40 Yorum

Mesele sadece doğum izni değil…

Dünkü “Hadi gel köyümüze geri dönelim” temalı girişim sosyal mecralarda geniş yankı uyandırdı sayın seyirciler Facebook’tan, Twitter’dan, Instagram’dan “Ben de varım! Beni de götür! Bize iki kişilik (analı-kızlı) yer lütfen!” nidaları yükseldi.

Ben arkadaşlara söyledim, köyü kurmak için arazi bakmaya başladılar. Arazi bulana kadarsa içinde yaşadığımız dünyanın gerçeklikleri var. Çalışan anne olmak ve doğum izni süreci de bu gerçekliklerden biri. Her ne kadar ilkel toplum hayatına geri döndüğümüzde doğum izni gibi teknik sorunlarla ilgilenmek zorunda kalmayıp çocuğu yanımızda tarlaya götürebilecek olsak da, bugün, şimdi, şu anda bunu yapamıyoruz. El kadar bebeyi alıp bankaya, 3 yaşındaki çocuğu ajansa götüremiyoruz. E ne yapacağız? Bir süre daha bulunduğumuz şartları iyileştirmeye çalışacağız, mecbur…

Ama işte o nasıl olacak, bilemiyorum. Nitekim girişimlerimiz sürekli bir söylenmeyle, en çok cılız bir çığlıkla kalıyor. Somut bir yere varmıyor. Al işte, 16 hafta olan doğum izni neredeyse bir senedir 18 haftaya çıkacak. I-ıh, olmuyor, çıkamıyor. Diyelim ki çıktı. Sorunlar bitmiyor.

Neden bitmiyor? Çünkü mesele doğum izni değil arkadaş, sen hala anlamadın mı? Mesele zihniyet.

İki çalışan kadınla karşılaştım geçtiğimiz hafta… Daha doğrusu iki kadınla ilgili haber okudum. Biri, Burberry markasının CEO’su Angela Ahrends. İngiltere’nin en önemli iş dünyası isimlerinden olan Ahrends “Ben önce anneyim” demiş (burada, İngilizce). “Eş, anne ve Burberry yöneticisi” olarak üç işi olduğunu, bu üçünü de idare edebilmek için başka şeylerden fedakarlık yapmak zorunda olduğunu anlatmış. Burberry’de çalışan birçok kadın olduğunu, onlara örnek olması gerektiğini, onlara “önce anne” olduklarını hatırlattığını söylemiş.

Ve eklemiş: “İyi bir anne ve iyi bir eş olmadan iyi bir CEO olmak istemiyorum.” 

Feminist bir bakış açısıyla eleştirilebilecek yanları olabilir bu söylemin. “Bu dünyaya anne olmak için gelmiyorsun, önce kendini gerçekleştir” gibi şeyler söylenebilir belki. Söylendiğiyle de kalır. Çünkü işin gerçeği, anne olduktan sonra, istersen Burberry’nin CEO’su ol, annelik rolün önce geliyor. İster beğen, ister beğenme. Gerçek bu.

Bir diğer kadın ise AKP Kayseri Milletvekili Pelin Gündeş Bakır. Üçüncü çocuğuna hamileymiş. Doğum izni yokmuş, ama olsa da istemezmiş. Doğumdan 15 gün sonra işe dönecekmiş, evinde yardımcısı varmış, meclisteki emzirme odasından faydalanacakmış. Önceki hamileliklerinde de doğuma kadar çalıştığı gibi doğumdan sonra da hemen işine dönmüş. Ama herkes onun kadar dayanıklı olmayabilirmiş, dolayısıyla hamileliğini zor geçiren kadınlar için meclisteki iç tüzükte bir değişiklik yapılabilirmiş. (Haberi burada.)

Erkek-egemen bir dünyada rol sahibi olmak için onların kurallarıyla hareket etmek gerekiyor ve bunu anlıyorum. Ama bir milletvekili, bir KADIN milletvekili olarak doğum izni kullanmayı dayanıksızlıkmış gibi konumlandırmak ne kadar doğru?

Sayın Bakır röportajında “9 aylık hamile olmama karşın bugüne dek hiçbir görevimi aksatmadım” demiş. Bunu söylerken kadın çalışanlara ne kadar kötülük yaptığının farkında mı? Hamile kaldığı andan itibaren kadın çalışanının açığını yakalamak için uğraşan işverenlere ne kadar büyük koz verdiğini biliyor mu?

Sayın Bakır’a kadın milletvekili olarak bu konuda girişimleri olup olmadığını sordum. 150 kadın veya eşi vefat etmiş baba çalıştıran yerlerde emzirme odası zorunluluğu olduğunu, zaman içinde bakanlığın gerekli iyileştirmeyi yapacağını, sorunları bildiklerini, kendisinin de ilettiğini söyledi.

Pelin Gündeş Bakır’ın kadın haklarından sorumlu bakan olmadığını biliyorum, kendisi Bayındırlık ve İmar Komisyonu üyesiymiş. Belli ki akademik alandaki bilgi ve birikimini kullanıma sokuyor mecliste, ve sırf kadın olduğu için kadın hakları konusunda mücadele etmesini beklemek doğru değil belki…

“Sayın Başbakanımızın 3 çocuk politikasını canı gönülden destekliyorum” demiş Sayın Bakır. Acaba bunca çalışan kadının doğum izni konusunda nasıl mücadele ettiğini, iş yeriyle al takke-ver külah süt izni pazarlığı yaptığını, kendisinin sahip olduğu imkana sahip olmayan kadınların ağlaya ağlaya bebeklerini bırakıp işe döndüklerinde mobbing’in önde gideniyle karşılaştıklarını, arşiv odalarında, tuvaletlerde süt sağdıklarını bilmiyor olabilir mi?

Kadın olmak, kadın olarak var olmak zaten yeterince zor. Ki, mevcut iktidarın kadına yaklaşımı bunu daha da zorlaştırıyor: Kadın kaç tane doğursun, nasıl doğursun, tecavüze uğrarsa da doğursun, hamileyken sokağa çıkmasın… (bu sonuncuyu söyleyen iktidar üyesi değil, ancak devlet kanalında söylenmiş olması iktidarın onayladığını gösteriyor).

Bütün bunlar olup biterken, biz kadınlar kendi içimizde birlik olamazken, doğum izni kullanmayı dayanıksızlık, dokuz aylık hamile olmaya RAĞMEN son ana kadar çalışmayı marifet olarak görürken bırak doğum izninin uzatılmasını, iş yerinde eşit davranılmayı bile rüyamızda görürüz.

40 yorum

  1. bu yorum empati eksikliğinin bir göstergesi olur olsa olsa…
    kadın dayanışması denen şey öyle az ki…
    kayınvalide çekmişse geline daha çoğunu çektirir,
    iş yerinde bir kadın emzirme döneminde sorun çekmişse başka bir kadının emzirme döneminde rahat etmesini kaldıramaz…
    oysa empati kurabilsek ve hoşgörülü olabilsek dünya hepimiz için daha güzel bir yer olurdu…

  2. O kadar zor bir konu ki bu. Neresinden tutarsanız elinizde kalıyor. Ben devlet memurları için doğum izninin 6 aya çıkarılmasında aslında bir engel olmadığını ama özel sektör çalışanları için de söz konusu uygulamanın gelmesinden ötürü işçi sendikalarının bu duruma karşı çıktığını biliyorum. Demek istediğim yapısı gereği devlette kadın çalışan hamile kaldığında ve çocuk sahibi olduğunda görece olarak o kadar dışlanmıyor. Mesaisi olan salla başı al maaşından uzak kariyer memurlarında ise size direk “gidici” muamelesi yapılmıyor değil. Ama bir de ne yazık ki özel sektör koşulları var. İşte orda iş sahibine anlatamıyorsunuz, kadının maaşını ver ama işe gelmesin olayını. O zaman kadın eleman çalıştırmam diyor. Kadın da bu durumda bağrına taş basıp bebesini evde bırakmak zorunda kalıyor. Yasa ile birşeyler gıdım gıdım değişir belki, asıl bakış açısının değişmesi gerek. Aynen dediğiniz gibi..

  3. Kadın bir İK yöneticisi ve kadın bir CEOnun görev yaptığı Uluslararası bir firmadan 6 aylık ücretsiz iznim sırasında kalan 265 kişi ile beraber “şirketi hantallaştırdığım için” (CEOnun gazetelere verdiği demeçten alıntıdır) işten atıldım. Kimse “tamam kalan 264’ü atıyoruz da bu kızcağız doğum izninde, acaba bu nedenle mi kendisinin üzerinde bir proje yok şu anda?” diye sorgulamadı bile. Ama bu CEO geçmişte hamile iken CEOluğa terfi etmekle gurur duyan, doğurduktan 1 hafta sonra işe dönen, “çocuğumla oynayacağıma kişisel gelişimim için kitap okurum” diye röportajlar vermiş biriydi. Dolayısı ile fark etse bile ikiz doğurduğu için gecede ortalama 3 saat uyuyan birinin zaten işe gelse de bir işe yaramayacağını bildiği için biraz ailecek kendilerine gelene kadar işten uzaklaştığını anlayamazdı. Bu olaydan 5 sene sonra gazetede hanımefendinin suratsız suratını gördüğümde sinirlenecek kadar travma yaşamışken gazeteye saydırmamı gören babam (öz be öz babam) “işveren ne yapsın, sen neredeyse bir sene işe gitmiyorsun, haklı tabii çıkarmakta” dediğinde 43 senedir babama, bu olaydan beri de 5 senedir konu ile ilgili olarak kocama biriktirdiğim herşeyi kustum, bağıra bağıra yarım saat ağladım. Ha bana iyi geldi, artık o hatuna da firmasına da kin beslemiyorum. Ama gene de bu kadar bir travmayı yaşatmaya kimin hakkı var birine? 3 de yetmez 5 tane derken ya evde oturun ya da bebeleri bakıcılara fırlatın atın mı demek istiyorlar acaba?

  4. doğumdan 15 gün sonra işe başlayacak kadar dayanıklı olan kadınların 15 günlük bebekleride mi annesizliğe ya da anneyle koşturmaya dayanıklı oluyor acaba..

    • Bakır’ın bu yorumlarını açıklamalarını anlayamadım, hiçbir yere koyamadım. Sen daha 15 günlükken çok “dayanıklı” olduğundan işe dönüyor olabilirsin ki yaptığın işin şartları da ortada, senin bebeğin buna nasıl dayanacak. Yeni doğan bebeğin tek ihtiyacı anne sütü müdür? Annesinin sıcaklığına, kokusuna, kucağına hasret kalmayacak mı? Yoksa “işe” her gün 1- 2 saat uğrayıp bakın ben ne kadar mükemmelim hemmen de işe döndüm havası mı yaratılacak. Ben bu milletvekilimizin verdiği bu demeçlerin hiçbirinde anlam mana ve sonuç çıkarılabilecek bir şey görmedim. Kaldı ki belki de özel+devlet hiçbir yerle mukayese edilemeyecek bir iş yaptığından kendini anlatmaması daha iyi olurdu.. Daha neler neler yazılır bu demeçlere ama neyse..

  5. bence 15 günde beklemesin! madem o kadar dayanıklı bir arkadaş kendisi, çocuğu doğum sonrası bakıcısıyla evine göndersin kendisi de işinin başına dönsün. çok şey yazmak istiyorum ama…………..

  6. Daha hamileliğimin başında doktor kontrollerine giderken işten izin alıp kontrole gittiğim için patronumun ehhh doğuramadın sen de bunu dediği gün daha hamileliğimin 2. ayıydı. Tavşan gibi hissetmiştim kendimi 2 ayda pırt diye doğuracaktım ve kusurluydum doğuramamıştım. Sonra 9 ay boyunca çalışabildiğim her gün için sonuna kadar çalıştım çalıştım ki doğumdan sonraya bir gün bile aktarabilsem kar olsun çocuğumun yanında bir gün daha fazla zaman geçireyim diye karnım burnumda çalıştım. Doğumdan sonra ise süt izinlerimi birleştirdim ve toplu kullandım hem de patronumla birebir konuştum problem olmaz istersen ücretsiz de alabilirsin dedi ve sonra ne oldu işe döndüm döndüğüm gün müdürlüğüm elimden alındı şirkete hiç bir faydam dokunmadığına dair türlü davranışlar ve sayısız sözler. Çalışmak zorunda olduğum için katlanmaya çalışmalar. Yemek molasında sütümü sağmaya çalışmalar ve süt sağdığımı bile bile ve üstelik molada olmamıza rağmen verilen ve acil olan bin bir türlü işler. Sonun da ne mi oldu istifa ettim tabi yapılacak hiç bir şey kalmamıştı. Bu ülkede ilk önce erkek kadın anne baba olduktan sonra hiç bir şey düzelmez bizler önce insan olduğumuzu hatırlamak zorundayız çünkü. Bu arada patronumda çok sevgili bir akrabamdı ne hoş değil mi sonra utanmadan oğlumu ne kadar çok sevdiğinden dem vurmaya kalkmıştı. Önce zihniyetlerimizin değişmesi gerekiyor . Ama kadınların hemcinslerine yaklaşımlarını gördükçe erkeklerden hiç bir şey beklemiyorum ben. Saygılarımla,

  7. Evde çocuk bakmak şeklinde basitleştirilen ve bakıcılıkla aynı kefeye konan “annelik” benim gibi evde çocuğuyla birlikte olmayı tercih eden anneleri de hedef haline getiriyor. Çok sevgili kocam bile etrafında hamile olduğu halde çalışan kadınları örnek göstererek hamile kadının çalışmamasını garipsediğini ifade etmiş ve çalışmayı tercih eden kadınlar ile hamileliğini evde geçirmeyi tercih eden kadınları kıyaslama gafletinde bulunmuştur .Henüz ben hamile bile değildim o zamanlar. Onlar hamileyken çalışmayı “tercih” ettiler ya da “çalışmak zorunda” kaldılar diye benim için de “zorunluluk” mudur? Kayın validemin “O kadar okudun kızım” boşuna mı?” ile başlayan cümlelerinin ana teması “çalışman lazım.Çalışmalısın.Çalış…”
    Çevremde işten çıkan kadınlar, evde oturmayı kendilerine hakaret sayarken… Bir diğer hemcinsim işten çıkan arkadaşı savunmaya geçiyor “O evde oturmayacak. Sadece geçici bir süreliğine evde.” diye açıklamalar yapma gayretine girerken biz kime neyi anlatıyoruz ki?

  8. Merhaba,

    Sosyalist sistemde Bulgaristan da doğum yapan bayanlara iki sene ücretli için veriliyordu. (Bizzat orada yaşamış ve bu izni iki kullanmış bir kadının ağzından dinledim. ) Ancak mesele şu andaki iktidarın zihniyet meselesi değil bence. En azından onların fikirleri açık ve bu yönde çalışıyorlar. Ancak bu güne kadar gelmiş geçmiş hiç bir iktidarın ya da muhalefet partisinin kadın bakanlarından bu yönde bir çalışma yapıldı mı acaba. Biz kadınlar rollerimizi yitiriyoruz farkında değiliz. Hem de bunu güle oynaya gönüllü yapıyoruz. Evet yaşamın içinde üretken bireyler olarak yerimizi almak istememiz güzel ama , Elif Hanım’a katılıyorum. Anne olunca, Annelik göreviniz her şeyin önüne geçiyor ve geçmeli de. Ben de bir Anneyim. Ben doğurmadan Anne oldum. Kızımı evlat edindiğimde iki aylıktı ve 10 günlük senelik iznimden başka bir iznim yoktu. Devlet politikalarında böyle bir açık da var. Evlat edindiyseniz hiç bir yasal izniniz yok ! Düzenlenmesi gereken çok konu var baktığınızda.

  9. Muhalefet partisinin kadın bakanı olmaz tabi 🙂 Kadın Vekillerinden olacaktı :)))))

  10. Aynen öyle Elif,ancak rüyamızda görürüz.Kadının kadına ettiğiniz etmiyor kimse maalesef.Bu her anlamda, her durumda böyle,15 gün sonra işine dönmeye hazır olan zihniyetin dönmek istemeyeni anlamasını beklemek tabi ki hayal ötesi..

    Ne diyeyim ki olan her halükarda çocuklara oluyor off offf

  11. yine çok güzel bir yazı yazmışsınız

  12. Evet kesinlikle zihniyet buradaki sorun. Halbuki kisa suren dogum izni diger calisanlar ustunde daha cok yuk yaratir. Uc ay icin baskasini bulup egitip calistirmak daha zor gelir, isler diger calisanlar arasinda bolusturulur. Ama sen o dogum iznini yap bir sene, yeni bir calisan bulursun, egitirsin ve diger calisanlarin yukunu arttirmaz. O kisiye de bir sene is vermis, deneyim kazandirmis olursun. Turkiye’ ye donup birkac sene yasamayi cok isterdim ama cocuk sahibi olup onlar buyuyene kadar bir sene parali dogum iznini birakip bunu maalesef yapamam. Sozde annelere kutsal diyen ulke Turkiye. Anne kutsalligi demek anne mukemmel olmak zorunda demek vatanimda. Dogum iznine cikma, is hayatinda kendini gerceklestir, bu arada mukemmel anne ve es ol, kendine bak, oyle kilo alma makyajin kiyafetin yerinde olsun, kutsalsin ya alpha kadin olmak zorundasin.

  13. Bildiğin vicdanda seçicilik. Son bir kaç yıl içerisinde pek çok versiyonunu gördüğümüz türden yapış yapış bir “ben sorgulamam, ben bilmem beyler bilir” hezeyanının bir vekilin dilinden dışa vurumu. Daha çok yazacaktım ama içim daralıyor…

  14. Bu kadar annenin arasında bir baba olarak ayrık otu gibi durmak istemem ama; dün okuduğum ve çok yerinde tespitler içerdiğine inandığım bir linki de paylaşmak isterim. Malesef Türkçe’si -henüz- yok ama bu da doğum izni olmasa da; “tam zamanlı anne” konusuna çok ciddi eğiliyor. http://www.telegraph.co.uk/health/children_shealth/10391131/The-rise-of-Motherism-prejudice-against-stay-at-home-mums.html

    • Benim dile getiremediğim şeyleri getirmiş… Gerçekten de, ama isteyerek, ama tercih etmek zorunda kalarak “annelik yapmak” hele de eğitimli kesimin hor gördüğü bir şey…

      • iş resmen ayıplamaya geldi… “Aaaa neden çalışmıyorsun?” şeklinde bir şaşkınlık ifadesi. Çok garip. Çok acı. Zorunlu olarak çalışanları tenzih ederek; kocası gayet çalışıp evin geçimini sağlamasına rağmen çalışmayı tercih edip “Çocuğuma daha iyi bir gelecek için çalışıyorum” diyorlar, çocuklarının bugününü ıskalıyorlar bence… Tabi ki anne eve kapanıp kalmasın, ama en azından çocuk kendi ayakları üstünde durana kadar, hayata yolunu göstersin. Benim karım yıllardır çalışıyordu, şimdi “Ne yapıyor?” diye soranlara verdiğim standart bir cevabım var; “En büyük projesini yönetiyor”.

        • Siz de bu yorumunuzda aynı ayıplamayı çalışmayı tercih eden anneler için yapmış olmuyor musunuz? Hepimizin bence ile başlayan cümleleri var, ama standart hayatlar yaşamıyoruz. Ben çalışmayı tercih edenlerdenim, ve inanın bu tercihinden dolayı da hor görülen annelerin sayısı az değil.

          • Bir yanlış anlama olmasın lütfen. Bu bir tercih meselesi. Tercihlere saygı duymak gerektiğini savunuyorum sadece. Siz çalışıyorsunuz diye ben “Aaa, kadın çocuğunu bırakmış işe gidiyor cıkcıkcık” demiyorum tabi ki. Yukarıda yazdığım da, yani bugünü ıskalamak, o da benim “görüş tercihim”. Doğrudur, yanlıştır, ama tercihtir. Tıpkı sizinki gibi. Yoksa açıkçası ister çalışsın, ister evde otursun; çok uzağa değil karıma bakarak diyebilirim ki kadın olmak zor, anne olmak en zor.

          • Çalışan çalışmayanın, çalışmayan çalışanın yerinde olmak istiyor. Çalışan çalışmamayı, çalışmayan çalışmayı istiyor. Tuhaf bir sarmal.

            İkisi de kolay değil. Hiç.

            • Ben çalışmamayı da tatmış ve şu an zorunlu olarak çalışmakta olan bir anne olarak şu an için çalışan anne olmayı tercih ediyorum. Maddi durumları bir kenara bırakacak olursak bir kadının çalışmayıp evde çocuklarına bakmayı tercih etmesi hem büyük bir özveri hem de lüks. Ben saygıyla eğiliyorum kendilerinin önünde.

  15. Ben bankacıyım,oğluma hamileyken iznim doğum sonrasına kalsın diye son güne kadar karnım burnumda çalıştım, terfi etmem gerekirken hamileliğim bahanesiyle terfi etmem engellendi,doğum sonrasında veririz terfini dediler, ses çıkarmadım,hoş çıkarsam da bir işe yaramazdı .. Doğum yaptım,doğum iznim ve yıllık iznim bitince süt iznimi toplu kullanmak istedim,izin vermediler,ücretsiz izin almak istedim kabul etmediler,mecburen oğlum 3.5 aylıkken işe geri döndüm. İşe bağladığımda doğum öncesinde söz verilen terfimin akıbetini sordum ” dur bakalım 3.5 aydır yoksun, bir performasını görelim” dediler ki bunu söylediklerinde aynı şubede tam 8 yıl çalışmıştım.. 8 yılda görememişler demek ki performansımı, en acısı da şuydu ki bunları yapan ve söyleyen şube müdürümde bir anneydi !!! Daha ne diyeyim, gerçekten zihniyet meselesi …

  16. Okurken gözlerim doldu. 6 sene önce kızım 9 aylıkken işe dönüşüm, süt iznini kullanırken yaşadıklarım vs. geldi. Çok güzel anlatmışsınız gerçekten.

  17. okuyunca yazmadan edemedim.zar zor aldığım raporlarla iznimi uzatıp, 6 aylık bebeğimi bırakıp işe başladığımda(üstelik kamu kurumunda) süt iznim sorun oldu. başladığım gibi mimar olduğumdan o ilçe senin bu ilçe benim görev icabı dolaştım.sütüm o kadar fazlaydı ki mutlaka sağmam gerekti.benzin istasyonlarında, yemek yediğimiz restoranların arka kısmında, görev aracında sağdım.yaz günü termal çantada buzlarla sütümü eve taşıdım.ve sonuç: oğlum 3 yaşında ve ben çok istemem rağmen 2.çocuğa cesaret edemiyorum.

  18. kadınlık taslamış güya sayın bakan, 9. aya rağmen çalışıyorum çalışacağım. yaptıkları da bir şy olsa bari. o kadar çalışıyorlar jki ülknin hali ortada yani. her kurumda emzirme odası meclisteki gibi zaten. kimse kusura bakmasın da annelik de kadınlık gibi işte hrks kendini mükmmel sanıyor olay bu. hemcinslerini düşünmeden saçmalanmış bi yğın laf kalabalığı işte. ben de bir kamu kurumundayım. haftam dolar dolmaz ayrıldım izne şu an da ücrtsz izindeyim sonuçta bu bnm hakkım paşa paşa da kullanırım kimseye bi sey de taslamam bütün zamanımı bbğşm ayırırım. Allah bu haklarımızı kasıtlıolarak kullandırtmayanları nası biliosa öle yapsın.

  19. Neden Kanada’daki gibi dogum iznini anne ve baba arasinda paylasma secimini sunmuyorlar? Tabii bizim beyler cok ragbet etmez bebek bakmaya tam gun ama en azindan “ohhhh ne guzel dogum iznine gidiyorsun, iyi tatiller” deme firsati elden alinir 🙂

  20. öncelikle belirteyim ki, şimdi bu yorumu yapacak kişi yani ben çok dayanıksız bir kadın olduğu için yazılımcı olarak çalıştığı işine 2 yıl ara verip (doğum sonrası izni akabinde ücretsiz izin) çocuğunu kendi büyütmeye karar vermiş bir kişidir. ha yasal olarak çalışabileceği son güne kadar çalışmış doğum öncesi izne ayrıldıktan sadece 5 gün sonra da doğurmuştur ayrıca. neyse geçelim bunları…
    diyeceğim o ki; ilk 15 günde anne sütü sağıp sağıp evde yedekleyecek kadar çoğalmaz. 2, 3 saatte bir sağmazsa da hem artmaz hem de memede sorun oluştururur. tabi sütü geldiği halde emzirmemeyi seçerse ya da zaten emziremiyorsa (3. çocuk olduğuna göre bu işleri çok iyi biliyor olmalı netekim) onu bilemem.15 günlük bebeği emmek için işe gelecekse eğer anneyi her emdiğinde uykuya dalacaktır. o zaman emzirme odasında bir de seyahat yatağı hazırlanacak demek ki ve bakıcı çocuğun başında nöbet tutarken “anne(?)” odasına geri dönecek. toparlandım oturdum iki telefona baktım derken eğer şanslıysa ve bebek de süpersonik mutlu ve uyumlu bir bebekse 1,5-2 saat içinde ya bebek tekrar acıkacak ya da “anne(?!)” onu uykusundan uyandırıp tekrar emzirecek vs. ya da işte tüm bunların bebeksiz ama pompayla yaşanan versiyonu. ay ben bütün bunları neden yazdım peki? olur da birileri okursa bilin kardeşim böyle bir anne bebek ilişkisi yok işin doğal seyrinde. ilk 6 ay hadi sıkışırsan ilk dört ay bebek annenin dibinde olmalı. offf of!

  21. Şu çok açık ki anneye en önemlisi kadına verilen deger bu ülkede olması gereken seviyede olmazsa gerisi boş. annelerin calışma koşulları , dogum izni ve en önemliside dogum sonrası cocuğun bakımı için gerekli düzenlemeler muasır medeniyet seviyesine gelmeden bu ülkenin kalkınması mümkün değil hele böyle annelerin en hassas noktası üzerinden siyaset yapılmaya devam ederse vay halimize…

  22. ipek böcüğü

    Hiç bir dönmede kadınlarda bu kadar kutuplaşma olmamıştır. kKşi kendi tercihlerinin yol açtığı vicdan azabını karşı tarafın eksiklerini vurgulayarak gidermeye çalışıyor. Kariyerine devam etme kararı alan kadın karşı tarafı yaterince birey olamamakla, evde çocuğuna bakma karaırı alan kadın karşı tarafı yeterince iyi anne olamamakla suçluyor. Herbirimiz birbirimizden başkayız. Bu yüzden kadınlığımız da ,anneliğimiz de başka başka. Aldığımız her tercihin olumlu ve olumsuz sonuçları mutlaka var. Mutlak doğru yok. Ama bir çocuk için en kıymetli olan şey annenin ışıltısı. her kadını parıldatan şey ise farklı. O yüzden kadınlar olarak birbirimiz tercihlerini sorgulayıp, kendi tercihlerimiz insanların gözüne gözüne sokmak yerine herkesin tercihi özgürce yaşamasına destek olduğımuz sürece yol katedebiliriz.

  23. Doğuma kadar çalışmak, 15 günlükten işe dönmek. Bunlar marifet mi? Devletin bakanının bunu bu şekilde söylemiş olması çok yazık. Anne sütünün olgunlaşıp, bebekle bir düzen oluşturmak bu kadar basit değil. Neredeyse ilk iki ay bebeğin her istediğinde annesiyle olması ve beslenmesi ileri yıllardaki özgüveniylede çok ilgili. Ayrıca bakanın çalışma şartları ile normal çalışan bir annenin çalışma rutini aynı değil ki. Benim çalıştığım 1-2 kadın doğum Dr. Da aynı böyle. O nedenle bizleri de evde olma isteğimizi anlamıyorlar .İşin ailenin önüne geçmiş olması benim anladığım bir konu değil maalesef. Tercihler kişileri bağlasa da siz bir devlet bakanıysanız söyleminizin bu şekilde olması büyük talihsizlik:((

  24. ben 6 boyunca çocuğumun yanında kalabilen şanşlı bir anneyim 6 ayın sonunda işe döndüm oğlum meme emmek istemedi bana tepkisini böyle gösterdi sütlerimi sağarak emzirmeye çalışarak 9. ayımızı zor gördük ve bunun vicdan azabını çekiyorum hep acaba evde olmayı tercih etseydim anne sütü almaya devam edermiydi diye düşünüp duruyorum gerçekten çalışan anne olmak sürekli vicdanınla başbaşa kalmak ve sürekli sorgulamak gerçekten yükü çok ağır ve bu şartlar devletin ve özel sektörün dayatmaları bu yükü dahada arttırıyor.

  25. bende eski bir bankacı olarak yazdıgınız sorunların hepsini bire bir yaşadım, arşivde ve wc de çok süt sağdım hergün ağlayarak işe gittim bebeğim 3 aylıktı müdürün bana yaşattıklarını zaten düşündükçe içim sıkılıyor aradan 5 yıl geçmesine rağmen, keşke herkes sizin kadar duyarlı olabilse bu konuda

  26. beril demirel

    Ne guzel soyledin…

  27. Soru: Söylenen herşey safi gerçekken, hangi gafil aksini iddia edebilir? Şıklar: a) empati yoksunu gafiller b) iktidar kölesi kullar c) bilip de bilmemezlikten gelenler d) umurunda olmayanlar e) hepsi

  28. Kadina sadece dogurmasi, uremesi gereken bir varlikmis gibi davranan hukumetle karsi karsiyayiz. Dogur nasil dogurursan dogur! Milletvekili de, adi kendiyle tezat bir kavram. Millet-vekili; ama milletten haberin yok be yavrum! Birkac tanidigim vekil vardi. Meclisin sartlari o kadar guzel ki.. Orayi birakip evine gidesin gelmez zaten. Bu sonradan gorme vekiller de ne oldum delisi olup isini aksatmadan isinin basina donmustur elbet. Dedigin gibi, tuvaletlerde, arsiv odalarinda sut saganlardan haberi yok!

  29. çalışan anne olmak bir yetenek mi ? asla, bence çocuk yapıyorsan kendin bakacaksın 2 yıl enaz hem kariyermiş hem çocukmuş baya bi palavra gibi geliyo çünkü ya işine odaklanırsın ya çocupa neyleyim ben görmediğim çocuğu iş doğurmakla bitmiyo asıl annelik sonrasında başlıyo herşeyini kendin yapmalısın bence tuvalet eğitiminden sonra okula başlayana dek ilk çocukluk yılları bitene dek anne baba ilgilenmeli bence bunun içinde 1 yıl en az doğum izni olmalı, paramda var yardımcı almıyorum çünkü neden alayımki, yani maddi değil bu işler, o akpli bakan çok biliyor, çok enteresan, doğur doğur bakıcıya bırak…çok manasız, hiç ilkel toplumlarda böyle şey mi oluymuş…hem isteyen arkadaşlar köye taşınmış bile, isteyen yapar valla bence. su süt izni doğum izni falan ne kadar saçmalık sistem çok saçmaladı hakkaten

  30. çocuğu bırakıp işe başlamak marifet değil çok doldum artık bu ülkede kadına yapılan haksızlıklardan cidden yeter ! hiçkimse çocuğunu bırakmak zorunda kalmamalı.

  31. Esra Feyizoğlu

    Ben bir işverenim. Evlenirken eşime çalışmak istemediğimi söylediğim halde maddi(?) problemler yüzünden çalışıyorum. 2 si çocuklu 3 kadın personelim var. Ben kendime ayrı onlara ayrı üzülüyorum. Anne olmasaydım herhalde bu kadar empati yapamazdım. Erkeklerin bizi çok fazla anlamasını beklemiyorum ama eşleri onları sürece dahil etseydi daha farklı olurdu belki.

  32. Ben devlet kurumunda çalışırken erken doğum yaptım. Bebeğim 7 aylık doğdu. Parmak bebekti. İş yerinde sonradan gelen bir müdür yardımcısı ile sorun yaşadım ve süt iznimi kısıtlamaya kalktı. Ben de müdüre çıktım. Bunlar güya çoook dindarlar. Ben de dedim ki, sizin müdür yardımcınız yüzünden evdeki 5,5 kiloluk bebeğim sütünden olacak. Evet benim bebeğim 6 aylıkken anca 5,5 kiloydu. Adam sağolsun izin verdi. Ama bir hafta sonra o müdür yardımcısının bastırmasıyla sürüldüm. Benim anlamadığım intikam alacak bir sürü yolu varken neden bir baba olarak ve de dindarım diyen biri olarak bu intikamını bebeğim üzerinden yaptı? Şimdi bebeğim büyüdü ama benim sütümü sadece 7 ay aldı.