8 Yorum

Deniz M’in Gebelik Günlüğü, 34. hafta

Perşembe gebesi Deniz İstanbul’dan bildirmeye devam ediyor. 

Deniz M’in Günlüğü’nü buradan takip edebilirsiniz.

***

Söz verdiğim gibi sakin geçen bir hafta oldu. Macerasız, kazasız, belasız (aman dilimi ısırayım), az gezintili ve hatta bol tatlı sürprizli bir hafta…

Deniz34

Öncelikle doktor kontrolümüz vardı. Bebiyle ilgili herşey yolunda çok şükür ama doktorum beni yakalamışken iyice bi azarladı gene! Sebep: neden hala işe gidiyormuşum! Dedim “yahu zaten kuş kadar bir doğum iznimiz var, olabildiğince çok kısmını bebiyle geçirmek istiyorum, dolayısıyla mecburen yasal izin sınırına kadar çalışmaya niyetliyim”. Ama, dedi doktorum, “32. Haftada doğum izninin başlamasının da bir sebebi var, zira vücudunun dinlenmeye ihtiyacı var!”. Haklı aslında, gerçekten de evde ayaklarımı uzatıp yattığımda kendimi çok dinlenmiş ve daha sağlıklı hissediyorum, ama n’apalım, mecburen birkaç hafta daha sabır taşını zorlamaya ve işe gitmeye devam. Sağlığım elverdiği sürece tabii ki…
Bu arada doktorumuzla artık her görüşmemizde doğum yöntemiyle ilgili sohbetlerimiz de derinleşiyor. Son günlerde aklıma takılmıştı, zamanı dolduğu halde bebi gelmemekte ısrar ederse n’olacak diye. Doktorum olaya kesin tavrını koydu, “suni sancı adı üzerinde suni bir süreç olduğu için ben desteklemiyorum. Sezeryanı bu süreçte daha güvenli gördüğüm için tercih ederim!”. Artık dualarımız bebinin vakitlice gelmesi için…

Doktorun uyarıları üzerine bir tam gün evden çıkmadan dinlendiysem de ertesi gün yine yerimde duramadım tabii ki. Ne zamandır niyetliydim denize girmeye, tatile gitmeye, Güneş’i güneşe çıkarmaya (malum balayının üzerinden epey zaman geçti). Hatta sevgilimi de nerdeyse ikna etmiştim. Gerçi nereye gideceğimiz henüz net değildi zira uçağa binmek artık ne mümkün (özellikle Brüksel macerasından sonra), arabayla desen köprü geçerken bile yerimde duramıyorum artık, dolayısıyla yakın ama temiz, çok kalabalık olmayan bir yer arayışımız devam etmekteydi. Kuzey Ege olacaktı da tam neresi adını koyamamıştık. Ama doktorumuzun şiddetli ihtarları sonrası sevgilim hemen cayıverdi ve “hayatta olmaz, doğurana kadar başka seyahat yok, başıma bela olacaksın” deyiverdi! Ne kadar yalvardıysam da yemedi. Ben de alternatif arayışına girdim haliyle.

18 senedir Istanbul’da yaşıyorum (arada yurtdışında geçen yıllarımı saymıyorum) ama bir Akdenizli olarak Marmara denizini sadece seyirlik sayıp, tatillik denizden saymayıp, bir kez olsun parmağımın ucunu bile sokmamıştım, onca tahrik ve ısrara rağmen. Ama denize düşen yılana sarılırmış hesabı ben de bunca zaman sonra “deniz denizdir, hem de burnumun dibi” deyip, bir cesaret Istanbul yakınlarındaki Sedef adasındaki özel bir tesisten denize girdim. Ve de şaşırtıcı bir şekilde pek memnun kaldım. Tabii ki ne Akdeniz’le ne Ege’yle ne de tecrübe ettiğim başka pek güzel diyarlarla boy ölçüşemez ama kimyasallarla dolu bir havuza girmektense Marmara’ın nispeten temizcene bir köseşini tercih ederim! Doktorum duysa çıldırır herhalde ama en azından bana sanal bir tatil tatmini yaşattığı için psikolojik açıdan çok büyük faydasını gördüğümü söyleyebilirim.

Geçtiğimiz haftanın bir güzel gelişmesi de işyerimde bana sürpriz yaparak organize ettikleri “baby shower” partisi oldu! 2 ay öncesinde 2 düğün, 1 kına ve 1 bekârlığa veda partisinden sonra başka bir organizasyona enerjim kalmadığından baby shower istemediğimi tüm eşe dosta ilan etmiştim. Ama işyerimdekiler “istesen de istemesen de” diyerek bana çok da tatlı bir sürpriz yaptılar! Hepsinin kaşla göz arası saklı gizli kıyafet değiştirerek pembe giyindiği (erkekler dahil) ve pek resmi ve afilli toplantı odamızı gerçekten çılgın pembe bir bebek odasına dönüştürdükleri bu partiyi görünce ne yalan söyleyeyim gözlerim doldu! Düğün derneğe de onca yıl “ne gereği var” deyip sonra çılgınlar gibi eğlenmiştim. “Baby shower” da öyle oldu. Sağ olsunlar, pek makbule geçti, beni giderayak epey şımarttılar ve çok mutlu ettiler. Üstelik gerçek anlamda bir sürpriz yapmayı başararak! Benim gibi “istemem” diye eşe dosta haber salanlara duyurulur. Hala vakit varken cayma hakkınızı kullanmaktan çekinmeyin!

Haftaya “Güneş’li” güzel günleri paylaşmak dileğiyle,

Sevgiler,

Deniz

8 yorum

  1. Herhalde bir daha “cati muayenesi, yok 400. ultrason, yok bebegin kordonu simdi boynuna yakinmis, sonra dizine dusmus, sonra omzuna cikmis” gibi seyler okursam ciglik atacagim Turkiye’de bu muameleye tabi tutulan bayanlar icin. Suni sanci suniymis, sezaryen daha guvenliymis, yok yaaa… Neden Kanada’daki doktorlar once suni sanci deniyor, ucuncu trimesterde problem olmadigi surece kimseye ultrason yapilmiyor, kimse yok kordonu nerdeymis bilmemneymis bilmiyor. Sanki gebelik kendi basina stresli degilmis gibi bir de bayanlarimiz en dogal haklari olan “dogal dogum” stresine mucadelesine giriyor. Doktorlarimizin kendine gelmesi gerekli.

    • Valla haklısınız. Ama bu süreçte o kadar “aciz” durumdayım/z ki kim ne derse itiraz edebilecek halim/iz yok! Doktor da korkuttuğuyla kalıyor işte… Haklı olduğu yönler varsa da artık kurunun yanında yaş da yanıyor, hepten toptan günahına giriyoruz adamcağızın.

      • Adasim Deniz, ben de korkutulup sezaryen olan bayanlari suclayamam asla. Kanada’ daki doktorun pratigi var, hangi durumda ne yapacagini biliyor ama herhalde Turkiye’ de olsam “ya bu doktor sezaryene o kadar cok alismis da diger yontemler icin pratigini kaybetmisse, eli ayagina dolanirsa, yanlis birsey yaparsa” diye korkardim. O kadar abuk subuk sey okudum bu blogda sezaryen sebebi diye, sebebi biz biliyoruz maalesef doktora kolay geliyor. Gecenin ucunde uyanip hastaneye gitmek saatlerce ugrasmak istemiyorlar. Belki de haklilar mesela Kanada’da sizi takip eden doktorun dogumunuza girmesi cok dusuk bir ihtimal. O gun o saatte hangi ekip gorevliyse onlar giriyor, hic tanimadiginiz doktorla dogum yapiyorsunuz. Ama doktorlar iste saat kacta calisacaklarini, ne zaman tatile gideceklerini, ne zaman uyandirilmayacaklarini biliyorlar. Belki bazi seylerden odun vermek gerekiyor. Neyse o kadar dertlenmisim bu saglik sistemi konusunda size iyi dileklerde bulunmayi unutmusum. Blogunuzu hep ilgiyle okuyorum ve ailenize saglik mutluluk diliyorum Allah tamamina erdirsin, Gunes’ in saglikla gelisini dort gozle bekliyoruz. Sevgiler.

        • Çok teşekkür ederim. 🙂 Ben suçlama olarak bakmadım zaten olaya, haklı bir serzeniş sadece. 🙂 Dediğiniz gibi herşeyin bi bedeli var, artık hayırlısı neyse o olsun deyip teslim oluyorum/z sonunda. Güzel dilekleriniz için de çoook teşekkür ederim. Sevgiler

  2. Incir'in Annesi

    Deniz, icim acildi valla okurken. Hem denize girmek, hem surpriz baby shower cok mutlu haberler. Keske partiden bir goruntu de ekleseydin bu haftaki yazina:) Dilerim dinlenerek su son haftalari gecirirsin ve saglikla dogum yaparsin.

    Doktoruna tabii guven ama bil ki karsilarinda kendine guvenen bir kadin gorduklerinde onlar da daha guvenli oluyorlar. Her ne sekilde olursa olsun istedigin, kalbinden gecen dogumun olmasi icin tum seceneklerini anla ve her secenek icin adapte olabilecegin isteklerini doktoruna ilet lutfen.
    Sevgiler ve hatta opucukleeeer:)

    • Ay valla hiç aklıma gelmedi partiden resim koymak! iyi fikir olurmuş hakikaten! Zaten çok korsan foto yayın yaptım yazılarımda (düğün, balayı, gezipark), düzeni bozdum, bu da son nazım olurmuş hakikaten. Neyse, yakında başka sürprizlerle telafi ederim artık! 😉
      Doktorla iletişim konusunda da haklısın. Demir leydi olmak gerek aslinda. Ama hormonal sevyeye göre bazen yemiyo tırsıyorum işte! 😛
      Öptümmm ben de kocaman!

  3. Ay Deniz Maaşallah.. ne tatlısınız 🙂 Gülerek okudum yine.
    Pembe giyim artık saçma kaçmasa da böyle bir sebepten senin ve Güneş için giyinmiş olmaları çoook hoşuma gitti. Bayıldım arkadaşlarının düşüncelerine.
    Kendini denize salman da süper olmuş bence.
    Mutlu anne – mutlu bebek.. her zamanki sloganımız..
    Yüzünüz hep gülsün. ikinizi de öperim.
    Elif.