94 Yorum

Taksim’de (yine) neler oluyor?

Dün bütün gün Gezi Parkı’nda, sivil inisiyatifle beraberdim. Parka inanılmaz yardımlar geliyor. Herkes bu direnişe elinden geldiğinde katılmaya çalışıyor. 2,5 ton karpuz göndermiş manavın biri. İnsan zinciri yaparak, tek tek boşalttık ellerimizle. 

Dün sakin fakat yorucuydu. Parka çıkmadım, görmedim neler olduğunu. İçerideydik sürekli, gelenlere yemek ikramı, içerinin düzenlenmesi, temizlik…

Bugün ise bambaşka bir ortam var Gezi’de…

Ben geceleri yatarken cep telefonumu da, interneti de kapatırdım. İki hafta öncesine kadar… Gezi olayları başladığından beri yapamıyorum. Geceleri uyanıp uyanıp Twitter’a bakıyorum neler olmuş diye. Medyanın cılkının çıktığını anladığımızdan beri elimiz ayağımız Twitter.

Ve bu sabah gözümü açar açmaz gördüm ki polis Taksim’e doğru yola çıkmış. “Pankartları kaldıracağız, o kadar. Gezi’ye hiçbir müdahale olmayacak” dedi İstanbul Valisi Hüseyin Mutlu. Dedi bunu.

Polisin oraya müzakere yapılmadan girmesi pek de iyi niyet göstergesi değildi aslında… Nitekim, polis girdi girmesine de… Bir süre sonra direniş başladı polise karşı… Molotof kokteylleri fırlatıldı. Ne ilginçtir ki, 15 gün boyunca tek bir molotof kokteyli görmeyen direniş, 15 günün sonunda, polis tekrar Taksim’e girdiğinde, ve tabii ki medya da bunu canlı yayında gösterdiğinde molotof kokteylinden geçilmez olmuştu. Aslında öyle de değil, polise sürekli molotof kokteyli fırlatan 10-15 kişilik bir grup vardı, ve polis, TOMA’lı, zırhlı, biber gazlı polis, bir türlü bu grubu “yakalayamıyordu.” 

Ne ilginçtir ki, iki hafta önce orada kadın-erkek, genç-yaşlı, çoluk çocuk demeden herkese biber gazı sıkan, hepimizi böcek gibi ilaçlayan polis, canlı yayın kameraları eşliğinde birden kibarlaşmış, “Arkadaşlar, lütfen taş atmayın” der olmuştu.

Ve ne ilginçtir ki, henüz 10 gün önce elinde ne taş, ne sopa, hiçbir şey olmayan insanları ayaklarından havalandırırcasına su fışkırtan TOMA’lara bir şey olmuş, tazyikleri “her nedense” azaltılmış, “molotof kokteyli” atan bu küçük grubu serinletmek istermişçesine suluyordu

Garip…

Taksim Dayanışması saat 13:00’te bir basın açıklaması yapılacağını duyurdu. İnsanlar oraya gittiklerinde gazlandılar. Vali Mutlu, adeta dalga geçercesine “kısa süreli bir arbede yaşandı. Gezi Parkı’ndakiler rahat olsunlar” dediği sırada Gezi Parkı’ndaki bir arkadaşım “Yanımızdan vızır vızır plastik mermiler geçiyor. Çok yaralı var. Gözüne mermi isabet eden bir çocuğu önümden geçirdiler şimdi” diyordu.

Bütün bunlar olurken, Çağlayan Adliyesi’nde, hani şu bazılarının “Avrupa’nın en büyük adalet sarayı” diye böbürlendiği adliyede avukatlar -direnişçilere destek veren sloganlar attıkları gerekçesiyle- çevik kuvvet tarafından tartaklanıyor, ellerine ters kelepçe takılıp tekme tokat ekip otolarına bindiriliyordu.

Şu anda Taksim -yine- karışık. Çağlayan Adliyesi’nde elliyi aşkın avukat gözaltına alınmış durumda. Sabah polisin “nazik” müdahalesini an be an görüntüleyen medya yine sırtını dönmüş durumda. Gelişmeler en sıcak ve gerçek haliyle Twitter’dan takip edilebiliyor. Ancak orada da provokasyon olabiliyor, güvenilir hesapları takip etmek lazım.

Burnunu azıcık dışarıya çıkarmayan, ana akım medyanın azıcık dışına bakmayan insanların olan bitenden haberleri yok. Ancak dünya basını orada. Kaydediyor. Yazıyor. İngiliz The Guardian gazetesi “Taksim’de olanlar bize fotoğraflarını göndersin, yayınlayalım” diyor. New York Times orada. İspanyol gazeteleri meydanda. Neyi, kimden, ne kadar saklayacaksınız?

Taksim Dayanışması bu akşam 19:00’da herkesi Gezi’ye çağırdı. Benzer bir eylem Ankara Kuğulu Park’ta da düzenlenecekmiş. Diğer illerin de organize olmaya başladığı Twitter’da paylaşılıyor.

Taksim’de neler mi oluyor? Polis “saldırmayacağız” deyip saldırsa da, medya ısrarla ve utanmazca görmezden gelse de insanlar“Özgürlüğüme dokunma!” demeye devam ediyor.

94 yorum

  1. Seninle gurur duyuyorum Elif!! Haftalardır senin için burada yazılan olumsuz yorumlar canımı acıtıyor. Nasıl destek olabilirim diye düşünüyorum ama bulamıyorum. Mersin’den tekrar ve hiç bıkmadan sana kucak dolusu sevgiler gönderiyorum. Haftaya İstanbul’dayım inşallah ve inşallah seni yakından görebilirim. Biri yanına gelirde Mersin’den geldim derse tanı beni olur mu?:) Çok seviyorum seni…

  2. Yazık,inanın ki yazık. Bu kadar olmaz. Özgürlük diyorsunuz ya bu neyin özgürlüğü anlamıyorum. İlk günden beri sizin gibi düşünmeyen herkese “anlamiyorsunuz” diyorsunuz ya, evet ben anlamıyorum. Yeter artık. Eylem yaparak hükümet düşürmek demokrasi mi? Yuzlerce polis günlerdir evlerine gidemiyor biliyormusunuz? Zaten umrunuzda oldugunuda düşünmüyorum. Bu mu sizin özgürlük anlayışınızmı? Yetti. Kimse size secimlerde Ak partiye oy verin demiyor-zorlamiyor. Halki kiskirtmayi bırakın artık. Secim zamanı herkes ne istediğini söyler.

    • Dilek Hanim, demokrasi sadece sandik degildir. Sosyal protestolar mesrudur, ve gereklidir. Eger bunun neticesinde hukumet barisi saglayacak adimlari atamiyorsa, tikanmissa, gider. Gelismis demokrasilerde genelde istifa ederler. Sandiga giderler. Eger tekrar destek alabilecek konumda iseler, gene secilirler, gene isbasi yaparlar. Degilse yerine yenisi gelir. Endise etmeyin, sistem saglikli calisiyor. Sagliksiz olan, eve gitmesine izin verilmeyen polislerin giderek artan siddeti ve onlarla tekrariyetle bu emri verenler. Hayirli gunler.

    • Silahsız insana ates eden ve sonrasında arkasına bile bakmadan kacan bir polisin acıklaması olamaz.Gercekten hukuk olsaydı ,demokrasi olsaydı o polis şu an yargılanıyor olurdu!

  3. Angaralılar da arkanızda 🙂

  4. Cincinnati’den size selamlarimi gonderiyorum.Kalbim ve dualarim sizlerle…

  5. Cok tesekkurler Elif! Sayende olanlardan haberimiz oluyor…

    • Demek bilgilenmek istiyorsunuz, Gezi’deki gerçek durumu istiyorsunuz.
      Bir de şunu deneyin: http://www.yorgoangelopoulos.com/2013/06/gezi-parknda-neler-oluyor.html

      • Neyin gercek durum olduguna siz mi karar veriyorsunuz? Elif hanimin yazilari gercek disimi oluyor bu durumda. Herkesin gorusleri farkli olabilir. Siz katilmiyorsunuz diye gercek degil demenin anlami nedir? Bu yaklasim bir yerden tanidik geliyor sanki…

        • “de” bağlacının ne anlama geldiğini bilmiyorsunuz anlaşılan. Buraya inanmayın demiyorum, saflık yapmayın, her görüşe hak tanıyın diyorum. B

        • Hanım efendi okudunuz mu o yazıyı benim tek merak ettiğim o aslında? Yoksa okumadan mı, cevap verdiniz?

          • Ayrıca bütünüyle katılmıyorum evet ama katıldığım yerler de var. Sonuçta alana gidip gelen biriyim, kendim de görüyorum pek çok şey.

            • yazıyı okudum bu durum sosyal ortamda da çok sorgulanıyor, bir çok kullanıcı bunun ikazını yapıyor ama durum vehametini koruyor

      • Biliyorum. Bu yazıyı okumuştum. Ben Gezi’de gece kalmadığım için bahsettiği sarhoş tipleri görmedim ama başkalarından da duydum. Evet, bayrak da vardı orada, ancak medyanın bar bar bağırdığı kadar değil. Gerçeğinden çok farklı bir görüntü çizmeye çalıştı medya, ve başardı. Siz, orada olmayanlar, oradaki kötülüklere saplanıp kaldınız ister istemez. Halbuki bu direnişin anlamı bunun çok ötesindeydi ve sanırım zamanla kendini gösterecek, gösteriyor.

  6. Gonul gozu kapali olunca insanlarin onunde birisi oldurulse bile ayagi kaydi basini vurdu derler. “Deney” isimli bir film vardir, insanlarin ellerine YETKI gectiginde nasil birer canavara donustugunu anlatir. Su an yonetme becwrisine sahip olmayan erklerin nasil yetki sarhosu oldigunu izliyoruz. Ve bunum icinde yalan, takiyye, iftira var. Tabiri caizse ote dunyada yatacak yerleri varsa otasi atesler icinde olacak.

  7. Izninizle demeden paylastim bile…

  8. selim'in annesi

    ben gezi parkındakilere gün doğmadan düşmana saldırır gibi saldırılmasına ateş püskürmüştüm. başbakanın ben yaptım oldu ben ettim oldu tutumuna aylardır ateş püskürüyorum. herşeyi en iyi ben bilirimci tavrına sinir oluyorum ve direnişi mantıklı bulmuştum. ama meydanları dolduran provakatörleri de gördüm. arabası dükkanı yakılıp yıkılanları sökülen kaldırım taşlarını trafik ışıklarını da gördüm. ve bunun adı vandalizm dedim. keşke ayıklanabilse bu teröristler dedim ama hala direnişe hak verip destek verdim. bu arada sağır kör dilsizi oynayan medyaya veryansın ettim. ama sanal alemde dolanan yalan dolan haberleri de görüp akıl ve mantık süzgecimi hiç elden bırakmadım. sonra birileri çıktı taleplerde bulundu ben o insanların o meydandaki insanların genel görüşünü yansıttığını düşünmüyorum. kanal istanbulla, 3. havalimanı ile gezi parkının ne alakası var?
    şimdi herkes diyor ki yabancı basın cnn int vs canlı yayınla veriyor. sizce ne oldu da bu kanallar bu kadar ilgi gösterdiler bu olaylara ve türkiye’ye. reyhanlı saldırısında bile bu kadar haber olmayan türkiye ne oldu da bu kadar haber oldu?? you tubeda vs dış ülkelerin siyasetçi ve üst düzey bürokratlarının gezi parkı olaylarına dair yorumlarını dinlediniz mi hiç? neden herkes bu kadar sevinçli? neden bu kadar ilgili? evet ben başımda bir padişah istemiyorum ama ülkemin başına uluslararası lobilerin ördüğü çorabı da giydirmek istemiyorum. ve gerçekten samimi olarak size soruyorum elif, bu olayların yurtdışı yansıması sizi hiç düşündürmüyor mu?

    • endişelerinizde kesinlikle çok haklısınız… iş çığrından çıktı artık…

    • Yabancı basının neden bu kadar ilgi gösterdiğini bilmiyorum. Daha doğrusu, arkasında herkesin düşündüğü gibi bir komplo teorisi olduğunu sanmıyorum diyeceğim, şimdi bir sürü insan üzerime çullanacak. Gerçekten bilmiyorum.

      Ancak “Gezi Parkı’yla 3. köprünün ne alakası var?” dediğiniz yerde bi durun derim. HES’lerle ne alakası varsa onunla da o alakası var. Hem de çok…

      Bu direniş, halka sormadan, danışmadan, rızasını almadan, onun adına ve onun haklarıyla/sahip olduklarıyla (burada doğal kaynaklar) gerçekleştirilecek her türlü ihlale de karşı durmayı gerektiriyordu. İşin ilginç tarafı, bunu kimse planlamadı. Kimse “böyle olsun” demedi. Orada olan insanlar -ve şimdi giderek genişleyen bir halka- ortak beklentiler etrafında toplandı. Olması gerektiği gibi…

  9. bende selimin annesine katılıyorum neden yurt dışı bu kadar yakından ilgili haberler yapıyor fikrinizi merak ediyorum elif hanım

  10. Selimin annesi
    Hem hukumet hem de hadiseler konusundaki degerlendirmelerinize sonuna kadar katiliyorum. Sapla saman iyice karismis durumda. sokak bence cozum yeri olmaktan cikmis provakatorlerin kotu niyetli eylemlerine acik hale gelmistir.

  11. Elif Hn, yayınlamamış ilk yorumumu ama tekrar etmek istiyorum. “Bir gidin evinize ya, sayenizde başımıza bir çorap örecekler. Daha da Guardian bilmem ne demiş diyorsunuz.”

  12. Ülkede her şey güllük gülistanlıkdı da bu olaylar öyel mi başladı?
    Bence en güzel cevabı Gülse Birsel verdi halk “eaaaaahhhh yetti beaaa artık” dedi.
    Dış mihrakların, bizi provoke etmesi, yok efendim CCN int haberleri vermesi konusunu otursun hükümet stratejistleri düşünsün, “yahu ben vatandaşımın damarına habire basıp duruyorum ama bunlar benim vatandaşım, bak dışarda adamlar aç köpekler gibi bekliyorlar en iyisi sine-i millete döniyim” desin. Biz gariban vatandaşlarız ne anlarız uluslararası ilişkilerden felan!!!!!! önemli olan devlet başkanın vatandaşına gösterdiği saygı, sevgi, korumacılıktır. Ancak birbirine kenetlenmiş halklar geleceği görecek, halkını ikiye bölüp ben de benimkileri dışarı çıkarırsam görürsünüz haaaa diyip de halkının damarına basıp yurtdışındaki kanallara reyting patlaması yaptıranların halkı değil . Eminim “selim’in annesinin ve zeynep’in” yaptığız dış mihrak kışkırtması minvalindeki gözlemleri hükümetin stratejistleri de görüyordur. Ona göre de önlemleri alıp halkını kucaklaması gerekir. Almazsa aklıma da burnuma da kötü kokular gelir elbet yolda yürüyen sade bir vatandaş olarak.

    • selim'in annesi

      güneş bir konuda size katılıyorum. başbakan diyor ki “biz ülkede kargaşa çıkartılacağı istihbaratını 3 ay önce aldık.” peki bu istihabaratı alan aklı selim insanlar ne yapar. olay çıkmaması için azami özen gösterir değil mi. çünkü provakatörler bir kıvılcım olsa da ülkeyi yaksak diye ellerini ovuşturuyor. peki ne oluyor. gerçek niyetleri ne olursa olsun- ben direnişi başlatanların samimi olduklarını düşünüyorum ama öyle olduğuna inanmayanlar için bu ifadeyi kullandım- bir grup insan bu ağaçlar burdan sökülmesin, gezi parkı avm olmasın diyerek bir oturma eylemi yapıyorlar. taş yok sopa yok. daha çok bir festival – piknik havası. ama buna verilen karşılık çok ağır. düşman mevzilerini basar gibi sabah baskını, sembol fotoğraf haline gelen kırmızı etekli kıza tazyikli su fışkırtılması vs hepimizin bildiği olaylar. hadi baştan böyle bir hata yapıldı insanlar buna tepki göstermeye başlayınca haklısınız yapılan yanlıştı deyip ortalığı yatıştırmak yerine. ben istedim öyle olacak bunlar çapulcu diye milletin damarına niye basarsın üstelik de elinde ülkede kargaşa çıkarılmak istendiğine dair bir istihbarat varken. ve yine çok yanlış bir ifade ile benim %50im senin %50in gibi saçma bir söylemle ülkemin insanlarını provakatörlere gerek kalmadan nasıl bölersin. kaldı ki başbakanı ve olayları eleştirenlerin içinde başbakanın %50sinden de yani ona oy veren insanların da olduğunu biliyoruz. ben şuna inanıyorum ki basiretli ve sağduyulu bir yaklaşımla bu olaylar bu noktaya gelmeden halledilebilir ve pusuya yatıp avını bekleyen iç ve dış mihrakların elleri boşa çıkartılabilirdi.
      ama benim derdim şu an gerçekten sadce ve sadece ülkemin selameti. başbakanı savunmak gibi bir düşünceyle yazmadım. başbakanın inadı tuttu diye milletimin de inat edip ülkemin köprüden düşmesi en büyük korkum. sözüm başbakana tesir etmiyor ama belki Elif gibi direnen arkadaşlar benim korkumu anlar diye yazıyorum. ve bahisi geçen o dış basına da zerre miktar güvenmiyorum. benim ülkemdeki darbeleri görmeyen, terörist saldırıları görmeyen dış basın şimdi mi türkiye sevdalısı oldu. bizim basınımız yanlı yayın yapıyor, iktidarın ağzına bakıyor da dış basın çok mu masum? onların da birilerinin maşası olma ihtimali hiç mi yok? onların kulaklarına da birileri bu haberleri servis etmesini söylemiş olmasın sakın?

    • İsminizi bilmiyorum selimin annesi diye hitap edeceğim biraz uzun oluyor ama 🙂 Olayın temeli bence şu; bir taraf ki o taraf vatandaş oluyor Özgürlük istiyor diğer taraf yasaklamak istiyor. Bu kadar basit, Başbakanın 10 yıl boyunca iktidarda olmasının verdiği özgüven ve kibirle artık neredeyse kendi şahsi düşünce ve davranışlarını millete dayatmaya çalışması insanların da “hayır ben bir bireyim benim haklarım ve seçimlerim var sen dünyadaki konjonktüre bakarak gidişata bakarak makro kararlar al, ona göre politikalar üret bırak kendi selametimi kendim düşüneyim demesi. Cevap olarak da kocaman bir hayır alması. Olayın temeli bu diğer her şey bence aksesuar. Yeri geliyor küçücük çocuklarımız isyan ediyor. Geçen kızım “anne hiç düşündünmü ben belki de yumurtayı hiç sevmiyorum” dedi. E ben 42 yaşındayım. bırak da çocuk mu yapacağım, içkimi içeceğim, avm mi isteyeceğim kendim karar vereyim.

  13. Elif Hanım siz/eşinizin/arkadaşlarının polisin orantısız gücüne maruz olduklarını biliyoruz. Sanırım bu nedendendir ki polisin dün ”ilk taksim meydanını düzenleme amaçlı girişindeki” tavrını küçümser/samimiyetsiz olarak şöyle ”Ne ilginçtir ki, iki hafta önce orada kadın-erkek, genç-yaşlı, çoluk çocuk demeden herkese biber gazı sıkan, hepimizi böcek gibi ilaçlayan polis, canlı yayın kameraları eşliğinde birden kibarlaşmış, “Arkadaşlar, lütfen taş atmayın” der olmuştu.” dile getirmişsiniz. Buradan anlıyoruz ki uzlaşmacı olmalı/özür dilemeli istekleriniz artık samimiyetini yitirmiş.

    Oysa ki sürekli uzlaşmadan bahsederken ”kendi içinizde uzlaşma” değil ”tarafınızla ulaşmanız” bu olaylara/haksızlığa son verir. Ancak tarafın iyi niyetli bir adımı bile küçümseniyor/samimi bulunmuyorsa taraf da uzlaşmaktan vazgeçer nitekim geçti de (akşam saatlerinde izlediğimiz üzücü olaylar).

    İnsanın fıtratı gereği maruz kaldığı olaylar neticesinde taraf tutar. Bazen bu tarafçılık da insanı gözlemciden/tarafını savunandan ziyade propagandacı yapar ki dikkat etmek lazım. Uzlaşmacı seslere ihtiyaç var meydanda.

    • Aysegul hanim, uzlasmaci polislerle saldirgan marjinal gruplarin neden piyasada satilmayan ve devlet ihalesiyle alinip sadece guvenlik gorevlilerine zimmetlenen ayni gaz maskesini giydigini aciklayin, ben de bu uzlasmaci adimi yeniden degerlendireyim. Ha, unutmadan, ayni aksam uzlasmaci polisin neden ortaligi darmaduman ettigini de bir zahmet aciklarsaniz, sahane olur. Saygilar.

      • 🙂 ” Ancak tarafın iyi niyetli bir adımı bile küçümseniyor/samimi bulunmuyorsa taraf da uzlaşmaktan vazgeçer nitekim geçti de (akşam saatlerinde izlediğimiz üzücü olaylar).” abiyane tabirle darmadumanı kastedmiştim yorumumda.

        ( Güvenlik görevlilerine zimmetlenen ayni gaz maskesini )Gaz maskesi konusunda bilgim yok ”haber değil (taraflı/tarafsız olduğunu bilemiyoruz bu günlerde zira) belge olarak” konuya dair bir açıklama sunarsanız. ”belgenin kaynak adresini” verirseniz sayenizde bilmediğim bir bilgiden haberdar olmuş olacağım. Belge özelliği taşıması önemli çünkü komple teorisyenleri çoğaldı şu günlerde 🙂

    • Yorumlara ancak yanıt verme vakti bulabiliyorum. Siz bunu yazdığınızda, henüz Cumartesi günü pankartlar kaldırılmakta, direniş şekil değiştirmeyken polis Gezi Parkı’na saldırmamış, çoluk çocuk herkesi gazlamamıştı. O olaylardan sonra, Divan Oteli’nin içine kadar sığınan, hastanelerin acil servislerinde tedavi görmekte olan insanlar gazlandıktan sonra karşılıklı taraflar arasında “uzlaşmacı” bir tavırdan söz etmek sanırım mümkün değil, değil mi? Bir taraf ölümüne saldırır, diğeri ise kaçmaya/sığınmaya çalışırken uzlaşmak ne mümkün, herkes canının derdine düşüyor.

  14. Selim’in annesi Gezi Parkı direnişi Reyhanlı’nın da sonucudur. Reyhanlı’yı unutma diye en çok gezidekilere haykırırken yetkililer Washington’daydı hatırlarsanız…Olay yerini doğru dürüst incelemeden çakılla dolduranlar gece yarısı cenazeleri teslim edenleri ana akım medyada okuyamadık. Ana akım medyanın duyarsızlığı sosyal medya sayesinde uluslararası yankı getirdiyse bu ancak daha fazla insanın gözünü kaybetmesinin önüne geçer umuduyla takip ediyoruz. İnsanların kafaları yarıldıysa, gözleri çıktıysa, kolları tomaların altında koptuysa, Ankara’ da kafasından vuruldıuysa kime vandal diyebilirz bi düşünmek lazım. Bu arada Ayşegül hanım yetkililern Hülya Avşar gibi evinin önündeki ağaçları kestirdiği için mahkemelik olmuş bir sanatçıyla görüşmesi ne kadar samimi ve uzlaşmacı değil mi?

  15. deniz ve derin cok sansli, onlarin yuregi kocaman ve cesur bir anneleri var…

    yaninizdayiz…umarim gezi agaclarla yasar… bir gun cocuklarimizi o agaclarin golgesinde bulusturmak dilegiyle,

    biz uzaktaki annelerin de yuregi oldugunuz icin tesekkurler
    selamlar…

  16. Ben 1 Haziran’da direniş bebeğimi dünyaya getiren bir avukat anneyim! Eşim 31 Mayıs gecesi Taksim’deydi 29 Mayıs’ da da hepberaber gitmiştik. Kızımı dünyaya getirmeme sayılı saatler kaldığını henüz bilmezken 1 Haziran saat:2:30 da suyum geldi apar topar hastaneye gittik! Sancılar bir türlü gelmedi. Arkadaşlarım sevdiklerim Taksim’ de direnişe umuda uyanırken ben sancıları bekledim.Sonra suni sancılar başladı! Epiduralsiz 7 saat sancı ama açılma çok yavaş ve netice suyun geldiği andan itibaren 18 saat dolması nedeniyle sezaryen! Arkadaşlarım Taksim’den üzerlerine sinmiş gaz kokusuyla Beni ameliyathaneye uğurladı. Taksim Gezi’yi aldık Hena’yı da alacağız:))) sloganıyla girdim ameliyathaneye. Spinal sezaryenle kavuştuk kızıma. Eşim de benimle birlikte ilk koklayan öpen oldu o soğuk ameliyathane de! Ve ben o Gezi’ ye bir türlü gidemedim. Annem babam ve eşimi uğurladım direniş Parkı’na! Dün beni ameliyathaneye uğurlayan avukat arkadaşlarımdan göz altına alınanları da ekrandan izleyip telefonla bağlantı kurmak zorunda kaldım. Normal doğursaydım koşa koşa giderdim yanlarına olmadı! Garip içimde tuaf bir hüzün var kaç gündür! Kızımın güzelliğinde umutlu yarınlara inanmak istiyorum…

    • yavrunuza ve size huzurlu, mutlu ömürler diliyorum, tebrik ediyorum. ama nedir bu “almak” kelimesi? ne demek geziyi aldık, burayı verdik. kimi kimden neyi alıyor yahu? işte böyle böyle bölüyoruz birbirimizi… aramıza barikatlar kuruyoruz. gezi eylemcilerin ortak noktası kardeşlik ve birlik değil miydi? ne demek geziyi aldık? siz kimsiniz?

  17. Sayın meslektaşım, bugün Ankara Barosu avukatları olarak yürüdük. Çağlayan Adliyesinde meslektaşlarımıza yapılan çağdışı muamele için. Katılım müthişti, Ankara Barosunun yarısı oradaydı diyebilirim Bu ülke hepimizin ve sahip çıkacağız başka yolu yok bu işin.”Kızınızın güzelliğinde umutlu yarınlara inanmayı” bırakmayın. Ben umutluyum bugün dünden daha umutlu…

  18. Gezi olaylarının ülkemize faturası 1.4 milyar dolar olmuş. 7 ay gibi kısa bir süre sonrasında kurulacak sandıkta hesap sorabilme imkanı varken; demokrasiye inandığını söyleyen eylemcilerin ısrarla ülkeme zarar verdiğini gördükçe üzülüyorum. Bu eylemler sona erdiğinde, Elif hanım bir kar-zarar tablosunu da hazırlar sanırım. Kaybedenin ülkem olacağı kesin…

    • Nurgül Kurşunlu

      Tühhh Tühhh desenize iktidarın ve yandaşlarının cebine girecek 1.4 Milyar Dolar çarçur olmuş. Yakıp yıkan kişilerin gezi parkıyla alakası olmadığını düşünürsek bu fatura bu direnişe kesilemez. 7 ay sonra yerel seçim var genel seçim değil. Belediye seçimlerinde cevap verilse kaç yazar RTE farklı partilerin kazandığı belediyelerin ödeneğini keser o belediye başkanları AKP ye geçer böylelikle dolaylı yoldan yine AKP kazanır.

      • Nurgül hanım, görüşlerinize saygı duymakla birlikte katılmadığımı ve hatta vizyonu olmayan basit komplo teorileriyle bezendiğini de belirtmek istiyorum. AKP’nin iktidar olmasını en büüyük nedenlerinden birisi malum olduğu üzere yerel seçimlerdek kazanımları ve yönetimleridir. RTE de bir yerel yöneticiydi. Bu konulara girmek bile lüzumsuz. Benim sorularım Elif hanımaydı. Siyaset yaptı, eylem yaptı. Ülkemize ne kazandırdı onu merak ediyorum. Ülkemiz daha da zenginleşti mi, terörist gruplar temizlendi mi ? Amacı olmayan, vizyonu olmayan, lideri olmayan bir hareket nereye kadar gidebilir? Sonucun ülkemiz adına negatif olacağını anlamak için arif olmaya da gerek yokken bu eylemler niye? Neyi kazandılar? Elif hanım birazda bunlardan haberdar etsin bizi de aydınlanalım.

        • Benim kimseyi aydınlatmak gibi bir misyonum yok ki… Ben ülkeyi zenginleştirmek ya da terörü bitirmek üzere de yola çıkmadım. Oradaki birçok insan gibi ben de baskıcı zihniyete karşı çıkmak için direndim. Daha fazlasını beklemek, senelerdir partilerin yapamadığı şeyi birkaç haftalık bir sivil direnişe sığdırmaya çalışmak gerçeklikten çok uzak.

  19. eylemleri ilk çıktığı anlardan beri takip ediyorum. sizin blogunuz da dahil olmak üzere güvendiğim birkaç siteden an be an tanık oldum olayların gidişatına. taraflı-tarafsız yapılan yorumları okudum, televizyonda gösterilmeyen videoları seyrettim, düşüncelerini önemsediğim kişileri dinledim. çok düşündüm, kafa patlattım. olayların bu kadar uzayabileceğini hiç sanmıyordum. en fazla 1 hafta içinde eylemler biter, her şey eski(!) haline döner diye düşünüyordum.

    istanbul’da yaşamadığım için pek bilmiyorum bu parkı. ama hakkında çok şey öğrendim bu süreçte. mesela içindeki ağaçları işaretlemeye nerdeyse 1,5 yıl önce başlamışlar ve zaman içinde yavaş yavaş üçer beşer kesmişler de. karşı çıkanları hissettikçe ara vermişler, sonra yine kesmişler. taaa o zaman akıllarına koymuşlar yani bu parkı yok etmeyi. gezi parkı için eskilerde yapılan yorumları okudum. geceleri tekin olmayan, tinercilerin, sokak çocuklarının yatıp kalktığı, kendi halinde takılmak isteyen insanların durduk yere belaya bulaşabileceği bir yerken, gündüzleri çevredeki insan yoğunluğundan ötürü tehlikesiz olan ama fazla rağbet görmeyen bir yermiş. pek çok kişi için de keşfedilmemiş güzellikleri barındıran, şehir karmaşasında insana nefes aldıran bir parkmış burası. ama akıllarına koymuşlar işte, yıkacaklar, betonlaştıracaklar illa ki. halbuki yeşili koruyarak daha güvenli, daha huzurlu, daha nezih bir park haline getiremezler miydi? getirirlerdi pek tabii…. eee öyleyse? bu durumdan birileri rant sağlayamazdı o zaman, birilerinin cebi dolmazdı. karar verildi, sözleşmeler yapıldı, allah bilir hangi tanıdığın gelini(!), kızı, amcası, dayısı ellerini ovuşturdu. halbuki neden olmasın istanbul’un da bir central parkı?

    gezi eylemcilerini ilk günden itibaren tüm kalbimle destekledim. samimiyetlerine inandım. onlar için endişelendim, dua ettim. sayelerinde bizim polisimizin bize karşı nasıl canavarlaşabileceğini gördüm korkuyla. eylemlerin sembolü olan kırmızılı kadına hayran kaldım ben de, karşısındaki polis için hiç hoş olmayan duygular besledim içimde. yaşadığım şehirde(Konya) aynı hissiyatla bir destek eylemi düzenlense katılırdım da. ama olmadı, burdaki eylemler siyasi nitelik kazandı, uygun bulmadım katılmayı. sonra ne göreyim? geziye de siyaset bulaştı…

    taksim’de fotoğraflardan gördüğüm manzara beni bile rahatsız etti. siyasi partilerin bayrakları, çocuk katili terörist başının resimleri, etrafındaki dükkanlara araçlara zarar veren insanlar, polise taş vs. atan gençler… halbuki ben polis barikatının önünde gülümseyerek kitap okuyan genci desteklemiştim. yerlere oturup alkışlayan, şarkılar söyleyen genç kızları, ağaçları nöbetleşe bekleyen amcaları, acımasızca polis şiddetine maruz kalıp birbirlerine kardeşce yardım eden insanları desteklemiştim. son bir haftadır gördüğüm ve birinci ağızdan duyduğum şeyler hiç de destekleyebileceğim, arkasında durabileceğim şeyler değil.

    yani… iş çığrından çıktı. olay zaten sadece gezi parkı değildi ama gezinin amacı da saptırıldı. başımızdaki büyükler(!) isteseler tek bir cümleyle insanları yumuşatabilecekken savaşa davet eder gibi bir tutum sergilediler. şaşırmadım. çünkü yıllardır gördüğüm tavır buydu zaten! bu düşmanca tavır, halkı siz-biz şeklinde ikiye bölen kokuşmuş zihniyet gerçek gezicileri de yanlış etkiledi malesef. onlar da samimiyetlerini yitirdiler. resmen düşmanlığa dönüştü her şey. özellikle son yıllardaki hiçbir icraatını beğenmediğim, şükür ki tek bir oyumun bile partisine nasip olmadığı başbakan(ve yakınları hatta küçücük torunları) hakkında edilen hakaretler, küçük düşürücü videolar, gönülden geçirilen akıl almaz kötülükteki beddualar beni bile rahatsız ediyor artık.

    bir de bu süreçte ufaklıkları kullanan kişileri hiç samimi bulmuyorum ben. kişisel görüşüme göre ufak yavruların işi yok taksimde, gezide. o havayı solusalar bile bir şey anlamayacaklar. ailelerinin anlattıklarını bilip hatırlayacaklar çünkü. kendileri aklı başında araştıran soruşturan kişiler oluncaya dek. hele ki eline bir oyuncak tutuşturup polis barikatına yollanan 2-3 yaşındaki yavrunun annesini(ona da sıkmayacaksınız değil mi diyen) hiç ama hiç içten göremiyorum.

    sözün kısası artık gezi görüntü değiştirdi benim gibi pek çok kişi için. umarım toplum olarak daha fazla zarar görmeden, olabilecek en olumlu biçimde sonuçlandırabiliriz bu süreci.

    • Nurgül Kurşunlu

      yazdıklarınıza sonuna kadar katılıyorum. Biz İstanbul’ a oldukça yakın oturuyoruz. eşim Pazar günü kalktı gitti Taksim’ e. eğer gidip o havayı solumasıydı kendini hep eksik hissedecekti. Aynı isteği bende duydum içimde orada olmalı ve destek vermeliydim ama evde bakımıma muhtaç iki küçük bebeğim(çalışan bir anneyim ancak haftasonları kimseye bırakamıyorum) var evde oturup kocamı yolcu ettim. Gece 12 idi eve geldiğinde yorgun, endişeli ve düşünceliydi. Zira taksimde partilerin ve bölücü terör örgütü yandaşlarının ve posterlerinin oldukça yoğun olduğunu direnişe gölge düşürdüklerini söyledi. bu kadar kalpten canımız pahasına desteklediğimiz bir direnişe kimsenin gölge düşürmeye hakkı yok. Ama maalesef siyasi rant peşinde olanların bu sağduyuyu göstereceklerini düşünmek hayal kurmaktan öteye gidemez. ancak bunlar oluyor diye de genç arkadaşlarımın ve samimice destek veren Türk halkının amaçlarından vazgeçmeleri, hiçbir şey yapmadam eli kolu bağlı oturmaları da beklenemez. Zira karşımızdaki muhattap oldukça dediğim dedik yaptırımlar ile ülke yönetmeye kalkıyor. Bu süreci yönetebilecek aklı başında istişaare kabiliyeti yüksek, vizyon sahibi insanlara ihtiyaç var. Umarım çıkar ve bu süreç bir an önce toparlanır ve somut adımlar atılır.

  20. “Olay şiddet kullanımına dönüşmeye başladığı zaman, sistemin oyununa geliyorsunuz demektir. Yerleşik düzen sizi kavgaya sokmak için kızdırmaya çalışacak, sakalınızı çekecek, yüzünüze fiske atacaktır. Çünkü, siz bir kere şiddete başvurduktan sonra sizinle nasıl baş edeceklerini bilirler. Nasıl baş edeceklerini bilmedikleri tek şey, şiddet dışı eylemler ve mizahtır.”(John Lennon)

  21. Selim’in annesi Gezi Parkı direnişi Reyhanlı’nın da sonucudur. Reyhanlı’yı unutma diye en çok gezidekilere haykırırken yetkililer Washington’daydı hatırlarsanız…Olay yerini doğru dürüst incelemeden çakılla dolduranlar gece yarısı cenazeleri teslim edenleri ana akım medyada okuyamadık. Ana akım medyanın duyarsızlığı sosyal medya sayesinde uluslararası yankı getirdiyse bu ancak daha fazla insanın gözünü kaybetmesinin önüne geçer umuduyla takip ediyoruz. İnsanların kafaları yarıldıysa, gözleri çıktıysa, kolları tomaların altında koptuysa, Ankara’ da kafasından vuruldıuysa kime vandal diyebilirz bi düşünmek lazım. Bu arada Ayşegül hanım yetkililern Hülya Avşar gibi evinin önündeki ağaçları kestirdiği için mahkemelik olmuş bir sanatçıyla görüşmesi ne kadar samimi ve uzlaşmacı değil mi?

  22. Pankartlar indirilmiş olabilir,ağaçlar yanmış olabilir,pasif direnişin simgesi kıyamet yerine dönmüş olabilir,binlerce insan yaralanmış,bazıları ölmüş olabilir.
    Ama bir daha hiç bir şey eskisi gibi olmayacak.En başta benim neslim,yani politikayla alakası olmayan 90’lılar anladı bunu.Benim sosyal fobisi olan bir arkadaşım bile eylemlere katıldı.
    Özgürlük için mücadele ettik ülkece,en başta Gezi’dekiler olmak üzere.Bu uğurda emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.Gaz yedik,bomba yedik,twitter’da yazdıklarımız yüzünden fişlendik,”marjinal,çapulcu” olarak adlandırıldık ama yılmadık.Artık herkes Erdoğan’ın diktatörlüğünün farkında en azından.

  23. Merhaba,
    Yazınızı ve yorumları okuduktan sonra bir çift söz yazmadan geçemedim. Umarım bu eylemlerin sebebini bir de benim gözümle anlatabilirim. Bu olaylar dediğiniz gibi üç-beş ağaç için değil. Elbette her ağaç ülkem için çok önemli. Ama burada sürekli anlatılan ama bir türlü anlaşılamayan bu direnişin bir günde oluşmadığı. İktidarın yaptığı her değişiklik sonrası haklı veya haksız tüm itirazlarda karşı çıkanların ağzına acı biber sürülmesi, azarlanması,bir kısım mihrap olmakla suçlanmak veya siz bilmezseniz biz biliriz edasıyla küçük görülmesinin sonuçlarıdır. Açıkcası kürtaj konuşmaları, sezeryan konusu, kaç çocuk yapacağım, çocuğum 5.5 yaşında okula başlamak zorunda bırakılması, Emek sineması, HES ler, nükleer enerji ve daha sayamadığım konularda kendimi kadın, anne ve insan olarak aşağılanmış hissettim. Bir çok insanında aynı hisleri paylaştığını biliyorum.Kimse kusura bakmasın, dışarıya şirin gözükeceğiz, millet ne der diye de herşeyi sineye atacak değiliz. Elbette şiddet içermeyecek şekilde sesler yükselecek. Şiddet içeren eylemleri zaten kimse desteklemiyor.

    Umarım güzel ülkemizde herkesin hassasiyetlerine saygı duyulan, demokratik, barışçı söylemler hakim olur. Kimse kimsenin ümüğünü sıkmaz, diş bilenmez. Farklı görüşlere rağmen birlikte saygı ve sevgi içinde yaşarız.

  24. Merhaba sessizlik bazen en yüksek sestir..sizi çok başından beri sevgiyle saygıyla takip. Ediyorum.normal doğumu destekleyen siz ama basbakan söyleyince kötü.açev yıllardır 7çok geç dedi başbakan 6 yaş dedi kötü .yeşilay içki kötülüklerin anası dedi ama başbakan alkole sınır koyalım gençler korunsun dedi kötü. Acaba özgürlük deyip hangi durumunuz önlendi.iş görüşmesine gittiğinizde namaz kılıyormusun hangi gazeteyi dergiyi okuyorsun sorusuna maruz kaldınız mı?dersten tenefüse çıkmak üzereyken eli kafasına değerek saçının açık olduğu anlayıp ağlayarak sıranızda oturdunuz mu.gittiğiniz yerde temizlikçi muamelesi gördünüz mü?size başka ülkeye gidin dendimi? Ama bunlarda geçti.zaman herşeyin ilacı. Bekleyin daha ne güzel günlerimiz olacak.sadece sabır sizler eğitimli akıllı insanlaraınız.aklın yolu birdir.yakarak yıkarak kendimize zarar veririz.başınızı gözününü ağrıttım kusura bakmayın saygı ve sevgiyle

    • Hayir, bu hissettikleriniz hic bir zaman gecmeyecek aslinda. Dini duygularimiz politikaya alet edildigi, zaaflarimiz uzerinden prim yapilmaya ve oy toplanmaya calisildigi muddetce siz bu tedirginliginizi, yasaminizin hic bir alaninda, uzerinizden atamayacaksiniz. Bakin, hala basortulu annelerimiz/kadinlarimiz herhangi bir karsit goruslu (!) direniste disariya cikmaktan korktuklarini soyluyorlar. Ne yani, su andaki hukumet basortusunun muhafizi mi ? Ya onlar giderde baskalari gelirse??? Benim cocugum da benim yasadiklarimi yasarsa korkusuyla hayatiniza devam etmeyi kabul ediyormusunuz? Bu mu cocuklarimiza layik gordugumuz ozgur ulke? Bu kendimizi kandirmak degil de nedir? Nasil ozgurlestik o zaman? Belli bir kesim (hangi gorusten olursa olsun) her zaman diken ustunde mi oturacak? Gercek demokrosilerde insanlar hukumet degisti, veya hukumetin politikalari elestirildi, protestolar yapildi diye korkuya kapilmazlar, cunku kisisel hak ve ozgurluklerimiz anayasayla guvence altina alinmistir, onlara kimse dokunamaz, insanlar bunun uzerinden birbirlerine olan sevgi ve saygilarini yitirmezler. Bunlar tartismaya acik degildir. Su anda, kadinlarimiz, hala basortusu takabilme gibi temel bir hak ve ozgurlugu ellerinden alinacak diye korkuyorsa, karsi gorusler ses cikarmaya basladigi anda kendilerini eve kapatiyorlarsa, Allah askina soyleyin, ne degisti? Bu mu alkisladiginiz veya desteklediginiz demokrasi? Bununla yetinmeyi kabul ediyormusunuz? Bunu mu cocuklarimiza layik goruyoruz? Eger oyleyse cok buyuk bir yanilgi icerisindesiniz, 10 sene oncesine gore kendinizi “su anda” daha ozgur hissetmeniz, temel haklarinizin guvence altina alindigi ve artik politika malzemesi haline gelmediginiz anlamina gelmiyor…. maalesef gelemiyor….

  25. Ya Arkadaşım sizin anlatımınızdan bile ne kadar durumun vehameti belli, elin ispanyolu amerikalısı aman bunlar biribirine girsinde bizde ekmeğimize yağ sürelim diye bekliyorlar, yazıktır ziyandır, aman içkiler bol bol içilsin, çocuğum iman nedir bilmesin diye, kendi vatan toprağının altındaki atalarımıza bu ihanet etmek niye? Kim ne düşünüyorsa ne istiyorsa demokratik yolla dile getirsin, isteyen istediğini giysin yada giymesin çıplak gezsin, ne isterse karaciğerini bozana kadar içsin ama ülkemizin üzerinde gezinen akbabalara jurnallik yapmanın hesabını yarın ahirette kim nasıl verir, kendi bilir, tabi inandığı bir ahiret varsa? Anlamadığım sanki kutsal bir yermiş gibi çoluk çocuğun orada ne işi var, helede böyle saygın ve bilinçli annelerin kıymetli yavrularının, blogunuzu devrime adamanız hiç anlaşılır değil, kusura bakmayın ama hele oraya çocuklarınız götürmeniz dehşet bencilce. Kalitenize bir sekte olarak görüyorum. Ümit ediyorumki yarınlar hepimiz için, sizler ve bizler için ama en önemlisi bu vatanı devraldığımız atalarımızın ruhlarının şad olması, onlara olan vefa borcumuzun hakkıyla ödenmesi için en doğru ve hayırlı olan olur. Saygılarımla…

  26. eminim şimdi çok mutlusunuzdur elif hanım…
    zira günlerdir kışkırtıcı twetleriniz amacına ulaştı yine herkes birbirine düşman kesildi
    şurda şöyle hadi burda bu bitti hadii sizi okuyan ülkede savaş var zanneder
    insanları nasıl körüklüyorsunuz
    özellikle de cahilleri…
    olayları nasıl çığrından çıkardınız nasıl sevimsizleştirdiniz
    siz ve sizin gibiler
    geziyi savunan biri olarak nefret ettim geziden de oradakilerden de
    şimdi köşenizden bu yazıyı okuyun ve kıs kıs gülün oh beee işte bu diyin
    http://haber.stargazete.com/guncel/basbakan-erdoganin-yerlerde-suruklediler-dedigi-anne-stara-konustu/haber-762093
    diyeceksiniz çünkü insanlar (tüm millet olarak) yapıcı olmaya çalıştıkca siz köstek oldunuz hep at gözlüğü ile baktınız hep tek taraflı gördünüz siz ve sizin gibileri
    her şeyi retwet yaparak önünü arkasını düşünmeden sallayarak
    sizin fikriniz özgürlüğünüz oldu da sizin gibi düşünmeyenin özgürlüğü nerede
    herkesi fişlediniz bu böyle dedi silin bu böyle dedi alışveriş yapmayın
    yıllardır milletin örnek olarak okuduğu bir anne blogırı olarak sizi kutluyorum bravo…. alkış…
    şimdide yapılan her adımı küçümseyin çünkü amacınız uzlaşmak değil yolmak…

    • Kesinlikle katılıyorum..!
      Ben de başörtülü bir anneyim, ve dışarda yürürken artık bana saldırırlar mı diye korkmaya başladım..
      Sağcıyı solcuya kırdırmaya başladılar tekrar, tam da huzur içinde açıkla kapalı birbirine gülümseyebilen bi ortam sağlanmışken.. Hiç ilerlemesin zaten bu ülke! Çekemiyolar ve sürekli karıştırıyorlar ülkemizi.. Lütfen lütfen lütfen açın gözlerinizi !!!

    • Nurgül Kurşunlu

      Havva Hanım,
      bence bu kadar peşin hükümlü olmayın nasıl ki sosyal medyada paylaşılan her video ve resme çok itibar etmemek gerekiyorsa bu röportaj veya olaya da biraz temkinli yaklaşmak gerekir. Zira ortada mobese görüntüleri var deniyor bunları görmek isterim mesela. Yıllardır türbanlı türbansız bir arada yaşıyoruz böyle bir saldırı ne duyuldu ne görüldü hele de 6 aylık bir bebek sözkonusu iken hiç bir vicdanın ne kadar kışkırtılırsa kışkırtılsın böyle bir olaya sebebiyet verebileceğini düşünmüyorum.

      • Bu olay olmasa başbakan dillendirmez, Abdülkadir Selvi adlı yazar bunu üstü kapalı yazmaz, bu bayan da röpörtaj vermezdi diye düşünüyorum. Ayrıca belediye başkanı kızı yargıya intikal etmiş kamera görüntüleri varmış sonunda yalan çıkmasını göze alacak kadar cahil olmadıklarını düşünüyorum. Çünkü artık hiç bir şey gizli saklı kalmıyor. Her yerde kamera var. Saldırı olayına gelince ben malesef çocukluğu İzmir’de geçmiş 20 yaşına kadar orda yaşamış biri (şu an 29 yaşındayım) olarak fiziksel şiddete uğramasam da sözlü şiddete çok uğradım. Konakta hatayda alsancakta yürürken otururken… İrana gidin seni fadime şahin bu ülkede size yer yok vs… hiç utanmadan yolda bağıranlar çok oldu.. Hiç unutmam alsancakta lise arkadaşlarımızla resim çekilmek istedik bir bayandan rica ettim makinamı uzattım sizin resminizi çekmem demişti. Yani bazı zavallıcıklarda bu baş örtüye düşmanlık çok var. Sözlü her şeyi utanmadan söyleyebiliyorlar bunu da çok rahat yaparlar beklerim.. Ellerinden gelse fazlasını da yaparlar.. Ama Allah fırsat vermesin inş.
        Geçen gün agora alışveriş merkezinde yine bir arkadaşıma seni başörtülü sizi atıcaz bu ülkeden diye yaşlıca bir teyze söylenmiş.Bu bildiklerimiz bilmediklerimiz neler var kim bilir. Yani bunlar olmayan şeyler değil. Ya da değildi.. Ne zamandır kardeş kardeş yaşadığımızı düzeldiğimizi düşünüyor hissediyorduk ama lakin bazılarının sindirimsizliği devam ediyormuş meğer içindeki öfke kin yine dışa vurdu e malum bazıları da bunun olması için elinden geleni ardına koymadı.. Sonuç yine kadınlar birbirine düşman adamlar birbirine düşman.. İki arkadaş farklı düşünüyor diye sohbet edemez oldu face de birbirini sildi komik trajedik olaylar… Kimsenin kimseye tahammülü kalmadı kimsenin doğruya tahammülü kalmadı..

        • Nurgül Kurşunlu

          Bu söyledikleriniz iki taraf içinde geçerli Havva Hanım aynı şekilde bende bir çok kez saçım açık olması nedeniyle bazı insanlar tarafından sözlü tacize uğradım hatta bir sarıklı amcanın bastonlu saldırısına uğradım ama inan bunları kaale almadım. Çünkü benim insana bakış açım ile bu insanların bakış açısı çok farklı… Her zümrede bu tür insanların olması herşeyi aşırılarda yaşamaları beni çok utandırıyor ve üzüyor. Bu tür şeyler ile kaşılaşmam hiç bir türbanlı arkadaşıma bakış açımı ya da dinime karşı yükümlülüklerimi etkilemedi etkileyemez. Münferit hiç bir olay topluma mal edilemez. ancak bir Başbakanın yönetim tarzı, uslubu tüm ülkeyi ve milleti etkiler. Bu nedenle dikkatli davranmakta yarar var kamu yararına hareket etmesi ve konuşması gereken kişi başbakandır. Ayrıca böyle bir olay yaşanmasa başbakan telafuz etmezdi işte şu yazar yazmazdı demekte yanlış olur bu ülkede kimler neler neler yaptı halkı kandırmak için… Şekilde çok dindar görünenler gerçekte ne haltlar yedi ya da vatan millet sakarya diyenler ne vatan hainliklerine düştü bu ülkede…

          • haklısınız her kesimde var malesef böyle sığ tipler.. Ama inanın başı örtülülerin hem yasaklarla hem insanlarla verdiği imtihanı kimse vermemiştir.. İnş. doğru değilse de doğru ise de bir an önce tüm gerçekçiliğiyle ortaya çıkar. Zaten bu kadar gündeme geldikten sonra tüm detayları ortalığa dökülmeli. Bence yapacaklardır da.. Yoksa çok zan altında kalırlar dilerim bunu tercih etmezler… Daha önce yine bu blogda konuştuk ne kadar içimiz ah etse de ellerimizi tutalım dedik ama bi yandan da hep milleti galeyana düşmanlığa ittiler.. Böyle olacağı belliydi. Dilerim herkes ama herkes doğru yolu bulur ve düzlüğe çıkarız.. Yoksa bizi yutmak için bekleyen çok …

    • “geziyi savunan biri olarak nefret ettim geziden de oradakilerden de” demişsiniz. Nefretle yoğrulmuş bir görüşü değiştirmeye gücüm var mı, bilmiyorum.

      Siz bu yazıyı yazdıktan sonra çok şeyler oldu. Bir kere, o olayla ilgili soru işaretleri bir türlü giderilmedi. Yalanlayanlar çıktı, “elimizde” denilen, “paylaşacağız” denilen kamera kayıtları her ne hikmetse paylaşılmadı. Düşündürücü…

      Daha önce de söyledim, başörtülü ya da başörtüsüz, benim için fark etmez. Her türlü insana yapılan şiddet benim için kabul edilemez. Ancak anladığım kadarıyla siz bu konuda bir ayrım yapıyor, “Gezi’ye gidenler (nefret ettikleriniz) ve başörtülüler” şeklinde bir gruplandırmaya gitmeyi tercih ediyorsunuz. Halbuki Gezi’ye giden/direnişi destekleyen başörtülüler de var. Bu tuzağa düşmeyin.

      “Kışkırtıcı, provokatör” sözlerinizi ise şiddetle reddediyor, dikkatinizi yorumunuzdaki nefret dolu ifadelere çekmek istiyorum.

      • Nefret ettim çünkü unutmaya çalıştığım baş örtü düşmanlığını tekrar pörtlettikleri için.. yine insanları ikiye ayırdıkları için.. eylem yapmayanları (onun görüşüdür, ona göre demek ki doğru, ona göre demek ki böyle uygun yerine) dışlama fişleme ve ötekileştirdikleri için…
        eyleme katılmayan başörtülülere bakın bakın bunlar başı örtülü ama bizim yanımızda diye bağırdıkları için.. sanki mevzu başı açık ya da örtülü gibi.. bizzat yaşadığım tencere tava çalarak yürüyenlerin arabama bunlar başörtülü bize katılmaz diye arabayı yumrukladığı için… evet belki kızdığım şeyi bende yapıyorum bir grubun yaptığını mal etmiş oluyorum ama bunun olması için ellerinden geleni yapıyorlar. evet her kesimde bunlara gölge düşürecekler çok.. bunlara kanmamalıyız ..
        bunları da biliyorum ama bu çevrecilikten çıktı akpliye başıörtülüye dönüştü dönüştürüldü.. bu kadar uzamasa çok şey kazanılacaktı ama oradakilerde herkes de provakötörlere yem oldu..
        niye başıörtülüye yapılan olay inandırıcı olmuyor.. başı açığa olsa da aynı tepkiyi verirdim.
        mevzu ötekileştirme ayrımcılık … şimdi de aynı tepkiyi veriyorum.
        gruplaşmayı ötekileştirmeyi çok net görüyorum. hemen bir kılıf niyee sizin gibi görünmüyor sizin gibi düşünmüyor diye..
        niye akp mitingine gidene para aldı erzak aldı yakıştırması yapılıyor. siz de bu söylemleri hep twetlediniz. ben orda değildim ama bir sürü dostum akrabam kendi imkanıyla tek kuruş almadan oradaydı.
        kimse kimsenin fikrine saygı duymuyor ne kadar her fikre açığım vs. dense de hepsi boş laf..
        herkes kendi gibi düşünmeyene kılıf arıyor kesin şundan yapmıştır bundan gitmiştir vs. vs…
        evet mutlusunuz kışkırttınız dedim çünkü iyi kötü her şeyi paylaştınız bi bakıyorum olumlu bişeyi de paylaşmışsınız ardından çok abuk bişeyi de … ne düşündüğünüzü anlamak mümkün değil..
        neyse ben burayı annelik çocuk doğum eğitim psikoloji kardeşlik… vs… ile ilgili bilgilerimi tazelemek pekiştirmek tekrar okumak öğrenmek için ziyaret ediyordum.. tabi ki her şeyi yazabilirsiniz tabi ki çocuk yetiştirirken her şey göz önüne alınarak eğitilmeli bilinçlendirilmeli herkesin yaptığı gibi… fakat bu ayrımcılıkla bu platformda işim olmadığını düşünüyorum.. size de başarılar diliyorum..

  27. esma hanım ve havva hanım yazdiklariniza katılıyorum.. verdiginiz linki okuduktan sonra 5 aylık bebek sahibi olarak otobüste olmama rağmen ağladım.. bu blogda bununla ilgili basortululerin haricinde tek bir kimsenin laf etmemesi de icimi çok acitti, annelerin toplandigi bu blogda kimse bu olayla ilgili bisey demiyo, hangi insan 6 aylık çocuğa bunu yapacak kadar merhametsiz olabilir, kadına yapilanlarla ilgili hiçbir şey diyemuyorum zaten.. elif hanım bu olayı nasıl gormezden gelebilirsiniz sizin samimiyetinize zerre kadar inanmiyorum artık, gezi parkı’na inancımızı yorgo lakapli can bey’in yazidindan sonra zaten yitirmistik..

    • Yorum yazan insanların başörtülü olup olmadıklarını nereden biliyorsunuz, anlayamadım?

      Bu arada Yorgo’nun Twitter hesabını takip ederseniz bu sürece hala nasıl destek verdiğini görebilirsiniz. O yazısı -ki haklı bir yazıydı- olayın tek bir yönüyle ilgili hayal kırıklığını dile getirmişti sadece.

  28. ayrica havva hanimin yorumunu okuyup da beğenmeyenlerin o bebeği nasıl gozardi etiklerini de anlayamadım doğrusu, gözardı edildiğini bu bilgiyi okuduktan sonra susmalarindan çıkarıyorum.. kurtuluş savasinda yabancilarin yaptığı şeyleri su an benim ülkemin insanları yapıyor.. yazık çok yazık..

    • Nurgül Kurşunlu

      Reyhan Hanım,

      Havva Hanımın yazısını kullandığı dil nedeniyle eleştirdiği noktalardan pek te farkı olmaması nedeniyle beğenemeyeceğim. Ancak eğer ortada böyle bir durum var ise böyle vahşice bir şey yaşanmış ise sorumlular mutlaka bulunup en ağır şekilde cezalandırılmalı bu durum hiç bir şey ile açıklanamaz aynen bu süreçte durumu saptırıp insanlara zarar verenler gibi. İnsanlar her neye inanıyor olursa olsun önce vicdan sahibi olmalı ve değil ki insana yeryüzündeki hiç bir canlıya zarar verilmemsi gerektiğini idrak edecek beyne ve kalbe sahip olmalı.

  29. bu olaya inanmiyor olabilirsiniz ama bu olayların bu raddeye gelecegini rn bsdindan düşünerek bu blogdaki anneleri akliselim davranmaya cagirmistim, çünkü daha olayların ilk başladığı günlerde, cumartesi günüydü, annemlerdeydim, annem kadikiy’de oturuyo, akşam eşim ben kucagimda 5 aylık kızımla gezmeye çıkmıştık ve o gün kadikoyde biri bana laf atar diye çok korktum, eve girerken akşam 8deki eylemlere katılmak yzere dışarı çıkan annemin üst komşusuyla karsilastim, normalde hiçbir husumetimiz olmamadina rağmen bana çok ters baktı, iyi aksamlar … abla dedim, iyi aksamlar dedi ve gitti, düşünün kucagimdaki bebeği sevmek aaa kızın da ne kadar büyümüş demek bir yana bana ters ters baktı.. o gün anneme ben yarın evime gideceğim istersen sen de bizle gel dedim, çünkü aynı gün başka bir komşusu diğer bir komşusunun evinde annemle konusmamis ki o gün ben derse gittiğim için kizimi yine anneme bırakmıştım, annem de komşuya kızımla beraber çıkmıştı, annemle konuşmayan o komşusu daha kızım doğmadan ona hediyeler almıştı buna rağmen annemin orada olduğu süre zarfinda kızımla ilgilrnmemis, annin kalkmasina yakın biraz sevmiş… bana bunu yapan komsumsa o bayana bunlar kesinlikle yapılmıştır ki zaten bu tarz olaylarin olacağı işin rengi değişmeye başladıktan sonra belliydi… olayın görüntüleri demissiniz kendini o kadinin yerine kıyan hiçbir insan bu görüntülerin yayilmasini istemez, öyle bir insan bu yaşananları sadece unutmaya çalışır…

    • Nurgül Kurşunlu

      Komşunuzun böyle davranması çok enteresan çünkü siz sanırım bu olaylardan sonra kapanmadınız uzun zamandır türbanlısınız daha önce sizinle bu kadar yakın olan bir insanın bu olaylar sonrasında size karşı olan algısının değişmesi çok ilginç gerçekten belki bir parça sizin algınızda da alınganlık olabilir. Yani o an başka bir sebeple sizinle uzun uzun merdivenlerle konuşmamış olabileceğini değil de direkt türbanlı olmanız sebebiyle sizinle konuşmadığını düşünmeniz bana bu ihtimali düşündürdü. İki tane evladım var onlar için herşeyi yaparım. Böyle bir olay yaşanmış olma ihtimali bile beni çok çok çok üzdü kalbim acıdı. Kendimi o annenin yerine koydum asla annenin afişe olmasını istemem ama mutlaka bu durumun kamuoyuna açıklanmasını isterim ya da olaylar netleşip failler cezalarını alınca konu hakkında kesin yargı içeren cümleler kurardım.

  30. merdivenlerde karşılaşmadık tam apartmanın girişinde karsilastik ayrıca uzun bir konuşma değil de kızımla ilgili bir iki kelam bekliyordum, derslerimden dolayı kizimi sıklıkla anneme bıraktığım için genelde apartmana girerken ya da çıkarken komşularla her karsilasisimda kizimi severler ve aaa ne kadar da büyümüş falan gibi cümleler kurarlar, zaten bilirsiniz türk toplumu olarak

    • Nurgül Kurşunlu

      Maalesef toplumun farklı düşünen kesimlerinde farklı tepkiler oluştu yıllardır ahbap olan aynı yerlerde oturmuş, okumuş, yaşamış insanlar birbirinin düşüncelerine tahammül edemez hale geldi. Sosyal medyada azıcık rengini belli edene karşıt görüştekiler ana baba küfrediyor. Her kesim için hoşgörü ve uzlaşı diliyorum. Herkes birbirinin yarasını sarmalı ve herkes birbirinin derdine en azından bir göz atabilme yüceliğini gösterebilmeli. Paldır Küldür ne diyor ya bu kapatın şunun çenesini gibi yaklaşımlar hiç bir şeyi çözmüyor, çözemez. Güçlü olan güçsüzü ezmemeli.

  31. olarak çocukları çok sevmemizden mutevellit tanımadığımız insanlar bile kucagimizda çocuk varken bize gulumserler, cocugumuzu sevmek usterler, aynısını biz de yaparız otobüse bindigimizde ya da herhangi bir yerde çocuğu olan bir bayanla karşılaştığımızda gulumseriz.. benimki alunganlik değildi kesinlikle, komsum basortulu olduğum için basbakana olan kızgınlığını bana yansıttı hepsi bu.. bu olaylar yaşanırken ısmail kilicarslan bir tweet atmisti” komsumla birbirimize ters ters baktigimiz o salak filmde rol almak ustemiyorum yine ” demişti, bence bu tweet turkiye’yi ve geldiğimiz noktayı çok güzel özetliyor.. başbakanı beğenirsiniz ya da begenmezsiniz oradi kimseyi ilgilendirmez ama bu hükümet geldikten sonra insanların birbirine bakişi olumlu anlamda cidfi bir şekilde değişti ve bazı insanlar bu olayları bahane ederek tekrar eski günlerimize donmemi istiyor, ama ben de ısmail kilicarslan gibi o salak filmde oynamayı kesinlikle istemiyorum, onceki rolumde de ters bakılan konumdaydim hiç kimseye ters bakmadım ki ısmail kilicarslan’in kastettigi de kendisine ters bakilmadi… amacım acilarimizi yaristirmak değil kesinlikle ama sizin verdiginiz örnekler çok nadiren karsiladilacak bur ornekken ben evkenmeden önce kadikoyde oturuken bu tür davranışlarla sıklıkla karsiladiyordum özellikle de moda ve bahariye ye gittiğim zamanlarda… ozetle lütfen anneler olarak artık gelinen noktanin farkına varalim…

  32. o konuda ben de sizinle aynı şeyi düşünüyorum… ben insanların haklarını aramalarıni gerektiğini düşünüyorum ancak bazı kötü niyetli insanların buradan yola çıkarak geldiğimiz bu noktayı bozmalarini istemiyorum…

  33. Şaşkınlıktan öleceğim! Elif’i kışkırtıcı, makul olmayan anne ve nice ifadelerle bölücü yapan anneler! Yuhhh diyorum size.. 3 köprüye Yavuz Selim adını Elif mi verdi! Reyhanlı’da olanları aydınlatmayan ve ABD’ de soluğu alan, Antakya’ da Alevi sünni ayrımına sebep olan Elif miydi? Yeşil alanları kendi çevresindeki inşaat firmalarının talanına açan da Elif’ di o zaman! Elif’in bu blogu neden bu kadar seviliyor ve okunuyor ben bu Gezi parkı direnişinden sonra daha iyi anladım. Çünkü o gerçek samimi duygularıyla çocuklarının geleceğine sahip çıkıyor! Ve sadece kendi çocukları için değil. Sahici duyguları, genel kültürü bu blogun bu kadar sahiplenilmesini sağlamış.Eylemci, çevreci kişiliği ortaya çıkınca neden rahatsız oluyorsunuz. Ayrıca o Park’ta başı türbanlı kadınlar da vardı. Anti kapitalist çevreci müslümanlar olarak tanımlıyorlar kendilerini. Polis salı günü ilk olarak orada oluşturulmuş mescide saldırdı! Anlamak istemeyebilirsiniz ama bu nasıl bir yargılamadır!

  34. Nurgül Kurşunlu

    Şimdi Reyhan hanım size burada bir kaç yorum yazdım güzel güzel konuşuyoruz sizi anlamaya anlattıklarınızı içtenlikle irdelemeye çalışıyorum ki yazdıklarımda ne suçlayıcı ne de kötü bir yorum yok. Ben sizin yazdıklarınızın hiç birini dislike etmedim ihtiyaç duymadım ama siz olumsuz oyluyorsunuz sanırım. Olsun ben ısrarla anlatmaya çalışıcam hissettiğiniz gibi bir çok kişi tarafından dışlanıp yargılanmıyorsunuz.

    Ayrıca halen sadece kendinizin bu tür şeyler yaşadığınızı düşünüp bunu da böyle düşündürmeye çalışıyorsunuz. Nasıl olur da herkesi kendinize düşman bizleri de gül bahçesinde yaşıyormuşuz gibi görüyorsunuz anlamıyorum. Böyle düşündüğünüzü bu cümlenizden çıkardım. (amacım acilarimizi yaristirmak değil kesinlikle ama sizin verdiginiz örnekler çok nadiren karsiladilacak bur ornekken ben evkenmeden önce kadikoyde oturuken bu tür davranışlarla sıklıkla karsiladiyordum özellikle de moda ve bahariye ye gittiğim zamanlarda…) Kadıköy’ de ve Moda’ da size bu yapılanları aynı şekilde Fatih’te de diğer kesim yaşıyor zira Tophane’ deki sanat galerisinin açılışında içki içiliyor dans ediliyor diye taşlanınışını dün gibi hatırlıyorum. Bu tarz semtler İstanbul’ da oldukça çok. Çeteleme yapmaya kalkılırsa kimse bu işten karlı çıkmaz. İnsanca yaşamanın tek yolu farklılıklara saygılı dimağlar yetiştirebilmek ve farklılıkları hazmedebilecek beyinler oluşturabilmekten geçiyor sanırım. Bence sorun düşüncelerde değil düşünceleri yaşayan insanların nerede nasıl davranacaklarını bilememesinde özüne bakarsan hiç kimsenin inandığı düşünce de sende farklı olana kötü davran gibi bir emirde yok ama neden bu şekilde yaşıyor insanlar düşüncelerini onu sorgulamak lazım.

  35. AKP gidince kılıçdaroğlu mu güzelce yönetecek bu ülkeyi? Gerçekten buna mı inanıyorsunuz ? Şu anda sizin kıyafetinize karışılmıyor.. Ama ben benim yaşadığım zulmü, başörtümle okuyamadığım Üniversite ortamını kızım yaşadın istemiyorum.. Siz Elif hanım, bunu bize reva görebiliyor musunuz cidden??

    • Hayır, elbette görmüyorum, bunu ifade etmiştim zaten: http://blogcuanne.com/2013/06/04/neredeydim/

      Kaldı ki, bu direnişin temel çıkış noktası AKP’nin gitmesi değil, başbakanın ve hükümetin halkın tüm kesimlerine eşit mesafeli durmasını hatırlatmaktı. Kılıçdaroğlu’nu destekleyen ya da öneren tek bir söz söylemedim.

  36. nurgül hanım öncelikle yazılarınızı oylamadigimi belirtmek istiyorum şu an on gün sonra yapılacak olan doktora yeterlilik sınavima çalışıyorum, aslında şu an buraya yazı dahi yazmayip dersime çalışmam gerekirken birbirimizi anlayabildigimizi düşünerek sizinle konysurken bulmustum kendimi, yani değil oylama yapmaya yorum yazmaya bile vaktim yok, ancak samimiyetinize inanıp yazmıştım.. amacım acilarimizi yaristirmak değil derken de hepimizin bir şekilde birseylere maruz kaldığını vurgulamak istemiştim.. neye kizdiginizi anlayamadım doğrusu, ben gecmise dönmek istemiyorum dedim sadece, en başında sizinle samimi olarak konustugumuzu düşünmüştüm ama birdenbire degistirdiginiz uslubunuz beni sasirtti doğrusu..

  37. Başörtüsünden dolayı okuyamayanlar başörtülerini çıkartarak okuyup bir direnişte bulunmuşlar bu feragatları sonucunda şu andaki politik gücü kazanmışlardır.Yıllarca kendinden taviz verilerek ”kalemle/ilimle” yapılan bu direniş sonunda meyvesini vermiştir. Din hürriyeti kısmen de olsa özgürlüğüne kavuşmuştur.

    Kürt halkı kendisine ikinci sınıf davranılması üzerine tasvip etmediğim ”silahlı” bir direniş göstermiştir. Yıllarca kaybolan onca candan sonra bugünkü özgürlüklerine kısmen kavuşmuşlardır.

    Görüyoruz ki özgürlük öyle ”gaz yiyip, devrim market yapıp, şenlik havasında” gelmiyor ülkemde. Bu nedenle bu kadar az feragattan büyük bir özgürlük beklemek bu ülke şartları için yetersiz. Ülke halkının çoğu kesimi de canından/gururundan/dininden vazgeçerek özgürlük kazandığı için meydanlardaki bu kitlenin özgürlük talebini ”az iş çok laf” olarak değerlendiriyor.

  38. Ya yine geldik başörtü meselesine, yuhh ya. Olay doğrumudur değilmidir şüphe içindeyiz ne ilginç. Ama olduysa yapanlar kimse en ağır şekilde cezalandırılsın, aklım almıyor böyle bir olay 6 aylık bebeğiyle bir anneye nasıl yapılabilir, yapanlara insan denmez zaten. Ama başbakan bu olaya gösterdiği hassasiyeti eli çivili sopalı polislere, sabahın köründe saldırıya geçen polislere, kaskını kapatan polislere ve daha bir çok şeye gösteremediği için tamda buna karşı direniyor insanlar. Suçsuz yere ölen gencecik çocuklar, gözünden olanlar, yaralananlar bu başörtülü gelin kadar değerli olmadığı için direniyor insanlar. Nezaman bu zihniyet biterse, değişirse daha güzel bir ülkede yaşayabiliriz. Bu iki taraf içinde geçerli, bu olaylarla ilgili paylaşımların yorumlarını okudukça dehşete düşüyorum ve umudumu yitiriyorum. Ben üniversitede kapalı arkadaşlarımız derslere alınmadığı için onlarla direndim, yeri geldi derslere girmedim. Gerçekten çok saçmaydı. Kesinlikle bu başörtüsü meselesi artık bitmeli, heryerde serbest olmalı ve niye hala çözülemedi anlayabilmiş değilim. En ufak bir itirazda bu gündeme getiriliyor ve kadınlar yine erkekler tarafından kullanılıyor. Ben ilk iktidara geldiklerinde iyi imanlı insanlar umarım ülkemiz için hayırlı olur diye düşünen bir safmışım. Açgözlülüğün, rantın, yalanın, hırsızlığın, satışın dik alası bunlardaymış. Gerçekten anlamıyorum öbür dünya inancı olan biri nasıl bukadar kul hakkı yer. Sıkıştılarmıda al sana başörtüsü, heryaptıklarını örtmeye yetiyor. İşcinin emekcinin hakkı sürekli gasp ediliyor. İşine gelmeyen kesimin ümüğü sıkılıyor, eğitimli kesim sürekli hedef gösterilip değersizleştiriliyor. Ay okadar doluyumki artık fenalık geldi bana, zeytin yağ gibi suyun üstüne çıkmalarından, halkı kandırmalarından, işin kötüsü muhalefet yapanda yok. Hukuk dersen yerinde yeller esiyor. Ooff offf neyse gezi parkı direnişi gerçek anlamda özünden sapmadan illegal örgütlerin kötü emellerine alet olmadan umarım PARK olarak kalmayı başararak sonlanır.

    • Incir'in Annesi

      O magdur edebiyatini yapmak icin 10 yildir tek basina iktidarda olan, gerim gerim halkin %50’sinin oyunu aldigiyla ovunen hukumet basortusuyle ilgili gerekli duzenlemeyi yapmiyor. Basortusu takan kadinlarin siyasete malzeme yapilmamasi icin, ozgurce okuyabilmeleri ve calisabilmeleri icin gereken duzenlemeyi bu hukumet yapamayacaksa baska kim yapabilirdi? Ancak yapmadilar, bundan nemalanmaya devam ettikleri surece de yapmazlar. Basortusu takan kadinlarin seslerini cikarmalari bu iktidarin sozde koruyuculugunda olmazsa baska ne zaman mumkun olacak? Tek basina her turlu karari alabilecegini ekranlarda, meydanlarda bangir bangir duyuran “ben boyle dedim, o kisla AVM oraya yapilacak, o icki icilmeyecek, o tiyatro kapanacak, o kopru yapilacak” diyen basbakan bu konuyu mu cozemiyor? Birakin allasen.
      6 aylik bebegiyle sokakta siddete ugramis her kadin icin uzulurum. Bu sozkonuu olan kadin icin de cok uzuldum, tuylerim diken diken oldu. Bebek aranasi parcalanmis diye okudum o yavruya annesi dayak yerken kimler el surdu, neler oldu. Bunlar cok urkutucu seyler. Ancak gogsunu yanindaki karisini korumaya siper etmis bir adamin tazyikli suyla yere savrularak kafasini carptigi goruntuler de tuylerimi diken diken ediyor. Parka yayilarak kitap okuyanlarin aniden baskinlarla cadiralarinin yakilip, cigerlerinin gazla dolmasi hali de tuylerimi diken diken ediyor. Sokakta bir polisin bir vatandasi oylece durdurup nereye gittigini sorgulamasi, adliyeye girip hepimizin guvencesi avukatlari apar topar gozlatina almasi da tuylerimi diken diken ediyor.

      Son olarak, asil tuylerimi diken diken eden sey hukuktan bahsettigimiz guzel ulkemizde hukukun gozardi edilerek sapla samanin karistirilmasi, gerceklerin rahatlikla hem de bir Basbakan tarafindan saptirilmasi ve bizzat onun eliyle siddetin televizyonlardan hepimizin evlerine, vucutlarimiza sirayet etmesi. Bir Basbakan’in ona oy versin veya vermesin vatandasini tehdit etmeye hakki yoktur.

    • sahiden olay neden başörtüsüne geldi ki? neden kullandırıyorsunuz kendinizi hanımlar, neden? başörtüsünü kullanıp da başımıza geçmiş bir adam var karşımızda, yukardaki arkadaşın söylediği gibi hala gerekli düzenlemeleri yapmadı yasada. tamam öğrenciler derslere girebiliyor örtüyle fakat kamu kurumlarıyla ilgili herhangi bir düzenleme söz konusu değil ve siz hala bu konuda ilgili kişinin yanında yer alabiliyorsunuz. anlamıyor musunuz, bu adam başörtüsünü kullanıyor kendi emelleri uğruna. halktan başka mağdur olan yok. yapmayın, etmeyin, ısıtıp ısıtıp öne sürmeyin bu mevzuyu. geçmişte kötü şeyler yaşandı ama siz bu konuyu böyle sıcak tuttukça kimse unutmayacak ve hep birileri bundan nemalanmaya çalışacak.

  39. Kutuplasma var, bakin bilmem kac milyon zarar var diyenlere sormak istiyorum. Bunun asil sorumlusu kim? Dis basin neden bu kadar ilgi gosteriyor, Reyhanli icin bile tepki vermedi diyen arkadasima soruyorum Reyhanli’nin sorumlusu kim? Bu olaylarin bu noktaya gelmesinin sorumlusu kim, dis basin mi yoksa Suriye halkini kendi halkindan daha fazla onemseyen soylem mi? Peki basortilu arkadasim sen neden korkuyorsun? Aradaki bu acik-kapali ayriminiI bu kadar siyasete alet edip derinlestiren gezi parki eylemcileri mi? Sorular sorum cevaplarini verirken lutfen daha genis bakalim. insan cani ve ozgurlugu $’dan daha mi degersiz?

  40. Ey Türk Gençliği!

    Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.

    Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, İstiklâl ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.

    Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!

  41. Sürekli bilgisayar başında değilim. “Sessizliğimin” arkasında başka bir anlam aramaya gerek yok.

    Başörtülü ya da değil, kadın ya da değil, insana yapılan her türlü şiddeti kınıyorum. 4 insan ölüp, 5 binden fazla insan yaralandığında sesini çıkarmayıp, mağdur olan başörtülü bir kadın olduğunda ortaya dökülenler kendi vicdanlarıyla hesaplaşsın.

    Benim ne olduğum, ne istediğim, ne dediğim ortada. Katılan olur, katılmayan olur. Fikrini seviyeli bir şekilde ortaya koyan herkese yer var burada. Olayı çoluğuma çocuğuma laf etmeye vardıranları, insafsızça yakıştırmalar yapanları, iftira atanları, tehdit edenleri daha fazla uyarı ya da açıklama yapmadan blokluyorum.

  42. Sevgili Elif,
    anne-çocuk ilişkisini sadece yemek yedirmekten ve hangi okula gideceğini araştırmaktan öte görmeyen zihniyetlerden bugünkü hareketin çocuklarımızın geleceği adına olduğunu anlamalarını beklemeyin.
    Metroda “öpüşmeyin” çağrısı yapmanın bir adım sonrası metroda öpüşen gençleri bir kısım dar zihniyetli insanlara linç ettirmektir. “Alkol alan ayyaştır” demek alkol alanları almayanlara kırdırmak demektir. Halkı doğum kontrolü konusunda eğitmek yerine “Kürtaj yaptırmayın 5 çocuk doğurun bakınız Hindistan öyle yapıyor” demek Eğitimsiz, yoksul ve hükümetin dağıttığı yardımlara muhtaç koyun sürüsüne, çoban olmayı talep etmektir. Basına sansür koymak, gerçekleri halktan gizlemek, kendileri gibi olmayan nice aydın gazeteci, profesör insanları cezaevlerine tıkmak, onları savunan avukatları adliye koridorlarında sürüklemek, hukuka aykırı yargılamalar yapmak, hatta yargısız infaz etmek, eğitimde reform adıyla çocuklarımızın geleceğiyle oynamak, dini siyasete alet etmek, Allah ile kul arasına girmek,… İşte tüm bu biriktirdiklerimiz 3-5 ağaç sayesinde patlamıştır. Mesele çevrecilik değildir. Mesele Cumhuriyetimizdir! Özgürlük sadece başörtüsü takabilmek ya da sadece alkol alabilmek değildir. Bugün Cumhuriyetimiz tehdit altındadır. Ve iş başa düşmüştür. Gereği yapılmalıdır, aksi taktirde çok geç olacaktır. Bu direnişe hayır diyenlerin ise dürüst olup, çeşitli bahanelerin arkasına sığınmadan yasakları onayladıklarını ve demokrasiden haz etmediklerini beyan etmeleri gerekir diye düşünüyorum.
    Sizin duruşunuzu bir anne olarak sonuna kadar destekliyor, aynı duruşu ben de gururla sergiliyorum. Çocuklarım büyüdüğünde “Anne insanlar demokrasi için, özgürlükleri için ayaklanmışken sen o sırada neredeydin” demelerini istemiyorum. Çocuklarıma neler olduğunu anlatıyor ve tarihe tanıklık etmelerini sağlıyorum ki büyüdüklerinde inandıkları değerlere sahip çıkmak için mücadele etmeyi öğrensinler. Demokrasi kitaplardaki tanımıyla kalmasın yüreklerine işlesin.
    Bu ülke hepimizin! Bugün ben yürüyorsam özgürlüklerim elimden alındığı içindir. Senin özgürlüklerin kısıtlandığında ve sen yürüdüğünde kimse beni evimde zorla tutmak zorunda kalmayacak. Ben seninle birlikte yürümesem de senin yürüyüşünü ve ifade özgürlüğünü savunacağım. PEKİ SEN ŞİMDİ NEYİ SAVUNUYORSUN?
    Bu ülke hepimizin! Aksini iddia edenler için söylüyorum “GELDİKLERİ GİBİ GİDERLER!”
    Sevgili Elif,
    çocukların eğitimi, yemesi-içmesi v.s için “panter” kesilip gelecekleri ve hürriyetleri söz konusu olduğunda “koyun” olsaydınız sizin anneliğinizden şüphe ederdim.(Bunu demokrasiye inanan anneler için söylüyorum, diğerleri üzerine alınmasın)
    Gelen tepkilere hassasiyetiniz ve üzüntünüzü anlıyor ama herşeye hakettiği kadar değer verilmesi gerektiğini sonuna kadar savunuyorum.

    • Demokrasiye inanan bir anne olarak inanmayanları – savunmayanları ”koyun” olarak adlandırmanız demokrasi anlayışınızın söylemde kaldığını gösterir.

  43. bende baş örtülüyüm ve öğretmenim yani işim gereği açık çalışıyorum, evet başörtüsü konusu bu ülkede fazla uzadı özgür olmalı yani bende başörtümle işimi yapabilmeliyim ama mümkün olmuyor ,
    şimdi elif hanm asla hakkınız da olumsuz birşey düşünmüyorum düşüncelerinize saygı duyuyorum ama bence birz daha ılımlı olabilridiniz sizde bu olaylar da galeyana gelmiş gibisiniz evet yönetimin yaptığı yanlış şeyler var ama bence orada gezide bulunanların yapmış olduğu yanlışlar da var. siz diyorsunuz ya bana göre örtülü örtüsüz aynı peki ya gezide yanında bulunduğunuz şahıslar için aynı mı? ben o gbi insanlara hiçç birşey yapmama rağmen sanki beni öldürecekmiş gibi bakıyorlar ankarada çankayada oturuyoruz ve o tarz insan ların sırf bu tarz tutumlarından dolayı biz 2 haftadan fazladır 9 aylık olan oğlumla dışarı çıkamıyoruz yani bilmiyorum bir an önce sular durulsa huzurlu zamanlarımıza geri dönsek iyi olur rte yi istemiyor olabillrsinz(kendimde ona oy vermedim ama bazı politikalarını destekliyorum) ozaman sandıkta bunuu gösterin öyle vurarak kırarak bu işler olmaz demokrasi de bu değilmidir zaten?

    • Bu süreç boyunca orada kendimden başka kimseye kefil olmadım. Elbette süreci çarpıtmaya, bundan nemalanmaya çalışan gruplar vardı. Şiddet kullanan, ortalığı kırıp döken kimseyi desteklemedim, onaylamadım.

  44. Elif Hanim sizi vicdaninizla bas basa birakiyorum ve inanirsiniz inanamazssiniz ama sizi Allah a havale ediyorum.

  45. sitenizle tanışalı birkaç ay oldu.Hemen hemen her gün bakıyorum ne yazmışsınız diye.Keyifle okuyorum sizi.Halbuki ilk gün arşinizi incelerken ‘farklı dünyaların insanı’ olduğumuzu anlamıştım.Ama bu yazdıklarınızı beğenmeme ve sizi sevmeme engel değildi benim için.Bugünse son 2 haftadır yazdıklarınıza tekrar bakıyorum içim acıyor.Evimde televizyonum yok olayları gazetelerden ve internetten takip ediyorum.Başlangıçta haklı olan bir eylemin buün nasıl çığırından çıktığını bazen gözyaşları içinde izliyorum.Oradaki insnların siz de dahil bilinçli yada bilinçsiz büyük bir oyunu içinde olduğunu düşünüyorum.Orada yaşadıklarınızı anlatıyorsunuz iyi güzel bir de diğer taraftan bakmayı dener misiniz?Yerden yere vurduğunuz polis hangi şartlar altında çalışıyor acaba.Abim de polis olduğu için biliyorum orada 40 saat uykusuz görev yapan polisler var.Bir de neye şaşırıyorum biliyor musunuz hiç yakılıp yıkılan araçlardan dükkanlardan atm lerden bahsetmiyorsunuz.Nebileym bunları yapan insanların sizlerle alakası olmadığını sizin de bu davranışları tasvip etmediğinizi felan okumak isterdim.Dedim ya içim acıyor.Hurdaya dönmüş belediye otobüsleri, taşlanmış camlar,sprey boyalarla yazılmış tarihi binalar hele Dolmabahçede çöplüğe dönen camiyi görünce ben sinirden ölüyorum.Revir olarak kullanılmış tamam aceleleri vardı ayakkabılarıyla girdiler ona da tamam ama Allahın evi dediğimizde camide bira şişelerinin işi ne???Bu süreçte beni en çok yaralayan tablolardan biriydi.Bir de Taksime girmeye çalışan ambulansa içinde polis var diye taş atan gençler.İçerideki hemşire anons yapıyor: polis yok arkadaşlarınıza yardıma gidiyoruz lütfen yol açın.Nedir bu polis düşmanlığı?Kİm ki polis bizim evladımız değil mi?Bazen biber gazı müstehak size(taş atanlara) demekten kendimi alamıyorum.Taş attığın araç kimin kimin parasıyla alınıyor? Devletimize verdikleri zararın farkında mı bu gençler?Gerçekten siz ne hissediyorsunuz o görüntüler karşısında.Devlet başka şey hükümet başka.Hükümeti beğnmeyebilirsiniz seçim vakti çoğunluk istiyorsa değiştirir.Sadece seçimle mi hayır başka protestolar da yapılabilir.Ama özgürlük hak huku deyip kimse benim hakkıma giremez.Günlerdir tencere tava çalanların annelerinin de migreni o gürültüyle azsaydı yada yeni uyumuş bebekleri korkuyla sıçrayıp uyansaydı yine de yaparlar mıydı acaba?6 aylık bebeğiyle meydan dayağı yiyen anne ve bu yüzden sütten kesilen o masumdan bahsetmek bile istemiyorum.Kısaca Elif Hanım işler kötüye gidiyor ve maselef orada o eylemi yapanlar isteyerek veya istemeyerk bilerek veya bilmeyerek işlerin kötüye gitmesini isteyenlerin ekmeğine yağ sürüyorsunuz.Yayınlamanız için değil sadece sizinle paylaşmak için yazdım.Başta da dedim ya farklı dünyaların insanları olduğumuzu biliyordum ama bu sizi sevmeme engel değildi.Tek dileğim etrafı yakıp yıkan,esnafı zarar uğratan, tarihi dokuya zarar verenleri polisi ve hükümeti kınadığınız gibi kınayan bir yazı yazmanız sevgiyle kalın

  46. elif hanım mağdur olan basortulu bir kadın değil sadece 6 aylık bir BEBEK…

    • Elif hanimin pek de umurunda degil bu mesele maalesef 🙁 kendisinin objektif olduguna ve samimi olduguna inanmiyorum.

  47. Bu eylemleri en çok desteklemesi gerekenlerin en çok haksızlığa uğramış başörtülü kadınlar, Kürtler, Aleviler ve azınlık gruplar olmalıydı diye düşünüyorum. Ama maalesef görünen bazılarında o ki “Biz neler çektik, biraz da siz çekin bakalım, yiyin biber gazlarını, sopaları” zihniyeti hakim olmuş. Her grup/farklı düşünce gücü elime alırsam kalanların vay haline diye bilenirse bu ülke de kardeşce yaşamak hayal olur. Şiddet olmaksızın insanların düşüncelerini haykırmaları/protesto etmelerinin ne si kötü, kim hangi gerekçe ile buna karşı çıkıyor ANLAYAMIYORUM. Bir özür dilemek, geri adım atmak bu kadar mı zor güç sahipleri için ? Şimdi daha mı iyi gözüküyoruz dışarıya ? Bu neyin taraftarlığıdır ? Hep bizim parti doğru düşünür, ne yaparsa yapsın haklıdır, sesini çıkarana da haddini bildiririz denmesini savunuyorsunuz ? O zaman tebrik ederim siz kazandınız ama Türkiye kaybetmiştir.

    • Hay klavyenize sağlık 🙂 Sanki eylemlere sırf bu yüzden katılmıyorlarmış gibi ‘Biz zamanında ne kadar haksızlığa uğramıştık efendim, o zaman nerelerdeydiniz?’ diyenler bu yorumları Gezi’den ya da eylem olan herhangi bir yerden değil de evlerinden/işyerlerinden yazıyorlarsa, bu soruyu sormaya da hakları yoktur.

  48. Evet bu Rasim Ozan Kütahyalı ve Nagehan Alçı çiftinin durumu çok vahim.

  49. hanimlar

    gelin hep beraber sesimizi duyuralim. mesela gezi parkindaki protestolari en basinda destekliyordum diyorsunuz, peki o zaman basi acik, basi ortulu, kafasi net, kafasi karisik herkes bu surec boyunca kisisel olarak ne tur bir zarar gorduk bir mektupla kendi bloklarimizdan duyuralim. ama gordugumuzu soyledigimiz zarar kesinlikle birebir deneyimli olmali! cunku biz sivil ve normal insanlar, parti baskanlarinin ve medya kuruluslarinin kiskirticiligi arasinda kaliyoruz. senaryolara bakar misiniz? yapmayin lutfen! ha CNN niye bu kadar ilgi gosterdi buna da degineyim; ortadoguda baskici islam rejimine karsi her seyin haber degeri cok yuksektir. peki bu protestolar bunun icin miydi? HAYIR! anadoluda 1000 senedir islam zaten mevcut. bu protestolar Baskici yonetime karsiydi. Basbakan dedi ki; camide icki icildi ( ispatlandi mi- HAYIR), yigit bulut dedi ki; elimde belge var bunlar ulkeyi bolecek (ispatlandi mi- HAYIR); basortulu bir kadina saldirildi denildi (ispatlandi mi- HAYIR). iste bunlar malesef halkin bir kesiminin bu olanlara baska acidan yaklasmasina ve susmasina olanak sagladi. yani disaridan bolunmus ve taraf olmus bir halk goruntusu ortaya cikti. (sebebi demokratik bir basbakan mi? yoksa habire sopa, habire gaz diyen bir zihniyet mi?) obur taraftan gectigimiz bir kac yildir basortulu ve HES protestosunu yapan herkese saldiran bir polis var (eee onlara kim saldirmis?). hatirlarsaniz basortulu bir lise ogrencisini hes e karsi ciktigi icin tutuklayip sonra da padisah misali affeden yine bu devlet. simdi duydugunuz zararlarin kac tanesinin goruntusu mevcut veya resmi kaniti? peki bu gosterilerdeki siddetin? son olarak kimse pkk bayragi acildi ondan sonra sogudum muhabbetine girmesin, bu ulkede bu bayraklari acmak hatirlarsaniz nevruz dan beri neredeyse serbest. ve de hatirlarsaniz gezi parki direniscileri bolca fotograflarla su soruyu sordu; normal halk turk bayragi elinde sopa yiyor, pkk bayragi olana dokunulmuyor. neden? bu mudur sizin samimmiyet anlayisiniz. iste cevrecilerin karsi ciktigi da su zaten. apartmanlara tikilan (modern hapis) halki sadece tv ekranindan ve internetten korkuta korkuta taraflastirip birbirine uzaklastiriyorlar. (goruntu bile olmaksizin sadece suclayarak) ben artik ekranima dusen herseyi emin olmadan paylasmiyorum, yoksa bu kiskirticiliga girer. sizden de ricam, duyduklariniza degil, gorduklerinize inanin! hatta sizi basortunuz yuzunden asagilayanlari da ifsa edin onlari da utandiralim.