3 Yorum

Tarihe not: Oyunun kuralı

Son zamanlarda çok gerginiz. Maaile. Özellikle Deniz. Öfke patlamaları yaşıyor. Nasıl yaşamasın? Üç haftadır doğru dürüst göremedik çocukları. Görmeyi bırak, birçok şeye şahit oldu. Saklayamadık, bir noktadan sonra da saklamadık bazı şeyleri. “Anne, sen o maskeyi niye alıyosun ben biliyorum, biber gazı için…” diyecek kadar biliyordu olayları, ben kalkıp “polis bize biber gazı sıkıyor” demesem de…

Bu haftanın başından beri hasar kontrolü yapmaya çalışıyoruz. Ben evdeyim, mümkün olduğunca onlarla ilgilenmeye çalışıyorum. Ama yine de aklım, gözüm internette. Elim telefonda… Normale hala dönemedik.

Bu yetmezmiş gibi sitede inşaat başladı. Yani gerçekten bunun için ayrı bir direniş başlatmak lazım — adamlar bekleyip bekleyip henüz 7 senelik sitenin boya badanasını Haziran ayında yapmaya karar verdiler. Ortalık inşaattan, paslı çividen geçilmiyor. #DirenSite.

Dün akşam Deniz yine bir öfke nöbeti ve ağlama seansı sonrasında uyumak üzereyken sarıldık, öpüştük falan… “Sana yeterince vakit ayırıyor muyum Deniz’cim?” diye sordum. “Yani… Ben senle bi sürü şey yapmak istiyorum” dedi. “Oyun oynamak, puzzle yapmak, lego yapmak…” deyince “Tamam o zaman, yarın yapalım” dedim.

Bugün yine bir hayhuyla geçti. Derin’in de inadı inanılmaz tavan yaptı, çok zorluyor hepimizi. Yok parka gittik, yok yürüyüş yaptık derken eve geldik. Yemek öncesi, babaları gelmeden önce biraz oynayalım dedik. Elefun diye bir oyun var, fil şeklinde… İçinde vantilatör var, çalıştırınca yukarı doğru uzayan hortumdan minik kelebekler çıkıyor, oyuncular da onları fileyle yakalamaya çalışıyor. Küçük yaşta bir oyuncu için çok da kolay değil yakalaması, bugüne kadar Deniz hep yere düşenleri toplayıp filenin içine atardı, ben de ona oyunun kuralının o olmadığını söylerdim. Yine de bildiği gibi yapar, en çok kelebeği o “yakalamış” -filenin içine yerden de olsa toplamış- olduğu için “ben kazandım” derdi.

Bu oyunu oynamayalı birkaç ay olmuştur, daha fazla değil. Deniz getirdi, hepimiz -ben, Deniz, Derin- birer file aldık. Fili çalıştırdık, kelebekler uçuşmaya başladı… Bir de ne göreyim? Deniz, elinde file, kelebekleri yakalamaya çalışıyor… Ve yakalıyor. Daha birkaç ay öncesine kadar yerden toplarken bu sefer oyunu “kuralıyla” oynuyor, cidden yakalamaya çalışıyor.

Tabii bu sefer de Derin kelebekleri yerden tek tek topluyor.

Tarih, tekerrür, falan filan…

Elefun

3 yorum

  1. Incir'in Annesi

    Bu kadar hizla buyumeleri korkutucu:) Ben de gecen gun isten eve gelince kizimin hareketlerinin nasil da bebeklikten iyice ciktigini farkedip mutlulukla, huzun arasinda bir yolculuk yapiverdim.

  2. öfke krizleri ağlamalar geçecek belki ama olanlar asla unutulmayacak malesef…12 eylül darbesi olduğunda 5 yaşındaydım. Ankara’daydık.sokaktan tankların geçtiğini,babamın annemin ağlayarak henüz okuyamadığım kitapları banyo kazanında yaktığını ,aralarında Ahmeti de almışlar ,Mehmet de 2 gündür eve gitmemiş konuşmalarını hiç unutmadım.eminim Deniz ile Derin de unutmayacaklar…malesef:( .

  3. “Ben de ona oyunun kuralının bu olmadığını söylerdim…” demişsiniz. Kilit cümle bu bence. Aferin oğluma ne güzel kazandı da diyebilirdiniz.
    Uzmanlar çocuklarınızla oynarken onların da kazanmalarına izin verin diyorlar. Tabi ki kazanacaklar ama önce nasıl oynanacağını öğrenerek. Sanırım bunu da küçük yaşlarda öğrenmeye başlamaları; kazanmak kadar kaybetmek de olduğunu, kaybetmeyi olgunlukla karşılamanın bir erdem olduğunu anlamaları ve en önemlisi adalet duygusunu içlerine yerleştirebilmeleri için çok önemli.