1 Yorum

Elif’in Gebelik Günlüğü, 32. hafta

Cuma gebesi Elif Gaziantep’ten bildirmeye devam ediyor. 

Elif’in Gebelik Günlüğü’nü buradan takip edebilirsiniz

***

Bu hafta çok yorulduk.

Elif32

Oğlumuzun odası için eski ardiye odamızı boşalttık. Verilecekleri verdik, döküklerimizi (süpürge, kurutma askısı, valizler) yeni dökük alanımız olan eskinin arka balkonu bugünün taze ardiye odasına yığdık. Biz yeni evli sayılırız neden bu kadar eşya ben anlamıyorum. Neyse yatağı, dolabı ve komodini gelip yerini buldu oğlumuzun odasında. Buldu da nasıl? Marangoz, duvar kağıtçı, perde için ölçü alan, elektrikçi, gelen giden. Evin hali harap… Benim de tabi. Gün sonunda perişan haldeyim. Hem de hiçbir şey yapmadan, sadece dolanmaktan. Elbet bitecek biliyorum. Çamaşırlarını yıkayıp, ütülediğimiz, şeker, çikolata sepeti süslediğimiz o gün de gelecek. Daha ne günlerimiz gelecek…

Ben yine yetişmeyecek kaygılarındayım. Birkaç gün tatile çıkmak istiyorum ancak ne mümkün. Ne kitaplarımı okuyabiliyorum, ne dinlenebiliyorum. Sadece iş bitiriyorum. Bir de atıp tutuyorum. Bebek gelmeden bu ev temizlenecek kaçarı yok. Temizlikten kastım sadeleşme. Neden böyle bir çabaya girdim bilmiyorum. Yeni hayat için hazırlık diyorum. Bir daha fırsatım olacak mı hiçbir fikrim yok. Miniğimiz sade, sakin bir eve gelsin istiyorum. Önümüz ramazan benden zaten hayır yok işlere, çevremden (annem ve yardımcı abla) beklediğim performansı da yarı yarıya kaybedeceğim. Ramazan biter bayram gelir. Herkes telaşına düşer. Şu anda kaygı etmekte çok haklı sebeplerim var. Çünkü bayram günü itibariyle her an doğuma gidebilirim.

Bu sadeleşme- temizlenme çerçevesinde bu hafta kütüphanemizi döktüm. Okuduğum ancak bir daha hiç açmayacağım kitaplar, okuduğum ve bir ömür yanımızda bulunması gereken kitaplar, bağışlamak istediklerim ve hediye etmek istediklerim her birini tek tek ayıkladım. Geriye kalanlar için kütüphane sıralamasına sokup, kendime exlibris oluşturmayı çok istedim. Ancak bu temizlik bile bana yetti. Kütüphane ile ilgili tüm hayalleri bebeğimiz üniversiteye gidene kadar erteledim. Hala belim ağrıyor.

Hafta sonu bir günlük bir kaçamağımız oldu ve denize girdik oğlumla. Kendimi serbest bıraktım buz gibi suda. Onca ağırlık gitti, kuş gibi hafifledim ancak böyle tarif ederim o hissi. Keşke hep suda olsam dedim. Oğlumuzun karnımda ne kadar huzurlu olabileceğini düşündüm. Birlikte yüzdük, yüzdük… Orada kalmayı çok istedim ancak tamamlanması gerekenler sebebiyle döndük yine şehrimize…

Aylar nasıl geçti şu an farkında değilim. Biz bir bebek fikrine alışana kadar onun gün yüzüne çıkacağı tarih artık bir elimin bir buçuk parmağı ile gösterilebilir halde. O kadar yakın. Artık birinin geleceği fikrine alıştım da, nasıl gelecek, hangi gün nerede ilk sinyalleri gönderecek bu minik? Sabırla ancak sabırsızlıkla ona kavuşacağım günü bekliyorum…

Bir yorum

  1. sevgili elif bende küçük kızım için aynı şeyleri düşünüyodum… dün o uyurken baktımda hangi ara doğurdum diyorum… sanki hatırlamıyorum bile 🙂 demek onun sevgisi unutturuyor.bunu da yaşayarak anladım daha birçok şey gibi…