98 Yorum

Neredeydim?

Gezi Parkı direnişi başladığından beri en çok sorulan soru: Falanca olurken neredeydiniz?

Bu soruların hatırlayabildiklerime kendi adıma yanıt vermeye çalışacağım:

Bilmem nereye AVM dikilirken neredeydiniz?

Hangi AVM nereye dikilirken neredeydim bilmiyorum. Örneğin, Bakırköy’deki Galleria yapılırken sanırım ortaokuldaydım, Mersin’de. Akmerkez yapılırken lisedeydim. Kanyon yapılırken Amerika’daydım. İstinye Park yapılırken İstanbul’a yeni dönmüştüm. Gerçek şu ki İstanbul’da şu anda 93 tane AVM var, hangisi yapılırken neredeydim bilmem mümkün değil.

Reyhanlı’da neredeydiniz? İç isyanlardaydım. Ama açıkçası, hükümet Reyhanlı’yla ilgili haberlere yayın yasağı getirdiğinden olduğum yerde kaldım. Takip edebildiğim kadarıyla yiten canlara üzüldüm, sebep olanlara lanet ettim.

Filistin, Suriye’de insanlar katledilirken neredeydiniz? Bosna’da insanlar katledilirken neredeysem oradaydım. Karşısında. Savaş açmamı mı bekliyordunuz?

Teröristler Doğu’da onca insanı katlederken neredeydiniz? Bu soruyu ben de size sormak istiyorum. Siz sokakta mıydınız?

Başörtüsü yüzünden genç kızlar üniversiteye alınmazken nerdeydiniz? Buna biraz daha uzun bir yanıtım var: O genç kızların girmeye çalıştığı üniversitelerden birinde öğrenciydim. Bu sorunu kendinden uzak gören 20’li yaşlarda bir genç kızdım.  Yasağa karşı çıkmadım. Ve hatta o dönemki çapsız aklımla “Bu yasak olmazsa İran oluruz” diyenlere de inandım.

Üniversiteden 22 yaşında mezun olduğum 1998 senesinden bugüne kadar birçok konuda olduğu gibi bu konuda da evrim geçirdim. Yaklaşık 10 sene yaşadığım Amerika’da insanların başörtüsüyle -başta üniversiteler olmak üzere- birçok yere girip çıktığını, bunun kimseye “zarar vermediğini” gördüm. Türkiye’ye döndükten sonra, blog yazmaya başladıktan sonra fikrine zikrine hayran kaldığım insanlarla karşılaştığımda başlarında örtü olduğunu görüp dar kafalılığımdan utandım. Oğlum okula başlayıp da “Anne, niye diğer annelerin başına böyle bi şey var da sende yok?” diye sorduğunda “Onlar öyle giyinmek istiyorlar, ben de böyle. Bunun doğrusu yanlışı yok” diyebilecek duruma geldim. Bir takipçim “Falanca okula çocuğumu göndermek istiyorum ama kara çarşaflı olduğum için beni almazlar” dediğinde Bunun otizmli oğlunu verecek okul bulmakta zorlanan anneye yapılan ayrımcılıktan ne farkı var?” diye sorgular oldum. En nihayetinde, oğlumun öğretmeninin de başörtülü olup, okula gelirken çıkarmak zorunda kaldığını fark ettiğimde “bir insanın başının örtülü olması, onun, bir başkasının da kapatmasını istediği anlamına gelmiyormuş” diyebildim.

O zaman yaşanan zulmü görmedim, fark etmedim. Şimdi şimdi anlıyorum avukat olmak isteyen kızların iletişimcilik okuduğunu… Şimdi fark ediyorum 20’li yaşlarında girmek istediği üniversiteyi çoluk çocuk sahibi olduktan sonra dışarıdan bitirmeye çalışanları. Üzgünüm. Çok üzgünüm.

Şimdilerde “Demokratik haklarımız elimizden alınıyor, yaşam stilimiz dayatılmaya çalışıyor” dediğimizde “Siz bizim yaşadıklarımızı yaşamadınız” diyorlar. Doğru, belki yaşamadım. İstediğim okulda okuyabildim ben. Kimse kılığıma kıyafetime karışmadı. Kimse namaz kılmıyorum diye beni dışlamadı.

Ama gün oldu, devran döndü… Ve ben, korkularla yaşamaya başladım. Yurtdışından döndükten sonra baktım ki Türkiye aynı Türkiye değil. Eskiden kısa şortlarla, eteklerle gezebilen ben, uzun taytları ya da pantolonları TERCİH EDER olmuşum. Yazın ortasında ip gibi askılı bluzla gezen ben, şehrin belirli yerlerine gideceğim zaman o askılı bluzun üstüne bir hırka geçirir olmuşum. Kimse bana “kısa şort giyemezsin” dememiş. Kimse “ince askılıyla falanca yere giremezsin” dememiş. Ama bakışlardan rahatsız olur hale gelmişim. O bakışlara maruz kalmamak için önlem alır olmuşum.

Sonra bir gün bir bakmışım ki, kadının en doğal hakkı olarak gördüğüm kürtaj yasaklanmaya kalkışılmış. Kadınları adeta bir kuluçka makinesi gibi gördüğünü gizlemeyen başbakan “Üç de yetmez, beş tane” der olmuş. Bu da yetmemiş, “ertesi gün hapı” reçetelendirilmeye başlanıp, devlet büyükleri  tecavüzü normalleştirircesine beyanatlarda bulunur olmuş:

der olmuş.

Sonra bir gün bir uyanmışım ki, anasınıfına göndermeyi düşündüğüm oğlum ilkokula alınmış. Ne kadar “Yapma etme” desek de bizi kimse dinlememiş. Dinlemediği yetmezmiş gibi karşı çıkan velilere hesap sorulacağı söylenmiş.

Sonra bir gün bir bakmışım ki, dünya edebiyatının en önemli eserleri ülkemde sakıncalı görülmeye başlanmış.

Bu arada Başbakan irili ufaklı birçok konuda “Benim dediğim dedik, öttürdüğüm düdük” demiş. Çiftçiye “Ananı da al git”, sanatçının heykeline “Ucube”, “dindar” olmayan gençlere “Tinerci”, kısacası kendi gibi olmayan, olmak istemeyen herkese, her şeye tu kaka der olmuş.

Sonra… Sonra bir Gezi Parkı varmış. Hala İstanbul’un belediye başkanıymış gibi hareket eden Başbakan burayı yıkıp topçu kışlası yapacağını söylemiş. İstanbullular “Yapma” demişler, “Etme” demişler. Başbakan karşı çıkanları kendi tarihini bilmemekle itham etmiş; “Biz kararımızı verdik, ne derlerse desinler, yapacağız” demiş.

Sonra…

Sonrasını biliyorsunuz zaten…

Uzun lafın kısası… “O olurken neredeydin, bu olurken niye gelmedin”, “Biz başörtümüzle okula alınmazken neredeydin?” diyenlere sözüm: O zamanlar orada değildim belki… Ve bunun için üzgünüm. Faydası olmayacağını bildiğim halde, sizden (ç)alınanları geri getirmeyeceğini bildiğim halde üzgünüm.

Ama şimdi, şu anda buradayım.

Artık buradayım.

Ya sen?

Tutacak mısın elimi?

Yoksa “O zaman bana, şimdi de sana” deyip gidecek misin?..

98 yorum

  1. Bütün içtenliğinizle yazdığınızı biliyorum. Kıvırmadan dosdoğru ne hissetiğiniz yazdığınız için teşekkür ederim. Doğruya doğru eğriye eğri deme olgunluğunu göstermemiz lazım. Bu doğrular ve eğriler tarafları olduğumuz ya da karşı olduğumuz insanlardan gelse bile…

  2. Bu arada yazmayı atlamışım, yazınızı çok beğendim…

  3. Muhteşem bir yazı olmuş , içten ve tamamen olduğu gibi…

    O olurken neredeydin bu olurken neredeydin soruları saçma ve gereksizdir. O olurken yoktum şimdi de olmayayım mı demeliyiz yani ! O olurken yoktum şimdi çok şükür buradayım , buradasın demek lazım…

    Kalemine sağlık Blogcu Annem :*

  4. Ağlayarak okudum bugün aklımdan geçenler senin kaleminden harika bir şekilde akmış Elif. Ben de kendimi sorguluyorum ve bunun için kendime tamam sakin ol en azından farkındasın diyorum. Keşke diyorum o zamanlarda da sokakta olsaydım ama Twitter’da yoktum napıyım

  5. Yıllarca vatandaşı olduğum dedelerimin uğruna şehit olduğu ülkemde ikinci sınıf muamele görmüş, zulme ve haksızlığa uğramış, önce okuluna giremeyen sonra başını açmak zorunda kalan ve mezun olana kadar her gün okulun kapısında panzer ve polis gören, hiç bir organizasyona katılamayan, istediği üniversiteye çok başarılı olsa da gidemeyen, üniversitede de kapısında polis eşliğinde başını açan bu zülme boyun eğen, okul deyince akla gelenin polis ağlamalar tartaklanmalar olan, mesleğini devlette değil sadece belirli özel iş yerlerinde yapabilen biri olarak… bizi anlamanıza sevindim.. Umarım herkes tek derdimizin sadece herkes gibi haklarımızdan yararlanmak sadece herkes nasıl istediği gibi yaşıyor okuyor çalışıyorsa bizde istediğimiz gibi var olmak.. Tek istediğimiz aynı fikirde olan erkek hiç bir kısıtlamaya maruz kalmıyorken sadece bayana yönelik bu haksızlığın son bulmasıydı.. İçimizde yanlışlar bunu kullananlar yok muydu vardı.. Her kesimde olduğu gibi. Nasıl gezi parkı amacını bazıları saptırdı işin rengi değişti.. Bizde de olmuştu.. Bir kaç günde bile yine herkesin birbirine bakış açısı değişti.. Yine olay sağcı solcu kapalı açık mevzusuna döndü.. Buna izin vermemeliyiz.. Herkes birbirine saygı göstermeli.. Evet içimizde dinmeyecek bir öfke o zaman aklınız nerdeydi. Ama bu öfke sizde beter olun dememeli. Ben ne kadar içim ah dolu olsa da diyemiyorum.. Herkesi sağduyuya kardeşliğe merhamete insafa ülke huzuruna birliğe davet ediyorum..

  6. Samimiyetine bayılıyorum:) harika bir yazı olmusYİNE:)

  7. Ben tutacağım Elif..
    Tüm yüreğimle, herkes için özgürlüğün olduğu güzel günler için tutacağım elini.. geç kalıp pişman olmamak için tutacağım.. oğlum için tutacağım..
    Her kelimenin altına imzamı atarım.
    İyi ki paylaştın… Yüreğini çok seviyorum.. Samimiyetine öylesine inanıyorum…
    Aramızdaki mesafeye rağmen , birbirimizi kısmen tanımamıza rağmen, farklılıklarımıza rağmen… aynı noktada buluşabildiğimiz için, dayanışabildiğimiz için.. kardeşlik duygusunu bana hissettirdiğin için sana teşekkür ederim.

  8. Yine cok harika bir yazi olmus Ellif! Cok haklisin!!! Duygularimiza tercuman oluyorsun.

  9. Ya sen ne guzel bir insansın yanımda olsan da sarılsam öpsem

  10. Çok güzel yazmışsınız. Kısasa kısas zihniyetiyle yaklaşılırsa olaylara bir adım öteye gidemeyiz. Herkesin dilediğince yaşadığı bir ülke olmak neden bu kadar zor anlamıyorum. Kime ne başkasının dininden,dilinden,renginden,içkisinden,giyiminden…Birbirimizin düşüncelerine saygı göstererek, kendi hayatlarımızı yaşamak çok mu imkansız. Kendi doğrumuza başkasının inanmasını beklemek, bu doğrudur buna uyacaksın demek çok sığ ve korkunç bir bakış açısı.

  11. Ben tutuyorum elini Elif, hem de sımsıkı.

  12. Ayrıca herkes kendi yaşadığını bilir misali başörtülülerde hala bakışlara ve sözlü tacizlere maruz kalıyor.Bu son olayda sanki mesele kapalı açık meselesi gibi İzmir Hatay da bir arkadaşımın başörtüsü çekiştirildi, göreceksiniz kaçacak delik arayacaksınız ninjalar vs. bir ton hakeret. Tam tersi olaylarda yaşanmıştır.Malesef hala birbirinin kılık kıyafetine tahammül edemeyen insanlar var.Bu çok yakın arkadaşımız çok yakın akrabamız bile olabiliyor.Son yıllarda bu çok azalmıştı umarım tamamen biter ve kara çarşıflıya da bikini ile dolaşana da saygı duymayı becerebiliriz. Tek derdimiz kendimizi, evlatlarımızı ve milletimizi geliştirmek ilerletmek olsun…

  13. Nasıl güzel yazmışsınız…. Belki bu dönemin sonunda çok daha empatik olacağız, biz geçmişteki haksızlıkları anlayacağız, eşitleneceğiz

  14. Kalemine sağlık. Çok güzel bir yazı olmuş

  15. duygularını bu kadar güzel ifade ederken elini tutmak ne demek elbette yanındayım.

  16. bu kadar direkt bir yazı bu kadar samimi itiraflar ve insanlığı ve vicdanı ayağa kaldıran duygun için teşekkürler. iyi ki varsın.

  17. Sevgili Blogcu Anne,yazınızı çok beğendi,kaleminize sağlık.@havva,bir konuda aynen katılıyorum size aynı fikirde ve daha radikal fikirde erkekler kendi fikirleri ile birlikte kamuda çalışabiliyorken istedikleri ünv. okumuşken neden kadınlar okuyamadı,ve hala çalışamıyor.Bir sistem baskıcı olmaya başladığında ilk kadınların hakları kısıtlanıyor (bknz:kürtaj ve yapılan yorumlar )Bu nedenle fikri ne olursa olsun öncelikle kadınların birarada olması kendini ilgilendirmese dahi hemcinsinin hakkını savunması gerekiyor diye düşünüyorum.Ayrıca ünv dönemimde bir çok türbanlı arkadaşım oldu ve halada var.Arkadaşlarımın hakkına elimden geldiğince sahip çıktım ve beraber yürüdüm.Şimdi hepimizin hakları kısıtlanmaya çalışıyor hep beraber sahip çıkmalıyız.Sevgiler..

  18. Sevgili elif ozelestirini takdir ediyorum.gonlune saglik…

  19. budur…

  20. Çok etkilendim. Kimi insan başına gelenleri hayatına yorumlar, ve özeleştirisini yapar, kimi de aman bana ne der yoluna devam eder aynı şekilde, aynı kalıpla… Ne mutlu sana ki yaşadıklarından ötekini anlamakla kalmayıp, farkına varıp, anlamadıkların için özür dileyecek denli duyarlı ve samimi davranmışsın.

  21. ne tevafuk ki bir özeleştiri yazısı yazmaya çalışıyordum şimdi ve seni okuyunca içim umut doldu:)

  22. Hani hep deniyor ya kim veriyor bunlara yüzde 50 oyu diye.Yeni yeni anladığınız o başörtüsü zulmudür yüzde 50 nin büyük bir kısmının sebebi bence.Kardeşimin askerdeki yemin töreninde başını açmak zorunda kalan annem ya da gatada muayne olabilmek için başı açık fotoğraf çektirmek zorunda kalan 65 yaşındaki babanem bile anlatamaz size orda yaşanan zulmü.Üniversite kapılarında yaşananları üstte bir yorumda arkadaşım anlatmış zaten.Bunu seneler sonra da olsa anlayabilmiş olmanız beni de sevindirdi doğrusu.Şimdi yaşananlar da o zaman yaşananın bir benzeri bence ve emin olun o zulmu yaşamış biri olarak şimdi yaşananları da kesinlikle tasvip etmiyorum.Nasıl ki zamanında bize giyimimizden ya da yaşamımızdan dolayı müdahale edilmesi yanlıştı diyorsam şimdi de karşı tarafta olup da alıştığı hayatı yaşamak isteyen kişilere bu kadar baskıyla dayatılmaya çalışılan şeye karşıyım.Her bulunduğum ortamda da düşünmeden hükümet yapıyosa doğrudur diyenlere karşı savunuyorum düşüncemi.Başörtüsüne özgürlük diyenlerin başka yasaklar koyulmaya çalışılmasından rahatsızlık duymamasını da samimi bulmuyorum.Umarım yasaklarla bir yere varılamayacağını bir an önce farkederler yoksa olacakları düşünmek bile istemiyorum.

    • Hem blogcu anneyi hem de sizi bu yazdiklarinizdan dolayi tebrik ediyorum. Ne zaman bizim gibi olmayana da empati kurmaya baslariz orda demokrasi baslar, ozgurlukler baslar. Sevgilerimle.

    • sevgili Ülkü… düşünceleriniz çok güzel. Zaten bu ülkede herkes böyle düşünebilse çok çok farklı bir yerde olurduk, huzurlu olurduk…

    • BAKIŞ AÇINIZI TAKDİRLE KARŞILADIM VE GÖNÜLDEN DESTEKLİYORUM. OLMASI GEREKEN BU. ÖTEKİLEŞTİRMEDEN BİRBİRİMİZİ ANLAMALI VE BİRLİKTE YAŞAMAK İÇİN HEVESLİ OLMALIYIZ.

  23. tek kelimeyle soluksuz okudum agziniza saglik.. Keske herkes sizin gibi ic muhasebesini yapsa keske herkes sizin gibi aklina geleni en ince sekilde dile getirse. KEndi adima hernekadar dil ögreten ogretmende olsam ogrencilerimi sorgulayan, dogruyu yanlisi gormeleri icin ic muhasebesini yapan bir nesil olmalarini saglayayim diye belki ayda bir ingilizce ogretmek yerine once bunlari ogretmeye calisiyorum..Hepimize cok is dusuyor arkadaslar cookkkk

  24. Dine jular özkan

    Çok güzel yazmışsınız tebrik ederim

  25. Mükemmel. Yine düşüncelerime tercüman olmuşsun.
    ” Ama şimdi, şu anda buradayım. ”

  26. 34 yıllık hayatımda ilk defa yürüyüşe katılıp ilk defa eylem yapıyorum.
    Belki de daha yeni uyanıyorum. Önceden bana dokunmayan yılan bin yaşasın diyorken, anne olunca korkmaya başladım.
    Ben de varım elini tutan.

  27. süpersin…

  28. ben de varım

  29. Aynı iç hesaplaşmayı ben yapıyordum bugün ve üstüne bu yazı…ne diyeyim Elif…ellerine sağlık.
    Ben Dubai’de 3 sene yaşadım. Orada değil başörtüsü, karaçarşafla donanmış kadınlarla, göbeği açık mini etekli kadınların aynı iç giyim mağazasından birbirlerine şöyle bir bakış bile atmadan keyifli keyifli alışveriş yapmalarını imrenerek izledim. Çocuklarıma doğduklarından beri sadece başörtüsü değil, cinsiyet, ten rengi vs’nin hiç bir anlamı olmadığını hepimizin insan olduğunu, eşit olduğunu ve farklı fikirlerimiz olabileceğini, illa birbirimize zorla kendi fikrimizi kabul ettirmek zorunda olmadığımızı öğrettim.

    Ama o zamanlar ben de orada yoktum, sizin için, gerçekten çok üzgünüm, çok gençtim, kendi derdimle meşguldum, artık ben de uyandım, ben de şimdi buradayım. Artık sizli bizli olmayalım, sadece “biz” olalım. Erkeklerin egosu biz kadınlardan daha kuvvetli, biz kadınlar özellikle anneler buna model olursak, onların da egoları yumuşar belki.

    Bu çok gerekli yazı için çok teşekkürler Elif.

  30. Çok güzel Elifçim..

  31. Ne diye bilirim ki? Wowzers! Muthis!

  32. Çok değil 5 sene önce,göztepe minibüs caddesi marmara ünv önünde caddeye sırtını dönüp,başımızı açıp peruğumuzu takarken önümüzden geçen otobüsler,arabalar hiç mi görmediniz bizi,hiç mi yerinize koymadınız bizi,ne zor günlerdi,bi daha gelmesin,çocuklarımız şu anki gibi günler görmesin

    • Evet cocuklarimiz oyle gunler gormesin zaten insanlarimizin cirpinisida o yuzden. Kimsenin hayat tarzina, tercihlerine karisilmasin diye.

    • Sadece 9 sene önce 12 yaşındaki Uğur Kaymaz 13 kurşunla katledildiğinde sen neredeydin? Roboski’de çoğu çocuk 34 kişi öldürüldüğünde sen neredeydin? 5 sene önce 14 yaşındaki Ceylan Önkol’un ailesi parçalanmış iç organlarını ağaçlardan toplarken sen neredeydin? O annelerin yerine koydun mu kendini? Bunlar olurken sen neredeysen, 5 sene önce Marmara Üniversitesi önünde yaşananlar sırasında ben de oradaydım. İşte onun için artık el ele verip, tüm haksızlıklara karşı durmamız gerekiyor.

  33. Sanirim Roboski’de katledilen onca masum insani ve yakinlarini da simdi anlamaya baslayabilirsiniz, hic bir sey icin gec degil! Nasilsa simdi burdasiniz…

  34. Ne güzel ifade etmişsiniz. Özgürlük tüm halklara sahip oldukları nüfus/ırk/din/dil gözetilmeden verilmeli.

    Hepimizin siyasal fikirleri vardır elbet bu nedenle bir harekete ”sadece kelimelerle/dualarla destek verirken” siyasi fikrimize uygun olanı ”daha aktif, kitleleri etkileyecek şekilde” destek verebiliriz. Bunun örneklerini gördük ancak bilmeliyiz ki buda bir özgürlüktür.

    Sevgiler…

  35. Orada vardık ya da yoktuk,anlamadık ya da anlayıp muhasebesini yapacak kadar büyümemiştik,ya da bana dokunmayan yılan bin yaşasın dedik.Adı ne olursa olsun daha önce yoktuk diye hep yok olmayacağız.Büyüyoruz bakış açımız dünya görüşümüz değişiyor değişmeli de zaten.Yerinde sayarak büyüyemeyiz..Bence artık herkes anlamalıdır ki bu sıra bana geldi ayaklanması değildir.Bu bir toplumun dört bir yandan özgürlüklerinin kısıtlanması ile oluşan bir sürecin sonucudur.Sahip çıkmak istediği iki ağaç için gösterdiği tepkiye bile tahammül edemeyen bir düşünceye karşı gösterilmiş bir duruştur.

    Ben de yoktum o AVM’ler yapılırken.yerlerinde ne vardı bilemem.Ama şimdi gözgöre göre o canım ağaçların yok edilmesine de sessiz kalamam.hele ki sesini çıkartanların başına gelene seyirci hiç kalamam.

    Hiçbir zaman kimsenin kıyafetine karışmadım .kapalı hatta çarşaflı kişilere dahi yan gözle bile yadırgar gibi bakmadım.ama dediğiniz gibi aynı normalliğin bana da gösterilmesini isterim.onların da bana günahkarmışım gibi bakmasından rahatsız olurum.bir tarafa tam özgürlük sağlarken adı konmamış bir baskının altında tutulmak istemem.neden dengeyi sağlıyamıyoruz bir türlü anlamıyorum.bu kadar mı zor bizden farklı olanı anlamak saygı duymak.ben en çok benden farklı insanlardan birşey öğrenirim mesala.üniversite arkadaşlarımın içinde öyle uç tipler vardı ki ve biz konuşacak tartışacak öyle güzel konular bulurduk ki anlatamam.içki hatta sigara bile içmem ama içene de alkolik muamelesi yapmam.küçümsemem.ama içmediğim için yadırgandığım da olmuştur mesala.sıkılıyorum insanların bir içecek tercihine bile binbir anlam yüklemesine.işte bu kadar ön yargılıyız birbirimize karşı.tercihlerini sorguluyoruz anlamlar yüklüyoruz üstümüze vazife gibi. O öyle seviyor o öyle mutlu diyemiyoruz..İlla bize benzesin diye uğraşı içindeyiz..
    herkesin aynı olduğu bir toplumda saygı hoşgörü gelişirmi.Aynı kalıptan çıkmış aynı ideolojiye sahip kişiler mi olalım çatışmamak için.Birini içki içti diye alkolik,diğerini kapalı diye örümcek kafalı diye sınıflandırmaktan kurtulalım artık..Dün bana bunlar yapıldı ses çıkmadı şimdi sıra sen de ile biryere varılmaz.Özgürlüğün sırası olmaz….
    Bırakın Avrupanın en büyük AVM’sine değil en hoşgörülü ,en özgür en demokratik ülkesine sahip olalım.

  36. Son derece güzel bir yazı olmuş. Eline, aklına, yüreğine sağlık.

  37. Tebrik ediyorum, ne kadar samimiyetle yazılmış bir öz eleştiri yazısı…İçimden geçenlere tercüman olmuşsun inan…

    Bende o zaman nerelerdeydim bilemiyorum ama şimdi çok farklı düşündüğüm, çok farklı baktığım kesin…

    Şimdi bende buradayım…

  38. Bana soran olmadı ama ben de diyeyim… Doğudaki üniversitelerde rektörler görevden alındığında kocama dönüp “kurbağaların kazanının altındaki ateş yakıldı” dedim. Sonra her gelişmede kocama yalvardım gidelim buradan diye…. Daha da ilerlediğinde oturup hesapladım ve %10un bile altındayız diye aklına girdim. Son 1 senedir, “ben bu 3 çocuğu da alır giderim, sen gelirsen gel” dedim. Eylem başladığından beri ise şunu düşünüyorum : Şahane bir ülkedeyim, pırıl pırıl insanlarla dolu, nereye gidiyoruz! :-)

  39. çok güzel yazmışsınız ama ben bir başörtülü olarak sizin rahatsız olduğunuz bir çok şeyden ben de rahatsızım. bu başı açık insanların sorunuymuş gibi bahsedip yine ayrım, ötekileştirme yapmısşınız..bir de bakışlardan rahatsız olma meselesi; başörtülü bir bayan dekolte giyimli birine ters ters bakıyorsa o kişinin kalitesizliğini, cehaletini gösterir. her iki kesimin de cahili olabilir. başörtülülere de garip garip bakanlar var. bir insanı ha kıyafetiyle yargılamışsınız ha ten rengiyle bana göre ikisi de aynı.istanbul yoğun göçler nedeniyle çok fazla başörtülü bayanın olduğu bir şehir oldu belkide budur sizi rahatsız eden, daha açık giyinmekten alıkoyan. hepimizin ortak paydası insan olmak. herkes birbirinin aynısı olsa hayatın rengi kalmaz. insan olmanın gereği olarak birarada yaşama kültürüne sahip olmamız gerekir.sevgiler, selamlar

  40. susamın annesi

    sevgili blogcu anne,
    oncelikle bu kadar samimi bir ozelestiri yaptiginiz icin sizi candan tebrik ediyorum. haklar ve ozgurlukler noktasinda son derece haklısınız gercekten de. sizin gibi su kisa omrunun bir kismini amerikada gecirmis ve severek isteyerek turkiyeye kesin donus yapmis bir anne olarak, son bir haftadir ne yazikki iyi ki hala oraya donme sansimiz var istedigimiz zaman die dusunduk esimle, yalan yok… universite yillarinda ben de ayni sizin gibi herseyden bihaberdim, cunku diger taraftaydim kendimden baska birsey dusunemeyecek kadar sığ ve bencildim belki de… lisans sonrasi egitim icin gittigim amerika da hayat bana sizinkine benzer bir ders verdi..degisen ve gelisen ic dunyamla ortunmeye karar verdigimde amerikadaydim… cunku biliyordum ki anti-islamic goruslerin oldugu yerlerde bile hicbirzaman bir tavir bile gormeyecek, oteki olmayacaktim…yillar sonra ulkeme dondugumde ise butun bu egitimime ragmen hayal ettigim gibi bir yerde calismak icin hergun evimden 65 km uzaga gittim, her aksam da ayni yolu geri geldim…hayal ettigim calisma ortamindaki kastim ise ortumle calisacak ve namaz kilabilecektim..ve bunun icin yadirganmayacaktim…ve ben hamileligim boyunca isime devam ettim, yeri geldi o 60 km yi 4 saatte gittim ama yine de yilmadim…neden? cunku kendime, egitimime cok emek vermistim ve aileme cevreme ornek olmak istiyordum…peki simdi? simdi anne oldum, hevesle ucretli iznin uzatilmasini bekledim ama olmadi…ise geri donmek istemiyorum; bebegimi birakmak istemiyorum, en azindan bir sure…izinde oldugum su sure zarfinda maksimum verimde anne olmak sadece cabam..son birkac gundur aksam uykusuna yatmis olan bebegim saat dokuzda baslayan ve yarim saatten az surmeyen protestonun gurultusu yuzunden ciglik cigliga uyaniyor…ve ben sessizce onu sakinlestirmeye calisiyorum tekrar, balkon demirlerine kasikla vuran ust komsuma ragmen.. cunku ben muslumanim..ben ince insan olmaliyim…bugun oglumu parka goturdum ve yasadigim sitede havuz basinda olan bir gurup hanim hakkimda konustu, iclerinden biri de donup ” bakalim daha ne kadar bu sekilde gezebileceksiniz” dedi… guldum.. aglanacak halimize gülüp gectim… ben onun bikinisiyle havuza girmesinden rahatsiz olmazken o benim varligimdan rahatsiz oluyor, utaniyor belki de..ulkesinin “modern” gorunumunu bozdugumu dusunuyor ya da kimbilir…icindeki kini ne buyuttu sormak lazim.. ama bence cok cahiliz..iste butun sorun da burdan cikiyor zaten. biz gibi olmayani hemen parmakla gosterip, kendimiz gibi yapmaya calisiyoruz, haa olmadi mi o zaman git oteye. sora baslasin, “şu”cu, “bu” cular… gercekten ruhunu egitebilmis toplumlarda gordugumuz uzere kimse kimseden rahatsiz olmasa keske…siz ip askili bluzunuzla oglunuzu okula goturup onu donatacak bas ortulu ogretmenine teslim etseniz..o hanim da kendi olmaktan vazgecmeden isini yapabilse…biz olabilsek, sen ve ben den once… her sehrin ortasinda bir central park olsa.. ogle arasinda yalinayak cimlerinde gezilse.. keske kisi zumre vs ayrimi yapilmadan herkes gercekten kanunlar ve kurallar onunde esit olsa, yaptirimlar layikiyla islese, kisacasi tikir tikir usleyen huzurun hakim oldugu bir duzen olsa bu guzel topraklarda..insanliktan nasibini almamis batililara bu sekilde manset olmaktansa ahlakimizla, edebimizle,kulturumuzle,hosgorumuzle ornek olsak…

    “You may say I am a dreamer, but I am not the only one!!!”

    ne varsa dune dair, dunde kaldi..
    simdi yeni seyler soylemek lazim demis buyuklerimiz…

    su an bebeğimi uyuttum…tencere tava sesleri geliyor uzaktan simdiden, uyanmasa bari… oturdum da taksime giden ablami, izmir de gundogduya giden annemi dusundum… dualarimdalar, dualarimdasiniz…
    en kisa zamanda huzura kavusmak, yaralari sarmak, bir olmak, biz olmak umidiyle…
    elim sende!!! :)

  41. Yazdığınız her kelimeye ictenliginizi akitmissiniz tesekkur ederim ama size sormak istiyorum be eylemin somut amacı nedir . Hükümetin istifa etmesi mi ? Devrim mi? Darbe mi ? Bu üçü degilse nedir . Bu eylem sonunda gerceklesmesini istediginiz şey . Yazınızı sabote etmek veya sizi elestirmek degil amacim . Siz zaten ozelestiri yapabilecek olgunlukta bi insansiniz . Ama cidden merak ediyorum

    • Eylemin amacının ne olduğunu burada anlatmıştım: http://blogcuanne.com/2013/06/02/taksimde-neler-oluyor/ Gerçekleşmesini istediğim şey uzun vadede bu hükümetin istifası olur, evet. Bunun bugünden yarına olmayacağını biliyorum. Henüz bu hükümetin alternatifi olabilecek bir muhalafet olmadığının da farkındayım (anlayacağınız birçoklarının eylemcilere yakıştırdığı gibi CHP’ci değilim) Daha demokratik, sadece kendisine oy verenlere değil halkın tamamına hizmet eden, ötekileştirmeyen, yönetimin merkezine dini oturtmayan bir hükümet beklentisindeyim.

      • yazınıza ve cevabınıza içtenlikle katılıyorum, bende elinizi tutuyorum, yüreğimi kabartan bir yazı….

  42. babacığım,seninle gurur duyuyorum..

  43. O kadar güzel anlatmışsınız ki duygularınızı, bu samimiyet ve içten açıklamalara hala farklı yorumlar gelirse hiç cevap vermeyi düşünmeyin bile…ellerinize sağlık…

  44. Elif aynı hislerle bugün yaşıyorum
    Kendimi çok sorguluyorum ama büyüdüğümü hissediyorum senden iki yıl farkla aynı dönemlerden geçtim dolayısı ile düşüncelerimi yazmışsın eline sağlık

  45. aynen öyle.o zaman banaydı,şimdi de sana Elifcim,
    15 yıl önceydi,hukuk okuyacağım puanla İlahiyat okuyup-hatta onu da başörtüsü yasağı sebebiyle bitiremeyip-ev hanımı oldum.Yıllar geçse de bu acının verdiği öfke öğretti,kimseye merhametli olmamayı.Öyle zor zamanlar geçirdik ki,ne anlatmam,ne anlaman imkansız.öyle iki lafla “samimi” söylüyorum demekle olacak iş değil bunlar.kusura bakma.sen bu düşüncelerini 30 küsür yaşlarında yazıyorsun,biz o zorluklar ile 17 yaşımızda tanıştık.Bu sebeple şahit olupta sessiz kalan herkese hakkımı helal etmiyorum.

  46. Ağzına sağlık, otuzlu yaşlarda bir çok insana tercüman olmuşsun yine… Zaman “neredeydin” değil “neredesin” diye sorma zamanı…

  47. Üniversitelerde baş örtüsü sorunu ile ilgili birkaç şey söylemek istiyorum ben de. O zamanlar ben de öğrenciydim ve bu olayların yoğun yaşandığı i.ü deydim. O zamanlardaki türban modası şimdikinden oldukça farklıydı. Genelde uzun bol pardesüler giyilir ve çoğunlukla çeneyi de kapayan burun altı bağlı eşarplar takılırdı. Tamamen kara çarşafa girmiş, sadece gözleri gözüken kişiler de hiç az değildi. Daha sonra aynı üniversitede öğretim elemanı olunca, türban yasağından türbanlı öğrenciler uzun süre yoktu ancak son 3-4 yılda olan kesime şahit oldum. son yıllardaki giyim tarzı daha farklı tabi. Bu farkı açıklamak istedim çünkü hocalarımız da anlatıyordu, o dönemlerde sınavlarda oldukça sorun yaşanıyormuş. Her sınavda büyük bir titizlikle öğrencinin kimliğine ve yüzüne bskılır. Malesef yüzünü açmayan, buna karşı çıkan, bu şekilde kopya olaylarına girişen çok vakalar olmuş. Bu yüzden üniversiteye girerken başörtüsünün çıkarılması talep edildi (sonradan biraz abartıldı bence de) bazı arkadaşlarım girerken çıkarıp çıkışta bağlayarak, bazıları peruk takarak devam etti. Bazıları da açmam deyip okulu bıraktı. Malesef kurunun yanında yaş da yanmış oldu. Belki tamamen çıkarmak yerine yüz kesinlikle görülmeli şeklinde bir kaide konsaydı kimse mağdur olmazdı. Fakat o zaman da yine sadece gözleri görülen kapalıların direneceğinden eminim.

    Son birkaç yıldır olan kapalı öğrenciler durumunda ise ben şahsen hiç sorun yaşamadım. Gayet modern giyimli ve yüzleri açıktı öğrencilerimin. Gerçekten inancı gereği kendi iradesiyle kapanan ( ki o yıllarda sağ sol çatışmaları, cemaatlerin kışkırtmaları gibi provokasyonlar da vardı) kişilerin eğitim haklarının ellerinden alınması haksızlıktı

  48. valla ne iyi ettiniz de yazdınız.. kaç gündür aynı soruları hepimiz duyar olduk… sanki olan biteni biz desteklemişiz gibi zamanında… şimdi nasıl uyutulduklarını düşünüyorsan o zaman da biz uyutulduk + çocuktuk…
    sevgiler
    mine

  49. Ya ben halkimla cok gurur duyuyorum ya. Siz ve sizin gibi gönüller sayesinde ciddi bir badireyi siyriklarla atlattik. Belki de bu olaylar birbirini düşman gibi gören uç kesimleri biraraya getirmek icin kaderin bir cilvesiydi. Kim bilir :)

  50. Cok guzel bir yazi ellerinize saglik, ben de burdayim.

  51. Bir musibet bin nasihattan iyiymiş derler ya demekki bunu daha anlamayanlar vardı. Yasanan kısıtlamalarla anlayanlar arttı. Peki ya bu kısıtlamalar hiç olmasaydı o zaman kim anlardı? Hala anlamayanlar var olacakta o apayrı.

    • Samimi yazınız için çok teşekkür ederim, insanın hatasını kabul etmesi en büyük erdemlerden…
      El ele tutuşmaya gelince sanıyorum o dönemde sindirilen nesil zaten bu cıkan olaylara büyük bir terbiye ile sessiz kalarak kendini ifade ediyor. Ses çıkarmamakta destektir düşününce.

  52. Bu ülkede sadece başörtüsü takanlar ezilmiş gibi bu konunun bu kadar büyütülmesine anlam veremiyorum ben. Bir çok grup ezildi ve hala eziliyor farklı olduğu için. Kimse kimseye hesap sormasın artık. tek sorun buymuş gibi Başbakanın da sürekli bu konuyu dillendirmesi sıktı insanları.
    Güzel bir yazı olmuş Elif Hanım, elinize sağlık, ama zamanla herkesin algısı olaylar karşısında değişiyor, bunun için vicdan azabı yaşıyorsanız yaşamayın bence. Eminim size bu soruyu soranların beyninde başka gruplara karşı ne önyargılar dolanıyor.
    Herkes özgürce yaşamak istediğini, bir diğerine saygı göstererek tabi ki, yaşabilse bu ülke de keşke.
    Sevgiler…

  53. Herkes bir dönem birileri tarafından uyutuluyor. Önemli olan; bu bilinçli ve art niyetli anesteziden bir an önce uyanabilmekte… İş; farkına varmakta, biz olmayı, özgürlüklere saygıyı öğrenebilmekte…. Elif, bu içten güzel yazın için eline, aklına sağlık…

  54. enfes bir yazı olmuş!!
    tebrikler!

  55. Elif Hanım,yazdıklarınızın tamamına olmasa da çoğuna içtenlikle katılıyorum, ta ki kürtaj meselesine değindiğiniz cümleye kadar.”Benim bedenim, benim kararım” demek ne kadar sağduyulu bir hareket emin değilim.‎”Kürtaj” bence bir cinayetin adını masum gösterme çabasından başka bir şey değildir. Acı çeken her şey canlıdır ve canlı hayatı kutsaldır.Bu benim bedenim “Bedenime karışmayın” diyenler. Bedeniniz sizin de içinde ki bebek de sizin mi? Müdahale size değil içinizdeki bebeğe.bir bebeğin hayatı,bir ağacınkinden daha mı az önemli?Bu durum bana çok tezat görünüyor…

  56. Ah Elif Ah, işte ben seni bu yüzden seviyorum, bu yüzden hergün gelip okuyorum.

    İnsanlar -hele de kadınlar- ne zaman anlayacaklar hepimizin bir olduğunu, açık kapalı, sağcı solcu, ocu bucu olmadığını, hepimizin kadın, anne, kendi düşüncesinde bir birey olduğumuzu, herkesi olduğu gibi kabul etmemiz gerektiğini.. Seni okuyunca içim umut doldu.

    Bense bireylerin bireysel ve toplumsal yaşam alanlarını kısıtlayan her türlü yasağa karşıyım, geçmişte başörtülülere yapılanları bir başörtülü olarak kabul etmediğim gibi bugün de kadınları etkileyecek çıkarılan, uydurulan, dayatılan her türlü yasağa karşıyım. Daha doğrusu tüm bireylerin alıştıkları yaşamlarını kısıtlayacak her türlü yasağa karşıyım. “Ben istiyorum, böyle olacak” söylemine karşıyım. Bu tepeden bakan tavra karşıyım, kim olursa olsun. Geçmişte oy veren % 51 ‘in içinde olabilirim ama bu doğruları, doğrularımı söyleyemeyeceğim anlamına gelmez. Eleştiremeyeceğim anlamına da gelmez..
    Çok sevgiler.

  57. örtü konusunda ki sözlerinizin samimiyetine kesinlikle inanmıyorum artık bizlerle yaşamayı öğrenmiş bizleri daha çok görür olduğununz için önyargınız kırılmış isede bugün birileri gelip tekrar bize aynı muameleyi yapsa ( ki yapmak için fırsat bekliyorlar ) bizim yanımızda olmayacağınıza inanmıyorum hemde hiç .

  58. Sizi seviyorum..

  59. zaten bu samimiyetti beni size çeken. yazınız açıkçası bana da dokunduğu için duygulandım. ama bilemiyorum bi yerlerde bi yanlış var. insanları gece 3’lere kadar uyutmamak olmamalı protesto. otobüsleri durakları işyerlerini yakıp yıkmak olmamalı. samimiyetle ve açıkça başbakanı şundan şundan dolayı sevmiyorum, seçim olsun başkasını istiyorum denmeli. ve sapla saman ayrılmalı, provakatörler, ülkemdeki istikrarı bozmaya çalışanlar tamamen ayrışmalı. başka bir yolu olmalı.

  60. Zeynep eyuboglu

    Simdi suan da bende buradayim ve yanindayim sonuna kadar

  61. ALKIŞ..

  62. Feyza hanıma asla katılmıyorum. Bu kadar güzel bir yazıdan sonra olayı başka bir platforma çekmek istemem ama dayanamadım. Sağlıklı nesiller ve çocuklar ancak sağlıklı anneler babalar tarafından büyütülür. Anne daha kendi çocuksa, baba nerede bilinmiyorsa, tecavüze uğrayan bunca hem evli hem bekar kadın yaşadığı daha bir çok sebeple hamileliğini sona erdirmek isterse o anneyi nasıl suçlarsınız.? Elif yazın o kadar güzel ki sadece “çok güzel olmuş” demek yavan kalıyor. ama sadece bunu diyebiliyorum. Ellerine sağlık.

  63. ben elini simsiki tutuyorum.
    bir zamanlar allahin izmirli basi acik insani ne isin var bu meselelerle diyenlere de hosgeldiniz yanima ne de iyi oldu da geldiniz diyorum.
    Ne de iyi oldu hakikaten boyle daha guzeliz.
    Sevgiler Elif.

  64. ne diyeyim.. aklına fikrine zikrine sağlık..
    tuttum bile.. tutulası, sıcacık elini..,

    zira sanıyorum, aynı taraftayız artık..
    http://senanne.blogspot.com/2013/06/ne-zamandr-araftaym.html

  65. Seni şimdiye değin tanımadığım için bloğuna ziyarete gelmediğim için üzüldüm.
    Çok güzel saptamalar ve içten bir özeleştiri. Siz bizim çocuklarımızsınız ve biliyorum ki bizden daha ileri görüşlü ve uzlaşmacısınız. Biz günah çıkarmak gibi olacak belki ama bazı olaylara tek taraflı bakma yanlışına düşen bir kuşağız. Bu gün bizim de gözümüzü açtınız..Teşekkürler!

  66. Çok dokunaklı bir yazı olmuş,öncelikle kutluyorum. Son 10 yıldır yurtdışında yaşıyorum. Öğrendiklerim arasında en önemlisi insanları dış görünüşüyle yargılamamamız. Bir milletin ‘BİZ’ olması için önyargı ve kategorilere ayırmaktan vazgeçmek gerekiyor. Bu direnişle aslında birbirimizin desteğini nasıl da özlediğimiz ortaya çıktı. Şu anda orada olamasam da sosyal medyada elimden geldiğince direnişi destekliyorum ve orada bilfiil bulunanlarla ailem de dahil olmak üzere gurur duyuyorum….

  67. İŞTE BUDUR DİYORUM! YAZI İÇİN TEŞEKKÜRLER. DİĞER BLOG YAZILARINDA AZALMA VAR. HER GÜN İLGİYLE TAKİP ETTİĞİMİZ BLOGERLARIMIZ BUHARLAŞTI NE YAZIK Kİ :(

  68. Incir'in Annesi

    Sevgili Elif, gunlerdir bir suru duygu arasinda gidip geliyorum. Uzun uzun yazmayacagim ama fiziken uzakta da olsam manen memleketimde hak ve ozgurlukleri icin direnenlerin yanindayim. Bir yandan umutlu, mutluyum ote yandan insanlarin yaralanmasina, olmesine ve perisan olmasina uzuluyorum.

    Cok nobran cok hoyrat olmaya baslamis, kabaligi ve cehaleti olagan gorur olmustuk. Bence herkes bu iste ayni gemide odugunu anladi.Insanlar yalniz olmadiklarini gordu ve nezakete, saygiya ve birliktelige deger verilmesi gerektigini anladi.Insanin bir vatana sahip olmasi, bir yere ait oldugunu hissetmesi ne guzel sey.

    sevgiler

  69. Elif, sorular gelmeye basladigindan beri ictenlikle vermeni istedigim ve bekledigim yanitlardi bunlar. Ictenligin icin tebrik ediyorum. Kocaman opuyorum.

  70. Bir cok insan daha gectigimiz seneye kadar ” benim colugum cocugum var , bana ne hicbirseye karismam” diyordu, neyse insanlar uyanmaya basladi, kimse bugunlerin gelecegini tahmin etmemisti sanirim.

  71. Hatice Selma Doğan

    sevgili elif bu kadar açık net bir şekilde konuştuğun için öncelikle seni tebrik etmek istemiyorum başörtülü olduğu için üniversite hayallerini erteleyen siyasi görüşümü belirtmediğim halde yaftalanan her yerde suçlanan hani ince askılı bluzla bazı yerlerde olmaya çekinen senin benim birçok yere neden giremediğimi ama bunun sebebini anlayamadığımı daha iyi anlıyorsundur artık…
    gezi olayları başlayalı tam 1 hafta oldu ben 25 haftalık hamileyim 18 aylıkta bir oğlum var yakınımızdaki park dışında dışarı hiç çıkmadık patlamak üzereyiz…doğum alışverişim içim kızılaya ve kuğuluparkın karşısında çalışan eşimin yanına dahi gidemiyorum.başıma birşey gelirmi birileri üzerime saldırırmı yoksa gaz bombasına maruz kalabilirmiyim bilmiyorum o sebeple popomu kırıp evde oturuyorum…
    insanlar bir şeyleri isteyebilirler ancak gerçektende uslubun bu olduğunumu düşünüyorsunuz? gezi olayları olarak parktı ağaçtı gayet seviyeli başlayıp olayların hiç alakası olmayan noktalara gelindiğini evet orantısız güç kullanıldığını ama o orantısız güçler dışında kalan canım halkımın hiç ama hiç bir kışkırtması olmadığınımı düşünüyorsunuz? yağma mobese kameralarına trafik ışıklarını kırma dükkanları otobüsleri kırıp dökme provakasyon yazık değilmi hepimize ne olur cevap verin bana karşı olmak ayrı bunlar ayrı meseleler…
    bende hükümetin bazı politikalarına ifadelerine karşıyım peki bir şeyler değişsin diye uslubumuz bumu olmalı ne olur herkes elini vicdanına koysun evlatlarımızda istemediği birşey olunca böylemi yapmalı…iyiki varsın blogcu anne seninle birşeyler paylaşmaktan dolayı mutluluk duyuyorum…
    birlik beraberlik sağlık mutluluk afiyet ve huzur duasıyla..hayırlı kandiller hepimize…

  72. Aslında büyük kısmımız elinizi hiç bırakmadık, bundan sonra da bırakmayız :)

  73. Öncelikle belirtmek isterim ki şu an yaşanan eylemlerin çıkış noktasındaki çevreye duyarlılık sadece bir kesime ait değil İslami çizgide yaşamlarını sürdürmeye çalışan pek çok insan da bu konu da hassas ve tepkililer tepkilerini de yazarak çizerek gösteriyorlar.Sanıyorum bu olaylar yaşanırken düşünen pek çok insan kendi öz eleştirisini yaptı.Bahsettiğim çizgide yaşamaya çalışan biri olarak ben kendime kişisel haklarımıza insanlık onurumuza bu kadar saldırılırken biz niye bu kadar tepkimizi gösteremedik diye sordum doğrusu.Sonra düşündüm, o günlerde gaz bombası değil gerçek mermiler konuşuyordu ve faili meçhul cinayetlerin haddi hesabı yoktu eşinin başı örtülü diye bir çırpıda subaylar işten atılıyor başka hiçbir mesleki yetisi olmayan O iinsanlar çocuklarıyla ortada kalıyordu ve sonra şükrettim demokrasi adına geldiğimiz noktaya biz o zaman temel hak ve özgürlüğümüz adına mücadele için bile sindirilmişken bu gün çıkış noktasına benim de tamamen katıldığım avm otel yapılmaması yeşilin korunması gibi konularda bu çapta eylemler yapılabiliyor .Şu an ki korkum ise eylemlerin amacından sapmış olması süreç içinde konuyla ilgili yayınlar yapan kanallardan birinde mikrofonunun açık olduğunu bilmeyen densiz bir spiker inşallah bir kaç kişi ölür diyebilmiş ve amaçlarını ifşa etmiştir .temennim odur ki siyasiler dahil bu olaylardan herkes dersini alır daha fazla insan zarar görmez en önemlisi de ülkem insanları arasında kutuplaşma olmaz ve demokrasi adına ileri bir adım atılmış olur

  74. Küçüklüğünde ben senin elini tutardım ,sanırım bundan sonra-göremediklerimi de göstererek- sen benim elimi tutup çok farklı yerlere getireceksin canım kızım

    .

  75. Ellerinizi inançla tutuyorum, yanınızdayım, sizinle aynı görüşteyim.
    Şimdiye kadarkilere bu kadar güçlü destek veremedik belki ama bu bir çoğumuz için bir başlangıç oldu bu direniş, ayrıca şuandaki Üniversite öğrencileri ve tüm gençler için de düşüncelerini savunan onlar için savaşan örnekler olduk.

  76. Bu kadar guzel bir yazi icin cok tesekkurler demek istedim sadece :)

  77. Ben bir başörtülü ve üniversitede her türlü zulmü görmüş birisi olarak yazıyorum elinizden tutuyorum. Haklı görüyorum (sizin bakış açınızdan bakanları tabi ki ). Ama öyle de bir güruh var ki olumsuz yorum yapmamama rağmen başörtülü olduğum için arkadaş listesinden çıkaran arkadaşlarım var beni, anlamlandıramadığım bir kin oluştu internete koymuş olduğu fotoğrafı beğendiğim için öpücük resmi koyarak yanına parantez açıp üzgünüm bunlar senin için değil kızın için diye not düşen arkadaşlarım oldu inanamadım üzüldüm hayal kırıklığına uğradım :(

  78. samimiyet ve içtenlik dolu bir yazı .. Gezi parkında birilerinin toplanıp eylem yaptığını kimseler bilmezken ben sizi takip ettiğim için öğrendim ve facebook ta paylaışmlarda bulundum , malesef ki ne zaman polis orantısız güç kullanıp tabri caizse savaş açtı o zaman herkes duydu ve duyurdu.. Sosyal sorumluluk bilinci öyle işlemiş ki bunu rutin yaşamınıza hemen ekleyebiliyorsunuz. Bunu kaba tabirle çekemeyen; sizi kıskanıp karalamak isteyen ve ısrarla da takip etmeye devam eden bir çok insan olacaktır, hepsine verilecek cevabınız elbette ki vardır bununla beraber bu yaşam enerjinizi yıpratmaması adına naçizane görmemenizi tavsiye edebilirim .
    Siz doğru olanı yaptınız siz o ilk MARJİNAL grupla beraber yeşilimize sahip çıkmak için en önde durmasaydınız belki çoktan avm çalışmalarına başlanmıştı. Siz bu haklı direnişin öncülerinden oldunuz.
    VE İYİ Kİ ORADAYDINIZ …

  79. Elifcim o kadar çok takipçin varken süpersin diyenler olacağı gibi seni çok ağır eleştirenle de olacaktır. Sen her zaman yüreğinin sesini dinlemeye devam et. Ben senin bloğunu çok uzun bir süredir takip ediyorum. Hepimiz insanız zaaflarımız, hatalarımız vs olabilir. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki sen gerçekten çok samimi ve olduğu gibisin. Başkalarına karşı duyarlısın. Cesursun. Lütfen hep böyle kal. Sevgilerimle. Özden.

  80. Yigit bulutun taksim gezi parki olaylarini degerlendirdii konusmasini dinlemenizi siddetle tavsiye ederim

  81. Kim neredeyse neredeydi…ne olduysa oldu…ama artık değişti, artık buradayız…artık 1iz, biziz, bundan sonra hiç bir şey aynı olmayacak, olamaz, olursa unutmayalım bu günleri ayrıca…yazık olur, hepimiz isyan etmekle meşguldük, patlamaya hazır bomba gibiydik, patladık, çok da güzel oldu, direnişe devam :) sevgiler

  82. muhteşem yazmışsın yine

  83. Ben bazen sindire sindire okumayı seviyorum yaşadıklarını bire bir tüm sosyal medyadan takip ettim ve diyorum ki elini sımsıkı tuttuk ve seninle gurur duyduk

  84. Nihat'ın Annesi

    Bu yazıyı okumayı atlamaışım… Ama şu anda taş kestim. bu ne güzel bir ifadedir. Yüreğine sağlık. çok çok güzel anlatmışsın HERŞEYİ…