34 Yorum

#DirenEgitimSistemi

Taşınma ve bayram dolayısıyla büyük ölçüde zaruri, az biraz da keyfi bir uzaklaşma halindeydim internetten. Sosyal ağlara “Bir arkadaşa bakıp çıkıcam” şeklinde girip kaçsam da, gerek blogdan, gerekse memleketin gündeminden uzaklaştım bir on gün kadar…

Ve bu süre içinde öyle güzel haberler de gelmedi. Berkin hala komada; yedi yılda yüzde 1400 artan kadın cinayetlerine bir yenisi daha eklendi: devletten defalarca koruma istemiş olan Beyaz Bal, kocası tarafından 27 kere bıçaklanarak öldürüldü; Mısır’da katliam var, daha saymaya gerek var mı?..

Hal böyle olunca gündemden biraz uzak kalmak, ya da kalmış gibi yapmak işime geldi doğrusu. Zaten geçtiğimiz hafta taşınma ve bayram sonrasına kalan tadilat yüzünden sersefil olduk, yazacak halim de, durumum da yoktu. Eve burnumuzu sokalı henüz birkaç gün oldu, internet bile bağlanmadı, kaçak göçek yazıyorum derken dün sabah Twitter’a bir girdim ki ne göreyim:

Milli Eğitim Bakanlığı, okula kayıt yaşı konusunda yönetmenlik değişikliği yaptı. Eğer velileri dilekçe verirse 66, 67 ve 68 aylık çocukların kayıtları 1 yıl ertelenebilecek. (Devamı burada)

Başımdan aşağı kaynar sular döküldü. Yok ya, aslında dökülmedi. Yani, çok şaşırmadım. Ama çok öfkelendim.

Geçen sene bizlere (BİZLER = 66 aylık çocukların velileri) demediklerini bırakmamışlardı. İlkokul için 5 Çok Erken dediğimizde önce duymazdan gelmiş, sonra baskılara dayanamayıp ilkokula başlama yaşını 60 aydan 66 aya çekmiş ve zorunlu kılmışlardı. “Yapmayın, etmeyin, 5 buçuk yaşındaki çocuğu ilkokula almayın, okulöncesi eğitimi zorunlu yapın” dediğimizde dinlememişlerdi. Dönemin Milli Eğitim Bakanı, çocuğu 66 aylık olup da okula başlatmak istemeyen velileri adeta tehdit etmiş, sanki askere alıyormuş gibi “göndermeyenden hesap sorarız” diyebilmişti. Anne babaları aylarca uykusuz bırakanlar, “okula başlayamaz” raporu için hastane hastane dolaştırmış, yetmemiş doktorlarla velileri karşı karşıya getirmiş, bu da yetmemiş, başbakan rapor yolunu tercih eden velileri “çocuklarına ihanet etmekle” suçlamıştı.

Olan oldu, biten bitti. Kendi adıma: Deniz birinci sınıfa başladı, sınıfta okumayı ilk sökenlerden biriydi, akademik anlamda hiç zorlanmadı, ancak sosyal uyum bir başka konu… Ki zaten uzmanların da dillerinde tüy bitercesine söyledikleri buydu: Çocuklar okuma-yazmayı öğrenir ancak sosyal anlamda geri kalırlaaaaaar! Deniz geri kaldı mı, çıktı mı, bilmiyorum. Zaman gösterecek. Bildiğim, birçok sebepten ötürü yeni bir okul arayışına girdik. 5 sene önce göç ettiğimiz (!) Anadolu yakası bize yeniden göz kırptı, aradık, taradık, sorduk, soruşturduk. Moda’da bir okul bulduk, okula yakın bir de ev bulduk, taşındık, ettik, bir ay sonra kaldığımız yerden (ikinci sınıf) devam edeceğiz.

İşte bütün bu ahval ve şerait içinde ben dün sabah Twitter’a girip de o haberi gördüğümde son bir sene gözlerimin önünden bir film şeridi gibi geçti. Geçen sene böyle bir zorunluluk olmasaydı, insanlar 66 (ve hatta 60) aylık çocuklarını birinci sınıfa vermeselerdi, biz de vermeseydik acaba ne olurdu?

Olmuşla ölmüşe çare yok, Deniz’in birinci sınıfı tekrarlayacak hali yok, okuma yazmayı öğrenmek ona çok iyi geldi, kendi kendine kitap okuyor, hayat kalitesi arttı falan feşmekan. Amma velakin bu -daha önce de dediğim gibi- vermiş olduğum kararı hayat boyu sorgulayacağım ve eğitim hayatı boyunca en ufak bir olumsuzlukta geriye dönüp bakacağım gerçeğini değiştirmiyor.

Ve değişmeyen bir başka şey de istikrarsızlık. Evet, bu memlekette eğitim sistemi her zaman oyuncak oldu. Evet, eğitim hiçbir zaman, hiçbir iktidarda hak ettiği ilgiyi, alakayı, bütçeyi alamadı. Ancak herhalde hiçbir zaman son 11 senedeki kadar da sündürülmedi.

Radikal gazetesinden Umay Aktaş Salman’ın geçtiğimiz ayki şu haberi AKP iktidarının son 11 senesinde eğitim sisteminde meydana gelen tamı tamına 13 değişikliği gözler önüne seriyor. Ve bunlar öyle sınav sorularının değiştirilmesi falan değil. 11 senede 5 kere (yazıyla BEŞ) Milli Eğitim Bakanı’nın değişmesinden bahsediyoruz (ama ekonomi “çok” istikrarlı, olsun (!) o kadar…). Her gelen bakan sistemi alaşağı etti. Defalarca sınav sistemi değiştirildi. Katsayı değişiklikleri havada uçuştu. Müfredat yenilendi (iyi de oldu) ama içi doldurulmadı. Falan filan.

Şimdi? Daha bir ay önce “60-66 aylık öğrenci uygulamasında geri adım yok” denilirken dün bu dilekçe haberi çıkıyor. Okulların açılmasına bir ay kala SBS kalkıyor denirken her okula ayrı sınav konuluyor. “Çok talep var” diye imam hatip kız liseleri açılırken, var olan talebi bile karşılayamayan Türkiye’nin üstün zekalılara eğitim veren tek ilkokulu kapatılıyor. Ve tabii ki “değiş tonton” anlayışıyla Türkiye’nin dört bir yanında okulların “dönüştürülmesi”ne devam ediliyor.

Evet, Türkiye’de eğitim sistemi her zaman değişen iktidarların getirdiği rüzgarla birlikte şekillendi. Evet, eğitim hiçbir zaman hak ettiği değeri bulamadı. Ve fakat son 11 senedir aynı iktidarın hükmü altında bile her sene sistemin al aşağı edilmesi insana Gezi terminolojisiyle #DirenEgitimSistemi dedirtiyor.

34 yorum

  1. O kadar doğru ki..Her söylediğinize kelimesi kelimesine katılıyorum.

    Ellerinize sağlık..

  2. Maalesef Elif maalesef… Olan biteni o kadar iyi özetlemişsin ki bir kere daha hepsine toplu baktığımda içim daralıyor. Fakat yapılan her şeyin insanları eğitimden soğutmak üzere bilinçli yapıldığını düşünüyorum.

  3. Nihat'ın Annesi

    Ellerine sağlık Elif… Birşey sormak istiyorum çünkü senin çocuklarına çizdiğin yolu taktirle izliyorum. Deniz Devlet okulunda mı devam edecek? yoksa Özel okula mı giecek? merak ettim ama bu yazıdan da anladığım kadarıyla devlet okuluna devam sanırım.

  4. Bu yıl 67 aylık olacak çocuğum için son bir yıldır ben ve benim gibi annelerin yaşadıklarını özetleyeyim bendebaştan peşin söyleyeyim çok KIZGINIM.Bu çocuk okula hazırmı testleri kimi der başlamaz kimi der başlar bu ikilemle günleriniz geçer. Rapor alsanız kimi der vay ileriki yaşamı etkilenir almasanız (aynen erken başlayan biri olarak) bizzat nasıl sıkıntılar çekebileceği gözlerinizin önüne gelir. Okul arayışına girersiniz bu kez (okul öncesi veya ilkokul farketmez) devletmi, özelmi verdiniz kararınızı…Hangi okul? Sizin gibi bazen ev bark değiştirirsiniz, pek çok şeyi okul yaşamına göre düzenlersiniz (bizde değiştirdik o ayrı)..
    Ha 40 küsür yıllık eğitimci annem bunların olacağını kelimesi kelimesine söylemişti ama “Aman devir değişti” diyen ben kaybettim.

  5. Vallaha ne diyeyim elif çok üzgünüm harcadılar çocukları
    Arca da deniz gibi 66 aylık mağduru olacaktı önümüzdeki yıl ben de göndermemek için elimden geleni yapacaktım bu karar sadece benim işimi kolaylaştırdı ama geçen yılın miniklerine ettiklerini hafifletmedi
    Diyecek laf yok aslında çok da demişsin ssen zaten:(

  6. NEDENSE EGITIM YAZILARINIZI BOGAZIM DUGUM DUGUM GOZU YASLI OKUYORUM. COK ACI…AMA ISIN ASIL ACI YANI, EGITIM UZERINE GAZETELERDE BILE BOYLE YAZILAR YOK. ABBAS GUCLU’YE DUYURULUR.

  7. Deniz okula basladiginda 70 aylik degil miydi? Eğer doğru hatırlıyorsam pismanlik veya endişe duymaniza gerek yok bence…

  8. Sinirden deliriyorum şu anda…

    Geçen sene benim kızım sadece 10 günle 4+4+4 sisteminde zorunlu 1. sınıfa başlama kapsamına girmişti. Bu yeni durum yüzünden tüm tatilimiz zehir oldu, geçen sene bana zehir zıkkım olan üç ayımı bu yasayı bilinçsizce ve tüm uzman görüşlere rağmen futursuzca çıkaranlara helal etmiyorum… Kızım 66 aylıktı o zaman, Mart sonu doğduğu için rapor almazsak mecbur gidecekti 1. Sınıfa. Saçmalık şuydu ki; 1 Nisan doğumlu kreşteki en yakın arkadaşı gitmek zorunda değildi. Kızıma bakıyordum; aklı fikri yerinde ama hala oyun çocuğu. Pedagoglarla konuşuyorum, öğretmen olan anne-babama soruyorum asla ama asla 1. Sınıfa başlatma diyorlar. Kızım oradan buradan duyduklarından gelip bana “anne ben oyun okuluna gitmek istiyorum, ders okuluna yollama beni” dediği gün karar vermiştim, benim kızım bu sene bu saçmalığa dahil olmayacak diye. Eşim doktor, rapor alma konusunu o kanaldan epey araştırmış, içeriği en masum raporu almıştım (fiziksel olarak gelişimi anasınıfına uygundur tarzı bir şey yazıyordu):, yine de içim hiç rahat olamadı mimledim mi çocuğumu diye, hala da rahat değilim. Geçen sene Tabipler Birliği’ne mailler döşemiştim; durdurun bu saçmalığı uygunluk vermeyin siz bilir kişisiniz diye… O zaman da demiştim; 2007’lileri bu işe karıştırmayın diye. Tabipler Birliği de velilerin arkasında durdu o dönem, sağolsunlar ama nafile çabalardı hepsi, bildiklerini okudular . Şimdi ne oldu peki? Geçen sene çırpındım 2007’lilieri bu işe karıştırmayın diye , şimdi 2008 ilk üç ayı raporsuz veli isteği ile anasınıfına göndermeyebilecekmiş… Peki biz geçen sene boşuna mı rapor aldık ne olacak o rapor. O kadar sinirliyim ki anlatamam. Eşim ve diğer doktor arkadaşlarımız o rapordan bir şey olmaz diyorlar, okulumuzun müdürü de öyle ama bu sene bu kadar esneteceklerdi madem neden benim çocuğumun dosyasına o rapor girdi. Helal etmiyorum bize yaşattıklarını…

  9. Benim de aralık 2007 de doğumlu büyük oğlum bu sene ilkokula başlayacak. Motive etmek ve sosyal anlamda hazır olabilmesi için yaz boyunca epey çaba harcadık. Şimdi bu haberin çıkması enteresan oldu hakikaten. Kararımızı bozsak çocuğun motivasyonu ne olacak? Bozmasak çocuğa ne olacak…

    Kurulu düzen bize fazla anlaşılan ki sürekli değişiyoruz, değiştiriliyoruz.

  10. Gonlunuze gore bir okul bulmussunuz hayirli olsun. Umarim gonlunuze gore kalir. Yani 1-2 sene icinde donusturulmez, su anki haliyle kalir. Kirk yil dusunsem boyle bir endisemin olacagi aklima gelmezdi, hayaldi gercek oldu, emegi gecenlerin eline saglik!!

  11. Peki düz liseler de kaldırılınca, yaptığı 10 tercihten hiç bir tercihine giremeyen ortaokul mezunlarının ne olacağına dair MEB’in bir fikrinin olmaması??? Lise’ye daha var Allah’tan…

  12. Ne oldu koca “devlet” yanıldı ama bizim çocuklarımız yandı! Ne olacak o 60 aylık okula başlayıp her gün ağlayan 1. sınıfı bitirmelerine rağmen okuma yazmayı sökemeyen çocukların hali? Aaa olmadı bu sene düzeltelim dediklerinde o çocuklar için neyi düzeltebilecekler?
    Bu sene ben de Kuzey’i bir devlet okulunun anaokuluna yazdırdım. Müdür o kadar dertliydi ki 60-66 ay kayıt yaptırmaya gelen velileri vazgeçirmek için ne kadar uğraştıklarını anlattı 6 veliyi ikna edememişler bu çocukları her sınıfa 2şer kişi dağıtmışlar ve bu çocukların hiç biri (!) okuma yazmayı öğrenememiş. Şimdi bu çocuklar kendilerini sınıf arkadaşlarına göre eksik hissetmeyecek mi ? Sınıflarında ki diğer çocuklar bu çocuklarla aaa biz okuyoruz siz okuyamıyorsunuz diye alay etmeyecek mi? Ne olacak o canım cocukların psikolojileri?

  13. Gezi gezi gezi diye kıyametleri koparıp demokrasi çığlıkları atıyorsunuz, Mısırda ağaç gibi insan kesiliyor hiç sesiniz çıkmıyor. Bana dokunmayan yılan kaç bin yaşayacak onu hesaba katıyor musunuz? Ağaçlardan, 3 çocuk doğurmamdan daha mı az önemli insan canı! Samimiyetiniz bu mu?

    • Sizin Mısır konusundaki demokrasi çığlıklarınız hangi platformda acaba? Biz de gelip orda çığlık atalım.Siz ne yapıyorsunuz? İktidar bu katilleri daha fazla desteklemesin diye bir girişiminiz oldu mu? Bir eyleminiz bir protestonuz? Farkındalık yaratmak için ne yaptınız? Bizim ses çıkarmadığımızı nerden biliyorsunuz? Protestolarımız sadece sizin değer verdiğiniz konularda mı olmalı? Ağaçlar ve en az 3 çocuk doğurma konuları zaten insan canı ile ilgili niye ayrı olsun? Gezi gezi dediğimiz yerde kaç çocuk öldürüldü, siz bu çocuklar için nerde çığlık attınız.??? Amaaan bi bitmediniz. Okumadıkça, öğrenmedikçe de bitmeyeceksiniz…

    • Bugüne kadar yazdıklarımı ya okumamışsınız, ya -özür dilerim ama- anlamamışsınız.

  14. Hala Misir diyolar ya.

  15. Gülay hanım yer gök prostestolarla iniliyor daha ne protestasından bahsediyorsunuz. Okumaksa eminim sizden daha iyi bilirim, nihayetinde bir akademisyenim. Ağaç reçinesi mi? İnsan canıyla ilgili. 3 çocuk yapın diye kapınızda silahla mı bekliyorlar. Nasıl böyle şahsi rahatsızlıkları oluk oluk akan kanla kıyaslarsanız. Gezi eylemlerinde toplam ölü sayısı 5’tir. VE hiç çocuk yoktur. Mesnedsiz iddialarda bulunmayalım. http://haber.sol.org.tr/devlet-ve-siyaset/gezi-parki-direnisinde-5-kisi-hayatini-kaybetti-7959-kisi-yaralandi-haberi-74897
    Madem Mısırdaki katliamla ilgili bir çalışmanız var, bunu aynı gezi gibi bangır bangır yapın o zaman, aynı bu yazıda olduğu gibi görelim. Teşekkürler…

    • Hanımefendi, yer gök beni ilgilendirmiyor, genel yazmayın, bulunduğunuz platformu belirtin lütfen, tekrar soruyorum, konuşmak dışında ne yapıyorsunuz? Hangi platformdasınız? Eğitim sistemi ile ilgili bir yazının altına kel alaka bir yorum girmek en basit anlatımıyla provokasyondur, bitmek bilmeyen mağdur edebiyatınızın bir yansımasıdır. Bir de akademisyen olduğunuzu (gerçi benden daha fazla okuduğunuzun kanıtı olarak) yazmışsınız, insan utanır. O üniversiteyi sadece siz değil, birini anneanneniz, birini anneniz, birini siz bitirmeliymişsiniz. Gezi direnişinde polisten şiddet görenleri kimse iplemezken, “Ölenler çocuk değil” bahanesiyle mazur gösterirken (Berkin ekmek almaya gidiyordu, hatırlatırım, ailesi darp edildi, ama o da sayılmaz, ölseydi sayılırdı…), şimdi siz asker ve polis şiddeti gördüğü söylenen mısırlıları destekliyorsunuz diye karşılaştırma yapmak çok saçma, sırf bu yüzden başka konuda fikir beyanı yasağı getirmeniz, insanlara bu konuda tepki göstererek vicdanınız rahatlatmaya çalışmanız da tez konusudur. Buradaki mesajlarda “Eğitim sistemi bla..bla…Ha bu arada Mısır’da insanlar ölüyor, oh olsun” diyen varmış gibi doğrudan çemkirme ve ağaç reçinesi (kesilenler ağaçtı, ağaç = çam ağacı=reçine tarzı bir mantıkla çıkmış heralde) = oluk oluk akan kan mantığı ülke sorunlarını algılamadaki bir hatadan kaynaklanıyor olmalı. Zira Gezi olayını hala şahsi rahatsızlık olarak değerlendiriyorsunuz. Bu arada nihayetinde akademisyen olduğunuz için “mesnetsiz” kelimesini de benden iyi bildiğinize eminim, duyarlı elleriniz yazarken titremiş olmalı. (Mesnedsizi bizden öğrenecek değilsiniz sonuçta…). Sedece 5 kişi ölmüş bir Gezi eylemini söz konusu ettiğim için, Reyhanlı, Doğu Türkistan, Kerkük için de yeri göğü inleten Büşra Hanım’dan özür diliyorum.

  16. Harika bir yazı olmuş, elinize emeğinize sağlık 🙂 Bu arada taşınma işinde kolaylıklar dilerim.

  17. Hanımefendi hangi resmi platformda, ne gibi faaliyetlerim olduğunu burada açıklamak zorunda değilim.
    “şimdi siz asker ve polis şiddeti gördüğü söylenen mısırlıları destekliyorsunuz diye karşılaştırma yapmak çok saçma, sırf bu yüzden başka konuda fikir beyanı yasağı getirmeniz, ” asker ve polis şiddeti gördüğü SÖYLENEN ne demek ya, oluk oluk kan akıyor, ne söylemi ne ihtimali. Kendi benliğinizden bu denli duyarsızlaştıysanız ben artık hiçbir şey diyemiyorum.Sürç-ü klavye hatam sizi sevindirmiş ama ondan önce Reçine espirisini iyi araştırmanızı tavsiye ederim. Ayrıca fikir beyanı yasağı felan getirdiğimiz yok. İsteyen istediği konuda istediği kadar mantıklı yada mantıksız olsun istediği fikri beyan edebilir ama demokratik platformda olmak koşuluyla. Gezi eylemlerinde savunulan her görüş beyan olmayı hak ediyor ama sırf bunun için başkalarının haklarına saygısızlık yapmayı, şiddet uygulamayı, çiğnemeyi kesinlikle hak etmiyor. Takıldığım nokta bir şahıs gezi parkıyla ilgili 10 tane yazı yayınladığı halde, Mısırda bu kadar vahşet varken 1 logo, 1 ifade, 1 yazı bile yayınlamıyorsa bu tabi ki insanın içini acıtır. Konuyla ilgili bir arkadaşın bir face sloganını sizinle paylaşıp, maalesef insanlığın geldiği noktayı göstermek istiyorum:

    “İstanbulda ki evin terasinda oturuorum misiri protesto edenleri birbir duyuyorum gezi parki sloganlarini iyi ezberlemisler sayemizde sloganda ogrenmis ampul kafalar…”

    Ümit ediyorum siz ve çoğu gezi parkı savunucusu böyle düşünmüyordur, çünkü bir gün Mısırdaki sıra bize de gelirse hepimiz kardeş kardeş birbirimize sarılıp ağlamak zorunda kalmayalım duasını ediyorum…

    • Gezi Parkı benim evim. Mısır, yan köyüm. Kendi evimde şiddet görürken yan koye yardıma gidemiyorum. Bu demek degil ki onun icin üzülmüyorum. 24 saat Mısır yayını yapmıyorum, evet. Sizi inandırmak icin buradan link verecek de değilim. Ancak “tek bir satır yazmıyor” lafını sarf etmeden once en azından bu yazıyı da iyi okuyun derim.

      Ben Mısır’da da, Irak’ta da, Suriye’de de, Filistin’de de, Kamboçya’da da, dunyanın her yerindeki zulme de karşıyım. Asıl insanları once ve sadece insan oluşuyla degil, dinine bakarak değerlendirerek kendi evinde dökülen kana kayıtsız kalıp, “cocuk ölmedi ki” diyebilen vicdanda seçiciliği anlayamıyorum.

    • s.a. ağzınıza sağlık büşra hanım. bugün bu siteyi açmamın ve yazılara bakmamın tek nedeni acaba elif hanım mısır la ilgili aynen geziyle ilgili yazdığı yazılar gibi bir adet yazı ya da yorum yapmış mıdır? aslında şöyle dokunaklı bir yazı bekliyordum aynen geziyle ilgili yazmış olduğu gibi.. ama görüyorum ki orda olanlar elif hanımın ve destekçilerinin yüreğini hiç yakmamış olacakki bir adet yazı bir adet yorum bile yazılmamış.gerçi pardon ya taksimdeki ağaçlar çok daha önemli orda kıyılan canlardan….

  18. eğitim meselesinden mısır’a nası gelindi anlamadım gerçekten..

    ama gezide hiç çocuk ölmedi denmiş..ölenlerden biri 19 yaşındaydı..çocuk bence..ölmek üzere olan bi berkin var daha 15’inde..müdahale yapılan günlerde deli gibi bilgiler geliyordu hamile bi kadının kanaması var diye..belki de öldü o bebek..henüz bi yaşı bile olmadan..

    mısır için yazılan çizilen yok denmiş..günlerdir mısırla yatıp mısırla kalkıyoruz..kendi ülkesini görmeyen tvler mısıra naklen yayın yapıyolar..kendi ülkesini umursamayanlar mısıra selam yolluyolar..

    gezi için bi sürü yazı yazan kişi mısır için yazar ya da yazmaz bu o kişinin insiyatifidir..kaldı ki mısırda yaşamıyoruz mısırlı da diiliz..ben kendi ülkemdeki canlara ağlıyorum hala..mesela reyhanlıda anneler günüde annesiz kalan çocuklara, çocuksuz kalan annelere ağlıyorum..benim ülkem o kadar çok acı çekiyor ki aylardır yıllardır, henüz mısıra üzülmeme sıra gelmedi, kusura bakmayın..

  19. Aaaa Elif Hanim askolsun, dunyada insanlar ikiye ayrilir, ibatindeki Muslumanlar ve de kafirler. Mursi halkina zulum yaptigi zaman Turkiye Misir’in icislerine karismasin ama bes rekat namazindaki Mursicim gittigi zaman yerine gelen de bes rekat namazinda degilse karisilsin.

  20. Aynı yürekleri paylaşmıyor, aynı gamlarla dertlenmiyoruz. Boşuna bir çırpınış ve haykırış bu benim debelenmelerim. Boşverin, varın siz üzülmeyin dış kapının dış mandallarına, gün gelir devran dönerse, atılan bu bombalar Türkiyemizde park bırakmazsa yinede elele, kolkola sizler için mücadele ederiz. Düşman Geziciysen seni vurmayayım demez, topraklarının genişlemesine, gerisinin kaynamasına bakar. İnşAllah siz hep haklı olun, tek derdimiz 3 çocuklar, kürtajlar olsun. Yeterki akan şu kanlar durulsun. Siz bizim kalbi iman dolu olduğuna inandığımız kardeşlerimizsiniz. Umursanmasa da Yeryüzündeki Tüm Müslümanlar gibi…Sevgiler…

    • Kim neyi umursamıyormuş ben hala anlayamadım. Buradaki herkes tüm dünyadaki savaşlara, boşuna akan kana, ölen çocuklara dur demek istiyor, bu herkesin ortak acısı. Bunlara dur derken, müslüman kardeşlerimiz için ağlıyoruz derken, Gezi’de ölenlerin üç-beş çapulcu diye anılması ironik değil mi? TV’ler Mısır’ı göstermiyormuş. Reyhanlı’yı gösterdi mi peki? Mısır’ı TV’ler göstermese de bu ülke yönetimi kendi ülkesini bir kenara bırakarak Mısır diye ağlıyor zaten. Diğer taraftan % 50 diye dışlanan Türkiye de ağlıyor, kalan % 50 de o ağlayanlara gülüyor size müstehak diye. Bu ülke tek bir vücut değil artık, % 50 kangren olmuş. Deve kendi eğrisini bilmez yılan boynun eğri dermiş, ülkemizdeki durum da aynen bu maalesef.

    • Busra Hanım,
      Olaya niye şurdan bakmıyorsunuz; Üç beş ağaç reçinesine ağlayan insanlar kim bilir Mısır’da katledilenlere ne kadar üzülmüştür.
      Elif Hanım, gazeteci değil, blog yazıyor diye gündemi her satırda buraya taşımak zorunda değil. İlla Elif yazsın, o yazıyı burada görecem diyorsanız , kendisine bir mail atarak bu konudaki duyarlılığını burda da görmek istediğinizi belirtin.
      Buraya yazdığınız sözler tutarsız olmakla kalmıyor, aynı zamanda fikri kendini tatminden ibaret. Mesela “…Gezi eylemlerinde savunulan her görüş beyan olmayı hak ediyor ama sırf bunun için başkalarının haklarına saygısızlık yapmayı, şiddet uygulamayı, çiğnemeyi kesinlikle hak etmiyor” gibi şeyler yazmışsınız. Burada şiddet görenler zaten orada toplanan insanlardı.
      Sizin de yemeden içmeden kesildiğinizi falan düşünmüyorum. Hayatınıza bir şekilde devam ediyorsunuz. Biz de. Çocuklarımız okula başlayacak. Eğitim sistemimiz çarpık, sağlık çurpuk, adalet yok. Ekonomi Gezi çapulcuları tarafından batırılacak kadar kötü. En müslüman iktidar bile türbanı hala serbest bırakmış değil. Eğer Mısır’daki olayların hala neden burada olmadığını merak ediyorsanız ben söyleyeyim; Gezi Gezi dediğimiz yerde direnen bir avuç insan hala yargıda da, politikada da, bir yerlerde varlar o yüzden. İki sarhoşun attığı temellere bağlı kalan üç beş çapulcu sayesinde burada henüz bebekler ölmüyor. Ama siz de bunu görmeyi pek istemiyor gibisiniz…

  21. yalnız şu mantığın herşeyi istediği yöne çekme becerisine hayranım! imam hatipler nasıl imamlar yetiştiriyor bilemem ama iyi hatipler yetiştirdiği kesin!

    mazlum edebiyatına bak! dış kapının dış mandallarına üzülmeyin! dış kapının dış mandalları bizim için ne zaman üzüldüler acaba? mısır’a yas için eğlenceleri iptal eden/etmeye kalkanlardan bahsediyoruz..reyhanlı patladığında düğünlerini çatır çatır yaptılar! bizim içimizdekiler el olmuş bize, dış kapının dış mandalı biz olmuşuz siz hala mısır diyorsunuz!

    evet 3 çocuk da benim derdim! kürtaj da! şehitler de! BENİM ülkemde olan biten herşey BENİM derdim! ben önce kendi evimin önünü süpürüp temiz bir yol açmalıyım ki benden sonrakiler o temiz yoldan geçerek barış ve adalet dağıtabilsin dünyanın geri kalanına..

  22. Busra Hanim’ in yazisindan Busra Hanim’ in sadece Musluman olan Turk vatandasinin yardimina kosacagini ogrendik. Suryani, yahudi, ortodoks, ateist ve agnostikler kusura bakmasin.

  23. Bir de derdiniz kurtaj olsun derken kurtajin yasaklandigi bir toplumda nasil oluk oluk kadinin canindan kan aktigini bazilari anlamamis. Kardesi tecavuze ugrayanin gidip tecavuze ugradi diye kardesini vurdugu bir ulkede yasiyoruz. Misirmis…

  24. Hümeyra Yazıcı

    Büşra hanım,
    Ülkemizde demokratik hakları için gösteri yapan 4 kişiyi polis öldürdü,11 kişi gözünü kaybetti,binlerce yaralı.Siz şimdi bunlar için ağlamayan,bırakın üzülmeyi,bunları yapanlara ödül veren bir hükümet bir başbakan varken Mısır için üzülmek nedir!Önce ülkemde vahşeti yaşatanlardan hesap sorun ondan sonra Mısır,Myanmar,Suriye düşünün.İnsanlığı ülkemde ölmüşlerden ne Mısır’da ne başka bir ülkede ağlama edebiyatı yaparak fayda gelmez,sahtelikten başka nedir?Kafanızı bu ülkedeki vahşete ve şiddete devekuşu gibi kuma gömüp sonrada başka ülkelerde cereyan eden şiddete şahin kesilmek ülkeyi yönetenlerin sahte gözyaşlarıyla hiçbir farkı yoktur.O yüzden önce kendine sonrada çevrene bakmayı bilen birey olsanız daha inandırıcı olur.

  25. Olenler cocuk degildi darken,keske bunu onla rain annelerinin gozunun icine bakarak soyleseniz,icim acidi ,her Anne icin yavrusu kinali kuzusuzur,yasi kac olursa ve siz bu ayrimi yaptiginiz icin insan degilsiniz,