28 Yorum

3. köprüye neden karşıyım?

Bu yazı bir ortak yayındır. Bugün, benzer düşünceleri paylaşan birçok blog yazarının blogunda bu yazıyı göreceksiniz. 

Yazıyı hazırlayan Banu Conker ve İrem Afşin’e teşekkür ederim. Uzun zamandır aklımı kurcalayan, oturup kaleme alamadığım düşüncelerimi net ifadelere dökmüşler, istatistiklerle belgelemişler. 

Her kelimesine katılıyorum. 

***

3. KÖPRÜYE NEDEN KARŞIYIM? / #KöprüdegilTopluTasima

Ben bir anneyim. Anne olmak sadece doğurmak değildir. Anne olmak geleceği yetiştirmektir. Bir çocuk gelecek için yatırımdır. Çocuklarımızın sağlıklı olması en büyük servetimizdir. Bunun için de sağlıklı yiyecekler, kirlenmemiş, yok edilmemiş bir doğaya ve temiz suya ihtiyacımız var.

Ben İstanbul’da yaşayan bir anneyim. Kış geldiğinde şehrin üstüne inen kirli hava pusunun altında nefes almaya çalışıyoruz. Ben çocuğumun temiz havayı içine çekmesini, toprağın kokusunu duymasını istiyorum, çünkü bunu ona borçluyum. Kızılderililerinin dediğine inanıyorum, “biz dünyayı çocuklarımızdan ödünç aldık”. Dünyayı daha iyi bir şekilde onlara geri vermeliyiz.

Yaşadığımız şehirde doğa rant hırsı ile uzun yıllardır fazlasıyla tahrip edildi. Şimdi bir de yıllardır konuşulan 3. Köprü’nün yapımına başlandı.

  • Eğer 3. Köprü yapılırsa; trafik için çözüm olmayacak, ancak çevreyollarının kenarları yeni sitelerle doldurulacak.
  • Eğer 3.köprü yapılırsa, zamanla ormanların içindeki su havzaları ortadan kalkacak ve susuzluk sorunu ile yüzleşmek zorunda kalacağız.
  • Eğer 3. Köprü yapılırsa, suların kirlenmesi çevrenin daha da sağlıksız olmasına neden olacak.
  • Eğer 3. Köprü yapılırsa, sadece İstanbul değil, Kocaeli ve Çatalca yörelerindeki verimli topraklar da beton yığınlarıyla kaplanacak.
  • Eğer 3. Köprü yapılırsa, İstanbul’un giderek azalan yeşil alanları hızla iyice küçülecek, sıcaklık dayanılır olmaktan çıkacak.

Böyle bir şehirde nasıl yaşayacağız? Çocuklarımızı büyütmek istediğimiz şehir bu olabilir mi?

İstanbul’un ilk Boğaz Köprüsü 1973’te, ikincisi 1988’de açıldı. O zaman gösterilen gerekçeler, iki kıta arasındaki ulaşımı kolaylaştırmak ve trafik sorununu çözmekti. Ama sorun, yıllar geçtikçe daha da içinden çıkılmaz hale geldi.
Çünkü köprüler trafiği azaltmıyor, aksine kendi trafiklerini yaratıyor.
Çünkü köprülerin taşıdıkları yolcu değil araç!

Birinci köprü açıldıktan bir yıl sonra:
Boğazı geçen insan sayısı yüzde 4 artarken
Boğazı geçen araç sayısı yüzde 200 arttı!

İkinci köprü açıldıktan sonra bugüne kadar:
Boğazdan geçen insan sayısı yüzde 170 artarken
Boğazdan geçen araç sayısı yüzde 1180 arttı!
Yolcuların yüzde 63’ünü taşıyan toplu taşım araçlarının köprü trafiğindeki payı yüzde 10
Yolcuların yüzde 37’sini taşıyan özel araçların köprü trafiğindeki payı yüzde 90

Özel araçların yarattığı trafik sıkışıklığını karşılamak için İstanbul Boğazı’na 2020 yılında 7 köprü, 2040 yılında 70 köprü yapılması gerek! Köprülerle örtülmüş bir boğaz hayal edebilir misiniz?

Ben bir anneyim, çocuğum için 3. Köprü’nün yapılmasına karşıyım.

Trafiği çözmek istiyorsanız toplu ulaşımı arttırmanızı istiyorum. Trafiği çözmek istiyorsanız, bilinçli araç kullanımının yaygınlaştırılmasını istiyorum.

Köprü değil, sağlıklı yaşam ve çevre için bilinçli toplum ve toplu taşıma istiyorum!

Sizleri 3. köprüyü engellemek ve daha iyi bir geleceğe sahip çıkmak için sosyal medya üzerinden yetkililere baskı yapmaya çağırıyorum.

Daha ayrıntılı bilgi için: http://www.spoist.org/dokuman/Raporlarimiz/spoist_3.koprurapor.pdf

28 yorum

  1. “Çünkü köprülerin taşıdıkları yolcu değil araç!”
    bu cümleye çok takıldım ve merak ettim acaba araçların için yolcu olmuyor mu?
    peki araçları kim kullanıyor 🙂
    Bence köprü bir hizmettir. Yapılsa da yapılmasa da zaten yapılaşacak yerlerde binalar yapılıyor.
    Tek katıldığım nokta İstanbul a ne yapılırsa yapılsın trafik sorunu çözülmez.
    Çünkü (araba alımının eskiye göre kolaylaşması sonucu) her eve iki arabayı geçtik birde çocukların arabası 3 araba var ve sürekli artan bir insan kalabalığı.
    Sürekli İstanbul a taşınanlar öğrenciler günlük ticaret amaçlı gelenler vs. vs.
    Ayrıca bir çok şehir gezmiş biri olarak İstanbul un doğasına yeşiline bakımına ormanlarına çevre duyarlılığına temizliğine belediye çalışmalarına gezilecek yerlerinin çokluğuna havasına suyuna hayranım. Çocukluğum İzmir de geçmiş biri olarak ve hala İzmir e giden biri olarak İstanbul bence küçük bir Karadeniz…

    • “Yapılsa da yapılmasa da zaten yapılaşacak yerlerde binalar yapılıyor.”
      Bunun yanlışlığı çok rahat kanıtlanabilir. Bu cümle o kadar yanlış ki, kütüphaneler dolusu kitap var bu konuda. Zaten yapılaşacak bir yer diye birşey yoktur. Yolu olmayan yer yapılaşmaz. Orman arazisi durup dururken yapılaşmaz. Yol, su, elektrik hizmetleri yasadışı yapılara taşınmazsa, oralarda yapılaşma olmaz. Şu anda İstanbul’daki 10 evden 7’sinin iskanı yok. Yani bu evlere aslında elektrik dahi bağlanması kanuni değil. Bir sürü evin üzerinde yıkım emri var. Belediyeler kanunları uygulasaydı, İstanbul çok güzel bir şehir olurdu. Şu anda korkunç bir şehir. Şehir demeye dilim varmıyor, dev köy.

      Dünyanın pek çok yerini gezmiş birisi olarak ve İstanbul’un yok ediliişini de çok uzun yıllardır iç ağrısıyla seyretmiş birisi olarak söylüyorum, bu şehirleşmeyi beğendiğini söyleyen birinin samimiyetine inanamıyorum.

      Bakın şu listeye:
      Bağcılar 746,650
      Küçükçekmece 711,112
      Ümraniye 631,603
      Pendik 609,535
      Bahçelievler 600,900
      Esenyurt 500,027
      Sultangazi 483,225
      Gaziosmanpaşa 482,553
      Esenler 461,382

      İstanbul bu. Boğaz hattı, merkez değil. İstanbul’un çoğu bu mahallelerde yaşıyor. Ve bu mahalleler tamamen plansız bir biçimde, parksız biçimde, kaçak boyasız yapılarla, kargacık burgacık, içinden otobüs geçemeyen ağaçsız ve dar sokaklarla dolu. Sokakları boş. İnsanlar evlerinde yaşıyor, sokakta hayat yok. Beton mezarlıklar. Ben buraları ne yazık ki görüyorum. Merkeze gelince, en azından Beyoğlu’nda size sokak sokak, mahalle mahalle İstanbul’un tarihi ve kültürel mirasının nasıl yok edildiğini, insanlarının yaşam alanlarının nasıl gaspedildiğini anlatabilirim. Fatih’e hiç girmeyelim. Ağlarız.

      Yakın zamanda ev aldık ve yakının yeşil alan olan ve kaçak olmayan bi bina bulabilmek için Florya’dan Sarıyer’e kadar, Avrupa yakasında bakmadığımız mahalle kalmadı. Yeşil alan diye gözterdikleri zavallı yerlere mi yansam, tapusunu istediğimiz her binanın iskansız çıkmasına mı, yoksa lüks olsun diye genişletilerek bahçesiz kalmış, kaleye benzeyen apartmanları göstermelerine mi?

      Ha yeşil alan, arabaya binilip, haftasonunda ziyaret edilecek bir yer değildir. Yeşil alan adımınızı dışarı attığınızda yanınızda olacak. Havasını soluyacaksınız, gölgesinde oturacaksınız. Siz orada koşacaksınız, çocuğunuz emekleyecek, bisiket sürecek, babanız yürüyüş yapacak. Yeşil alan üç çimen, iki lale de değil. AĞAÇ. Bol bol ağaç. Eski, çeşit çeşit ağaç. Bunlar İstanbul nüfusunun çoğu için hayal. İnsanlar otoyol kenarındaki çimenlerde piknik yapıyor. O derece hasretler yeşil alana.

      Hayran olduğunuz ormanlar, daha biz çocukken çok daha büyüklerdi, bunlar güdük kalmış halleri. Her tarafı orman olan bir şehirdi bu. İkinci köprünün olduğu yer de ormandı.

      Köprü hizmet falan değil. Köprü talan. Hizmetin tam tersi. Şehrin son ormanlarını yok etmek niyetiyle tasarlanmış. O köprünün daha projesi yokken, arsalar paylaşıldı, rantlar dağıtıldı. Herkes biliyor. Gidin orada ev satan herkese, her emlakçıya sorun. Benim köprüye değil, arabasız dolaşabileceğim bir İstanbul’a ihtiyacım var. Her tarafı denizle çevrili şehirde, deniz taşımacılığına ihtiyacım var.

      • Bunlari her okudugumda daraliyorum. Her dediginize katiliyorum. Keske boyle dusunen cok olsa, bir nebze de olsa Istanbul’u kurtarabilsek..

  2. Havva hanım anlamamışsınız. Bakın önemli olan daha çok aracın geçmesi değil o araçlar toplu taşıma aracı mı özel araç mı tabii ki özel araç. Ve içindeki insan sayısı 1-2. Yazıda toplu taşıma araçlarının kullanımının arttırılması üzerinde duruluyor istatistiki veriler de bunu doğruluyor. Köprü yapılacağına deniz taşımacılığına önem verilsin köprü yapılacağına metro yapımına önem verilsin. Medeni toplumun yolu köprülerden ve gerek alımına gerekse yakıtına servet yatırılan özel arabalardan geçmez. İnsana yakışan toplu taşıma sistemlerinden geçer.

  3. Toplu taşıma ekonomik, süreyi kısaltan ve en önemli konforlu olursa kullanmak istemeyen düşünemiyorum.
    Şu anda bir yerden istediğimiz bir yere giderken en az 2 toplu taşıma kullanıyoruz ve bunlar hınca hınç dolu oluyor. Sadece kendimiz değil yanımızda çocuk olduğunda hiçbir akıllı insan kullanmak istemiyor.

  4. Toplu taşımayı arttırıp cazip hale getirmedikçe ne trafik sorunu çözülür, ne çevre kirliliği.
    Toplu taşımanın öyle bir hale gelmesi lazım ki insanların arabalarını garajdan çıkarmaya üşenmeleri lazım.
    Ama bizim milletimiz de rahatına fazla düşkün.
    Örneğin Ankara’da bakın akşama kar yağacak, lüften toplu taşımayı tercih edin diye sürekli uyarı yapılmasına rağmen herkes aa kar yağacak eve nasıl döneceğiz diye arabasıyla çıkıyor. Bir de kullanmayı bilseler yine çıksınlar. Ondan sonra her yerde zincirsiz, sağa sola bırakılıp gidilmiş arabalar.

    Yani özetle, bu iş hem devlet eliyle, hem de vatandaş isteği ve bilinciyle olacak olacaksa.
    Tek taraflı hiçbir şey olmuyor.

  5. amaç orta ve alt gelir gruplarını istanbulun merkezinden alıp yeni yapacakları şehirlere yerleştirmek kendi bulunduğum mahallede (Kanyonun arka sokakları) hummalı calışmlar adım başı inşaatlar ve mahallemize yapılacak rezidanslar peki orda oturan sakinler nereye gidecek rezidansta oturamayacaklarına göre koskoca mahalle rezidans olması için satın alındı. çocukluğumuzu gençliğimizi newyork olması için elimizden alıyorlar komik paralara…. canım acıyorrr

  6. Nasıl yetiştirileceğine dikkat etmeden, nerede yaşayacağını düşünmeden, uygun bir çevre sağlamadan, alt yapı oluşturmadan 1 değil 3, o da yetmez 5 diyip çoğalma zihniyetinde olunduğu sürece deniz de yetmez metro da, köprü de! Yaşadığımız dünyada kaynakların sonsuz olmadığı akıllardan çıkmamalı! 3. köprüye ben de karşıyım!

  7. Toplu taşıma araçları da arttırılıyor her yerde metro çalışması var biten metrolar var tüp geçit var.
    Sadece köprü yapılmıyor ki..
    Ben bu herşeye karşı çıkan fikri (tamam yanlışa ben de yanlış diyorum mesela evet taksimde avm yapılmasın ama doğruyu da bir türlü görmeyen, kabul etmek istemeyen, her şeyde bir kötülük bir art niyet arayan, bir şeye de tamam ya bu iyi demeyen) memnuniyetsiz ve sırf muhalefet olmak için her şeye itiraz eden bir grup olarak algılıyor ve samimi bulmuyorum. Nacizane fikrim ve hissettiğim bu. Umarım iyi olan neyse milletimiz için o olur…

  8. Köprüler karaları bağlıyor da, köprü bitince neticede yollara bağlanıyorsunuz. Ara yollarda bir genişleme, şehircilikte bir değişme yok ki. Aksine daha çok bina, daha az yeşillik, inşaat inşaat inşaat. 3. köprü yapılacak, İstanbul’un yapılaşan kısmı iyice genişleyecek vs vs… çok geçmeden 3.köprü de hezimete uğrayacak.
    Ben de köprüye harcanacak paranın toplu taşımaya harcanması taraftarıyım. insanlar kendi araçlarını kullanmaktan gerçekten sıkıldılar ama araçları varken balık istifi gitmeyi de istemiyorlar. Çok yoğun güzelgahlarda hatrı sayılır bir araç arttırımıyla, daha konforlu hale getirilen toplu taşıma sistemi çok daha iyi bir seçenek. Hizmetse öyle hizmet etsinler. Yazıya ben de katılıyorum.

  9. Doğa katliamı olmasın, ekolojik düzen bozulmasın … vb… bunları savunmayan geleceğini düşünmeyen demektir ! Ama savunduğu noktada durup bir düşünmeli insan ; Toplu taşıma yerine karı – koca ayrı araçlara sahip bir hayatı benimsemişse , o eleştirilen yapılaşmaya karşın yeni yapılanan sitelerde gönül rahatlığıyla oturuyorsa, alışveriş tercihleriyle kapitalizme hizmet ediyorsa, dursun bir düşünsün ne kadar inandırıcıdır savunduğunda.

    Bilinçli toplum, sağlıklı gelecek demektir. Gelişen teknolojiyle gelen betonlaşmayı değil, doğayı tercih ediyorsa, hayat lüksünden feragat etmeyi bilmeli insan.

  10. Incir'in Annesi

    Bu yaziyi kendi bloguma da aynen kopyalayabilir miyim sevgili BlogcuAnne?

    Sevgiler
    Zeynep

  11. Incir'in Annesi

    Bugune kadar Basbakan dahil olmak uzere pek cok insanin 3. koprunun yapimina karsi cikanlari vurduklari bir nokta var maalesef. “Siz de her seye karsi cikiyorsunuz! Sadece muhalefet yapmak icin 3. kopruyu istemiyorsunuz. Sehrin gelisiminin onune gecmeye calisiyorsunuz.” Bence 3. koprunun oraya yapilmasina engel olacaklara kostek olan zihniyet budur. Kendimizi ne dersek diyelim anlatamiyoruz. Bu sahane blog yazisinda neden karsi cikildigi gayet net sayilarla, hislerle anlatilmis ama yok biz illa muhalefet olmak icin yapiyoruz bu direnisi!!! Marmaray’a boyle siddetli muhalefet oldu mu? Hayir!! Hatta sehrimizin tarihini degistirecek, insanlik tarihine yeni bir yon verecek arkeolojik kazilar ortaya cikarildiginda, yerleri insaata engel olmasin diye degistirildiginde, Basbakan tarafindan canak comlek bunlar dendiginde bile Marmaray yapilmasin, vazgecilsin denmedi (tabii muhalifleri vardi ama 3. kopru gibi degil). Ozellikle ray sistemi gececegi zaman begenildi bu proje. Gerci onu da degistirdiler sanirim otomobil ulasimina ceviriyorlar. Daha dogrusu akibetini bilemiyoruz Marmaray’in, Istanbullu ne zaman bu altgeciti kullanacak ben sanirim orda olmadigim icin bilmiyorum. Umarim bilen vardir.

    Rant elde edetmis, hala etmekte olan ve edecekleri bir kenara koyarsak kesilen agaclari, etkilenen su havzalarini, cocuklarimizin yasayacagi evlerle arabalarla gipgrilestirilmis bir gelecek kenti goremeyip de sadece muhalefet ediyorsunuz diyenlere cok kalbim kiriliyor benim. Istanbul’u degil gormek, her dusundugumde benim gozlerim yasariyor, o kadar guzel bir sehir. Sadece son 10 -15 yilda degil evvelden beri sehri cirkinlestirmek icin (yapilan parkalari, mimariye katkisi bulunan yeni binalari, eskiyi koruyan yenilestirme calismalarini tenzih ediyorum) elimizden geleni yapiyoruz. O direniyor. Biz Istanbul’u sevmedikce Istanbul sahipsiz. #direnIstanbul

    Sevgiler

  12. Elif hanım sizi çok seviyorum ama dediklerinize hiç katilmiyorum. Başbakan ne yapsa suç oluyor. Sanki hedef almışsınız ne yapsa yanlış. Kendisi icinmi. Yapıyor o kopruyu. Herkez rahat etsin diye.ben avusturya yaşıyorum turkiyeye gelince trafikten gına geliyor. Geçen yıl karşıya geçmek için 3 saat bekledik..allah başbakanımıza sağlık versin başımızdan eksik etmesin.

  13. Sadece köprü civarı ağaçların katledilmesi değil araçlardan çıkan egzozların yarattığı hava kirliliği de cabası. Toplu taşıma ayrıca bunun için de önemli. Metrobüs yapımı sırasında eşimin mühendis olan müdürü, metro-metrobüs kıyaslaması yapıyor ve daha az maliyetle ve uzun vadede çevre dostu ve tabi daha hızlı olacağını anlatıyordu. metrobusler aynı zamanda benzin de yakıyor ve birileri bundan iyi kazanıyor

  14. Elif Hn, İstanbul’da yaşamıyorum. Bu ve başka nedenlerle de konuyu özellikle çok takip etmiyorum. Lakin bir şey dikkatimi çekti. Bu yazıda çözüm olarak toplu taşımayı öneriyorsunuz. Ama ben sizin eski yazılarınızda pek çok kez araç kullanırken yaşadıklarınızdan dem vurduğunuzu hatırlıyorum, twitter da ha keza. Ama toplu taşıma araçlarında yaşadıklarınızdan bahsettiğinizi hatırlamıyorum. Elbette hafızam beni yanıltıyor olabilir, yazılarınızın linklerini verirseniz okurum. Diyeceğim siz bahsettiğiniz çözüme dahil olabiliyor musunuz acaba, yoksa bu çözüm “ütopik” deyip mi geçelim?

    • Zaten sorun bu. Şikayetimiz bu. Mesela benim yaşadığım yerden işime topu taşıma yok. Arabayla 12 dakika. Ayrıca akşamları Şişli’de de ders veriyorum. Ders bitince eve dönemiyorum. 8.20’den sonra otobüs yok! Taksi 60 TL tutuyor. Mecburen dersi erken bitiriyorum. Elif’in yaşadığı yer Kemerburgaz. Orası daha da beter. Tek bir yere, sadece bir otobüsü var. Arabayla 10 dakikalık yolu 70 dakikada geliyor (dolaşmadığı mahale kalmıyor). Saatte bir kalkıyor ve tıklım tıklım dolu. Üstelik sanırım akşamları çalışmıyor, haftasonları kısıtlı. Biliyorum, çünkü bir defa toplu taşımayla gitmeyi denedim oraya. Sefil olduk ailece. Zaten gitmek istediğimiz yerine de gitmiyormuş otobüs. Yine taksiye binmek zorunda kaldık.

      Çözüm bizde değil, belediyede. Heryere tünel açacaklarına koysunlar otobüsü, metroyu, vapuru heryere. O arabayı anında satarım. Çocukluğumdan beri arabaları sevmem, alamamak için de çok direndim. Ne sürmeyi severim, ne binmeyi. Ben de istemez miyim, oturup uyumayı koltuğumda, kitap okumayı, trafikte kriz geçireceğime?

      • Anlıyorum, hem de çok iyi. Ama yine de şunu sormak istiyorum: Mutlaka gideceğiniz / gittiğiniz yerlerden bazılarına toplu taşıma ile makul sürede ulaşılıyordur. O durumlarda ” Bu sefer de toplu taşımayı kullanayım.” diyebiliyor musunuz? Asıl anlamaya çalıştığım o.

        • Şahsım adına konuşabilirim. Ben her zaman kullanabildiğim yerde toplu taşıma kullanıyorum.

        • Ben de şahsım adına böyle yaptığımı söyleyebilirim. Şehir içinde seyahat edeceğim zaman toplu taşımayı tercih ediyorum.

    • Şehir dışında yaşıyoruz ve bir tane arabamız var. Çoğunlukla eşim işe giderken kullanıyor. Ben zorunda olmadıkça arabayı alıyor ve toplu taşıma kullanıyorum. Ancak otobüs 50 dakika sürüyor, minibüs deseniz çocuklarla binmeye çok güvenemiyorum. Çocuklar varken çoğunlukla arabayı tercih ediyorum. Ancak yalnızken tercihim toplu taşıma.

      Moda’ya taşınmak istememizin sebeplerinden biri de bu. Sürekli araba kullanmak zorunda kalmamak. Metrobüs, vapur, vs. gibi toplu taşıma araçlarından istifade edebilmek.

  15. Sarıyer koç ünversitesi yolunda oturuyorum, zümrüt yeşili orman ve masmavi denizen birleştiği, ormandan yaban domuzu ve tilkilerin halen yaşadığı, gokyuzunde yırtıcı kuşların pike yaptığı İstanbul’un son kalmış doğal alanı yokediliyor. Koprunun ayakları için tıraşlanmış ormanı gorseniz içiniz acır ve bu daha başlangıç… Kopruyle birlikte talan edilecek ormanlar ile birlikte her yer yerleşim alanı sitelere açılacak ve son kalan yeşil beton denizine donecek 🙁

  16. Sunu merak ediyorum bu ve benzeri yazı yazan kişilerin amaçları iyi olabilir, gerçekten haklı gerekçeleri olabilir ama insanlar sadece yazıyor gibime geliyor acaba kaçınız toplu taşıma kullanıyor diye merak ediyorum. Toplu taşıma kullanan insanlar yok burayı takip edenlerin arasında varsa da çok az. Önce vicdan sonra kalem