç aç yaptırdılar 🙁 Gece mide ağrıları çektim, acımdan öldüm :p Allaha şükür şekerimiz çıkmadı. Bebeğimiz büyümeye devam ediyor. Yalnız koca kafalı bir kızım olacak galiba. Anası gibi 😀 Kafamız birkaç hafta önde gidiyormuş.