22 Yorum

Hedef: Haziran 2014

Her şey birinin -kim olduğunu hatırlamıyorum- Twitter’da “Spor bağımlılığı geliştirmek için nereye müracaat ediyorduk?” gibi bir soru sormasıyla başladı.

Yok, aslında her şey çok daha önce başladı. Belki bir sene önce falan. Ben Derin’i emzirip, paklayıp, büyüttükten sonra 62.2 kilo olup, Yasemin‘e gidip bir güzel kilo verip, bir sene sonra onları geri alıp, sonra yine verip yine alıp falan derken bir de bakmışım ki “ben bayağı bayağı göbekli bir insan olmuşum” dememle başladı.

Benim hiçbir zaman göbeğim olmamıştı. Seneler seneler önce, Amerika’ya ilk gittiğimiz ve benim Amerikan mutfağında boğulurcasına hamburger yediğim yıllarda bile göbeğim olmamıştı. İlk doğumumdan sonra, kilolu göründüğüm zamanlarımda bile göbeğim olmamıştı. Yediklerim basenime giderdi hep benim, “armut” gibi olurdum kilo aldığımda.

Taa ki ikinci doğumuma kadar. Daha doğrusu, ikinci çocuğumu 35 yaşımda doğurana kadar. Ne zaman ki 35’i geçtim, göbekte bir yağlanmalar, bir katlanmalar… Son aylarda ve haftalarda artık otururken rahatsızlık verici derecede sıkışmalar. Bir nevi “dokuz kat tat…”

Yag tabakasi

Resimdeki yağ tabakasından olması gerekenden iki tane daha fazla varmış bende. Iyk.

Yasemin‘e söyleniyorum, “Ne zaman istersen gel kuzum” diyor. Gitmesine gideyim de, kendime güvenemiyorum. Bu üçüncü gidişim olacak. Daha önce, Deniz’i doğurduktan sonra gittim, gördüm, verdim. Sonra… Sonra Derin’e hamile kaldım ve hooooop… verdiğim kiloların hepsini -hatta daha fazlasını- geri aldım. Sonra yine gittim, gördüm, verdim. Sonra hamile falan kalmadım ama yine geri aldım.

Benim sorunum kilo vermemek olmuyor hiç. Verdiğim kiloyu geri almamayı başaramıyorum. Bu yüzden de Yasemin’e tekrar gitmek için bekliyordum. Aklımın başına gelmesini, bu sefer gerçekten hayatımda bazı alışkanlıkları değiştirecek motivasyon sebebini bulmayı bekliyordum.

O sebep geçenlerde Ferhan‘la konuşurken geldi… Ferhan, yakın zamanda Ece’nin gelinlikle fotoğrafını çekeceğini söyledi… (Bu arada Ferhan, önümüzdeki ay içinde doğurmayı bekleyen, İstanbul’da oturan gebe bir Blogcu Anne  takipçisinin de fotoğrafını çekecek; ayrıntılar için buyrun). Ece’nin geçen sene İstanbul’daki düğününde Ferhan burada olmadığından fotoğrafları çekememiş, olay ikisinin de içinde kalmıştı. Şimdi bir araya geleceklermiş de, Ece gelinliğini giyecekmiş de, Ferhan da çekecekmiş! “Oh be!” dedim, “Ne ala! Ec’anıma bak, bu gelinliğini kaçıncı giyişi! Portekiz’de ayrı, İstanbul’da ayrı… Biz bi kere, o da bi kaç saat giyip çıkardıydık!”

“E giy, seni de çekeyim!” dedi Ferhan.

“Dalga geçiyorsun herhalde” dedim. “Gelinliğime serçe parmağım anca girer!”

“Kilo ver o zaman” dedi. “Seneye 15. seneniz değil mi? Seneye Haziran’a kadar kilo ver, geçir gelinliğini üzerine, çekeyim! Hem ne güzel hatıra olur.”

İlginç bir teklifti. Biraz tehditkar, biraz cüretkar, biraz “sıkıysa” tonlaması içeren bir öneriydi. Sen misin bu teklifi duyan? “Varım kız!” dedim.

“Tamam” dedik, el sıkıştık, projemizin adını Hedef: Haziran 2014 koyduk ve ayrıldık.

Ayrıldık da… Ben bundan 14 sene önce o gelinliğin içine girdiğimde 50 kiloydum. Ona rağmen nefes darlığı geçirmiştim içinde (şimdiki aklım olsa hayatta öyle sıkışık tepişik, kabarık, sırf tarlatanlı eteği yüz bin kilo olan, oturup kalmak için ayrı bir insanın yardımına ihtiyaç duyduğum bir gelinlik giymem, o ayrı). Nasıl olacaktı da ben bu yaşımda, bu iki-çocuk-doğurmuş vücudumla, bu saatten sonra o gelinliğin içine girecektim?

Gelinlik

30 Haziran 1999

Gelinliğe sığmak bahane, sporu alışkanlık haline getirmek şahaneydi… Bu, benim uzun zamandır beklediğim, beslenme ve hareket(sizlik) alışkanlıklarımı değiştirmek için eğlenceli ve uzun vadeli bir fırsat olabilirdi.

Geçen Salı soluğu Yasemin’in ofisinde aldım. Durumu anlattım.

Önce analiz yaptı: 62.4. Kilomu daha kötü bulmayı beklediğini, ancak beden kitle indeksimin oldukça iyi çıktığını söyledi. Görünüşe göre “zayıf” kategorisine bile girdiğimi ekledi.

Ancak bir sorun vardı. Vücudumdaki yağlanma oranı ve yağların dağılımı benim bulunmam gereken havuzun tavanındaydı. Bundan biraz daha fazla kilo almamla birlikte sağlık sorunları yaşamaya başlamam an meselesiydi.

“Yağ dağılımın homojen değil” dedi Yasemin. “Karın bölgesine kilo almışsın. Bu bizim en çok istemediğimiz, en sinsi kilo alma şeklidir. İnsanlar ‘Bi tek göbeğim var, başka da bir şeyim yok’ derler, ancak bu tür kilo yerleşir, yerleşince çok zor verilir; dahası, birçok ciddi sorunun altında yatan nedendir”

Bu, benim eski halimi bilmeyen ve uzun zamandır hafif bol kıyafetler giyerek başarıyla sakladığım karnımı görmeyen insanların “Aaaa, senin hiçbi şeyin yok ki, neyine rejim yapıcaksın?” sorusunu yanıtlıyordu. Çok şeyim vardı. Hemen, şimdi, şu anda bir şeyler yapmaya başlamazsam gittikçe daha fazla yer edinecek ve bel ağrısından kalp spazmına kadar birçok soruna yol açabilecek bir sorunum vardı.

Uzuuuun bir süredir gayet kontrolsüz bir şekilde yememin, tatlıda hiçbir sınır bilmememin faturası bana bırak kiloyu, sağlık sorunları olarak geri dönmek üzereydi. Ben ne kadar “genç” hissetsem de, vücudum bana “ağır ol” sinyali vermeye başlamıştı meğer.

Daha fazla dinlememe gerek yoktu. “Kilo vereyim, vermişken de gelinliğime gireyim” diye gittiğim diyetisyen randevumdan aklımı başıma devşirmiş olarak çıktım.

Sıkı olmayan fakat kontrollü bir diyet listem, haftada iki yüzme, iki kardiyodan oluşan bir spor programım var. Şimdilik…  İleride değişecek.

tarti

Çarşamba sabahı evde 62.8 olarak tartıldım. O günden bu yana eve gelen misafirin getirdiği eşsiz güzellikteki çilekli pasta, ertesi gün Swiss Otel’de tüm gün süren bir toplantı boyunca yapılan ikramlar ve kayınvalidemin lahmacunları da dahil olmak üzere bayağı bir uyarana dayandım.

Araya giren boğaz enfeksiyonu ve sonrasında kocamın iş seyahatine çıkmasıyla çocuklarla yalnız kalmam sporu vurdu, bir kere yapabildim.

Yasemin kilo vermem konusunda çok rahat. “12 haftada  verirsin” dedi. 12 hafta dediğin ne ki, Eylül başında 53-54 kilo olacağım bu durumda… Di mi ama?!

Sorun, dahası marifet, onda kalabilmekte…

İşte o noktada da bizim gelinlik projesi devreye giriyor. 

Eylül 2013’ten Haziran 2014’e kadarki süreçte kilomu koruyabilmek adına beslenmeme dikkat etmek ve dahası spor yapmak zorunda olacağımdan, bunu hayatının geri kalanını spor yapmadan duramayan bir insana dönüşebilmek için eşsiz bir fırsat olarak görüyorum. (Gelinliğin içine girmem için mutlaka 50 kiloya düşmem de gerekmiyor. 53 kilo olup ciddi spor yaparak da bunu yapabilirmişim)

Benim kilo havuzum 53-62’ymiş. Ve ben hayatımı mümkün olduğunca 53’e yakın, 62’den uzak olarak geçirmeliymişim.

Bunu şimdi yaptım, yaptım. Yapmadım, hayatının geri kalanını “Pazartesi rejime başlicam, bahar gelince yürüyüş yapıcam” şeklinde geçiren bir kadın olacağım.

Bu benim sağlıklı ve fit bir kadın olmak için son şansım.

22 yorum

  1. Bir daha bir rejime baslamadan once Intuitive Eating adli kitabi okumanizi ve ondan sonra bir beslenme planina gercekten baslayip baslamamayi gozden gecirmenizi tavsiye ederim. Rejim kavraminin, icerigi ne kadar saglikli olursa olsun, insanin psikolojisine yaptigi etkileri, bu etkilerin yemek yemegi arttirma istedigini nasil tetikledigini ve bir kere bile olsa kilo alip vermenin vucudunuza ne tur zararlar verdigini cok iyi anlatan bir kitap.

  2. Deniz “Intuitive Eating” kitap onerisi icin tesekkurler muhakkak okumak istiyorum. Ben de biran evvel kilolarimdan kurtulmak ve bunu kalici olarak yapmak istiyorum, hepimize kolay gelsin :-)))

  3. Yapacağın şeyin yaşam tarzı haline gelmesi ve sağlıklı yaşam adına yediklerimize dikkat eder hale gelmemiz dileğiyle enerjin ve azmin bol olsun sevgili Elif.Umarım istediğin kiloyu verir ve bunu bir bilnç haline getirme konusunda başarılı olursun..

    Sevgiler

  4. Öncelikle kolay gelsin diyeyim. Yorum yapmak istedim çünkü kilo verme ve kiloyu koruma konusunda epey okumuş, araştırmış ve diyetisyen yardımı olmadan 23 kiloyu vermiş ve 1 kg bile geri almamış şimdi sıkılaşma döneminde olan bir anneyim. Diyetisyen değilim ama eminim diyetisyeniniz de bunu söylemiştir: Diyet sözcüğünü kafanızdan atın. Hayatınızın odak noktasına ne yemeliyim sorusunu koymayın. Beslenme stili yavaş yavaş değişen bir şeydir, kendinize katı yasaklar koyarsanız ne olursa olsun başa geri dönüyorsunuz, o kontrol bir yerden sonra kaçıyor. Kilo vermenin ve kiloyu korumunın %80’i yediklerinizle, %20’si sporla alakalıdır. Eğer tatlıya, hamur işine bir limit koymayı alışkanlık haline getirebilirseniz bir süre sonra otomatik olarak istemiyorsunuz. Spor da benim için artık alışkanlık, yapmazsam rahatsız oluyorum. Sık sık kendime program oluşturuyorum. Burada anahtar kelime: disiplin. Gerisi geliyor. Kolay gelsin!

  5. kolay gelsin 🙂 spor olarak pilates’i de tavsiye ederim her sabah 15 dakika bile güzel bir fark yaratıyor…

  6. Tarzın 53 olsun güzel kadın 🙂

    Bedeninle barışık, Sporun bağımlılık yaptığı, Derin ve Deniz içinde farkındalık sağladığı sağlıklı bir ömürünüz olsun …

    o beyaz gelinlik her murada erdirir 🙂

    Sevgiler, Pınar.

  7. Bende iki aydir doktor kontrolünde diyetteyim. Benim rakamlar sizinkinden daha ciddi… simdiden altı kilo verdim…ciddi kaçamaklar oldu ama hic moral bozmadan ertesi gun yepyeniden başladım. Benim de iki cocukla artik son şansım bu. Bu is icin annemin evine tasindim. Alti gun spor yapiyorum. Imkanlarim su an musait. Ikinci vurus ihtimalim yok diye asiliyorum. Ama midem ferah.. spor ve pilates bana o kadar iyi geldi ki… size de basarilar… gelinlik fikrine de bayildim 🙂

  8. merhaba Elif. aynı sorunsal nedeniyle 1 hafta önce ben de diyetisyenin yolunu tutanlardanım. üstelik ben henüz doğurmadım.35 i geçince herşey değişti yine de .diyetisyenimin söylediklerini bir kez de burda okumak çok ilginç oldu.benim başlangıç 62.6 hedef 52.
    uyaran o kadar çok şey var ki etrafta. erkeklerle dolu bir ofiste çalışmak, saat 3-4 gibi gelsin tostlar gitsin simitler şeklinde beslenmek. bir de ben meyve canavarıyım. şimdi taneyle gramla yemek zorluyor. ama sonuçlarını gördükçe,düşününce motive oluyorum.bugün tartıda 61.4 ü görünce nasıl sevindim anlatamam. seni daha dikkatli takip edicem. umarım eylülde sevinen biz oluruz. o yağlar eriyip gitsin geri de gelmesinler.

  9. kendimi okudum
    62 kiloyum kat kat göbeğim var, doğum yaptığımda daha zayıftım.
    ve bu göbek acilen erimeli !
    çünkü 2. bebeği düşünüyorum ve bu göbekle hamile kalırsam başıma neler gelebileceğini az çok biliyorum.

  10. 35 yasindayim. 12 yas ile 28 yas arasindaki donemde surekli rejim//diyet yaptim. Kilo verince fazlasiyla geri aliyordum, ve verdigim kiloda kalamiyordum. 28 yasinda bir kitap okudum, hayatim degisti. Son 7 senedir ne rejim ne diyet yapiyorum. Oyle aman aman bir spor programim da yok. Ama ayni kilodayim ve 38 bedenden bir olcu sasmadim. Hamilelik doneminde aldigim kilolar da yavas yavas ama rejim filan yapmadan gitti. Her seyi yerim. Uyguladigim yontem son derece basit. Doymayi ogrenmek. Detaylari da burada http://drozantuncer-zdc.blogspot.com.es/ Diyetisyen size kilo verdirir ama verdiginiz kilolar aynen geri gelir, eger kendinize doymayi ogretmezseniz. Bunun ornegini o kadar cok goruyorum ki. Bol sans dilerim bu maceranizda.

    • Kitabı bir solukta okudum. Gerçekten ezber bozuyor. Bu işin hayatımızdan alıp götürdükleriyle ilgili değerlendirmeler çok anlamlı, çok beğendim.

  11. Merhaba, kolay gelsin şimdiden. Ben de http://mevsimlerdenroma.blogspot.com/ adresindeki blogu takip ederek 9 kilo verdim Ocak ortasından bu yana.
    Özetle, beslenme alışkanlığını değiştirmek gerekiyor. Alışkanlık da kolay değişen bir şey değil, dolayısıyla sabırlı olmak lazım. Mesela bizde akşam çayın kahvenin yanına gelsin bisküviler gitsin çerezler bir durum vardı. Zamanla azalttık ve kaldırdık. Şimdi hiç yemiyor değiliz, yiyoruz ama her akşam her akşam ve miktarı abartıp gözünü çıkarmıyoruz 🙂 Zaten artık 4 bisküviden sonrası çok tatlı geliyor bana. Alışkanlıkla yolda belde bi gofret bi bisküvi alayım diyorum vazgeçiyorum çünkü istediğimden değil sadece alışkanlıktan elim gidiyor. Bu tür şeylerin farkında olmak önemli.
    Hem sağlık için önemli, hem de boşa hamallık yapıyoruz, dizlerimize yazık. Ayaktan eğilip ayakkabı bağlamanın keyfine ise paha biçilemez :))

  12. Intuitive eating in türkçe çevirisi var mı arkadaşlar,okumak isterim

    • Abetul, yukarida Fulyanin verdigi link’e baktigimda intuitive eating kitabinin neredeyse aynisi oldugunu farkettim..

  13. Abetul, Turkce cevirisi var mi bilmiyorum ama yazarlari Evelyn Tribole ve Elyse Resch, ikisi de diyetisyen. Intuitive eating ya da sezgisel beslenme (ben oyle tercume ediyorum, belki profesyonel bir tercumesi vardir) kavramini “bize diyetisyen olarak okulda ogretilenlerde bir sorun var” diyerek kurmuslar. Amac zayiflama takintisindan ziyade beslenmeye karsi saglikli bir psikoloji gelistirmek va sizin genetiginizdeki (medyadaki degil) ideal kiloya ulasmak. Hickimsenin size “su kadar kalori bu kadar karbonhidrat” diye ihtiyaclarinizi belirleyemeyecegini, bu ihtiyaclarin gunden gune degisecegini ve bunun sizin aclik ve tokluk sinirlariniza saygi gostererek sizin karar vereceginizi soyluyor. Sezgisel beslenmenin temeli hicbir besine iyi besin kotu besin olarak bakmamak ve onemli olanin uzun vadede nasil yediginiz ve tokluk (catlayana kadar yemek degil) ve aclik sinirlariniza saygi gostermek, acikinca beslenmek, doyunca durmak. Ne yediginiz size kalmis. Arastirmalara gore bu sekilde beslenen insanlar uzun vadede yuzde doksan saglikli yuzde on da “eglenceli” yemek yemegi seciyor.

  14. Benim hedefim de Haziran 2014’e kadar kilo vermek ama sebebi farklı.Balo elbisesine girme,sevgili bulma…gelinlik falan benim gibi ergende ne arar 😀

  15. selam kilo verme aşamasında son durum nedir inanki çok merak ettim.
    şu anda bende sayarak zayıfla taktiğini uygulamaya çalışan, zayıflamak için ve ideal kiloda kalmak için uğraşan bir rejim geçirme kişisiyim 🙂