Hoşlanmadığın her dokunuş kötü dokunuştur

Geçtiğimiz hafta HT Hayat‘ın düzenlediği “Anne Ben Nereden Geldim?” seminerine katıldım.

Psikolog Iraz Toros Suman‘ın verdiği seminer hem eğitici, hem öğretici, hem de -70′ e yakın kadın bir salona toplanınca- oldukça keyifliydi.

Seminer sırasında aldığım notları derleyip toparlayarak paylaşmak istedim. Çoğu anne (azı baba!) 70 katılımcının olduğu seminerden sanırım her katılımcı farklı bir mesaj çıkarmıştır. Bunlar benim derlediklerim. Seminer notları Twitter’da #AnneBenNerdenGeldim etiketiyle paylaşıldı, diğer katılımcıların yazıları da aynı şekilde takip edilebilir sanırım.

Anne ben nereden geldim

Cinsel eğitim ne zaman başlar? Çocuklar soru sormaya başladığı zaman. Şöyle ki, 1 yaş civarında, altları açıldığı zamanlarda bebekler cinsel organlarını keşfetmeye, oynamaya başlarlar. Bu yaştaki çocuklarda utanma duygusu henüz gelişmemiştir. Dolayısıyla “Aaa, ne ayıp, çek bakayım elini oradan” türünden yaklaşımlar gereksiz ve hatta çocuğu rencide edicidir, kesinlikle yapılmamalıdır.

İki yaş civarında çocuklar çıplak gezmeyi severler. Annelerin “Altını bir türü açamıyorum, açınca kapatamıyorum” dedikleri, çocukların önde yarı çıplak, annelerin ellerinde bezle arkalarından koştukları dönem bu dönemdir.

Okul öncesi dönemde çocuklar bedenlerini tanımaya ve karşı cinsle farklı olduklarını anlamaya başlarlar. Bu dönem, çocuklara özel yerlerini öğretmenin ve iyi dokunuş/kötü dokunuş arasındaki farkları anlatmanın zamanıdır. Unutulmamalıdır ki, çocuğun hoşlanmadığı her dokunuş kötü dokunuştur. İstenmeden yapılan her türlü söz, temas cinsel istismardır. Bunu çocuklarıma günde 9375947 kere söyleyesim var. “Kimsenin, ama KİMSENİN siz istemediğiniz halde sizi öpmesine izin vermeyin. Bu kişiler en yakınlarınız bile olsa. İstemediğiniz halde sizi öpüyor, size dokunuyorlarsa bana haber verin.”

Iraz da bunu şu şekilde ifade etti:

Hoşlanmadığın her dokunuş kötü dokunuştur. Sen istemediğin halde sana dokunmak, seni öpmek isteyenlere HAYIR de. Eğer hayır diyemezsen de bana gel, ben sana yardım ederim.

Sanırım buradaki anahtar kelime BEN SANA YARDIM EDERİM. Bazen çocuklar yanlış olduklarını bildikleri bir şeye hayır diyemiyorlar. Bu noktada anne-babalarına kayıtsız şartsız güvenebileceklerini ve onlardan yardım alabileceklerini bilmeleri çok önemli.

Çocuklarımıza cinsel organlarını ne şekilde öğretelim? Gerçek isimleriyle kullanın: Pipi değil Penis. Kuku değil Vajina. Ancak bu size çok garip geliyorsa, yapamıyorsanız, ya da siz yapmanıza rağmen çevreden takma isimleriyle duymaya devam ediyorsa da rahat ettiğiniz şekilde kullanın. Yine de çocuğunuzun, cinsel organlarının gerçek isimlerini bilmesini sağlayın. Ne şekilde kullanmak istediği onun tercihi.

Burada kişisel bir not: Çocuklarımıza “Kızların pipisi yoktur” diye öğretmeyelim lütfen. Cinsel organlarımızın gerçek isimlerini kullanmıyorsak bile, biz kızların da cinsel organları var. “Kızların pipisi YOK” değil, “kızların kukusu/vajinası VAR.” Ona bakarsanız erkeklerin de “kukusu/vajinası YOK.” Pipisi/penisi, kukusu/vajinası olmamak bir eksiklik değil, yaradılış. Teşekkür ederim. (Bu kadar pipi-kuku muhabbetinden sonra sanırım bir kez daha “MEB’in okullarda girişini yasakladığı web siteleri” listesindeki yerimi iyice pekiştirdim)

Çocuklara cinselliği nasıl anlatmalı? Burada birkaç temel nokta var:

  • Kendi değer yargılarınızla çelişmeyecek şekilde (sizin utanç duyduğunuz bir konuyu normalmiş gibi anlatamazsınız)
  • Çocuğunuzun merak ettiği ölçüde (sorduğundan fazlasını anlatmayın, kafası karışır)
  • Kitaplardan ve görsellerden faydalanarak anlatın.

Konuşmaya hazır değilseniz zaman isteyin. Ancak çocuğunuzu başınızdan savmayın, sonra gerçekten konuşun ki o bilgi açlığını gidermek için dış kaynaklara yönelmesin.

Cinsellik hakkinda konusurken

Merak ettiği zaman, merak ettiği kadar. Çocuklara açıklaması zor konularda (sadece cinsellik değil, din, ölüm vs. gibi soyut kavramlar) benimsenmesi gereken formül bu. Fazlası çocuğun kafasını daha da karıştırıyor.

Bebek nasıl dünyaya gelir? Birçok ebeveynin en çok zorlandığı konulardan biri bu. Bebek nasıl oluşur? “Penis ile vajina birleşir” demekten çekiniyoruz çoğumuz. Kaldı ki, küçük yaşta bunu bu şekilde söylemeye gerek de yok zaten. “Babanın tohumları annenin yumurtasıyla birleşir ve bebek oluşur.” Okul öncesi dönemdeki birçok çocuk bu açıklamayla tatmin oluyor.

“Ama nasıl birleşiyor???” diye sorgulamaya başladıkları dönemde ise cinselliğin içine mutlaka ama mutlaka SEVGİ faktörünü katıyoruz: Anneyle baba birbirlerini çok ama çok severler. Aynı yatağın içinde birbirlerine sarılırlar. (Merak eden 8 yaş üzeri çocuklara cinsel birleşme kısmı da anlatılabilir) Burada SEVGİ sözcüğünün geçmesinin önemini defalarca tekrarladı Iraz. Birbirlerini çok severler, bir bebekleri olmasını çok isterler. 

7-9 yaş arası çocukların artık arkadaşlarıyla bu konuyu konuşmaya başladıkları dönemdir. Bu dönemde çocuklarınızla cinsellik konusunda konuşmanız gerekir; nitekim başkalarının anlattığı ve zaman zaman korkutucu olabilecek hikayeler yerine gerçekleri sizden dinlemesi daha önemli.

9-11 yaşlarında artık çocukları -henüz sormadılarsa- karşınıza alıp anlatmak gerekir. Bu tür konuları kızlarla anneleri, erkeklerle de babaları konuşacak diye bir şey yoktur. Babalar kızlarıyla, anneler ise oğullarıyla bu konuları rahatlıkla konuşabilir. Önemli olan ebeveynin kendini rahat hissetmesi ve değer yargılarıyla çelişmemesidir.

12-21

Yetişkinler için ayıp olan birçok konu çocuklar için ayıp değildir. Çocukların cinselliği nasıl algılayacakları bizim onlara nasıl anlattığımızla ilintilidir.

Mahremiyet olgusunu nasıl oluşturmalı, çocuklara nasıl anlatmalı? Özellikle de çocukların annelere yapışık gezdiği, anne-nerede-çocuk-orada felsefesinin ilişkinin temelini oluşturduğu ve tuvalete bile birlikte gidilen bir ilişkinin sonunda çocuklara “mahremiyet” kavramını nasıl anlatmalı? Öncelikle kendi sınırlarınızı bilerek. Siz tuvalete girdiğiniz zaman çocuğunuzun yanınızda olmasını istememe hakkına sahipsiniz ve çocuğunuza da buna saygı duymayı öğretmelisiniz. Öte yandan, çocuğunuzun benzer isteğine de saygı göstermelisiniz.

Iraz bence çok önemli bir şey söyledi — çocuklar sandığımızdan çok daha küçük yaştan itibaren kendi kendilerine yıkanabilirler aslında… Kendi kendine yıkanmak isteyen bir çocuğun bunun üstesinden gelmesi, tertemiz, mis gibi olmasından daha önemli. Varsın çocuğunuz şampuan yapmadan banyodan çıksın. Tek başına yıkandığı zaman ona verdiğiniz “Bu senin bedenin” mesajı onun için çok anlamlı.

Mahremiyet konususunda, “ayıp” kavramını öğretmekle bir şeyi yaptığı için suçlu hissettirmek arasındaki çizgiyi geçmemek lazım. Toplumun kuralları içinde davranmamız gerekli, evet. Ama küçük bir kızın, örneğin bacaklarını açarak oturmasının uygunsuzluğu, onu rencide etmeden öğretmeli… (Hangimiz bunu duymadan büyüdük: Aaaa, koca kız oldun ne biçim oturuyorsun? Topla bakalım bacaklarını!)

Mahremiyet konusunda çok önemli bir gerçek: Mahremiyet sadece cinsellik ya da çıplaklıkla anlatılmaz. Mahremiyet “Burası benim eşiğim, buradan içeri girme” demektir. (Son dönemlerdeki kızlı-erkekli ev tartışmalarının bunca insanın midesini bulandırmasının sebebi de bu olsa  gerek. Benim eşiğimin içine -devlet de olsan- burnunu sokma!)

Bu bizi çok önemli bir noktaya getiriyor: Çocukların eş-dost-akraba, ya da komşu, ya da bakkalın çırağı, ya da minibüs şoförü, kısacası önlerine çıkan herkes tarafından ellenip mıncıklanmaları. “Aaa, bak teyzen seni çok özlemiş, bi öpsün” ya da “Öptürmezsen küserim” türünden sözler çocuğa çok yanlış bir mesaj veriyor: Senin öpülüyor olman büyüklerin vereceği bir karar.

Ne münasebet?! Küçük de olsa, çocuk da olsa kendisini kimin öpeceği, sarılacağı konusundaki kararı kendisi verecek. İsterse annesi-babası olsun, çocuk öpülmek, dokunulmak istemiyorsa uzak durulacak. Aksi takdirde eniştesinin istenmeyen dokunuşlarına, teyze oğlunun sıkıştırmalarına “Hayır dersem bana kızarlar, söylersem bana kimse inanmaz” diyen nesiller yetişiyor. Ve bunu yaşayan da sandığımızdan çok daha fazla…

Peki, biz oldukça sosyal, yakın, kişisel alanların dar olduğu bir toplumuz. Sokakta çocuğumuza dokunan, yanağından makas alan, öpücük konduran insanların çok büyük bir çoğu da bunu kötü niyetle yapmıyor ki?.. Biz “Öpmeyin, yapmayın” dedikçe “Aman bu yeni nesil de ne fena… Sanki de yedik çocuğunu” muamelesiyle karşılaşıyoruz. Ne yapacağız? Dik duracağız. Bir yabancıya, ya da yakınımıza “ayıp olması” mı daha önemli, çocuğumuzun değerli hissetmesi mi? Elbette ikincisi. Memleketteki herkesle tartışmak pahasına da olsa söylememiz gereken şey aynı: Çocuğum öpmenizi istemiyor, lütfen öpmeyin. 

Bazı Sıkça Sorulan Sorular:

Çocuğumun yanında çıplak gezebilir miyim? Bu sizin çıplaklığa bakışınızla ilgili. Rahatsız olduğunuz durumları önlemek hakkınız.

Çocuğumuzla birlikte uyuyabilir miyiz? Yine önce kendi değer yargılarınızı gözden geçirin. Çocuğunuzla birlikte uyumayı neden istiyor(ya da istemiyor)sunuz? Birlikte uyumak kimin ihtiyacı? Çocuğunuzun  mu? Yoksa -örneğin- bütün gün onu özlediğiniz için sizin mi?

Çocuğum mastürbasyon yapıyor! Okul öncesi dönemde bir çocuğun yaptığı mastürbasyonun verdiği haz bir yetişkininkine benzemez. Doğaldır; çocuk hayattan kopma noktasına gelmiyorsa müdahale etmemek gerekir. Çocuk başka hiçbir şeyle ilgilenmemecesine mastürbasyon yapıyorsa bir uzmandan destek almalıdır.

Çocukların yaşıtlarıyla cinsel oyunlar oynaması normaldir. Ancak kendilerinden büyüklerin cinsel oyunlarına maruz kalmaları halinde travmatize olabilirler. Çocuğunuzun yaşıtlarıyla cinsel oyunlar oynadığını fark etmeniz halinde aşırı tepki vermek yerine bunu çocuğunuzu cinsellikle ilgili bilgilendirmek için bir fırsat olarak görün.

Ve cinsel istismar… Okul öncesi dönemde çocukların cinsel tecrübesi yoktur. Çocuklar, tecrübe etmedikleri bir konu hakkında yalan söyleyemezler. Bu dönemde çocuğunuz cinsel hikayeler anlatıyorsa (falanca amca beni kucağına alıp zıplattı, filancak kişi pipisini koluma sürttü) bunlar yüzde %100 doğrudur. Siz çocuğunuza fazla soru sorup aklını karıştırmayın. Sorabileceğiniz herhangi bir yanlış soru bilgi kirliliğine sebep olur. Derhal bir terapistten destek alın.

Sevgili Iraz’ın cinselliği çocuklara açıklamak konusunda yardımcı olmak üzere önerdiği kitaplar var:

Özetle, cinsellik çocuklara verilmesi gereken mesajlar:

  • Bu beden sana ait. Sana istemediğin bir şeyi kimse yapamaz; akrabaların bile… 
  • Sana yapılmasını istemediğin bir şeyi engelleyemezsen bana haber ver. Ben sana yardım ederim.
  • İstenmeyen her dokunuş kötü dokunuştur. 

Mesajlar

 

Bu elzem bilgileri bizlerle paylaşan sevgili Iraz Toros Suman‘a ve organizasyonda emeği geçen tüm HT Hayat ekibine çok teşekkür ederim.

Ve lütfen unutmayalım, hep tekrarlayalım, çocuklarımıza öğretelim: İstenmeyen her dokunuş kötü dokunuştur.

17 Yorum
fold-left fold-right
Blogcuanne hakkında
Blogcu Anne Elif Doğan 2006 doğumlu Deniz’in ve 2010 doğumlu Derin’in annesidir. Lise aşkıyla evlenmiş, birlikte Amerika’ya gitmiş, yaklaşık sekiz sene okuyup, yaşayıp, çalıştıktan sonra Türkiye’ye dönmüştür. Çocuğuna kendisi bakmak için çalışmaya ara vermiş ve "sadece anne olmak"tan bunalınca kendini blog tutarken bulmuştur. O zamandan beri de Blogcu Anne’dir. Daha fazla bilgi için tiklayin...

17 Cevap verilmiş: Hoşlanmadığın her dokunuş kötü dokunuştur

  1. bechis diyor ki:

    harika…ne kadar çok insan okursa o kadar iyi zira toplumda kadının bedeni ayıp cinsellik de tabu bu ise çok fazla soruna yol açıyor…
    net olduğu gibi gerçek öğretme taraftarıyım ben de, kızım kumsalda bütün yaz çıplak gezer, hiç giyinme giyinmeme kıyafet sorunumuz olmadı çünkü kışın isterse çorapsız, yazın isterse donsuz gezebilir bahçede kumsalda ama çok kişi buna ayıp hatta nazar değer gibi nitelendiriyor. Evet beden onun, ben ona tabiki yabancıların asla dokunamayacağını öpemeyeceğini öğrettim. Ama çıplak olunca karşı cinsi de öğreniyor bu doğal geliyor bana.
    Bir diğer hata da bebeklerin pipisini kukusunu poposunu sürekli öpmek diye okumuştum kaldı ki zaten ne öpücem, bebek de olsa onun bedeni ve o da bir insan. Minyatür bir insan diye ısırmak sıkmak olur olmadık yerlerde heryerini öpmek doğru olmaz diye düşünürdüm, velhasıl sizin gibi popüler bir blogger bu tür yazıları paylaşınca farklı kitlelere, kızı olan ama cinselliğin tabu olduğu ailelere, annelere ulaşacağını bilmek içimi rahatlatıyor.
    faydalı bir paylaşım.

  2. Belde Akyol Dilber diyor ki:

    Elif’ çim hem sana hemde Iraz Hanıma bir kere daha teşekkürler…

  3. selcoline diyor ki:

    çok bilgilendirici ve güzel bir yazı olmuş, teşekkürler. 4 yaşındaki kızım sıklıkla bebeğin nasıl olduğu konusunda sorular soruyor. Bu aralar tam ihtiyaç duyduğum yazıydı.

    Cinsel organının adını ben kızıma vajina değil de vulva olarak öğrettim. Bölgenin tamamının adı “vulva” olarak geçiyor “vajina” ise sadece bir bölümünün adı sanki?

  4. ozgen tarikci diyor ki:

    Çok merak ettiğim ancak ankarada olmam dolayısıyla katılamadığım bir seminerdi. Pek çok katılımcı anne notlarını okudum. Açıkçası en bilgilendirici başarılı derlemenin size ait olduğunu belirtmek istedim. Teşekkürler.

  5. Elif diyor ki:

    Nasil güzel ve nasil egitici bir yazi olmus ellerinize, emeginize saglik… Bizde Esimle dün basladik bazi noktalarda uyarmaya zira son derece sosyal bir cocuk ve bazi seyleri onu korkutmadan ne kadar anlatiliri denemeye baslamistik bu bilgilerde ek bir kaynak oldu…Sevgiler…
    Not: cidden MEB’in okullarda yasaklandigi site oldunuzmu yahu??? yuhhh cidden yuhh #direnakil diyorum…

  6. medona diyor ki:

    Yazı için teşekkürler. Oldukça bilgilendirici. Ancak seminerin sunuluş biçimi, bu konuyla ilgili kitaplar, blog yazıları v.s. hep tek tip. Anne ben nasıl oldum, anne ben nereden geldim sorularının cevabı aynı. Anne baba birbirini çok sevdi v.s. sonra sen benim karnımdan çıktın. Ben senin annen oldum. Lütfen ama lütfen. Çocuklara çok çok eksik bilgi veriyorsunuz. Evet çocukların büyük çoğunluğu evlilik kurumunda, karı-koca ilişkisi içinde ve annelerinin karnından çıkar. Kabul . Peki soruyorum. Türkiye’deki tüm aile yapılarına uyan bir cevap mıdır bu?

    1- Tek başına anne olmuş ailelerin çocuklarına, neyi nasıl anlatacaksınız? Bunu diğer çocuklara nasıl anlatacaksınız?
    2- Evli, karı-koca ama evlat edinilen ailelerdeki çocuklara neyi nasıl anlatacaksınız? Sizin bu tek tip cevabınızı öğrenen çocuklar, sizin çocuklarınıza beni annem doğurmadı. Biyolojik annem farklı dediklerinde, düz mantık yürüten çocuğunuz, seni doğurmadıysa o annen değil ki o zaman demezler mi? Derler ve diyorlar. Evlat edinilen çocukları neden yok sayıyorsunuz? Karnından çıkmasa da evlat edinen kadınlar anne olmuyorlar mı? Oluyorlar evet. Bazı çocukların biyolojik annelerinin farklı olabileceğini, ancak karınlarından çıkmasa da pek çok annenin çocuklarını sevgiyle, emekle büyüttüklerini ve elbette onların anne-çocuk ilişkilerinin diğerlerinden farklı olmadığını anlatmayı neden es geçiyoruz.
    3- Bekar ve evlat edinerek oluşan aileler var? Sayıları az diye o aileler ve o çocuklar da mı yok sayılmalı?

    Iraz Toros Suman ve diğer danışman, psikolog, blogger, hatta tüm anneler. Çocukların nasıl oldum, nereden geldim sorularının tek cevap vermeyelim

    Aile kavramının biyolojik anne-baba-çocuk modelinden farklı olabileceğini, anne-baba-çocuk, anne-çocuk veya baba-çocuk ilişkisinin farklı biçimlerde de oluşabileceğini bilerek büyüyen çocukların, birbirlerini yargılamadan çok daha dostça ilişki kurabileceklerini düşünüyorum.

    Herkese sevgiler.

    • blogcuanne diyor ki:

      Şu bir gerçek ki, oğlum bana “ben nasıl oldum?” dediğinde ben ona yukarıdaki gibi anlatacağım: Babanla birbirimizi çok sevdik, vs… Çünkü gerçeği bu. İşin biyolojik açıklaması benim için bu, ve fakat etrafımızdaki evli olmayan arkadaşlarımızdan, eşcinsel arkadaşlarımızdan farklı ilişki türleri, farklı anne-baba-çocuk ilişkileri olduğunu da öğreniyorlar, öğrenmeliler. Haklısınız.

      • medona diyor ki:

        keşke tüm çocuklar bu farklılıklarla büyüse ve doğalıyla, yaşayarak öğrenseler. Çocuklarınız da, arkadaşlarınızın çocukları da, siz de çok şanslısınız :)

  7. saliha diyor ki:

    Teşekkürler Elif hnm , bu konuyla alakalı pedagog Adem Güneş ‘in Çocuklarda Mahremiyet Eğitimi adlı bir kitabı var . Ben okumuştum ; çok istifade ettim ve mutlaka tavsiye ederim. Sizin notlarınıza benzer ifadelerde yer alıyor . Hatta bir blok yazarı kitabı epey detaylı anlatmış. Dileyen bilgi edinebilir. http://sormabulmadunyasi.blogspot.com/search?q=%C3%A7ocuklarda+mahremiyet+

  8. Ahu diyor ki:

    Merhaba Elif, seminer bilgileri için çok teşekkürler. Ben bu tip seminerleri genelde senşn yazılarından öğreniyorum, aslında önceden haberdar olabildiğim takdirde seminerlere bizzat kendim de kaltılmak istiyorum. Genelde seminerlerden nasıl haberdar oluyorsun? Blogunda gelecek seminerlerden bizi de haberdar etsen, ne dersin :)

Trackbacks for this post

  1. Anne Ben Nereden Geldim 1- Cinsellik, Ergenlik, Özdeşim | Bir yolculuktur annelik
  2. Anne Ben Nereden Geldim 2- Mahremiyet, Cinsel İstismar | Bir yolculuktur annelik

Bu yazıya yorum bırakın

Bu kategoride Çoluk Çocuk (29 / 416 makale)
Saat2


Olmaz ya, annelik üzerinden not alıyor olsaydık eğer, teknik konular değerlendirmesinde, iyilerin başında "uyku" konusu gelirdi. Bu konuda hiiiiç burnumdan ...