7 Yorum

Deniz M’in Gebelik Günlüğü,

Perşembe gebesi Deniz İstanbul’dan bildirmeye devam ediyor. 

Deniz M’in Günlüğü’nü buradan takip edebilirsiniz.

***

Araya onca zaman ve onca olay girince nerden başlasam nasıl anlatsam bilemedim ama bir ucundan özetlemek gerek artık geçen neredeyse koca bir ayı.

DenizGeziParki_June2012

En son fani dertlere gark olmuştum “nasıl yetişecek bu bebi alışverişi, nerden almalı şekeri, hangi mobilya, hangi yatak” derken bir de baktım memlekette yer yerinden oynadı. Tabii ki sevgilim başımda zebellah gibi bekçilik edip beni parka sokağa salmadı, ama sonraları olayların yatıştığı, herşeyin bir karnavala dönüştüğü o sayılı günlerde beraber elele gidip tarihe tanıklık ettik. Hatta bebi poz verdi bilumum gazetecilere “potansiyel çapulcu” olarak ve de uzatılan her mikrofona ilettim ben de “Güneş’li günlerin yakın olduğunu, umudun içimde büyümekte olduğunu, bu ülkeye ve insanlarına olan sevgimin ve inancımın bir kez daha pekiştiğini”. Her ne olursa olsun… İnanıyorum, güzel günler bizim olacak…İnşallah…Amin.

Tabii bunca şey olurken ve çoğu insan gibi TV, facebook ve twitter’dan kafayı kaldıramazken ne günlük tuttum bebiyle ilgili, ne tek bir kare fotosunu çektim göbeğimin, ne de yoga yaptım akıllı uslu bir hamile gibi. Saldım gitti özetle. Tembellik diz boyu… Ama bu arada nasıl olduysa bebinin mobilyalarını aldık, evi boyattık, temel ihtiyaçlarını tamamladık ve de doğum yapacağım hastaneye karar verdik bile. Dilerim kızım akıllı uslu vaktinin dolmasını bekler ama biz yine de n’olur n’olur diyerek (henüz bir çanta hazırlamamış olsam da) ilk günlerin hazırlığını tamamladık. Bi ara da yıkanırsa cicileri tamamdır!

Son doktor kontrolümüzde herşey yolundaydı çok şükür. Bebi gayet hareketli ve olması gereken boyutlarda. Patavatsız doktorum sağolsun yine felaket senaryolarını ardı arkasına sıraladı, her türlü ihtimale karşı beni hazırlamak ve yasal sorumluluğunu yerine getirmek adına. Ama artık alıştım onun bu biri bin yapan hallerine. Normal doğum yapan hastalarının başına gelen felaketleri sıralarken ardından sezeryanla ilgili felaketleri de sıraladığı için yanlı bir yönlendirme yaptığını iddia etmek haksızlık olur. “Tarzı bu” deyip geçiyorum. Ama bir doğurayım, sonrasında bir çift lafım olacak kendisine!

Bebi artık epey tepki verir oldu bana ve dış dünyaya. Artık araba kullanırken dinlediğim bangır bangır müziklere eşlik edip (belki de rahatsız olduğundan garibim!), uzun süre oturduğumda beni itip kakmak suretiyle uyarıyor kalkıp biraz dolanmam gerektiği konusunda. Bir de geceleri 4-5 nöbeti tutturmasa keşke… Umarım sadece hamileliğe has bir durumdur o saatlerde yaşadığım uykusuzluk, sonrasında mışıl mışıl uyur o saatlerde… Bir şeyi kırk kere söylersen olurmuş hesabı benimkisi, nafile de olsa söylemeye devam edeyim de belki insafa gelir kızım.

Fiziksel olarak gözle görülür şekilde, hatta annemi bile dehşete düşürecek bir hızda büyümeye devam ediyorum. Geçenlerde göbeğimin şekline bakıp oğlan doğuracağımı iddia eden bir teyze, kız olduğunu söyleyince gayet bozularak “Aaa ayol eskiden göbeğin sivri olanına erkek, yuvarlak olanına kız derdik, artık şimdiki kızlar da bi değişik model demek ki!” dedi. Ne diyeyim, öyle demek ki!

Hatta kendimi bildim bileli deriiiiin kara bir delik olan göbek deliğim bile dışarı çıkmaya başladı! Çok ama çok garip ama bir o kadar da eğlenceli bir durum bence! Bir de son birkaç gündür göbeğimdeki çizgi belirmeye başladı – sonunda! Artık rahat bir yatış pozisyonu bulmakta zorlanır, gün sonunda ayakta duramaz oldum. Aylaaaardır devam eden bulantılarımsa maalesef tam gaz devam! Artık çok daha az kusuyorum (sadece dişimi fırçalarken o da az biraz) ama gün içerisinde (sabah öğle akşam ayırt etmeden) hala bulantılarım oluyor. Anladım ki geçmeyecek. En azından bulantı sayesinde her önüme geleni yiyemez olduğumdan ister istemez kilomu abartmamış oldum.

Haftaya yine doktor kontrolü ve hatta uzak diyarlara bir seyahat hazırlığı var. Bu arada ev işlerine destek olabilecek bir yardımcı arayışlarım da harıl harıl sürüyor. İstiyorum ki günübirlik (yatılı değil), haftada bikaç gün (2 veya 3), birileri gelip evle ilgilensin ki ben de rahat rahat bebiyle ilgileneyim. Hatta sonrasında bebiyi emanet edip işe güce de dönebileyim gözüm arkada kalmadan. Çok şey mi istiyorum? Çok kapı çaldım ama henüz bir cevap alamadım, dolayısıyla Beşiktaş, Ortaköy hatta Üsküdar civarlarından tanıdıklarını bana yönlendirebilecek tüm Blogcu Anne takipçilerine minnettar olacağımı şimdiden belirtmek isterim.

Sevgiler,

Deniz

7 yorum

  1. Çiğdem-Üzüm

    Çapulcu anne kız hoş geldi!:)
    Ah bu doktorlar, bi doğurayım uzun süre kendilerini görmek istemeyeceğim diyeceğim ama pek mümkün değil sanırım. Çocuk doktorlarının daha az patavatsız olduklarını umuyorum ben sadece!
    Bu erkek bebek yorumları biz doğurana kadar bitmeyecek anlaşılan, daha dün kayınvalidem de karnıma ve popoma bakıp “sürpriz” olabileceği yönündeki tahminlerini tekrar etti ama nafile artık duymuyorum ben bu yorumları:)
    Hadi işlerinizi bitirin de Üzüm kız gelmeden tokuşturalım göbekleri şekerim.
    Öperiz kocamannn.

    • Valla benim işim gücüm bitesiye senin göbüşün yerinde durur mu bilemedim! 😛 Inşallah bi kırıcaz şu şeytanın bacağını hayırlısıyla! Artık yan yana oturup online yaparız alışverişimizi de! :))) Öptümmmm

  2. gülümsemeniz çok samimi geldi bana ”Güneş”in etkisi nasılda belli olmuş şimdiden 🙂 sağlıkla alın kucağınıza…

  3. Çarşamba Gebesi Pelin

    Deniiiiz, çapulcu kızın çok tatlııııı 🙂 🙂
    Diğer pek çok hurafe gibi, göbek şeklinden cinsiyet belirleme de bir hurafe ve biz beşimiz, her türlü hurafeyi boşa çıkarmayı başardık diye düşünüyorum gebelik sürecimiz boyunca 🙂 Göbek şekli de tamamen annenin yapısından kaynaklanıyor. İskelet sistemi de bir yere kadar ama diil mi, enine daha ne kadar genişleyebilir ki? Mecburen ileri doğu genişleyecek ve herkes de sana “erkek mi yoksa, pek sivri göbeğiniz” demeye devam edecek. Boşver! 🙂
    Öperim Güneş kızı!

    • Benim kızım hem çapulcu hem de erkek fatma! :))) Ondan öyle sivriliyor oram buram! Şimdiden falsolu toplar atıyor resmen içimde! Senin oğluşunla tek kale çam yaparlar artık tanıştıklarında! :))) Öptümm ikinizi de!

  4. Üzerinden yıllar geçti ama ben hâlâ olayın acısını unutamamıştım. Ara ara telefonlarda arkadaştan “Ayy benimki de kudurdu, tozuttu, nerde o doğurduğum bebe,” gibi serzenişler bekledim ama hiç olmadı. Her zaman rahat bir çocuk olmaya devam etti. Gözümle görmesem bir çocuğun bu kadar uslu olabileceğine hayatta inanmazdım. Maşallah diyeyim yine. Bu arada aklına kurt düşebilecekler için söyleyeyim, çocuğun zekasında herhangi bir problem yok. Gayet zeki bir ana babanın gayet zeki bebesidir kendisi.