13 Yorum

Bu arada…

Haziran ayı boyunca Gezi olayları hayatımın -ve dolayısıyla bu blogun- ortasına yerleştiyse de, bu esnada irili ufaklı ve tarihe not edilmeyi hak eden bir sürü şey oldu aslında… Unutmadan yazalım ki yıllar yıllar sonra hatırlayalım:

Derin ilk okulundan “mezun” oldu. Evet, doğdu, kolik oldu, büyüdü derken Derin bu sene haftada üç yarım gün gittiği okulu bitirdi. Çok keyif aldığı bir okuldu. Randy, Alison ve Nicky’di öğretmenleri. Çok sevdi onları, özellikle de Alison’ı. 31 Mayıs Cuma günü okuldaki son günüydü. Ve ben son gününde Derin’i okuldan almaya gidemedim. Annemin Derin’i aldığı saatlerde ben de Taksim Meydanı’nda bol bol biber gazı alıyordum. Neyse ki öncesinde, Çarşamba günü bir “Veda Partisi” yapmışlardı da öğretmenleriyle fotoğraf çekebildik.

DerinMezun

Deniz karne aldı. İlk karnesini… Çok duygu yüklü bir gündü… 14 Haziran. Duygu yüklüydü, çünkü Deniz’in aynı zamanda bu okuldaki ve bu öğretmeniyle de son günüydü. Biz karşı tarafa taşınacağımızdan zaten ayrılıyorduk okuldan, ancak bir de okul ortaokula dönüştürüldüğünden öğretmeni ve arkadaşları da sınıfça başka bir okula geçiyorlar. Hoş, o okul bayağı eskiymiş ve kimi arkadaşı zaten gitmeyecekmiş ama dur şimdi bak zaten çok sinirliyim bu 4+4+4 konusunda, hemen kapatayım bu konuyu yoksa fena olacak. Bu yazı mutlu olaylar yazısı… Nerede kalmıştık? Evet, duygusal bir gün. Öğretmeniyle çok sarıldık, çok ağlaştık. Deniz de öyle… Esma Öğretmen, birinci sınıf öğretmeni her zaman çok özel olacak onun için…

Rejime başladım. Yine, yeniden. Yine bu olaylar patlak vermeden önceki hafta gitmiştim Yasemin’e. Bak, onu bile yazmaya fırsatım olmadı. Oldu mu yoksa? Valla hatırlamıyorum. Dur bakayım… Baktım şimdi, olmuş. Yazmışım: Hedef: Haziran 2014. Neyse işte, o hedefe diye yola çıktık, bi hafta sonra olduk mu sana çapulcu? Ne diyet kaldı ne bi şey, öğlen kuru köfte, akşama karpuz yemekten bi fena oldum. Neyse ki çapulculuk öyle oturularak yapılan bir şey değil; hele de biber gazından kaçmaya çalışıyorsan hiç değil. Bayağı bir yürümen, koşman gerekiyor. Haliyle ben de haftada üç spor yerine üç haftada bol biber gazı, bilumum tartaklanma sonucunda bi güzel kilo verdim, oldum 59 kilo. Yasemin pek beğendi. Ancak “pasif” direnişe geçtiğim şu son iki haftadır evde de bayağı bir pasifleştim, aksattım yine sporu. Hoş, düzensiz de olsa yürüyüşler, koşturmalar devam ediyor. Örneğin Pazar günü LGBT Onur Yürüyüşünde tam iki buçuk saat yürüdüm, ama kalabalıktan saatta 1 metre hızla yürüdüğümden pek spor sayılmasa gerek. Neyse, Haziran 2014 hedefi hala geçerli. Hem bakarsın seneye aynı yürüyüşte gelinliğimle yürürüm, hem evlenme yıldönümümüze de denk geliyor?

Yıldönümü demişken, evet, 14. senemizi kutladık bu sene. Biliyorum, bayağı bir sene. 23 yaşındaydık evlendiğimizde, şaka gibi. Aslında iki kutlama yaptık sayılır bu sene… İlki, bundan iki hafta önce gerçekleşti. 15 Haziran gecesi, çocukları annemlere bırakmıştık. Biz de o gece Gezi’de takılıp, sonrasında da Taksim’de bir otelde kalacaktık. Eh, Gezi deyince, Taksim deyince, otel deyince o aralar akla Divan’dan başkası gelmiyordu. Kendimize evlenme yıldönümü hediyesi verelim, hem de Divan’a teşekkür edelim dedik. Son rezervasyonu yaptırmışız o gün. Çok güzel başlayan akşam üstü unutulmayacak bir şekilde sona erdi. Ama öyle “romantik” anlamda bir unutulmamazlık değil bu. 15 Haziran gecesi, polisin Gezi Parkı’nı dağıttığı, Divan Oteli’nin lobisine kadar biber gazı sıkıp içerideki insanları copladığı geceydi. O sırada biz Divan’ın 8. katındaki odamızda, gaz maskelerini takmış (evet, oraya kadar çıkıyordu gaz), nefes almaya çalışıyorduk. 1o kişiden fazlaydık bir ara… Birbirini tanımayan, sığınacak yer arayan on kişi… O gece o odada 6 kişi uyuduk. Kocam dışındakileri daha önce hayatımda görmemiştim. Bunun ayrıntıları bende saklı ve bir gün hepsini hatırlayacak, belki de anlatacağım ama o gün bu gün değil.

Divan

15 Haziran gecesinden tam iki hafta sonra, 30 Haziran’da bu sefer gerçek evlenme yıldönümümüzü kutladık. Hem de yaklaşık 20 bin kişiyle (kimi 50 bin diyor, bilmiyorum). Evet, Pazar günü LGBT yürüyüşündeydik. Daha aşk dolu bir ortam herhalde olamazdı. Hiç unutmayacağım bir 30 Haziran oldu.

LGBTyuruyus

Deniz’e yeni bir okul bulduk. Bunu da o karmaşada, neredeyse bir günde yaptık, Allah sonumuzu hayır etsin. Ancak çok güzel referanslarla bulduk okulu. Sonrasında başka arkadaşlarımın da farklı sınıflar için aynı okulu tercih ettiğini duyunca içim rahatladı. Her şey güzel olacak. Olmak zorunda. Başka okul arayışına girmek istemiyorum, en azından ilk kademe bitene kadar. Lütfen.

Kedilendik. Moda’ya Deniz’in okuluna bakmaya gittiğimiz gün, arabadan inince Deniz buldu Zeytin’i. Oldukça zayıf, bitkin bir halde bulduğumuz 300 gramlık Zeytin oldu mu sana 10 günde 600 gram. Ve şimdi yerinde durmuyor. İlk kez kedimiz oluyor, şaşkınız. Biz köpeğe alışıktık hep ya, garip geliyor bu şimdi. Gel diyoruz gelmiyor, bir de “O kadar istiyorsan sen gel” dermiş gibi bakıyor yüzüne. Biraz gıcık bi durum. Ama başa gelen çekilir. Sevdik kendisini. O da bizi seviyor sanırım. Çocuklara bile alışıyor gibi. Deniz bırakmıyor onu. Geçen gün karşılıklı bezelye ayıkladılar. Daha doğrusu Deniz ayıkladı, Zeytin kabuklarıyla oynadı. Çocuklara çok iyi geldi Zeytin.

Bezelye

Gayrı-resmi de olsa Moda’lı olduk! Resmi olarak Ağustos’ta olacağız inşallah. Beş senelik Göktürk-site hayatımızı bu ay sonunda noktalayacağımız için yemin ederim aşırı mutluyuz ve gün sayıyoruz. Moda çok içimize sindi. Ev desen öyle. Eski tabii, ne bileyim, burada “olmazsa olmaz” varsayılan bir ebeveyn banyosu kültürü (!) orada yok elbet. Küçük tuvaleti olan eve şükrediyorsun. Ama yok şekerim, izole hayat bana yetti artık. Bi de, zaten istediğim bir şeyi Gezi iyice açığa çıkardı: Küçülmek istiyorum ben. Basitleşmek istiyorum. Böyle, mahalle hayatı olsun, çocukların okulu yakın olsun, yürüyerek gitsinler, ben arabaya mahkum olmayayım… Ne bileyim, bakkalım, çakkalım, kasabım tanıdık olsun falan… Bu umutlarla gidiyorum Moda’ya. Ha, bi de Yoğurtçu Parkı’ndaki forumlara katılıcam. Haftalardır patates gibi oturuyoruz Göktürk’te, şiştim yemin ederim.

DenizManzarasi

Ağaçların ötesindeki küçücük mavi üçgenin deniz olduğunu göz önünde bulundurursak yeni evimiz “deniz manzaralı” diyebiliriz…

İşte böyle… Haziran 2013 çok şey götürdü insanlardan. Kiminin yavrusunu, kiminin gözünü, kiminin kolunu bacağını… Ve birçok şeye de gebe oldu yandan; yakın ve uzak gelecekte neler yaşanacağını ancak bekleyip görebiliriz.

Bir yandan da hayat devam ediyor işte… #Diren’sen de, biber gazı yesen de yine günlük hayatına bir şekilde devam ediyorsun, yine karne alıyor çocukların, yine alışveriş yapıyorsun… Böyle geçiyor hayat…

13 yorum

  1. Kalplerimiz Gezi’de atarken hayat sanki orada devam ediyordu. Güzel olan ne varsa erteledik. Bu güzellikleri de bir süre sonra, kötülükler bir nebze olsun azalınca algılayabildik sanırım…

    Yeni eve taşınma sebepleriniz çok sevdim; ben bile hissettim o rahatlama duygusunu. Hoş (güya) biz basit yaşıyoruz ama her gece burnumuzun dibinde kutlama patlamaları ve havai fişek manyaklığıyla mücadele ederken biraz daha yaşlanıyoruz… Darısı bize olsun o halde. Size de hayırlı olsun.

  2. Merhaba Elif Hanım,
    Kutlamalara nereden başlamalı bilemedim. O kadar güzel ve kutlanacak şey sığdırmışsınız ki şu Haziran’a..özetle ben de şöyle diyeyim yeni hayatınızın başlayacağı Moda’da, ailenize yeni katılan küçük Zeytin’niniz, artık okullu olan yakışıklı Derin ve ilk karnesini alan hem abi, hem yakışıklı Deniz ile daha nice nice yılları birlikte mutlu geçirmeniz dileğiyle eşiniz Doğan, tüm aile fertleriniz, yeni mahalle komşularınız, sosyal medyadan ve gerçek hayatan arkadaşlarınız, kitabınız, bir başka çocuğunuz blogunuz ve kocaman kalbinizle ki, bu kalp gün geçtikçe daha çok şeyi içine alabilecek kadar büyüyen bir kalp ve en önemlisi sizin ve değer verdiğiniz her kişinin her daim sağlıkla huzurlu günlerde ve mutlu yuvalarda yaşamanız dileğiyle İYİ TATİLLER….

    bu arada rejimi biraz erteleyip hazır Moda’ya yerleşiyorken, yıllar önce orada bir dondurma yemiştim hala tadını unutamadım, hala duruyorsa o dondurmacı benim için oradan koca bir külah dondurma yiyin lütfen…selamlar….

  3. Hayırlı olsun Elif’cim, daha güzel günlere 🙂

  4. sanki yanındaymısım da canıım deyip optum say.Ne guzel insansin sen ya.

  5. Dolu dolu bir Haziran. Her anlamda. Ne mutlu size.
    Veee Moda’ya hoşgeliyorsunuz! Yoğurtçu’da çoğalıyoruz, ne güzel. Çocukları ve kocaları kaynaştırmak dileğiyle. Nice güzel günlere.

  6. Cancaaazım, hayırlı uğurlu olsun tekrardan!!! nice güzellikler getirsin hayatınıza yeni eviniz, yeni çevreniz!

  7. merhaba elif hanım (kızımın adı da elif) hayalimdeki evde yaşayacaksınız inşallah. siz yeni evinizi yaşarken ben o mahallede, o evde hissettim kendimi.
    inşallah mutluluk verir yeni yuvanız size ve ailenize.
    sevgilerimle.

  8. Haziran hakikaten unutulmaz bir ay olmus Elif aileniz acisindan da. Bidiklara gonulden tebrikler. Ben hakikaten 1. sinif karnesini aldigim gunu hatirliyorum o yuzden bence de cok onemli bir gun o. Ne mutlu denize mutlu gecirmis o gunu. Zaten her sey onlarin mutluluklari icin degil mi? Butun cocuklar mutlu olsun! Yeni eviniz de hayirli olsun 🙂

  9. ELİFFF…Yeni yaşantınızdaki tüm kararlarınız hakkınızda hayırlısı olur inşallah.

    Dediğin gibi hayat devam ediyor…Belki bazı şeylerden eksik ama farkındalık adına bir o kadar fazlalaşarak..

  10. Elıf hanım Modalı ve Kadıkoylu olmak ayrıcalıktır yenı evınızde ve mahalenızde çok mutlu olursunuz ınsallah herseyin özü hayatı basıtleştırmek abartılı ve gosterıslı yaşamlardan bıraz uzak kalmak doğal hayata dönmek gerekmiyor tekrar güle güle oturun

  11. Haydi hayırlı kararlar olsun! Çay bahçesinde görüşürüz artık:). Biz büyük aile durumundan çoluk çombalak hafta 8 gün 9 Moda’dayız…

  12. hihihi aklıma geldi de paylaşayım dedim. İlk biber gazı yemeye başladığımızda 2 gün boyunca bol miktarda gaz tüketimi sonucu yüzümü bol bol sirke + rennieli sularla yıkayıp durmuştum. Ertesi günlerde fark ettim de onlarca para ödeyip de aldığım kremlerden daha güzel olmuştu cildim. Valla bildiğin parlıyordu ve bebek teni gibi yumuşacıktı. Marifet biber gazının mı, sirkenin mi yoksa rennie’nin mi bilmiyorum ama senin alternatif spor olayı gibi benim de yeni bir krem olayım var yani 🙂
    Yeni eviniz, mahalleniz, okulunuz hepsi hayırlı olsun 🙂

  13. Onur Yürüyüşü’nde yildönumünüzü kutlamaniz harika ayrintilarindan biriydi yazinin,ah ucak sabah olmasa ben de orada olabilirdiiiiim 😀 biraz kiskandim açikçasi ehehe