12 Yorum

Pelin ve Ege’nin Hikayesi

Yaklaşık 9 ay boyunca hamilelik sürecini paylaşan Çarşamba gebesi Pelin, Ege oğluna geçtiğimiz hafta kavuştu. 

Hiç bekletmeden hikayesini paylaşıyorum.

Sevgili Pelin’e bu süreci paylaşmama izin verdiği için çok teşekkür ederim. 

Darısı diğer  gebe yazarlarımın başına… Esra, Deniz, Elif — size söylüyorum, Çiğdem sen anla! 

***

Pelin ve Ege’nin Hikayesi
15 Temmuz 2013, İzmir

Merhabalar Sevgili Blogcu Anne Okurları!

Hafta hafta tüm gelişmeleri burada sizlerle paylaştığım gebelik sürecimin 39.haftasını tamamlamıştım ki, oğlum dünyaya geldi. (Oysa 39.hafta yazısını da yazmıştım, ama Elif’e göndermek kısmet olmadı.)

39. haftada kasılmalarım son derece artmıştı, hatta önceden canımı hiç yakmıyor dediğim kasılmalar bu haftada oldukça canımı sıkmaya başlamıştı. Doktora gittiğimizde NST’ye bağlıyken bile epey kuvvetli bir kasılma gelmiş ve bu doktorumu bile bir an ürkütmüştü. Bu kasılmalar çoğalır veya kuvvetlenirse hemen kendisini aramamı, bundan sonraki muayenenin hastanede olacağını söyledi. Benim doğuştan kalça çıkığım olduğu için 2 kez ameliyat geçirmiştim, platin takılmıştı. Doktorum bunu bildiği için bir ortopedistten daha fikir almak istiyordu doğum başlamadan önce bu konuda. Nitekim doktor kontrolüne gittiğimde omurgamda yıllar içerisinde oluşmuş olan bir eğrilik bulunduğunu ve bunun ilerlediğini, eğer tedavi olmazsam kireçlemeye neden olacağını, bel ve sırt ağrılarımın bu eğrilikten kaynaklandığını öğrendim. İki doktor görüştükten sonra bana, bu durumda normal doğum yapamayacağımı, bunun çok riskli olacağını ve böyle bir riski alamayacaklarını, benim de böyle bir riski almama izin vermeyeceklerini söylediler. Doğumdan birkaç ay geçtikten sonra da hemen tedaviye başlamamı tavsiye ettiler. Bunu hiç beklemiyordum. Yürüyüşümde hiçbir sıkıntı yaşamadığım için kalça çıkıklığı ile ilgili bir problemle karşılaşacağımı düşünmemiştim. Omurgamda oluşan bu problemi de gebelik sayesinde öğrenmiş oldum (her işte bir hayır vardır diyelim).

Hal böyle olunca “Ege ne zaman isterse dünyaya gelmeyi, o zaman gelecek” derken, Ege’nin değil doktorun “hemen pazartesi doğuma alalım” demesiyle 15 Temmuz pazartesi günü doğuma girmiş oldum. Ailem ve eşim yanımdaydı, her şey çok güzel ve heyecanlı başladı. Hastaneye gittik, odamıza yerleştik ve beni hemen eşimle birlikte ameliyathane katına aldılar. O ana kadar sadece heyecan vardı bende, ama eşimle kapıda ayrıldıktan ve kapı kapandıktan sonra bendeki heyecan gözlerimden yaş olup döküldü. Kendimi yalnız hissettim. Eşim fazla hassastır, kana filan dayanamaz, benimle doğuma girse anında düşüp bayılır. O yüzden ne o ne de ben istemedik doğuma girmesini, zaten doktorum da izin vermedi, “anneyle mi ilgilenelim bayılan babayla mı” diye. O anda doktorum tek yakınımdı. Elimi tuttu. Ama ben hala ağlıyordum. Madem sezaryen olacaktım, hiç değilse epidural olmalıydım, genel anestezi kabul edemezdim. Doktorum bunu kabul etmişti ve benim işlemlerim başladı. Uyuşmaya başladığım andan itibaren artık gözlerimdeki yaşları tutamaz hale gelmiştim öyle ki yaşlardan gözümün önünü bile göremez olmuştum. Ağlamamın sebebini bilemiyordum. Sezaryen oluyorum diye değildi ağlamam. Sonuçta ne şekilde olursa olsun, önemli olan bebeğime sağlıklı bir şekilde kavuşmaktı. Bir arkadaşım sezaryen olmam gerektiğini söylediğimde “o bacağa bebeğin doğduktan sonra daha çok ihtiyacın olacak, o yüzden üzülme” demişti. O anda ona hak veriyordum. Sanırım bebeğime kavuşacak olmanın heyecanı doruğa ulaşmıştı. Kendimi “birazdan 9 ay boyunca beklediğin bebeğini göreceksin, gözlerini temizle, ağlama ki görebil” diye teskin etmeye çalışıyordum. Bu arada epidural iğnemi yapan doktor başucumda duruyor ve tüm süreci bana anlatıyordu son derece güler yüzüyle. “Şimdi şu oluyor şimdi şöyle hissedeceksin…” vesaire. “Şimdi bebeğini göreceksin” dediğinde kalbim ağzımda atıyordu ve ben ağlamaya devam ediyordum.

PelinVeEge

O anda bir çığlık duydum. Henüz bebeğimin kordonunu bile kesmemişlerdi ama o kadar güçlü bir ağlama duyuluyordu ki, bebeğimle gurur duydum! Kordonunu kestiler, hemen yanımızdaki masaya aldılar ve hızlıca temizlediler. O esnada ben bebeğimin eli kolu tam mı, her şeyi yerli yerinde mi diye inceliyordum var gücümle gözlerimi açmaya çalışarak. Çocuk doktoru kontrollerini hızlıca tamamlayınca hemşire hemen bebeğimi alıp koynuma verdi. Tanrım! Hayatımın en güzel anıydı o! Koynuma gelince ağlaması durdu bebeğimin. O da 9 aydır beni bekliyordu ne de olsa. Öptüm onu, öptüm kokladım öptüm….Bir yandan gülüyor bir yandan ağlamaya devam ediyordum. Bu kadar güzel bir şey yaşıyor olamazdım, rüya mıydı bu? Hayatımın en mutlu anıydı bebeğimi gördüğüm an. Sonra “alalım mı artık annesi?” diye sordular, “babasına götürelim”, “tamam” dedim. Aldılar oğlumu yanımdan ve ben o andan itibaren ağlamadım, iç rahatlığıyla gözlerimi yumdum ve biraz uyudum. Uyandığımda dikişlerim tamamlanmıştı ve beni odaya çıkarmak için görevli kişiler gelmişti. Odaya çıkana kadar ki zamanı da hatırlamıyorum. Odaya gelip de yatağıma yatınca herkese sürekli “bebeğimi gördünüz mü, oğlumu gördünüz mü, ne kadar güzel benim bebeğim, gördünüz mü” diye sayıkladığımı hatırlıyorum.

Doğumdan sonra sütüm hemen gelmedi tabii, sadece zorlayarak birkaç damla geliyordu. Tabii sarılık oldu Ege, değeri hastaneye yatmayı gerektirecek kadar yüksek değildi ama doktor eğer yeterince sıvı almazsa gerekebileceği için mama takviyesi yapmamızı önerdi. Bu sıcakta çocuğu susuz bırakmamak için, bir de açıkçası hastaneye yatması gerekirse ondan ayrılmam gerekmesin diye korktuğumdan, mama takviyesine hayır demedim. Nitekim bebeğim kesinlikle meme emmekten vazgeçmedi. Hem meme emiyor ısrarla (neyse ki!), hem de iştahla mamayı alıyor. Sarılığı gittikçe azalıyor, sanırım birkaç güne kadar geçer. Göğüs uçlarım biraz çatladı ama olsun, yeter ki bebeğim emmeye ve sütü artırmaya devam etsin.

Artık iki haftamızı doldurduk. Günlerimiz genelde aynı geçiyor, her annenin bildiği rutinlerle. Doyur, alt temizle, gaz çıkar, uyut. Ama ne olursa olsun hayatımın en güzel günlerini yaşıyorum. Ona her baktığımda “iyi ki doğurmuşum” diyorum. Henüz refleks de olsa, gülünce dünyalar benim oluyor, içim eriyor. O mini mini kıyafetlerini giydirince zevkten bayılıyorum. Umarım keyifli günlerimiz artarak devam eder.

Hepinize gebelik sürecimi takip ettiğiniz, sorularımı yanıtladığınız, yanımda olduğunuz için; sevgili Elif’e de blogunda yer almama izin verdiği için çok çok teşekkür ederim.

Sevgilerimle,

Pelin

12 yorum

  1. Hoşgeldin Ege! Allah analı babalı sağlıklı, mutlu büyümek nasip etsin sana! Onlarca doğum hikayesi okuduğum halde bir yenisini okurken hala gözlerim doluyor 🙂

  2. Yeni gebelik günlüğüne ihtiyaç var mı:)

    • Ahahaa olacak 🙂 Ama önce kalan üç gebe yazarımın doğurmasını bekliyorum

  3. off ben de ağlamaktan okuyamadım adaş! sanırım evde sindire sindire bi daha okumam gerekecek! 🙂 canım benim güle güle mutlulukla huzurla büyütün ege’nizi 🙂 off darısı başıma! çok heyecanlanıyorum artık doğum hikayeleri okudukça!

    bi de o ayakları yerim ben! 🙂

  4. Şekli ne olursa olsun kavuşma anları neden hep böyle duygulu ki. Hele ki bacakların oğlun olduktan sonra sana daha bir gerekli. İşte orada şekil kalmıyor Pelin ya…
    Onca sıkıtıyı sağ salim atlatıp kavuştuğundan mıdır. Annelik mertebesine geçişten mi yoksa olmayan bir varlığı meydana getirdiğinden mi bilinmez garip bir ruh hali ya…
    Gözlerinin sulanıp bebeği görmek için kendini telkin ettiğin ana benim de gözlerim doldu.
    Çok şükür sağlıkla kavuştunuz. Oğlun Ege prens gibi kibar, şipşirin.. kokusunu hayal ettim. Bol bol kokla.. eminim öyle yapıyorsundur…
    Tekrar geçmiş olsun.. Şükür kavuşturana..
    Sevgi ve sağlıkla kalın.

  5. Pelin merhaba,

    Benim de dogumdan once bir ortopediste gorunmem gerek ama okadar cok doktora gittim ki hic canim istemiyor simdi. Bence en onemlisi oglun yaninda ikinizde sagliklisiniz gerisi koca bir hic. Cok tebrik ediyorum.

    Sevgilerle…

  6. yeni gebe günlüğüne bende talibimmm :))))

  7. Gebelik günlüğü için ben de adayım Elif:))

  8. ağla ağla ağla bi hal olaraktan şükür bitirdim okumayı…

    “O anda doktorum tek yakınımdı.” şu cümle özellikle… Allah bebeğinize, size, eşinize sağlıklı sıhhatli bi ömür nasip etsin inşaallah..

    • Çok teşekkürler Betül… Gebeliğim çok güzel geçti, ve 2 aydır hayatım hiç olmadığı kadar güzel. Doğumumu da şu anda güzellikle hatırlıyorum. İkimizin de sağlığı yerinde çünkü, çok şükür… Allah size ve sevdiklerinize de sağlıklı bir ömür nasip etsin. Sevgiler..