27 Yorum

Deniz ve Güneş’in hikayesi…

Bundan yaklaşık dokuz ay önce başladığımız eş zamanlı Gebelik Günlükleri geçtiğimiz haftalarda birbiri ardına sonlandı. Yakında yepyeni bir günlükle karşınızda olacağız. Bu sefer tek bir günlükle devam edeceğiz. Yazarı da belli, ancak kendisi ne yazık ki şu sıralar mide bulantısından çok çektiği için bilgisayar ekranının karşısında pek duramıyor. Birkaç hafta içinde kendisini sahneye bekliyoruz.

Beş gebe yazarımın beşi de çok şükür bebeklerine sağlıkla kavuştular. Hepsinin elleri kolları kelimenin gerçek anlamıyla “dolu” olduğundan hikayeler biraz gecikebiliyor. Geç olsun, güç olmasın diyor, Pelin ve Ege’nin hikayesinden sonra Deniz ve Güneş’in kavuşma hikayesini paylaşıyoruz…

***

Deniz & Güneş’in hikayesi
15 Ağustos, 2013 İstanbul
37. & 38. Haftalar ve Mutlu son

Hayatımın en uzun, en dolu, en yorucu ve en mutlu ayını geçirdim. Her anım şükrederek geçti. Şu anda bu yazıyı yazarken de gözlerimden yaşlar süzülüyor, hem yanımda yatan bebiye baktıkça engel olamadığım minnet dolu gözyaşları bunlar, hem de yara olan ve kanayan göğüs uçlarımın sebep olduğu ağrı dolu gözyaşları…

Son yazımda doğum iznimin başlaması için sabırsızlandığımdan bahsetmiştim. Sonunda işyerimden uzuuuun bir süre dönmemek üzere ayrıldım (ücretsiz izin hakkımı da sonuna kadar kullanmaya niyetliyim de kısmetse). Ardından annem ve babam Adana’dan kalkıp geldiler doğumumda yanımda olabilmek için. Evimiz şenlendi tabii, hem tatlı telaşla hem de genişleyen aileyle. Bir de bayram geldi bu arada (o koşuşturmada son haftanın yazısı karambol oldu işte). Annem kara büyüler yapmıştı bayramda doğurmayayım diye. Hem doktorum izinde, tanımadık/nöbetçi bir doktorun eline kalmayayım diye, hem de Allah korusun acil bir durum olsa hastanede sınırlı sayıda görevli olacağından müdehalenin eksik kalabileceğinden korkuyordu. Neyse ki duaları tuttu ve bayramda doya doya gezmeme izin verdi kızım. Ne Adalar kaldı, ne Modalar, İstanbul’un bir ucundan öteki ucuna, bilumum eş dost akraba ziyaretleri yapıldı, eller öpüldü, hatta “bunlar son demler” diyerekten, doya doya gezildi tozuldu, sıcağa ve artık taşıması güçleşen göbeğime ve fena halde şişen ayaklarıma rağmen!

GebelikGunlugu4

Fotoğraf: Ferhan Saral

 

Bayram biter bitmez de “Aman dur evin işi bitmedi, 2 gün daha müsade et bana, doğurma sakın” diyen annemi bile dinledi akıllı kızım. Anneannesi her türlü hazırlığını yaptı bitirdi, “tamam artık doğurabilirsin” fetvasını verdi, ve hemen ertesinde, hiç bitmeyecekmiş gibi gelen, dakikaları saydığım, çok ama çok rahatsız ve huzursuz olduğum bir gecenin sabahında nişanım geldi. Ardından da tatlı tatlı bir sancı başladı.

Öğlene kadar sabırla evde bekledik. Sonunda 10 dakikada bir gelmeye başladı sancılarım. Biz de tasımızı tarağımızı toplayıp hastanenin yolunu tuttuk, doğuruyorum diye. Oda süslerimiz, bebek şekerlerimiz, oto koltuğumuz, hastane çantamız, cumbur cemaat doluştuk hastaneye. Doktor muayenesi, NST, anestezi tahlilleri, rahat bir oda arayışı derken sancılarım kesiliverdi. Hevesimiz kursağımızda yeniden toparlanıp döndük eve. Her ne kadar doğum başlamış olsa da tamamlanması epey sürebilir dendi. Ben süreci hızlandırmak için o sıcağa aldırmayıp, annemi de yanımda sürükleyip hastaneden eve olan tüm o yolu yürüdüm. Hem de sancılana sancılana. Resmen yollarda doğuracam diye korktu annem. Ama eve varıp bir ılık duş yaptığımda gene sancıdan eser kalmadı. Bu durum o gece ve hatta ertesi gün de devam etti. Sancılar başlıyor, bir süre düzene giriyor, sonra birden bire kesiliveriyor. Doktorumuz “bu işler bebeğin keyfine bırakılmaz Denizcim, suyun azalır, bebek strese girerse hem senin hem de bebeğin sağlığı riske girer, sana 2 gün mühlet, 48 saat içinde doğurmamış olursan seni doğurtmak zorunda kalabiliriz” diyerek bir uyarıda bulundu. Ne kadar yalvarıp yakardıysam da kızıma “korkma gel annecim, çok güzel bi yer burası, bak hem ne güzel ciciler aldık sana, ne de güzel oyunlar oynicaz seninle, gezmelere götürücez” dediysem de kandıramadım. Sanırım kızım bu çıkışın bir geri dönüşü olmayacağını anlamış olacak ki yolun yarısına kadar gelip vazgeçti çıkmaktan. “Keyfim yerinde, hiiç kandıramazsınız beni, çıkmıyorum işte” dedi durdu.

Özetle, 48 saatin sonunda, 15 Ağustos sabahı, 39. haftamda epidural sezeryanla kavuştuk kızımla birbirimize. En azından sevgilim yanıbaşımda, gözlerini gözlerimden, ellerini ellerimden ayırmadan destek olabildi bana. Hatta annem de girdi ameliyathaneye, doktor kontenjanından. Babam kapının önünde, diğer sevenlerimiz odada, heyecan ve telaşla bekleşip durdular bizi.

Sezeryanın detaylı anlatılacak bir tarafı yok. En güzel yanı, oldu bitti işte. Bir iki saat sonrasında bacaklarıma his geri gelmiş, hatta akşamına ayaklanmıştım bile. Sonrasında da bir sıkıntı yaşamadım çok şükür. Hem benim hem de bebinin sağlığı yerinde. Gayet tombik doğan bebi (3600 gr) ne sarılık oldu, ne mama aldı, ilk günden itibaren emmeye başladı ve hatta şu anda 2 haftalık olmasına rağmen kilosu 4 kiloyu geçti bile (maşallah). Bir de şu gaz sancısı olmasa…

Doğumumun en inanılmaz anı, bebinin içimden çıkmasıyla beraber tüm hastaneyi inleten tiz çığlığının, benim üzerime konmasıyla beraber anında kesilmesi oldu. Bebimle birbirimizi ilk kez gördüğümüz halde öyle iyi tanıyorduk ki sanki, birbirini çeken mıknatıslar gibi, yapışıp sarmaş dolaş olduğumuz anda bizden mutlusu ve huzurlusu yoktu.

GebelikGunlugu6

Fotoğraf: Ferhan Saral

 

Hastanede kaldığımız süre boyunca da, sonrasında evde de her gören “alıştırma kucağına, sonra çok zorlanırsın” dese de, ben elimden gelse hüüüp diye yeniden içime çekmek istiyorum, hiç kucağımdan indirmek istemiyorum, kokusunu doya doya içime çekmek istiyorum ve bakmalara doyamıyorum minik kuşuma. Hala her bakışımda içim titiriyor, gözlerim doluyor ve hala inanamıyorum böyle bir mucizeyi yaşayabildiğime, hem de onca zaman ve yaşanan onca sıkıntı sonrasında.

Şu anda kızım 2 haftalık. Öyle yoğun yaşandı ki bu 2 hafta, sanki 2 hafta değil 2 yıl hatta 2 ömür geçmiş gibi. Ve hatta bu 2 haftadan öncesi yokmuş, hiç olmamış gibi. Bu kadar çabuk oluyormuş demek insan hayatında değişimler. Bir an içinde, bir tiz çığlıkla beraber. Geçen hafta düşen göbek bağını ne yapalım, ilim irfan yapsın diye afilli bir okulun bahçesine mi gömmeli, dünyayı gezsin diye denize mi atmalı, evden uzaklaşmasın diye dama mı atmalı derken, babası cebine koyup gezmeye karar vermiş hiç yanından ayrılmasın diye! Özellikle emzirirken el ele gözgöze bebiyle aşk yaşayan bir ben değilim zira. Babası da emzirmemin bitmesini sabırsızlıkla bekliyor ki gazını çıkarma bahanesiyle bebiyle doya doya kucaklaşsın, koklaşsın. Onları öyle sarmaş dolaş gördükçe, bebini altını değiştirmek, banyosunu yaptırmak için sabırsızlandığını gördükçe, gece ben emzirirken bana su getirip başımda nöbet tutarken gördükçe sevgilime bir kez daha aşık oldum ne yalan söyleyeyim.

Tabii bir de annemden bahsetmeden olmaz. Nasıl olup da insanlar teknolojinin ve modern dünyanın nimetlerinden bu kadar mahrumken onlarca çocuk doğurup sağlıkla büyütebilmişler aklım almıyor. Ben elimin altında her türlü hayatı kolaylaştırıcı makina ve malzemeye ve bu kadar ilgili ve özverili bir sevgilim olmasına rağmen, eğer annem evini barkını bırakıp, 24 saat gözünü kırpmadan her işime koşup hem bana, hem bebiye bu kadar iyi bakmasaydı nasıl altından kalkardım bu günlerin hayal bile demiyorum. İyi ki var annem, ne şanslıyım, ne şanslı Güneş, böyle bir ananesi olduğu için.

Hayatımın bu en özel anlarına şahitlik eden, sevgilimin, annemin ve babamın yanısıra bir kişi daha vardı, fotoğrafçımız Ferhan Saral! Ferhan’ı Çiğdem’in gebelik günlüklerini takip edenler hatırlayabilir. Zira onun da çok özel pozlarını çekmişti hamileyken ve Çiğdem de şu yazısında bahsetmişti.

Ferhan hayatımda tanıdığım en yetenekli, en yaratıcı ve en enerji dolu insanlardan biri. Gözünün içi gülen, cıvıl cıvıl bir genç kadın, üstelik her loğusanın hayalini kurabileceği kadar empatisi yüksek ve bebek dilinden anlayan, onları nasıl sakinleştireceğini, nasıl tutması gerektiğini ve nasıl rahat ettireceğini bilen biri. Hem hamileliğimin son günlerinde, hem doğumum sırasında, hem de hastaneden çıkıp eve gelir gelmez benim, sevgilimin, bebimizin ve ailemin öyle özel pozlarını çekti ki, üstelik şekilden şekle girip, herrr türlü hamile ve loğusa kaprisi çekmek suretiyle, gerçekten hakkını hiçbir şekilde ödeyemem!

Malum artık hepimizin elinde afilli fotoğraf makinaları, en azından şipşak foto çeken akıllı cep telefonları, artık hepimiz birer amatör fotoğrafçı, hepimiz birer cevheriz kendi çapımızda. Ama böyle biricik ve özel anlarda bu işi bir bilene teslim etmek gerçekten öyle büyük bir fark yaratıyor ki, fotoğraflara her bakışımızda “Allah razı olsun senden Ferhan, ellerine sağlık” diyerek iç geçiriyoruz.

GebelikGunlugu5

Fotoğraf: Ferhan Saral

Bu vesileyle, öncelikle Elif’e, bana hayatımın bu en özel sürecini bunca güzel insanla paylaşmama fırsat tanıdığı için; yazılarımı takip edip her hafta bana moral verip desteğini esirgemeyen onlarca gönlü güzel kalbi güzel Blogcu Anne okurlarına; ve bu süreci beraber yaşayıp bana çok destek olan, yeni kazanılmış dostlarım diğer gebelik günlükleri yazarları Çiğdem, Esra, Pelin ve Elif’e, teşekkür etmek isterim.

Dilerim her kadın gönlünce bir hamilelik yaşar ve sağlıkla alır bebeğini kucağına. Kendi payıma ben tez vakit bu mucizeyi yeniden yaşamak için sabırsızlanıyorum bile!

Sevgiler,

Güneş’in annesi Deniz

27 yorum

  1. Ne zaman anne olmalıyım, hazır mıyım, bu sene mi seneye mi soru işaretlerinin içerisinde bu yazıyı okuduğum için pişman mıyım bilemiyorum, zira gözlerimin dolmasına engel olamadım 🙁
    Dilerim sağlıklı mutlu uzun uzun yıllar geçirirsiniz bebiniz ile birlikte..
    Ve dilerim, ben de burada paylaşabilirim kendi bebimle olan günlüğümü..

    • Çok teşekkür ederim Gizem. Dilerim gönlüne göre olur. Naçizane, bence çok düşünme, bak gör “iyi ki yapmışım” diyeceksin! 😉 Sevgiler

  2. Deniiizzz! Ha ağladım, ha ağlayacağım, nasıl sevindim, nasıl mutlu oldum, çok duygulandım, hayırlı uğurlu olsun, çok çok tebrik ederim <3 Nasıl güzel bir bebek maşallah ^.^ Güneeeeş!! Hoşgeldiiin fındık kız <3 Şansın bol, ömrün uzun ve çok güzel olsun, annenle babanla sevdiklerinle şahane bir hayatın olsun <3

    • Çoook saol Fido. Koca göbeemi gösteremedim sana ama tez vakit Güneş’i sevmeye beklerim. Adana’ya ilk gidişimizde de haber edicem, söz! 😉 Öpüldün

  3. Incir'in Annesi

    Deniz, cok guzel anlatmissin. Hele hayatindaki degisimi anlattigin paragraf beni cok etkiledi. Gozlerim dolarak, burnumu cekerek okudum her satiri.

    Fotograflariniz cok guzel. Ferhan Saral’in internet sayfasinda da gordum, senin kiz dogustan pozcu:) Masallah, Allah nazardan korusun, saglikla dogmus, saglikla buyusun. Anasi babasi hep yaninda olsun.

    Bu gebelik gunlukleri, benim icin de cok ozeldi. Canim arkadasimi takip ederken, 4 tane daha gebenin 40 haftasina (yaklasik:)) sahit oldum. Hepiniz hatirlanacaksiniz.
    Bu arada huuup diye icine cekme hissi oyle hemen gecmeyecek, hatta kizimin naanaasinin (annem) beni hala icine sokma istegiyle dolu olduguna bakilirsa takribi 32 senede bile gecmiyor. Ay iyiki de gecmiyor:)

    Opuyorum Deniz & Gunes’i. Sevgiler

    NOT: Diledigin gibi al kucagina. Kimseyi de takma boyle konularda, icinden nasil geliyorsa oyle yap. Goreceksin en dogrusu icinden geceni.

    • Çoook ÇOK teşekkür ederim. Ben de ne güzel insanlarla tanıştım, sesini duymadığım, yüzünü görmediğim kimlerle kaynaştım, meğer ne derde devaymış bu blog, ne iyi geldi anlatamam! 🙂 Çido’yu ziyarete geldiğinde haber edersen bütün kızlar bi toplanıp Voltran yaparız istersen! 🙂 Kocaman öpüyorum seni de İncir’ini de!

  4. Nur şener dinç

    Sevgili deniz,
    Gözlerim falan dolmadı, hüngür hüngür ağladım hikayenizi okurken, sanki ben kendi güneşime kavuşmuşum gibi yaşadım o anları. Çok sevindim sağlıkla kızını kucağına aldığına, ben de sabırsızlanıyorum:) fotoğraflar çok güzel, göbeğin süper görünüyor ayrıca, ben de bu fotoğrafçı işini biraz araştırayım bari:))
    Sevgiler,
    Nur, güneşin annesi:)

    • Sevgili Nur, sen de tez vakit sağlıkla kucağına alırsın inşallah Güneş’ini. Gerçekten bildiğin mucize, başka bir tanımı yok. Öyle bir aydınlanıyor ki dünyan, bunca zaman o karanlıkta nasıl yaşamışım diyorsun! 🙂 Bu arada foto olayını ihmal etme, çok dua edeceksin bana bu kadar ısrar ettiğim için. Ferhan’da da bi dolu güzel fikir ve kostüm var, benden söylemesi! 😉 Sevgiler

  5. hepinizin hikayelerini nası da sabırsızlıkla bekliyorum! 33 haftasını bitirmiş bir gebe olmamın etkisi büyük tabii 🙂

    güneş çook güzel! maşallah kuzuya!

    o kadar güzel yazmışsın ki şu anda doğurasın geldi! (dur oğlum kıpraşma sen daha erken! ^.^)

    güneşin sağlıklı upuuzuuun adı gibi aydınlık sıcacık bi hayatı olsun..hep iyiliklerle iyilerle karşılaştırsın allah 🙂

    • Çoook teşekkür ederim Pelin. Sen de vakitlice, sağsağlim kavuşursun inşallah oğluşuna. Damat adayımıza iyi bak bu arada. Bi ara tanıştıralım bebileri, erken erken kaynaştıralım, kaptırmayalım böyle güzel bebileri! 😉 Öptümmm

  6. günlüğünüzü takip eden biri olarak çok sevindim. Allah analı babalı büyütsün inşallah.
    Güneş doğdu artık 🙂

    • ÇOK sağolun Ayten Hanım. Güneş öyle aydınlattı ki dünyamı, içim sıcacık oldu! :))) Sevgiler size de

  7. Gerçekten çok güzel anlatmışsın Deniz. Ta en başında ilk yazdığın yazıyı hatırlıyorum, aynı burçtan olmamız sebebiyle çok hoşuma gitmişti anlattıkların, biraz kendimi bulmuştum.
    Şimdi bu uzun yol bitti ve sen Güneş’ine kavuştun, maşallah 🙂 o kadar güzel gözüküyorsunuz ki.
    Ayrıca karnının bu kadar büyüdüğüne inanamadım 🙂

    Bundan sonra hep mutlu, huzurlu, sağlıklı olmanız dileklerimle.

    Sevgiler…

    Bu arada Çiğdem demişken, onun hikayesini ne zaman okuyacağız?

    • Çok saol Damla. Olanı olduğu gibi anlattım. Güzel olan yaşananlar, hikaye o yüzden bu kadar güzel 🙂
      Sevgiler sana da

  8. Deniz en başından beri takip ettiğim günlüğünde mutlu sona ulaştığını görmek çok mutluluk verici. Allah Güneş’i analı babalı büyütsün inşallah. Dünyalar tatlısı bir bebek ve senin gibi bir annesi olduğu için de çok şanslı. Bizleri habersiz bırakma doğurdum diye, aç bir blogda bebiyle olan maceralarınızı da takip edelim 🙂
    Sevgiler..

    • Çok teşekkür ederim Gülcan. İnşallah kızım da ilerde mutlu olur annesi ben olduğum için. Malum epey bi süre bu bebilere kendimizi beğendirmek bi mesele! 😉 Blog açmak benim için hala epey iddialı bir girişim olur, hele ki elim kolum GÜneş’le doluyken. Ama sağolsun Blogcu Anne, forumları emrimize amade! 😉 Sevgiler

  9. Deniiizzz ne kadar güzel ne kadar mutlu bir an… Yazdıklarını ağlayarak okudum, elimdeki iPad ıslandı, e bide hamilelik duygusallığını düşün iyice sırılsıklam olduk : )

    Öncelikle bebeğini, Güneş’ini sağlıkla kucağına almışsın ya en güzeli bu işte…Fotoğraflar ve siz şahanesiniz. Ayrıca minik bebeğini kucağına alırken almasam mı, şımarır mı diye asla düşünme. Özellikle ilk üç aylık dönemde kucağına almalısın ki, onların zaten bizim sıcaklığımıza ve anne karnında olmaya ihtiyaçları var ve o kadar küçükler ki daha şımarmak nedir bilmezler merak etme ; ) Bu konuda bir Çocuk Gelişimcisi de olarak okudum ve araştırdım, rahat olabilirsin kucağa almak konusunda. Benimde doğum yapmama 4 ay kaldı inşallah o zaman oğlumu kucağımdan indirmeyeceğim : )

    Bir de yukarda yorum yazmış, adaşım olan Gizem’e ithafen; bende senin sorduğun acaba hazırmıyım, ne zaman çocuk yapmalıyım, yok şu işi de hallediyim, bunu da bitireyim mi… sorularıyla başvurmuştum blogcuanne’ye. Ama eğer bunu sorguluyorsan farkında olmadan hazır olmaya başlıyorsundur. Çünkü hiç bir zaman kendini tam olarak hazır hissetmiyorsun. Şuan 19. haftalık hamileyim. Bu sorular hazır aklına düşmüşken hemen hamile kal derim : )

    Ayrıca benimde hamilelik blogumu takip etmek isterseniz http://gizmonundunyasi.blogspot.com/ bu linkten bakabilirsiniz. Çok sevinirim ; )

    • Sevgili Gizmo blogunun sıkı bir takipçisi daha var artık, emin olabilirsin. 🙂 Senin de güzel haberlerini bekliyorum, vakitlice ve sağsağlim inşallah. Sevgiler

  10. Günlüğünüzü takip eden biri olarak sizin adınıza çok mutlu oldum.
    Ve çok kıskandım o ne kadar tatlı bir göbüş maşallah. Güneş kızla size huzurlu mutlu bir ömür diliyorum.

    • Sevgili SakarAnne, göbüş içinde bebi varken çok sevimliydi, ama şu anda da bütün haşmetiyle durunca pek bi sinir bozucu oluyor! 😛 Dilerim tez vakit yok olur da ben de özlerim hatta! :))) Sevgiler

  11. Muhteşemmmmm:))) Allah nazardan saklasın Güneş’i ve sizi. Analı babalı büyütsün..

  12. Çok sevindim sağlıkla kavuşmanıza. Göğüslerin için kalkan kullan mutlaka. 2 çocuk annesi ve bir eczacı olarak şiddetle tavsiye ediyorum. İyileşene kadar düzenli kullan, göğüslerin düzelince de emzirirken kullanmaya devam et. Sütün de boşu boşuna pedlere akmaz. Birikenleri dolapta biberonda saklayıp bebiye içirebilirsin. Ben hala kucağımda taşıyorum sipaları büyüyünce istesen de taşıyamayacaksin tadını çıkar.

    • Cok tesekkur ederim. Hic indiremiyorum zaten kucagimdan. Kalkan da kullandım (bi arkadasim sagolsun hediye etti) ama o da alismasi epey zor bisi gibi. Yadirgadım cok. Neyse kirk katir mi kirk satir mi, artik birinden biri olacak mecbuuur. 😉 Sevgiler size ve kuzulariniza!

  13. elif hanım
    başkaca doğum hikayelerini kabul etmiyorsunuz anladığım kadarıyla size mail yolladım ayrıca yazıların altına yorum olarak da yazdım. bugün 22. günümdeyim normal doğumla bir kız bebeğim oldu hikayemi yollarsam yayınlar mısınız diye.
    Dönüş yapmamanız en azından takip etmediğimiz hamilelerinkini yayınlamıyoruz dememeniz beni üzdü açıkçası.
    kolay gelsin

    • Şimdi yorumu bıraktığınız e-mail adresinizle girip baktım ancak sizden bir e-mail bulamadım. Spam kutuma düşmüş ve orada kaybolmuş olabilir. Geç de olsa bana gönderilen maillere geri dönüş yapmaya çalışıyorum; hikayeniz elime geçmiş olsaydı en azından aldığıma dair bir yanıt verirdim. Tekrar denerseniz sevinirim…

  14. öncelikle tebrik ederim. resimlerinizi çoook beğendim bir ömür sağlık ve mutluluk dilerim ailenize:)
    benim annemde göğüslerinden çok sıkıntı çekmiş emzirirken 🙁 sonra birisi kuru incir yemesini söylemiş annemde bir sonraki emzirme döneminde incir yemiş ve hiç yara olmamış herkese tavsiye eder mutlaka yiyin diye 🙂 umarım sizede faydası olur sevgiler 🙂