2 Yorum

Elif’in Gebelik Günlüğü, 21. hafta

Cuma gebesi Elif bu hafta bir değişiklik yaparak İstanbul’dan bildiriyor.

Elif’in Gebelik Günlüğü’nü buradan takip edebilirsiniz

***

Bu hafta İstanbul’ daydık. Kuzenimi evlendirdik.

Elif21

 

Nisan oldu bahar geldi, lale zamanı ne hoş olur şimdi bu şehir dedik. Sadece bir gün güneşi görebildik. Döndüğüm gün bana güzel bir uğurlama yaptı Şehr-i İstanbul. Bir güzel grip oldum. Gebeliğimin başından beri o kadar çok kişi gribal enfeksiyona yakalandı ki. Hiçbirinden hastalık kapmadan yırttık derken bu sefer fena yakalandım. (Suç benim, ısım yüksek diye o yağmurlarda kısa kolluyla gezdim.) Boğaz kaşıntısı burun tıkanıklığı öksürük bir şey değil de… Halsizlik beni benden alıyor. Sabahları kalkamaz, geceleri uyuyamaz oldum.

Her gün ayakta koşuşturma halinde, sevdiklerimizi görme çabasıyla geçti. Yıllardır görmediğim üniversite arkadaşlarımla buluştuk. Beni ilk kez göbüşlü gördüler. Sevinçleri, şaşkınlıkları gözlerinden okunuyordu. Oğlumla bizi şahane ağırladılar. Hep hatırlayacağım.

Bizi mutlu etmek için toplanmıştı herkes adeta. Sen otur Elif. Aman dikkatli ol. Ben hallederim. Önceleri benim oturup onların koşuşturmasına alışamadım. Sonra bunun ne kadar özel bir durum olduğunu düşündüm. Aslında yapmış olduğum taşıma işi ne kadar önemliydi. İnatla bunun bilincine varmak istemiyordum. Sanırım “eski Elif’ im bakın değişen bir şey yok” “Ağır da kaldırırım, geç yorulurum, yiğitliğe laf ettirmem. Yok ya… Tester gibi davranmaktan vazgeçtim kendime. Besbelli ki eskisinden daha çabuk yoruluyorum, geç saatlere çok istesem de kalamıyorum erkenden uykum geliyor, bırakın bir şey kaldırmayı doğru düzgün eğilip bükülemiyorum. Kendimizi kandırmayalım. Gebelik müthiş güzel bir şey ancak sanırım zorlukları da yok değil. Giderek artacağının farkındayım.

Bu haftanın en komik diyalogu benimle aile büyüklerim arasında yaşandı. Sahne şu: Ben çay servisi yapıyorum teyzeler ayaklarıma bakıp fısır fısır konuşuyor. Bir teyze diyor ki “Anam kızın ayakları şişmiş oturtun şu kızı” Diğeri “Albümini yükselmiş bence” Bir diğeri “Çok tuzlu mu yiyor ne?” fısır fısır konuşmalarına rağmen hepsini duyuyorum. Kaçarcasına çıkıyorum odadan. Biri yanıma geliyor. Kızım ayakların çok fena döner dönmez bir hormon tahlili yaptır albüminin yükselmiş senin tuzlu mu yiyorsun bakiyim sen? – Yok teyze tuzlu yemiyorum, çok ayaktayım o yüzden” albumumimim” ne ki bilmiyorum ben. Döndük ne şiş kaldı ne bir şey türlü senaryolar da teyzelerle birlikte orada kaldı. Bu ilginç diyalogları yaşamaya devam edeceğim biliyorum.

İstanbul’ un bize bir şirinliği daha oldu. Eminönü çarşısına gitme şansı yaratıp anneannemizle ve gelin kızımızla düştük yola. Orada her şey var, ne ararsanız. Ben bebiye henüz hiçbir şey almadım diyorum almıyorum çünkü anneannemiz, babaannemiz, halalarımız durmuyorlar. Yine bir şey aldım sayılmaz. Bebek şekerleri ve odaları yapan dükkânlarda gezdim. Aslında Antep’ te yok muydu? Çokça var olduğuna eminim. Ancak Antep’ te hiç bunun için dolaşmamıştım. Aciliyeti olan bir şey de değildi. O kadar şirin geldi ki o bebek şekerleri, oda süsleri kendime engel olmam imkânsızdı. Sevdiklerimden birkaç paket aldım. Temmuzda onları hazırlayacağım. İnanılmaz heyecanlıyım. Her gün kutuları tek tek açıp bakıyorum.

Haftanın en en en güzel haberi ise oğlumdan geliyor tabi ki… Artık hareketleri dışarıdan da hissediliyor. Ben içerden bir aydır hissediyordum zaten. Aynı his bu kez dışarıdan da belirli oluyor. O dokundukça ben anneannesini, babasını hemen uyarıyorum gelin gelin diye. Bir kaçına onlar da şahit oldular. Babamız için çok garip bir andı. Göbeğimin şişmesiyle daha da olayın içine dahil olmaya başlamıştı derken onu hissetmesiyle biraz daha gelişti bu süreç. Onun hareketlerinin tadını çıkartıyorum.

Haftaya görüşmek üzere,

Sevgiyle.

Elif

 

Yorum yap

Girilmesi gerekli alanlar işaretlidir. *

2 yorum

  1. Çarşamba Gebesi Pelin

    Elif’cim geçmiş olsun. Bebek şekerleri konusunda ise çok haklısın, ben önceden bu tip şeylere “aman para tuzağı, ne saçma” gözüyle bakardım, ama şu anda hepsi de bana inanılmaz cazip geliyor. Ben de aynı şekilde İzmir’de Kemeraltı’na gidip kendimi kaybetmek istiyorum 🙂

  2. Elif çok büyümüş oğlun 🙂

    Birkaç hafta sonra hareketleri dışarıdan da hissedilmekle kalmayıp görülmeye de başlayacak. Kamerayı hazır tutun 🙂

    Eren