5 Yorum

Sözün özü…

Birçok annenin (sanırım öğretmen anneler dışındaki hemen tüm annelerin) heyecanla bekledikleri olay dün vuku buldu. Bir eğitim öğretim yılı daha dün itibarıyla başladı; vatana, millete ve en çok da annelere hayırlı, uğurlu olsun!

Sosyal medya çocukların okula başlayan fotoğraflarıyla doldu taştı. Twitter ve Facebook annelerin “Şimdi okullu olduk”, “Bu kadar büyüdüğüne inanamıyorum”, “Şükürler olsun okullar açıldı” yorumlarıyla sarsıldı (!). Son bir haftadır sosyal medyada dolaşan şu fotoğraf dün itibarıyla bizim ev de dahil olmak üzere birçok evde gerçek oldu.

OkulunIlkGunu

Fotoğraf alıntıdır

Aslında benim bu fotoğraftaki gibi zıplamaya vaktim ve halim olmadı pek dün. Deniz her ne kadar ikinci sınıfa geçmiş olsa da yeni bir okula başlıyor olması hepimiz için heyecan vericiydi. Deniz günlerdir “Anne ben aslında biraz endişeliyim” diyip duruyordu. Ben de ona bunun normal olduğunu söylemeye çalışıyordum. Çocuk haklıymış, gerçekten de “biraz” endişeliymiş. Nitekim sınıftan çıktığı ilk teneffüste arkadaş edinmiş, bahçede mavra atıyordu.

O sırada ben gün boyu sürecek olan pinpon topu mesaime başlamış, Deniz’in okulundan Derin’in okuluna, sonra tekrar Deniz’in okuluna, sonra Deniz’i yemeğe, sonra tekrar okula, sonra bi ara eve, sonra tekrar okula şeklinde gerçekleşecek olan maratonumu icra ediyordum.

Günün sonunda her iki çocuğum da okuldaki ilk günlerini sağ, salim ve de mutlu, bense yorgun ama gururlu bir şekilde atlatmıştım.

Dün sabah bir o okul bir bu okul arasında mekik dokurken birden yine şu yazıdaki gibi hissettiğimi fark ettim. Düzen kurulup her ikisi de okullarında bensiz var olmaya başladıklarında (ki sanırım sandığımdan da çabuk olacak ve hatta oldu) ben evde -ya da her neredeysem- olmama rağmen aklım, yüreğim ikiye bölünüp onlarla olacak. Bir yanım Pazartesi olup okula gitmelerini iple çekerken bir yanım öğleden sonra onları okuldan almak için sabırsızlanacak. Bir yanım “Artık uyusunlar da bir dinleneyim” derken bir yanım “Of, daha sabaha çok var” diye gidip onlar uyurken kokularını içime çekecek. Nitekim, birisi kalkıp bana “Anneliği tek cümleyle özetle” diyecek olsa sanırım yanıtım: “Ne seninle, ne sensiz” olur…

Öyle böyle derken okullar şaka maka açıldı. Artık kuzularımın ikisi de okullu oldu. Bunun ne demek olduğunu ancak yaşayan bilir. Kıyamamak, rahatlamak, gurur duymak, endişelenmek, hepsi bir arada… Hele de Türkiye gibi eğitimin sadece lafta kaldığı, eğitim sisteminin değişen iktidarların oyuncağı olduğu, asıl sorunların çocuk okula başladığında başladığı, okulsuzluğun, ev-okulun aslında hiç de yadsınamayacak ağırlıkta bir alternatif olması gerektiğini her gün yeniden fark ettiğim bu dönemde eğitimle ilgili paylaşımlarını merakla ve öğrenerek takip ettiğim isimlerden gelen şu temennilere yürekten katılıyorum.

Okul1

Okul2

Yaşı, sınıfı kaç olursa olsun tüm kuzuların okul yılları hayırlı olsun. Üzülmedikleri, ezilmedikleri, eğlenerek öğrendikleri bir yıl olsun. Başka da bir şey istemeyiz.

5 yorum

  1. ipek böcüğü

    İpek’im henüz daha yuvaya başlamadı. şimdiye kadar annem kızımıza baktı. ama büyük ana bizde yavaş yavaş yaklaşıyoruz. şimdiden okul-yuva ile ilgili şeçimlerin çok bilinmeyenli denkleme dönüştüğünü fark ettik. bu ne zaman bu hala dönüştü, bizim sakin çocukluğumuz nerede kaldı anlayamadık. şeçenek denen şey her zaman iyi bir şey değilmiş anladık. bazı şeyler öyle lanse ediliyor ki, işte ‘bunları şunları yapmak zorunlu, yapmazsanız da çocuğunuzun geleceği bitti gitti ‘ gibi. tüm anne babalarda peşinden. maddi giderleri hesapla, nerde yaşamalıyız, o semtte yaşamak maddi olarak mümkün mü, servisle mi gidecek yoksa okula biz mi bırakacağız, sonrasında biz işe nasıl yetişeceğiz filan filan…Bende bu furyada bir ara kendimi kaybettim. Kaygılı sinir bir tip oldum çıktım. Tüm yalanlar arasında geçekleri kaybediyoruz ve en gerçek şeyi, yani anne-baba olmayı unutuyoruz aslında. Bir çocuk için en zararlı şey bence kaygılı bir ev ortamı. Zorluklar olabilir ama yersiz kaygılar olmamalı. sistemin bunu bize ve kuzularımıza yapmasına izin vermeyelim. mutlu bir aile ortamı+ sonuca değil süreci keyifli geçirmeyi hedefleyen bir eğitim sistemi kadar kıymetli hiç bir şey olamaz çocuk için. bu süreçte kendimize de hata payı bırakmalıyız. biraz hatadan bişecik olmaz, güvenli sevgi ortamı hepsini çözer…tüm çocuklara ve ailelere mutlu bir eğitim yılı diliyorum.

  2. bizimki 15 dakikalık yürüme mesafesindeki okula servisle gitmek zorunda ve bu durumdan nefret ediyorum, ama bugün kendimi onu almak bırakma işleri olmadan kendi işlerimle ilgilenebileceğim için rahatlamış hissetiim.
    kuzularım aneniz tam da şu duyguda ne sizinle ne sizsiz 😉

  3. yeni eğitim dönemi çocuklarımıza hayırlu uğurlu olsun. Bol sevgili eğitimler yavrularımıza 🙂

  4. Çalışan anneler bu hisleri işe giderken de hissediyor:( misal ben arca 3 aylıktan beridir iş ve ev arası sürekli bölünme halindeyim o yüzden okul süreci bana çok etki etmemişti:)

  5. Yurtdışında yaşamanın en güzel tarafı MEB’e hiç bulaşmadan çocuğumu okutma imkanımın olması.. Oğlum henüz 2 yaşını yeni geçti, 3 yaşında Fransız eğitimiyle başlamasını ve hep öyle devam etmesini planlıyoruz, umarım o da biz de mutlu oluruz..şimdilik ona sevgi dolu bir bakıcı ve sevgi dolu bir yuva sunmaya çalışıyoruz. Çalışan bir anne olarak hep vicdan rahatsızlığı duyuyorum ama umarım ilerde iyi ki çalışmışım da sana güzel imkanlar sunabilmişim derim..