27 Yorum

Dağınıklık değil o, yaşanmışlık

Ç. Ö. (Çocuktan Önceki) hayatımda, Amerika’da yaşadığımız dönemde çok düzenli bir evim vardı benim (bkz. Bir annenin hayatı ikiye ayrılır: Çocuktan önce, çocuktan sonraAnnelik Her Zaman Tozpembe Değil, s. 20). Daha doğrusu bizim. Evimiz üç katlı, bahçeliydi, şirin mi şirin bir evdi. Hani şu ilkokulda çocuklara ev çizdirirler ya üçgen çatılı, hah işte, öyle bir evdi. Küçük, sıradan, bizim ve DERLİ TOPLU.

Karı-koca tam zamanlı çalışıyor olmamıza, evin içinde iki köpeğimiz olmasına, o köpekler her gün en az iki kere dışarı çıkıp gelmelerine, evin içinde çeşitli dağınıklıklar ve yaramazlıklar yapmalarına rağmen evimiz cıncık gibiydi. O kadar ki, bir seferinde tamire gelen bir tesisatçı eve girer girmez şöyle bir bakınıp “Sizin çocuğunuz yok galiba” demişti.

Ne demek istediğini seneler sonra anladım. Çünkü şu anda evimize bırak girmeyi, önünden bile geçen bir insan her şeyden önce evden yükselen seslerden bu evde bir şeyler döndüğünü anlar. Kapıdan içeri girdiği anda etraftaki araba, puzzle, kitaplar, her ne kadar düzenli tutmaya çalışsak da “Bu evde çocuk var” diye bas bas bağırıyor.

Bağırsın da zaten… Evde çocuk varsa eğer, çocuksuz bir ev gibi de olmasın zaten burası. Neticede onların da evi, onların da salonu, ben nasıl kendime bir kitap rafı,  içki  köşesi, fotoğraf bölümü yapıyorsam onların da oyuncak köşesi olsun, kitapları olsun salonda…

Ama sorun bu değil. Sorun, dağınıklık. Kronik bir “toplanamama” durumu… Salon sehpasının üzerindeki bu muz kabuğu…

DaginiklikDegilYasanmislik

Rahmetli anneannem anneme “Kızım, evden çıkarken öyle bir bırak ki, senin başına bir şey gelir de bir başkası evine gelmek zorunda kalırsa derli toplu bulsun” dermiş.

Ayol bırak derli topluyu, ben sabahları çoluk çocuğu okula bırakıp dönerken, ne bileyim, bana araba çarpsa, kafama saksı düşse, hastanelik olsam falan, eve gelen bir insan “Ay bu nasıl bir ev?!” diyecek…

Örneğin bugün: Sabah herkesten erken kalkıp sofrayı hazırlamama rağmen günlük okul öncesi stresi sebebiyle tabii ki geç kaldık ve ben Derin’i bırakmaya giderken bırak evi toplamayı, kahvaltılıkları kaldıracak zamanı zor buldum. Yataklar alt üst durumda, çamaşırlıkta toplanmayı, çamaşır makinesinin içinde asılmayı, önünde yıkanmayı bekleyen bir ton çamaşır. Salona bakmak bile istemiyorum, neredeyse bütün oyuncak stoku yerde sergileniyor.

Böyle zamanlarda iki alternatifim var:

Bir: Ben bu insanlara evi toplamayı nasıl öğreteceğim? Vay ben bunca zaman ev toplamak için mi okudum? İnsan işe (okula) geç kalsa da nezaket icabı yatağın üzerine şöyle bir örtmez mi? diye dertlenmek…

Ya da iki: Bu aslında dağınıklık değil, yaşanmışlık. Madem derli toplu bir ev istiyordum o zaman tek başıma kalaydım deyip, başkalarıyla (hele de çocuklarla) aynı evi paylaşacaksam yerdeki oyuncakları, muftaktaki bulaşıkları, toplanmayı bekleyen yatakları “dağınıklık” olarak değil, “yaşanmışlık” olarak görmek…

Ama yine de anneannemin sözünü aklımdan çıkaramıyorum. “Başkaları geldiğinde evini derli toplu bulsun.” Benim gibi, başkalarının hakkında ne düşündüğüne -zaman zaman gereğinden fazla- önem veren bir insan için rahatsızlık verici bir düşünce…

İyisi mi lafı daha fazla uzatmadan kalkıp şu dağınıklığı toplayayım. Pardon, yaşanmışlığı düzenleyeyim.

Ya da, olur da ben sabahları apar topar evden çıktığımda başıma bir şey gelir de benden başkası eve ilk girerse evin halini gördüğünde benim hakkımda yanlış (!) bir intibaya kapılmasın diye bir not yazayım:

“Ben aslında böyle biri değilim”

27 yorum

  1. Al benden de aynısı. İşin entresanı ben durmadan ev topluyorum ve ev hep dağınık. Ben çocuklar yokken bu kadar ev toplamaya vakit ayırsaydım çekmeceleri açınca dantel örtülüü teyzelerin evi gibi olurdu evimiz. İşin köütüs bu toplama işlerini hep çocuklardan arta zamanlarda yaptığımdan hep bitik, birşeye vakti kalmamış hissediyorum kendimi.

  2. Geçenlerde bir söz gördüm “Pırıl pırıl bir ev harcanmış bir hayat demektir”. Çok hoşuma gitti. Bırakalım da bizimki yaşanmışlıkla dolu olsun :)

  3. uuuu…..icki kosesi mi? halki galeyana getirmeyin elif hanim. :-)
    tabi ki saka yapiyorum. gecenlerde birisi `kizli-erkekli tenis oynuyorlar` yorumunuza bu anlamda birseyler yazmisti, instagramdan cevaplayamadim, buradan gonderme yapayim dedim.

  4. yıllar önce bi kitap okumuştum mavi saçlı kız diye..bence bi çoğunuz biliyodur hikayeyi..kitapta bi şiir vardı kızın babasının yazdığı:
    dağınık bir odada yaşanmışlık vardır
    ben düzeni severdim,
    al işte!

    dağınıklık iyidir..hele ki sevdiklerinin dağınıklığı en güzelidir! :)

  5. Sanırım evdeki duruma benim bile gözüm alışıyor zamanla. Alakasız bir şeyin mutfak masasının üstünde durduğunu bilmek, hatta onun yerini artık orası olarak bellemek ve tabii ki kaldırmamak :)) gibi…

    • Bu durum kalıcı olunca kötü oluyor. Yazın başından beri o kadar yoğun geçti ki, malum havalarda serinleyince her şeyi yerli yerine kaldırayım kışlıkları çıkarayım dedim, baktım ki işler çok ben onları en iyisi yazayım bir yere deyip, yapılacakları not aldım. Almaz olaydım kendimden utandım 38 madde çıktı.:))) Nasıl dağıldıysak artık,

  6. Ben de bu cümleyle büyüdüm evden çıkarken evini düzenli tut:)Annemde düzen ve temizlik takıntısı olduğu için ben ve ablam tepkisel olarak dağınık olduk:)Anneme göre halama çekmişiz:)işin ironik tarafı yaş aldıkça daha düzenli olmam da:)evden çıkmadan tatile gitmeden önce evi toparlamam da:)ah şu genetik kodlar yaşlandıkça anneye benzemeler.Sonuç olarak ‘başkalarının görüşlerini taktıkça başkaları için yaşıyorsun’ desemde yinede evi toplamakta fayda var:)

  7. ben de öyle değilim ama evim şu an aynen anlattığınız gibi balkonda yarısı toplanmış yarısı askıda kalmış çamaşırlar, okulda kahvaltı yapmayan oğluma hazırladığım kahvaltı sonrası, mutfak tezgahı anlatılamaz :( oğlumu okula bırakıp atölyeme geldim. ev akşam düşünülecek tüm yaşanmışlıklarıyla… 😉 anneannenizin sözünü annem de sürekli söyler.. hala uzun yola çıkarkenki telâşım onun etkisinden.. ama hergünkü koşturma esnasında yolda başıma bişey gelmemesini diliyorum.. sevgiyle kalın.

  8. Bende kendime sorup sorup duruyorum acaba ben nerede hata yaptım diye? Çocuğuma dağıtmayı harika bir şey gibi göstermiş ama toparlamayı, toplamayı bir biçimde niye gösteremedim diye…

  9. dağınıklık güzeldir.süpürmek için koltuğu çektim haftasonu erişte makarnalar, kuru yemişler, toplar, çatal ve bilimum kağıtlar çıktı. tek çocuğum var 2,5 yaşında kız çok derli topludur herşeyi koltuk altlarına oraya buraya istifler :)

  10. ipek böcüğü

    ‘yaşanmışlık’^kelimesini çok tuttum. Bu kelime hem mükemmel karizmatik duruyor, hem de çok işlevsel bence.. Evi toplamayı hedefleyip bir türlü başaramadığım zamanlar oluyor. İşte o zaman kendi kendime ‘boş ver’ dediğimde, olayı ‘yaşanmışlıkla’ kombine edersem an anlam kazanıyor gibi oluyor. Tabi en kullanışlı olduğu zaman eşlerin dağınıklıktan şikayet ettiği dönemler olabilir. Riski kızım büyüdüğünde bana karşı kullanması. Olsun sevdim bu kelimeyi****

  11. ayıptır söylemesi dün kızım salonu bi topladı bi topladı pırıl pırıl yaptı, 4 yıllık hayatında ilk defa böyle bişey yaptığı için çok sevinip aşırı tepki verdik. Aşırı sevinç gösterimizi kıskanan 2 yaşındaki canavar gitti salonu dağıttı. Neyse sonuç itibari ile gece 12 civarında her yerde üstten çıkarılmış kıyafetler, puzzle parçaları, oyuncaklar dolanıyordu…
    Geçen evde gezerken içimden şöyle geçiriyordum “en azından koridor derli toplu” :)

    Walla ” “Başkaları geldiğinde evini derli toplu bulsun” düşüncesi yüzünden her seyahat öncesi seyahat hazırlığı yetmezmiş gibi bi de ev topluyorum. Aman ölür kalırız eve gelen evi temiz bulsun…
    Bi de her hafta temizlikçi teyze geleceğinde ev topluyorum o da ayıp olmasın diye…

  12. bu yazının bi çıktısını alıp eşime ve anneme göstericem. hep dağınıksın diyolar bana sonuçta evde 6 aylık bi bebek var ve çalışıyorum üstelik.süper yazı olmuş belki beni anlarlar :)

  13. Incir'in Annesi

    Bu yaziya katilmayacak insan yoktur bence. Her ne kadar insanlarin daginiklik – duzen dereceleri farkli olsa da herkesin cocuktan once bir “duzen”i vardi ve bu bozuluyor.

    Anneannenin soyledigi soz bizde de soylenir. Ailemin kadinlarinin da dusturudur. Yataklarini toplamadan rahat edemezler falan. Ancaaak, bana bir sey olduysa ve insanlar evime geliyorsa vee “ayyy ne daginik ev, ne kotu bir evhanimi” falan diyor veya dusunuyorlarsa gelmesinler kardesim. Ben kafayi gozu yarmisim, onlar nasil insanlarmis ki bunlari dusunecekler? :)) Demem o ki, biz yasanmislik demeye devam edelim, gonlumuzu rahat tutalim.

    Sevgiler :*

  14. erkek çocukları etrafı toplamayı öğrensinler, sonra olan eşlerine oluyor! :)

  15. bizde cocuk da yok ama ev baya yasanmisliklarla dolu olabiliyor ve annemin ayni sozleri cinliyor kulaklarimda kizim…. :)

  16. Ya ben hep yasanmisligi seven bir tip oldum hayatim boyunca! Yani cocugumu da suclayamam; annem erkek gibi oldugumu soyler dururdu her odamin ‘duzeni’ mevzu bahis oldugunda. Bizim Uzum kizin biraz buyuyunce bu ise el atip beni de toparlamasini bekliyorum! Acaba cok mu hayalciyim:)?
    Kirlenmek guzeldir diye slogan uydurdular ya, bence insanin kendi daginikligi da guzeldir:)

  17. bizim evdede durum aynı. bir keresinde hırsız girmeye kalkışmış girememişti. girse herhalde buraya daha önce biri girmiş deyip çıkardı direk :)

  18. Ben de annemlerin şu hiç kullanılmayan salon fikrine çok karşıyken artık o kadar korkunç gelmemeye başladı. En azından bir oda toplu dursun mantığıyla misafire ayrılmış olabilir mi? Eve gelenlerin kapının önündeki ayakkabı ve mont yığınını ve antredeki oyuncakları atlamasını sağlarsak hiç değilse popolarına oyuncak girmeden oturabilecekleri birer koltuğu olurdu…

    • Ben de çok gıcık olurdum o uygulamaya, ki bizim evde pek olmamıştı aslında… Ama bir yandan da bırak misafiri, lego parçalarının üzerine basmadan yürüyebildiğin bir alan olması iyi bir şey olabilir.

  19. Aslinda Turkiye’de anne-ve ev kadini olmak cok kolay. Ama lafim kesinlikle sabah 6-aksam 19 mesaisinde olup ustune de kit kanaat gecinenen annelere degil. Soyle ortanin ustu herkese bakiyorumda yatili bakicisiindan, gundelik temizlikcisine, guzellik /kuaför hizmetleri hep ellerinin altinda. ben son 3 yildir disarda sinemaya gitmedim, esimle 2 kisi aksam disarda yemek yemedik, 2 kisi tatil yapmadik. vs. vs..birseyim eksik kalmadi. Yorgunum kabul ama cocuklarimiza kendimiz bakiyoruz. Kimsenin gölgesini bile ustumde, cocuklarimin ustunde istemiyorum. (Kres-anaokulu vs. ögretmeneleri/buyukanneler haric). Birak evim daginik kalsin biraz, sacim daginik, elbiselerim utusuz, dolma-sarma yemeyim hergun, makarna/köfte yemis olayim ama kendim yapmayim. Kontrol manyakligindan degil, hem yasadigim yerde kadin-bakici-temizlikci kavrami yok (yani cok farkli bir modelde varsa bile herkese. her butceye uygun degil), hem de evde bir yabanci –kardesin bile olsa olmaz- ki ben zaten kimseyi calistirtamam. berbat bir patronumdur. kimseye sunu soyle topla, temizle diyemem…yani birakin daginik kalsin, ucunu kacirmadiktan sonra, hijyen kurallarina uyduktan sonra gerisi hikaye. Ama su annelerin suslenip restorantlarda boy boy resim cektirmelerini, 3 ay bitmeden rejime baslamalarini, Ebru Salli modunda gezmelerini temiz-ak pak evleri vs. vs..ve bunun karsiliginda da karinlari Özbek pilavi ile doyurulmus coculklarini hicte aman aman harika bir durummus gibi göremiyorum. Sonucta Herkesin kendi yasami, kendi secimi… kendi evi…

  20. bir kitapta şöyle bir cümle okudum.”..3 yaş çocuğunun olduğu evin derli toplu olmasını bekleyemeyiz….”arkasındaki ve önündeki cümleleri hatırlamıyorum ama bu cümle evde bir türlü bitmeyen dağınıklığı daha hoş görmeme neden oldu.bence sorun çocuk dağınıklığından öte babalarının bitip tükenmeyen dağınıklığında..

  21. çok güzel bir yazı olmuş. zamanı doğru yaşamak çok önemli. yüreğinize sağlık

  22. Yasanmisliklar her zaman bana guzel gelmistir zaten. Hele kizim olduktan sonra daha bir anlam kazandi 😉

  23. haha çokgüldüm yaa imreniyorum derli toplu evi olana benim çocuğum yokken daha dağınıktım biliyomusunuz yani etrafta bardaklar yemekler ve kültablaları olurdu hep geceden kalam eve gelen giden belli olmazdı herkes heran gelebilirdi filan sonra çocuk olunca ev düzenlendi gereksiz süs objeleri kalktı oh süper rahatladım valla onun dağıttığı neki bizim dağıttığımızın yanında, o muzkabuğu bile bana toplu görünüyo yani hahahah genişiz herhaaal

  24. çok güzel bir yazı olmuş. zamanı doğru yaşamak çok önemli. yüreğinize sağlık