7 Yorum

Çiğdem’in Gebelik Günlüğü, 36. hafta

Pazartesi gebesi Çiğdem İstanbul’dan bildirmeye devam ediyor.

Çiğdem’in Gebelik Günlüğü’nü buradan takip edebilirsiniz.

3. şahıslar: Yeter artık araba kullanma, işe gitme, bir anda sancın başlarsa ne yapacaksın?
Ç: Pofff ne var yani dalgalar gelirse iki saniyede doğuracak halim yok ya! Kenara çeker beklerim, iyi hissedince de ya eve ya hastaneye geçerim… Cesurum cesurum cesurummm bir şeyden korkmam cesurummmm!!!

Ç: Bence tam da beklenen tarihte gelecek bizim Üzüm! Oooh daha üç haftam var…
Üzüm: Hahaha komik bu kadın ya! Daha ben bile bilmiyorum ne zaman gelmek isteyeceğimi sen hiç boşuna tahminlerde bulunma bile anneciğim! Bil ki artık hayatında her an her şey olabilir!!!

Cigdem36

Malumunuz ülkemizde kadınlara doğum öncesi 8 hafta ve doğum sonrası 8 hafta olmak üzere toplam 16 haftalık bir izin süresi tanınmış. Doğum öncesi izin süresinin 5 haftasını sonraya taşıyabilmek için 32. haftada doğrudan bir Devlet hastanesinden ya da SGK ile anlaşmalı bir özel hastaneden “çalışmaya devam edebilir” yönünde rapor alarak 37. Haftaya kadar çalışmanız mümkün. Ben de hem izin süresini mümkün mertebe Üzüm kızımla geçirebileyim diye, hem de zaten kendimi iyi hissettiğimden geçtiğimiz Cuma gününe kadar çalışmaya devam etmeyi tercih ettim. Ancak bu haftadan sonra doğuma üç hafta kaldığı öngörüldüğünden artık en azından araba kullanmayı sınırlayarak işlerimi evden takip edebileceğim bir düzene geçmiş bulunuyorum.

En son ne zaman üst üste birkaç günümü evde geçirdiğimi pek hatırlamıyorum! Eşim dahil kimse de inanmıyor zaten bu evde kalma işini becerebileceğime! Yapacak çok şey kalmasa da yine de hazırlık namına daha geçirilecek saatlerim var gibi görünüyor, bir türlü okuyamadığım bebek bakım kitaplarım, hiç olmadı okunacak romanlarım var diyorum kendi kendime…

Daha önce gittiğimiz İstanbul Doğum Akademisi kursunda edindiğimiz bilgiler doğrultusunda 36. haftada doğumu kolaylaştırmak adına yapmaya başlayabileceklerim anlatılmıştı; hareketli olmak, yürümek, yüzmek, nefes egzersizleri ve hatta yer silmek bu sürecin başlıca aktiviteleri olabilirmiş. Bunların dışında özellikle belirtilenlere gelirsek; birincisi günde içilecek iki fincan ahududu yaprağı çayı. 8-10 dakika demleyerek ve isteğe göre bal-limon ekleyerek içilecek bu çayın rahmi doğuma hazırladığı söyleniyor, tadı da hiç de öyle sevimsiz değil üstelik. İkincisi ise biraz daha zahmetli bir iş olsa da sonunda vadedilen ödül çok büyük; yırtıksız ve kesisiz bir doğum ihtimali! Perine masajından bahsediyorum elbette. Kadınların vajen alt duvarıyla anüs arasında kalan bölgelerine perine bölgesi deniyor ve doğum sırasında ülkemizde genelde rutin olarak kesi uygulamasına tabi kılınan bölge de yine burası!

Bize kurs sırasında rutin kesinin doğru olmadığı ancak gerekirse, doğru zamanda yapılacak bir kesinin doğumu kolaylaştırabileceği de söylendi. Rutin uygulanacak bir kesi yerine doğal yırtılmaların çoğu zaman tercih sebebi olabileceği bile belirtildi! Tabii bir de kesi ve doğal yırtılma ihtimalini azaltmak için doğum öncesi son bir aylık dönemde bir veya iki parmak yardımıyla günde 3-4 dakika süreyle yapılacak perine masajının özellikle ilk hamileliklerde çok faydalı olabileceğini gösteren bulgulardan bahsedildi. Bu masajı büyüyen göbek sebebiyle gebelerin kendi kendilerine yapabilmeleri imkansız değilse de biraz zor. Durum buysa eşinizden yardım isteyeceksiniz güzel gebeler, utanmak sıkılmak nafile! Ben elimden geldiğince denemeye devam etmek istiyorum ama gerekirse bir noktada destek de isteyeceğim. İnternetten “perine masajı” ya da “perineum massage” diye aratırsanız çok daha aydınlatıcı bilgi ve maket üzerinde gösterilen uygulamaları da bulabilirsiniz. Masaj öncesi parmaklarınızı buğday yağı veya bu iş için üretilip piyasada satılan alerjik olmayacak karışım tarzı doğal bir yağ ile kayganlaştımanız da elbette gerekli!

Yukarıda saydıklarımın her birini kaç sefer yapabileceğim, bu hazırlıklar ne kadar benim doğum şeklim için gerekli olacak bilmiyorum. Bundan sonra “şehirli, planlı ve kontrollü” hayatım bitiyor ve ben belki de hayatımın en heyecanlı bekleyişini kucaklıyorum. Sağlıkla her aşamayı yaşayıp paylaşabilme umuduyla…

Sevgiyle,

Çiğdem

7 yorum

  1. ay inanamıyorum dün gibi günlüklerin başlangıcı……36. hafta olmuş bile..sağlıkla gelsin üzüm….oda da pek güzele benziyor 😉

  2. yaşamnotlarım

    Çok bilgilendirici bir yazı olmuş ! Bence, bu yaptıklarının faydası var ya da yok önemli değil, önemli olan seni rahatlatıp rahatlatmadıkları. Yazının sonundaki “şehirli, planlı, kontrollü hayatıma veda edeceğim” kısmını çok ama çok beğendim. Emin ol başlarda bu durum seni rahatsız etse bile sonra akışına bırakıp koyveriyorsun ve acaba önceleri çok mu kasmışım diye düşünüyorsun, en azından benim için öyle oldu, işi de bırakınca meslek hastalıklarımdan bir nebze olsun kurtulabildim şimdilik… Laf açılmışken, bir meslek hastalığı daha ” kontrol delisi, düzen manyağı, plan düşkünü olmayan kaç avukat vardır?” … Güzel haberlerini bekliyorum,sevgiler !

    • Çiğdem-Üzüm

      Keşke o yazdıklarımı yani şehirli ve kontrollü hayatımı terk etme işini kolaylıkla becerebilsem…Bu yazılar biraz da kendime telkinlerden ibaret sanırım, şu anda bile doğum öncesi olmasını ve halletmeyi umduğum bi dolu planım var itiraf ediyorum. Tek yapabildiğim bu planlar gerçekleşmese de artık olacak her şeye hazır olduğumu içimden tekrar etmek! Deriiiiin derin güzel nefesler gerek bize:)
      Sevgiler,
      Çiğdem

  3. 🙂 Kavuşmaya az kaldı Çiğdem…
    Heyecanla bekliyorum güzel haberlerinizi..

  4. Sen gene çok güzel gözüküyorsun Çiğdem 🙂
    Bebişin mobilyaları da, o minik ayakkabıları da çok güzel.
    Az kaldı gerçekten, bir sonraki haftaları da, doğum hikayeni de sabırsızlıkla bekliyorum.
    Sevgiler…

  5. Maşallah harika gözüküyorsunuz sen de Üzüm de 🙂 Kız çocuk olmasına rağmen yayılmamış bir göbek(cik), ve göbek(cik) ifademde de belirttiğim gibi incecik bir beden üzerinde sadece bebişin varlığını gösteren bir genişleme 🙂 Dilerim hayalindeki gibi doğal, müdahalesiz ve tabi ki fazla acılı olmayan bir doğum yapar ve bu sefer de hikayeni anlatırsın bizlere 🙂