3 Yorum

Elif’in Gebelik Günlüğü, 19. hafta

Cuma gebesi Elif Gaziantep’ten bildirmeye devam ediyor.

Elif’in Gebelik Günlüğü’nü buradan takip edebilirsiniz

***

Üzücü haftamızın ardından hafta sonu halamı ve aileyi bir kez daha ziyaret ettik. Bir arada olmak güzeldi. Acıyı biraz olsun hafifleten bir durum. Hafta boyu evde ve ofiste taziyeleri kabul ettik.

Yeni haftamız iş temposuyla başladı. Geçtiğimiz haftalarda ders yoğunluğundan iş yoğunluğunun ne demek olduğunu unutmuştum. Özlediğimi fark edip dört elle sarıldım işime. Hep böyle işler olsun, koşturabilmek ne güzel. Bir yandan yaz saati uygulamasına alışayım derken zamanın nasıl geçtiğini fark edemedim. Bir haftamız daha böylece geçti.

Öte yandan bebi ile yaşadığımız değişimler son sürat devam etmekte efendim. Dikkatimden kaçmayanları şöyle toparlayayım:

Elif19

1- Çabuk yorulmaya başladım: Eskiye göre kıyaslamıyorum elbette. Yine de şu zamana kadar bana mısın demeyen merdivenlerim ve yürüyüş yollarım beni kehletmeye başladı. İki adım attığımda yoruluyorum, sanki koşu yapmışım gibi. Birkaç ay sonra ne yapacağım ki ben?

2- Fotoğrafta gözlemleyebileceğiniz gibi: Göbeğim, eşimin bile “n’olmuş sana ne kadar büyümüşsün” dediği hızda büyüyor. (Buna sevinmeli miyim üzülmeli miyim?) Göbek deliğim bir tarafa çekilmeye başladı, gerildiğimi hissediyorum.

3- Yürüyüş stilim değişti: Bedenim rahat yürümem için penguen stilini kodladı bana. Ayaklar hafif yana, paytak paytak yürümeye başladım. Özellikle değil, istemsizce oluyor. Dengemi koruyabilmem için sanırım.

4- İç yönlendirme ile olan bir şey daha: Elim sürekli karnımın üstünde buluyorum. Sokakta dolaşırken “Elif istersen elini karnından çek” diyen bir anne sesi beni ayıltıyor. Hâlbuki ne var ki canım annem bunda, bu benim başıma ilk kez gelen her anı muhteşem bir duygu ne var tadını çıkartsam hem de içgüdüsel yaşarken bütün bunları.

5- Kötü uykular: Her gece başka bir hikâyede, bir başka maceradayız. Allah sonumuzu hayretsin. Sabaha karşı dörtlerde sırtüstü yatar halde soluksuz kalarak uyanıyorum. Ne ara sırtüstü döndüğümü tahmin etmeye çalışırken içten içe kızıyorum kendime. İnşallah bebiye bir zarar vermedim.

6- Sürekli açım: Henüz öğünümü tamamlamışken aradan geçen on dakika içinde ikram edilen veya ortada bulabildiğim her şey afiyetle mideye indiriyorum.

Haftaya doktor kontrolümüz var. Heyecanla bekliyorum, hızla geçiyor haftalar. Her şey daha gerçekçi ve anlamlı bir hal almaya başladı. Tek dileğim onu sağlıklı olduğunu duyabilmek. Dilerim anasının onca ezip büzmelerine, ilaçlarını ihmal etmesine, abur cubura hayır diyememesine rağmen iyidir. Çünkü bana tepkileri hala pek anlamlandıramıyorum.

Dışarıdan belli olmayan, sadece içeriden hissedebildiğim hareketleri var bebinin. Bahsedildiği gibi iç karın dış karın diye bir şey var mı gerçekten yoksa hepsi hurafe mi?

Bebiye kitap okuyorum. Daha doğrusu kitaplarımı sesli okuyorum ki o da duysun diye. Şu sıralar elimde olan Dr. David Chamberlain’in “Bebeğinizin Olağan Üstü Zihni” kitabını dinlemek zorunda kalıyor yavrum çoğunlukla. Nasıl olsa anlamıyor, en azından onla ilgilendiğimi bilsin. Sonra ara ara hikâye kitapları da okuyacağım. Barış Manço amcasını ve evrensel müzikler çalan bir radyoyu ve ninnilerimi dinliyor gün içinde. Pür dikkat beni izlediğini ve dinlediğini biliyorum içeride. Hedefim onunla iletişimi kuvvetlendirebilmek.

Karnımı gören tecrübeli anneler başlıyor doğum hikâyelerini anlatmaya. İnsanlar ne meraklı detay vermeye, dinlenmeye, içlerini dökmeye. Ben olsam karşıyı etkilememek adına defalarca ölçer tartarım. Sorulunca anlatırım. Hele de olumsuzsa bahsedeceklerim… Duyduğum çok da pozitif olmayan doğum hikâyeleri beni iyice usandırdı. Sonunu dinlemeden ortamdan kaçmaya çalışıyorum.

Motivasyon kırıcılardan uzak, doğumu özellikle düşlemek istemediğim bir süreçten geçiyorum. Mümkünse şu güzel zamanların tadını çıkartmak istiyorum. Güzel zamanlar diyorum çünkü son zamanlarda öyle anlamsız sorular geliyor ki. Sanki hamilelik bir ızdırapmış da ben neden onu çekmiyor muşum sızlanmıyor muşum gibi garip sorular alıyorum. Hepsine cevabım şu oluyor. Hamilelik hastalık değil ki… Genel itibari ile güzel bir gebelik geçirdiğimin farkındayım. Yatağa mecbur olmadan, midem bulanmadan, hayattan kopmadan yaşayabildiğim için ne mutlu bana. Allah bütün bu sıkıntıları yaşayan gebe annelere yardım etsin. Benim sıkıntılarım hiç mi olmuyor? Elbette oluyor. Daha önce karşılaşmadığım bir sürü durum var. Ancak ben bu değişik durumları kabullenmeyi tercih ediyorum. Olağan ve beklenen gebelik sıkıntıları bana anlatılıp dertlenilecek bir şeymiş gibi gelmiyor nedense. (Ekstrem durumları, hastalıkları saymıyorum tabi… ne hikayeler var neler…) Bu bir süreç diyorum. 9 ay 10 gün süre biçmişler. Sonlara doğru işler karışıklaşsa hatta sonunda bizi nasıl bir doğumun beklediğini bilmesek bile karnında bir bebi taşıma durumunu doğal bir süreç, doğumu ise ne şekilde olursa olsun o kadar sıkıntısına rağmen bir kavuşma öyküsü olarak nitelendiriyorum. Dilerim doğumdan sonra da bu düşüncelerim baki kalır.

Geçtiğimiz hafta başladığım ve burada yer vermeyi unuttuğum bir değişiklik vardı. Uzun zamandır makinemi boynuma takıp sokaklara çıkmıyordum. Minik de olsa bir başlangıç yaptım. Hem makinemi, hem baharı özlemişim. Gaziantep baharda bir başka güzel olur. Dolaşmak, tüm güzellikleri hissetmek lazımdı ve öyle de yaptım.

Haftaya görüşmek ümidiyle ve sevgiyle,

Elif

3 yorum

  1. Elif, herseyin cok guzel gitmesine sevindim, umarim sonuna kadar da boyle devam eder. Ic karin dis karin kismi ne kadar dogru bilemiyorum ama placentanin bulundugu konuma gore bebegin hareketlerini hissetmek farkli olabiliyormus. Mesela, placenta on kisimda oldugu takdirde ozellikle ilk bebeklerde hareketler cok daha gec hissedilebiliyormus.

  2. Çarşamba Gebesi Pelin

    Elif’cim sana tamamen katılıyorum. Ben de hem vücudumda hem hayatımda meydana gelen değişiklikleri mucizemin getirdikleri olarak yorumluyor ve kabulleniyorum. Hasta değiliz sonuçta, bir mucize yaşıyoruz. Umarım sonuna kadar hep böyle mutlu, huzurlu ve pozitif olursun. Sevgiler…

  3. Merhaba Elif hanım,fotoğrafınızı görünce imrendim açıkcası benim göbişim minicik ve kimse hamile olduğuma dahi inanmıyor…Ve tabi ki dediğiniz gibi insanlar olumsuz konuşmaya çok meraklı hep aynı tepki bebek sağlıklı mı,gelişiyor mu 🙁 Keşke biraz dillerini tutabilseler…Buarada ben Fatoş hanımla doğum kursuna başladım,gayet keyifli geçiyor ve şimdiden faydasını görmeye başladım umarım tanışma fırsatımız olur…
    Sevgiler…