12 Yorum

Yase’nin Gebelik Günlüğü – Hormomanyaklıktan hormoacizliğe

Yase’nin Gebelik Günlüğü’ne geçen hafta kaldığımız yerden devam ediyoruz. Yasemin’in tüm yazılarını buradan okuyabilirsiniz

***

7-19. haftalar…

Gebe olduğumu öğrendikten sonraki kısım, adetimin geciktiğini zannetiğim dönemden daha beter geçti sayın okuyucu. Doktora gittikten 2-3 gün sonra tuz yalamış keçiler gibi su içmem geçmiş fakat bunun yerine ağzıma resmen bir zıkkım tadı oturmuştu. Sanki birisi bana “zıkkımın kökünü ye!” demişti ve bu da gerçek olmuştu.

Ne canım birşey yemek istiyor, ne de yediğim şeyin tadını alabiliyordum. Sabun kokusu dahil her şeyden nefret ediyor, her zaman bayıldığım parfümü sıkınan kocamı gırtlatlamak istiyor, sabahtan başlayan ve bitmek bilmeyen bulantılarla yaşamaya çalışıyordum. Bulantıları kesitiği iddia edilen hiçbir ilaç ve yiyecek bana yaramıyor, gündüz bulantılarla cebelleştiğim yetmezmiş gibi geceleri de mide bulantıısıyla uyanıyor ve bir daha geri uyuyamıyordum. Niye buna “sabah bulantısı” (morning sickness) demişler bilmiyorum resmen 7/24 sürüyor, 7/24 süründürüyordu!

En az bulantılar kadar beni yıpratan bir başka şey de uykusuzluktu. Hergün sabah 4 gibi horozlardan önce uyanıyor, imamı bekliyor, horoz, imam bile tekrar uyuduktan sonra ben uyayamıyordum!

Hep söyledikleri gibi, bu meşhur aş ermeleri ve uyku basmaları nerelerdeydiler? Neden bana gelmediler, hayretler içindeydim…

Bu kadar aciz ve acınası durumdayken çalışmak en zoruydu. Kendi ağzımda zıkkımın dibi tadı varken, bütün gün insanlara ne yiyeceklerini anlatmak ise tarifsizdi diyebilirim. Çok şükür diyorum tabii ki ama ben fiziksel olarak bu kadar zavallı bir halde iken yoğun olan iş tempom çıldırdı, delirdi coştu, köpürdü, nerdeyse iki katına kavuştu. Ne zaman şikayet edecek olsam “Sus, şükret, bebeğinin kısmeti o” şeklinde zılgıtlar yiyor, bir de herşey yetmezmiş gibi vicdan azabı, pişmanlık ve sinirle yükleniyordum.

Bu kısımda hamilelik günlüğüme ara verip yüksek sesle, içimden geldiği gibi ve sansürsüz bir itirafta bulunmak istiyorum. Ve eminim ki az sonra aşağıda yazacaklarım birçok hamile kadının duygularını hönkürmek olacaktır:

İnsan hamilelik gibi zor bir süreç geçirirken istediği gibi şikayet etme, sinirlenme ve sızlanıp güçsüz olma hakkına sahip olmalı!

Yani etrafındaki koca, anne, yakın arkadaşlardan oluşan aile kadrosu, bu hakkı sana tanımalı ve bir süre için her şeyi alttan alıp, katlanmalı! Hamile kadın, hamilelik travmasıyla öylesine aklını oynatmışken, kendi hamileliğinden daha beter örnekler verenler, sen dur daha bu bulantılar ne ki bir de kusmaların başlasın, bir de bebek doğsun sen o zaman gör diye gerçekçi olduğunu sanan gevezeler, sızlanmana katlanamayıp ya da çok erken sızlanmaya başladığını iddia edip akıl verenler, az önce bahsettiğim aile kadrosundan hamilelik boyunca atılmalı! Hamilelik sonrası allah kerim!

Benden size tavsiye sayın okuyucu; Siz siz olun hamile olan hormomanyak kadına; “güçlü ol azcık canım”, “ee annelik o kadar kolay değil, bak gör daha ne kadar zorlanacaksın”, “sen de iyi ki hamilesin”, “hamilesin sen canım hastalık değil ki bu!” gibi saçma sapan, akla sığmaz şeyler söylemeyin! Valla bence bu sözlere karşın aklının bir kısmı geçici bir süre için devre dışı olan gebe kişisi katil olsa, mazereti var! Madem bu lafları ettin, kaç, koş, kurtul!

Hormonları boyunu geçmiş hamile kadına destek olunur, geçecek denir, geçecek deyince geçmiyooorrrr diye çemkirse de boşverilir, anlıyorum denir, sarılınır, öpülür, ağlarken burnu silinir, şefkat gösterilir, özetle herşeye “he” denir. Bunları yapamıyorsanız da basılır gidilir arkadaşım! Hamile kadın kişisinde mantık, sükunet, olgunluk aranmaz! Hamilelik süreci ne karşıdakine haddini bildirme, ne akıl verme, ne de çekişme süreci olabilir!

Oh be! Pek rahatladım! Bu tip gereksiz davranışlarda bulunanlar bundan gari cezalandırılsın!!! Kökleri kurutulsun, şirazatları doğrultulsun!..

Bu süreçte sık sık delirmelerime rağmen sükunetini muhafaza eden sevgili kocama da teşekkürü bir borç bilirim. Bence bir kadın yaptığı evliliğin doğru olup olmadığını en çok hamileyken tartabilir. Çünkü zannedildiği gibi hamilelik; romantik değil daha çok travmatik bir dönem!!!

8. haftaya geldiğim zaman bebeğimiz artık sadece kese değildi. Kesenin içinde fasulye gibi bir şeydi artık. İstanbul’daki esas doktorum aynı zamanda çok yakın arkadaşım Gülşen’e ilk gittiğimiz de bebeğin kalbini dinledik. Benim içli köfte kocam aşırı duygulandı, inanılmaz heyecanlandı, gözleri doldu, elleri titredi. Bebeğin kalp atışlarını kameraya çekti, sesini kaydetti. Ne yalan söyleyim bebeğin kalp sesinden daha çok beni kocamın bu halleri etkiledi. Onun o çocuk heyecanı, kocamdan bir tane daha yapmış olduğumuz gerçeğini kafama dank ettirdi. Bu sevdiğim adamdan bir tane daha geliyordu hayatıma!

Yase17

19. haftayı geride bırakan Yase’nin 17 haftalık göbeği

 

Barış bana “Yase inanılmaz bir şey bu sen ne hissediyorsun?” dediğin de ben çoktan gerçek hayata dönmüştümdü! Aşırı midem bulanıyordu! Yani o kadar bulantım vardı ki sonradan iyi ki kocam o kadar heyecanlanmış diye çok şükrettimdi. Ya bebe bana alındıysaydı, ya küstüyseydi. Ya Barış’ı benden çok çok daha fazla sevecek olursaydı. Ya ben heyecanlanmadım diye sonradan fitil fitil burnumdan getirdiyseydi. Günlerce kurdum da kurdumdu ama artık olan olmuştu. Bebe daha kesesinden çıktığı gün babasının, annesinin foyası ayyuka çıkmışmıştı!

8. haftanın ortalarında aşırı mide bulantılarım artık bulantılardan kusmalara terfi etti. Günde 3, 5, 10, 15 derken 20-30 kez bile kustuğum günler geldi. Kadrodan atılsın dediğim tellalların dediği olmuştu işte! Bulantı ve sıcak basması bu kusmaların yanında devede kulak bile olamazdı. 8. haftadan 11. haftaya kadar hatırladığım tek şey yatak odamızdaki ve ofisimdeki klozetin kapağı. O günler sadece kustumdu. Yase’nin korktuğu başına gelmiş, heyecan göstermediği bebesi kozlarını oynamaya başlamıştı. Madem Yase bu fikre adapte olamıyordu o zaman bu minik bebe de ona gününü gösterecek, elinden geleni ardına koymayacaktı. O, HENÜZ MİNİCİK BİR BEBEYDİ ama her şey onun elindeydi, Yase sadece onu taşıyan bir konserveydi. Eğer konserve değilseydiyse de, o zaman derhal kendine gelsindi ve bu bebe için en az içli köfte baba kadar sevinseydi!

Folik asit konusu doktor randevumuzun baş konusuydu. Zaten hamilelikten önce almamıştım çünkü planlı değildi. Şİmdi ise her folik asit aldığımda bulantım daha da artıyor, aldıktan 15 dakika sonra kusma krizlerine giriyordum. N’olcak bilmiyor, hormomanyaklıktan hormoacizliğe doğru dört nala koşuyordum. Doktorum almam gerektiği konusunda ne kadar ısrarcı olsa da olmuyor, alamıyordum.

10.haftadaki randevumuzda doktorum doğru düzgün bir şey yiyemiyorum ve 1 kilo zayıfladım diye serum takmasının iyi geleceğini, gözümün açılacağını söyledi. Damardan mide bulantısını kessin diye ilaç ve B vitamini takviyesi yaptılar. Ama ne oldu sayın okuyucu? Bulantım coştu coştu, bu sefer serumu kusmaya dönüştü. Artık doktorum da çaresizdi! Bu kadar kimyasal reaksiyonu olan tek hamile bendimdi. Valla Yase’cim yapacak bir şey yok az daha sık dişini geçecek bütün bunlar. Bir 4 ay sürecek gibi ama!

Yase dişini sıktı, sıktı, sıktı. Heyecansız anneye haddini bildirmeyi kafaya koymuş olan bebenin intikamı 15. haftaya kadar sürdü. Yase kustu, kustu, kustu….

15. hafta olup da doktor randevumuza gittiğimiz zaman ortaya çıktı ki annesinin burnundan fitil fitil getiren bu cüce bir erkekti. Tüm mahremi meydanda sere serpe yatmış Yase’ye göz kırpmıştı. Yase ilk defa bebesinin mahremini görmüş ve heyecanlanmıştı. İçinde minicik bir adam varmıştı. İşte bu heyecan kıpırtısı Yase ile minik erkeğini barıştırmıştı.

Bu barışmayı taçlandırmak gerekliymişti. Önceden her şeyi planlanmış olan ama bu bebenin intikamı yüzünden vazgeçmeye yüz tutmuş Amerika seyahati tekrar can kazanmıştı. Doktorun da “Aman Yaseciğim bence kesin kez gidin, yeter buralara kustuğın, git azıcık da oralarda kus!” demesi çömez anne ve babaya cesaret vermişti. Amerika seyahati için anne ve baba pazarlık etmişti. Yase çılgınlar gibi gezmek için zorlanmayacak, kusmaları kesilse de hamile olduğu untulmayacaktı. Baba tamam demiş, bir şehzadesinin olacağı haberinden sonra en çok karısının geri geldiğine sevinmişti. Dört aydır başka diyarlarda yaşayan sevgili karısı Yase, tüm fırlama halleri ile bir de bu sefer çifter çifter geri dönmüştü.

Amerika seyahati Yase, kocası ve minik bebesinin ilk kusmasız gezmesiydi. Üçü beraber gezdi, gezdi, gezdi… New York’un altı üstüne gelmişti. 11 gün boyunca bu üçlü ilk defa kenetlenmişti. İlk günler şehzade bebesini kızdıran Yase, bu sefer içli köfte kocası ile birlik olmuş bebesine bir dolu ciciler almış, bu sefer onu tam da kalbinden fethetmişti. Amerika seyahati bol bol aile kucaklaşması, düğün dernek, bol bol arkadaş buluşmaları, tebrikler ve kahkahalarla geçmişti.

Amerika’dan dönüşte minik şehzadenin deli ailesi hızını alamayıp, bir gün evlerinde dinlendikten sonra uçağa bindiği gibi bu sefer de Adana’ya gitmişti. Çünkü Yase’nin tüm ayarlarını bozan minik elma yeğeni Selen gelmişti. Hem de eli boş gelmemiş, kendinden bile daha güzel minik kedi kardeşini de getirmişti. Yase, şahzade bebesi ve içli köfte baba kocası, aileye iki güzeller güzeli kızın ardından bir de erkek torun geleceği anonsunu yaptıktan sonra paşalar gibi ağarlanmıştı.

Yase haftalar sonunda ilk defa kaleyi tutmuş ve bu sefer golü tam ağlara takmıştı. Artık işi kapmıştı, sadece gol yemek yok, gol atmak da vardı. İkinci trimester, 19. haftaydı.

12 yorum

  1. Yase’ nin hamilelik sürecini anlatışını beni benden aldı, sabah sabah içim açıldı, hiç tanımadığım Yase’ nin kusmalarının geçmesine çok sevindim…

  2. Merhabalar
    Yase nin hikayesini okudukca kendimi gördüm. Bir ben mi bu kadar dolu ve hertürlü sıkıntıyı yaşayan bir anne adayıyım şeklinde düşünürken bu yazı ile mutlu oldum. Etrafımdaki hamile arkadaşlarım, tanıdıklarım, hamilelik geçirmiş olanlar dahil herkes sanki süper hafif, hiçbirşey yaşamadan geçirmiş veya geçiriyormuş, bir ben bu kadar sıkıntı yaşamışım gibi hissediyordum.

    İyi oldu bunları paylaşması, takipçinizim ve 12 haftalık bir gebeyim 🙂

  3. Güzel bir hönkürme olmuş gerçekten 🙂 gülerek okudum… Şuan 31. Haftasında olan ve aynı senin gibi kusmuk dünyasından ya da kabusundan geçtiği gibi kendimi gezmeye vermiş biri olarak kusmayarak hamilelik geçirenleri hep kıskanıyorum. Ama geçtiğine de inanamıyorum o zamanların, uzunca bir süre klozet bile görmek istememiştim ama başka işler için işe yarıyo malum 😉
    Hamile kadının sansürsüz duyguları kısmına ba-yıl-dım. İzin verirsen tam da orasını kendi bloğumun içine copy/paste yapmak isterim. Kusmuklu dönemimde bana içindekileri dökme gafletinde bulunmuş birinden hala alamadığım intikamın acısını az da olsa -okuduklarını bildiğim için- bloğumda hiç içim acımaksızın sergilemek isterim. Benim günlüğüme de beklerim ayrıca http://gizmonundunyasi.blogspot.com/
    Sevgiler,
    Gizem ve karate kid oğul

  4. merhaba,

    Çok keyifli bir yazı olmuş desem bozulmazsınız umarım,bukadar kusma üzerine…. anlatım diliniz çok eğlenceli gerçekten gülerek okudum.Kusmaların son bulmasına çok sevindim.En çokta yase kustu kustu kustu… Tuğba güldü güldü güldü 🙂 diye özetliyim

  5. Merhaba;

    Tam kalbinden vurmuşsunuz yaşananların. Ben de hem çalışan hem de kusan biri olarak 23 haftadır gebeyim. Çevremdekilerin kusmaktan sararmış solmuş yüzüme bakarak yüzüne ne oldu,çirkinleştin kesin kız bu kız yorumlarından yeter ulennn diye sıkılmış, ama yine de o kusmalar beni hiç yalnız bırakmamıştı. Tabi 7/24 kusan biri olarak da sağır sultan bile hamile olduğumu anlamış, görmüş bilmiş ve yorum getirmekten sıkılmamış (ben senin gibi değildim canım, ben makyaj yapıyordum seke seke dolaşıyordum buralarda canım, sen bu bebeği istemiyorsun isteseydin kusmazdın gibi… yorumlar) ama ben bunalmıştım. Neyse ki 12. haftada beni terketti bu kusmalar.. Şimdi geriye dönüp ah be ne günler geçirdik senle diye klozete göz kırpıyorum 🙂 arabalardan koşa koşa mı inmedik, aman kimse duymasın midesi bulanmasın diye işteki tuvaletin boş oldugu zamanları mı kollamadık, her gittiğimiz yerde oturacağımız masadan önce tuvaletin yerini mi ögrenmedik… daha neler neler… neyse ki hepsi gerçekten geçiyormuş.. :))

  6. “muştu”, “mıştıydı”ları azaltırsanız daha okunur olacak, sevgiler

  7. Ben de ne kustum ne kustum aslında gerçekten dünyayı kustum… Bir ay üç kez aralıklarla hastanede kaldım. Serum alacak yerim kalmadığı için artık yoğun bakım ve dializler konuşulmaya başladığı gün benim minik şehzdaem ve ben hastane koridorlarlarında tam bir gün ağladık. Doktorum ve tüm hastane bana dokunmadı inanın. Ve sonra ertesi gün bana biraz izin verin çıkayım dedim, gerçekten ölmek pahasına… -çünkü vücudum durmadan elektrolit kaybetti hatta ikinci kez hastaneye yattığımda ağzım ve çenem ayrı noktalara gittiği için felç geçirdim sandım bu sebeble-Hastaneden çıktığım an iyi oldum sanki çünkü ilk kez kendimi hamile hissettim. Hastanede yoğum bakımlık bir hasta ama dışarıda sadece herkes gibi bir hamile yine kendim oldum aştım. Blogcu anne bu bir tür rahatsızlık hiperemezis gravidarum diye geçse de ondan öte birşey. Çok boyutu var yaşayanın canını çıkartıyor ben alt tarafı hamileydim ama neler yaşadım. Lütfen bir de senin çerçevenden, senin üzerinden bu konuyu okuyabileyim bunu sayfanda görmeyi çok isterim. İnan bizim gibi insanların sayısı aslında az değil.
    Bu arada senin adına çok mutlu oldum Yase. Allah hepimize yardım etsin.Ben şu an 29 haftamdaydım merakla bekliyorum küçük adamı…

  8. okurken travmatik hamileliğimi hatırladım, tam 22 hafta mide bulantısı ve kusma ile geçti, midesi hiç bulanmayanları ya a 5-6 hafta bulanıp geçenleri deli gibi kıskanıyordum, bir yandan çalışmaya çalışıyor bir yandan sürekli ağlıyordum. Önce isyan ediyor sonra da ya bebeğime bir şey olursa diye vicdan azabından ölüyordum. Aklıma gelince bile fena oluyorum, 2. çocuktan çok 2. hamilelikten korkuyorum diyebilirim. Bu sebeple çok sevindim ki kabus bitmiş, artık güzel günler var önünde:)

  9. blogcu anneyle tanışmam yasenin hamile olduğunu öğrenmesiyle başladı ve yase tanışmıyor olsakta bana tanışıyormuş hissiyatı veren postlarını okumak çok iyi geliyor ^.^ kusmalarının geçmesine en az senin kadar sevindim ve minik şehzadenin haberini almakta ayrıca mutlu etti. 2013 te kız’ı tutturmak çoook zor 🙂 bu yıl erkeklerin yılı 🙂 bir daha ki posta kadar bol sağlık diliyorum. Sevgiler Dilber <3

  10. bloğumuzun yeni erkek bebeği hayırlı olsun öncelikle 🙂
    Yase Hanımcım gebeliğin senin için olan en kötü günleri bitmiş ne güzel. yeni yazılarınızı 4 gözle bekliyoruz. ya kızma ama kötü olayları bile öyle güzel anlatıyorsun ki gülüyorum. Allah güzel aileni korusun.
    bu arada bedenini fenaaaaaaaaaaaaa kıskandım

  11. sıkıntılı zamanların geçmesine çoook sevindim :)) hatta beraberiinde kendi adıma da tekrardan sevindim sanırım, oturarak uyuyordum bir ara çünkü. bundan sonrasında hamileliğin tadını çıkarmanı dilerim, inanmazsın ama insan sonradan özlüyor 🙂 e sayılı zaman, geçiveriyor işte.

    o kadrodan çıkarılacaklar var ya, onları iyi bil, onlar doğumdan sonra da densiz densz konuşurlar, zaten hormomanyaklığı tekrardan depreşen yakın-geçmişin- hormomanyak- gebesi-yeni-doğum-yapmış- anneyi daha da delirtirler bilesin.

    oğlunuza sağlıkla kavuşmanız dileğiyle…

  12. Bugune kadar okudugum en keyifli gebe hikayesi 🙂 saglıkla alın bebeginizi kucagınıza