11 Yorum

Yaz biterken…

Bir “Bu yazı yaz okulsuz geçiremeyiz” dediğimiz yazı daha okul kapısından adımımızı atmadan geçirdik sayın seyirciler.

Unutulmayacak bir yaz oldu. Birçok açıdan. Bundan 33 sene sonra, tıpkı dün, 12 Eylül 1980’in 33. senesinde olduğu gibi gazetelere baktığımızda yeniden yaşayacağız bu yazı. İçimiz acıyarak…

Çocuklar bütün yaz evdelerdi. Zordu, zor geçti. Zaten zorlu başladık, Haziran’ı Gezi’de geçirerek. Temmuz ayı biraz yaraları sarmakla geçti. Sonrasında da taşınma hazırlıkları. Taşınmaydı, bayramdı, tatildi derken işte geldik son Cuma’ya. Şükürler olsun.

Daha dün annemle konuştuk. “Seneye kes-sin-lik-le bir yaz okulu ayarlamak lazım, olmuyor böyle!” Olmuyor şekerim, vallahi de, tillahi de olmuyor. Aşırı hareketliler. Öyle böyle değil. Dün Moda çay bahçesine gittik annem ve iki çocuk, ne çay içtiğimizi anladık ne oturduğumuzu… Halbuki çok iyi hatırlıyorum biz annem ve anneannemle gittiğimizde çay bahçesine hiç böyle fantastik şeyler olmazdı. Bin kere merdiveni inip çıktı bunlar, birbirlerini kovalayıp durdular. Yemin ederim artık sesim çatlıyor yapmayın, durun demekten… Erkek çocuk diye mi böyleler bilmem. Tabii ki Allah eskikliklerini vermesin, sağlıkla yanımdalar, binlerce şükür. Ama okullar açılıyor diye ne kadar sevindiğimi hiç saklama ihtiyacı hissetmiyorum.

Bir sürü değişiklik oldu bu yaz hayatımızda. Yaşadığımız yeri değiştirdik. Aslında hayatımızı… Şehrin dışında bir siteden çıkıp şehrin içinde bir apartman dairesine göç ettik. Çocukları uyanır uyanmaz bahçeye salabildiğimiz bir evden, hava almak için giyinip kuşanıp sokağa çıkabildiğimiz bir düzene geçmek zorlamadı değil. Artık öyle salamıyorum dışarı, benim de çıkmam gerekiyor onlarla her seferinde. Bu kötü bir şey mi peki? Hayır. Hem de nefis bir şey. Hiç gitmediğim kadar parka bahçeye gidiyorum #ohohharika.

Birden kedilendik. Sonra birden kedisizleştik. Bir sabah ansızın yığılıverince Zeytin, Moda’nın kedilerinin hepsini sahiplendik. Daha doğrusu teyzelerin izin verdiklerini!

Yürümeye başladık. Bir yerden bir yere arabasız gidebilmek özgürlükmüş, onu hatırladık. İstanbul gibi yerde araba kullanmak değil, araba kullanmak zorunda olmamak lüksmüş, onu anladık. Arabayı nereye park ettiğini unutmak diye bir şey varmış, harika bir şey hem de…

Toplu taşıma canmış, tekrar hatırladık. Çocuklarla tramvaya inip binmek, laf olsun diye vapurla gezinmek, sırf canın istedi diye metroya binmek İstanbul’da geçirilebilecek en eğlenceli, en ucuz yollu, en eşsiz zamanlardan biriymiş, yapmaya doyamadık.

Küçüldük bu yaz. Neredeyse Derin doğduğundan beri bizimle olan yardımcımızla yollarımızı ayırdık. Bir eve iki kadın fazla dedik, vedalaştık. Çocuklar büyüdü, artık ikisiyle aynı anda ilgilenebiliyorum. Ya da kendimi kandırıyorum. Ama neyse, evini kendin temizlemek, neyi nereye koyduğunu bilmek insanı ne iyi hissettiriyor.

Sadeleştik biraz. Televizyon müessesesini hayatımızdan çıkardık. Sanırım. Eve taşındığımızdan beri televizyon bağlatmadık. Meğer ne çok okunacak kitap, edilecek sohbet, tartışılacak konu varmış, onu hatırladık.

Veeeee okullandık. Deniz zaten okulluydu, yenisine devam edecek burada… İkinci sınıf, yeni okul, yeni öğretmen, yeni arkadaşlar. Endişeli. Ama bence mutlu olacak. Derin de Pazartesi başlıyor, tam gün… Değişik olacak. İkisinin de okulu yürüme mesafesinde. Önce onu bırak, sonra onu. Önce onu al, sonra onu… Ayaklı dolmuş…

Gezi’den sonra çok şey değişti, hem memlekette, hem bireyselde… Benim birçok şeye bakış açım değişti. Beklentilerimi düşürdüm bazı konularda sanki… Sadeleştirdim. İyi geldi.

Bu yaz da böylece bitti…

Yaz

11 yorum

  1. Bu yaz o kadar çok şey değişti ki hayatımızda. Biber gazı neymiş, toma neymiş çok iyi anladık. Farklı insanlar tanıdık aynı amaç için birleştik. Gelecek için endişelerimiz değişti…

  2. kizim 3.sinifa baslayacak belki tek cocuk olmasi belki zaten programininin cok yogun olmasindan yaz okulunu hic dusunmedim. zaten az zaman tatil yapiyor onu da istedigi gecirsin istedik hep. tabi bu konuda anneanne benim canim yardimcim elim kolum. evet biz bu sene cok sey ogrendik , kizim daha 8 yasinda biber gazi ne demek onu ogrendi 🙁 agaclarin kesilmesi icin yapilan kavgalari gordu. halbuki ben ona dogdugundan beri agac sevgisini anlattim durdum adina agaclar diktim ogretmenlerine ogretmenler gununde hediye yerine Temadan agac diktik. Bizim cocuklar cabuk buyudu Elif hanim ya cabuk buyudu. bu olaylar onlari cok olgunlastirdi cocuk olmadan buyuk oldular sanki :(((

  3. Aklıma Daha Sade Bir Hayat kitabı geldi yazını okuyunca… Arada çıkartıp okumak lazım belki de 🙂
    Bu taraflara da yolunuz düşsün arada lütfen (gelmeden önce ararsan, ben burada olMAyacağım zamanı söylerim!!) Ya da ben karşıya geçeyim, Moda’da denize karşı kahve keyfi yapalım. Özledim sizi.

  4. Sanırım şimdi de sana iyi tatiller demek düşüyor bize 😉

  5. Çok güzel bir yazı Elif hanım . Şimdiden hepimize iyi okullar, iyi dersler 🙂
    Bu arada Gebelik günlükleri devam edecek mi 🙂

  6. Elifçim bu yaz benzer şeyler oldu bizde de:) paralel evren gibi hissettim. Metronun yakına gelmesi ve arabalardan birini satmamızla ben de tekrar toplu taşımaya döndüm ve kendimi daha iyi hissediyorum. Tasarruf da cabası. Tv bütün yaz hemen hiç açılmadı. Arca yeni bir okula başladı ve bütün yazı okulsuz yazlıkta geçirdi…. Güzeldi değişimler bize de yansıdı:) yeni dönem hayırlı olsun

  7. ipek böcüğü

    Yazınızın son paragrafı çok dikkat çekici benim için. Çünkü kendi günlüğümde de son zamanlarda sık sık tekrarladığım cümleler bunlar. Beklentilerini doğal olan şekle dönüştürerek minimalize etmek, sadeleşmek vb. Ne kadar ilginç ki toplumsal bir olay kişilerin bireysel yaşamına bu kadar etki edebildi. Toplumsal farkındalıklar ile birlikte, bireysel yaşamımızda bize zorunlu olarak yansıtılan şeyleri fark etmemizi sağladı. Yaşamın aslında ne kadar kolay olabileceğini ancak insanların bunu komplike hale getirdiğini fark ettik. Yaşamak için maddesel anlamda ne kadar az şeye ihtiyacımız olduğunu ve gerekli diye yansıtılan şeylerin aslında sinsice bize dayatılan şeyler olduğunu anladık. daha mı mutluyuz peki??? acı çektiğimiz şeyler çok. Ancak daha net , daha aydınlık ve daha anlamlı bir yaşam boş bir mutluluktan kesinlikle daha değerli.

  8. merhaba elif,
    35 aylık oğlum var, derinin yeni okulundan (daha önce anaokulu-kreş konularında yazmıştın ama) yeni yerinizde nasıl seçim yaptığından bahseden bir yazı yazabilir misin? deneyimlerinden bolca faydalanıyorum.selamlar

  9. Esra Feyizoğlu

    Zeytine çok üzüldüm. Benim kedilerimden biri de dün aniden fenalaştı. Öğleden sonra da öldü. Kızıma nasıl söyleyeceğim bilmiyorum. 3 kardeşten 1 tane kaldı 8 senenin sonunda. Ona da birşey olursa bir daha hayvan besleyemem herhalde.

  10. çalışan bir anne olarak biraz özenerek biraz içim buruk okudum yazınızı. sabahın erken saatlerinden akşam vakitlerine kadar çocuğunu ve evini özleyen pek çok tanıdık annede de gördüğüm, rastladığım bir durum bu… belki de “insan kendinde olmayanı istiyor” bilemiyorum… ama bildiğim şu ki, tüm yazı oğlumla burun buruna geçirmek isterdim. sabah erken kalkma derdi olmadan, oraya buraya yetişme telaşı olmadan, serbestçe, alabildiğine özgür bir şekilde… bi saatlik öğle arası yürüyüşlerimde hep özenirim el ele ana-kuzu yürüyüş yapan çiftlere… yaz okulu fikri o yüzden pek “soğuk” pek “uzak” gelir bana. yavru yuvasından yazın da mı ayrı kalacak diye üzülürüm… ama diğer taraftan evde olan anneler için de bir kurtarıcı belli ki 🙂

  11. Bazen zor ve radikal kararlar alabilmek ve yeniden baslayabilmek bile basli basina yetiyor..Motivasyon, enerji, sıradisilik, keyif, mucadele hersey bir anda sarmal oluveriyor. Ozledim ben de bu duyguyu uzun zamandir. Tebrikler..