37 Yorum

Boğaz ağrısı deyip geçme

Geçtiğimiz değil, ondan önceki Pazar günü Deniz boğazım ağrıyor demeye başladı. Ardından ateşi çıktı. Pazartesi ve Salı günü okula gitmedi. Az ateş düşürücü, bol sıvı, ıhlamur, şu bu ile toparladı.

Geçtiğimiz Pazar günü öğleden sonra BBOM‘un düzenlediği bir toplantıya gitmiştim çocuklarla. İyilerdi, hoşlardı, ama Derin normalden fazla huysuzdu. Ateşi var gibi geldi bana, hatta birkaç kişiye de sordum, “Yok” dediler. “Hadi oradan” dedim, “var da siz anlamıyorsunuz” (çocuğunun ateşi olduğunu herkesten iyi bilen kişiye ANNE denir). Nitekim akşam 38.5’a dayanınca o da ateş düşürücüden nasibini aldı. O geceyi öyle geçirdi, Pazartesi sabah uyandığında ateşi 39 olmuş, vücudunda da kırmızılıklar çıkmıştı.

Ne olduğunu anlamadık tabii… Doktorunu aradık, şehir dışındaymış. Akşama geleceğini söyledi. Sadece ateş olsaydı bekleyebilirdik belki ama bu kızarıklıklar huzurumuzu kaçırdı. Halamı aradık, Academic Hospital‘a gelmemizi söyledi. Göktürk’ten karşıya trafik saatinde geçeceğimizden öncesinde buralarda şansımızı deneyelim dedik, daha önceki beyhude çabalarımızı unutarak. Gerek Florence Nightingale, gerekse Acıbadem’de “Çocuk doktorumuz 9:30’da geliyor, ama sıra var” yanıtıyla karşılaşarak, “İyi de, biz acile gelmiştik, siz niye geldiğimizi bile sormadan sıraya koyuyorsunuz” diye düşünerek, ama bunu dile getirmeye tenezzül etmeyerek “Hadi size iyi günler” deyip düştük yola.

Şansımıza trafik yoktu ve yarım saat içinde hastanedeydik. Çocuk doktorunu gördük, bizi acile yönlendirdiler. Ateşini ölçtüler, 39.7. Serum taktılar hemen, ateş düşürücü verdiler. Bu sırada kızarıklıkları artıyordu. Yüzü gözü de şişmeye başlamıştı. Ateşini bir daha ölçtüğümüzde (ateş düşürücüye rağmen) 40.5 olmuştu. “Sizi bu gece yatıralım” dediler, tabii ki kabul ettik.

Kan alımı, testler, odaya yerleşme derken ateşi en fazla 38.5’a düşüyor, sonra yine çıkıyordu. İlk testler pek bir şey söylemedi. Kızamık olamazdı, aşısı vardı. Strep A (Beta) testi negatif çıktı. Viral enfeksiyon ve ondan bağımsız bir alerji olduğundan şüpheleniliyordu. Ha, bir de orta kulak enfeksiyonu vardı. Üç koldan vurmuştu yavrumu alçak mikroplar.

Gün boyu seruma ve ateş düşürücüye devam ettik. Bir sonraki sabah (Salı) ancak düşmüştü ateşi. Çok şükür bir daha da çıkmadı.

Bu sırada hala adı konmamıştı hastalığının. Doktorlar her ne kadar serinkanlı olup “Bu bir viral enfeksiyon” deseler de ben kafamda felaket senaryolarını ardı ardına diziyordum (Bunu yapan kişiye de anne denir. Baba da denir ama babalar böyle durumlarda -hele de anne panik düğmesine bastıysa- daha serinkanlı olabiliyorlar).

Güzel haber öğlene doğru geldi: Derin kızıl olmuştu. Her ne kadar çoğu (%98 kadar) Beta mikrobu Strep A testinde teşhis edilse bile, Derin literatüre geçen yüzde 2’lik gruba dahil olmuş, ve bu sonuca ulaşmamız için bizi bir gün bekletmişti. Biri gelip bana “çocuğun kızıl oldu” dese sinirim bozulurdu belki ama kafamızda dolaşan onca tilkiden, yazdığımız onca senaryodan sonra adı-sanı-tedavisi belli bir hastalık olması hepimizi rahatlattı.

Burada beta nedir, kızıl nedir, çok fazla detaya girmek istemiyorum; yanlış bir şey yazmaktan çekinirim. Sadece öğrendiklerimi aktarayım, arzu eden doktoruna sorsun. Beta, nam-ı diğer Strep-A, kızıla yol açabilen bir bakteriymiş. Her Strep A testi pozitif çıkan hasta kızıl olmayacağı gibi (aşağıda anlatacağım gibi Deniz), her negatif çıkan da kızıl olmayacak diye bir şey yokmuş (bu durumda Derin). Strep A’nın tedavisi antibiyotikle yapılırmış; ancak en hızlı tedavi penisilin iğneymiş. Tedavi edilmezse eklem ağrılarından böbrek yetmezliğine kadar bir dizi soruna yol açabilirmiş. Bakterinin çok sayıda tipi olduğu için henüz etkin bir aşısı yokmuş; aynı sebepten dolayı bir olan bir daha olmaz diye bir şey hiç yokmuş. Kişi hayatı boyunca bir, üç, beş kere buna yakalanabilirmiş.

Derin de iğne oldu. Önce penisiline alerjisi olup olmadığını anlamak için koluna test uyguladılar. O bir yaktı. Sonra kalçadan iğneyi vurdular. O ayrı yaktı. O ağlarken ben hem onun ağladığına ağladım, hem kendi çocukluğuma döndüm, o ağrıyı hatırlayıp kendime ağladım. Ah nasıl acıtırdı o iğne. Hala sekerek yürüyor kuzum.

Derin iğneyi yedikten sonra hızlı bir iyileşme sürecine girdi. Bir yandan da orta kulak için antibiyotik, kızarıklıklar için antihistaminik, serum, vs. devam ediyordu. Dünü de öyle geçirdik, ama ateşsiz.

Salı akşamı serumu da çıkardılar. O geceyi serumsuz geçirdi. Sabaha kızarıklıkları da büyük ölçüde sönmüştü.

Çarşamba günü çıkmadan önce Deniz hastaneye geldi. 10 gün önce ateşlenmişti ya hani, sonrasında da yeşil burun akıntısı olmuştu. Hazır hastaneye gelmişten doktora gösterelim dedik. Doktor muayene etti. Önceki ateşini söylediğimizde Beta testi istedi. Ta-taaaaa, sonuç: Pozitif. Hemen o da bir penisilin iğne oldu. Selam verdi, borçlu çıktı garibim. Şimdi o da sekerek yürüyor.

Halama durumu anlattığımda önce bir fırça yedim. Deniz’in ateşli boğaz ağrısından bahsetmediğim için… Ben normalde burnum aksa halamı ararım. Basiretim mi bağlanmış, nedir, aramamıştım bu sefer. İki güne de geçmişti işte… Ama geçmemiş meğer. Ve hatta ilk olarak Deniz’miş büyük ihtimalle mikrobu getiren. Ondan Derin’e geçmiş. (Ve Cumartesi gecesi birlikte uyudukları babaannesine… O da benzer şikayetlerle (döküntü hariç) yatıyordu Derin’le aynı zamanda.

Halam “Bana söyleseydin ben sana Strep A testi yaptır derdim” dedi. Haklı, derdi, daha önce dediydi. Ne bileyim, hallederim gibi geldi. Halledememişim meğer. Ateşli boğaz ağrısı, hele de yutkunma zorluğu varsa hafife alınmamalıymış. Deniz test yaptırsaydı, pozitif çıkacak, direkt tedaviye başlayacak, belki de Derin hastalanmayacaktı. Bu da benim eşekliğim olarak tarihe geçsin. (Hoş, Beta mikrobunun ilk testte negatif çıkmasına rağmen kültürde pozitif çıktığı durumlar da var ama o şeref -Derin efendinin de dahil olduğu- yüzde ikilik elit (!) bir gruba nail oluyormuş)

Hastanede geçirdiğimiz zaman zordu. Derin sürekli eve gitmek istedi. Sürekli “Baba ne zaman gelecek, abi ne zaman gelecek?” deyip durdu. “Doktora söyleyelim, eve gidelim” dedi. Doktor gelince ona sordu, istediği yanıtı alamayınca çok üzüldü. Kolundaki serumu çıkarmaya, baktı olmuyor, çıkarttırmaya çalıştı.  Derin’i oyalamak da zordu. İlk gün değildi aslında, çok halsizdi yavrum, yattı durdu sürekli. Ancak iki gün azıcık kendine gelince tutmak zorlaştı. Bir yere kadar resim yapıp araba oynayabildik. iPad en büyük kurtarıcımız oldu.

Bu zaman zarfında aklıma hep çok daha uzun süreli, çok daha ciddi -ve hatta bazen çaresiz- hastalıklar için hastanede olan çocuklar ve aileleri geldi. Önce şükrettim, sonra sağlık, iyilik diledim onlar için… Keşke işe yarasa… Keşke hiçbir çocuk evinden, kardeşinden, ailesinden ayrı kalmasa… Keşke…

“Hayat sen planlar yaparken başına gelendir”i hatırladım bir kez daha… Kitabı bitirmiştim (hatta son düzeltmelerini hastane odasında yaptım), uzun zamandır vakit ayıramadığım bir sürü şey vardı, onlara eğileceğim diyordum ki bu çıktı… Öncelikler sıfırlandı birden, her şey fabrika ayarlarına döndü. Her şey durdu, oğlumun sağlığı, ailemizin birlikteliği her şeyin ama her şeyin önüne geçti. Kontrole diye gittiğimiz hastanede üç gün kaldık; ne kıyafet, ne bilgisayar, ne düzen, hiçbir şeyin önemi kalmadı. Yeter ki atlatalım’dı, çok şükür öyle oldu. Dün akşam üzeri evimize döndük. Derin kaldığı yerden arabalarıyla oynamaya başladı.

KaldigiYerden

Bu maceramızda bizimle ilgilenen Academic Hospital doktorlarından Mikrobiyoloji uzmanı Dr. Salim Karavelioğlu ve Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Gülçin Talay‘a ve ekiplerine çok teşekkür ederim, ederiz. Onların serinkanlı yaklaşımları, doğru yönlendirmeleri sayesinde duygusal olarak da çok az hırpalanmış bir şekilde atlattık bu süreci. Çok güvende hissettirdiler bizi.

Instagram’dan, Twitter’dan, Facebook’tan, e-mail yoluyla arayan, soran, yazan, geçmiş olsun diyen, “Bizim hastaneye gelin” diyen, “İlaç gerekirse yardımcı olabilirim” diyen, iyi dileklerini, iyi niyetlerini esirgemeyen herkese minnettarım. Hepsi tek tek ve ayrı ayrı çok anlamlıydı; hepsi çok iyi geldi. Eksik olmayın.

Ya, işte böyle… Boğaz ağrısı deyip geçmeyecekmişiz meğer… Ateşle birlikte olunca, hele de “yutkunma zorluğu” olunca Strep-A testi yaptıracakmışız illa ki. Bu da benim kulağıma küpe oldu.

37 yorum

  1. Ah Elifcim, çok çok geçmiş olsun, geçti çok şükür! Ben de diğer sosyal ağlarda hep takip ettim ve şimdi sen buradan yazınca, ‘anne ağzından’, içim yeniden cız etti Derin kuzucuğa ve hastanede şifa bekleyen diğer bütün kuzucuklara.

    İyi ki çok ciddi bir şey değilmiş, iyi ki tedavisi varmış ve iyileşmişsiniz. Allah bir daha göstermesin ve şifası zor olan, hasretle sağlık dileyen herkese çok çok acil şifalar ve sabır versin.

    Kelimelerim tutuldu; istediğim gibi yazamadım. Ama inan; bir anne olmadığım halde, çok anaç duygularla, ta yüreğimden hissettim ve paylaştım yukarıda yazıya döktüklerini. Ve okurken, hep Instagram`da paylaştığın fotoğraflar gözümün önüne geldi. Tekrar yaşanmasın işallah. Hep sağlıkla ve neşeyle kalın.

    Sevgiyle,
    Derya

  2. Çok çok geçmiş olsun. Aklıma kızımın viral enfeksiyon nedeni ile nefes alamayıp hastaneye yatışı geldi. Küçücük kolunu delik deşip edip serum takamamışlardı. Allah kimseyi düşürmesin, hastanede olan her çocuğa da acil şifalar versin gerçekten…Sevgiler

  3. Cok cok gecmis olsun
    Bizide aydinlattigin icin ayrica tesekkurler

    Sevgiler

  4. gelmiş geçmiş olsun bir kez daha… allah tekrar yaşatmasın diyelim, her türlü kötülükten korusun yavrularımızı. hastane ortamını “ev” bellemiş miniklere de en acilinden şifa versin, anne babalara da sabır ve dayanma gücü…

  5. Büyük geçmiş olsun.
    bende her zaman allah dermanı olan dertler versin derim.
    inanın hastanedeki fotoğraflarını görünce ben kötü oldum, neyse gelmiş geçmiş olsun.

  6. Çok geçmiş olsun sayenizde nelere dikkat etmemiz gerektiğini öğrendik. Academic Hospital candır. Acil bir durum da gidilecek benim için tek hastanedir. Doktorların ilgisi, sevgisi, bilgisi çok ama çok iyidir. Geçen hafta kızım bıçakla parmağını kesmişti hastanede dikiş atılırken doktorlar başını okşayıp öpüyorlardı sakinleşsin diye. Bir anne için bebeğine iyi davranan doktor kadar önemli bir durum yoktur bana kalırsa.

  7. Çok geçmiş olsun, Allah kimseyi darda koymasın, hele de hastane köşelerinde..

  8. elif hanım çok geçmiş olsun, derin kolaylıkla atlatsın ama kızıl geçirmiş biri olarak şunu söyleyebilirim ki ömrü boyu yılda bir kaç kez boğaz ağrısı ve yutkunma güçlüğü gibi problemleri olabilir, benim hala var çünkü, kolaylıkla üst solunum yolları hastalıklarına yakalanırım, yılda iki kez faranjit geçiririm, umarım sadece bununla geçer gider bu hastalık ve umarım hiçbir annenin çocuğu hastalanmaz, kızlarım geçen haftayı su çiçeği ile atlattılar ama ne çektik birde bana sorun, annemin lafını tekrar küpe ettim kulağıma çocuğumun hasta olduğuna değil huy değiştiğine yanarım:)

  9. Geçti gitti çok şükür bazen annelerde hata yapabilir.Tek tesellimiz yaptığımız hatalarını çözümsüz sonuçlar doğurmaması.Kaldı ki bu senin hatan değil aslında insan bazen akıl tutulması yaşıyor,her boğaz ağrısı her ateşte komplo teorileri üretmenin alemi yok diye düşünüyor ama varmış demek…

    Çoookk çoook geçmiş olsun.Yalnız aklıma geldi dışarı ortamda ne kadar yaşıyormuş bu virüs yani eşya oyuncak vs dezenvektesine gerek var mı…

  10. oh atlatmışsınız… şükrü

  11. Dr. Kadir Tuğcu strep A hızlı test, en doğru sonucu verir diyor bu hastalığın tathlil sonucu için kültür yanıltıcı olur der ……çok geçmiş olsun ………Allah bir daha yaşatmasın ………

  12. Çok çok geçmiş olsun Derin kuzusuna ve size. Anneyi en çok zorlayan durumlardır hastalıklar. Rabbim dermansız dert vermesin ve tüm hasta çocuklara şifalar versin inşallah.

  13. çok geçmiş olsun,şükür atlattınız…

  14. ”O ağlarken ben hem onun ağladığına ağladım, hem kendi çocukluğuma döndüm, o ağrıyı hatırlayıp kendime ağladım.”

    Bu satırları okurken istemsizce gözleri dolupta ağlayan kişiye de çok duygusal anne denir sanırım 🙁

    geçmiş olsun

  15. http://sormabulmadunyasi.blogspot.com/2013/01/atesi-nasl-dusuruyorsun-hastalk-srasnda.html
    Linkteki yazıyı mutlaka okumanızı dilerim. Ateşi düşürerek ve düşürmeyerek nelere yol açıyoruz, ateş düşürülmeli mi, kaynaklarıyla birlikte çok güzel derlemiş bir anne. Yabana atılacak bir yazı değil. Bu hastalık için değil, her zaman bilinmesi gerekenler. Çok geçmiş olsun.

  16. Aynı zamanda bizlerinde kulağına küpe olsun. Tekrar geçmiş olsun umarım minik Derin ve hiçbir minik çocuğumuz hastane köşelerinde zaman geçirmez.

  17. Ah gecmis olsun kuzuya. Hasta cocuk cok dokunur bana. Neyse, gecmis bitmis.

  18. Suna Kelesogli

    cok cok gecmis olsun…okuyunca cok uzuldum. iki sene once benzer sekilde biz de yasamistik boyle bir sey ama buradaki fransadaki doktorumuz hemen ilk gorusuyle (test sonuclarini beklemeye bile gerek gormemisti, kizarikliklar kizili isaret ediyor diye israr etmisti ve yanilmadi) teshis koyup antibiyotik tedavisine baslamisti. Mikrop getiren ve daha hafif geciren buyuk kizim ve daha az dayanikli kucuk kizimla 1 hafta boyunca savasmistik…. Cocuklarda maalesef hastaliklar bitmiyor. Dualarim her zaman caresi olan dertler vermesi adina…Yeniden cok cok gecmis olsun…Tum cocuklar caresi olmayan hastaliklardan uzak olsunlar dilegiyle…

  19. Ellif cok cok büyük gecmis olsun….Onlar hasta olduklarını hayat gercekten duruyor…Dermansız hastalıklar olmasın, gecmisler olsun….Sevgiler…

  20. büyük geçmiş olsun. Allah dert verip derman aratmasın. ben hiç sakin olamıyorum , şimdi bu yazıyı okurken bile ağladım. Allah çocuklarınıza, çocuklarımıza yardım etsin.
    benim annemde ;” anne dediğinin saçı nasıl beyazlar, çocuklar hastalanmasa” der. valla yaşlanıyorum :))

  21. Aynı şekilde geçen hafta ateş ve beraberinde tüm vücudu saran (dokunulunca zımpara kağıdı hissi veriyordu) döküntü ile acile gittik. penisilin iğnesi ile 12 saatte döküntüler geriledi. Boğazı temizdi bizimkinin de. Doktor, tam olarak kızıl diyemiyorum acaba viral mi diyecek oldu. ama iğne ile düzelince kızıl olma ihtimali güçlendi.

    Çok geçmiş olsun. Kızıl salgını var galiba, bu ara çok duyar olduk.

  22. Neval Yılmaz

    tekrar çok çok geçmiş olsun. bu bana da ders oldu, onun için de ayrıca teşekkürler..

  23. Geçmiş olsun

  24. Cok gecmis olsun tekrardan Elif. Strep A buralarda cok olan bir hastalik. Ben de birkac sey eklemek istedim. Eger evde bir kisi de strep A cikar birkac gun icinde evdeki diger kisilerde bogaz agrisi celmeye baslarsa ates olsun olmasin test olmalilar. Ayrica antibiotik kullsnilmaya basladiktan 24 saat sonra hastanin kullsndigi dis fircasi hemen atilmali. Hatta Ben strep oldugunu ogrendigim an atiyorum yeni bir tane verip antibiotik kullanimi 24 saati asinca onu da atip yeni bir tane veriyorum. Dis fircasi defismezse hasta kisi miktobu tekrar Geri alabilir. Cocuklarin dis fircalari degdigse, yada miktoplu dis fircasinin degdigi butun fircalar degismeli. Bir defasinda Lara oldu kaya ya gecirdi sonra bana gecti sonra Jeff e. sonra butun aileye bir kez daha bulasti kabus gibiydi. Derin in oynadigi oyuncaklarida temizlemeni tavsiye ederim. Kapi kollari, cok dokunulan yuzeyleride. Hepinizi cok opuyoruz.

  25. Ben de cocukken kizil gecirmisim, 1 yasinda. Strep A ile baglantili oldugunu bilmiyordum, bagisiklik sisteminin bir souk alginligi virusune verdigi bir tepkiye bagli gelisen bir hastalik diye soylemislerdi merak edip sordugumda. O zamandan bu yana (yas 35!) pek ciddi bir saglik sorunum olmadi. Bogazim agrimaz, kolay hastalanmam vs… Derin’de de bir sorun kalacagini sanmam. Cok gecmis olsun hepinize.

  26. Elifcim cok cok gecmis olsun,bizi de aydinlattigin icin tesekkurler,dilegim tum cocuklar saglikla buyusun…

  27. yaşamnotlarım

    Çok geçmiş olsun. Çocuk bu hasta olacak tabii desek de hasta olduklarında, hele ciddi ateş vs olduğunda elimiz ayağımız kesiliyor, keşke şöyle yapsaydık böyle yapsaydık diyoruz. Bu anlattıkların kulağıma küpe olacak, en azından ateş-boğaz ağrısı ve yutkunma sorunu olduğunda, teşekkürler 🙂

  28. Cok cok gecmis olsun Elif Hanim. Neyse ki artik evinizdesiniz, rabbim hic bir anneyi yavrusunun hastaligiyla sinamasin. Zor bir durum gercekten. Yazinizi okuyunca ben de cocukluguma dondum biran. Kizil da gecirmisim kucukken. 18 yasina kadar da hemen her kis penisilin ignesi yaptirmak zorunda kaliyordum. Nasil aci verdigini iyi bilirim heleki minik popusuna yayilirken derin in hissettiklerini anliyorum.(ve Deniz in de)
    Tekrar gecmis olsun, herseyin basi saglik. Saglikli gunler dilerim.

  29. berna yavuzdugan

    gecmis olsun Elifcim şimdi okudumda öğrendim. sagolsun kizimdan dolayi o hastane yatislarini cok iyi anlar oldum. en zoru o serumlu yatışlar. içim parçalanıyor o anlarda. bir annenin buna nasıl dayanabildigini gorup yaşadıkça ne kadar güçlü olabildiğimizi anlıyorum birkez daha. Allah bir daha yasatmaz insallah. saglık hafife alınamayacak kadar degerli birsey

  30. elifcim cok gecmis olsun, ne buyuk olay yasamissiniz. kizil hastaneye yatiriyormus bunu da ogrenmis olduk!

  31. Elif cok gecmis olsun. Ben bu hastaligi hic bilmiyordum, ilk defa senden duyuyorum ve ‘bogaz agrisi deyip gecmemeli, ozellikle de yutkunma zorlugu varsa’ sozlerini kulagima kupe ediyorum. Hastalik her yasta zor, ama hasta cocuk olunca ayri bir uzer insani. Gectigine cok sevindim, saglikli gunler dilerim.

    Sevgiler…

  32. Çok geçmiş olsun blogcu arkadaşım. Bir benzeri durumu bizde yaşadık yeni. Hastalık geçti ama bizim Poyraz depresyonundan hala kurtulamadı. Huyu değişti bebeğimin. Şimdi huysuz bir prens oldu. Sağlıcakla kalın…

  33. Geçmiş gitmiş olsun….

    Hemen aklıma sabah kuru öksürükle uyanan, ve bence hafif ateşi olan oğlum geldi şimdi kreşte arayıp sorsam mı yoksa beklesem mi bilemedim..

  34. Çok çok geçmiş olsun Elif:( Çok üzülüyorum çocuklar hasta olunca, Allah hastanede yatan tüm çocuklarımıza acil şifa, ailelerine sabır versin..

  35. Çok geçmiş olsun , penisilin iğnesini biz yaklaşık bir yıldır 28 günde bir iki çocuğumada vurduruyoruz ,Geçen yıl boğaz ağrısını aylarca çektik ateş 40 a kadar çıkıyordu , öyle ki kaç kutu antibiyotik bitirdik hatırlamıyorum bile.En son doktorumuz vucut kendini toparlayana kadar bu çareyi buldu , yalnız bizimki biraz genetikmiş babamız küçükken böyleymiş ,şimdi iyiyiz çok şükür .Şimdi siz vurulurken ağladım dediniz ya içim cız etti ,her ay ağlıyorum çünkü artık başlarına neyin geleceğinin farkına varıyorlar.Allah çaresi olmayan dert vermesin kimselere , iğnelerin günü gelince ben onlardan beter oluyorum.

  36. Çok çok geçmiş olsun..

    İşte böyle şeyler yaşayınca insan anlıyor yeniden, herşeyin başı sağlık. Sağlıklı olduktan sonra herşeyin çözümü vardır. Allah tekrarını yaşatmasın.

    Ayrıca Allah’ım tüm hastalara acil şifalar versin, kimseyi yavrusundan, annesinden, babasından, evinden ayrı koymasın.

    Sevgiler..

  37. Tekrar geçmiş olsun. Bizim minik adamın da doktoru Gülçin hanım (hatta doğumu da Academic Hospital’da yaptığımdan ilk anından beri kendisi takip ediyor). Çok serinkanlı ve insanı sakinleştiren bir yapısı var.