9 Yorum

Çocuk kitaplarında saklı sürprizler

Geçenlerde bir gün, akşam üzeri… Yemek zamanı yaklaşmış, sofrayı hazırlıyorum. Çocuklar da etrafımda dolanıyorlar.Kah oynuyorlar, kah birbirilerine sataşıyorlar. “Sofrayı hazırlamama yardım eder misiniz?!” dedim, biraz talepkar bir tonla… “Tamam annecim!” dedi Deniz. Öyle bir dedi ki, duyan itiraz etmeyi bilmiyormuş zanneder…

“Derin, hadi gel sofrayı hazırlayalım” dedi kardeşine… “Aaa, tamam!” dedi Derin de… Ben şaşkınlık içinde izliyorum — “Ama nedeeeen?” ya da “Biz araba oynuyoz!” falan demeleri gerekmiyor muydu bunların???

Efendime söyleyeyim, sonra “Anne, sen çık biz sana sürpriz yapalım!” dedi Deniz. “Ne sürprizi oğlum, yemeği pişirmişim, her şeyi hazırlamışım, bir tabak konulacak masaya” demedim tabii… “E peki…” dedim, çıktım dışarı. Mutfağın kapısını kapattılar. İçeriden takır tukur sesler geliyor, ben korkuyorum acaba neyle karşılaşacağım diye… Arada gelip “Anne, sen kaşıkla mı yiyeceksin, çatalla mı?”, “Anne, kaç tane balık istersin?” diye soruyorlar. Ben de yanıt veriyorum, işte şöyle de böyle diye…

Sonunda bitirdiklerini beyan edip yanıma geldiler. Gözlerimi kapatmamı istediler, mutfağa kadar elimden tutup götürdüler (Tabii burada baş aktör Deniz; Derin daha çok figüran rolünde). Gözlerimi açtığımda şu manzarayla karşılaştım:

Surpriz

Amerikan servisler dışında her şeyi onlar koymuşlardı, tabaklardaki yemeklere, bardaklardaki suya kadar. (Yumurta dilimleyicinin orada ne aradığını bilemiyorum, Derin’e sormak lazım)

Neyse tabii ben pek bir mutlu oldum, aman de benim kuzucuklarım sofra hazırlarlarmış falan da filan, bir sevgi yumağı durumları… Babaları gelince onlara anlatıldı, ay ne güzel, ne iyi yapmışsınız, ellerinize sağlık dendi. Ve geçildi. Sonraki günler yine ağırlıklı olarak ben sofrayı hazırlamaya devam ettim (açıkçası çabuk olması işime geliyor).

İleri saralım… Geçtiğimiz Cumartesi oldukça hareketli bir gün geçirdik. Ben Deniz’le bir arkadaşını Angry Birds’e götürdüm, baba işe gitti, Derin evde babaanneyle kaldı. Sağ olsun babaanne bize kuru fasulye-pilav yapmış, akşam geldiğimizde sıcak yemeğimiz hazırdı. Hava nefisti o gün; bunlar bayağı bir dışarıda oynadılar, sonra Derin babasıyla parka gitti, ben de Deniz’e “Gel sofrayı hazırlayalım” dedim. Tamam dedi. Sonra durdu, “Anne, biz niye hiç masaya mum koymuyoruz?” dedi?  “Koyalım Deniz’ciğim” dedim. Muftakfa bir tane Buddha’lı tealight mumluk vardı, onu gösterdim. “Hayır hayır, öyle değil” dedi ve içeri koştu. Çeyizimden kalan ve içinde kim-bilir-en-son-ne-zaman-yaktığımız erişimiş mumlar olan gümüş şamdanları getirdi, “Bunları!” dedi. O kadar şevkle ve istekle söyledi ki “Evladım yemekte kuru fasulye pilav var, chateaubriand değil” diyemedim. Ve biz mum ışığı eşliğinde pilav üstü kuru, yanında acı turşu yedik.

Mum

Sofraya yeni oturmuşken Deniz koşa koşa içeri gitti, “Anne sana bir şey göstericem” dedi. Elinde The House on East 88th Street kitabıyla geri döndü.  Oldukça eğlenceli bir kitap bu. Adı üstünde, 88. sokaktaki bir eve taşınan bir ailenin, taşındıkları günün devamında banyolarında bir timsah bulmalarıyla başlıyor. İlk etapta ne yapacaklarını bilmeyen aile, timsahla birlikte buldukları notu okuduklarında timsahın adının Lyle olduğunu, sadece Türk havyarıyla beslenmesi (bu da ilginç) dışında bir masrafı olmadığını, çok yardımsever ve arkadaş canlısı bir timsah olduklarını öğreniyorlar. Ve hakikaten de Lyle hepsiyle arkadaş oluyor; evde bütün işlere yardımcı oluyor, ve ta taaaa…. onlara “sürpriz” sofralar hazırlıyor; tabii ki mum ışığı da içeren…

Deniz bu sürpriz fikrini de, mum ışığı fikrini de işte bu kitaptan öğrenmişti. (Eğri oturup doğru konuşalım, karı-koca birbirimizi seven bir çiftiz ancak birbirimize en son ne zaman mum ışığında sofra hazırladık, ben hatırlamıyorum. Adanalı olmasından dolayı beni Allah’ına kadar sever eksik olmasın ama mum ışığında sofra hazırlayacak ne halimiz, ne vaktimiz kalıyor gün sonunda. Allah’tan benim ya da babasının akıl edemediğini çocuklara düşündürten böyle kitaplar var!)

Lyle

Bu kitabı en son kaç hafta önce okumuştuk hatırlamıyorum. O sayfayı okurken Deniz’in özellikle takıldığını, soru sorduğunu da hiç hatırlamıyorum. Ama işte çocuğun nerede, ne zaman, neye dikkat edeceğini bilemiyorsunuz demek ki… Alakasız bir durumda bunu hatırlayıp bir de hayata geçirmesi kitapların gücü konusunda beni bir kere daha şaşırttı.

Ki, hiç didaktik bir kitap da değildi bu. Öyle Cemile gibi, Atakan gibi, işte ne bileyim yemekten-sonra-dişlerimi-fırçalarsam-annem-beni-daha-çok-sever gibi mesajların olduğu, yol gösterme amacı olan (ya da bunu belli eden), çocuklara bir şey öğretme kaygısı varmış gibi duran bir kitap hiç değil. Biraz komik, biraz duygusal, şaşırtıcı, merak uyandırıcı bir kitap görünüşte…

Demek ki marifet bunu böyle yapabilmekte…

9 yorum

  1. Oyy kuzu. Sofra süper olmuş. Ellerine sağlık Deniz Oğlan 🙂

  2. çok akıllı maşallah:) e tabi kitap okuma alışkanlığı da kazanmış bir çocuk hafızayı hayal gücünü müthiş bir şekilde kullanıyor.. yine güzel bir sunumdu teşekkürler Elif Hanım.

  3. Haha, çok güzel. Ben de küçükken hangi kitabı okuyorsam, oradaki karakterler gibi olurmuşum. Hatta bir ara Tom Sawyer nişanlandı diye, ‘ben de nişanlanıcamm!’ diye tutturmuşum! :))

    Keyfini çıkar, ne güzel.

  4. Maşallah valla, darısı başımıza. İlk resimde benim makarnalar var diye çok sevindim:)) Afiyet olsun:)))

  5. Hemen bu kitaptan almaliyim 🙂

  6. NE tatlılar yaa .. böyle zamanlarda ikinciyi hemen yapasım geliyor 🙂

  7. Hemen yerel kutuphaneden ayirttim 🙂 Baska boyle severek okdugunuz kitaplar varsa ogrenebilir miyiz? Biz de size sevdigimiz kitaplarin listesini verebiliriz…

  8. ”Mum ışığında kuru-pilav yeme” kısmına çok güldüm 😀 ama Deniz’in bu yaşta sofra hazırlaması çok güzel,kitap amacına ulaşmış ne diyeyim.

  9. slm blogunuzu yeni kesfettim ve cook begendim gun gun takip ede cegim bundan sonra
    buarada bende amerikada milwaukeede yasiyorum sizin yasadiginiz yerin aksina asiri soguk bir yer :))
    esimin isinden dolayi burda ikamet ediyoruz
    tecrubelerinizden faydalanmak istiyorum turkiyeye geri donus yapalimmi yapmayallimi diye dusunuyoruz acaba arti ve eksilerini sizden azda olsa ogrenebilirmiyim
    tesekkur ediyorum
    bye