45 Yorum

Elif ve Can’ın Hikayesi

Blogcu Anne gebelik günlükleri yazarlarından Cuma gebesi Elif’in doğum hikayesi de sonunda burada… Elif’e hamilelik sürecini ve doğum hikayesini burada paylaşmama fırsat verdiği için çok teşekkür ederim.

***

Elif ve Can’ın Hikayesi
04.10.2013
Gaziantep

Doğumdan dört gün önce doktor kontrolüm vardı. Doktorum iki gün sonra izne ayrılacaktı, bir plan yapmalıydık. Yılmaz Bey, “açıklık 3 cm bugün doğurtalım seni” dedi. Pek anlam veremedim. Aslında bunu teklif olarak sunmasını bekliyordum ancak beni doğumhaneye suni sancı almaya göndermesini beklemiyordum. “Ben anne olmaya henüz hazır değilim” dedim. 9 ay yetmemişti sanki. Dedim ama o şaşkınlıkla doğum katına çıktım. Ebe “gel sancını bağlayalım” dedi. İçimden bir şey beni dürttü. Biraz geç kalmıştı bu dürtü. Doktorun yanında neden gelmemişti ki. Ebeye de ısınamamıştım zaten. Nerden bilirdim o ebenin dört gün sonra başıma onca iş açacağını. Aşağıya indim düşündüm taşındım “ben sancımı bekleyeceğim” dedim. Varsın kendi doktorumuz olmadan olsun doğum ama oğlum istediği zaman gelsin bu dünyaya. Yılmaz Bey kararıma saygı duydu, “İki güne kadar fikrin değişirsen buradayım” dedi. Çıktık.

Dört gün geçti. Yazdı ancak serin bir geceydi, balkondaydım… Dikiş dikiyor, internette vakit geçiriyordum. Karnım burnumda, evde derin bir sessizlik… Huzurluydum. Tüm işlerimi halletmiştim artık uykum gelmişti, yürüyüşten dolayı pilim çoktan bitmişti. Canım peynir ekmek istedi. (olur da yarın doğurursam lavmana maruz kalabilirdim, bir histi bu, geçti içimden) Dolabı açtım, vazgeçtim yemedim yattım. Saat 2 idi. Eski yaşamımdan son anılarım bunlar…

Çok uzakta kaldı sanki o gece. Doğum, öncesi ve sonrası diye üçe bölündü yaşamım. Bu gün 45. gün ilk kez yazabiliyorum. O kadar hızlı, bir o kadar dolu geçti günler.

Aynı gece saat 4’te tuvalete kalktım. Biraz kanamam vardı. Doğumun yakın olduğunu düşündüm telaş etmeden olabilecekleri gözümün önüne getirdim. Bir gün de sürebilirdi, üç gün de.. Yatar yatmaz suyum da gelebilirdi. Akışına bırakmıştım ya… her şeye hazırlıklıydım. Güçlüydüm, sadece bekliyordum. Gücüm okuduğum “İçgüdüsel Doğum” kitabından geliyordu. Buna emindim. Doğumla yüzleşecektim. Yapabilirdim. Bu bir geçitti benim için, öyle düşünüyordum. Kitabın bir yerinde “Ev doğumlarında bebeklerini loş ışıklarda mumlar tütsüler yakıp romantik ortamlarda karşılamayı planlayan çiftlerle karşılaştığımda mumları söndürüp hadi işimize koyulalım derim” gibi bir şey diyordu. O cümleler kafamda yer etmişti. Doğum ciddi bir işti. Ve ben neyle karşılaşacağımı tahmin edebiliyordum. O yüzden gelecek sancılara hazırlıklıydım. Dayanabildiğim kadar dayanacaktım.

4.15 ilk sancı ile uyandım. Buna sancı mı desem, huzursuzluk hissi mi bilemedim. Bir tur attım yeniden yattım. Aradan sadece 7 dakika geçmişti. Yeniden uyandım bu kez belimde bir sızı vardı. Bu bir kez daha olursa sancı olduğuna emin olacaktım. Sancılarla ilgili hiçbir fikrim yoktu çünkü. Sadece aralıklı geleceğini ve 5 dakikada bir olduğunda hastanenin yolunu tutmam gerektiğini biliyordum. Sancılar 7 dakikada bir geliyordu. Artık emin olmuştum. Doğum başlamıştı. Ancak bu kadar kısa aralıklarla başlamasını beklemiyordum. İşe koyuldum. Her şeyimiz hazırdı. Evi toparlayacak, duş alacak, ojelerimi sürecek, çamaşırları katlayacak, sabahki temizliği organize edecektim. Evi toparlamaya başladım. Bir yandan derin derin nefesler alıyor bir yandan evin içindeki işleri hallediyordum.

Duşumu aldıktan sonra eşimi uyandırma zamanım gelmişti. Saat 5.30 olmuştu. Sancılar 5 dakikada bire düşmüştü ve 45 saniye sürüyordu. Bir elimde telefon sancıların aralıklarını kayıt ediyorum, bir yandan fırıldak gibi dönüyorum evin içinde. Eşim olayın farkında değildi onun da hazırlanmasını bekliyordum. Hoş o hazır olsa ne yapacaktım bilmiyorum. Hastaneye hemen gitmek istemiyordum çünkü orada yatağa bağlanıp çaresizlik içinde sancı atlatmaya çalışacaktım. Olabildiğince geç gitmeliydim. 5 dakikada bir’de hastaneye gidin diyordu kitaplarda. Benim sancım birden bire hızlanmıştı. Zaten ilk doğumdu hemen olmazdı diye düşünüyordum. Oyalanabildiğim kadar oyalandım. Ben bunu düşünürken sancılar 3 dakikada bir’e indi. Artık telefon eşimdeydi “sancı geldi başlat Ersin” diyorum. Derin nefeslerle çamaşır katlıyorum. Gidince bir rahatlıyorum, Ersin’ e espriler yapıyorum. Yüzümde garip bir gülümseme kavuşacağız. Heyecanlıyım. O kadar hareketliydim ki kavuşmamızın bu kadar yakın olacağını ne şaşkın eşim anladı ne de ben. Az daha fırsatımız olsa ütüleri de bitirecektim o kadar yani. Ancak oyalanmasam o sancılar geçmezdi ki ve panikleyebilirdim tabii.

6.15 annemi arıyoruz biz geliyoruz diye. Akıllılar ne işiniz var annende, yürüsenize hastaneye. Yok bu kadar erken olmaz bir de annem görsün doğum yakın mı uzak mı bizi yönlendirsin istiyorum. Kapıda asansörde fotoğraflarımızı çekiyorum. Gülümsüyorum. Eşim ağlıyor.

6.30 annem gözleri dolmuş bizi kapıda bekliyor. “Aslında daha geç arayacaktım ama anne dayanamadım” diyorum. Gözlerim dolu dolu gülümseyip içeri geçiyorum. “Bir şeyler ye”. “Olmazzz! Lavman istemiyorum, sonda istemiyorum!” Sancılar fena bastırıyor. Babam kardeşim şaşkınlıkla beni izliyor. Durduğum yerde duramıyorum. Sancı geliyor. Tezgaha asılıyorum. “Belimmm! anne nolur belimi ov. Evet aynen öyle, işte orası… .. İyi ki varsın anne.” Rahatlıyorum. Sancı geçiyor. Espiriler yapıyorum. Bir sancı daha babam ovalamak istiyor sırtımı “Öyle değil! Orası değil! Gidin başımdan. Siz ne bilirsiniz sancıdan ne anlarsınız.” Eşim geliyor. Ona da bir posta. Annemi istiyorum. Bir o anlıyor halimden. Eli belimden ayrılmıyor. Sancılar artık 2 dakikada bir. Annem yalvarır gibi bakıp “hadi hastaneye gidelim” diyor. “Olmaz önce arayalım” diyorum. 7.15 arıyoruz, durumu anlatıyorum. 8.00 de burada olun diyorlar. Çıkıyoruz. Kapıda annemin karşı komşusu ile karşılaşıyoruz. Sarılıyoruz, ağlıyorum. Keşke arkadaşım beni ağlarken görmeseydi, doğumu kötü bir şey sanmasaydı oğlumla kavuşacağız diye çok heyecanlıyım aslında diye geçiriyorum içimden. Ancak ona söyleyemiyorum. Konuşamıyorum çünkü dudaklarım kurumuş. Sarılıyoruz.

Birçok sancı daha atlıyoruz annemle. Asansörde, arabada, hastanenin önünde… Araba yolculuğu sırasında artık beynim yok gibi. Gözlerimin arkası acıyor. Nefessiz kalıyorum. Bir nevi kendinden geçme hali. Eşim ablasına ve annesine mesaj atıyor. Kimseyi telaşlandırmayalım diyoruz. Hastanenin önünde sancı gelince duruyorum. Herkes bana bakıyor. Umurumda bile değil. Doğurmak üzereyim. Bir çalışan fark ediyor durumu. Şaşkın bakışların arasında bir o anlıyor bizi. Hemen el koyuyor. Bizi farklı bir asansöre bindiriyor.

Doğumhaneye giriyorum. Arkamda eşim annem. Açıklık kontrol ediliyor. Ebe şaşkın bir halde. Açıklığın 8 santim olduğunu ve beni bekleyen süreci zar zor sorularımla onu sinir ederek öğrenebiliyorum. Beni hesaba alan yok. Kimse göz teması kurmuyor benle. Tek dertleri bebeği oradan çıkarmak. O işi benim yapacağımı kimse akıl edemiyor. Herkesi bir telaş alıyor. Biri damar yolu açıyor. Biri önlük giydiriyor. Ne oluyor diyorum ne zaman doğacak. Yarım saat sürmez diyorlar. Mutluyum ancak canım acıyor gerçekten. Damar yolu açana bana sancı vermeyin diyorum. “Ne sancısı?” diyor, “doğurmak üzeresin. Epidural de yok” diyor. “İsteyen de yok zaten” diyorum.

Biraz olsun müdahalesiz bu kısma kadar geldiğim için kendimle gurur duyuyorum. Ben burada kalamam diye sızlanıyorum. Annemle eşimin yanında çekeceğim sancımı diye ısrar ediyorum. Apar topar indiriyor hastabakıcı. Odama gidiyorum. Fotoğrafçı geliyor. Gözüm annemden başkasını görmüyor. Artık ovalaması da işe yaramıyor ancak onun eline sıcaklığa ihtiyacım olduğundan elini çekme anne diye yalvarıyorum. Anneme Allah senden razı olsun demekten bir hal oluyorum. Anne iyi ki varsın anne.. Anneee! Derken bir çığlık geliyor koridordan. Bir başkası sancı çekiyor diyorum. Onun sesi beni aşmış. Hastaneyi inletiyor diyorum. Benim sesim az bile çıkıyor diye düşünüp o arada azıcık gururlanıyorum. Ne saçma bir yarış tam da o anda!

Birkaç sancı sonrası ebe geliyor. Açıklık kontrol ediliyor. Artık hiç bilgilendirilmiyorum. Azar yemeden geçen her dakikamı iyiye yoruyorum. Bundan sonra hiç bilgilendirilmeyeceğimi bilmiyorum daha o zaman. Doğumhaneye gidiyoruz sedyeye bin diyorlar. Binmem yürüyeceğim diyorum. Yürüye yürüye gidiyorum. Sarı odaya gireceğim diyorum. Cam kenarı olan oda. Hastaneden tek isteğim o oluyor. Odaya girmeden bir pencere var. Açık sabah esintisi vuruyor. Yanımdaki hastabakıcıya “ben normalde böyle biri değilim beynimi hissetmiyorum nolur kusura bakmayın, belimi ovarsanız size dua ederim” diyorum. Camın önünde son bir nefes çekiyorum, beni içeri itekliyorlar. Sancıları artık o sarı çatalda çekiyorum. Çok sürmeden ıkınma hissim geliyor. Çok enteresan bir duygu. “Tuvaletim geldi zannediyorum” diyorum. “Yok bebeğin başı” diyorlar. O kadar yakınız haaa! Ikınma hissimi tutamıyorum. Ama beceremiyorum da iyice paniklemişim. Çünkü benle kimse muhatap olmuyor.

Kendi profesyonel fotoğrafçımızın girmesine müsaade etmiyorlar. Fotoğrafçıya o amatör fotoğraflar için doğum parası kadar ödeme yapıyoruz. Ben işlerine olan saygılarından, içeride kalabalık olmasın diye bizim fotoğrafçıyı almadılar zannediyordum. Hastane para kazanmanın derdindeymiş. Odaya girenin çıkanın haddi hesabı yok. Herkes var bir kişi yok. Doktor yok! Hastanenin fotoğrafçısı ebenin fotoğrafını çekiyor. Ebe poz veriyor. Ebelikten başka her işi yapıyor. Maalesef doğumu yönetemiyor. İçeri bir bebek getirip giydiriyorlar. Hemşireler girip çıkıyor. Kimse benle ilgilenmiyor. En son ıkınmalarımı fark eden ebe bana ıkınma yırtılıyorsun diyor bir elinde de telefonla doktorla görüşüyor. Arada bir de beni azarlıyor. Ebenin yanındaki kim olduğunu bilmediğim kadın da ıkın ıkın diyor. Biri ıkın diyor biri ıkınma diyor. En son sancıları unutup “Delirdiniz mi siz ıkınayım mı ıkınmayayım mı” diyorum. Şaşkın bir halde suratıma bakıyorlar.

Bu işin onlarla olmayacağını anlıyorum. İçimden ne gelirse onu yapıyorum. Oğlumun başını hissediyorum. Ebenin elinde bir şey var ama belli ki yapamıyor. Doktoru bekliyor. Bir daha telefona geçiyor. Ben acıdan beynim yerinden çıkmış halde. Son bir ıkınma ile oğlumun başını görüyorum. Ardından bedeni balık gibi kayıyor içimden. Saat 8.55. O andan itibaren acı kayboluyor. Şaşkınlıkla onu izliyorum. Ağlayamıyorum. Duygularım yok oluyor. Sadece izliyorum. Göbek kordonunu kesiyorlar. Durun biraz böyle kalsın bile diyemiyorum. Kucağıma verin bile diyemiyorum. Vermeyeceklerini çok iyi biliyorum. Duygu yok o odada. Anlayış yok. Doktor da yok. Bir ben bir oğlum varız. Biz de bağ kurmaya çalışıyoruz bir metre mesafeden.

Can1

Yeşiller içinde bir doktor giriyor. (Yetişseydi iyiydi ama olan oldu yine de dikişleri iyi ki Bülent Bey yapmış diyorum bugün.) Herkes muma dönüyor. Plasentayı o çıkarıyor. Tek tek izliyorum. Bir onu aylarca besleyen şeye bir oğluma bakıyorum. Adeta kazıyorum yüzünü beynime. Birdenbire yanımda bir kadın elinde koca bir şırınga içinde krem rengi bir sıvı ile beliriyor. Damar yoluma giriyor. Yüzüne bakıyorum, uyuyorum….

Buraya kadar her şey muhteşemdi. İlk sancıdan 4 saat 40 dakika sonra doğum gerçekleşti. 39. haftayı tamamladığımız gün 19 Ağustos Pazartesi saat 8.55’te kendi isteğiyle, kimseye pazartesi sendromu yaşamaya fırsat vermeden, beni hiç yormadan, sabırsızca, hızla geldi dünyamıza oğlumuz Can. (Son bir saati zordu kabul, ancak şimdi hatırlamıyorum bile) Doğumdan tam bir saat sonra baygın halde odaya getiriliyorum. 50 mtlik mesafeyi upuzun bir koridor gibi anımsıyorum hala. Tanıdığım bütün insanlar kapıda garip garip bana bakıyorlar. Ayılmam uzun sürüyor. Titriyorum. Oğlumu arıyor gözlerim. Hatırlamıyorum olanı biteni. İlk mantıklı cümlem “mama verdiniz mi” oluyor. İkincisi “kaç saat ayrı kaldık” üçüncüsü de “bugün ayın kaçı” oluyor. Ömrümün en uzun uykusuydu sanki… Kavuşuyoruz. Emzirme maceramız başlıyor. İlk gece hastanede kalıyoruz. Gece uyanıp ağladığında ona “ablacığım ağlama” diyorum. Sonra kendime geliyorum. “Ne ablası… Anne… Anne oldun sen Elif” diyorum. Anne olduğumun farkına varmam neredeyse 30 günü buluyor. Sebebi ise doğum gününde yaşananlar.

Ben doğururken doktor sezaryende… komplikasyon olmuş, işi tahmininden uzun sürüyor. Ebenin aklına diğer doktorları aramak gelmiyor. Ebe epizyo yapmayıp doktoru bekliyor. O sırada fotoğraf makinesine poz veriyor. Doktorlar, ebe, hemşireler bize hiçbir şey söylemiyorlar. Ailem bir saat kapıda odaya gireni çıkanı, yetiştirilen malzemeleri, o telaşı izliyor. Neden çıkmadı uzun sürdü diyorlar kimse bir şey söylemiyor. Doktor çok kızgın ebeye yapmadığı şey yüzünden, o gün poliklinik olağan dışı bir aksama yaşıyor.. Bunları ilk kontrolümde tesadüfen o gün doğum odasında olanlardan bir hemşireyi gördüğümde dinliyorum. Neden bu kadar sıkıntı yaşadığımı, buna sebebin ne olduğunu, ebe kurbanı olduğumu, hastanenin bunca yıldır ilk vakası olduğumu, bu hastanede doktorsuz doğuran ilk kişi olduğumu. Burası Gaziantep’ in çok meşhur bir özel bir hastanesi, devlette değiliz ki. Vaatleri var, sağlık okulları kuruyorlar, hastalar müşteri aynı zamanda. Müşteri memnuniyetinden bahsediyorlar. Ve resmen aptal yerine koyuyorlar bizi. Olanı biteni bundan sonra ne yapacağımı nasıl bir yol izleyeceğimi diş tırnak öğreniyorum. Bilgi edinme hakkımızı elimizden aldıkları ve güzel bir olayı bu hale getirdikleri, hayatımı olumsuz etkileyecek durumlara sebep oldukları için şikâyette bulunuyoruz. Başhekimlik önce çok ilgili görünüyor sonra umursamıyor bile. Doğum kartında oğlumun doğum saati bir saat farklı yazıyor dediğimde başhekim bize yükselen burç için önemli tabii diye espri yapıyor, biz ona hastanenizin suyu çıkmış demek istemiştik oysa. O zaman bakanlığa başvurmak aklımıza geliyor. Yılmaz Bey ve Bülent Bey’ e teşekkür edip son kontrolümüzün ardından bir daha gelmemek üzere ayrılıyoruz hastaneden.

Sonuç; 3. derece bir yırtık. Çok zor günler. 21 gün sadece tuvalete gitmek kaydıyla ayağa kalkabiliyorum, tuvalete gitmemek için yemek yemiyorum neredeyse, 30. gün azar azar oturabiliyorum. 45. gün yani bu gün hala pansuman oluyorum. Üzüntümden sütüm yeterli gelmiyor. Oğlumu yatarak emzirmeye çalışıyorum. Memeye bir türlü alışmıyor. Oğlum rahatsızlanıyor bir gece hastanede kalıyor. Sürekli bir bakana ihtiyacımız var o kişi yine annem oluyor. Bir süre oraya taşınıyoruz. Hem bana hem oğluma o bakıyor. Annem ansızın rahatsızlanıyor, tedavi görmesi gerekiyor. Günler sonra ilk kez Can’ın altını değiştirebiliyorum. Annemi annesi sanacak diye içerliyorum. Bir şeyler hep eksik kalıyor. O kadar tatlı bir başlangıca bu kadar huzursuz günler eşlik ediyor. Doğumdan önce ve sonra diye ayrılıyorum. Dersimi alıyorum. Her şeyi hayırlısıyla istemem gerektiğini hatırlıyorum. Böyle bittiğinde sağ salim çıktığımıza şükrediyorum. Tecrübesiz ebe ile oğlumun da başına her şey gelebilirmiş. Akışına bırakmayı öğreniyorum. Anne oluyorum… Annemi anlıyorum. Ona dua ediyorum.

Can2

Şimdi biz çok şükür iyiyiz. Toparlanıyoruz. Evimize geldik. Yeni bir süreç başladı. Yazılsa her günü ayrı bir hikâye olur. Sayfalar yetmez. Doktor, hastane, ev ve gezme maceralarımız. Annelik bambaşka bir duygu! İçinde ne ararsan var. Sevgi, mutluluk, huzur, coşku, sabır, vicdan azabı, isyan, korkular… İsteyen herkese nasip olsun dilerim. Bütün bu süreçte Elif’i biraz daha tanımaya fırsatım oldu. Onun sayesinde yazdım. Anılar, fotoğraflar biriktirdim, hepsini paylaşma fırsatım oldu, çok şey öğrendim. Gebelikten anneliğe terfi eden arkadaşlarım oldu. Yaşadıklarımı paylaşma fırsatını bana verdiği için Elif’ e, onun nezdinde de yazdıklarımı okuyan benimle paylaşımda bulunan herkese tekrar çok teşekkür ederim!

Tüm anne adaylarına hayallerindeki gebeliği ve doğumu yaşamalarını diliyorum. Tüm annelere de sabır diliyorum!

Sevgiler,

Elif.

45 yorum

  1. Elif’cim tekrar geçmiş olsun ve tekrar tebrik ediyorum seni! Sen çok güçlü bir kadınsın! Önemli olan şu anda senin ve oğlunun sağlıklı olması ama hakkını aramanı da çok takdir ediyorum, bence sonuna kadar gitmelisin. Çok öpüyorum seni ve Can oğlanı da boynundan kokluyorum 🙂

    • Çok çok teşekkür ederim Pelin.. Boynu muhteşem kusmuk kokuyor 🙂 Kokluyorum senin yerine de..

  2. Çok etkilendim yazdıklarınızdan. Çünkü çok iyi anladım sizin süreci doğal akışına bırakma isteğinizi. Ama ülkemizdeki doğumu ranta çeviren mantık siz elinizden geleni sonuna dek yapsanız da müsaade etmeyebiliyor buna. Bütün olumsuzluklara rağmen koca bir doğum macerasını tek başınıza yönetmişsiniz! Kendinizle gurur duymalısınız. Keşke sonrasında bu kadar olumsuzluk yaşanmasaydı! Bu başarı hissini gölgelemiştir eminim. Şimdi iyi olmanıza çok sevindim. Sağlıkla büyümeniz dileğiyle…

    • Emel Hanım, çok teşekkür ederim iyi dilekleriniz için… İnsan koca bir keşke diyor.. Zaman çok çabuk geçiyor. Geçen zor günleri bana kimse geri veremiyor maalesef.. hoş hayat bu işte her şey gelebiliyor insanın başına da.. ihmal söz konusu olunca insan hazmedemiyor…

  3. Çok güzel! Çok duygulandım.. Mutlu ve sağlıklı bir ömür diliyorum.Sevgiler.

  4. Merhaba Elif hanım öncelikle tebrik ederim sağlıklı uzun ömürler diliyorum Can bebeğe 🙂
    Sizede çok çok geçmiş olsun bende aynı hastanede ebe mağduruyum 🙁 Sizi çok iyi anlıyorum çünkü daha beterini yaşadım haftalarca kabuslar gördüm,dediğiniz gibi sütüm kesildi,nerdeyse 40 gün doğru düzgün oturamadım.Beni suyumazadığı için mecburen suni sancı verildi ama sancıları çok hafifmiş gibi atlatıyordum.Sonra ebe mesai saatine yetişsin diye açılmayı hızlandırmak için iğne yaptı ipler o zaman koptu.Şuurumu yitirmiştim resmen.Ebe sürekli eşimi ve annemi dışarı çıkarıp psikolojimi altüst ediyordu.Kendini sıkma bebeğin kafası şişer çıkmaz,şimdi doğrurusun sonra gelirsin idrar torbanı toparlarlar,bebeğin kalp atışları çok yavaş sezaryana bile alsak seni bilmiyorum nolur gibi aklınıza gelicek tüm felaketleri sıralıyordu.Halbuki bebeğimin kalp atışları normalmiş.Sonra bana kafasına göre sonda taktı niye taktın diyenlere ne biliyim içi boşalsın dedi.8 cm açıklıkta doktora haber vermeden beni doğumhaneye aldı.karnıma bastırdı 🙁 dediğiniz gibi odaya giren çıkanın haddi hesabı yok.hatta 2 kişi kapıda konuşuyor çok zayıf nasıl doğuracak diye.Sonra çok şükür yılmaz bey geliyor ama o geldiğinde bebeğimin gerçekten kalp atışları düşüyor ve onunda yardımıyla bebeğime kavuşuyorum 🙂 Evet haftalarca kabus gördüm,günlerce bebğimle ilgilenemedim.Ama şimdi 2,5 aylık bebeğim için her gün şükrediyorum.O sağlıklıya yaşadığım herşeyi unutuyorum.Bende burda içimi döktüm kusura bakmayın.Ama yazdıklarınızı okuyunca tekrar o güne gittim.
    Sevgiler…

    • Müge hanım estagfrullah.. çok mutlu oldum paylaşmanıza.. Yılmaz Bey olmasa o hastanenin kapısından içeri girileceği yok. Çok şükür siz de sağlıkla kavuşmuşsunuz bebeğinize. Zaman geçince önemli olan tek şey bu oluyor. Bekleme salonunda kaç kez karşılaşmışızdır diye düşündüm 🙂
      Sevgiler..

  5. elif hanım öncelikle çok çok geçmiş olsun ve hayırlı olsun.
    Allah sağlıkla büyütmeyi nasip etsin oğlunuzu.Bu kadar zor ve yorucu bi doğum sürecinden sonra zamanla herşey yoluna girecektir inşallah.gerçekten o hastaneden sağlıklı bir bebekle ve siz de kendiniz sağlıkla çıkabildiğiniz için şükredin.Okurken inanamadım gerçekten umarım bu yaşadıklarınız ders olur diyeceğim ama hiç oralı değiller gibi …..

    capCANlı sağlıklı huzurlu günler dilerim:)

    • Esra Hanım güzel yorumunuz için çok teşekkür ederim. Çok haklısınız. Zaman geçtikten sonra şükretmek geldi aklıma. Her türlü şey yaşanabilirmiş. Bununla geçmiş olsun diliyorum. Keşke biraz yüzleri kızarsa…

  6. küçük mucizem

    Bu okuduğum, duyduğum kaçıncı ebe vakası? Ama yine de cesaretinizden, soğukkanlılığınızdan, sakinliğinizden ötürü sizi tebrik ediyorum. Çok geçmiş olsun.
    Hoşgelmiş CAN bebek.

    • Küçük mucizem..
      Çok teşekkür ederim. Maalesef hal böyle oldu.. Hiç aklıma gelmezdi bunca güzellikten sonra bunları yaşayacağım.. Çok şükür geçti gitti diyorum şimdi.

  7. Elif , yazdıklarını okudum …
    Okurken Can ‘ a süt sağdım …
    ( bu arada bugün Can’ ın kısmeti iyiydi =) )

    Evde çektiğin sancılar ve annen ile olan bağın gözlerimden yaşların gelmesine sebep oldu …

    Aynı hastanede doğum yaptık bir şartla ben diğer ebe ile . Senin ebe odaya geldiğinde sancı arasında eşime ” lütfen söyle şu kadın içeri girmesin” bile dedim … ( çok suratsızdı be )

    her şeye rağmen oğlun sağlıklı ve kucağında , şükürler olsun …

    • Muhterem Hanım, Muhterem.. Sevgili Süt annemiz..
      Çook teşekkür ederim. Hem de bir çok şey için. En kısa sürede bir araya gelip konuşmak istiyorum. Sizi ziyaret etmek istiyorum. Canla sizi tanıştırmak istiyorum. Yiğit oğlana geçmişler olsun, umarım biraz daha iyidir. Bütün gün aklımdaydınız.. Sevgilerimizle..

  8. Çok geçmiş olsun ve hayırlı olsun Elif. Bebiş çok şeker maşallah. Anlattıklarından sonra çok şükür ettim. İyiki Hastene değişikliği yapmışım diye. Ben de bir ay önce doğum yaptım. Primer Hospital da Gülnur hanım yaptırdı. En başından beri Bülent beye gidiyordum ama içimde garip bir huzursuzluk vardı, işlerin böyle olmaması gerektiğini düşünüyordum. Zaten randevu almak bir dert, randevu alsan beklersin yine, olaki randevu saatinden önce gitmen gerekse doktor trip atar niye randevu saatinde gelmedin diye… Doğuma da doktorun yoğunluğundan dolayı gelemeyeceğini düşünmekten kendimi alamıyordum. Tam 36. haftamda doktor değişikliği yapmaya karar verdim. bunu eşime kabullendirmek ayrı bir hikaye. Doktora güveniyordu çünkü. Gitmeden önce gitmek istediğim doktorun asistanıyla görüşebildim. Akşam olsa dahi doğumuma gelebilir mi, biliyorum çok az zamanım kaldı beni hastası olarak kabul eder mi?(ne kadar zavallı durumdayım düşün) diye sordum. Sağolsunlar dedikleri gibi sanki ilk günden onlara gidiyormuşum gibi ilgilendiler benimle. İlk günden ismimle hitap etti ve tanıdı beni doktor. Tüm kontrollerimi dakikalarca yaptı hatta sıkıldım ayy bırak artık beni ya dedim(içimden dedim tabii) . Tahmin ettiğim gibi akşam başladı doğumum. Doktor tam zamanında hastanede oldu. Ekip inanılmaz ilgiliydi. Sürekli beni çok sevdiklerini falan söylüyorlardı. Hiç zorluk çıkartmıyormuşum onlara deyip motive ediyorlardı beni. Epiduralimi yapan doktor tam doğumhanedeyken aradı herşeyin yolunda olup olmadığını sordu. Herşey çok şaşırtıcı bir şekilde tahminimden bile iyi gidiyordu. doğumdan sonra raporlama birimine gitmem gerekiyordu. Ordaki elamanlarda ne yapması gerektiğinden emin, saygılı idiler. Hoca hanım siz merak etmeyin yarın hazırlarız herşeyi deyip yolladılar beni. Bir de kapalı otoparkının olması bizi çok rahatlattı. Diğer hastanede arabayı park etmek bile ayrı dertti çünkü. Gerçekten niye bu kadar kalite farkı varken ben 36 hafta diğer hastahanede sürünmüşüm dedim ve diyorum. umarım bu yorumum başka gebelere de yol gösterir.

    • Ahhh diyorum sevgili RH+ Ah…. Koca bir Ah… Elim kolum bağlandı algılayamadım.. Doktorum var diye o çileyi çektim. Doktorum da yoktu.. Artık her yer olabilirdi.. olamadı.. kitlenmiş gibi Hatem Hastanesine gittik.. Çok pişmanım. Fatma Ebe’ nin eline düşenlere Allah yardım etsin diyorum. Ha bir de gece gelip bebeğe mama ver yoksa sarılık olur deyip duran bir hemşire de vardı. Tam kabustu..

  9. sabırsızlıkla hikayenizi bekliyordum hemşehri olaraktan 🙂 aynı hastanede ve aynı dr’da doğum yaptım sezeryanla.yaşadıklarınızın bi kısmını bende yaşadım.suratsız hemşireler mesela.bide doğum fotografçısı yokmu hala kimseye gösteremedim amatör fotoları 🙂 şu anda en önemlisi bebeklerimizin sağlıkla kucağımızda olması. Gördüğünüz rüyaların çok CAN’lı olması dileğiyle.Canınıza iyi bakın…

    • Sevgili Gülnur.. Çok teşekkür ederim.
      Çok haklısınız. En önemlisi sağlıkla kucakladık ya.. Şükürler olsun..

  10. yazınızı sonuna kadar okudum.duygu yüklü,çok güzel bir anlatım.çok geçmiş olsun.allah anneli babalı,güzel günlere büyütsün can bebegi.ha bu arada özverilerinden dolayı annenizide kutluyor ve nezdinizde onada çok teşekkür ediyorum..saglıkla kalın.

  11. Bebek çok tatlı. Allah bağışlasın, çok tebrik ederim. Umarım bundan sonra her şey doğumunuzun başı kadar mutlu,mesut ve gönlünüzce geçer…

  12. Hos gelmis minik Can, cok sevimli masallah. Allah bahtini acik etsin…
    Cok cok gecmis olsun Elif Hanim.Yasadiklarinizi paylastiginiz icin ve hakkinizi aradiginiz icin tesekkurler, umarim soz konusu hastane dersini alir ve bu tur durumlarla tekrar karsilasilmaz. Siz ve Can elinizden gelenin en iyisini yapmissiniz. Yurekten alkisliyorum sizi. Sevgilerimle!

    • Sevcan Hanım,
      Çook teşekkür ederim güzel dilekleriniz için.. Umarım sonrası çok güzel olur.

  13. Sizi ve minik Can’ınızı yürekten tebrik ediyorum. Allah minik kuzunuzun ömür boyu yolunu bahtını açık etsin…

  14. Elif Hanim, Oncelikle bebeginiz hayirli olsun, saglik sihhatle anali babali buyusun.
    Bunlari yasamaniz ve sizde biraktigi izler icin uzuldum. Ben de Kuzey Amerika’da ilk dogumumu ebeyle (esimde vardi) ilk sancidan 5 saat kadar sonra yaptim ve ucuncu derece dikisim oldu. Hatta gelen pratisyen hekim (uzman olmadigini biliyorum) dikisi becerememis; ben en cok dikis atilirken canimin yandigini dusunuyorum. Dikis bittikten 1 saat sonra kalkip kendi basima dus alabilecek hale gelmistim; bunu da ebenin beni ikinmalar sirasinda dogru yonlendirmis olmasina bagliyorum. Hic oturup kalkmakta zorluk cekmedim, ilk bir hafta bagirsaklari yumusatici ilac disinda birsey de icmedim. Niye yaziyorum, sonuc ayni olmasina ragmen (kisa dogum, buyuk yirtik, burada zaten epizyotomi yapilmiyor) sadece farkli ortamlardaki farkli ebelerle karsi karsiya kalmis 2 kisinin yasadiklarindan nasil etkilendigine vurgu yapmak. Bir de yorumlari okuyan, ozellikle dogum yapmamis kisilerin algisina pozitif birseyler eklemek adina yaziyorum. Sizin icin travmatik olmus ve Can’i dogurunca kitlenip kalmissiniz sanki o anda (benim yorumum, yanlis anlamis olabilirim).
    Siz dogumunuzun her anini hissederek yavrunuzu elinize almissiniz. Lutfen kendinizi rahatlatabilmek adina , ne kadar hakederlerse haketsinler, bu insanlara olan kizginliginizdan kendinizi kurtarin, kabuk baglayip sizi acitmasina izin vermeyin. Ben kendimi dunyanin en kolay dogumunu gerceklestirmis gibi hissederek ciktim hastaneden ve hala da oyle dusunuyorum cunku basindan sonuna ben dogurdum, doktor veya ebe dogurtmadi diye bakiyorum. 🙂 Etrafimizdakiler algimizi etkiliyor; bu hastaneyi sikayet etmekte haklisiniz ama bir sene sonra geriye donup baktiginizda, kendinizi bu kadar uzdugunuz icin de ayri uzuleceksiniz. Her dogum pozitif dogum hikayelerine eklenmeyi hakedecek kadar dogal ve guzel. Sevgilerimle.

    • Serra Hanım,
      Güzel yorumunuz için çok teşekkür ederim.. Çok haklısınız. Şimdi bile Can’ ın büyüdüğünü gözden kaçırmışım üzülüp atıp tutmaktan diyorum. Şimdiki zamanı doya doya yaşıyorum bu yüzden.
      Doğumhaneden çıktığımda hatta o gün 5 gün sonra bile dünyanın en rahat doğumunu ben yaptım diye düşünüyordum. Hala da öyle olduğunu düşünüyorum. Ebeye teşekkürler gülücükler.. herşeye rağmen böyle yaptım. Benim sıkıntım asıl sıkıntıyı öğrendikten sonra başladı. Süt olayı da peşinden geldi. Başkası olsa belki daha çabuk toparlardı ancak bedenen de ruhen de çok güçsüz kaldım doğum sonrası. Hayatımda hiç hastalanmadığım kadar hastalandım bu dönem sonrası, hiç değişmediği kadar değişti psikolojim. Eskisi kadar çabuk toparlanamadım. Bir işe yarıyormuş gibi de isyanlardaydım iki ay.. Sonuç: Ben fark etmeden oğlum büyüdü.. o minik hali gitti. kaçırdım onun ilk iki ayını.. Şimdi daha sakinim.. ancak hastanenin canı yanmadan ben de rahat edemeyeceğim sanırım.. Kendi hikayenizi paylaştığınız için de çok teşekkür ederim.
      Sevgiler,

  15. 4 haftalık hamile bir anne olarak gözyaşlarıyla okudum hikayenizi. çok imrendim size, hayran kaldım cesaretinize… bundan sonrası hep artarak daha da güzel geçsin. allah huzur ve sağlık versin hem size hem de bebeğinize… sevgiler…

    • mabellam,
      Her doğum birbirinden farklı.. sizin için en iyisini, en kuvvetli şartları diliyorum. Biraz da kısmet meselesi biliyorum.
      Bebeğinizi sağlıkla kucağınıza almanızı dilerim.

  16. Incir'in Annesi

    Elif – hikayeni sabirla bekledik. Dilerim dogumun kotu yanlarini en kisa zamanda kafandan atar, fiziken de tam gaz atlatirsin her seyi. Ogluna bayildim, ismiyle yasasin, Allah onu size sizi ona bagislasin.
    Cok duygulandim okurken. Her ne olduysa oldu ama senin sabrina ve gucune hayran kaldim. Oglunla her gecen gun aranizdaki bag guclenecek:)

    Okudugumuz her dogum hikayesi bir cok tartismayi tekrar gundeme getiriyor. Tartisma, bakis acisi, deneyimler cesit cesit ama sonuc hep ayni saglikli anne, saglikli bebek, sukretmek.

    Sevgiler

    • İncir’in Annesi merhaba,
      Çok teşekkür ederim iyi dileklerin için.. Ne oldu oldu böyle oldu.. Çok şükür şimdi iyiyiz. Bir gülmüyor mu suratıma dalıp gitmiyor mu o an herşeyi unutuyorum.. 🙂
      Bizi aylarca takip ettin.. Çok teşekkür ederim sana..
      Sevgilerimle,

  17. Elif’cim,
    Hikayeni heyecan merak ve cok iddiali olmayacaksa sonsuz bir empatiyle okudum. Hamileliklerimizi buradan paylastik, iyi dilekleri ve beklentileri…Oncesini bilmiyorum ama hamilelik seni de cok guclendirmis simdi daha iyi anliyorum. Icinde buyuttugu bebekle buyuyen kadinlardan olmussun sen de, ne mutlu! Belki de tek sorun etrafinda seni anlayacak ve hak ettigin destegi sana verecek profesyonellerin olmayisiymis. (iyi ki annecigin varmis yaninda) Her seye ragmen yasadiklarini buradan paylasman cok degerli, bir cok kadin ayni hastanede veya benzerlerinde benzer muameleleri yasamamak icin elinden geleni yapacak senin sayende. Sen de paylastikca ve guzel isimli guzel oglunla yasadikca iyileseceksin eminim.

    Her zaman haberlerini bekliyorum ve ikinizi de kocaman opuyorum.

    Sevgiyle,
    Cigdem

    • Çiğdem çok teşekkür ederim güzel yorumun için..
      Anneme çok şey borçluyum gerçekten.. Senin ilk günlerde ne kadar sıkıntı yaşadığını tahmin edebiliyrorum. Yalnız aştın tüm süreci.. Doğum sonrasında öyle bir yıpranmışım ki.. Hiçbirşey normale dönmeyecek zannettim. Çok şükür iyiyiz şimdi.. Herşey daha da güzel artık.. Gözlerimize çipil çipil bakan bir çift göz var.
      Bu arada İçgüdüsel Doğum kitabını senin sayende alıp okudum. 🙂 Teşekkür borçluyum..
      Sevgiyle kalın..
      Seni de Üzüm Leyla’ nı da öperim..
      Sevgiler..

  18. Elif hanım öncelikle bebeğiniz hayırlı olsun.bende 6 Eylül’de oğlumu kucağıma aldım.gebelik günlükleriniN hepsini her gün takip ettim aynı dönem hamileydik ve ben hep normal doğum istiyordum o gücü kendimde görüyordum 41. Haftaya kadar bekledim doktorumda sancın gelmiyor sezeryanla alalım dedi ve eşimde biZe bişey olur korkusuyla benide o andan itibaren seZeryan olması yönünde ikna etti ve ben tek başıma karşı çıkamadım sezeryanın adı normal olmuş doktorların umrunda bile değil senin ne istediğin çok ağladım normal olmadı diye Gaziantep te normal doğumu destekleyen doktor yok denecek kadar az malesef…

    • Meltem Hanım, hiç üzülmeyin gerçekten.. Tamam farklı ve garip bir duygu ancak.. Gerçekten hakkımızda en hayırlısı ne ise o oluyor.
      Bebeğiniz siz hepimiz sağlıklı olalım yeter..
      Çok teşekkür ediyorum..
      Sevgiler..

  19. Türkiye’deki doktorlar ve ebeler normal doğum konusunda çok tecrübesiz malesef. Nedeni ne olursa olsun bu böyle. En basitinden doğum sırasında anneye nasıl davranacaklarını bile bilmiyorlar, kadın bi yandan doğum yaparken bi yandan hastane personelinin abuk davranışları ile uğraşıyor. Bi tanıdığımın Amerikada yaptığı doğumu izlemiştim, herşey o kadar doğal ilerliyor, herkes işine o kadar hakim, anneyi öyle güzel yönlendiriyorlardı ki resmen imrenmiştim keşke normal doğum yapsaydım ne kolaymış diye. Ama sizi kararlılığınızdan ötürü çok tebrik ederim. Kendinizle ne kadar gurur duysanız az. Evde tek başınıza doğursanız ancak bu kadar hasar görürdünüz herhalde. Can bebeği güle güle büyütün.

    • Selda Hanım,
      İnanın aynı şeyi bende düşündüm defalarca.. Evde de bu süreci belki biraz daha az gergin atlatabilir mişim 🙂
      Güzel yorumunuz için çok teşekkür ederim.
      Sevgiler..

  20. hayırlı olsun Elif hanım , bebeğinizi güle güle büyütün inşallah.
    çok ta geçmiş olsun, umarım bundan sonra iyileşme süreciniz hızlanır. Hikayenizi bir solukta okudum , Can güle güle büyüsün inşallah 🙂

  21. elif hanım,
    bende size yakın bir tarihte ağustosta doğum yaptım. yaşadıklarınızı okurken gözyaşlarıma hakim olamadım.
    iyisiyle kötüsüyle olmuş bitmiş çok şükür sağ sağlim kurtulmuşsunuz kutlarım.

  22. Elif merhaba.
    Oğlunu Güle güle büyüt, hayırlı olsun.
    Ugradigin kötü muameleye sessiz kalmak istemiyorum. Hastaneye en azından bir şikayet maili yazmak arzusundayim.aslinda şu yazina yorum yapan 30 küsür kişi mail yazsa eminim başhekimlik fatma ebeyle ilgili alarma geçecektir.
    Hatem hastanesi miydi adi? Emin olmak icin soruyorum.

    • Merhaba Elif,
      Güzel dilekleriniz için teşekkür ederim.
      Doğru biliyorsunuz. Hatem Hastanesi. Söz konusu hastane dışarıdan doktor getirme hususunda ceza aldı, bayram boyunca -10 gün- kapatıldı. Komşumuz yeni doğan bebeğini ihmal sebebiyle kaybettiler, dava aşamasındalar. Bunlar sadece bildiklerim. Önce sistemlerini düzeltmeleri gerekmekte. Büyümek, okullar kurmak, daha çok kazanmak derdine düşmek dertlerinden hastalara nasıl imkanlar sunduklarının farkında değiller. Randevu alınmayan tek hastane sanırım Gaziantep’ te. En erken 15 gün sonra randevu alabiliyorsunuz. Alamıyorsanız aradan alınıyorsunuz. Aradan girmek zorunda kalırsanız saatlerce beklemek zorunda kalıyorsunuz. Ola ki randevu alamadan geldiğinizde gişede çalışan personelden azar yemediyseniz 🙂
      Bunları birebir tecrübe ettiklerim.
      Dilerim sizin hastaneye en azından benim durumuma sessiz kalmadığımızı anlayacaklar. Belki başkalarının canı yanmayacak. Doğum zor ve zahmetli bir iş vesselam. Özen istiyor, güven istiyor.. Ekibin iyi olması gerekiyor.
      İlginize teşekkür ediyorum.

  23. Sevgili Elif.neyse ki atlatmissin zor günlerini. Bundan sonra da dilerim kotu anilari biraz olsun silip güzelliklerle hatirlarsin doğumunu.ozellikle ne kadar mucadeleci ve güçlü bir kadin oldugunu hic unutma.cunku senin hiikayeni okuyunca kendi hikayemi düşünmeden edemedim. Ankara’nin en iyi özel hastanelerinden birinde Haziran ayinda doğum yaptım. Seninkinin aksine hemsireler ebeler doktorum hepsi etrafimda dört dönüyordu beni rahatlatmak ve yardımcı olmak icin.dogumum da kolay oldu. Ancak gel gelelim dogum sonrasi giderek daha da kötü hale gelen bir akinti yaklasik bir ay devam etti.oyle bir kotu bir koku ki bu oturdugum yerden burnuma geliyordu sanki , saatte bir ped degistiriyordum.dogumdan 10 gun sonraki kontrolümde herseyin yolunda oldugu, epizyo dikislerinin iyilestigi soylendigi icin sabirla gecmesini bekliyordum.ancak tam bir ay sonra artik dayanamayip bir ayna yardımıyla kendim kontrol ettiğimde epey derinde ucu hafifce sarkan bir parca gordum.tahmin edeceginiz gibi iceride bir sey unutulmustu.kulaga cok igrenc gelebilir ama o anki cesaretle parcayi cimbizla tutup cektim ve saglikcilarin spanc dedigi bildigimiz gazli bez ile karsilastim.esim bayginlik gecirecekti cunku curumus bez cok agir kokuyordu.tabi fotoğraflarini çekip hemen doktoruma yolladim.aradi, defalarca ozur diledi.acilen muayeneye gelmemi rica etti.ben ne yaptım. Ne muayeneye gittim ne de herhangi bir sikayette bulundum. Lohusalik doneminde yalnizdim.ne fiziksel ne de psikolojik olarak ugrasacak gücüm de yoktu.kisacasi konuyu kendi kendime kapattim.uzerinden 5 ay gecti.Sukurler olsun ki bana kalici bir zarar vermedi.
    benim yerimde kimsenin olmasini istemem tabi ama siz olsaniz ne yapardınız? Hakkimi aramak icin cok mu gec kaldim acaba?

  24. Elif hanım geçmiş olsun..cok güzel bir yazı idi..Ben de imkansızlıklar nedeni ile devlet hastanesinde doğum yaptım ama korkumun aksine hiç de kötü gitmedi işler..Evet belki fiziki koşullar çok iyi değildi,ortam temiz ferah görünmüyordu ama ama hem etrafta bir sürü doktor vardı hemde günde 10-15 normal doğum yaptırmaktan gerçekten tecrubeliydiler. Evet tabi ki çok yumuşak davranmadılar, hep ikinmam için kızdılar ama bunu zor bir süreci yönetmek için mecburen yaptıklarını düşünüyorum şimdi.Bebeğim doğar doğmaz aynı odada çocuk doktoru (ya da ben öyle olduğunu düşündüm kalbini dinliyordu)muayene etti.Doğum ertesi günü tekrar kontrole gelip bebeğe baktı.
    Umarım size bunları yaşatanlar bir daha başkalarına yaşatmamaları için gereken cezayı alırlar..Tekrar geçmiş olsun,minik cana sevgiler..