8 Yorum

Yase’nin Gebelik Günlüğü

Ve sonunda yeni gebelik günlüğü yazarımız ile ilgili esrar perdesini (!) aralıyoruz sayın seyirciler…

 

Her güne bir gebe yazar fikri eğlenceli ve şenlikliydi, ama takip etmesi de, benim için idare etmesi de çok kolay olmadı. (Bu arada Elif‘in hikayesi yarın yayında olacak; Esra‘nınkini de bekliyoruz) Dolayısıyla yeni dönemde yola tek bir gebe yazarla devam etme kararı almıştım.

Hedef: Haziran 2014 projem (!) kapsamında gittiğim diyetisyen randevularımdan birinde aradığımı buldum. Normalde bütün randevularına süper bakımlı, hiper enerjik bir şekilde çıkan diyetisyenim kuzenim Yasemin’im gitmiş, yerine rengi solmuş, göz kapakları yarılanmış bir kadın gelmişti. “N’oldu Yase sana?” demeye kalmadan demesin mi “Hamileyim!” diye?.. Çığlıklar, sevinçler, nasıldı, ne zamandı derken yeni gebe yazarım karşımda duruyordu. 

Yasemin’i kuzenim olmasından mütevellit pek severim. Diyetisyenim olması dolayısıyla da ayrı beğenirim. Kendi diyetisyenim diye söylemiyorum, yemek yeme alışkanlıklarına olan yaklaşımı beni hep rahatlatmıştır. İnsanın kendine güvenmesini sağlayan, disiplinli, kendini iyi hissettiren bir diyetisyendir. 

Sohbeti de ayrı keyiflidir. Sohbetinin rengi kalemine de yansıyınca, zamanlama da denk gelince gebe yazar arayışımı durdurdum. İlk üç ay Yasemin’in bulantılarının geçmesini bekledik. Çünkü bilgisayar ekranına bakamayacak kadar kötü haldeydi. Sonrasında araya giren bayram tatili, onun, gebelik haberinden çok önce planlamış olduğu uzun bir seyahat derken bugünlere geldik. 

Daha fazla uzatmadan sözü Yasemin’e bırakıyorum. Hoş geldi bloguma…

***

Yase’nin Gebelik Günlüğü

Blogcu Annenin ser verip, sır vermediği, adını sanını gizli tuttuğu, gizemli gebelik günlüğü yazarı benim. Adım Yasemin Serintürk Menekay. Adana doğumluyum, 32 yaşındayım. Blogcu Anne’nin diyet uzmanı ve tam bir spor delisi olan kuzeniyim. Takipçiler, beni zaman zaman bu blogda mesleğimle ilgili konularda yazdıklarımdan hatırlayabilirler. Bundan gayrı içimdeki bebe hayırlısıyla bizlere katılıncaya kadar birlikte olacağız.

Kocam ile bundan 3.5 sene once Kartalkaya’da teleferik kuyruğunda tanıştık. İkimiz de snowboard yapıyoruz ve yere iki lokma kar düşse, neredeyse çamaşır leğenini caddeye koyup içinde kayacak kadar kar delisiyiz. Spor delisi ben, tabii ki de kader icabı spor eğitmeni olan kocamı bulacak, aşık olacak ve onunla evlenecektim. Ve 3 sene çıktıktan, 2 sene beraber yaşadıktan sonra bizim evde ansızın evlilik sözcüğü kendine yer etmeye başladı.

Aslında o zamanlar anlamasak da şimdi görüyorum ki ikimizin de çocuğu gelmişti. Yoksa nerden çıkmıştı bu evlilik falan? Daha doğrusu, minik yeğenim olduktan sonra, bana bir haller geldi. “Evlenmeyelim işte böyle mutluyuz” diye sevgilime yıllarca evliliğin “e” sinin bahsini açtırmayan ben, minik elma yeğenim Selen’den sonra içten içe virüslendim. Bütün fabrika ayarlarım bozuldu. Özgür ruhlu, güçlü, yırtık kadın hallerim; anaç- sütlaç hanım hallerine dönüşmeye başladı. Kendime bile itiraf edemediğim bir çocuk hasretiyle yanıp kavrulmaya başladım resmen. Sadece yeğenimi görmeye 2-3 günlüğüne İngiletere’ye gitmeler mi istersin, her yurda giriş yaptıklarında toplaşıp Adana’ya gitmeler mi dersin, ne kadar abartılırsa o kadar abarttım “hala” olmayı. Kurban olurdum ben o minik elma’ya!

Bütün bu karmaşık haller içinde sevgilim bana hayatımın golünü attı ve evlenme teklif etti, artık gerisini Yase düşünsündü. Madem çocuk istiyordu o zaman elini taşın altına soksundu. Korkması yersizdi, zaten evleneceği adam biricik sevgilisiydi. Evlenme teklifini anında kabul ettim, bir dakika dahi düşünmedim. Öyle çabuk “Evet” dedim ki bu hıza sevgilim bile şaşırdı. Ancak henüz bilmiyordu ki fabrika ayarlarım bir kez de bu teklifle bozulacaktı. Hatta bozulmanın da ötesine geçerek, tamir edilemez bir hale gelecekti. Aylarca kıvrandıktan, bin bir kriz yarattıktan hatta “Ben anne olmaya hazırım ama evlenmeye hazır değilim!” diye günlerce ağladıktan sonra kafamı toplamaya minik elmamın yanına İngiltere’ye gitmeye karar verdim. Bana gelse gelse onun mis kokusu, minik köfte elleri, patates ayakları iyi gelirdi.

Yase

Ve gerçekten de tam düşündüğüm gibi oldu. Bu seyahat, bırak ayarlarımı düzeltmeyi, evlilik tarihini bile kafamda netleştirip dönmemi sağladı. Bu evlilik fikrine adaptasyon süresinde, doğuştan forvet sevgilim de tabii ki boş durmamış, yokluğumda, ofisimin 4 apartman yanında tam aradığımız gibi bir ev bulmuştu. Hem de sahibinden satılıktı! Bu atakçı koca adayı, çok sağlam ve emin adımlarla ilerliyor ve golleri peşi sıra diziyordu adeta! Aslında böylesine hedefe odaklanan, zeki bir adamla, evlilikten korkmanın bir anlamı yoktu. Evlilik ancak içindeyken anlaşılabilirdi ve ben kalben, aklen, fiziken, canı gönülden bağlı olduğum bu adamla katiyyen aile olmayı denemeyi çok istiyordum. Çok korksam da bu riski göze alacaktım. Ve 22 Şubat 2013’te sevgilim, sevgililiğinin yanı sıra bir de kocam oluverdi. Ben de onu karısı!

Balayında tabiiki snowboard yapmaya gittik. Düğünümüz, balayımız, yeni evimiz herşey o kadar güzel, o kadar bizdi ki , o kadar bize aitti ki neden niye korkuyormuşum şimdi tek bir mantıklı yanıt veremiyorum.

Bizi tanıyan herkes biliyordu ki bebekler yapmak için çok fazla beklemeyecektik. Evliliğin de azıcık sefasını sürdükten sonra, bir yıl falan bekler, bebek yaparız diye konuşuyorduk. Evlendikten sonra da eskisi gibi yaza kadar defalarca dağa gittik. Bütün kış uzun uzun her fırsatta kaydık ama yine de kaymaya doymadık. Balayına gittiğimiz gruptan birkaç arkadaşımız Ağustosta bir hafta Fransa’ya Alpler’e snowboard yapmaya gideceklerdi. Tabii ki kocamın aklına girmeleri çok zor olmadı! Denize gitmek için yanıp tutuşan ben ise kocamın baskısız ancak etkili ataklarıyla bir kez daha golü kalemde buldum. Yaz tatilimiz once bir hafta 3600 mt’deki Deux Alpes sonra da bir hafta Adana’da ma aile cümbüş şeklinde planlandı.

Devamı haftaya…

8 yorum

  1. Hahh haa.. Harika, böylece dakika dakika takipteyiz Yase 🙂

  2. Anlatım tarzınıza bayıldım 🙂 Sağlıkla kavuşun inşallah kuzunuza 🙂

    https://www.facebook.com/Nehosseyler

    http://www.burcuburcusabun.blogspot.com

  3. Incir'in Annesi

    Inininiiiiin. Beklenen an geldi. Oh gebelik gunlugu okuyacagiz, bebek hikayelerine, alisverise gomulecegiz tekrar. Harika.

  4. benim ilgimi çeken bir diyetisyen gebeyi takip etmek çok faydalı olcak:) ilkinde sağlıklı kilo alma konusunda çok başarılı olamadım:) belki ikinci için güzel tiyolar alırım:))

  5. İkinci hamileliğinde kilo konusuna çok dikkat eden bir anne adayıyım ve haftanın6 günü spor yaparak ve iştah konusunda sürekli savaş vererek 20.haftalara kilomu kontrol altında tutarak ulaştım. Diyetisyen ve sporcu birinin hamilelik günlüğünü takip etmek ilginç olacak.

    http://www.editormommy.wordpress.com
    http://www.instagram.com/editor_mommy

  6. Yaşasın! Dili çok keyifli Yase’ nin 🙂 keyifle okuyacağım. Tebrikler.. Bol şanslar..

  7. Tebrik ederim Yasemin. Sağlıkla kucağına alıp keyifle büyüt bebeni 🙂

  8. Herkese güzel dilekler için çok teşekkürler….